Sosyal Bilimler Enstitüsü / Social Sciences Institute

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1394

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Item
    İşitme engelli bireylerin sosyal medya kullanım amaçları ve deneyimleri üzerine nitel bir araştırma
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Erikel Yılmaz, Yağmur; Akçay, Ebru
    İletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte sosyal medya, bireyler için yalnızca bir eğlence aracı olmaktan çıkmış; bilgiye erişim, ifade özgürlüğü ve toplumsal katılımın önemli bir alanı hâline gelmiştir. Bu dönüşüm, özellikle iletişimde farklı kanallara ihtiyaç duyan işitme engelli bireyler açısından ayrı bir önem taşımaktadır. İşitme engelli bireyler için sosyal medya, yazılı ve görsel içerikler aracılığıyla iletişim kurma, işaret dili veya altyazı desteğiyle bilgiye erişme ve toplumla etkileşime katılma imkânı sunmaktadır. Böylece sosyal medya, onların hem bireysel ifadelerini güçlendiren hem de toplumsal katılımlarını artıran önemli bir araç hâline gelmektedir. Görsel ağırlıklı ve yazılı içeriklere dayalı sosyal medya platformları, işitme engelli bireylerin kendi kimliklerini ifade etmelerine, benzer deneyimlere sahip bireylerle bağlantı kurmalarına ve toplumsal görünürlük kazanmalarına imkân sağlamaktadır. Ancak tüm bu olanakların yanında dijital ortamlarda yaşanan erişilebilirlik sorunları, ayrımcı tutumlar, siber zorbalık ve yanlış bilgilendirme gibi olumsuz durumlar da dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, işitme engelli bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin bireysel deneyimlerini, kullanım amaçlarını ve karşılaştıkları engelleri incelemektir. Nitel araştırma tasarımına dayanan bu araştırma kapsamında, işitme engelli bireylerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş, bu süreçte işaret dili kullanılmış ve veriler tematik analiz aracılığıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, sosyal medyanın işitme engelli bireyler için bilgi edinme, iletişim kurma, kendini ifade etme ve toplumsal farkındalık yaratma gibi amaçlarla kullanıldığını; buna karşılık erişim kısıtlılıkları, dışlanma, güven sorunları ve dijital şiddet gibi olumsuzluklarla da karşılaşıldığını göstermektedir. Bu bağlamda, sosyal medyanın kapsayıcı ve erişilebilir bir iletişim alanı hâline getirilmesi, işitme engelli bireylerin dijital katılımını artırmak açısından büyük önem taşımaktadır. With the development of communication technologies, social media has transformed from being merely a tool of entertainment into a significant domain for access to information, freedom of expression, and social participation. This transformation holds particular importance for deaf individuals, who need different channels of communication. For them, social media provides opportunities to communicate through written and visual content, to access information with the support of sign language or subtitles, and to engage with society. In this way, social media becomes a crucial tool that both strengthens their individual self-expression and enhances their social participation. Social media platforms, which are predominantly based on visual and written content, enable deaf individuals to express their identities, connect with others who share similar experiences, and gain social visibility. However, alongside these opportunities, negative aspects such as accessibility barriers in digital environments, discriminatory attitudes, cyberbullying, and misinformation also draw attention. The purpose of this study is to examine deaf individuals’ personal experiences with social media, their purposes of use, and the challenges they encounter. Within the scope of this research, which is based on a qualitative design, semi-structured interviews were conducted with deaf individuals, sign language was used during the process, and the data were evaluated through thematic analysis. The findings reveal that social media is used by deaf individuals for purposes such as obtaining information, communicating, self-expression, and creating social awareness, while at the same time they also face negative issues such as limited access, exclusion, trust problems, and digital violence. In this context, making social media a more inclusive and accessible communication space is of great importance in terms of enhancing the digital participation of deaf individuals.
  • Item
    Elektronik ağızdan ağıza iletişimin müşterilerin yiyecek içecek işletmesi tercihleri üzerindeki etkisinin müşteriler ve işletmeler açısından incelenmesi: Ankara ili örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Ertürk, Gökçe İrem; Tokmak, İsmail
    İnternetin icadı ile başlayan sosyal ağlarda iletişim kurma biçimi zamanla hayatımızın her alanında etkili olmuştur. Başlarda sadece belirli kişilere ve kurumlara hitap eden internet teknolojisi, zamanla her yaştan bireye hitap eder hale gelmiştir. İnsanlar gidecekleri yiyecek içecek ve konaklama işletmeleri hakkında, internette bulunan yorumlar sayesinde bilgi edinebilir hale gelmişlerdir. Başlarda sadece tanıdık bireyler arasında gerçekleşen ağızdan ağıza iletişim, internetin icadı ve buna paralel olarak artan sosyal ağlar ile elektronik ağızdan ağıza iletişim biçimine dönüşmüştür. Dünya genelinde yaşanılan Covid-19 Pandemisi ile beraber bireylerin dijital oramlarda bulunma sıklığı ve elektronik ağızdan ağıza iletişimde de önemli oranda artış yaşanmıştır. Yaşanılan bu gelişmeler sayesinde bir ürün veya hizmet satın almak isteyen tüketiciler için, sosyal ortamlarda yapılan yorumlar, tercih etme ve bilgi arama açısından değerli bir hal almıştır. Bu çalışmanın ilk amacı, Ankara’da yaşayan 18 yaş üzeri bireylerin kullandıkları sosyal medya uygulamalarında, deneyim sahibi kişiler tarafından yapılan yorumlardan etkilenme düzeylerinin belirlenmesidir. Bu amaçla 18 yaşından büyük bireylere anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci amacı, işletme sahibi ve yöneticilerinin kendi işletmelerine yapılan yorumlara yönelik değerlendirmelerinin alınmasıdır. Bu amaçla Anakara İli’nde bulunan seçili ve görüşmeyi kabul eden işletmelerle görüşmeler yapılmıştır. Bu amaçlar çerçevesinde elektronik ağızdan ağıza iletişimin tüketicilerin satın alma davranışı üzerindeki etkisinde bilgiye duyarlılığın aracılık rolü hiyerarşik regresyon analizleri ile araştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elektronik ağızdan ağıza iletişimin alt boyutları olan; yorum sayısı, yorum kalitesi ve yoruma duyulan güvenin satın alma davranışını pozitif yönde etkilediği. Yorum sayısı, yorum yapana duyulan güven ve yorum kalitesinin bilgiye duyarlılığı pozitif yönde etkilediği, bilgiye duyarlılığın elektronik ağızdan ağıza iletişim ile satın alma davranışı arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolünün bulunduğu belirlenmiştir. İşletme sahibi veya yöneticileri ile yapılan görüşmelerde elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiş olup sosyal medya uygulamalarının müşteri taleplerinin alınması, yeni müşterilerin işletmeye çekilmesi, işletmenin kurumsal itibarının yükseltilmesi gibi konularda önemli olduğu katılımcılar tarafından vurgulanmıştır. Ayrıca nicel ve nitel araştırma bulgularının karşılaştırılması sonucunda paralel sonuçlara ulaşıldığı belirlenmiştir. The way of communicating on social networks, which started with the invention of the Internet, has been effective in all areas of our lives over time. Internet technology, which initially appealed only to specific individuals and institutions, has become appealing to individuals of all ages over time. People have become able to obtain information about the food and beverage and accommodation establishments they will go to, thanks to the comments on the Internet. Word-of-mouth communication, which initially took place only between familiar individuals, has turned into electronic word-of-mouth communication with the invention of the Internet and the increasing social networks in parallel with this. With the COVID-19 pandemic experienced worldwide, there has been a significant increase in the frequency of individuals' presence in digital environments and electronic word-of-mouth communication. Thanks to these developments, for consumers who want to buy a product or service, comments made in social environments have become valuable in terms of preference and information search. The first aim of this study is to determine the level of impact of the comments made by experienced people in social media applications used by individuals over the age of 18 living in Ankara. For this purpose, a questionnaire survey was conducted among individuals over the age of 18. The second aim of the study is to obtain the evaluations of business owners and managers regarding the comments made about their businesses. For this purpose, interviews were conducted with selected firms in the province of Ankara that were accepted to be interviewed. Within the framework of these objectives, the mediating role of sensitivity to information in the effect of electronic word-of-mouth on consumers' purchase behavior was investigated through hierarchical regression analyses. As a result of the analyses, it was determined that the number of comments, comment quality and trust in comments, which are the sub-dimensions of electronic word-of-mouth communication, positively affect purchase behavior, the number of comments, trust in the commenter and comment quality positively affect information sensitivity, and information sensitivity has a partial mediating role in the relationship between electronic word-of-mouth communication and purchase behavior. The data obtained from the interviews with business owners or managers were analyzed by content analysis and it was emphasized by the participants that social media applications are important in receiving customer demands, attracting new customers to the business, and increasing the corporate reputation of the business. In addition, it was determined that parallel results were reached as a result of the comparison of quantitative and qualitative research findings.
  • Item
    Topluluk duygusu ve kaygı ilişkisi: Topluluk duygusu tanımlayıcıları ölçeğinin Türkçe’ye uyarlanması ve sosyal medya kullanıcıları üzerine keşifsel bir araştırma
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Ezgi, Karadeniz; Burçin, Akın Sarı
    Mevcut araştırmada, Topluluk Duygusu ve Sosyal Medya ile Kaygının ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca topluluk duygusu, kaygı ve umutsuzluğun birbirleri üzerindeki yordayıcı rolleri incelenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, ilk olarak Topluluk Duygusu Tanımlayıcıları Ölçeği (TDTÖ) Türkçeye uyarlanmış ve geçerlik güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçek uyarlama aşamasında psikiyatrik tanı almamış toplam 335 katılımcıya ulaşılmıştır. Bu aşamada veri toplama araçları olarak Genel Aidiyet Ölçeği (GAÖ), Sosyal Güvende Hissetme ve Memnuniyet Ölçeği (SGHMÖ), UCLA Yalnızlık Ölçeği (UCLA YÖ) ve Pozitif Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) verilmiştir. Ana çalışma kapsamında ise psikiyatrik tanı almamış ve sosyal medya kullanan 323 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Ana çalışmada veri toplama araçları olarak Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği (DSKÖ), Topluluk Duygusu Tanımlayıcıları Ölçeği (TDTÖ) ve Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) verilmiştir. Katılımcılardan toplanan veriler, veri setine uygun şekilde SPSS programı ile analize alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre, TDTÖ’nün psikometrik özelliklerinin oldukça tatmin edici düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca topluluk duygusu, kaygı ve umutsuzluk arasında ilişki olduğu da saptanmıştır. Çalışma, sosyal medyanın topluluk duygusu ve kaygıda önemli farklılıklar yarattığını göstermektedir. Ayrıca topluluk duygusu, kaygı ve umutsuzluğun birbirlerini yordayıcı gücü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular güncel alanyazın kapsamında tartışılmıştır. In the present study, the relationship between Sense of Community and Social Media and Anxiety was investigated. In addition, the predictors of sense of community, anxiety and hopelessness on each other were examined. In line with this goal, Sense of Community Descriptors Scale (SCD) was adapted into Turkish and a validity and reliability study was conducted. In the scale adaptation phase, a total of 335 participants who did not have a psychiatric diagnosis were reached. At this stage, General Belongingness Scale (GBS), Social Safeness and Pleasure Scale (SSP), UCLA Loneliness Scale (ULS) and Positive Negative Affect Scale (PANAS) were given as data collection tools. Within the scope of the main study, 323 participants who did not receive a psychiatric diagnosis and used social media were included in the study. In the main study, the State-Trait Anxiety Scale (STAS), Sense of Community Descriptors Scale (SCD), and Beck Hopelessness Scale (BHS) were given as data collection tools. The data collected from the participants were analyzed with the SPSS program in accordance with the data set. According to the results of the analysis, the psychometric properties of the scale was found as satisfactory. Also, it was determined that there was a relationship between sense of community, anxiety and hopelessness. The study shows that social media creates significant differences in sense of community and anxiety. In addition, it was concluded that sense of community, anxiety and hopelessness predicted each other. Findings from the study were discussed in the current literature.