Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Health Science Institute

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1393

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Item
    Lisanslı kadın voleybolcularda vücut kompozisyonunun duygusal ve sezgisel yeme alışkanlıklarına etkisinin belirlenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Yıldızoğlu, Ekin; Özdemir, Merve
    Bu araştırma lisanlı voleybolcuların yeme alışkanlıklarının duygusal ya da sezgisel olarak belirlenmesini, fiziksel ve kondisyonel durumlarını etkileyebilecek vücut kompozisyonunun, sezgisel ve duygusal yeme alışkanlıklarına etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Aralık 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Türkiye Voleybol Federasyonu’na bağlı olarak 2. ligde yer alan ve üniversite liginde yer alan kadın voleybol takımlarından 44 voleybolcu ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması için voleybolculara yüz yüze uygulanan anket ile sosyodemografik bilgileri, voleybol kariyerleri, hastalık durumu, sporcu ergojenik desteği veya besin takviyesi kullanımı, geçmiş beslenme eğitimi varlığı, günlük beslenme alışkanlıkları, spor ve beslenme ilişkisi ve duygu durum ve beslenme ilişkisi hakkındaki düşüncelerinin sorulmasıyla gerçekleşmiştir. Voleybolcuların sezgisel yeme düzeylerinin tespit edilmesi için Sezgisel Yeme Ölçeği (IES-2); duygusal yeme düzeylerinin tespit edilmesi için Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) kullanılmıştır. Voleybolcuların vücut kompozisyonlarının belirlenmesi amacıyla vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel ve kalça çevresi ve deri kıvrım kalınlığı gibi antropometrik ölçümler araştırmacı alınmıştır. Voleybolcuların yaş ortalamaları 21.1±3.53 yıldır ve ortalama vücut ağırlığı 63.9±8.18 kg, boy uzunluğu 175.9±7.26 cm, beden kütle indeksi (BKİ) değerleri 20.6±2.10 kg/m2, vücut yağ oranı %22.6±10.10 olarak bulunmuştur. Vücut yağ oranının sezgisel yeme ölçeği toplam puanlarına anlamlı bir etkisi olmadığı (p>0.05); yalnızca sezgisel yeme alt faktörlerinden fiziksel sebeple yeme izni (t= -2.945, p<0.05) düzeylerinde vücut yağ oranının anlamlı etkisi olduğu; vücut yağ oranındaki bir birimlik artışın fiziksel sebeple yeme izni düzeyinde 0.275 birimlik bir azalışa neden olacağı belirlenmiştir. Vücut yağ oranının, BGÖ alt faktörleri olan besin mevcudiyeti (t=2.701, p<0.05), besinin tadına bakılması (t=2.407, p<0.05) düzeyleri üzerinde anlamlı etkisi olduğu sonucu bulunmuştur. Vücut yağ oranındaki bir birimlik artışın duygusal yeme alt faktörlerinden besin mevcudiyetinde 0.116 birimlik, besinin tadına bakılmasında ise 0.100 birimlik bir artışa neden olacağı belirlenmiştir. Vücut kompozisyonunun en fazla etki ettiği durumun toplam besin gücü ölçeği puanı (0.312) olduğu sonucu elde edilmiştir (t=2.505, p<0.05). Voleybolcuların vücut kompozisyonlarının yüksek düzeyde duygusal yeme alışkanlıklarını etkilediği ortaya çıkmıştır. This research aims to determine the emotional and intuitive eating habits of licensed volleyball players and to investigate the effect of body composition, which may affect their physical and conditional states, on intuitive and emotional eating habits. The research was carried out between December 2021 and February 2022 with women's volleyball teams, affiliated to the Turkish Volleyball Federation, in the 2nd league and university league and with 44 volleybal players. For data collection face-to-face questionnaire was applied. With the questionnaire, volleyball players’ sociodemographic information, volleyball careers, diseases, use of ergogenic or nutritional supplement, presence of past nutritional education, eating habits, sports and nutrition relationship, mood and nutrition relationship were questioned. Intuitive Eating Scale (IES-2) was used to determine volleyball players' intuitive eating levels; The Power of Food Scale (PFS) was used to determine emotional eating levels. Anthropometric measurements such as body weight, height, waist and thigh circumference and skinfold measurements were carried out by the researcher in order to determine the body compositions of volleyball players. The average value of age of the participants was 21.1±3.53 years. The average value of body weight of the participants was 63.9±8.18 kg, height was 175.9±7.26 cm, body mass index (BMI) values were 20.6±2.10 kg/m2, and body fat ratio was 22.6±10.10%. It was determined that body fat ratio did not have a significant effect on intuitive eating scale total scores (p>0.05). Only one sub-factor of intuitive eating, which is eating for physical rather than emotional reasons (t= -2.945, p<0.05), was found to be affected by body fat ratio levels. One-unit increase in body fat will cause a 0.275 unit decrease in the levels of eating for physical rather than emotional reasons. It was determined two subfactors were affected by body fat ratio levels: food present (t=2.701, p<0.05) and food tasted (t=2.407, p<0.05). One-unit increase in body fat would result in a 0.116 unit increase in food present levels, and a 0.100 unit increase in the food tasted levels. It has been verified that the situation in which body composition has the greatest effect is the total PFS score (0.312) (t=2.505, p<0.05). It was found that the body compositions of volleyball players affected their emotional eating habits the highest.
  • Item
    Hipotiroidi tanısı almış kadınların duygu durumları ile beslenme alışkanlıkları, vücut kompozisyonları ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Akkuş, Berrin Esra; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma; hipotiroidi tanısı almış kadınların duygu durumları ile beslenme alışkanlıkları, vücut kompozisyonları ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 15 Temmuz - 20 Ekim 2020 tarihleri arasında, Ankara’da özel bir diyet kliniğine başvuran, doktor tarafından hipotiroid tanısı konmuş, 25-65 yaş aralığındaki 90 kadın hasta ile yapılmıştır. Katılımcıların, genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, vücut ağırlığı (kg), boy uzunluğu (cm), bel çevresi (cm) gibi antropometrik ölçümleri ve vücut yağ kütlesi (kg) ile vücut yağ yüzdesini (%) içeren vücut kompozisyonuna ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından hazırlanan ve yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulanan bir anket formu ile kaydedilmiştir. Katılımcıların bazı besinlere ne kadar yeme arzusu duydukları hakkında bilgi alabilmek için Görsel Analog Skalası (VAS), beslenme durumlarını değerlendirmek için besin tüketim sıklık formu uygulanmıştır. Ayrıca bireylerin fiziksel aktivite düzeyi, gün içerisindeki aktiviteleri fiziksel aktivite saptama formu ile değerlendirilmiş ve katılımcıların duygu durumlarını ölçmek amacıyla Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 39.8±10.60 yıl olarak belirlenmiştir. Bireylerin vücut ağırlığı ortalaması 73.1±12.2 kg, Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalaması ise 27.5±4.9 kg/m² dir. BDÖ’ye göre bireylerin %58.9’u minimal, %24.4’ü hafif, %16.7’si ise orta ve şiddetli depresyon düzeyindedir. BDÖ skoru ortalaması 7.0 ± 6.79 olarak hesaplanmıştır. Fiziksel aktivite düzeyi (PAL) ise 1.3±0.1 olduğu belirlenmiştir. Sedanter aktivite düzeyinde olan bireylerin vücut ağırlığı, BKİ, bel çevresi, vücut yağ yüzdesi, vücut yağ kütlesi ve bel/boy oranının, hafif fiziksel aktivitede olan bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Süt veya yoğurt tüketen bireylerin vücut ağırlığı ve vücut yağ kütlesi, tüketmeyen bireylere göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin günlük enerji ve besin ögesi alım miktarları incelendiğinde; günlük ortalama 1648.4±352.59 kkal enerji aldıkları bulunmuştur. Bu enerjinin ortalama %50.8±6.54’ünün karbonhidrattan, %15.1±2.60’ının proteinden ve %32.7±5.04’ünün yağdan geldiği saptanmıştır. Ayrıca Diyetle Referans Alım (DRI) karşılama yüzdesine bakıldığında, diyetle folat (%58.5) alımlarının yetersiz olduğu saptanmıştır. Uygulanan VAS puanlarına göre en çok istek duyulan besin çikolata ve ürünleri olarak belirlenmiştir. Minimal depresyon düzeyinde olan bireylerin ağırlık, BKİ ve vücut yağ yüzdesi ortalamasının orta ve şiddetli depresyon düzeyinde olan bireylerden daha düşük olduğu bulunmuştur. Ancak istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0.05). Yeterli fiziksel aktivitenin vücut kompozisyonu üzerinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Bireylerin hem hastalık durumları sebebiyle, hem sağlıksız besin isteklerinin önlenmesi, hem de vücut ağırlığı artışını önlemek için diyetisyenler tarafından beslenme eğitimi verilmeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaları için destek olunmalıdır. Bu grup hastalarda depresif semptomlar göz önünde bulundurulmalı ve gerekli görülmesi halinde tedavi edilmelidir. The aim of this study was to evaluate the relationship between the emotional states of women diagnosed with hypothyroidism and their eating habits, body compositions and physical activity levels. The study was conducted with 90 female patients aged 25-65 years, who were diagnosed with hypothyroidism by a doctor, who applied to a special diet clinic in Ankara between July 15 and October 20, 2020. Information on body composition including general characteristics, dietary habits, anthropometric measurements such as body weight (kg), height (cm), waist circumference (cm) and body fat mass (kg) and body fat percentage (%) of the participants were prepared by the researcher. and it was recorded with a questionnaire applied by face-to-face interview method. Visual Analogue Scale (VAS) was applied to obtain information about how much the participants wanted to eat certain foods, and a food consumption frequency form was applied to evaluate their nutritional status. In addition, the physical activity level of the individuals and their activities during the day were evaluated with the physical activity determination form and the Beck Depression Inventory (BDI) was applied to measure the mood of the participants. The mean age of the women participating in the study was determined as 39.8±10.60 years. The average body weight of the individuals is 73.1±12.2 kg, and the average Body Mass Index (BMI) is 27.5±4.9 kg/m². According to the BDI, 58.9% of individuals have minimal depression, 24.4% mild depression, and 16.7% moderate and severe depression. The mean BDI score was calculated as 7.0 ± 6.79. The physical activity level (PAL) was determined to be 1.3±0.1. It was observed that body weight, BMI, waist circumference, body fat percentage, body fat mass and waist/height ratio of individuals with sedentary activity level were significantly higher than individuals with light physical activity (p<0.05). The body weight and body fat mass of individuals who consumed milk or yogurt were found to be significantly lower than those who did not (p<0.05). When the daily energy and nutrient intakes of individuals are examined; It was found that they received an average of 1648.4±352.59 kcal energy per day. It was determined that an average of 50.8±6.54% of this energy came from carbohydrates, 15.1±2.60% from protein and 32.7±5.04% from fat. In addition, when the percentage of dietary Reference Intake (DRI) met, it was determined that dietary folate (58.5%) intakes were insufficient. According to the applied VAS scores, the most requested food was determined as chocolate and its products. It was found that the mean weight, BMI and body fat percentage of individuals with minimal depression were lower than those with moderate and severe depression. However, statistically significant differences were not detected (p>0.05). Adequate physical activity has been shown to have positive effects on body composition. Nutrition education should be given by dietitians and they should be supported to gain healthy eating habits in order to prevent unhealthy food cravings and increase in body weight due to disease conditions. In this group of patients, depressive symptoms should be considered and treated if necessary.
  • Item
    Profesyonel futbolcuların ve profesyonel voleybolcuların beslenme bilgi düzeyleri, kafein alımları ve vücut kompozisyonları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Ayhan, Aysu; Müftüoğlu, Selen
    Sporcuların üst düzey egzersiz performansına ulaşabilmeleri için, antrenman ve beslenme arasında güçlü bir etkileşim vardır ve beslenme bilgisi, besin alımı ve vücut kompozisyonu gibi değiştirilebilir faktörlerin olumlu yönde etkilenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma; profesyonel futbolcuların ve profesyonel voleybolcuların beslenme bilgi düzeylerinin karşılaştırılması, besin tüketim durumlarının belirlenmesi, kafein alımları ve vücut kompozisyonları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Aralık 2019 - Mart 2020 tarihleri arasında Türkiye Futbol Federasyonu 1. Lig’de yer alan bir futbol kulübünde oynayan profesyonel 19 futbolcu ve Türkiye Voleybol Federasyonuna bağlı iki farklı voleybol takımında bulunan profesyonel 24 voleybolcu olmak üzere 18-35 yaş arası toplam 43 erkek sporcu üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara; sosyodemografik özellikleri, genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve kafein alım miktarlarının belirlenebilmesi amacıyla anket formu uygulanmıştır. Enerji ve besin ögesi alımlarının değerlendirilmesi amacıyla sporcuların 1 günü antrenman, 1 günü maç günü ve 1 günü antrenmansız güne denk gelecek şekilde peş peşe 3 günlük besin tüketim ve fiziksel aktivite kayıtları yüz yüze görüşme tekniği ile alınmıştır. Antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonları araştırmacı tarafından saptanmıştır. Katılımcıların beslenme bilgi düzeyleri Sporcu Beslenme Bilgisi Ölçeği (SBBÖ) ile belirlenmiştir. Futbolcuların ve voleybolcuların SBBÖ ortalama toplam puanları 68 puan üzerinden sırasıyla 23.57±4.64 ve 17.29±8.20 puan olarak bulunmuştur (p<0.05) ve katılımcıların tümünün sporcu beslenmesi konusunda “zayıf bilgi” düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Futbolcuların ve voleybolcuların toplam kafein alımı sırasıyla ortalama 295.47±69.73 mg ve 347.53±238.62 mg olarak saptanmıştır (p>0.05). Futbolcuların kafein tüketimleri ile vücut ağırlığı arasında negatif; vücut yağ yüzdesi ve vücut yağ kütlesi arasında ise pozitif yönde bir ilişki olduğu; voleybolcuların kafein tüketimleri ile vücut ağırlığı, vücut yağ kütlesi ve vücut yağ yüzdesi arasında negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Futbolcuların antrenman, maç ve izin günü enerji, karbonhidrat ve yağ alımları voleybolculara göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Hem futbolcularda hem voleybolcularda enerjinin protein ve yağdan gelen yüzdesinin yüksek olduğu saptanmıştır. Futbolcuların A vitamini, E vitamini, tiamin, riboflavin, folat, C vitamini, B6 ve B12 vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, demir ve çinko alımları voleybolculara göre daha yüksek bulunmuştur. Futbolcuların antrenman günü mikro besin ögesi alımlarının DRI önerilerine göre yeterli veya yüksek olduğu saptanırken, maç günü kalsiyum alımının, izin günü folat, kalsiyum ve magnezyum alımlarının yetersiz olduğu belirlenmiştir. Voleybolcuların antrenman, maç ve izin günü tiamin, folat, C vitamini, potasyum, kalsiyum ve magnezyum alımının yetersiz olduğu belirlenmiştir. B12 vitamini, fosfor, demir, çinko günlük tüketiminin, hayvansal kaynaklı besin tüketiminin yüksek düzeyde olmasının bir sonucu olarak önerilerin üzerinde olduğu saptanmıştır. Futbolcuların ve voleybolcuların besin grupları tüketimlerinin Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) önerilerine göre değerlendirmesinde; genel olarak süt grubu, balık, kurubaklagil/yağlı tohum, tahıl grubu ve sebze-meyve grubu tüketimlerinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma; futbolcuların ve voleybolcuların beslenme bilgisi yetersizliğini gidermek ve bu alandaki bilgilerini arttırmak, beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde etkilemek ve buna bağlı olarak sportif performanslarını iyileştirmek için adımlar atılması gerektiğini göstermektedir ve bu sonuçlar yeni çalışmalar ile desteklenmelidir. There is a strong relation between training and nutrition for athletes to achieve a high level of exercise performance and nutritional knowledge, is aimed to affect modifiable factors such as food intake and body composition positively. The aim of this study was to compare the nutritional knowledge levels of professional footballers and professional volleyball players, to determine their nutritional status, and to evaluate the relationship between caffeine intake and body composition. It was conducted on a total of 43 professional male athletes aged 18-35, 19 professional football players who played in a football team of Turkish Football Federation 1. League between the dates December 2019 – March 2020 and 24 professional volleyball players from two different volleyball teams of Turkish Volleyball Federation. A questionnaire was applied to the participants in order to determine their sociodemographic characteristics, general characteristics, dietary habits and caffeine intake. In order to evaluate the energy and nutrient intake, the athletes' 1 day on training, 1 day of match day and 1 day off training records were obtained by face to face interview technique for 3 consecutive days of food consumption and physical activity. Anthropometric measurements and body compositions were determined by the researcher. Nutritional knowledge levels of the participants were determined by Turkish version of the Nutrition for Sport Knowledge Questionnaire (NSKQ). The average NSKQ score of footballers and volleyball players was found as 23.57 ± 4.64 and 17.29 ± 8.20 points, respectively, over 68 points (p<0.05) and it was determined that all of the participants had a “weak knowledge” level about sports nutrition. Total caffeine intake of footballers and volleyball players was on avarage found as 295.47 ± 69.73 mg and 347.53 ± 238.62 mg, respectively (p> 0.05). A negative relationship between football players' caffeine consumption and body weight and a positive relationship between footballers' body fat percentage and body fat mass has been found and it has been determined a negative relationship between volleyball players caffeine consumption and body weight, body fat mass and body fat percentage (p> 0.05). Energy, carbohydrate and fat intake of footballers on training, match and off days were found to be higher than volleyball players (p <0.05). It is determined that the percentage of energy coming from protein and fat is high in both footballers and volleyball players. Football players' intake of vitamin A, vitamin E, thiamine, riboflavin, folate, vitamin C, B6 and B12, potassium, calcium, magnesium, phosphorus, iron and zinc were higher than volleyball players. It was determined that the intake of micronutrients on the day of training was sufficient or high according to the Dietary Reference Intake Level (DRI) recommendations, while the intake of calcium on the day of the match and folate, calcium and magnesium intake on their off day were insufficient. It was determined that the intake of thiamine, folate, vitamin C, potassium, calcium and magnesium was insufficient on the day of training, match and off day of volleyball players. As a result of the high daily consumption of vitamin B12, phosphorus, iron, and zinc, food consumption from animal origin was found to be above the recommendations. When food groups consumption of football players and volleyball players evaluated suggestions of the Turkey Dietary Guidelines (TÜBER), it was determined that the consumption of milk group, fish, legume / oilseed, cereal group and vegetable-fruit group in general was insufficient. Consequently, this study is used to overcome the nutritional deficiencies of footballers and volleyball players and to increase the need in this field, to positively affect their eating habits and accordingly to improve their sports performance.
  • Item
    Hafif şişman ve obez kadınlarda aralıklı enerji kısıtlaması ve sürekli enerji kısıtlaması diyetlerinin vücut kompozisyonu, metabolik profil ve duygu durumu üzerine etkisinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Tatan, Damla; Müftüoğlu, Selen
    Bu çalışma; hafif şişman ve obez kadınlarda aralıklı enerji kısıtlaması ve sürekli enerji kısıtlaması diyetlerinin vücut kompozisyonu, metabolik profil ve duygudurumu üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışma Eylül 2019 – Mayıs 2020 tarihleri arasında Özel Çankaya Yaşam Hastanesi Diyet Polikliniği’ne başvuran yaşları 20-45 yıl arasında olan 20 kadın üzerinde yürütülmüştür. Son 3 ay içerisinde vücut ağırlığında %10'dan daha fazla bir değişim olan, metabolik ve kronik hastalık öyküsü olan, son 6 ay içerisinde lipit veya glukoz metabolizmasını etkileyebilecek herhangi bir ilaç kullanan ve son 3 ay boyunca fiziksel aktivite düzeyi > 3 saat/hafta olan bireyler çalışma dışında tutulmuştur. Çalışmaya katılan katılımcılar seçkisiz örneklem yöntemi ile iki gruba ayrılarak, 8 hafta süre ile Aralıklı Enerji Kısıtlaması (AEK) (her hafta ardışık olmayan 2 açlık gününde (Pazartesi, Perşembe) boyunca bazal enerjilerinin %25’i; diğer günlerde bazal enerji gereksinmelerinin tamamı), ve Sürekli Enerji Kısıtlaması (SEK) diyetlerini uygulamıştır. Katılımcıların deneyimlerinin beslenme alışkanlıklarını nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla Beslenme Değişim Süreçleri Ölçeği (BDSÖ) çalışmanın başlangıcında uygulanmıştır. AEK grubundaki katılımcıların ortalama günlük enerji alımları normal günlerde 1621.8±125.61 kkal, açlık günlerinde ise 445.4±37.50 kkal; SEK grubundaki katılımcıların ise 1653.77±129.54 kkal olarak belirlenmiştir. AEK grubundaki katılımcıların açlık günlerinde, diyetle protein (%), yağ (%) ve çoklu doymamış yağ asidi (%) alımları normal günlere göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). AEK grubundaki katılımcıların açlık günlerinde DRI önerilerine göre tüm vitamin ve mineralleri yetersiz aldıkları belirlenmiştir. AEK diyeti uygulayan katılımcıların protein (%) ve kolesterol (mg) alımlarının SEK diyeti uygulayan katılımcılardan yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). SEK diyeti uygulayan katılımcıların ise; yağ (g), yağ (%), tekli (%) ve çoklu (%) doymamış yağ asidi ve posa (g) alımlarının AEK diyeti uygulayan katılımcılardan yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların uygulanan diyet tipi ile fiziksel aktivite düzeyi (PAL sınıflamasına göre) karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanamamıştır.(p>0.05). AEK ve SEK diyeti uygulayan katılımcıların BKI, bel çevresi, bel/ kalça oranı, yağ oranı, yağ doku, vücut suyu değerlerindeki değişimler istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Katılımcıların açlık kan glikozu, açlık insülin, HOMA-IR, serum trigliserit ölçümleri her iki grupta başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalmıştır (p<0.05). AEK diyeti uygulayan katılımcılarda HDL kolesterol, AST ve TSH değerleri anlamlı değişiklik göstermezken SEK diyeti uygulayan katılımcıların AST ve TSH ölçümleri istatistiksel açıdan anlamlı olarak azalmış, HDL kolesterol seviyeleri ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır (p<0.05). AEK ve SEK diyeti uygulayan katılımcıların VAS ile değerlendirilen duygu durumlarının değişimleri istatistiksel açıdan önemli (p<0.05) ancak iştah durumlarındaki değişiklikler önemli bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak bu çalışma, AEK diyetinin SEK diyetine göre antropometrik, biyokimyasal bulgular, duygu durum ve iştah açısından herhangibir üstünlüğünün olmadığını göstermektedir. Elde edilen bu sonuçlar yeni çalışmalar ile desteklenmelidir.The aim of this study was to evaluate the effect of intermittent energy restriction and continuous energy restriction diets on body composition, metabolic profile and mood in overweight and obese women. The study was completed with between September 2019 and May 2020, 20 women, aged 20-45 years, who were admitted to Çankaya Yaşam Hospital in Diet Polyclinic. A change in body weight of more than 10% in the last 3 months, a history of metabolic and chronic disease, using any medication that may affect lipid or glucose metabolism in the last 6 months, and a physical activity level of > 3 hours/week during the last 3 months individuals were excluded from the study. Participants in the study were divided into two groups with random sampling method and applied Intermittent Energy Restriction (IER) (25% of their basal energy for Monday and Thursday) and Continuous Energy Restriction (CER) diets for 8 weeks. Nutrition Processes of Change Scale was applied at the beginning of the study to determine how the participants' experiences affect their eating habits. The average daily energy intake of the participants in the IER group was 1621.8 ± 125.61 kcal on normal days and 445.4 ± 37.50 kcal on fasting days; in the CER group were 1653.77 ± 129.54 kcal. In the fasting days, protein (%), fat (%) and polyunsaturated fatty acid (%) intakes of the IER group participants were found to be higher than normal days (p <0.05). It was determined that the participants in the IER group had insufficient intake of all vitamins and minerals according to DRI recommendations on fasting days. It was determined that the protein (%) and cholesterol (mg) intakes of the participants on the IER diet were higher than the participants on the CER diet (p <0.05). It was determined that the fat (g), fat (%), monounsaturated (%) and polyunsaturated (%) fatty acid and fiber (g) intakes of the participants on the CER diet were higher than the participants on the IER diet (p <0.05). The participants' diet type and physical activity level (according to PAL classification) were not statistically significant relationship (p> 0.05). BMI, waist circumference, waist / hip ratio, fat ratio, fat tissue, body water values of measurements of the participants showed statistically significant changes in both groups compared to the baseline (p <0.05). Fasting blood glucose, fasting insulin, Homa-Ir, triglyceride measurements of the participants showed statistically significant changes in both groups compared to the baseline (p <0.05). While HDL cholesterol, AST and TSH values did not differ significantly in the participants who used the IER diet, the measurements of the participants using the CER diet were statistically significant (p <0.05). The changes in the mood of the participants who used IER and CER diets evaluated by VAS were found to be statistically significant (p <0.05) however, changes in appetite were not found significant (p> 0.05). In conclusion, this study shows that the IER diet has no more advanteces over the CER diet in terms of anthropometric, biochemical findings, mood and appetite. These results should be supported by new studies.