Sosyal Bilimler Enstitüsü / Social Sciences Institute
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1394
Browse
4 results
Search Results
Item Mimarlığın moda ile ilişkisi bağlamında giyilebilir mekânların ortak kavramlar çerçevesinde incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Bolat, Melis; Türkdemir, PınarBu araştırmada moda, mimarlık ve giyilebilir mekânların ilişkileri ortak kavramlar çerçevesinde farklı örneklere yer verilerek değerlendirilmiştir. Moda, mimarlık ve giyilebilir mekanlar, form, hacim, silüet, renk, doku ve çizgi gibi ortak kavramlar çerçevesinde etkileşim halindedir. Moda ve mimarlık arasındaki ilişki, yaratıcı disiplinlerin birbirinden beslenerek ortak bir dil oluşturduğu bir alanı temsil eder. Moda, mimarlıkla birlikte mekânın şekillendirilmesinde önemli bir rol oynayabilir, mimari ise moda tasarımlarında ilham kaynağı olarak kullanılabilir. Giyilebilir mekanlar ise insan bedenini taşıyabilecek şekilde tasarlanmış, fonksiyonel ve taşınabilir yaşam alanlarıdır. Bu mekanlar, modanın ifade gücünü artırırken, mimarlıkla birlikte estetik ve işlevsel bir bütünlük sağlar. Moda ve mimarlık arasındaki yakın ilişki, tasarım disiplinlerinin birbirinden etkilendiği ve birlikte dönüştüğü birçok projede görülebilir. Örneğin, Projection Map for Audi, Hakanai ve Smoke Dress gibi projelerde, mimari formların giyilebilir mekanlara dönüştüğü ve görsel etkileşimin moda tasarımlarına yansıdığı gözlemlenmiştir. Diğer yandan, Wearable Tent, Pika-Monuments ve Son-O-House gibi projelerde, giyilebilir mekanlar doğrudan kullanıcıların taşınabilir yaşam alanlarına dönüşerek fonksiyonel bir rol üstlenmiştir. Ayrıca, Haute Couture, Persona, Strata ve Returning The Gaze gibi projelerde, moda ve mimarlık arasındaki sınırlar bulanıklaşarak, bedenin şekillendirilmesi ve ifadesi üzerinde odaklanılmıştır. Occult Us ve Baroque Architecture ise tarihsel referanslarla özgün bir tarz sunarak moda ve mimarlık arasındaki geçmiş bağlantıları yansıtmaktadır. Son olarak, Airplane Dress ve 11:11 gibi projelerde, teknolojinin giyilebilir mekanlar üzerindeki etkisi ve dönüştürücü gücü vurgulanmıştır. Bu projeler, moda, mimarlık ve giyilebilir mekanların etkileşimini ve ortak kavramlarını keşfederken, disiplinler arası bir yaklaşımı temsil etmektedir. In this research, the relationships and common concepts of fashion, architecture, and wearable spaces have been evaluated in the context of their historical development. Fashion, architecture, and wearable spaces interact around common concepts such as aesthetics, functionality, and user experience. The relationship between fashion and architecture represents a field where creative disciplines nourish each other, forming a common language. Fashion can play a significant role in shaping space along with architecture, while architecture can serve as a source of inspiration in fashion design. Wearable spaces are functional and portable living areas designed to accommodate the human body. These spaces enhance the expressive power of fashion and establish an aesthetic and functional coherence with architecture. The close connection between fashion and architecture can be observed in many projects where design disciplines influence and transform each other. For instance, projects like "Projection Map for Audi," "Hakanai," and "Smoke Dress" demonstrate how architectural forms transform into wearable spaces and visual interactions reflect in fashion designs. On the other hand, projects like "Wearable Tent," "Pika-Monuments," and "Son-OHouse" directly turn wearable spaces into portable living areas, assuming a functional role. Moreover, projects like "Haute Couture," "Persona," "Strata," and "Returning The Gaze" blur the boundaries between fashion and architecture, focusing on the shaping and expression of the body. "Occult Us" and "Baroque Architecture" reflect historical connections between fashion and architecture by presenting an original style with historical references. Finally, projects like "Airplane Dress" and "11:11" emphasize the impact and transformative power of technology on wearable spaces. These projects represent an interdisciplinary approach, exploring the interaction and common concepts of fashion, architecture, and wearable spaces.Item Sürdürülebilir bir atık değerlendirme yöntemi olarak Kırkyama/Patchwork ve çağdaş koleksiyon tasarımı(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Biçer, Berna; Türkdemir, PınarBu tez çalışması, moda endüstrisinde sürdürülebilirlik, atık yönetimi ve kültürel miras konularına odaklanarak, geleneksel kırkyama (patchwork) tekniğinin çağdaş moda tasarımlarında nasıl kullanılabileceğini araştırmaktadır. Hızlı modanın ve aşırı tüketimin yarattığı olumsuz çevresel etkiler, tekstil atıkları ve hammaddelerin sürdürülemez kullanımı gibi sorunlar, moda endüstrisinin sürdürülebilir çözümler aramasına neden olmuştur. Bu bağlamda, kırkyama tekniği hem kültürel mirası koruyan hem de atık malzemeleri değerlendiren yenilikçi bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Tezde, sürdürülebilirlik kavramının tarihsel gelişimi incelenmiş, sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları ele alınmış, moda endüstrisinde kullanılan sürdürülebilir uygulamalar detaylandırılmıştır. Kırkyama tekniği, bir ileri dönüşüm yöntemi olarak, geçmişten günümüze tarihsel olarak incelenmiş, tekniğin farklı kültürlerde nasıl uygulandığı ve günümüz çağdaş moda tasarımcılarının kırkyamayı nasıl kullandığı araştırılmıştır. Özellikle, kırkyamanın estetik, kültürel ve pratik boyutları detaylandırılmıştır. Çalışmada, araştırmacının ailesinin üç nesil kadınlarının kırkyama tekniği ile yapılan çalışmaları incelenmiş, dördüncü nesil olan araştırmacının koleksiyon çalışması ise tezin bulgularında sunulmuştur. Bu inceleme, kırkyamanın nesilden nesile nasıl aktarıldığını ve her neslin bu teknikle nasıl yenilikler getirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda, geleneksel kırkyama tekniklerinin modern moda tasarımında nasıl kullanılabileceği ve kültürel mirasın korunması konusundaki önemi vurgulanmıştır. Çalışmanın amacı, kırkyama tekniği ile oluşturulan yaratıcı bir giysi koleksiyonu aracılığıyla sürdürülebilirlik bağlamında atık değerlendirme yöntemlerini ve kültürel mirasın korunmasını literatüre katkı sağlayacak şekilde irdelemektir. Nitel bir araştırma olan tezin yöntemi eylem araştırması olarak tasarlanmış, tez sürecinde yapılan araştırma ve uygulamalar eylem araştırması doğrultusunda ilerlemiştir. Elde edilen araştırma verileriyle koleksiyonun ilham ve hikâye kolajı hazırlanmış, yüzey çalışmaları yapılmış, fikir çizimleri ardından model geliştirilmiştir. Moda endüstrisinde sürdürülebilir uygulamalardan “yeniden tasarım” ilkesiyle hareket edilerek geleneksel dar dokuma Anadolu göynekleri baz alınmış ve “ileri dönüşüm” tekniği kırkyama ile birleştirilerek altı adet kadın giyiminden oluşan kapsül bir koleksiyon tasarlanmıştır. Hazırlanan koleksiyonda, farklı kültürel unsurlar crazy tekniğinden ilhamla bir araya getirilerek estetik açıdan zengin bir tasarım örneği sunmak hedeflenmiştir. Sonuç olarak, çalışmada geleneksel kırkyama tekniklerinin modern moda tasarımında nasıl uygulanabileceği ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda nasıl değer yaratılabileceği gösterilmiştir. Bu çalışmanın, moda endüstrisi, kültürel mirasın korunması, sürdürülebilirlik konularında önemli katkılar sağlayacağı, ayrıca hem tasarımcılarına hem de tasarımcı adayı öğrencilere yol gösterici olacağı düşünülmektedir. This thesis focuses on sustainability, waste management, and cultural heritage in the fashion industry, investigating how the traditional patchwork technique can be utilized in contemporary fashion design. The negative environmental impacts of fast fashion and excessive consumption, such as textile waste and the unsustainable use of raw materials, have prompted the fashion industry to seek sustainable solutions. In this context, the patchwork technique emerges as an innovative method that both preserves cultural heritage and repurposes waste materials. The thesis examines the historical development of the concept of sustainability, addressing its economic, social, and environmental dimensions, and details sustainable practices employed in the fashion industry. Patchwork, as an upcycling method, has been historically analyzed from past to present, exploring how the technique has been applied in different cultures and how contemporary fashion designers utilize patchwork. The aesthetic, cultural, and practical aspects of patchwork are particularly detailed. The study examines the works of three generations of women in the researcher’s family using the patchwork technique, with the fourth generation, represented by the researcher’s collection, presented in the findings. This examination demonstrates how patchwork is transmitted from generation to generation and how each generation brings innovations to the technique. In this context, the importance of using traditional patchwork techniques in modern fashion design and preserving cultural heritage is emphasized. The purpose of the study is to scrutinize waste evaluation methods and the preservation of cultural heritage in the context of sustainability through a creative clothing collection created with the patchwork technique, contributing to the literature. The qualitative research method of the thesis is designed as action research, with the research and practices conducted during the thesis process progressing in line with action research. The research data obtained led to the creation of the collection’s inspiration and story collage, surface studies, concept sketches, and model development. Based on the “redesign” principle from sustainable practices in the fashion industry, traditional narrow-woven Anatolian shirts were taken as a basis, and an upcycling technique was combined with patchwork to design a capsule collection consisting of six women's garments. In the prepared collection, different cultural elements were brought together with inspiration from the crazy technique to present an aesthetically rich design example. In conclusion, the study demonstrates how traditional patchwork techniques can be applied in modern fashion design and how value can be created in line with sustainability goals. This study is expected to make significant contributions to the fashion industry, cultural heritage preservation, and sustainability, as well as provide guidance to both designers and design students.Item İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarından eğitim ve geliştirmenin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracı rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Gizem, Ergintürk Kahraman; Mehmet, ÇakarBu çalışma, insan kaynakları yönetimi uygulamalarından eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin, çalışanların işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracı rolünün belirlenmesi amacı için gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, çalışmanın geneline ilişkin giriş bölümü sunulduktan sonra, çalışmanın ikinci bölümde tezin bağımlı değişkeni olarak işten ayrılma niyeti incelenmiştir. Akabinde insan kaynakları uygulamalarına değinilmiş olup, bu bölümde ise tezin bağımsız değişkeni olan insan kaynakları uygulamalarından eğitim ve geliştirme faaliyetlerine detaylıca yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde tezin aracı değişkeni olan örgütsel bağlılıktan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümü içinde yer alan örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler alt başlığı altında ise, tezin düzenleyici değişkenleri olan ücret ve deneyime açıklık faktörlerine yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise tez çalışması sürecinde yapılan anketin sonuçlarından elde edilen verilere göre hipotezler kurulmuş ve yapılan istatistiksel hesaplamalarla hipotezlerin doğruluğu incelenmiştir. Araştırma için hazırlanan anket çalışması savunma sanayi sektöründe çalışan ve Ankara’da bulunan 460 beyaz yakalı işgörene Google Forms aracılığı ile iletilmiştir. Toparlanan cevaplarda 460 kişiden 352 kişinin örgütü tarafından bir eğitim programına tabi tutulduğu saptanmıştır. Bu kişilere yöneltilen soruların neticesinde alınan cevaplardan sonra araştırılan konu hakkında detaylı bulgular elde edilmiştir. This study was carried out to determine the mediating role of organizational commitment in the effect of training and development activities, one of the human resources management practices, on employees' turnover intentions. In the first part of the study, the introduction part is given. In the second part, intention to leave the job as an dependent variable of the thesis was examined. Subsequently, human resources practices were mentioned, and in this section, training and development activities from human resources practices, which are the independent variables of the thesis, are given in detail.In the fourth part of the study, organizational commitment, which is the mediating variable of the thesis, is included. In the fourth chapter, under the sub-title of factors affecting organizational commitment, wage and openness to experience factors, which are the regulatory variables of the thesis, are included. In the fifth chapter, hypotheses were established according to the data obtained from the results of the survey conducted during the thesis study and the accuracy of the hypotheses was examined with the statistical calculations made. The questionnaire for the research was sent to 460 employees in Ankara working in the defense industry sector via Google Forms. In the collected answers, it was determined that 352 people out of 460 were subjected to a training program by the organization. After the answers to the questions posed to these people, findings were obtained about the researched subject.Item Giuseppe Verdi’nin Nabucco ve La Battaglia di Legnano başlıklı ulusalcı operalarının italya’daki ‘Risorgimento’ sürecine etkilerinin incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Nazlı Oya, Sümer; Mahmut Kamerhan, TuranOpera sanatı Romantik Dönemde kitle iletişim aracına dönüşmüş, tüm sosyal sınıfların bir araya gelmesine vesile olarak sosyal yaşamda sınıflar arası farkı bir bakıma kapamıştır. Ulus kavramının getirdiği ortak vizyonu ve hayalleri sahnede temsil yoluyla somutlaştırarak kitleye bir çeşit alternatif evren yaratmış, duygularını su yüzüne çıkarmaya neden olmuştur. Giuseppe Verdi’nin Nabucco ile La Battaglia di Legnano operaları da henüz siyasi birliğini tamamlayamamış İtalyan halkın bağımsızlık için harekete geçmesine vesile olmuştur. Tarihçiler, operanın tarihi anlamada ne gibi bir rolü olduğu sorusuna eğilirken müzikologlar opera eserlerinin ve temsillerinin sosyal ve tarihsel çerçevenin doğrudan etkisi altında yazıldığı görüşündedirler. Sanatın siyasi tarihteki önemli rolünü çözümleyebilmek için tarihçiler ile müzikologların birlikte çalışması gereklidir. Disiplinler arası araştırmada bulunmak, müziğin, opera metninin nelerden etkilendiğini, izleyici tarafından ne kadar ve ne yönde kabul gördüğünü, nerelerde temsillerinin yapıldığını, dönemin yönetimi ve politik gayelerini ortaya koymak bu rolü çözümleyebilmek için esastır. Operanın biçimsel özellikleri ve sembolizm, aktivistlerin kültürel nesneleri siyasallaştırarak yorum inşası ve dayatması için kullandığı kaynaklardan biridir. Risorgimento süreci de bu şekilde ilerlemiştir. The art of opera turned into a mass communication media in the Romantic Period. It closed the gap between classes in social life by conducive to the coming together of all social classes. By embodying the common vision and dreams brought by the concept of nation through representation on the stage, the opera created an alternative universe for the audience, causing their feelings to stir. Giuseppe Verdi's Nabucco and La Battaglia di Legnano operas aided the Italian people metaphorically, who had not yet completed their political union, to take action for their independence. While historians address the question of what role opera plays in understanding history, musicologists are more intrigued in if opera works and performances were written under the direct influence of social and historical context. In order to analyse the important role of art in political history, historians and musicologists should cooperate with their studies. It is essential to make interdisciplinary research, to reveal in what way and how much the music and the text are influenced by, in what way they are accepted by the audience, where they are represented, and to reveal the governance and political goals of the period. The formal features and symbolism of the opera are two of the resources that activists use to construct and impose interpretation by politicizing cultural objects. This is also how the Risorgimento process proceeded.