Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Health Science Institute

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1393

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Item
    Kadın diyetisyenlerde sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Sungur, Zeynep Ece; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma kadın diyetisyenlerde sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Mayıs-Temmuz 2021 tarihleri arasında 22-64 yaş arası Beslenme ve diyetetik lisans mezunu ile eğitim düzeyi üniversite üzeri olan diğer meslek gruplarına mensup çalışmaya katılmaya gönüllü 81 kadın (39 diyetisyen, 42 diğer meslek grupları) ile çevrimiçi anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formu bireylerin bazı sosyodemografik özelliklerini, beslenme alışkanlıkları, egzersiz yapma durumları ile ilgili soruları ve Sosyal Fizik Kaygısı Envanteri (SFKE), Ortoreksiya-11 Ölçeği (ORTO-11), Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-17 (EBÖ-17) ve Besin Tüketim Sıklığı Formu sorularını içermektedir. Çalışmada bireylerin yaş ortalaması 30.2±10.88 yıl olarak bulunmuştur. Araştırmada bireylerin %48.1’i diyetisyen, %51.9’u diğer meslek gruplarına mensup olarak bulunmuştur. Diyetisyen bireylerin %74.4’ünün ve diğer meslek gruplarındaki bireylerin %59.5’inin Beden kütle indeksi (BKİ) sınıflamasına göre normal grupta yer aldığı saptanmıştır. Meslek ile BKİ arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Enerji alım ortalamaları diyetisyenlerde 1614.7±599.95 kkal, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 1911.1±745.46 kkal olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Bireylerin günlük karbonhidrat alımları; diyetisyenlerin 179.9±85.31 g, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise 193.7±92.36 g karbonhidrat aldığı görülmüştür. Sükroz yüzdelerine bakıldığında ise diyetisyenlerde sırasıyla 8.2±4.29, diğer meslek gruplarında sırasıyla 9.9±4.45 olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Bireylerin günlük diyet ile aldıkları toplam protein miktarı ve enerjinin proteinden gelen yüzdesi incelendiğinde; diyetisyenlerde ortalama 70.0±27.11 g ve %17.8±3.74 iken, diğer meslek gruplarındaki bireylerde ortalama 76.6±28.46 g ve %16.8±3.59 olarak bulunmuştur. Bireylerin günlük yağ alımları; diyetisyenler ve diğer meslek gruplarındaki bireylerin sırasıyla 68.5±26.94 g ve 91.4±39.10 g olarak saptanmış olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Tekli doymamış yağ asit alımının günlük ortalama değeri diyetisyenlerde 23.8±9.56 g, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 31.4±12.66 g olarak belirlenmiştir ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Günlük doymuş yağ asit alım ortalamaları değerlendirildiğinde; diyetisyenlerde 27.2±13.03 g iken, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 40.2±18.35 g olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır. Diyetle günlük kolesterol alım düzeylerinin ortalama değeri diyetisyenlerde 312.4±217.24 mg, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 425.2±209.51 mg olarak bulunmuştur ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Diyetisyenlerin %46.2’sinin, diğer meslek gruplarının ise %33.3’ünün düzenli olarak egzersiz yapma alışkanlığı olduğu belirlenmiştir. Diyetisyen bireylerin SFKE’nden aldıkları puan 33.0±6.21, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise 34.3±8.83 olarak bulunmuştur. Diyetisyenlerde ortorektik olan bireylerin oranı %30.8 iken diğer meslek gruplarında bu oran %35.2’dir. Diyetisyenlerin %43.6’sı, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise %45.2’si egzersiz bağımlılığında risk grubu içerisindedir. Meslek grupları ve SFKE, ORTO-11, EBÖ-17 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Ortorektik olan bireylerin SFKE’nden aldığı puan 38.6±8.91, olmayanların ise 32.18±8.04 olarak bulunmuştur. SFKE ve ORTO-11 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Diyetisyenlerde ortorektik bireylerde SFKE ortalama puanı 34.5±5.38, olmayan bireylerde 32.3±6.53 olarak belirlenmiş olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Diğer meslek gruplarındaki bireylerde ise ortorektik olan grubun SFKE puan ortalaması 42.0±9.89, olmayanların ise 32.0±9.43 olarak saptanmış ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). ORTO-11 ve EBÖ-17 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (p<0.05) bulunmakla birlikte aralarında negatif korelasyon bulunmuştur. Bu çalışma sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisi ile ilgili yapılan ilk çalışmadır. Ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığı ile ilgili yapılan, bu bozuklukların temelinde yatan ve toplum üzerindeki etkisini ölçen çalışmalar yetersizdir. Bu nedenle daha geniş ve kapsamlı çalışmalar bu konuların aydınlatılmasında etkili olacaktır. This study was carried out to determine the effect of social physical anxiety on orthorexia nervosa and exercise addiction in female dietitians. The study was carried out between May-July 2021 with 81 women (39 dietitians, 42 other occupational groups) aged 22-64, aged 22-64, with a bachelor's degree in nutrition and dietetics and from other occupational groups with a higher education level, using the online survey method. The questionnaire form, which was prepared to collect data in the study, included questions about some sociodemographic characteristics, nutritional habits, and exercise status of individuals and included Social Physical Anxiety Inventory (SPAI), Orthorexia-11 Scale (ORTO-11), Exercise Addiction Scale-17 (EAS-17). and Food Consumption Frequency Form. In the study, the ages of the individuals ranged from 22 to 64, and the mean age was found to be 30.2±10.88 years. In the study, 48.1% of the individuals were dietitians and 51.9% were members of other occupational groups. It was determined that 74.4% of dietitians and 59.5% of individuals in other occupational groups were in the normal group according to the Body Mass Index (BMI) classification. The relationship between occupation and BMI was found to be statistically significant (p<0.05). The mean energy intake was found to be 1614.7±599.95 kcal in dietitians and 1911.1±745.46 kcal in individuals from other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05). Daily carbohydrate intake of individuals; It was observed that dietitians took 179.9±85.31 g, while individuals in other occupational groups took 193.7±92.36 g of carbohydrates. When the percentages of sucrose were examined, it was found as 8.2±4.29, respectively in dietitians and 9.9±4.45 in other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05). When the total amount of protein and the percentage of energy coming from protein are analyzed by individuals in their daily diet; while it was 70.0±27.11 g and 17.8±3.74% in dietitians, it was found to be 76.6±28.46 g and 16.8±3.59% in individuals from other occupational groups. Daily fat intake of individuals; dietitians and individuals in other occupational groups were found to be 68.5±26.94 g and 91.4±39.10 g, respectively, and this difference was found to be statistically significant (p<0.05). The mean daily value of monounsaturated fatty acid intake was determined as 23.8±9.56 g in dietitians and 31.4±12.66 g in individuals from other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05).When the average daily saturated fatty acid intake is evaluated; While it was 27.2±13.03 g in dietitians, it was found to be 40.2±18.35 g in individuals from other occupational groups, and this difference is statistically significant. The mean value of dietary cholesterol intake levels was 312.4±217.24 mg in dietitians and 425.2±209.51 mg in individuals from other occupational groups, and there was a statistically significant relationship between them (p<0.05). It has been determined that %46.2 of dietitians and %33.3 of other occupational groups have the habit of exercising regularly. The score of dietitians in SPAI was found to be 33.0±6.21 and individuals from other occupational groups were found to be 34.3±8.83. While the rate of orthorexic individuals in dietitians is %30.8, this rate is %35.7 in other occupational groups. %43.6 of dietitians and %45.2 of individuals in other occupational groups are in the risk group for exercise addiction. No statistically significant relationship was found between occupational groups and SPAI, ORTO-11, EAS-17 (p>0.05). The scores of individuals with orthorexic SPAI were found to be 38.6±8.91, and 32.18±8.04 for those who were not. A statistically significant correlation was found between SPAI and ORTO-11 (p<0.05). In dietitians, the mean SPAI score was determined as 34.5±5.38 in orthorexic individuals and 32.3±6.53 in non-orthorexic individuals, and no statistically significant difference was found between them. In individuals from other occupational groups, the mean SPAI score of the orthorexic group was 42.0±9.89, and 32.0±9.43 in the non-orthorexic group, and this difference was statistically significant (p<0.05). Although there was a statistically significant relationship (p<0.05) between ORTO-11 and EAS-17, a negative correlation was found between them. This is the first study on the effect of social physical anxiety on orthorexia nervosa and exercise addiction. Studies on orthorexia nervosa and exercise addiction, underlying these disorders and indicating how they affect society, are insufficient. Therefore, more extensive and comprehensive studies will be effective in illuminating these issues.
  • Item
    Spor yapan bireylerin yeni besin korkusu ve ortoreksiya nervoza eğilimleri ile beslenme durumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Baysal, Işınsu; Kızıltan, Gül
    Çalışma, spor yapan bireylerin yeni besin korkusu ve ortoreksiya nervoza eğilimleri ile beslenme durumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, Aralık 2019-Nisan 2020 tarihleri arasında, Ankara’da bulunan bir spor merkezine en az 3 aydır devam eden 18-64 yaş arası 107 gönüllü birey (%49.5 erkek, %50.5 kadın) ile yapılmıştır. Bireylerin kişisel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, egzersiz davranışları ve antropometrik ölçümleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin iştah durumlarının değerlendirilmesinde Görsel Analog Skalası, yeme tutum ve davranışlarının belirlenmesinde Yeni Besin Korkusu Ölçeği ve ORTO-11 Ölçeği, beslenme durumlarının belirlenmesinde Besin Tüketim Sıklık Formu kullanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 32.8±11.85 yıldır. Erkeklerin %75.5’inin kuvvet, %24.5’inin dayanıklılık sporları yaptığı belirlenmiştir. Kadınların ise %48.1’i kuvvet sporları yaparken dayanıklılık ve esneklik geliştirme sporlarını yapanların oranı eşit ve %25.9’dur (p<0.05). Yeni besin korkusu yüksek olan (neofobik) bireylerin oranı erkeklerde %15.1 ve kadınlarda %16.7 olarak bulunmuştur (p>0.05). Yeni besin korkusu düzeyine (neofilik-nötr-neofobik) göre antropometrik ölçümlerde istatistiksel açıdan önemli bir farkın olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Neofilik ve nötr bireylere göre, neofobik erkek bireylerin günlük diyetle posa ve K vitamini alımlarının; kadın bireylerin ise C vitamini ve E vitamini alımlarının düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Artan korku düzeyi ile birlikte bireylerin sebze, yapraklı sebze/ot, meyve, balık ve deniz ürünleri tüketimlerinin azaldığı; et ürünü/sakatat, kek/pasta/bisküvi ve şekerleme/çikolata/dondurma tüketimlerinin arttığı görülmüştür. Yapraklı sebze/ot tüketimindeki azalma (sırasıyla 34.1±30.03 g, 23.9±18.75 g, 11.8±10.71 g) istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Yeni besin korkusu ölçek puanları düzenli olarak ana öğün yapmayan, sıklıkla akşam öğününü atlayan, ara öğün alışkanlığı olmayan; bununla birlikte zayıflama amacıyla haftada 1-2 kez spor yapan bireylerde daha yüksek görülmüştür (p>0.05). Erkeklerin %32.1’inin ve kadınların %27.8’inin ortorektik eğilim gösterdiği bulunmuştur (p>0.05). Beden Kütle İndeksi (BKİ), vücut yağ yüzdesi, bel çevresi, bel/kalça oranı ve bel/boy oranı ölçümleri cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, ortorektik bireylerde ortorektik olmayanlara göre daha düşüktür. İstatistiksel açıdan, ortorektik erkeklerin BKİ ortalaması (24.4±3.14 kg/m2) ile ortorektik olmayan erkeklerin BKİ ortalaması (26.1±3.59 kg/m2) arasındaki fark önemli bulunmuştur (p<0.05). Ortorektik erkek bireylerin ortorektik olmayanlara göre günlük diyetle karbonhidrat alımı daha azdır (p<0.05). Ortorektik kadın bireylerin ortorektik olmayanlara göre günlük ortalama A, E, K, B12 vitaminleri, folat ve potasyum alımı daha yüksektir (p<0.05). Ortorektik bireylerde, ortorektik olmayan bireylere göre sebze, yapraklı sebze/ot, meyve, balık ve deniz ürünleri tüketiminin daha fazla; et ürünü/sakatat, kek/pasta/bisküvi, şekerleme/çikolata/dondurma ve beyaz ekmek tüketiminin daha az olduğu saptanmıştır. Ortorektik olan ve olmayan bireylerde sebze tüketimi sırasıyla 114.6±105.98 g ve 65.8±51.48 g; et ürünü/sakatat tüketimi 0.6±1.26 g ve 2.8±6.25 g olarak belirlenmiş ve bu fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). ORTO-11 puanlarının; düzenli olarak ana öğün yapan ve öğün atladığında sıklıkla akşam öğününü atlayan (p<0.05); ara öğün alışkanlığı olan, vücut geliştirme veya sağlığını koruma amacıyla sıklıkla haftada 5 kez ve üzeri spor yapan bireylerde daha düşük olduğu, dolayısıyla bu bireylerde ortorektik eğilimin daha yüksek olduğu görülmüştür (p>0.05). ORTO-11 puanı; haftalık spor süresi ile negatif (r= -0.204, p=0.035), diyet enerjisinin sükrozdan gelen yüzdesi ile pozitif (r=0.261, p=0.007) korelasyon göstermektedir. Bireylerin yeni besin korkusu ve ortoreksiya nervoza eğilimleri arasında önemli bir ilişki bulunmamıştır (r=0.089, p=0.362). Sonuç olarak bu çalışma, spor yapan bireylerde yeni besin korkusu ve ortoreksiya nervoza ilişkisini ilk kez ortaya koymuş olup bu beslenme bozukluklarına sahip bireylerde besin tüketimindeki seçiciliğin iki zıt uçta olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlara göre, yeterli ve dengeli beslenmeyi karşılayamayan beslenme davranışlarının özellikle daha kaliteli bir yaşama sahip olmak için spor yapan bireylerde cinsiyet farkı gözetilerek taranması, risk gruplarının aydınlatılması ve koruyucu önlemlerin alınması açısından önemlidir.This study was conducted to determine the relationship between food neophobia and orthorexia nervosa tendencies with nutritional status of individuals who engage in sports. The study was conducted with 107 volunteers (%49.5 men, %50.5 women) between the ages of 18-64 who have been attending a sports center in Ankara for at least 3 months between December 2019-April 2020. Personal characteristics, nutritional habits, exercise behaviors and anthropometric measurements of individuals were recorded in the questionnaire. Visual Analogue Scale was used to assess appetite. Food Neophobia Scale and ORTO-11 Scale were used to determine eating attitudes and behaviors. Food Frequency Questionnaire was used to determine the nutritional status of individuals. The mean age of individuals were 32.8±11.85 years. It was determined that %75.5 of men were engaged in strenght sports and %24.5 were engaged in endurance sports. While %48.1 of women were engaged in strength sports, the rate of those who engaged in endurance and flexibility development sports were equal and %25.9 (p<0.05). Food neophobia was found %15.1 in men and %16.7 in women (p>0.05). There was no statistically significant difference in anthropometric measurements according to the food neophobia level (neophilic-neutral-neophobic) (p>0.05). The daily intake of fiber and vitamin K (in men), and vitamin C, E (in women) are lower in neophobic individuals compared to neophilic and neutral individuals (p<0.05). As the level of food neophobia increased, it was observed that the consumption of vegetables, leafy vegetables/herbs, fruits, fish and seafood were decreased; and the consumption of meat and offal products, cake/biscuits, confectionery/chocolate/ice cream were increased. The reduction in leafy vegetables/herbs consumption (34.1±30.03 g, 23.9±18.75 g, 11.8±10.71 g, respectively) was found to be statistically significant (p<0.05). Food neopobia scale scores were seemed higher in individuals who do not consume main meals regularly, often skip the evening meals, have no snacking habit and exercise 1-2 times a week for weight loss (p>0.05). It was determined that %32.1 of men and %27.8 of women show orthorexic tendency (p>0.05). Body Mass Index (BMI), body fat percentage, waist circumference, waist/hip ratio and waist/height ratio measurements were observed lower in orthorexic individuals than non-orthorexic individuals, regardless of gender. Statistically, the difference between the mean BMI of orthorexic men (24.4±3.14 kg/m2) and non-orthorexic men (26.1±3.59 kg/m2) was found to be significant (p<0.05). The daily intake of carbohydrate was observed lower in orthorexic men compared to non-orthorexic men (p<0.05). The daily intake of A, E, K, B12 vitamins, folate and potassium were observed higher in orthorexic women compared to non-orthorexic women (p<0.05). In orthorexic individuals, the consumption of vegetables, leafy vegetables/herbs, fruits, fish and seafood were determined higher than non-orthorexic individuals, while the consumption of meat and offal products, cakes/biscuits, confectionery/chocolate/ice cream and white bread were lower. The consumption of vegetables in orthorexic and non-orthorexic individuals was 114.6±105.98 g, 65.8±51.48 g; the consumption of meat and offal products was 0.6±1.26 g, 2.8±6.25 g, respectively and this difference was found to be statistically significant (p<0.05). ORTO-11 scores were seemed lower in individuals who consume main meals regularly, often skip the evening meals when they skip meals (p<0.05); have snacking habit and exercise 5 times a week or more for bodybuilding or health protection, therefore the individuals’ orthorexic tendencies were seemed higher (p>0.05). ORTO-11 score was negatively correlated with weekly exercise time (r =-0.204, p=0.035) and positively correlated with the percentage of dietary energy from sucrose. There was no significant relationship between individuals' food neophobia and orthorexia nervosa tendencies (r = 0.089, p = 0.362). As a result, this study showed the relationship for the first time between food neophobia and orthorexia nervosa in individuals who engage in sports, and also showed the selectivity in food consumption of individuals with these eating disorders is at two opposite ends. According to these results, it is important to screen the eating behaviors that can not provide adequate and balanced nutrition, by considering gender difference, especially in individuals who engage in sports in order to have a higher quality life, to enlighten the risk groups and take protective measures.