Sağlık Bilimleri Enstitüsü / Health Science Institute
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1393
Browse
5 results
Search Results
Item Ratlarda takrolimusun işitme sistemi üzerine etkisi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Kekeç, Fatmanur; Erbek, Selim SermedÇalışmamızın amacı; immünosupresif ajanlardan takrolimusun işitme sistemi üzerine etkisinin distorsiyon ürünü ototakustik emisyon (DPOAE) test yöntemi ile araştırmaktır. Çalışmamıza 20 adet, ortalama 250-350 gram ağırlığında, sağlıklı Spraquey Downey erkek ratlar dahil edildi. Ratlar; aynı oda ve eşit koşullarda 12 saat aydınlık 12 saat karanlıkta 20-22°C sıcaklıkta, serbest yemek ve su alabildikleri, arka plan gürültü seviyesinin 50 dB SPL’nin altında olduğu kafeslerin içerisinde barındırıldı. Tüm ratların genel anestezi altında otoskopik muayeneleri yapılıp, dış kulak yolundaki debris ve buşonlar deney öncesinde temizlendi. Genel anestezi, ketamin HCL (Ketalar Ampul, Pfizer, İstanbul) 60mg/kg intraperitoneal ve xylazine HCl (Rompun Ampul, Bayer, İstanbul) 6mg/kg intraperitoneal(ip) verilerek sağlandı. Birinci grup 1mg/kg takrolimus (n=7), ikinci grup 0.1mg/kg takrolimus (n=7) ve üçüncü grup ise (n=6) kontrol grubudur. Çalışmamızda ratlara takrolimus gavaj yoluyla belirlenen dozlarda 30 gün boyunca günde bir kez verilmiştir. Deneye başlamadan önce ratların işitme değerlendirmeleri yapıldı ve testlerde tüm ratların eşiklerinin benzer olduğu bulundu(p>0,005). Daha sonra tüm gruplardaki ratlara 30.günde de DPOAE ölçümleri yapıldı. DPOAE ölçüm sonuçlarının her kulakta farklı çıkabileceği ve birbirinden bağımsız olduğu için tüm deneklerin her iki kulağına birden otoakustik emisyon testi uygulandı. Çalışmamızda takrolimus ilacı verilmeden önce bütün ratlara DPOAE ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Ölçüm sonuçlarına göre tüm ratlarda emisyon elde edilmiş ve benzer özelliklere sahip olduğu saptanmıştır. Her bir grup için takrolimus ilacı verilmeden önce ve verildikten sonraki değerlendirme sonucunda SNR değerlerinde düşme gözlendi (Tablo 1,2,3). Tüm gruplar birbirleriyle karĢılaĢtırıldığında ise, takrolimus ilacı verilmeden önce ve verildikten sonraki DPOAE ölçümlerinde SNR değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlılık göstermedi (Tablo 4,5).Çalışmamızın sonucunda; yapılan tüm DPOAE ölçümlerinden yola çıkarak takrolimusun en azından verilen doz ve sürede işitme sistemi üzerinde toksik bir etkisinin olmadığı ve işitme eşiklerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişim gözlemlenmemiştir. The aim of the study is to investigate the effect of tacrolimus – an immunosuppressive agent- on hearing system with distortion product otoacoustic emission (DPOAE) test method. Twenty healthy Spraquey Downey male rats weighing on average 250-350 grams were included to study. Rats were held in cages in the same room and on equal conditions. Background noise level was below 50 dB SPL, the room temperature was 20-22 °C, free water and food were available and light schedule was 12 hours of light and 12 hours of darkness in the room. All rats underwent otoscopic examinations under general anesthesia. Debris and excess ear wax in the external auditory canal of rats were cleaned before the experiment. Intraperitoneal 60 mg/kg of ketamine HCl (Ketalar Ampul, Pfizer, Istanbul) and 6 mg/kg xylazine HCl (Rompun Ampul, Bayer, Istanbul) were used for general anesthesia. There were three groups in the study. The first group was consisted of rats given 1 mg/kg tacrolimus (n=7), the second group included rats given 0,1 mg/kg tacrolimus (n=7) and the third group (n=6) was control group. In our study, rats were given once daily for 30 days at doses determined by tacrolimus gavage. Before the experiment, hearing assessments of all rats were performed and the hearing thresholds of all rats were found to be similar (p> 0,005). The hearing assessments of rats in all groups were studied with DPOAE method on the 30th day of the study. Since the emission results could be different in each ear, otoacoustic emission test was applied to both ears of all rats. DPOAE measurements of all rats were performed prior to administration of tacrolimus. Emissions were obtained in all rats and all were found to be similar as the result of measurements. There were decreases in SNR values after administration of tacrolimus for each group (Table 1, 2, 3). When all groups were compared, the differences between the SNR values obtained from the DPOAE measurements before and after administration of tacrolimus were not statistically significant (Table 4).As the result of our study, DPOAE measurements revealed that there was no statistically significant difference in hearing thresholds between the groups and suggested that tacrolimus at given doses and duration in this study had no toxic effect on hearing system.Item Ratlarda akustik travma sonrası omega 3 yağı kullanımının elektrofizyolojik etkilerinin araştırılması(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2016) Babaoğlu, Gizem; Erbek, Hatice SeyraAkustik travma sık karşılaşılan işitme kaybı nedenlerindendir ve tüy hücrelerini etkileyerek kalıcı yada geçici işitme kayıplarına sebep olabilir. Güçlü bir antioksidan olarak bilinen Omega-3 yağı , vücudun üretemediği ve dışarıdan alınması gereken bir yağdır. Hücre koruması ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilerinden yola çıkarak çalışmamızın amacı akustik travma önce ve sonrasında Omega -3 kullanımın emisyon testi aracılığı ile etkinliğini araştırmaktır. Çalışmamıza 24 adet sağlıklı , ortalama ağırlıkları 350 gr , yas ortalaması 12 ay olan Sprague Downey cinsi erkek ratlar dahil edilmiştir. EĢit sayıda 3 gruba ayrılan ratlardan 1.gruba vücut ağırlıklarının 150mg\kg sıvı Omega-3 yağı akustik travma önce ve sonrası verilmiştir. 2, gruba akustik travma oluşturmadan sadece Omega-3 verilmiştir. 3. Gruba sadece akustik travma uygulanmış, rutin beslenmeleri dışında herhangi bir şey verilmemiştir. Akustik travma öncesi, hemen sonrası ve 10 gün sonrası olarak 3 kere DPOAE ölçümleri yapılmıştır. Akustik travma öncesi yapılan testler sonucunda tüm ratların eşikleri benzer olarak bulundu (p> 0,005). Akustik travma modelinin uygulandığı 2 grup karşılaştırıldığında, öncesinde Omega – 3 kullanan ratlarda eşiklerin korunduğu ve eşikler arasında istatistiksel fark olmadığı; Omega – 3 kullanmayan grupta ise esiklerin anlamlı şekilde düştüğü saptandı. Akustik travma sonrası10. Günde yapılan ölçümlerde ise kontrol grubunun işitme esiklerinin akustik travma öncesi esiklerine yaklaştığı saptandı. Sadece Omega-3 kullanan grubun işitme esiklerinde bir değişiklik oluşmazken, Omega-3 yağı kullanımının herhangi bir toksik etkisi olmadığı saptandı. Çalışmamızın sonucunda Omega -3yağının kullanımının akustik travmada koruyucu etkisi olduğu saptanmıştır. Bu bulgular ışığında Omega-3 kullanımının dozu, süresi ve uygulama sıklığı açısından yapılacak ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Acoustic trauma is a common reason for hearing loss and it can result with permanent or temporary hearing loss due to hair cell degeneration. since Omega-3 fat is a well known antioxidant for cell protection and strengthening immune system, the aim of this study is to evaluate the usage of Omega 3 on acoustic trauma 24 healthy, mean weight 350 gr and mean age of 12 months of Sprague Downey male rats were included in our experimental study. Rats were examined in 3 equal number of groups. 1st group was given Omega-3 fat pre and post acoustic trauma (150mg/kg). 2nd group was not exposed to acoustic trauma , only given Omega-3 fats, and 3rd group was exposed to only acoustic trauma and not given Omega-3 fats. DPOAE test were done 3 times to each group of rats as; before acoustic trauma, after acoustic trauma and 10 days later of acoustic trauma. Prior to the acoustics trauma, hearing threshold results of the rats were similar (p> 0,005) .when two groups that were exposed to acoustic trauma were compared; 1st group of rats that were given Omega-3 before acoustic trauma was examined that omega-3 has a preservative effect on acoustic trauma due to similar DPOAE thresholds before and after. The group of rats which were exposed to acoustic trauma without any omega-3 given had a significant decrease of DPOAE thresholds after acoustic trauma, but able to recover almost the first thresholds after 10th day of the exposure. The group of rats that were given only Omega-3had no negative or toxic affect of Omega-3 usage. As a result , in comparison of groups; preservative affect of usage of Omega- 3 fats was determined due to acoustic trauma exposure , However, further studies concerning on dose and acoustic trauma model should be examined.Item Üzüm çekirdeği yağı ve deksametazon'un akustik travma uygulanan ratların kokleası üzerine etkilerin elektrofizyolojik olarak değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2016) Görüş, Evrim; Erbek, Selim SermedBu çalıĢmanın amacı, akustik travma sonrası oral üzüm çekirdeği yağı kullanımının, intraperitoneal deksametazon kullanımına karĢı bir üstünlüğünün olup olmadığını distorsiyon ürünü otoakustik emisyon (DPOAE) test yöntemi ile araĢtırmaktır. ÇalıĢmaya 24 adet yaĢ ortalaması 12 ay ve ortalama ağırlıkları 250 gr olan Sprague Downey cinsi diĢi rat dahil edilmiĢtir. Ratların genel anestezi altında otoskopik muayeneleri ve DPOAE testleri yapılarak akustik travma öncesi iĢitme eĢikleri saptanmıĢtır. Daha sonra 103 dB SPL Ģiddetinde beyaz gürültü serbest alanda 12 saat boyunca uygulanarak, akustik travma oluĢturuldu. Akustik travma sonrası 24 adet rat, her grupta 8 rat olmak üzere üç gruba ayrıldı. Birinci gruptaki ratlara travma sonrası 2. saatte ve takiben 21 gün boyunca gavaj yolu ile, günde 1 kez 150 mg/kg/gün üzüm çekirdeği yağı verildi. Ġkinci gruptaki ratlara intraperitoneal yolla 125 μg/kg/gün deksametazon 14 gün boyunca uygulandı. Üçüncü grup ise kontrol grubu olarak belirlendi, herhangi bir ilaç uygulaması yapılmadı. Deney sırasında deksametazon uygulanan ve kontrol ratlardan birer tane ex oldu. Akustik travma öncesi, 1, 7 ve 21. günler olmak üzere toplam 4 kez DPOAE ölçümleri yapıldı. Gruplar kendi aralarında karĢılaĢtırıldığında akustik travma öncesi ve 1. günde DPOAE değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Yedinci ve 21. gün yapılan ölçümlerde üzüm çekirdeği uygulanan grup ve kontrol grubunun değerleri 1. gün yapılan ölçümlere göre anlamlı derecede düĢük saptandı (p<0,05). Deksametazon uygulanan grupta ise akustik travma sonrası yapılan ölçümlerde anlamlı değiĢiklik gözlenmedi (p>0,05). Deksametazon uygulanan grupta DPOAE değerleri, 7. ve 21. gün ölçümlerinde üzüm çekirdeği yağı verilen ratlar ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). ÇalıĢmamızın sonunda üzüm çekirdeği yağının, en azından verilen dozda ve sürede, akustik travma sonrası koklear hasar üzerine koruyucu etkisi olmadığı, deksametazonun ise kısmen koruyucu etkisinin olabileceği sonucuna vardık. The aim of this study is to search whether using grape seed oil orally is more effective than intraperitoneal dexamethasone application after acoustic trauma, by distortion product otoacoustic emissions (DPOAE) test. Twenty-four female Sprague-Dawley rats (mean age 12 months, and mean weight 250 g) were included in this study. Autoscopic examinations and DPOAE tests of rats were performed under general anesthesia and their hearing thresholds were measured. Then acoustic trauma was created by exposing to the white noise (103 dB SPL intensity) in free field for 12 hours. After acoustic trauma rats were divided three groups. The first group was given grape seed oil by gavage (150 mg per kg/ day) at second hours after trauma, and for following 21 days. The second group was administered dexamethasone (125 μg per kg/ day) intraperitoneally for 14 days. The third group was selected as controls and given no medication. During the study one rat from each second and third groups were ex.DPOAE measurements of the rats were made total of four times ( before acoustic trauma, 1st, 7th and 21st day, respectively.) When the groups were compared to each other, it was not detected any statistically significant difference among the DPOAE values measured before acoustic trauma and at 1st day (p>0.05). According to the measurements made on 7th and 21st days, the values of the first (given grape seed oil) and control groups were detected significantly lower than the values of 1st day (p<0,05). In the measurements made after acoustic trauma, no significant change was observed in the dexamethasone group (p>0,05). DPOAE values of the dexamethasone group measured on 7th and 21st days were found significantly higher than the values of the first and control groups (p<0,05). In conclusion, our findings suggest that grape seed oil has not protective effect on cochlear damage after acoustic trauma even at these given doses and duration but dexamethasone may have a protective effect partially.Item Üzüm çekirdeği özünün farklı dozlarının akustik travma uygulanan ratların kokleası üzerine etkilerinin elektrofizyolojik olarak değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2016) Zeybek, Saniye Merve; Erbek, Selim SermedBu çalışmadaki amacımız, oral üzüm çekirdeği özü kullanımının farklı dozlarının koklear tüylü hücrelere olan etkilerini araştırmaktır. Çalışmamız 24adet yaş ortalaması 12 ay ve ortalama ağırlıkları 300 gr olan Sprague Downey cinsi dişi rat üzerinde uygulanmıştır. Ratların genel anestezi altında otoskopik muayeneleri ve DPOAE testleri yapılarak akustik travma öncesi iĢitme eşikleri saptanmıştır. Ölçüm sonrasında ratlara sessiz kabinde 103 dB SPL Ģiddetinde beyaz bant gürültü serbest alanda 4 saat boyunca verilerek, akustik travma yaratıldı. Akustik travma sonrası ratlar her grupta 8 rat olmak üzere üç gruba ayrıldı.Birinci gruptaki ratlar kontrol grubu olarak belirlendi, herhangi bir ilaç uygulaması yapılmadı. İkinci gruptaki ratlara travma sonrası 2. saatte ve takiben 10 gün boyunca gavaj yolu ile, günde 1 kez 150 mg/kg/gün üzüm çekirdeği ekstresi verildi.Üçüncü gruptaki ratlara ise travma sonrası 2. saatte ve takiben 10 gün boyunca gavaj yolu ile, günde 1 kez 250 mg/kg/gün üzüm çekirdeği ekstresi verildi. Toplam akustik travma öncesi, akustik travma sonrası 1. ve 10.günler olmak üzere 3 kez DPOAE ölçümleri yapıldı. Akustik travma öncesi ve travma sonrası ilk ölçümlerde DPOAE SNR değerlerinde anlamlı farklılık bulunmuĢtur (p<0,05). Travma sonrası son ölçümlerde DPOAE SNR değerlerinin ilk değerlere yaklaĢtığı görülmüştür, fakat gruplar arasında anlamlı bir fark saptanamamıştır (p>0,05). Çalışmamızın sonunda akustik travma modelimiz ile geçici işitme kaybı meydana gelmiş, üzüm çekirdeği ekstresinin tedavi edici etkisi gösterilememiştir. The aim of this study is to research how different doses of oral use of grape seed extract effect cochlear hair cells. Our experimental study was based on 24 Sprague Downey female rats with mean age 12 months and mean of weight 300 gr. Otoscopic examinations and distortion product otoacoustic emissions (DPOAE) tests were done under general anesthesia and hearing thresholds were obtained prior to acoustic trauma.Afterwards rats were exposed to white band noise of 4 kHz with an intensity level of 103 dB in a sound-proof testing booth.To create on acoustic trauma. After acoustic trauma, rats were divided into three groups; the control group (n:8), the study group 1 (n:8, grape seed extract, 150 mg/kg/day, 10 day), the study group 2 (n:8, grape seed extract, 250 mg/kg/day, 10 day). Grape seed extract was given by gavage. Totaly three times DPOAE test result were measured; in pre trauma, post trauma day 1, 10. Pre trauma and post trauma first day, there wassignificant statistically difference between the DPOAE SNR results two measurement (p<0,05). Measurement of post trauma last day, DPOAE SNR results of the the rats were similar to pre taruma mesurement but there was no significant statistically difference between three groups (p> 0,05). After the end of study , we wasn‟t show that grape seed extract therapeutic effect against acoustic trauma cause of the lack of time acoustic trauma.Item Ekstratimpanik elektrokokleografi değerleri üzerinde normal işitme ve hafif derece işitme kaybı olan bireylerde koklear rezervin etkisi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2016) Bayat, Rezan Ayşe; Erbek, Hatice SeyraElektrokokleografi (ECoG), kokleanın ve işitme siniri periferik bölümününde elektriksel olayların kaydına dayanmaktadır. Tekniği; test edilen kulağa işitsel bir uyarı verilip ve ortaya çıkan koklear elektriksel cevabın kayıt edilmesine dayanmaktadır. Bu çalışma, Başkent Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nda gönüllü, kulak şikayeti olmayan normal işitmeye sahip bireyler ile hafif derecede işitme kaybına sahip bireylerde yürütülmüştür. Çalışmaya katılan bireylere KBB muayenesi, odyolojik testler ve pozisyonel vestibüler testler uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylere elektrokokleografi testi yapılarak, elde edilen dalgaların SP/AP oranlarına bakılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 88 bireyin 50’si (%56,8) kadınlardan 38’i (%43,2) erkeklerden oluşmaktadır. Çalışmaya kabul edilen 164 kulağın 118’i (%72) kontrol grubu, 46’sı (%28) hafif işitme kayıplı bireylere ait kulaklardır. Çalışmada 82 (%50,0) sağ kulak, 82 (%50,0) sol kulaktan olmak üzere toplam 164 kulaktan ölçüm alınmıştır. Çalışmaya kabul edilen kulakların 95’i (%57,9) kadın, 69’u (%42,1) erkek bireylere aittir. Çalışmaya katılan bireylerin ortalama yaşları 37,28± 7,983 yıldır. Gruplara göre yaş dağılımları incelendiğinde kontrol grubu ortalama 36,49± 8,001 yıl iken, hafif derecede işitme kaybı olan bireylerin medyan yaşları 38(26-50) yıl olarak bulunmuştur. Çalışmaya dahil edilen kulakların saf ses işitme seviyeleri; normal veya hafif derecede işitme kaybı olarak izlenmiştir. 125, 250, 500, 1000, 2000, 4000, 6000 ve 8000 Hz’de normal işitmeye sahip kulakların işitme eşikleri sırasıyla 10, 10, 5, 5, 5, 5, 10, 5 dB, hafif derecede işitme kaybı olan kulakların işitme seviyeleri ise 20, 20, 20, 25, 30, 30, 30, 25 dB olarak bulunmuştur. İki gruba objektif işitme değerlendirimi için distorsiyon ürünü otoakustik emisyon (DPOAE) testi yapılmıştır. Normal işitmeye sahip kulaklarda ekstratimpanik yapılan elektrokokleagrafide SP/AP oranı 0,37±0,149 bulunurken, hafif derecede işitme kaybı olan olgularda SP/AP oranı 0,49±0,149 olarak bulunmuştur. SP/AP oranı kontrol grubunda normal dağılım gösterirken, hafif derecede işitme kayıplı grupta normal dağılım göstermemiştir. Çalışmaya dahil edilen 164 kulağın SP/AP ortalaması 0,40±0,159 olarak bulunmuştur. SP/AP açısından hafif derecede işitme kayıplı kulaklar ile normal işitmeye sahip kulaklar karşılaştırıldığında hafif derecede işitme kayıplı kulaklarda SP/AP oranı daha yüksektir. Hafif derece işitme kayıplı kulaklar ile normal işitmeye sahip kulakların SP/AP dağılımları arasındaki fark %95 güven düzeyinde istatistik olarak anlamlıdır (Mann Whitney z=3,889, p<0,001). Çalışmaya dahil edilen normal işitmeye sahip (kontrol) 118 kulağın her frekanstaki işitme seviyeleri ile SP/AP oranı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu ilişkiler istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır. Çalışmaya dahil edilen hafif derecede işitme kaybına sahip 46 kulağın işitme seviyeleri ile SP/AP oranı arasındaki ilişkileri her frekanstaki işitme seviyeleri ile SP/AP oranı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu ilişkiler istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen veriler, Başkent Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı kliniğinde, normal işitmeye sahip bireylerde elektrokokleografi (ECoG) değerlerini saptayarak, ileri çalışmalarda normatif data olarak kullanılmak ve hafif dereceli işitme kayıplı bireylerde ECoG değerleri ile karşılaştırma yaparak ECoG etkinliğini belirlemede kullanılacaktır. Electrocochleography (ECoG) is a method for recording the electrical potentials of cochlea and peripheral part of auditory nerve. Technically; electrical response of cochlea and auditory nerve recorded after a given an acoustic stimuli. This study was conducted in Baskent University Hospital, Ear- Nose- Throat department. Volunteers with normal hearing and mild hearing loss were involved in this study. All participants’were undergone ENT examination, audilogical testing and vestibular tests. Electrocochleography applied to participants and SP/AP values were recorded. Eightyeight participants, 50 (56,8%) female and 38 (43,2%) male, were involved in this study. Sum of 164 ears, 118 (72%) controls and 46 (28%) with mild hearing loss, 82 (50%) right and 82 (50%) left ears, were evaluated. Ears involved in this study belongs to 95 (57,9%) females and, 69 (42,1%) males. Mean age of participants was 37,28±7,983 years, control group was 36,49±8,001 years and median age of study group was 38(26-50) years. Hearing thresholds of 125, 250, 500, 1000, 2000, 4000, 6000 ve 8000 Hz of control group were 10, 10, 5, 5, 5, 5, 10, 5 dB respectively and study group were 20, 20, 20, 25, 30, 30, 30, 25 dB respectively. Both groups underwent distortion production otoacoustic emission (DPOAE) for objective evaluation of hearing level. Mean SP/AP value of normal ears was 0,37±0,149 which shows normal distribution and mean SP/AP value of ears with mild hearing loss was 0,49±0,149 that does not show normal distribution. Mean SP/AP value of all ears participated in this study was 0,40±0,159. Difference between study and control group of SP/AP values distribution were with 95% confidence statistically significant (Mann Whitney z=3,889, p<0,001). Correlation between hearing levels and SP/AP values analysed and found no correlation in both groups. Data of this study will be used in further studies of Baskent University ENT Department as normative values.