Tıp Fakültesi / Faculty of Medicine

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1403

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Thumbnail Image
    Item
    Nefrotik sendromlu çocuklarda ortalama trombosit hacminin klinik önemi
    (Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2008) Yazar, Barış; Baskın, Esra
    Çocuklarda nefrotik sendrom sık görülen bir hastalık olup proteinüri, ödem ve hipoalbuminemi ile karakterizedir. Son yıllarda bir çok kronik hastalıkta trombositler ile ilgili değişikliklerin önemi üzerinde durulmaktadır. Yapılan çalışmalar trombosit sayısı kadar ortalama trombosit hacmininde bazı hastalıklar açısından belirteç olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada nefrotik sendromlu çocuklarda hastalığın aktif ve remisyon dönemlerinde ortalama trombosit hacmindeki değişikliklerin incelenmesi ve steroide dirençli ya da duyarlı hastalarda MPV’nin prognozla ilgili klinik öneminin araştırılması planlanmıştır. Materyal-Metod: Çalışmaya nefrotik sendrom tanısı almış 67 hasta (39 kız, 28 erkek) ve kontrol grubu olarak 29 sağlıklı çocuk dahil edidi (18 kız, 11 erkek). Hastaların dermografik özellikleri, nefrotik sendromun tipi, tam kan sayımı parametreleri, MPV ölçümü, biyokimyasal testleri ve proteinüri miktarları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların verileri aktif ve remisyon dönemlerinde ayrı ayrı kaydedildi. Nefrotik sendromlu hastalar steroide duyarlı nefrotik sendrom (SSNS), fokal segmental glomeruloskleroz (FSGS) ve membranoproliferatif glomerulonefrit (MPGN) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Bulgular: Nefrotik sendromlu hastaların ortalama yaşı 7.37±4.35 (1-16 yaş), kontrol grubunun ortalama yaşı 8.5±4.92 (1-17 yaş) olarak bulundu. İki grubun yaş, cins, vücut ağırlığı ve kan basıncı değerleri benzerdi (p>0,05). Nefrotik sendromlu hastalardan 39’u SSNS, 16’sı FSGS, 12’si MPGN olarak değerlendirildi. Nefrotik sendromlu hastaların aktif dönemdeki trombosit sayıları kontrol grubundan anlamlı yüksek, MPV değerleri ise belirgin düşük bulundu (7.64±1.05, 8.58±1.05 sırasıyla p<0,05). MPV ile trombosit sayısı arasında anlamlı negatif korelasyon vardı. Trombosit sayısı ile total kolesterol ve trigliserid düzeyleri arasında da anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Remisyon döneminde MPV değerinde aktif döneme göre hafif yükselme tespit edildi. FSGS’li hastaların trombosit sayıları diğer gruplardan belirgin şekilde yüksek, MPV değerleri ise belirgin şekilde düşük bulundu. Sonuç olarak nefrotik sendromlu çocuklarda kolay, ucuz ve basit bir yöntem olan MPV ölçümünün steroid direnci ve prognoz yönünden yol gösterici olabileceğini ve özellikle trombositozun eşlik ettiği düşük MPV’li hastaların izleminde FSGS yönünden daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. Nephrotic syndrome is a frequent disease during childhood which characterized with proteinuria, edema and hypoalbuminemia. The importance of changes about platelet emphasised in most chronical diseases in recent years. In some diseases mean platelet volume can be a sign as much as platelet number is shown according to the results of some studies. We investigated the changes of mean platelet volume at active and remition phases in children with nephrotic syndrome. Also we compared the clinical importance of mean platelet volume in patients who are steroid sensitive and steroid resistant on prognosis in this study. Materials and methods : 67 children with nephrotic syndrome (39 females, 28 males) and 29 healthly children (18 females, 11 males) included in the study. We evaluated retrospectively the demographic datas, type of nephrotic syndrome, complete blood count parameters, mean platelet volume, biochemical tests and the amount of proteinuria. The datas of active and remition phases are separated from one another. The patients are grouped as steroid sensitive nephrotic syndrome, focal segmental glomerulosclerosis and membranoprolipherative glomerulonephritis. Results : Mean age of the patients was 7.37±4.35 years (1-16 years), mean age of the control group was 8.5±4.92 years (1-17 years). Two groups were similar for age, sex, body mass and arterial blood pressure (p>0.05). 39 patients were steroid sensitive nephrotic syndrome, 16 patients were focal segmental glomerulosclerosis and 12 patients were membranoprolipherative glomerulonephritis. Platelet number was significantly increased (7.64±1.05 p<0.05) and mean platelet volume was evidently decreased (8.58±1.05 p<0.05). We shown a negative correlation between mean platelet volume and platelet number in nephrotic syndrome patients versus healtly children. We found a positive correlation between platelet number and total cholesterol and trigliycerides levels. Platelet number was elevated iv and mean platelet volume was low in focal segmental glomerulosclerosis group in all other group. In the remition phase mean platelet volume was slightly increased relativily to active phase. Conclusion: Mean platelet volume is easy and inexpensive method for guess the steroid resistance and prognosis in children with nephrotic syndrome. We must be alerted for focal segmental glomerulosclerosis in patients with low mean platelet volume accompanied trombosithosis.
  • Thumbnail Image
    Item
    Kronik böbrek yetmezliğinde ortalama trombosit hacmini etkileyen faktörler ve klinik önemi
    (Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2008) Sakallı Erçoban, Hale; Baskın, Esra
    Kronik böbrek yetmezliğinde (KBY) kanama diyatezi ve trombotik komplikasyonlar sık karşılaşılan sorunlardır. Trombosit fonksiyon bozuklukları başta olmak üzere multifaktöriyel ve karmaşık mekanizmalarla ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda kanama diyatezi ve trombotik sorunların gösterilmesinde ortalama trombosit hacminin (MPV) yararlı ve kolay bir parametre olduğu bildirilmektedir. KBY’li hastalarda MPV’nin önemini araştıran çalışmalar yetersiz düzeyde olup, çocuklarda hiç bilinmemektedir. Bu çalışmada diyaliz tedavisi uygulanan çocuklarda MPV değerlerini etkileyen faktörler ve bunların klinik öneminin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 54 hemodiyaliz (HD) (24 kız, 30 erkek), 55 periton diyalizi (PD) (25 kız, 30 erkek) olmak üzere 109 hasta alındı. Hastaların yaşları, vücut ağırlıkları, KBY’ne neden olan primer hastalıkları, uygulanan diyaliz tedavi yöntemleri (HD/PD), arteriyovenöz fistül problemleri, diyaliz süreleri, kullandıkları ilaçlar, eritropoetin dozları kaydedildi; haftalık eritropoetin dozları hesaplandı. Tüm hastaların tam kan sayımı ve biyokimyasal parametreleri değerlendirildi. HD hastalarının ortalama MPV düzeyleri (8.05 ± 1.31), PD hastalarına göre daha yüksek (7.79 ± 1.0) bulunmakla beraber, aralarındaki fark anlamlı bulunmadı (p>0.05). Her iki grubun kullandıkları eritropoetin dozları benzerdi. Hastalar haftalık eritropoetin ihtiyacının 150 Ü/kg’ın altında ve üzerinde olmasına göre gruplandırıldığında, 150 Ü/kg/hf’nın üzerinde eritropoetin alanların ortalama MPV değerinin, 150 Ü/kg/hf’nın altında eritropoetin alanlara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü (p=0.016). HD ve PD grupları ayrı ayrı incelendiğinde, HD hastalarında kullanılan eritropoetin dozu ile MPV arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı (r=0.033, p=0.028). HD grubunda 150 Ü/kg/hf’nın üzerinde eritropoetin alan hastaların ortalama MPV değerleri, 150 Ü/kg/hf’nın altında eritropoetin alanlardan daha yüksekti (p=0.017). PD hastalarında ise eritropoetin dozları ile MPV arasında ilişki gösterilemedi (p>0.05). HD hastaları arasında A-V fistül problemi yaşayanların ortalama MPV değeri, fistül problemi gelişmeyenlerin ortalama MPV değerinden anlamlı düzeyde yüksekti (p=0.017). HD grubunda Anjiotensin Dönüştürücü Enzim (ACE) inhibitörü alanların ortalama MPV değerleri, almayanlara göre anlamlı şekilde düşük bulundu ve ACE inhibitörü kullanımı ile MPV arasında negatif korelasyon saptandı (r= -0.30, p=0.028). PD grubunda ise ACE inhibitörü alanlar ile almayanların ortalama MPV değerleri arasında fark yoktu (p>0.05). Sonuç olarak KBY’li hastalarda, özellikle HD tedavisi uygulananlarda eritropoetin dozu ile MPV düzeyleri arasında arasında anlamlı ilişki olması ve fistül problemi olanlarda artmış MPV değerlerinin gösterilmesi, yüksek MPV değerlerinin bu hastalarda tromboza eğilime katkıda bulunduğunu düşündürmüş ve ACE inhibitörü kullanımının trombosit aktivasyonunu azalttığı görüşüne varılmıştır. KBY’li hastalarda kolay ve basit bir yöntem olan MPV ölçümlerinin gelişebilecek fistül problemlerinin önceden belirlenmesinde ve önlem alınmasında prediktif değere sahip olabileceği kanısına varılmıştır. Bleeding problems and thrombotic complications are frequently seen in chronic renal failure (CRF). Although the main responsible factor is platelet dysfunction, multifactorial and complex mechanisms play important roles. Recently, mean platelet volume (MPV) has been recommended to be an easy and useful parameter in order to indicate the bleeding problems and thrombotic events. There are only a few studies on clinical importance of MPV in adults patients with CRF, but none in children. In this study, we aimed to investigate the factors which effect MPV and their clinical outcomes in children on hemodialysis (HD) and peritoneal dialysis (PD). A hundred and nine patients with CRF undergoing either HD [(n= 54) 24 female, 30 male] or PD [(n= 55) 25 female, 30 male) were included in the study. The age and the weight of the subjects, the disease causing CFR, the applying method of dialysis, the problems of arteriovenous fistulas, duration of dialysis, drugs used, dose of erythropoietin were recorded. The weekly erythropoietin doses of the subjects were calculated. Complete blood cell counts and biochemical parameters of the subjects were evaluated. Although the MPV levels of patients in HD group (8,05±1,31) were higher than the MPV levels of PD group (7,79±1,0), there was no significant difference between them (p>0,05). Erythropoietin doses of two groups were similar to each other. In the whole study group, MPV of patients receiving erythropoietin at a dose of >150 U/kg/wk were significantly higher than the patients’ receiving erythropoietin at a dose of <150 U/kg/wk (p= 0,016). The dose of erythropoietin was strongly correlated with MPV levels in HD group (r= 0,033, p= 0,028). In the HD group, MPV of patients receiving erythropoietin at a dose of >150 U/kg/wk were significantly higher than the patients’ receiving erythropoietin at a dose of <150 U/kg/wk (p= 0,017). But there was no relation between erythropoietin doses and MPV levels in PD group. In the HD group, MPV levels of patients having problems of arteriovenous (AV) fistulas were significantly higher than those of patients without having problems (p= 0,017). MPV levels of of patients who were receiving Angiotensin Converting Enzyme (ACE) Inhibitors in HD group were significantly lower than the patients’ who were not receiving ACE inhibitors, and there was a negative correlation between the usage of ACE inhibitors and MPV levels (r= -0,30, p= 0,028). There was no significant difference between the usage of ACE inhibitors and MPV levels in PD group (p>0,05). In conclusion, the significant relationship between MPV levels and erythropoietin doses in HD patients and the higher levels of MPV in patients with A-V fistulas problems revealed that higher MPV levels may contribute to the tendency of thrombosis in CRF and the usage of ACE inhibitors may reduce platelet activation in these patients. MPV is an easy and simple test, which may have a predictive value in order to indicate the risks and to take measures for fistulas problems in patients with CRF.