Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Item
    Türkiye'nin kamu diplomnasisi faaliyetleri ve diaspora ile ilişkileri
    (Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 2024) Mert, Yunus Emre; Dizdaroğlu, Cihan
    Bu çalışma, kamu diplomasisi çerçevesinde değerlendirilebilecek diaspora diplomasisinin tarihsel ve kavramsal analizini gerçekleştirerek, Türkiye’nin diaspora ile ilişkilerini incelenmeye odaklanmaktadır. Türkiye’nin geçmişten günümüze kadar sahip olduğu kültürel ve tarihi miras kamu diplomasisinin uygulanması konusunda önem arz etmektedir. Bu tarihsel mirasın Türk dış politikasında kullanılmaya başlaması ilk olarak Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü ile başlamış akabinde kamu diplomasisi paradigması içerisinde yer alan diaspora diplomasisini şekillendirmiştir. Türk diasporasının dış politikayı şekillendirmesi ise yine bir başka kamu diplomasisi aktörü olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı aracılığı ile gerçekleşmiştir. Çalışma kapsamında Türk diasporasının kavramsal çerçevesi değerlendirilmiş ve Türk diasporasının dış politikada etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Kamu diplomasisi ve diaspora kavramlarının ve politikalarının olmadığı ama uygulanış biçimiyle benzeştiği tarihsel olaylar bu kavramlar üzerinden değerlendirilmiştir. 2000’li yıllarla beraber kamu diplomasisi ve diaspora politikalarının karar vericiler tarafından ciddiye alındığı ve kurumsallaştığı görülmektedir. Bu kurumsallaşma kamu diplomasisi aktörü olarak tanımlanan bir dizi kurumun açılmasını sağlamıştır. Bu kurumların diaspora ile olan ilişkisi özellikle 1961 İş Göçü Anlaşmaları neticesinde orta Avrupa’ya göç eden Türk vatandaşlarının günümüzde diaspora olarak görüldüğü analiz edilerek Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın ve diğer kurumların çalışmaları değerlendirilmiştir. This study focuses on analysing Turkey's relations with the diaspora by conducting a historical and conceptual analysis of diaspora diplomacy, which can be considered within the framework of public diplomacy. Turkey’s cultural and historical heritage from the past to the present is important for the implementation of public diplomacy. The use of this historical heritage in Turkish foreign policy first started with the Public Diplomacy Coordination Office and then shaped the diaspora diplomacy within the public diplomacy paradigm. The Turkish diaspora shaped foreign policy through another public diplomacy actor, the Presidency for Turks Abroad and Related Communities. Within the scope of the study, the conceptual framework of the Turkish diaspora has been assessed, and the effectiveness of the Turkish diaspora in foreign policy has been discussed. Historical events resembling, in implementation, the concepts of public diplomacy and diaspora, even though these terms did not exist at the time, have been evaluated through these concepts. It has been observed that, since the 2000s, public diplomacy and diaspora policies have been taken seriously and institutionalized by decisionmakers. This institutionalization has led to the establishment of several institutions defined as public diplomacy actors. The relationship of these institutions with the diaspora, by analysing that the Turkish citizens who migrated to Central Europe particularly as a result of the 1961 Labor Migration Agreements are considered part of the diaspora, the efforts of the Presidency for Turks Abroad and Related Communities and other institutions have been evaluated.
  • Item
    Soğuk savaş sonrasında nato ve yapısal değişiklikler
    (Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 2022) Ok, Ege; Mercan, S. Sezgin
    Bu tezde, NATO’nun uluslararası alanda siyasi etkinliğinin arttırılması sürecinde, örgütün stratejik vizyonunu dönemsel olarak değiştirme girişimlerinin nedenleri incelenecektir. Bu bağlamda NATO’nun Transatlantik alanında, örgütsel faaliyetlerini ve diğer bölgelere de etkisini genişletme politikasında oluşan değişimler gösterilmeye çalışılacaktır. Örgüt kurulduğu tarihten itibaren Rusya Federasyonu’nun, önceki adıyla SSCB’nin, dizginlenmesi ve yayılmasını önleme düşüncesi ön planda yer almaktadır. SSCB dağıldıktan sonra ise NATO gerek kendi üye devletleri tarafından gerekse diğer dünya devletleri tarafından misyonunu tamamlamış bir örgüt olarak görülerek varlığı sorgulanmaya başlanmıştır. Bu tez kapsamında yeni politika açılımları gösteren NATO’nun, Soğuk Savaş koşullarından günümüze kadar olan politik değişim ve karar mekanizmalarındaki önceliklerin dönüşümü açıklanacaktır. Diğer taraftan, NATO’nun üye devletlerinin çıkarları ve dış politikaları arasında farklar gözlenmektedir. Örgütün, süreç içinde Rusya tehdidinden korunma konusundaki ortak politikaları çerçevesinde üye ülkeleri askeri ve ekonomik kaynaklarını bir havuzda toplayarak birleştirmeye yönlendirdiği görülmektedir. Bu durum günümüzde de Çin’in yeni bir tehdit olarak algılanmasından kaynaklı olarak, bu ülkeleri NATO nezdinde önleyici politikalar geliştirmek ve yeni hamleler yapmak zorunda bırakmıştır. Ayrıca tez kapsamında; Libya, Afganistan gibi ülkeleri kapsayan ve NATO’nun etkisini içine alacak bölgesel analizler yapılacaktır. Bu analizler sayesinde NATO’nun zaman içerisinde Kopenhag Okulu çerçevesinde güvenlik algısının ne denli değiştiği ve öncelik sıralamasında devlet güvenliği kapsamından, nasıl farklı sektörlerdeki güvenlik tehditlerine odaklanıldığı ve böylece birey güvenliği gibi farklı sektörlerdeki güvenlikleştirme tutumlarına nasıl geçiş yapıldığı gösterilecektir. Örgütün politik genişleme kapsamında yaşadığı zorluklar ve ikilemler Kopenhag Okulu tarafından öne sürülen argümanlar üzerinden tartışılacaktır. Yeni savaş koşulları altında, yeniden bir politik bütünleşme içerisine giren ittifakın bünyesini sürekli revize ettiği görülmektedir. Değişen dünya düzeni ve savaş konseptlerinin NATO’ya uyarlanması kapsamındaki revizyonlar, yapılan zirveler ve operasyonlar neticesinde şekillenmekte olup, bu tezde dar ve geniş güvenlik anlayışlarının NATO’ya yansımaları gösterilecektir. In this thesis, the main reasons for the attempts to periodically change the strategic vision of the organization in the process of increasing NATO's political effectiveness in the international arena will be examined. In this context, changes in NATO's policy of expanding its organizational activities in the Transatlantic field and its influence in other regions will be evaluated. Since the establishment of the organization, the idea of restraining and preventing the expansion of the Russian Federation, formerly the USSR, has been at the forefront within NATO. After the collapse of the USSR, NATO was seen as an organization that had completed its mission, and its existence began to be questioned both by its own member states and by other world states. In the thesis, NATO’s, which shows new policy initiatives, political change and the transformation of priorities in decision mechanisms from the Cold War to the present will be explained. On the other hand, the differences between the NATO’s member state’s interests and its foreign policies will be observed. It is seen that the organization directed the member countries to gather their military and economic resources together within the framework of their common policies on protection from the Russian threat. Today, this situation has forced these countries to develop preventive policies and take new steps in the presence of NATO due to the perception of China as a new threat. In addition, within the scope of the thesis; regional analyzes covering countries such as Libya, Afghanistan and including the impact of NATO into such countries will be performed. Thanks to these analyzes, it will be shown how much the perception of security has changed over time within the framework of the Copenhagen School of NATO and the transition from the scope of state security to individual security. The difficulties and dilemmas of the organization within the context of political expansion will be discussed through the Copenhagen School. Under the new war conditions, it is seen that the alliance, which has entered a political integration again, constantly revises its structure. The revisions within the context of adapting the changing world order and war concepts to NATO are shaped because of the summits and operations, and the reflections of narrow and broad security understandings on NATO will be shown in this thesis.
  • Item
    Kamu diplomasisinde yeni bir alan olarak gastrodiplomasi ve Türkiye için bir model önerisi.
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Enginler, Meryem; Beyter, Nurten
    Devletlerin birbirleri ile arasında olan ilişkiler kamu diplomasisi aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Süreçlerin tamamında ise kamu diplomasisi kültürel diplomasi çerçevesinde gelişmektedir. Kültürel diplomaside yer alan gastrodiplomasi, kamu ve kültürel diplomasilerin karşılıklı olarak inşa edilmesi sayesinde, bir ulusun imajın geliştirilmesinde önemli role sahiptir. Antik Helen ve Roma İmparatorluğunda kültürel kimliklerinin yansıtılmasında yiyecekleri bir kültür sujesi olarak kullanmaları gastrodiplomasinin ilk izlerini yansıtmaktadır. Gastrodiplomasi, uluslararası ilişkilerle ilgili sürekliliğin sağlanmasında yemeğin gücünden yararlanılmasını amaç edinmiş bir diplomasi türüdür. Tarihte Antik Yunan ve Roma gibi ülkelerin gastrodiplomasi alanındaki uygulamalar ile diğer ülke vatandaşlarındaki algılara etki yaptığı bilinmektedir. Ülkeler incelendiğinde birçok ülkenin gastrodiplomasi uygulamaları içerisinde yer aldığı görülmektedir. Japonya’dan Fransa’ya, Amerika Birleşik Devletleri’nden Tayvan’a kadar farklı ülkeler gastrodiplomasi uygulamalarına yönelim göstermektedir. Gastronominin diplomatik araç olarak varlığı, etkinliği ve verimliliği konularında sorgulamalar yapma ve Türkiye’nin gastrodiplomasi alanındaki faaliyetlerinin incelenmesi amacı ile gerçekleştirilen bu çalışma gastrodiplomasi alanında literatüre kazandırılacak çalışmalardan biri olmakla birlikte bu alandaki eksiklikleri giderebilecek niteliktedir. Araştırmada SWOT Analizi yöntemi kullanılmıştır. İtalya’nın gastrodiplomasi alanında tarihi geçmişe sahip olması, etkili gastrodiplomasi uygulamaları sergilemesi adeta bu alanda rol model olmasını sağlamıştır. Ayrıca Türkiye’ye yakın konumu, Türkiye ile aynı enlemler üzerinde olması ve her iki ülkenin de Akdeniz ülkesi olması Türkiye’nin gastrodiplomasi uygulamaları ile İtalya’nın benzer uygulamaları karşılaştırılmasını kaçınılmaz kılmıştır. Araştırmada Türkiye ve İtalya tarafından gerçekleştirilen gastrodiplomasi uygulamaları SWOT analizi ile karşılaştırılmıştır. Her iki ülkenin gastrodiplomasi uygulamalarına yönelik SWOT analizi yöntemi ile güçlü ve zayıf yönleri ve fırsat ile tehditlerin değerlendirilmesinde elde edilen bilgiler ilgili başlıklar altında sırası ile belirtilmiştir. Mevcut literatürden farklı olarak diğer ülkelerde uygulanan gastrodiplomasi modellerinin incelenmesi, İtalya’nın bu alandaki etkinliği ve Türkiye’nin mevcut faaliyetleri açısından değerlendirilmesi alanyazınına ve taraflara farklı bakış açısı kazandırabileceği düşünülmektedir. Relations between states are carried out through public diplomacy. In all processes, public diplomacy develops within the framework of cultural diplomacy. Gastrodiplomacy in cultural diplomacy has an important role in the development of a nation's image, thanks to the mutual construction of public and cultural diplomacy. The use of food as a cultural subject in the reflection of their cultural identities in the Ancient Hellenic and Roman Empires reflects the first traces of gastrodiplomacy. Gastrodiplomacy is a type of diplomacy that aims to use the power of food to ensure continuity in international relations. It is known that countries such as Ancient Greece and Rome in history have an impact on the practices in the field of gastrodiplomacy and the perceptions of the citizens of other countries. When the countries are examined, it is seen that many countries are involved in gastrodiplomacy practices. Different countries, from Japan to France, from the United States to Taiwan, tend to practice gastrodiplomacy. This study, which was carried out with the aim of making inquiries about the existence, effectiveness and efficiency of gastronomy as a diplomatic tool, and examining Turkey's activities in the field of gastrodiplomacy, is one of the studies that will be brought to the literature in the field of gastrodiplomacy, and it is capable of eliminating the deficiencies in this field. SWOT Analysis method was used in the research. Italy's historical past in the field of gastrodiplomacy and its effective gastrodiplomacy practices have made it a role model in this field. In addition, its close location to Turkey, being on the same latitudes as Turkey, and the fact that both countries are Mediterranean countries made it inevitable to compare Turkey's gastrodiplomacy practices with Italy's similar practices. In the study, gastrodiplomacy practices carried out by Turkey and Italy were compared with SWOT analysis. The information obtained in the evaluation of the strengths and weaknesses and opportunities and threats by the SWOT analysis method for the gastrodiplomacy practices of both countries are listed under the relevant headings, respectively. It is thought that examining the gastrodiplomacy models applied in other countries, different from the existing literature, evaluating Italy's effectiveness in this field and evaluating Turkey's current activities can bring a different perspective to the literature and the parties.
  • Item
    Kamu diplomasisinin bir aracı olarak kültürlerarası iletişim bağlamında yeni medya: ABD Başkanı Obama dönemi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Sarıgül, Yıldız Burcu; Bilgin, Kıvılcım
    Birbirleriyle yakından ilişkili olan kültür ve kültürlerarası iletişim kavramlarından insanoğlunun var olduğu her zaman ve mekânda bahsetmek mümkündür. Farklı kültüre sahip insanların bir araya gelmesiyle başlayan iletişim süreci doğal olarak beraberinde bazı sorunları da getirmektedir. Nitekim bu durum, devletler arasındaki ilişkilerde de görülmekte ve kamuoylarının artan önemi ile birlikte devletler arasındaki ilişkilerde sorunların çözümünde kültürlerarası iletişimin değerini arttırmaktadır. Bu kapsamda, devletler arasındaki sorunların çözümünde öne çıkan yöntemlerden bir tanesi de kültürlerarası iletişim gücü ile yapılanan kamu diplomasisidir. Küreselleşme ve onun yürütücüsü olan teknolojik gelişmelerle birlikte kamuoyları ve kamuoylarını etkilemek için yürütülen kamu diplomasisi faaliyetleri uluslararası ilişkilerde önemli olmuştur. Teknolojik gelişmeler doğrultusunda yapısal değişikliklerin yaşandığı kamu diplomasisinde ise yeni medya araçları ön plana çıkmaktadır. Bu yeni sistemde devletler yeni medya araçları ile diğer ulusların halkları ile doğrudan temas kurabilmekte ve kendi görüşlerini aktararak etkileyebilmektedir. ABD, yeni medya araçlarını kullanarak kamu diplomasisini en etkin şekilde kullanan ülkelerden biridir. Bu çalışma, kamu diplomasisi alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin, küresel liderliğini sürdürmek isteyen ABD’nin kamu diplomasisi stratejilerine ne şekilde yansıdığını göstermeyi amaçlamıştır. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra kamu diplomasisinin önemini kavrayan ABD’nin başkan Obama döneminde kamu diplomasisinden nasıl faydalandığından bahsedilmiştir. Bu bağlamda kamu diplomasinin ABD’de nasıl ortaya çıktığı ve İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerinde nasıl kullanıldığı anlatılmıştır. Sonuç olarak kültürlerarası iletişimin günümüz dünyasında birçok alanda önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekilerek ABD’de kamu diplomasisi uygulamalarının da özellikle yeni medya araçları üzerinden bunu nasıl kullandığı incelenmiştir. It has been always possible to refer to terms of culture and intercultural communication which are related to each other, in every time and place where human beings exist. The communication process which starts with the gathering of people from varied societies may cause some problems. As a matter of fact, this situation is also seen in the relations between states and with the increasing importance of public opinion, the diplomacy used in solving the problems between the states started to increase the value of intercultural communications. In this context, one of the prominent methods in solving the problems between states is public diplomacy, which is structured with the power in intercultural communication. Public diplomacy strategies which are carried out to influnce public opinion have become important in international relations especially with the process of globalisation and technological developments. In this new system of public diplomacy, governments and other actors can personally contact with other publics through new media tools. Moreover, they can influence them in different ways. In the case of American Public diplomacy, US government uses a variety of different kinds of new media tools. This study aimed to examine how technological developments in the field of public diplomacy and new media reflect on the US public diplomacy. Additionaly, this study also mentions how the U.S. government under the Barack Obama administration used public diplomacy, especially aftermath of the September 11 attack. In this context, this study also focuses on the issue of how public diplomacy emerged in the USA and how and what extent it was used during the Second World War and the Cold War. Consequently, it was pointed out that intercultural communication has a key role in todays world and more importantly how the US public diplomacy take advantage of intercultural communication through using new media.