Sosyal Bilimler Enstitüsü / Social Sciences Institute
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1394
Browse
Item Enflasyon hedeflemesi rejiminde döviz kuru geçişkenliği-Türkiye örneği(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Hümeyra, Koru; Adalet, HazarEkonomilerde fiyat istikrarının sağlanması günümüzde para otoritelerinin en temel amaçları arasında yer almaktadır. Türkiye uzun yıllar kronikleşen enflasyon sorunu ile mücadele etmiş, 2000 yılından sonra da sorunun çözümüne yönelik farklı para politikaları geliştirmiştir. 2002-2005 yılında uygulanan örtük enflasyon hedeflemesi programında sağlanan başarının ardından, 2006 yılında açık enflasyon hedeflemesi stratejisine geçiş yapmıştır. Çalışma kapsamında; Türkiye özelinde, enflasyon hedeflemesi rejiminin döviz kuru geçişkenliğine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; Türkiye’de enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulandığı 2006: 01 – 2022: 12 dönemleri arasında, döviz kurunda söz konusu olan dalgalanmaların tüketici fiyatlarına etkisi incelenmiştir. Buna yönelik olarak çalışmada, (ARDL) modeli kullanılarak eş bütünleşme analizi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda; enflasyon döviz kuru ilişkisindeki dengesizliğin her dönem %68’inin giderilebileceği, yaklaşık 1,5 ay sonra ilişkinin dengeye geleceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca döviz kuru geçiş etkisinin yurt içi fiyatlara olan etkisinin uzun dönemde giderek zayıfladığı bulgulanmıştır. Türkiye’de uygulanmakta olan Enflasyon Hedeflemesi Rejimi’nde, döviz kurlarında söz konusu olan dalgalanmaların, tüketici ve üretici fiyatları üzerinde geçiş etkisi bulunduğu saptanmıştır. Türkiye gibi dışa açık ve gelişmekte olan ülkelerde, fiyat istikrarının sağlanması ve hedef enflasyon oranına ulaşılması için döviz kurlarında yaşanan değişimlerin para otoritelerince yakından takip edilerek, geçiş etkisini azaltıcı politikalar geliştirilmesi gerekliliği önem arz etmektedir. Ensuring price stability in economies is among the most basic objectives of monetary authorities today. Turkey has struggled with the chronic inflation problem for many years, and has developed different monetary policies to solve the problem after 2000. After the success achieved in the implicit inflation targeting program implemented in 2002-2005, it switched to the explicit inflation targeting strategy in 2006. Within the scope of the study; In Turkey, it is aimed to examine the effect of the inflation targeting regime on the exchange rate pass-through. In accordance with this purpose; The effect of the fluctuations in the exchange rate on consumer prices between 2006: 01 - 2022:12 when the inflation targeting regime was implemented in Turkey was examined. For this purpose, cointegration analysis was performed using the (ARDL) model in the study. In line with the findings obtained from the study; It has been concluded that 68% of the imbalance in the inflation-exchange rate relationship can be eliminated in each period, and that the relationship will stabilize after approximately 1.5 months. In addition, it has been found that the effect of the exchange rate pass-through on domestic prices gradually weakens in the long term. In order to ensure price stability and reach the target inflation rate in countries, it is important that the changes in exchange rates are followed closely by the monetary authorities and policies that reduce the transition effect should be developed.Item Siyasi tercihlerin portföy seçimine etkileri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Oğulcan, Arasan; Adalet, HazarSon yıllarda, finans piyasalarında yaşanan anomalilerin artması, rasyonel olmayan yatırımcı tercihlerini ve davranışlarını açıklamada, geleneksel finans teorilerinin yetersiz kalması gibi çeşitli nedenler, uluslararası literatürde davranışsal finans alanında yapılan çalışmaların artmasına neden olmuştur. Ülkemizde bu alanda yapılan çalışma sayısının sınırlı olması, ilgili alana yapılabilecek katkının önemini arttıracağı düşünülmektedir. Literatürde son yıllarda yapılan çalışmalarda, bireysel yatırımcıların heterojen bir şekilde, yatırımlarını çeşitlendirdikleri gözlemlenmiştir. Önceki çalışmalarda ilgili dağılımı etkileyen faktörlerin ise, ağırlıklı olarak makro değişkenler (döviz kurları, faiz oranları, enflasyon vb.) olduğu görülmektedir. 2000’li yıllar itibarıyla yapılan çalışmalarda ise, makro değişkenlerin yerini; kişisel tercihler, değerler ve beklentiler gibi kişisel faktörlerin aldığı görülmektedir. Bireysel yatırımcıların özellikle belirsizlik anlarında, rasyonellikten uzak yöntemlere başvurma nedenleri arasında zihinsel kısa yolların önemli bir etkisinin olduğu düşünülmektedir. Zihinsel kısa yollar; bireysel yatırımcıların portföy seçimi yaparken, akıl yürütmeye başvurmamaları, geçmiş deneyimlere ve ön yargılara bağlı kalarak karar vermelerini ifade etmektedir. Bu anlamda, bilişsel çelişki kavramı da ön plana çıkmaktadır. İlgili kurama göre, yatırımcılar davranışlarını ve düşüncelerini geçmiş değerlerine göre belirlemektedir. Bu değerler; inançlar, tutumlar ve çeşitli gereksinimler olabilmektedir. Zaman içerisinde edinilen deneyimler, çevresel faktörlerin de etkisiyle birlikte, yatırımcıların kişiliğine, dolayısıyla da davranışlarına yön vermektedir. Önceki çalışmalarda incelenen faktörler arasında; yaş, cinsiyet, medeni durum, risk iştahı, deneyimler gibi çeşitli faktörlerin test edildiği gözlemlenmiştir. Çalışmanın ana konusunu oluşturan siyasi tercih faktörünün ise, bireysel yatırımcıların portföy seçimini etkileyen diğer kişisel değişkenlerden olduğu düşünülmektedir. Bireysel yatırımcılara anket uygulanarak siyasi tercih değişkenin, diğer faktörler ve bu bağlamda davranışsal finans kavramları ile olası ilişkisinin tespiti amaçlanmaktadır. In recent years, various reasons such as the increase in anomalies in financial markets and the inadequacy of traditional finance theories in explaining irrational investor preferences and behaviors have led to an increase in studies in the field of behavioral finance in the international literature. It is thought that the limited number of studies in this field in our country will increase the importance of the contribution that can be made to the related field. In recent studies in the literature, it has been observed that individual investors diversify their investments in a heterogeneous way. In previous studies, it is seen that the factors affecting the relevant distribution are mainly macro variables (exchange rates, interest rates, inflation, etc.). In the studies conducted as of the 2000s, macro variables were replaced by; personal factors such as personal preferences, values and expectations. It is thought that mental shortcuts have an important effect among the reasons for individual investors to resort to irrational methods, especially in moments of uncertainty. mental shortcuts; It means that individual investors do not resort to reasoning when choosing a portfolio and make decisions based on past experiences and prejudices. In this sense, the concept of cognitive dissonance also comes to the fore. According to the related theory, investors determine their behaviors and thoughts according to their past values. These values are; beliefs, attitudes, and various needs. Experiences gained over time, together with the impact of environmental factors, shape the personality and therefore the behavior of investors. Among the factors examined in previous studies; It was observed that various factors such as age, gender, marital status, risk appetite, experiences were tested. The political preference factor, which is the main subject of the study, is thought to be one of the other personal variables that affect the portfolio selection of individual investors. By applying a questionnaire to individual investors, it is aimed to determine the possible relationship between the political preference variable and other factors and in this context, behavioral finance concepts.