Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Item
    Şiddet maruziyeti olan Suriye uyruklu yetişkin erkeklerin psikolojik dayanıklılığı ve travma sonrası büyümesinin sosyal hizmet bakış açısıyla incelenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yıldız, Öykü; Bekiroğlu, Seval
    Sosyal hizmet meslek ve disiplini; göç, toplumsal cinsiyet kalıp rolleri, şiddet ve şiddetin mikro/mezzo/makro boyuttaki etkileri gibi odak noktalarında ve olgularda müracaatçıların olumsuz yaşam deneyimleri ile baş etmelerinde ve yaşadıkları olumsuz deneyimler sonrası güçlenmelerinde etkin bir role sahiptir. Bununla birlikte ülkemizde göç alanında yapılan çalışmalarda toplumsal cinsiyet rollerinin erkeklik ve erkeklerin yaşadığı şiddet maruziyetinin yarattığı etkiler açısından incelendiği ve bu perspektiften ilgili sosyal hizmet müdahalelerinin neler olduğu ya da olması gerektiğine dair çalışmalara rastlanmamıştır. Bu durum çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışmada, Türkiye‘de yaşayan şiddet maruziyeti bulunan Suriye uyruklu yetişkin erkeklerin psikolojik dayanıklılığı ve travma sonrası büyümesi sosyal hizmet bakış açısıyla incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen çalışmada genel tarama modellerinden birisi olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak sosyodemografik form, Connor&Davidson Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ) ve Travma Sonrası Büyüme Ölçeği (TSBÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 1 Ekim – 1 Kasım 2021 tarihleri arasında, İzmir‘de şiddet maruziyeti bulunan erkeklere hizmet veren sivil toplum kuruluşlarından hizmet alan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 159 şiddet maruziyeti bulunan Suriye uyruklu yetişkin erkek oluşturmuştur. Verilerin analizi IBM SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Yaş ortalaması 32 yaş olan katılımcıların çoğunluğunun evli, çocuk sahibi, düşük sosyo-ekonomik düzey sahip, sosyal yardımlardan faydalanan, Türkiye‘ye 6-7 yıl önce gelen bireyler olduğu görülmüştür. Katılımcıların TSBÖ ve PDÖ puan ortalaması orta düzeydedir. Gelir durumu, engel ve kronik sağlık problemine sahip olma durumu ile TSBÖ puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı ilişki gözlemlenmiştir. Eğitim durumu, göç esnasında maruz kalınan şiddetin tekilliği/çoğulluğu, Türkiye‘de şiddete maruz kalma durumu, Türkiye‘de maruz kalınan şiddetin tekilliği/çoğulluğu, şiddet sonrası tedaviye erişim ve destek alma durumu ile TSBÖ puan ortalamalası arasında pozitif yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Sosyal yardımlardan faydalanma durumu, göç öncesi şiddete maruz kalma durumu ve göç öncesi maruz kalınan şiddetin tekillik/çoğulluk durumu ile PDÖ puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Çalışmanın bulguları, şiddet maruziyeti bulunan Suriye uyruklu yetişkin erkeklerin şiddet deneyimleri ve bu deneyim üzerinden destek alma süreçlerinin toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının yarattığı mevcut dinamikler üzerinden değerlendirilmesinin, erkeklerin psikososyal iyi oluş halinin sağlanması ve özelleşmiş müdahale bakışının oluşturulması açısından önemli olduğunu göstermektedir. Social work profession and discipline has an active role in the clients‘ coping with their negative life experiences and their empowerment after their negative experiences in focal points and cases such as migration, gender stereotypes, violence and the effects of violence in micro/mezzo/macro dimensions. However, in studies conducted in the field of migration in our country, no studies have been found that examine gender roles in terms of masculinity and the effects of exposure to violence experienced by men, and what the relevant social work interventions are or should be from this perspective. This situation formed the starting point of the study. In this study, the psychological resilience and post-traumatic growth of Syrian adult men living in Turkey who have been exposed to violence were examined from a social work perspective. The relational survey model, which is one of the general survey models, was used in the study carried out with the quantitative research method. Sociodemographic form, Connor & Davidson Resilience Scale (CD-RISC) and Post Traumatic Growth Scale (PTGI) were used as data collection tools in the study. The sample of the study consisted of 159 adult men of Syrian nationality who received services from non-governmental organizations serving men exposed to violence in Izmir between October 1 and November 1, 2021 and agreed to participate in the research. The analysis of the data was made using the IBM SPSS 25.0 statistical package program. The majority of the participants, whose average age is 32 years old, are married, have children, have a low socio-economic level, benefit from social assistance, and came to Turkey 6-7 years ago. The participants' post-traumatic growth and CD-RISC mean scores are moderate. A negative significant relationship was observed between income status, disability, and having a chronic health problem and the mean PTGI scores. A positive and significant relationship was observed between education level, singularity/multiple of violence exposed during migration, exposure to violence in Turkey, singularity/plural of violence exposed in Turkey, access to post-violence treatment and support, and the mean PTGI vi score. A negative and significant relationship was found between the status of benefiting from social assistance, exposure to violence before migration, singularity/pluralism of violence before migration, and CD-RISC score averages. The findings of the study show that it is important to evaluate the experiences of violence and the processes of receiving support based on the current dynamics created by gender stereotypes of Syrian adult men who have been exposed to violence, in terms of ensuring the psychosocial well-being of men and creating a specialized intervention perspective.
  • Item
    Bütünleşme çabalarının göç alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları gözünden değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Ertürk, Çağrı; Attepe Özden, Çağrı
    2011 yılından bu yana ülkemizde resmi olarak sayıları 5 milyonu aşan Ortadoğu kökenli insan yaşamaktadır. Bunların çoğu Suriyeli olmakla birlikte Türkii Cumhuriyetlerden de insanlar bu süreç içerisinde Türkiye’ye çeşitli sebeplerle gelmişlerdir. Resmi sayılara göre Türkiye’nin nüfusunun 1/16 oranına denk gelen kitlenin önemli bir kısmı Türkiye’yi Avrupa’ya uzanan bir köprü niteliğinde değerlendirse de araştırma bu insanların Avrupa’dan ziyade önemli bir kısmının Türkiye’de kalacağını işaret etmektedir. Kısa süre içerisinde 5 milyonu aşkın bir nüfusa ev sahipliği yapan Türkiye’nin iyi planlanmış, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir bütünleşme planının olması zorunluluğu da sayının yüksek olmasından ziyade insan haklarının getirdiği bir mecburiyet gereği ele alınmalıdır. Yapılan araştırma; sosyal hizmet uzmanlarının perspektifinden Türkiye’de yürütülen bütünleşme çalışmalarını ele almış, sosyal hizmet uzmanlarının bu süreç içerisindeki rollerini tartışmıştır. Bu bağlamda düzensiz göç ve savaş mağduru insanlarla çalışan 9 sosyal hizmet uzmanıyla yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Farklı illerden/bölgelerden olan bu görüşmecilerin hepsi sosyal hizmet uzmanıdır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlar değerlendirilirken oluşturulan başlıklar; insan hakları temelinde, sosyal hizmet disiplininin özünü oluşturan değerler ışığında oluşturulmuştur. Bu bağlamda bazı ana temalar ve alt temalar belirlenmiştir. Eğitim, ekonomik olanaklar/olanaksızlıklar, bütünleşme ekseninde hak temelli yaklaşım” olarak belirlenmiştir. Ana temaların yanında yer alan tartışma kısmında ise “pratik ve teori temelli kavram karşılaştırması; uyum ve bütünleşme konusu yer almaktadır. Bulgulardan elde edilen verilerin ışığında öneriler dizisi oluşturulmuştur. Yasal prosedürlerden eğitim alanına, dil bariyerinden istihdam ve planlama politikalarına, sağlık ve adli sisteme yönelik önerilerden gelen insanların sürecin içerisine dahil edilmesi (karar mekanizmalarına katılmaları gibi) birçok temel konular ele alınmıştır. Since 2011, more than 5 million people of Middle Eastern origin have been living in our country officially. Although people in the Turkic Republics came to Turkey for various reasons in this process, most of them are Syrians. According to the official numbers their population ratio is 1/16 of Turkey’s total population. Eventough, the majority of this population says that they are seeing Turkey as a bridge to reach Europe, the researches claim that most of them will stay in Turkey. Turkey, home to a refugee population of over 5 million, requires a well-planned, sustainable and predictable integration plan which also should be considered as a necessity of human rights rather than high population. This research tackles the issue of integration work carried out in Turkey, discusses the roles of social workers in this process, from the perspective of social workers. In this context, indepth interviews were held with semi-structured interview technique with 9 social workers working with people who are victims of irregular migration or war. The titles created while evaluating the results obtained from the findings of the research; was created on the basis of human rights in the light of the values that form the core of social work discipline. In this context, some main themes and sub-themes have been identified. Education, economic possibilities / impossibilities have been determined as a rights-based approach in the integration progress. Under the discussion topic, besides the main theme, practical and theory-based concept comparison and adaptation-integration issues are discussed.In the light of the data obtained from the findings, a series of suggestions was created. Many basic issues have been addressed, such as; including people from legal procedures to the field of education, the language barrier, employment and planning policies, and suggestions for health and judicial system (such as participation in decision-making mechanisms). In the light of the data obtained from the findings, a series of suggestions was created. Many basic issues have been addressed, including people from legal procedures to the field of education, from the language barrier to employment and planning policies, and suggestions for health and judicial system (such as participation in decision-making mechanisms).
  • Item
    Türkiye'de düzensiz göç alanında çalışan stk'ların rollerinin profesyonellerin gözünden incelenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Ulutaş, Dilara; Attepe Özden, Seda
    Türkiye‟nin mevcut olan jeopolitik konumu ve Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki ulaşım güzergâhı üzerinde yer alması nedeni ile tarihten bu yana göç yolu olma özelliği taşımaktadır. Son yıllarda Türkiye göçmenler tarafından Avrupa ülkelerine geçmek için transit ülke olarak kullanılmaktadır. Ortadoğu‟da meydana gelen Arap Baharı‟nın da etkisi, Afrika ülkelerindeki ekonomik yetersizlikler gibi ekonomik ve siyasi nedenler bu düzensiz göç hareketliliklerinin de artmasına neden olmuştur. Türkiye‟de göç alanında çalışan sivil toplum kuruluşları düzensiz göç hareketliliği ile de çalışmakta ve bu alana yönelik çeşitli hizmet vermektedir. Hali hazırda sürekliliğini koruyan düzensiz göç ve bu alanda özellikle STK‟ların ülkemizde daha aktif bir şekilde faaliyet gösteriyor olması, bu alana ilişkin STK‟ların rollerinin neler olduğunun profesyonellerin gözünden inceleniyor olması hem bireysel hem de kurumsal anlamda yürütülen uygulamalar açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye‟de düzensiz göç kapsamında çalışan STK‟ların uygulamalar üzerindeki rolleri ve sosyal hizmetler kapsamında ihtiyaçların karşılanmasında STK‟ların karşılaştıkları durumların irdelenmesi üzerinedir. Araştırma nitel bir çalışma olup derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak, STK‟larda çalışan 15 profesyonel ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada düzensiz göç alanında sivil toplum kuruluşlarında çalışan profesyonellere ulaşmak amaçlanmıştır. Araştırmada ses kayıtlarından elde edilen verilerin dökümü alınmış ve bu dökümlerden kodlar ve temalar oluşturulmuştur. Veriler ile üç ana tema üzerinde durulmuştur. Bu temalar; insani yardım hizmetlerinin değerlendirilmesi (tercümanlık hizmeti, ayni yardım hizmetleri, hukuki danışmanlık hizmeti), düzensiz göç alanında sosyal hizmet rollerinin değerlendirilmesi (aracı rolü ve savunuculuk rolü), düzensiz göç çalışmalarında karşılaşılan sorunlar (dil bariyeri sorunu, refakatsiz çocuklar sorunu, kamu kurumlarındaki alt yapı yetersizliği) olarak ele alınmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde düzensiz göç alanında STK‟larda çalışan katılımcılar; saha tecrübelerinde kolluk kuvvetleri ve düzensiz göçmenler arasında sıklıkla dil bariyeri sorunu ile karşılaştıklarını, bu sorundan kaynaklı olarak düzensiz göçmenlerin yanlış beyanlarda bulunduklarına, kurumlardaki alt yapı yetersizliğinden kaynaklı olarak bekleme alanlarında pek çok sorun ile karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Bekleme alanlarında yaşanılan sorunlar da hijyen sorunlarına yol açtığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda göç yolundaki düzensiz göçmenler içinde yer alan refakatsiz çocukların yaş tespitlerinde sorunlar ortaya çıktığını aynı zamanda koruma sistemi dışına itildikleri tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada düzensiz göç alanında çalışan STK‟ların aracı ve savunucu rollerini üstlendikleri tespit edilmiştir. STK‟ların düzensiz göç alanında çalışan kamu kurumları ve diğer ilgili kurumlar ile iş birliği halinde çalıştığını, STK‟ların aslında kamudaki büyük bir boşluğu doldurduğunu, göç yolunda düzensiz göçmen konumuna düşen kişilerin hak ihlallerinin önüne geçmek için savunucu rolünü üstlendiği tespit edilmiştir. For centuries, Turkey has been on a migration route since its geopolitical position is on the transportation route between the continents of Asia, Europe and Africa. In recent years, Turkey is being used by immigrants as a transit country to move to Europe. Economic and political reasons such as the impact of the Arab Spring in the Middle East and the economic deficiencies in African countries have also increased these irregular migration movements. Non-governmental organizations (NGOs), specializing in the field of migration, are providing various services in the areas of irregular migration and mobility in Turkey. It is important for both the individual and the institutional practices that irregular migration maintains its continuity and NGOs are getting more active in the field, and the roles of NGOs in the field are being examined by the eyes of professionals. The aim of this study is on the role of NGOs‟ field practices within the scope of irregular migration in Turkey and it is about examining the situations faced by NGOs in meeting the needs within the scope of social services. Interviews were made with 15 professionals working in NGOs. The data obtained is focused on three main themes. The research is a qualitative study and semistructured interviews were conducted with 15 professionals working in NGOs using the indepth interview technique. In this study, it was aimed to reach professionals working in non-governmental organizations in the field of irregular migration. In the research, the data obtained from the sound recordings were transcribed and codes and themes were created. Criteria sampling method, which is one of the purposeful sampling methods, was used within the scope of the research. These themes are: assessment of humanitarian aid services (Interpretation service, In-kind assistance services, legal counseling service), assessment of social service roles in the irregular immigration area (intermediary role and advocacy role) and problems encountered in irregular migration studies (language barrier problem, unaccompanied children problem, public infrastructure insufficiency in their institutions).As a result of the interviews, it has been determined that participants working in NGOs, in the field of irregular migration, frequently encounter a language barrier between law enforcement and irregular migrants, leading to irregular migrants making false statements. Moreover, they face many problems in waiting lounges due to lack of infrastructure in institutions leading to lack of hygiene and emerging diseases. At the same time, it was found that unaccompanied children, who are among the irregular migrants in the migration route, have problems in their age determination and are discarded from the protection system. NGOs working in the field of irregular migration assume the role of both the middleman and defender; By working in coordination with public institutions and other cooperated institutions in the field of irregular migration and by doing so, it has been determined that NGOs actually fill up a large gap in the field of irregular migration. It has also been determined that NGOs take the role of advocates to prevent violations to the rights of people who become irregular immigrants in the migration path.
  • Item
    Suriyeli göçü ve sosyal uyuma ilişkin yerel toplumun görüşleri: Altındağ örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Bayka, Esra; Bulut, Fatma Işıl
    Dünya‟da ve özellikle Türkiye‟de son yarım yüzyılda, göç olgusu en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Göç olgusu, toplum yaşamının her dönemini etkilemiş ve bugün de etkisini hissettirmeye devam etmektedir. Türkiye, yıllardır büyük bir mülteci ve sığınmacı kitlesini bünyesinde barındırırken, 2011 yılında uygulanılan açık kapı politikası ile başlayan Suriyeli göç hareketi ile birlikte, dünyadaki en fazla sığınmacı barındıran; ülke konumuna gelmiştir. Yaşanan bu göç hareketi sonucunda, Suriyeli sığınmacılar ülke geneline dağılmış, yerel toplum ile birlikte yaşama aşamasına geçmiştir. Bunun sonucu, sosyal sorunların artmasına ve göç hareketinin ulusal bir problem olarak karşımıza çıkmasına neden olmuştur. “Suriyeli Göçü ve Sosyal Uyuma İlişkin Yerel Toplumun Görüşleri: Altındağ Örneği” adlı çalışmada; kuramsal ve kavramsal anlamda göç, mültecilik ve sığınmacı kavramları, Türkiye‟ye Suriye göçü ve sosyal uyum konuları incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye‟ye yaşanan Suriyeli göç hareketi sonucunda ortaya çıkan sosyal uyum sorununu yerel toplum üyelerinin görüşleri ile ortaya çıkarmak ve bu sorunların çözümünde çalışan kuruluşlara kaynak olmasını sağlamaktır. Bu bağlamda; sosyal uyum konuları ışığında yerel toplum üyeleri ve Suriyeli sığınmacılar arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak; Ankara ilinde yapılan uygulamalı bir alan araştırmasıdır. Alan araştırması Ocak 2020 – Mayıs 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 182 kişilik bir örneklem grubuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Altındağ bölgesi Önder mahallesinde yaşayan yerel toplum üyelerinin, Suriyeli sığınmacılar ile birlikte yaşamaktan hoşnutsuzluk hissettiği, katılımcıların yarısından fazlasının Suriyelilerin iş olanaklarını ellerinden aldığını, devletin imkânlarının kendileri yerine Suriyelilere verildiğini ve Suriyelilerin ülkelerine dönmelerini istedikleri görüşünde oldukları sonucu saptanmıştır. Yaşanmış olan bu göç sürecinde toplumsal yapının boyutuna baktığımızda, Suriyelilere karşı negatif bakış açısının varlığını koruduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonuçları beraber yorumlandığında, tek taraflı bir uyum çabası yerine, uygulanan her politika sosyal uyuma katkıda bulunmalı ve doğru bir uyum stratejisi geliştirilmelidir. Bu noktada hakların evrenselliği ve toplum temelli yaklaşım dikkate alınmalıdır. In the last half century, the phenomenon of immigration has been widely recognized as one of the most significant issues in the world and especially in Turkey. This phenomenon has affected every period of social life and it continues to make its impact felt today. Though Turkey has been hosting a large refugee mass for years, with the Syrian immigration movement that started with the Open Door-Policy implemented in 2011, it has become the largest refugee-hosting country worldwide. As a consequence of this movement, Syrian asylum seekers were spread over the country and the the refugees and local residents began cohabitating. This has led to an increase in social problems and, therefore, the situation has evolved into a national problem. The present study examines the concepts such as immigration, refugee and asylum seeker, Syrian immigration to Turkey and social cohesion in terms of their theoretical and conceptual meanings. The main objective of this study is to reveal the opinions of people living with Syrian refugees intensively in Altindag region concerning the social cohesion; and to provide source material for organizations that promote solutions to these problems. In this context, this study is an attempt to establish a connection between the Syrian refugees and the local people in the light of concepts of social cohesion. This study is an applied field research conducted in the province of Ankara by using quantitative research method. Field research was conducted between January 2020 and May 2020. For the survey of this study, a sample group of 182 respondents was reached. According to the data gathered, Turks living in Önder District of Altindag Area expressed discontent with Syrian refugees by claiming that refugees have replaced residents in terms of employment and they have benefited from the state budget for citizen service, in consequence, they demand Syrians‟ repatriation. Regarding the aspect of the social structure in this immigration period, it is apparent that the negative stance against the Syrian refugees remains. In the final analysis, instead of a unilateral adaptation process, every policy applied should contribute to social incorporation and develop a right strategy for social cohesion. At this point, the universality of rights and society-based approach should be taken into account.