Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Item
    Suriyeli göçmenlerin mesleki ve teknik ortaöğretimde okullaşmaya etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Berfu, Hızıroğlu; Seda, Köymen Özer
    2011 yılının Mart ayında başlayan Suriye iç savaşıyla birlikte 12 milyon Suriyeli evlerini terk etmiş, 5,5 milyondan fazla Suriyeli ise ülkesinden kaçmak zorunda kalmıştır. İçişleri Bakanlığı’nın 2022 yılında yayınladığı verilere göre Türkiye’de Geçici Koruma Statüsündeki Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 761 bin kişi olup, bu durum Türkiye’yi dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna getirmiştir. Göçün etkilediği en önemli alanlardan biri de eğitim alanıdır. Bu tez, Suriyeli göçmenlerin mesleki ve teknik ortaöğretim okullaşma oranına etkisini tahmin etmeyi amaçlamaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın ve Mülteciler Derneği’nin Suriyeli göçmenler ile ilgili yayınladığı istatistikler ve MEB tarafından yayınlanan mesleki ve teknik ortaöğretim okullarına ait veriler kullanılarak göçmenlerin okullaşmaya etkisi incelenmiştir. Sonuçlar, en yoğun Suriyeli göçmen barındıran 13 ilde, diğer illere kıyasla mesleki ve teknik ortaöğretim okullarında okullaşma oranının %1,5 daha fazla olduğu yönündedir. Bu sonuç, Suriye’den gelen göçmenlerin çoğunluğunun dil yetersizliği nedeniyle yüksek beceri gerektirmeyen emek yoğun işleri tercih etmesiyle ve yerli öğrencilerin göçmenlerle rekabetten kaçınmak adına becerilerini geliştirebileceği mesleki ve teknik okullara kaydının artmasıyla açıklanabilir. Bu meslekler için eğitim alınan mesleki ve teknik ortaöğretim okullarında, göçmenlerin gelişiyle birlikte okullaşma oranı artış göstermiştir. Ayrıca, sonuçlar en çok göç alan 4 ilin diğer illerdeki okullaşmaya etkisinin incelenmesiyle doğrulanmıştır. Son olarak, göçmen sayısındaki artışın en yoğun yaşandığı illerde de aynı bulgulara ulaşılmıştır. With the Syrian Civil War that started in March 2011, 12 million Syrians left their homes and more than 5.5 million Syrians had to flee their country. According to the data published by the Ministry of Interior in 2022, the number of Syrians with Temporary Protection Status in Turkey is approximately 3 million 761 thousand people, which has made Turkey the country hosting the highest number of refugees in the world. One of the most important sectors affected by migration is the education sector. This thesis aims to estimate the impact of Syrian immigrants on the vocational and technical secondary school enrollment rate. The effect of immigrants on schooling was examined by using the statistics published by the Ministry of Interior and the Refugees Association on Syrian immigrants and the data of vocational and technical secondary schools published by the Ministry of National Education. The results show that the enrollment rate in vocational and technical secondary schools is 1,5% higher in 13 provinces with the highest concentration of Syrian immigrants compared to other provinces. This result can be explained by the fact that the majority of immigrants from Syria prefer routinery manual jobs due to their language deficiency and the increased enrollment of local students in vocational and technical schools where they can improve their skills in order to avoid competition with immigrants. The schooling rate increased with the arrival of immigrants in vocational and technical secondary schools where education was given for these professions. In addition, the results were confirmed by examining the effect of the 4 provinces receiving the highest number of immigrants on schooling in other provinces. Finally, the same findings were reached in the provinces where the increase in the number of immigrants was most intense.
  • Item
    Türkiye’de bulunan gastronomi ve mutfak sanatları bölümleri için pastacılık ve ekmekçilik sanatları lisans programı önerisi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Er, Arda; Turgut, Hakan
    Bu araştırma, Türkiye’deki henüz hiçbir lisans bölümü altında bulunmayan 4 yıllık pastacılık ve ekmekçilik sanatları lisans program önerisini kapsamaktadır. Önerilmesi planlanan pastacılık ve ekmekçilik sanatları lisans programı Türkiye ve dünya genelindeki pastacılık ve ekmekçilik ön lisans programlarını, yurt dışındaki pastacılık ve ekmekçilik lisans programı örneğini ve ekmek ve pastacılık kurslarını incelenerek oluşturulmuştur. Araştırmada literatür taraması ve nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu çalışmada, araştırmacıya esnek yapı tanıdığı ve görüşmeleri kontrol altında tutma imkânı sağladığı için yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada akademisyenler, öğrenciler ve işletme sahipleri ile çevrimiçi uzaktan konferans programı kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Tüm katılımcıların yöneltilen sorulara vermiş olduğu cevaplar, yorumlar ve yorumlarından çıkarılan görüşler derlenirken denetleme ve amaçlı örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Gastronomi ve mutfak sanatları, pastacılık ve ekmekçilik ve aşçılık bölümlerinde verilen pastacılık ve ekmekçilik konularını kapsayan derslerin bu alanda uzmanlaşmak ve branşlaşmak isteyen öğrenciler için yeterli olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle önerilen pastacılık ve ekmekçilik sanatları lisans programının sektörel beklentileri karşılamak ve öğrencilerin aynı sektörde kariyer beklentilerine ulaşması için faydalı olacağı düşünülmektedir. Yapılan araştırmada literatürde bulunan derslerden farklı olarak yeni dersler ve yeni içeriklerin geliştirilecek olan pastacılık ve ekmekçilik sanatları lisans programının mevcut üniversitelerinin eğitim programlarına eklenmesi ile bahsi geçen bölümden mezun olacak öğrencilere yeni bir bakış açısı ve yeterlilik kazandırılabileceği düşünülmektedir. This research covers the 4-year pastry and bakery arts undergraduate program proposal, which is not under any undergraduate program in Turkey yet. The pastry and bakery arts undergraduate program that is planned to be proposed was created by examining the pastry and bakery associate degree programs in Turkey and around the world, the example of the pastry and bakery undergraduate program abroad, and private courses. In the research, semi-structured interview technique as a literature review and qualitative research method, was used. In the research, interviews were conducted with academicians, students and business owners using an online conference program. Supervision and purposive sampling methods were used while compiling the answers given by participants, comments and opinions derived from their comments. It is thought that the courses covering the subjects of pastry and bakery given in the existing departments are not sufficient for students who want to specialize in pastry and bakery field. For this reason, it is thought that the proposed program will be beneficial for meeting sectoral expectations and for students to reach career expectations in the same sector. It is thought that, unlike the courses in the literature, new courses and new contents will be developed by adding the undergraduate program of pastry and bakery arts to the education programs of existing universities, and it is thought that a new perspective and competence can be gained for the students who will graduate from the aforementioned department.
  • Item
    Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin onlenmesinde birleşmiş milletlerin (BM) eğitim faaliyetlerinin rolü
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Köseoğlu, Merve; Romya Bilgin, Kıvılcım
    Kadınlar toplumun inşasında tarihsel olarak kendileri için belirlenen rolleri üstlenmişlerdir. Modern topluma geçişten sonra bile kadın ve erkek rolleri tarih öncesi dönemlerden kalan özellikler içermektedir. Bu rollerin farklı kültürlerde şiddet olgusunu barındırdığı gözlemlenmektedir. Günümüzde kadına yönelik şiddet uluslararası büyüklükte bir soruna dönüşmüştür. Şiddet sorununun çözülmesi için ise toplumsal iş birliği gerekmektedir. Bu nedenle çeşitli organizasyonlar kurulmuş ve sorunun çözümüne yönelik bir arayış başlamıştır. Yapılan çalışmalar eğitimin toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ve şiddeti engellemek üzere etkin rol oynadığı ortaya konulmuştur. Toplumsal cinsiyet kavramı toplumdaki tüm kadın, erkek ve LGBT’li bireyleri kapsamaktadır. Araştırmada kadına yönelik Şiddetin toplumsal cinsiyet kavramı ve rolleri ile bağlantısı ele alınarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde eğitim iletişimi ve eğitimin etkinliği değerlendirilmiştir. İletişim hayatın her alanında bireylerin sahip olduğu en temel özelliktir. Dolayısıyla hayatın içinde her alanda iletişimin etkilerini görmek mümkündür. İletişimin güçlendiği ve kendini en güzel ortaya koyduğu alan ise eğitimdir. Eğitimin başlangıcından devamına ve hatta tamamlanma noktasına kadar iletişimsel süreç kendini gösterir. Dolayısıyla, eğitim ve iletişimi birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Eğitimin kendisi de iletişimin önemli bir basamağı olduğu için, her yaştan ve cinsiyetten bireyin bu basamağı geçmesi önemli bir husustur. Eğitim sürecini iletişimsel becerileriyle harmanlamayı öğrenen bireyin hayatının geri kalanında, en başta kendisi sonra diğer toplum bireyleriyle eşitlik algısı çerçevesinde yaşaması olumlu bir sonuçtur. Bu bilgiler ışığında araştırmada BM eğitim faaliyetlerinin cinsiyet eşitliğinin sağlanması üzerindeki etkileri eğitim ve iletişim ilişkisinin feminist kuramla çerçevelenmesiyle analiz edilmiştir. Throughout the history, women have assumed some major gender roles which are determined by the society. Even after the transition to modern society, women and men gender roles still contain these patriarchal structures. In different cultures, it is observed that these gender roles harbor the phenomenon of violence. Today, violence against women has turned into an international problem. For this reason, social cooperation is highly required to solve violence problem all around the world. Studies show that education has one of the significant and active role in preventing gender based discirimination and violence. The concept of gender includes all women, men and LGBT individuals in society. In this research, the relationship between gender roles and violence against women is evaluated through the effectiveness of communication in education. At this point, the study is based on the United Nations (UN) regional women education and studies on the basis of gender roles. In this context, regional women’s studies in the UN are handled using descriptive analysis method on the basis of gender roles. Communication is the most basic feature and need of human being in all parts of life. Therefore, it is possible to realize the effects of communication everywhere in life. At this point, education is one of the most significant area for communication to be stronger and manifesting itself better. The communicative process manifests itself from the beginning of education to its continuation and even to the point of completion. Therefore, it is not possible to consider education and communication separately. Since education itself is an important step of communication, it is important for individuals of all ages and genders to pass this step. It is a positive result that the individual, who learns to blend the educational process with her/his communicative skills, lives within the framework of the perception of equality, first for herself/himself and then with the other members of the society. In the light of this information, this research analyzed the effects of UN education activities on achieving the gender equality by framing the relationship between education and communication with feminist theory.
  • Item
    Üniversite ve sektör işbirliği çerçevesinde gastronomi ve mutfak sanatları lisans programlarının Türk mutfağına yönelik derslerinin sektör ihtiyaçları bağlamında değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Güney, Server Kazım; Turgut, Hakan
    Bu araştırma, YÖK’e bağlı olarak faaliyet gösteren devlet ve vakıf üniversitelerinin Gastronomi ve Mutfak Sanatları (GMS) bölümlerinde uygulanan Türk Mutfağına yönelik dersler ile Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları dersi ders programının sektör ihtiyaçlarını karşılamadaki başarısı hakkında bilgi toplamak, uzman kişilerin görüşlerine dayanarak konuyu tartışmak ve elde edilen bulguları yorumlayarak GMS lisans eğitimine yönelik sektör ihtiyacını karşılayacak Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları dersi ders izlencesini önermek amacıyla hazırlanmıştır. Sektörde çalışan mezunların Türk Mutfağı hakkında yeterli teknik bilgi ile pratik beceriye sahip olup olmadıkları ve aldıkları eğitimin bu alandaki başarılarına etkisi konusu araştırmanın birincil problemidir. Üniversitelerin Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümlerinde verilen Türk Mutfağına yönelik dersler ile Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları derslerinde takip edilen yöntem ve ders içeriklerinin bir bütünlük arz edip etmediği ise araştırmanın bir diğer problemidir. Yapılan literatür taramasında bu konu ile ilgili benzer bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle, konuyu daha derinlemesine araştırabilmek için öncelikle nitel araştırma şeklinde planlanan çalışma pandemi şartları nedeniyle karma yönteme dönüştürülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği seçilmiş; verilerin analizinde de içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Pandemi şartları nedeniyle zorunlu kalındığı ulaşılamayan denklerin görüşleri hazırlanan anketlerle toplanmıştır. Veri toplanması aşamasında öncelikle, Türk Mutfağı konusunda 15 yıldan fazla deneyimi olan aşçıbaşılar, GMS bölüm başkanları ile Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları dersi veren öğretim elemanları, ulusal ve uluslararası alanda yayın yapmış konunun uzmanı araştırmacıların deneyim ve bilgilerine başvurulmuştur. İkinci olarak üniversitelerin öğretim programları ve Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları ders izlenceleri incelenmiştir. Üçüncü olarak, ulaşılabilen en eskisinden başlayarak Türk Mutfağı konusunda yazılmış eserler incelenmiştir. Sonuç olarak Türk Mutfağına yönelik derslerde ve Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları derslerinin içeriklerinde bir birlik olmadığı; her üniversite, kurum ve kuruluşun farklı yaklaşımlar izlediği, uygulama derslerine teorik derslerden daha az vakit ayırıldığı, GMS bölüm sayısının hızlı artışına yetişecek ölçüde öğretim elemanı yetişmediği, öğretim elemanlarının çoğunun sektör tecrübesi olmadığı, GMS bölümlerinin ve özel eğitim kurumlarının çoğunun yeterli teknik donanım ve malzemeye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türk Mutfağının bilimsel olarak araştırılmasını, uygun eğitim ortamının yaratılmasını, sektörün geliştirilmesini ve tanıtımını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için Türk Mutfağı eğitiminde temel bir ders izlencesi şablonu oluşturulması gerektiği düşünülmektedir. Bu amaçla, tez sonucunda GMS bölümlerinde uygulanabileceği değerlendirilen, iki akademik dönemi kapsayan, 28 haftalık bir Türk Mutfak Kültürü ve Uygulamaları Lisans Ders izlencesi (syllabus) önerisi oluşturulmuştur. Araştırmanın birincil problemi olan; sektörde çalışan mezunların Türk Mutfağı hakkında yeterli teknik bilgi ile pratik beceriye sahip olup olmadıkları ve aldıkları eğitimin bu alandaki başarılarına etkisi konusuyla ilgili olarak elde edilen verilere göre, mezunların sektör ihtiyaçlarını karşılamak konusunda yetersiz oldukları değerlendirilmiştir. Bu soruna yönelik olarak üniversite, kurum ve özel kuruluşların, önerilen bu şablona kendi imkânları çerçevesinde mümkün olan en yüksek düzeyde uyarak oluşturacakları eğitim programı ve Türk Mutfağı Kültürü ve Uygulamaları ders izlencesinin, sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte teknik bilgi ve pratik beceriye sahip mezunlar verebilmelerine önemli katkıları olacağı değerlendirilmektedir. This research aims to gather information about the Turkish Cuisine courses applied in the Gastronomy and Culinary Arts (GMS) departments of state and foundation universities operating under YÖK and the success of the Turkish Culinary Culture and Applications course program in meeting the needs of the sector, in order to discuss the subject and propose the Turkish Culinary Culture course curriculum that will meet the sector need for undergraduate education based on the opinions of experts. The primary problem of the research is whether the courses for Turkish Cuisine given in the Gastronomy and Culinary Arts departments of the universities and the methods and content of the courses followed in the Turkish Culinary Culture and Applications courses have integrity. Another problem of the research is whether the graduates working in the sector have sufficient technical knowledge and practical skills about Turkish Cuisine and the effect of their education on their success in this field. No research on this subject has been found in the literature review. For this reason, the study, which was planned as a qualitative research, was transformed into a mixed method due to the pandemic conditions in order to investigate the subject in more depth. Semi-structured interview technique was chosen from the qualitative research methods; Content analysis method was also used in the analysis of the data. Opinions of peers, who could not be reached due to pandemic conditions, were collected through prepared questionnaires. During the data collection phase, firstly, the experience and knowledge of the cooks who have more than 15 years of experience in Turkish Cuisine, the department heads, the lecturers who teach Turkish Culinary Culture and Applications, and the expert researchers who have published in the national and international field were consulted. Secondly, the curricula of the universities and the contents of the Turkish Cuisine were examined. Thirdly, the works written on Turkish Cuisine starting from the oldest available were examined. As a result; There is no unity in the courses for Turkish Cuisine and in the content of Turkish Culinary Culture and Applications lessons, each university, institution and organization follows different approaches, less time is allocated to practice lessons than theoretical lessons, there is not enough teaching staff to keep up with the rapid increase in the number of departments, most of the lecturers do not have experience in the sector and it was evaluated that most of the schools do not have technical equipment and materials. This situation negatively affects the scientific research of Turkish cuisine, the creation of an appropriate education environment, the development and promotion of the sector. It is thought that a basic course plan (syllabus) should be created in Turkish Cuisine education in order to eliminate these negativities. For this purpose, a 28-week Turkish Culinary Culture and Applications Undergraduate Course Syllabus proposal, covering two academic terms, which is considered to be applicable in GMS departments at the end of the thesis, was developed. The primary problem of the research; according to the data obtained about whether the graduates working in the sector have sufficient technical knowledge and practical skills about Turkish Cuisine and the effect of their education on their success in this field, it was evaluated that the graduates were insufficient to meet the needs of the sector. In order to address this problem, it is evaluated that the education program and the Turkish Cuisine Culture and Practices curriculum, which universities, institutions and private organizations will create by complying with this proposed template at the highest possible level within their own means, will contribute to the ability of graduates with technical knowledge and practical skills to meet the needs of the sector.
  • Item
    Ankara devlet opera ve balesi müdürlüğü teknik personelinde kronik hastalık durumu ile risk faktörlerinin saptanması ve yapılan eğitimin bilgi, tutum ve davranış değişikliklerine etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Sağlam Pınar, Selin; Erdal, Rengin
    Tanımlayıcı özelliği olan bir müdahale araştırması olan bu çalışmanın amacı: Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün sanat teknik birimlerinde çalışanların sağlık durumlarını saptamak ve kronik hastalıklara yönelik eğitim programı hazırlayarak, eğitim materyali geliştirmek, uygulamak ve verilen eğitimin etkinliğini değerlendirmektir. Çalışmaya 152 kişi dahil edilmiştir. Veri kaynaklarını; yüz yüze uygulanan anket formları ‘T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Türk toplumunda geçerlilik ve güvenilirliği saptanan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından hazırlanan DSÖ STEPS Aracı Anketi’ ile kurum işyeri hekimliğinin sağlık kayıtları oluşturmuştur. Verilerin analizinde: SPSS bilgisayar paket programı kullanılacak, frekans ve yüzde dağılımlarının eğitim öncesi ve eğitim sonrası değerlerinin karşılaştırılarak ilişkilerin ki-kare testi ve bağımlı gruplarda t testi ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırma grubunun %47’sinin sigara içtiği, %46’sının alkol kullandığı, %95’inin yemeklerde sürekli tuz kullandığı, %49’unun hiçbir egzersiz yapmadığı, %20’sinin kan basıncının yüksek olduğu, %10’unun diyabet tanısı aldığı ve %74 ‘ünün beden kitle indeksinin normal değerlerin üstünde olduğu görülmüştür. Eğitim sonrası sistolik kan basınçlarında ve beden kitle indekslerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş görülmüştür. Bir yıl süreyle görsel olarak atölyelerde kullanılan posterler ve verilen eğitimin kısa sürede bile olsa etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ışığında, kronik hastalıkların önlenmesi ve kontrolünde iş yerlerinde kronik hastalıklar konusunda eğitimler planlanmalıdır. Bu eğitimler sadece teorik olarak değil, broşür ve posterler ile bütünleşik halde verilmelidir. The purpose of this study, which is a descriptive intervention research, is to determine the health status of the employees in the art technical units of the Ankara State Opera and Ballet Directorate and to prepare a training program for chronic diseases, to develop and apply training materials and to evaluate the effectiveness of the training provided. 152 people were included in the study. Data sources; face to face questionnaire forms from the WHO STEPS Tool Survey prepared by the World Health Organization (WHO), whose validity and reliability have been determined by the Ministry of Health of Turkish Republic and the health records of workplace doctor. In the analysis of the data: SPSS computer package program will be used, comparing the pre-training and post-training values of frequency and percentage distributions, and evaluating the relationships with the chi-square test and t-test in dependent groups.47% of the study group smoked, 46% consumed alcohol, 95% constantly used salt in meals, 49% did not exercise, 20% had high blood pressure, 10% were diagnosed with diabetes and It was observed that the body mass index of 74% was above normal values. A statistically significant decrease in systolic blood pressure and body mass index was observed after the training. It has been observed that the posters used visually in the workshops for a year and the training provided were effective even in a short time. In the light of the results obtained in this study, trainings on chronic diseases should be planned in workplaces in the prevention and control of chronic diseases. These trainings should be given not only theoretically, but also integrated with brochures and posters.
  • Item
    Türkiye'nin toplumsal hafızasını köy enstitüleri fotoğraflaı üzerinden okumak: Hasanoğlan köy enstitüsü ve hasanoğlan yüksek köy enstitüsü örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Çalışkan, Hasan Eren; Yaban, Nesli Tuğban
    Eğitim tarih boyunca insanların ve toplumların daha iyi yaşam koşullarına kavuşabilmek için sahip olmaları gereken en önemli unsurlardan ve yaşam bileşenlerinden birisi olmuştur. Önemi hiç eksilmeden artarak devam eden eğitim konusu Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne hatta günümüze kadar süregelen bir dizi eğitim politikaları ile şekillenmiştir. Bu tez çalışması Türkiye’deki eğitim politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan Köy Enstitüleri’ne odaklanarak, Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü özelinde yapılmış olan eğitim ve öğretim faaliyetlerini daha önce enstitülerin dışına çıkmamış olan fotoğraflarla belgelemektedir. Söz konusu eğitim faaliyetleri, Hasanoğlan Köy Enstitüsü ile Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü ve devamındaki okul mezunları ile yapılan görüşmelerle de ele alınmış, görüşmelerden elde edilen veriler sözlü tarih yöntemiyle literatüre katkı sağlanmıştır. Sonuç olarak tez çalışmasının bulguları olan fotoğraflar ve görüşme metinleri alternatif tarih yazımına katkıda bulunacak biçimde derlenmiş, Türkiye’nin toplumsal hafızasına görsel dokümanter niteliğindeki fotoğraflar kazandırılmıştır. Throughout history, education has been one of the most important elements and components of life that people and societies should have in order to achieve better living conditions. The issue of education whose importance has been increasing without any hesitation has been shaped by series of education policies from Ottoman Empire to Turkish republic, even today. This thesis documents the education and training that are conducted at Hasanoğlan Village Institute and Hasanoğlan High Village Institute with the photographs that were previously not get out of the institutes, by focusing on the village institutes that emerged as a result of the education policy in Turkey. The mentioned training activities have been discussed in the interviews with Hasanoğlan Village Institute, Hasanoğlan High Village Institute and the following school graduates and the findings from the interviews attained by oral history technique contributes to the literature. As a result, the photographs and the interview texts that are the findings of the thesis study are compiled in a way that contributes to writing alternative history and the photographs that have the characteristic of visual documentaries are brought in Turkey’s collective memory.
  • Thumbnail Image
    Item
    Stratejik insan kaynakları uygulamalarından hizmet içi eğitim faaliyetlerinin işgücü devir oranına etkisi: sağlık sektöründe bir vaka araştırması
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017) Özsoy, Emel; Halıcı, Ali
    Stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarından hizmet içi eğitim faaliyetlerinin örgütsel bağlılık aracılığı ile işgücü devir oranını azaltıcı etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle, bu çalışmada örgütlerde uygulanan hizmet içi eğitim faaliyetlerinin işgücü devir oranına etkisi üzerinde odaklanılmıştır. Birinci ve ikinci bölümde hizmet içi eğitim ve işgücü devir oranı terimleri ve aralarındaki ilişki kavramsal olarak açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde sağlık sektöründe bir vaka araştırmasına yer verilmiş ve yine aynı bölümdü elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın metodolojisi olarak veri analizi ve yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada öncelikle ilgili kuruluşa ait çalışan hareketliliği ve hizmet içi eğitim faaliyetlerine yönelik veriler elde edilmiş ve analizi yapılmıştır. Daha sonra hizmet içi eğitim faaliyetleri ile işgücü devir oranı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kuruluşun Personel Müdürü ve Eğitim Birimi Sorumlusu ile 4 temel soru üzerinde gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakat sonuçları değerlendirilmiştir. Son bölümde ise araştırmanın sonuçlarına yer verilmiştir. Uygulanan vaka araştırmasına bağlı olarak hizmet içi eğitim faaliyeti ile işgücü devir oranı arasında bir ilişki tespit edilememiştir. In-service training activities from Strategic Human Resources Management (SHRM) practices are thought to be the effect of reducing the labor turnover rate through organizational commitment. From this point forth, the study will focus on the impact of in-service training activities on organizations' workforce turnover rate. The terms in-service training and labor turnover rate and the relationship between them are conceptually explained in the first and second sections,. In the third section, a case study is included in the health sector and the data obtained from the same department are evaluated. Data analysis and semi-structured interview method are used as the methodology. Firstly the data related to employee mobility and in-service training activities of the related organization are obtained and analyzed. In order to determine the relationship between the in-service training activities and the labor turnover rate, the results of the semi-structured interviews on the four basic questions are evaluated by the Personnel Manager and the Education Unit Officer of the organization. In the final part, the results of the research are included. It concludes that, there is no relationship between the in-service training activity and the labor turnover rate.
  • Thumbnail Image
    Item
    Avrupa Birliği eğitim politikasının öncelikleri: kavramsal bir analiz
    (Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 2007) Sungur, Derya; Çınar, Menderes
    Bu çalısmanın amacı, AB egitim politikasının önceliklerini bazı analitik araçlar yardımıyla tartısmaktır. Modern toplumlarda egitimin ekonomik, toplumsal ve siyasi-ideolojik olmak üzere üç temel islevi oldugu ve bu islevlerin Ernest Gellner’in de isaret ettigi gibi milliyetçilik ideolojisiyle ilgili oldugu söylenebilir. Sanayi Devrimi sonucu toplumsal yapıdaki degisim, egitimin islevlerindeki degisiklige de yansımıstır. Modern egitim, modern toplumun ihtiyaçlarına cevap verir ve bu ihtiyaçlardan biri de ortak kimliktir. AB’de entegrasyon sürecini açıklamak için yola çıkan neo-fonksiyonalist yaklasım da egitim politikalarını AB bütünlesmesinin bir türevi olarak görür. Bu baglamda, çalısmada yapılan tartısma üç asamadan olusmaktadır. Çalısmanın ilk bölümünde modern toplumlarda egitimin islevleri incelenecek ve AB’de egitim politikasının bu islevlerle anlasılabilirligi tartısılacaktır. ikinci asamada AB’de egitim alanında ‘politika olusturma’ ve ‘politika uygulama’ düzeyleri arasındaki farklılıklardan ve egitim politikasındaki önceliklerden bahsedilecektir. Tartısmanın son bölümünde ise, ulus-devlet düzeyinde standart bir egitim politikası olusturma ve uygulamanın ortak bir kimlik duygusuna yol açacagı tezinden hareketle Gellner’ci ve neo-fonksiyonalist yaklasımların AB düzeyinde geçerli olup olmadıgı tartısılacaktır.