Başkent Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
Başkent Üniversitesi DSpace, üniversitemiz tarafından doğrudan veya dolaylı olarak yayınlanan kitap, makale, tez, bildiri, rapor ve araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar. Bu sistem, üniversitemizin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak amacıyla telif haklarına uygun olarak Açık Erişim imkanı sağlar.
Başkent Üniversitesi Kütüphanesi için tıklayınız..

Communities in DSpace
Select a community to browse its collections.
Recent Submissions
Dijital liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde çalışan yaratıcılığı ve dijital teknolojilere yönelik tutumun aracı rolü
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Çetin Susuz, Hande; Kırkbeşoğlu, Erdem
İş dünyası teknolojik yenilikler ve dijital dönüşümün etkisiyle köklü bir değişim süreci
içindedir. Bu bağlamda iş dünyasında dijital liderlik, teknolojik yetkinliklerin yanı sıra,
değişimi yönlendirme, inovasyonu teşvik etme, yenilikçi iş davranışlarını destekleme ve
takımları motive etme becerilerini de içeren bir liderlik yaklaşımı olarak yerini almaktadır.
Bu liderlik tarzı, organizasyonların dijital dönüşüm sürecinde başarıya ulaşmalarını
sağlarken, çalışanların yaratıcı ve yenilikçi davranışlarını da güçlendirir. Tezin amacı, dijital
liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde çalışan yaratıcılığı ve dijital teknolojiye yönelik
tutumunun aracı rolünün araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini Ankara ilindeki bilgi
teknolojileri firmaları, örneklemini ise firmalarda görev yapmakta olan 337 çalışan
oluşturmaktadır. Araştırma verileri SPSS 25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir.
Elde edilen bulgular incelendiğinde, dijital liderliğin yenilikçi iş davranışı üzerinde
doğrudan etkisi, çalışan yaratıcılığı ile dijital teknolojilere yönelik tutumun ise aracı etkisinin
olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, çalışan yaratıcılığının dijital liderlik ile
yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkide, çalışanların dijital teknolojiye yönelik tutumlarına
göre daha güçlü bir aracı rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, organizasyonların
dijital dönüşüm süreçlerinde çalışanların yaratıcılığını destekleyici bir iş ortamı oluşturarak,
yenilikçi iş davranışlarını teşvik etmede önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı
zamanda dijital liderlerin çalışanların yaratıcılığını geliştirmeye yönelik uygulamaları
benimsemeleri, organizasyonların rekabet avantajını artırmada önemli bir strateji olarak
değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. The business world is undergoing a profound transformation driven by technological
innovations and digital transformation. In this context, digital leadership in the business
world has emerged as a leadership approach that encompasses not only technological
competencies but also the ability to drive change, foster innovation, support innovative work
behaviors, and motivate teams. This leadership style not only ensures the success of
organizations in their digital transformation processes but also strengthens employees'
creative and innovative behaviors. The aim of this thesis is to investigate the mediating role
of employee creativity and attitudes toward digital technology in the impact of digital
leadership on innovative work behavior. The research populat ion consists of information
technology companies in Ankara, while the sample includes 337 employees working in these
firms. The research data were analyzed using the SPSS 25 statistical program.
The findings indicate that digital leadership has a direct impact on innovative work behavior,
while employee creativity and attitudes toward digital technology play a mediating role in
this relationship. Furthermore, it was found that employee creativity serves as a stronger
mediator in the relationship between digital leadership and innovative work behavior
compared to employees' attitudes toward digital technology. This highlights the importance
of creating a work environment that supports employee creativity in promoting innovative
work behaviors during digital transformation processes. Additionally, it was concluded that
adopting practices aimed at enhancing employees' creativity could be considered a
significant strategy for digital leaders in increasing organizational competitive advantage.
Racial identity through a trauma based approach in passing (1929) by nella larsen and the vanishing half (2020) by brit bennett
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Keçeli, Gizem; Kırpıklı, Deniz
This thesis analyzes the theme racial discrimination in Nella Larsen’s Passing (1929) and
Brit Bennett’s The Vanishing Half (2020) through the lens of trauma theory. The aim of this
study is to shed light on the significant effects of racial trauma on the psychological makeup
of individuals and the dynamics of communities within these literary works by closely
examining the lived experiences and psychological dynamics of characters negotiating racial
identity and social expectations. Utilizing multidisciplinary frameworks from the disciplines
of psychology and literary criticism, a qualitative textual analysis methodology to investigate
the complex ways in which racial trauma is manifested throughout the experiences of the
main characters is provided. The intricacies of racial classification, intergenerational trauma,
identity formation, and racial passing are among the main subjects that are examined. The
theoretical framework of racial trauma offers a critical perspective to study the characters’
psychological struggles, interpersonal relationships, and societal boundaries. Thus, the
ongoing consequences of systematic racism on individual consciousness by examining the
ways that historical legacies of racial oppression resonate through the narratives are clarified.
Additionally, in this study, how Larsen and Bennett illustrate the complex aspects of racial
trauma using literary devices including narrative structure, characterization, and symbolism
is analyzed. To this end, this study demonstrates the many yet related ways in which these
writers address the legacy of racial injustice through close readings and comparative
analysis. To sum up, fresh perspectives on the intricacies of racial identity construction to
the larger discourse about race, trauma, and literature are added in this study. Through the
application of a racial trauma theoretical framework to these literary texts, this study aims to
shed light on the agency and resilience of individuals navigating these dangerous
environments while also contributing to a deeper understanding of the deep and frequently
unseen wounds caused by systemic racism. Bu tez, Nella Larsen'in Passing (1929) ve Brit Bennett'in The Vanishing Half (2020) adlı
eserlerindeki ırk ayrımcılığı temasını travma teorisi merceğinden incelemektedir. Bu
çalışmanın amacı, ırksal kimlik ve toplumsal beklentileri müzakere eden karakterlerin
yaşadıkları deneyimleri ve psikolojik dinamiklerini yakından inceleyerek, ırksal travmanın
bu edebi eserlerdeki bireylerin psikolojik yapıları ve toplulukların dinamikleri üzerindeki
önemli etkilerine ışık tutmaktır. Psikoloji ve edebiyat eleştirisi disiplinlerinden
multidisipliner çerçeveler kullanılarak, ırksal travmanın ana karakterlerin deneyimleri
boyunca ortaya çıktığı karmaşık yolları araştırmak için nitel bir metin analizi metodolojisi
sunulmaktadır. Irksal sınıflandırmanın incelikleri, nesiller arası travma, kimlik oluşumu ve
ırksal geçiş, incelenen başlıca konular arasında yer alıyor. Irksal travmanın teorik çerçevesi,
karakterlerin psikolojik mücadelelerini, kişilerarası ilişkilerini ve toplumsal sınırları
incelemek için eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Böylece, ırksal baskının tarihsel miraslarının
anlatılarda nasıl yankılandığı incelenerek sistematik ırkçılığın bireysel bilinç üzerindeki
süregelen sonuçları açıklığa kavuşturulmaktadır. Ayrıca bu çalışmada, Larsen ve Bennett'in
anlatı yapısı, karakterizasyon ve sembolizm gibi edebi araçları kullanarak ırksal travmanın
karmaşık yönlerini nasıl gösterdikleri analiz edilmektedir. Bu amaçla, bu çalışma, yakın
okumalar ve karşılaştırmalı analizler yoluyla bu yazarların ırksal adaletsizlik mirasını ele
aldıkları birçok ama birbiriyle ilişkili yolu göstermektedir. Özetle, bu çalışmada ırk, travma
ve edebiyat hakkındaki daha geniş söyleme ırksal kimlik inşasının inceliklerine dair yeni
perspektifler eklenmiştir. Irksal travma teorik çerçevesinin bu edebi metinlere uygulanması
yoluyla bu çalışma, bu tehlikeli ortamlarda gezinen bireylerin eylemliliklerine ve
dayanıklılıklarına ışık tutmayı ve aynı zamanda sistemik ırkçılığın neden olduğu derin ve
sıklıkla görünmeyen yaraların daha derin bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmayı
amaçlamaktadır.
Observational test of R 2 spacetimes with the S2 star in the Milky Way Galactic Center
(Başkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2024-08-06) Yan, Jian-Ming; Zhu, Tao; Azreg-Ainou, Mustapha; Jamil, Mubasher; Nguyen, Hoang Ky
A novel class of vacuum metrics expressible in analytical form was recently found for pure 7Z2 2 gravity, based on a groundwork put forth by Buchdahl in 1962. These Buchdahl-inspired solutions offer a practical framework for testing 7Z2 2 gravity through empirical observations. Within a subclass of asymptotically flat Buchdahl-inspired vacuum spacetimes, we identified a parameter E measuring the deviation from the classic Schwarzschild metric, which corresponds to E = 0. In this paper, we employ observational data from the S2 star's orbit around Sgr A* in the Milky Way galactic center and perform Monte Carlo Markov Chain simulations to probe the effects of the new metrics on the orbit of the S2 star. Our analysis presented herein reports a range at 95% confidence level on the deviation parameter as E is an element of (-0.6690, - 0.6690, 0.4452). While no decisive evidence either in favor or in disfavor of the asymptotically flat Buchdahl-inspired spacetimes has been achieved, the obtained bound is compatible with the tighter results using other data of different nature as recently reported in Eur. Phys. J. C 84 (2024) 330. As a meaningful test probing into a strong-field regime, our present study calls for further observations with prolonged period and improved accuracy in order to tighten the bound for E using the S2 star orbit.
Elektrik satım sözleşmlerine uygulanacak hukuk
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ünalan, Bengisu; Çörtoğlu Koca, Sema
Bu tez çalışmasının amacı, yabancılık unsuru içeren elektrik satım sözleşmelerinin
milletlerarası özel hukuk ve uluslararası ticaret hukuku bakımından incelenmesidir.
Küreselleşen dünya ekonomisi içerisinde elektrik enerjisi, yalnızca teknik ve ekonomik bir
meta değil, aynı zamanda hukuki düzenlemelerin ve uluslararası iş birliklerinin merkezinde yer
alan stratejik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Özellikle farklı devletlerde yerleşik bulunan
taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, uygulanacak hukuk, yargı yetkisi, sözleşmenin
geçerliliği ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri bakımından çeşitli sorunları gündeme
getirmektedir.
Çalışmanın birinci bölümünde elektrik enerjisinin hukuki niteliği, elektrik satım
sözleşmelerinin tanımı, türleri ve bu sözleşmelere uygulanacak ulusal ve uluslararası
düzenlemeler ele alınmıştır. Özellikle ikili anlaşmaların elektrik piyasasında taşıdığı önem ve
Türk hukukundaki yeri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise, MÖHUK hükümleri ışığında
sözleşmelere uygulanacak hukukun belirlenmesi, tarafların hukuk seçimi serbestisi, seçim
yapılmadığı hallerde objektif bağlama kuralları, kamu düzeni ve doğrudan uygulanan kurallar
gibi hususlar kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Bunun yanında, Milletlerarası Mal Satımına
İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) düzenlemelerinin elektrik satım sözleşmelerine
etkisi irdelenmiştir.
Sonuç olarak, yabancılık unsuru taşıyan elektrik satım sözleşmeleri, hem ulusal hukuk
sistemleri hem de uluslararası enerji hukuku açısından çok boyutlu bir incelemeyi zorunlu
kılmaktadır. Bu bağlamda, hukuki belirsizliklerin giderilmesi, tarafların menfaatlerinin
dengelenmesi ve uluslararası ticarette öngörülebilirliğin artırılması için, hukuk seçimi
mekanizmalarının etkin şekilde uygulanması ve uyuşmazlık çözüm yollarının güçlendirilmesi
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. The primary aim of this thesis is to examine electricity sales contracts containing a
foreign element within the framework of private international law and international trade law.
In the context of a globalized economy, electricity is not merely a technical or economic
commodity, but also a strategic asset situated at the intersection of legal regulations and
international cooperation. Particularly in contracts concluded between parties established in
different states, questions concerning applicable law, jurisdiction, contractual validity, and
methods of dispute resolution arise as significant legal challenges.
The first chapter of the study explores the legal nature of electricity, the definition and
classification of electricity sales contracts, and the relevant national and international regulatory
frameworks. Special emphasis is placed on bilateral agreements and their role in the electricity
market under Turkish law. The second chapter addresses the determination of applicable law in
light of the provisions of the Turkish Code on Private International and Procedural Law
(MÖHUK), the scope of party autonomy in the choice of law, objective connecting factors in
the absence of such choice, and the limitations posed by overriding mandatory rules and public
policy. Moreover, the impact of the provisions of the United Nations Convention on Contracts
for the International Sale of Goods (CISG) on electricity sales contracts has been examined.
In conclusion, electricity sales contracts with a foreign element require a
multidimensional approach that combines both national legal systems and the principles of
international energy law. To enhance legal certainty, balance the interests of the contracting
parties, and increase predictability in international trade, it is argued that choice-of-law
mechanisms should be applied more effectively and that dispute resolution methods—
particularly arbitration—should be further strengthened.
Türkiye’de Alevi-Bektaşi kültürünün ve sembollerinin cemevlerinde iç mekâna yönelik ifade biçimleri
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ulucan, Fatma Buse; Güner Aktaş, Gözen
Bu çalışma, Türkiye'deki Alevi-Bektaşi kültürünün ve sembollerinin cemevlerinin iç
mekânlarındaki mekânsal yansımalarını incelemektedir. Araştırma, Alevi-Bektaşi
topluluğunun kültürel, sosyal ve davranışsal değerlerinin cemevlerinin tasarımı ve
düzenlenmesinde nasıl somutlaştığını araştırmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Alevi-
Bektaşi inançlarından, ritüellerinden ve davranış kodlarından oluşan sembolik değerlerin
cemevlerinde mekânsal olarak nasıl ifade edildiğini anlamaktır. Çalışmada yorumlayıcı
fenomenolojik bir yöntem benimsenmiş; literatür taramaları, saha gözlemleri ve sözlü
görüşmelerle veri toplanmıştır. Ankara’da gerçekleştirilen saha çalışmaları kapsamında,
dede, zakir, semahçı, cemevi kullanıcıları ve yöneticilerle görüşülmüştür. Analizlerde,
Alevi-Bektaşi kültüründe önemli yer tutan sayı, hayvan ve renk gibi sembol kodları; "Dört
Kapı, Kırk Makam" öğretisi ve cem ritüeli gibi kavramlar değerlendirilmiştir. Elde edilen
bulgular, cemevlerinin iç mekân tasarımının Alevi-Bektaşi kültürel sembollerine
dayandığını ve bu sembollerin bireylerin davranışları ve topluluk içindeki etkileşimleriyle
uyumlu bir şekilde mekânsal düzene yansıdığını ortaya koymaktadır. Örneğin, On İki İmam'ı
temsil eden on iki yapısal elemanın kullanımı veya belirli renk ve motiflerin mekânda
işlevsellik ile sembolizmi bir araya getirmesi, topluluğun davranış kodlarını mekânsal
ifadeye dönüştürdüğünü göstermektedir. Ayrıca, cemevlerinin yalnızca ritüellerin
gerçekleştirildiği yerler olmadığı, aynı zamanda bireylerin sosyal ve kültürel kimliklerini
ifade ettikleri ve toplulukla etkileşim kurdukları alanlar olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma,
cemevlerinin mekânsal ve sembolik boyutlarını inceleyerek, mekânın davranışlar ve kültürel
kodlarla nasıl şekillendiğine dair kapsamlı bir anlayış sunmaktadır. Bulgular, özellikle dinsel
ve topluluk mekânlarının kültür-davranış-mekân ilişkisi bağlamında değerlendirilmesine
yönelik özgün katkılar sağlamaktadır. This study examines the spatial reflections of the Alevi-Bektashi culture and its symbols in
the interior spaces of cemevis (Alevi worship centers) in Turkey. It investigates how the
cultural, social, and behavioral values of the Alevi-Bektashi community are embodied in the
design and organization of cemevis. The primary aim of the study is to understand how
symbolic values, derived from Alevi-Bektashi beliefs, rituals, and behavioral codes, are
spatially expressed within cemevis. An interpretative phenomenological approach was
adopted in the study, with data collected through literature reviews, field observations, and
oral interviews. Fieldwork conducted in Ankara involved interviews with dedes (spiritual
leaders), zakirs (musicians), semah performers, and cemevi users and administrators. The
analysis focused on symbolic codes significant in Alevi-Bektashi culture, such as numbers,
animals, and colors, as well as concepts like the "Four Gates and Forty Stations" teaching
and the cem ritual. The findings reveal that the interior design of cemevis is deeply rooted
in Alevi-Bektashi cultural symbols and that these symbols are harmoniously integrated into
the spatial organization to reflect the community's behavioral codes and interactions. For
example, the use of twelve structural elements representing the Twelve Imams, or the
incorporation of specific colors and motifs that merge functionality with symbolism,
demonstrates how the community's behavioral codes are translated into spatial expression.
Furthermore, the study identifies that cemevis are not merely places for performing rituals
but also serve as spaces where individuals express their social and cultural identities and
interact with their community. By examining the spatial and symbolic dimensions of
cemevis, this study provides a comprehensive understanding of how space is shaped by
behaviors and cultural codes. The findings offer unique contributions, particularly in
evaluating religious and communal spaces within the context of the culture-behavior-space
relationship.