Tıp Fakültesi / Faculty of Medicine

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1403

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Thumbnail Image
    Item
    Safra kesesi ameliyatı sonrası cerrahi müdahale gerektiren ciddi komplikasyonlar ve yaklaşımlar
    (Ulusal Cerrahi Dergisi ,25 (2) ,62-67, 2009) Törer, Nurkan; Nursal, Tarık Zafer; Çalışkan, Kenan; Ezer, Ali; Çolakoğlu, Tamer; Karakayalı, Hamdi; Haberal, Mehmet
    Kolosistektomi sonrası görülen ciddi komplikasyonlarla ilgili kliniğimizin deneyimlerini paylaşmak ve önemli gördüğümüz noktaları belirtmek. Gereç-Yöntem: Mayıs 1999 - Kasım 2007 tarihleri arasında kolesistektomi sonrası ciddi sorun gelişen ve hastanemizde ameliyat edilen hastaların dosyaları incelendi. Kolesistektominin tipi, başvuru süresi, başvuru anındaki bulguları, yaralanma tipi, başvurudan ameliyata kadar geçen süre, ameliyat sonrası sonuçları kaydedildi. Bulgular: Yirmi iki hastanın yaş ortancası 50 (27 - 73), kadın/erkek oranı 1,2 idi. Dokuz hastada laparoskopik kolesistektomi (LK), sekiz hastada açık kolesistektomi (AK), üç hastada laparoskopik başlanıp AK, iki hastada kolesistektomi sonrası benign biliyer darlık nedeniyle bilioenterostomi yapılmıştı. Amsterdam sınıflamasına göre hastaların yedisi Tip-B, onbiri Tip-C, üçü Tip-D yaralanma, biri damar yaralanmasıydı Tip-B yaralanma, LK veya laparoskopik başlanıp açığa geçilen olgularda gözlenirken, AK yapılanlarda hiç görülmedi. AK yapılanlardaki hakim yaralanma ise Tip-C idi (n=6/8) (p=0,029). Mortalite bir, ciddi komplikasyon yedi, uzun dönemde sorun iki hastada gözlendi. Komplikasyon gelişme oranları; Tip-D yaralanmalarda 3 hastadan ikisinde (p=0,167), erken dönemde başvuran (10 günden önce) hastalarda (5/9 - 2/13 p=0,046), erken müdahale yapılan (10 günden önce) hastalarda daha yüksekti (6/13 - 1/9 p=0,069). Uzun dönemde sorun yaşama oranı erken müdahale yapılan hastalarda (2/12 - 0/9 p=0,178) daha fazlaydı. Sonuç: AK ile safra yolu darlıkları, LK ile safra kaçaklarının daha sık meydana geldiği görüldü. We aim to share our experience on major complications of cholecystectomy. Methods: Records of patients operated for major cholecystectomy complications between May 1999 - November 2007 were analyzed. Type of cholecystectomy, clinical complaint, type of injury, period from first operation to referral and referral to corrective surgery, postoperative complications and long-term outcome were recorded. Results: Median age of 22 patients was 50 (27 - 73), female/male ratio was 1.2. Type of cholecystectomy was laparoscopic cholecystectomy (LC) (n=9), open cholecystectomy (OC) (n=8), bilioenterostomy (due to post-cholecystectomy benign biliary stricture) (n=2), conversion to open cholecystectomy (COC) (n=3). Detected type of injury was; Type-B (n=7), Type-C (n=11), Type-D (n=3) and unclassified (n=1) according to Amsterdam classification. All of the Type-B injuries were observed in four LC and three COC patients and none of the OC patients. However, in the OC group, most frequent type of injury was Type-C (n=6/8) (p=0.029). One patient died, 7 patients had complication, and two patients had recurrent biliary problems. Complication rate was more frequent for; Type-D injury (2/3 p=0.167), patients with early (<10 days) presentation (5/9 - 2/13) (p=0.046) and patients with early (<10 days) surgical intervention (6/13 - 1/9) (p=0.069). Experiencing recurrent problem rate was more frequent for the patients with early surgical intervention (2/12 - 0/9) (p=0.178). Conclusion: Most frequent complication of OC was biliary strictures and that of LC was bile leakage.
  • Thumbnail Image
    Item
    Pulmoner arteryel venting ile aort kökü venting yöntemlerinin karşılaştırılması ve iki yöntemin koroner arter bypass cerrahisi sonrası solunum fonksiyonları üzerine etkileri
    (Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi ,16 ,4 ,211-215, 2008) Haberal, İsmail; Akyıldız, Mahmut; Aksoy, Tamer; Ertürk, Esra; Zorman, Yılmaz; Kaplan, Mehmet; Zengin, Mustafa
    Koroner arter bypass ameliyatında kullanılan pulmoner arteryel venting ya da çıkan aort kökü venting yöntemlerinin ameliyat sonrası solunum fonksiyonları üzerindeki etkileri karşılaştırıldı. Çalışma planı: Koroner arter bypass ameliyatı yapılan 301 hasta kullanılan venting yöntemine göre iki grupta incelendi. Aort kökü ventingi (grup I) 151 hastada (109 erkek, 42 kadın; ort. yaş 61±9), pulmoner arteryel ventingi (grup II) 150 hastada (79 erkek, 71 kadın; ort. yaş 61±10) kullanıldı. İki grubun amaliyat öncesi, amaliyattaki ve ameliyat sonrası verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Ortalama anastomoz sayısı grup I'de 2.8±0.8, grup II'de 2.4±0.8 (p=0.001), kros klemp süresi grup I'de 42.7±17.4 dk, grup II'de 54.1±23.8 dk (p=0.001) bulundu. Kardiyopulmoner bypass zamanı iki grupta benzer idi (sırasıyla 86.4±56.1 dk ve 77.4±28.6 dk). Ameliyat sonrası ortalama PO2 grup I'de 92.8±4.8 mmHg, grup II'de 106.9±22 mmHg (p=0.001) bulunurken, SO2 değerleri sırasıyla 97.3±23.4% ve 96±8% idi (p=0.001). İki grup, göğüs tüpü drenaji ve kan transfüzyonu miktarları, entübasyon süresi, yoğun bakım ünitesinde ve hastanede kalış süreleri açısından anlamlı farklılık göstermedi. Nazotrakeal aspirasyon grup I'de 20 hastada (%80) gerekirken, grup II'de beş hastada (%20) gerekti (p=0.002). Bronkodilatör ihtiyacı (p=0.01) ve atriyal fibrilasyon gelişimi (p=0.02) grup II'de anlamlı derecede daha azdı. Yeniden entübasyon yedi hastada gerekti; bu hastaların hepsi grup I'de idi (p=0.001). Sonuç: Pulmoner arteryel venting ile akciğerlerin ve sol kalp boşluklarının dekompresyonu etkin bir şekilde sağlanabilir. Aortik venting yöntemiyle karşılaştırıldığında, hastaların ameliyat sonrası solunum fonksiyonları daha iyi olmaktadır. We compared the effects of pulmonary artery and ascending aorta root venting on postoperative pulmonary functions following coronary artery bypass graft (CABG) surgery. Methods: A total of 301 patients undergoing CABG were divided into two groups according to the method of venting. Aortic root venting (group I) was performed in 151 patients (109 males, 42 females; mean age 61±9 years), and pulmonary arterial venting (group II) was performed in 150 patients (79 males, 71 females; mean age 61±10 years). Preopererative, intraoperative, and postoperative findings were compared. Results: The mean number of anastomoses was 2.8±0.8 in group I, and 2.4±0.8 in group II (p=0.001). The mean duration of cross clamping was 42.7±17.4 min in group I, and 54.1±23.8 min in group II (p=0.001). The two groups did not differ with respect to the mean duration of cardiopulmonary bypass (86.4±56.1 min vs 77.4±28.6 min). The mean postoperative PO2 was 92.8±4.8 mmHg in group I, and 106.9±22 mmHg in group II (p=0.001). The corresponding figures for SO2 were 97.3±23.4% and 96±8%, respectively (p=0.001). The amount of chest tube drainage and blood transfusion, intubation time, intensive care unit stay, and hospital stay were similar in the two groups. Nasotracheal aspiration was required in 20 patients (80%) in group I, and in five patients (20%) in group II (p=0.002). The need for bronchodilator treatment and the development of atrial fibrillation were significantly less in group II (p=0.01 and p=0.02, respectively). All the patients that needed reintubation (n=7) were in group I (p=0.001). Conclusion: Pulmonary arterial venting enables effective decompression of the lungs and left ventricle and is associated with better postoperative pulmonary functions compared to aortic venting