Fen Bilimleri Enstitüsü / Science Institute
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1392
Browse
Item Hipokrat-I: Bayes ağı tabanlı tıbbi teşhis destek sistemi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006) Yücebaş, Sait Can; Sever, HayriKlinik karar destek sistemleri; klinik kararlarda destek saglayan bilgisayar programlarıdır. Bu sistemler hekimlere, hastalara ait özel klinik bilgileri dikkate alarak karar verebilmeleri için yardım eder. Klinik karar destek sistemleri; saglık bakım hizmetlerinin kalitesini gelistirme, erken teshis, hataları önleme, uygun tedavi ve maliyetlerin azaltılması gibi konularda büyük faydalar saglayabilir. Tıp alanının oldukça genis olmasından dolayı bu tür sistemler sadece belirli bir alt dalda teshis destegi verebilmektedir. Bu tür sistemlerin olusturulmasına 1970’lerde baslanmıs ve 80’lerdeki Yapay Zeka akımı ile en uç noktasına ulasılmıstır. Daha sonra pek de üzerinde durulmayan bu konu son yıllarda yasanan teknolojik gelismelerle (özellikle islemci güçleri ve saklama alanlarının artması) tekrar gündeme gelmistir. Tıp alanında teshis destegi veren sistemler gelistirilirken Yapay Sinir Agları, Bulanık Mantık, Kural Tabanlı Yaklasım ve Bayes Agları gibi yöntemler tercih edilmistir. Tez kapsamında yukarıda bahsi geçen teknikler incelenmis ve Bayes Ag yapısı ile bir teshis destek sistemi olusturulmustur. Bu sistem tiroit hastalıkları üzerinde gelistirilmis olup farklı tiroit çesitlerini teshis edebilmektedir. Sistemin olusturulabilmesi için elektronik ve elektronik olmayan hasta kayıtlarından yararlanılmıstır. Ayrıca ilgili hastalıgın teshisine gidilirken uygulanacak testler, hangi konsültasyonların yapılacagı ve ilgi bulguların tanıya yaklasık hangi oranda katkıda bulundugu alan uzmanlarının yardımı alınarak belirlenmistir. Bu çalısmanın ileriki zamanlarda gelistirilecek olan melez teshis sisteminin bir bacagını olusturması planlanmaktadır. Bu melez sistem, kural tabanlı yaklasım ile Bayes aglarını birlestirecek bir yapıdır. Her iki alt modülün kendisine ait çıkarsama mekanizması olacak ve elde edilen sonuçlar verilecek agırlıklara göre dogrusal olarak birlestirilerek ilgili teshisler kullanıcıya sıralanacaktır.Item Coğrafi bilgi sistemlerinde geometri sınıf kütüphanesi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006) Hacıömeroğlu, Murat; Sever, Hayri;Cografi Bilgi Sistemleri (CBS) dünyada ve ülkemizde sürekli gelisen bir ilgi alanı halindedir. Cografi Bilgi Sistemlerinde verilerin yapısı diger sistemlerden bazı farklılıklar göstermektedir. CBS’ler de veriler konumsaldır (konumsal geometriler) ve geleneksel yöntemlerle islem yapmak zordur. Birçok arastırmacı geometrik yapılar ve aralarındaki iliskileri tanımlamak için çalısmalar yapmıstır. Bu çalısmalar nihayet günümüzde ihtiyaçları karsılayabilecek bir standarda kavusmustur. Geometrik yapıları ve aralarındaki iliskileri, geçmis çalısmalar temelinde standarda kavusturmak üzere Open Geospatial Consortium (OGC) kurulmustur. Bu tez kapsamında konumsal verilerin islenebilmesi için bu verileri tanımlayacak ve aralarındaki islemleri yürütebilecek konumsal bir sınıf kütüphanesi tam ve dogru olarak gerçeklestirilmistir. Söz konusu geometrik sınıf kütüphanesi boyutsal olarak genisletilmis dokuz kesisim modeli temel alınarak “Microsoft .net” platformunda gelistirilmistir. lgili platform web servisleri olusturmada oldukça esnek bir yapı sunmaktadır. Sonuç sınıf kütüphanesinin sınanması yine OGC tarafından standartlastırılan “iyi tanımlanmıs metin” tabanlı XML formatında sınama verileri ile gerçeklestirilmistir.Item Web servisleri tabanlı coğrafi bilgi sistemleri(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006) Turan, Fırat; Sever, HayriAçık kaynaklı cografi konumsal konsorsiyumu, cografi bilgi sistemleri komitesi olarak genis çapta bünyesinde çesitli sayıda veri modelleri ve çevrim içi servisleri adapte etmektedir. Web servis özelligi olmayan versiyonlara göre, servis odaklı web harita servislerinin farklı bir istek/yanıt mekanizması bulunmaktadır. Bu web harita servis mekanizması da çesitli öznitelikler ile genisletilebilir. Bu tez çalısmasında, CBS servisleri ile web servislerinin ekstra bilgi ve kabiliyetlerinin oldugu fark edilmistir. Ayrıca OGC standartları ile web servis standartlarının birbirine uygun oldugu, CBS servisleri ile OGC uyumlu servislerin arasında yararlı iliskilerin kuruldugu, CBS uygulamalarındaki web servislerinde servis üreticilerinin, web servisleri seklinde kullanılabildigi de gözlemlenmistir. Bu tez çalısmasında amaç, web servisleri temelleri ile cografi bilgi sistemleri özelliklerine baglı olarak uygulamalar gelistirmek, ve bu uygulamaları tamamen açık kaynaklı araçlar ve yazılımlar kullanarak gelistirmektir. Arastırmalar sonucunda CBS yayınlayıcı araç olarak, OGC uyumlu UMN MapServer kullanılmasına karar verilmistir. Ancak bu araç üzerinde fark edilen nokta olarak, web servislerine ait WSDL dokümanı olusturamadıgı anlasılmıs ve bu olusturamama yazılımını gerçeklestirdigimiz web servislerinin baska platformlarda kullanılmasını desteklemediginden bunun çözümünü gelistirmek, tez uygulamasında çözülmesi gereken bir problem olarak tespit edilmistir. Uygulama bazında web harita servislerine (WMS) odaklanılmıstır. UMN MapServer, açık kaynak cografi konumsal servis özelliklerini, bu servislerin WSDL dokümanlarını olusturmadan destek vermektedir. Uygulamamızda SOAP istemci/sunucu mekanizması kullanılarak, UMN MapServer, harita sunucusunun OGC uyumlu WSDL dokümanı elde edilmesi saglanmıstır. Böylelikle UMN MapServer harita sunucu aracının önemli bir eksikligi tez uygulaması çalısmamızda giderilmistir.Item Tıpçıt: tıbbi karar destek sistemi çekirdeği(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006) Çorapçıoğlu, M.Erdem; Sever, HayriKarar verme süreci incelendiğinde, karar vericinin, karar vermekle yükümlü olduğu probleme ilişkin geçmiş deneyimleri ve mevcut durumu değerlendirerek seçim yapması gerektiği görülür. Bu süreç sonucu probleme uygulanacak çözüm yolu ile elde edilenler kimi zaman istenmeyen sonuçlar olabilir. Bunun nedeni probleme ilişkin yeterli bilginin olmaması veya karar verme sürecinde yetersizlik olabilir. Karar verme süreci sonunda doğru sonuçlara ulaşabilmek için, probleme ilişkin detaylı bilgiye sahip olunması gerektiği gibi problem üzerinde de deneyime sahip olunması gerekmektedir. Karar verme, genellikle probleme ilişkin çözüm listesinden en uygun olanın seçilmesidir. Bu seçimin başarılı olmasında, muhtemel çözümlerin bulunduğu listenin oluşturulması ve değerlendirilmesi etkilidir. Çözüm listesi, birim işlemler içerebileceği gibi, güvenilirlik veya ilişkisellik ifade eden istatistiksel değerler ile işaretlenmiş sonuçlar da içerebilir. Hekimler tıbbi problemler ile karşılaşan kişilere teşhis koymak ve ilgili tedaviyi uygulamak ile görevli kişilerdir. Hekimlerin karar verme süreci incelendiğinde geçmiş bilgilerin ve deneyimlerin etkili olduğu görülecektir. Dolayısı ile deneyimsizlik, insani durumlar ve benzeri anlık veya kalıcı problemler nedeniyle kararlar gerektiği yönde verilemeyebilir. Bunun sonucunda da hata toleransı çok düşük olan tıp alanında ölüme kadar varabilen istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabilir. Bu tez çalışmasında karar destek sistemlerinde kullanılan çıkarsama yaklaşımlarının kullanımına ilişkin bir öneride bulunulmuştur. Bu çalışmada, klasik karar destek sistemlerinde kullanılan tek model üzerinden çıkarsama yöntemi yerine, birden fazla yöntemin bir arada kullanılması ile nadir görülen durumlara doğru destek sağlanabileceği önerisine ilişkin bir çalışma yapılmıştır. Çalışma, gösteriminin kolay olması ve temelde dayandığı önemli matematiksel modelleme yöntemleri nedeni ile kural tabanlı bir çıkarsama algoritmasının önerilen sisteme uygun bir şekilde uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, örnek olarak seçilen tiroit hastalıklarının teşhisi problemine, 2800 vaka üzerinde %96,9 doğru sonuç üretilmiştir. Üretilen sonuçlar ve sisteme girilen gerçekler, önerilen çözümdeki birlikteliğe imkân verecek yapıda hazırlanmıştır.Item Ev ve işyeri otomasyonunun uzaktan çoklu yöntemle sağlanması(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Üner, Armağan; Erdem, HamitBu çalısmada ev ve isyeri otomasyonunun uzaktan çoklu yöntemle saglanması amaçlanmıstır. Bu alanda yapılan önceki çalısmalarda uzaktan denetim ayrı ayrı kanallar üzerinden yapılmıstır. Yapılan bu çalısmada ise var olan denetim yöntemleri birlestirilerek birden çok kanalla uzaktan erisim saglanması amaçlanmıstır. Bu erisim seçenekleri arasında web sitesi, el bilgisayarı, akıllı telefon, kısa mesaj ve çevirmeli telefon yer almaktadır. Uzaktan denetim metotları sayesinde kullanıcıya mekan ve zamandan bagımsız, sisteme kolay ve esnek ulasma olanagı saglanabilir. Bu dogrultuda yazılım ve donanım tabanlı bir sistem gelistirilmistir. Yazılım .NET platformu ve çok katmanlı mimari yapı kullanılarak gelistirilmistir. Donanım olarak sunucu ve mikrodenetleyici devresi kullanılmıstır. Erisim metotlarından sisteme gelen bilgiler sunucu veritabanında toplanmaktadır. Çoklu denetim kanalları sistem erisim yöntemleri detayları ile sunulmustur. Tasarlanan sistem sayesinde çoklu yöntemle uzaktan kontrolün etkili bir sekilde kullanılması deneysel olarak analiz edilmistir. This study aims to achieve home and business automation systems with multichannel remote controller methods. Other similar studies in this field have managed the remote control from different channels separately. In this study existing controlling methods combined and managed the remote control with multichannel. Web site, PDA, smarthphone, SMS and telephone line are among these access channels. With multichannel remote controller methods users have the possibility to reach the system by an easy and flexible way in any time or any place. With consideration of system requirements; a software and hardware based system has been developed. Software has been developed with .NET platform and n-tier architecture. Hardware components include server and microcontroller circuit. Client devices requests have been collected on a server database. Client devices, remote automation system access methods have been presented in details. By means of the designed system; an efficient usage of multichannel home and business automation have been experimentally analysed.Item Genelleştirilmiş yayılma problemi için karma çözüm yöntemi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Genç, Yiğit Koray; Dengiz, BernaBu çalışmada, günümüzde şebeke tasarım problemlerinde kullanılan Genelleştirilmiş Yayılma Problemi için yeni sezgisel çözüm yöntemleri geliştirilmiştir. Genetik Algoritma, Tavlama Benzetimi ve Kuş Sürüsü Algoritmasına dayalı yeni sezgisel çözüm yöntemleri geliştirilmiştir. Geliştirilen Algoritmalar, literatürde yer alan test problemleri üzerinde denenmiş ve performansları incelenmiştir. Geliştirilen Kuş Sürüsü Algoritması, Genelleştirilmiş Yayılma Problemi için ilk kez bu çalışmada önerilmiştir. Geliştirilen Genetik Algoritmanın performansının iyileştirilmesi amacıyla, yerel arama algoritmalarından biri olan Tavlama Benzetimi ile birlikte kullanılabileceği bir melez algoritma önerilmiştir. Geliştirilen algoritmaların parametre değerlerinin en iyi kombinasyonunun belirlenmesi için Cevap Yüzeyi metodu kullanılmıştır. In this study, new heuristic methods based Genetic Algorithms, Simulated Annealing and Particle Swarm Optimization Algorithm are developed for Generalized Minimum Spanning Tree Problem. The performances of algorithms have been evaluated on the test problems given in the literature. Particle Swarm Optimization Algorithm is firstly used for the Generalized Minimum Spanning Tree Problem in this study. In addition, a hybrid algorithm based on Genetic Algorithms and Simulated Annealing is proposed to improve the performance of the Genetic Algorithm. To determine the best combination of the parameter values of the developed algorithms, response surface method is applied.Item WEB tabanlı Dublin Core metadata üretici tasarımı(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Soykan, Sermet; Karaçay, TimurInternetin sağladığı erişim kolaylığı web ortamına giren bilgi miktarını her geçen gün büyük ölçüde artırmaktadır. Öte yandan, durmadan artan bu büyük bilgi ambarından istenilen bilginin seçilmesi giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle, web dökümanlarında bilgi hakkında bilgi veren METADATA kullanımının standartlaştırılması için yapılan çalışmalar önem kazanmıştır. Bunun sonucu olarak, metadata yardımı ile istenilen bilgiye erişimi sağlayacak programların ortaya çıkması doğaldır. Bu çalışmada adresi verilen bir web dökümanı hakkında bilgi oluşturacak “Web Tabanlı Bir Otomatik Metadata Üretme” programı tasarlanıp gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan program Web ortamındaki sayfanın kaynak kodunda bulunan “META” takılarının yanı sıra sayfada bulunan iç ve dış bağlantıları da listelemekte ayrıca belirtilen sayfada tekrarlanan veya koyu yazılarak vurgulanmış sözcükleri kullanıcıya göstermektedir. Elde edilen “META” takılarının içerikleri ile kullanıcının girdiği verileri kullanarak, tercihe göre, RDF/XML, Dublin Core/XML ve HTML dökümanları için Dublin Core türünde metadata oluşturabilmektedir. Microsoft Visual Studio.Net ortamında C# ve ASP dilleriyle geliştirilen ve Türkçe karakterleri destekleme yeteneğine sahip kılınan program “html” uzantılı sayfalarda başarıyla denenmiştir.Item Konumsal dizinleme yöntemlerinin karşılaştırılması(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Ayhan, Murat, Seçkin; Sever, HayriBilgisayar bilimlerinde yaşanan gelişmelerle ve bunların sonucu olarak üretilen teknolojilerin artmasıya birlikte coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve bilgisayar destekli tasarım (BDT) uygulamaları gibi temel veri tiplerinden farklı, konumsal veri tipleriyle de ilgilenen sistemler günlük hayatta daha sık yer almaya başlamıştır. Bu farklı ve karmaşık veri tiplerinden oluşan büyük veri kümelerinde sorguları verimli işleyebilmek için konumsal erişim yöntemleri gereklidir. Open Geospatial Consortium (OGC) tarafından sektörel bazda ortak standartlar belirlense de dizinleme konusunda şu ana kadar kabul gören herhangi bir standart yoktur. TUBITAK tarafından desteklenen SOBAG-105K040 Evliya Çelebi Coğrafi Bilgi Çekirdeği Projesi kapsamında, konumsal dizinleme yöntemleri incelenmiş ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. İncelenen yöntemler R-ağacı, STR-ağacı ve MX-CIF 4’lü ağacıdır. İstatistiksel dağılımlar ve Bezier eğrileri yardımıyla üretilen sentetik veriler kullanılarak uygulanan test senaryoları ile başarımları kıyaslanan bu yöntemler arasında en başarılı sonuçları STR-ağacı vermiştir. Fakat durağan veri kümelerine daha uygun olan bu yöntem sık veri güncellemesi yapılan sistemlerde sıkça yeniden yapılandırma işlemi gerektirecektir. Dinamik ortamlarda R-ağacı veya MX-CIF 4’lü ağacı kullanılması daha uygun olacaktır.Item Protein homoloji tespitinde bir üst sınıflandırma yaklaşımı(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Polatkan, Aydın Can; Sever, HayriHesaplamalı biyoloji alanında sınıflandırma problemleri için makine öğrenme teknikleri sıkça ve geniş şekilde kullanılmaktadır. Bu teknikler, girdi olarak sabit uzunluklu nitelik vektörleri istemektedir. Bilindiği üzere proteinler farklı uzunluklara sahip olduklarından dolayı, tüm protein dizilimlerini sabit sayıda nitelik ile göstermek gerekir. Bu amaçla geliştirilen etkili yöntemlerden biri protein dizilimlerinin n-peptit birleşimleridir. Yöntem n uzunluktaki her alt dizginin dizilim içerisindeki görülme yüzdesini ifade eder. Alan karmaşıklığını azaltmak amacıyla, n’nin artan değerleri için, kullanılan aminoasit alfabesi, sonuç vektörün günümüz bellek kaynaklarıyla uyumlu olmasını sağlayacak şekilde düzenli olarak küçültülmüştür. Kullanılan bu çözümde birleşime ait bütün özellik girdileri sadece bir sınıflandırıcıya toplu olarak verilmekteydi. Bu tezde, bu özellik girdileri n-peptit birleşimlere ve küçültülen amino asit alfabelerine göre farklı gruplara ayrılıp, farklı sınıflandırıcılara verilmiştir böylece soyutlanarak daraltılan arama uzayında, gezinen birden fazla tekniğe, bir üst sınıflandırma yaklaşımı denenmiştir. Amaç doğru şekilde yakınsanan ve bizi birbirinden farklı çözüm bölgelerine ulaştıran tekniklere üstsel sınıflandırma yaklaşımı ile daha iyi sonuçlar alabilmektir. Bu yaklaşımda farklı sınıflandırıcıların çıktı değerlerini değerlendirmek üzere ortalama alma, ağırlıklı ortalama alma ve öğrenme kümesinde en başarılı olanı seçme gibi değişik durumlar karşılaştırılmıştır. Her bir yöntem hesaplamalı biyolojinin önemli ve güncel problemlerinden biri olan uzak homoloji tespiti üzerinde test edilmiş ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Sonuçlara bakıldığında eğitim kümesinde en başarılı olan sınıflandırıcının sonucunun doğru kabul edildiği durumun diğerlerine göre daha etkili olduğu gözlenmiştir. Sonuçlar arasındaki istatistiksel anlamlılığı dikkatlice incelemek için tüm yöntemler arasında öğrenci T-testleri yapılmış ve testlerin sonuçları yorumlanmıştır. Denenen bütün üst sınıflandırma yaklaşımları yalnız bir sınıflandırıcı kullanılan duruma göre daha etkili bellek kullanımına sahiptir. Destek vektör makineleriyle test edilen bu üst sınıflandırma yaklaşımının sadece uzak homoloji tespitinde değil diğer sınıflandırma problemlerinde de başarılı olacağı düşünülmektedir.Item Saat kadranının optik görüntüsünden saatin kaç olduğunu anlayan görüntü sistemi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Kocatürk, İ.Umut; Avcıbaşı, İsmailBu çalışmada, analog bir göstergesi (kadran) olan saatin, optik görüntüsünden saatin kaç olduğunu anlayan görüntü işlem sistemi olan saat okuma sistemi gerçekleştirilmiştir. Saat okuma sistemi ile akrep, yelkovan ve saniye kolu olan bir saatin görüntüsü, karşısına yerleştirilen bir video kamera aracılığı ile algılanır. Görüntü bilgisayar ortamında gerekli görüntü işlem teknikleri ile işlenerek çözümlenir ve saatin kaç olduğu anlaşılır. Gerçekleştirilen sistemin çözümleme sürecinin hızı, gerçek zamanlı çalışmaya uygundur. Sistem, analog göstergesi olan saati otomatik olarak okumaktadır. Okuma işlemi, analog göstergenin görüntüsü içindeki işaretçilerin konumları algılanarak, analog göstergenin gösterdiği değerin bulunmasıdır. Saat görüntüsü içindeki işaretçiler olan akrep, yelkovan ve saniye kollarının algılanmasında, muhtelif görüntü işleme teknikleri kullanılmıştır. Saniye kolu harekete dayalı bölütleme ile görüntüden bölütlenip tanınmaktadır. Saniye kolunun inceltilmiş halinden çıkarılan öznitelikler kullanılarak saatin görüntü içindeki konumu bulunmaktadır. Akrep ve saniye kolları tohumlu bölge büyütme yöntemi ile görüntüden bölütlenmektedir. Akrep ve yelkovan kollarının kendisinden ve inceltilmiş hallerinden çıkarılan öznitelikler kullanılarak, iki kol birbirinden ayırt edilmekte ve tanınmaktadır. Kolların inceltilmiş hallerinden çıkarılan öznitelikler kullanılarak saatin kaç olduğu anlaşılmaktadır. In this study, a time reading image processing system, conceiving time from the optical image of a watch with an analog indicator (hour plate) was implemented. By time reading system, the image of a watch with hour hand, minute hand and second hand is captured with a video camera that is positioned against the watch. The time is read by analyzing the image with the selected image processing techniques. The speed of analysis is acceptable for real time operation. The system, automatically reads the time from a watch with analog indicator. That process basically consists of finding the value pointed by analog indicator by sensing the positions of pointers which are inside the image of the analog watch. Various image processing techniques are used to recognize hour hand, minute hand and second hand that are the parts of watch indicator. Second hand is segmented and recognized from the image by motion based segmentation. The position of watch in the image frame is found by using features extracted from the skeleton of second hand. Hour hand and second hand are segmented from the image by seeded region growing technique. By using features extracted from both hour hand and minute hand and their skeletons, two hands are differentiated and recognized. Finally by using features extracted from the skeleton of hands, the time is conceived.Item Aliev-panfilov modeli kullanarak kalbin elektriksel aktivitesinin 3-boyutlu simülasyonu(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Cunedioğlu, Uğur; Koçum, İ,CengizKalbin elektriksel aktivitesi ile ilgili veriler kalbin fonksiyonel durumu hakkında bilgi edinilmesini sağlar. Kalbin elektriksel aktivitesinin araştırılmasında deneysel ölçüm yöntemleri en çok kullanılan yöntemler olmalarına rağmen ölçümlerin yapılması sırasında girişimsellik, sınırlı konumsal çözünürlük ve etik problemler gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu problemleri ortadan kaldıran matematiksel modellere dayalı yöntemler ise deneysel ölçümleri baz olarak kalbin elektriksel aktivitesini matematiksel ifadelerle ortaya koyarlar. Matematiksel modeller iyonik ve dokusal modeller olmak üzere ikiye ayrılır. İyonik modeller iyonik akımların dinamik davranışlarını ifade ederken dokusal modeller elektriksel yayılımı tanımlar. Bu çalışmada, dokusal modellerden biri olan Aliev-Panfilov modeli kullanarak kalbin elektriksel aktivitesinin 3-Boyutlu (3B) simülasyonu gerçekleştirilerek deneysel verilerle karşılaştırılması ortaya koyulmaktadır. Deneysel ölçümler ve simülasyonlar farklı köpek kalpleri üzerinde gerçekleştiği için köpek kalplerine geometri çakıştırma işlemi uygulanır. Sonuç olarak simülasyon verileri ile deneysel veriler arasında hata kriterleri hesaplanır. Bu hesaplama sonucunda; ilinti katsayısı (İK) için , hata karelerinin ortalamalarının karekökü (HKOK) için ve göreceli hata (GH) için değerleri bulunmuştur. Deneysel veriler kendi içerisinde karşılaştırıldığında İK için , HKOK için ve GH için değerleri bulunmuştur. Bu sonuçlar Aliev-Panfilov modelinin kalbin 3B elektriksel faaliyetinin simülasyonunda kullanılabilirliğini göstermektedir. The functional status of the heart can be investigated through mapping its electrical activity. Although the experimental methods are popular in mapping the electrical activity, ethical problems, limited spatial resolution, and high invasiveness make them difficult to be applied. In order to overcome these problems, mathematical models are developed. Ionic and tissue models are the two main mathematical approaches for electrical modeling of the heart. While ionic models describe the dynamic behavior of the ionic currents, tissue models focus on the cardiac wavefront propagation. In this work, a computer simulation is performed for the three-dimensional (3D) activity of the heart using Aliev-Panfilov model, which is one of the tissue models. Once the simulation results are obtained and then, they are compared with experimental measurements coming from the different dog hearts. Because the heart geometries used in the experimental measurements and simulations are from different dogs, a geometric registration procedure is applied for proper comparison. Several error criteria between the simulation results and experimental data are computed such as correlation coefficient (CC), root mean squares error (RMSE), and relative error (RE). The comparison of these results shows that CC is , RMSE is and RE is . The comparison of experimental results from different dogs indicates that CC is , RMSE is and RE is . These results show the feasibility of Aliev-Panfilov model for the simulation of 3D electrical activity of the heart.Item Bir işletmede kitlesel özel üretime yönelik hedef programlama tabanlı üretim planlama(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2007) Akbal, Esra; Kapanoğlu, MuzafferBu çalısmada traktör imalatı yapan bir isletmede, kitlesel özel üretime yönelik hedef programlama tabanlı üretim planlama yaklasımının tasarımı ve gelistirilmesi gerçeklestirilmistir. Üretim planlama yaklasımı, ürün üzerindeki müsteri isteklerini göz önüne alacak, ürün çesitliligini ve seri üretim ilkelerini gözetecek sekilde tasarlanmıstır. Üretim planlamaya özgü hedeflerin gerçeklestirilebilmesi amacı ile bir hedef programlama modeli gelistirilmis ve bu hedef programlama modeli ile uyumlu bir sekilde çalısan bir Karar Destek Sistemi olusturulmustur. Gelistirilen hedef programlama modelinin çözüm süresi, modelde yer alan karar degiskeni sayısının fazla olması nedeni ile kabul edilebilir sürelerin dısına çıkmaktadır. Bu nedenle farklı üretim planlarını olusturma ve kısa sürede bu planlardan uygun olanını üretime yansıtabilme olanagı kalmamaktadır. Belirtilen gerekçeler dogrultusunda gelistirilen hedef programlama modelinin çözümüne yönelik yerel açgözlü arama ve genetik algoritma yaklasımları üzerinde durulmustur. Bu yaklasımların performanslarını gözlemlemek amacı ile 12 ayrı problem seti olusturulmus ve her bir problem seti için sonuçlar elde edilmistir. Gerçeklestirilen performans analizi sonucunda yerel açgözlü arama yaklasımının genetik algoritma yaklasımına göre daha iyi sonuçlar verdigi gözlemlenmistir. Ancak genetik algoritma yaklasımının yerel açgözlü arama yaklasımına göre çözüm süresinin daha kısa oldugu gözlemlenmistirItem Bir üretim işletmesinde bireysel performans değerleme sistemi kurulumu ve bir karar destek sistemi tasarımı(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Öztürk, Sezen; Erarslan, ErgünSürekli gelişimi hedefleyen, uygun geri besleme sağlayan ve kariyer hedeflerine yönlendiren bir performans değerleme sisteminin kurularak hayata geçirilmesi firmanın daha verimli çalışmasını sağlayacaktır. Bu çalışmada insan kaynakları yönetimi hakkında kısa bilgiler verilerek performans değerlemenin tarihçesi, amaçları, performans değerleme süreci, performans değerlemede kullanılan teknikler ve hata kaynakları hakkında literatür taraması yapılmıştır. Bilgisayar ortamında çalıştırılacak olan KDS ve diğer sistemler, sorunları insanlardan daha kısa zamanda daha nesnel biçimde tanımlayabilmekte ve çözüme ulaştırabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada performans değerlemesi faaliyetleri için bir KDS geliştirilmiştir. Geliştirilen KDS, mevcut işgörenler için belirlenen kriterlerin ağırlıklandırılmasına olanak vermektedir, işin yapılmasında etkili olan faktörleri kapsayacak şekilde istenildiği kadar artırıp azaltılabilmektedir. Bu özellik sisteme esneklik kazandırmaktadır. İleride terfi ve ücret politikalarında kullanılabilecek olan performans değerleme bu çalışmanın kapsamında olmadıklarından ele alınmamışlar ve geliştirilen sisteme dâhil edilmemişlerdir. Geliştirilen KDS uygulaması sonucunda firmada; büro çalışanlarının yeterli, fabrika çalışanlarının normal, yönetici pozisyonunda olanların ise çok yeterli düzeyde olduğu bulunmuştur. Bu bulguların sonucunda geri bildirim gerçekleşmiş, böylelikle çalışanlar, performanslarındaki üstünlükleri ve zayıflıkları görebilme ve buna uygun davranışlar gösterme eğilimine girmişlerdir. Developing a performance appraisal system which aims continuous development supports adequate feedback and direct to career plans will provide a company with more fugitive work. In this study, some basic information about human resource management is given and the history of performance evaluation, the process of performance evaluation, the error reasons in performance evaluation and the technical point of view are examined literally. KDS and other systems to be worked on computer systems, define the problems more rationale and in a shorter time than people do, and solve these problems. For this reason, in this study a KDS was built up for performance appraisal facilities. The built-up KDS makes it possible to degree the predetermined criteria for present employers, in a way that comprises the factors affective to do a work it can be decreased or increased in desirable amounts. This feature provides the system with flexibility. That performance appraisal which will in the future be used for promotion and payment policies is not in the sphere of this study; it is not considered and is not added to this built-up system. According to built-up system application results, in the company, it has been discovered that bureau officers were adequate with 78 percent, factory workers are normal with 57 percent and people in the management are very adequate with 88, 67 percent. As a result of these findings, feedback came to occur, and employers were able to see their strengths and weaknesses in their performance and tend to show appropriate behaviors to these findings.Item Alerjen proteinlerin otomatik sınıflandırılması(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Eren, Öykü; Oğul, HasanAlerjen proteinlerin tanınması ve sınıflandırılması, özellikle son yıllarda sıkça kullanılan genetik değisikliğe uğramıs gıdaların denetlenmesi ve biyo-ilaçların tasarımı açısından büyük önem kazanmıstır. Dünya Sağlık Örgütü ve Gıda ve Tarım Örgütü kurumları bu amaçla alerjen proteinlerin tespiti için bazı rehberler hazırlamıstır. Ancak, bu rehberlerde önerilen yöntemler çoğunlukla yarı-otomatik gerçeklestirilen ve tahmin yeterliliği düsük olan yöntemlerdir. Son birkaç yılda bazı otomatik yöntemler önerilse de bunlar ya istenilen yeterlilik seviyesine ulasamamıs ya da islem zamanı ve bellek gereksinimi açısından avantajsız olmuslardır. Bu çalısmada, alerjen proteinlerin sadece dizilim verisi kullanılarak, farklı makine öğrenme yöntemleri bilinen bazı dizilim gösterim yaklasımları ile denenmistir. Farklı dizilim gösterim yöntemleri için K-En Yakın Komsu, Bulanık K-En Yakın Komsu ve Destek Vektör Makineleri (DVM) kullanılmıs ve sonuçlar karsılastırmalı olarak verilmistir. The prediction and classification of the allergen proteins have received great importance on the inspection of genetically modified food, which are used especially in the recent years, and the design of bio-pharmaceuticals. World Health Organization (WHO) and Food and Agriculture Organization (FAO) prepared guidelines for the prediction of allergen proteins. However, the methods proposed in these guidelines are mostly semi-automatic and have low prediction accuracy. Although some automated methods have been proposed in the last few years, either they could not reach the required sufficiency level or they were insufficient as for the processing time and memory usage. In this study, various machine learning methods were tried with some known sequence representation approaches by using only the sequence data of the allergen proteins. For various sequence representation approaches, K-Nearest Neighbour, Fuzzy K-Nearest Neighbour and Support Vector Machines (SVM) were used and the results were given with comparison.Item Su tankı sisteminin iki serbestlik dereceli denetleç ile denetlenmesi(Başkent Üniversitesi Fen Biimleri Enstitüsü, 2008) Güneş, Nuri Serhat; Demircioğlu, HüseyinSıvı tankı sistemleri endüstrinin birçok alanında kullanılmaktadırlar. Bunların denetimine ait birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemlerde sistem modeli kullanılarak veya sistem modeli kullanılmaksızın deneme yanılma yoluyla denetleç parametreleri bulunabilmektedir. Bu çalışmada su tankı sisteminin modellenmesi gerçekleştirilmiş ve bu model kullanılarak iki serbestlik dereceli denetleç tasarlanmış ve geribesleme denetimi yapılmıştır. Sistem kestirimi SZÖEKK yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Değişik örnekleme peryodu ve süzgeç çokterimlileri kullanılarak benzetim çalışmaları ve uygulamalar tekrarlanmıştır. En uygun olan süzgeç çokterimlisi ve örnekleme peryodu için kestirilen model kullanılarak geribesleme denetimi gerçekleştirilmiştir. Uygulamada kullanılan sistem üç gözlü su tankıdır. Gözler birbirlerine vanalarla bağlanarak ikinci ve üçüncü derece sistem elde edilebilmektedir. Giriş ve çıkış sinyalleri Texas firmasına ait veri edinme kartı ve Labview 8.2 yazılımı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve sisteme verilmiştir. Sistem tanıma ve denetim algoritması Matlab 7 yazılımında geliştirilmiş ve Labview 8.2 programına gömülmüştür. Labview 8.2 ve Matlab 7 programları kullanılarak uygun giriş ve çıkış sinyalleri elde edilmiş ve sistem denetimi gerçekleştirilmiştir. Liquid tank systems are widely used in industry. There are a number of methods to control them. Some of these methods utilize system model, some are barely based on trial-and-error. In this study, model of the system is obtained and with this model, a two degree of freedom controller is designed and feedback control is achieved. Estimation of the system is carried out using the Continuous Time Recursive Least Squares method. For different sampling periods and filter polynomials, simulation studies and applications are carried out.On selecting the best fit of the filter polynomial and sampling period for the estimated model, feedback control is implemented. In this application, a cascaded three equivalent tank system is used. Upon connecting the units to each other with valves, a two degree or three degree system can be constructed. Input and output signals are transfered to computer and applied to the system with the use of Data Acquisition Card and Labview 8.2 software of the Texas Instruments. System identification and control algorithms are developed using Matlab 7 program and embedded to the Labview program. Using Matlab 7 and Labview 8.2, suitable input and output signals are generated and system control is implemented.Item Müşteri beklentilerine odaklı ürün ve hizmet tasarımının geliştirilmesine yönelik bir sistem önerisi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Temeloğlu, Münüre Hande; Pakdil, FatmaKalite kavramının gelişimi ve artan rekabet koşullarıyla, günümüz işletmeleri ürettikleri ürünleri ya da sundukları hizmetleri müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak şekilde tasarlamaları gerekmektedir. 1966 yılında ortaya çıkmış olan Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG), müşteri istek ve ihtiyaçlarını, örgütün bütün fonksiyonel bileşenlerini ürün/hizmet karakteristiklerine dönüştürülmesini sağlayan, fonksiyonlar arası takım çalışmasını gerektiren bir planlama, geliştirme ve iletişim yöntemidir. Çalışmada, KFG süreci ayrıntılı olarak anlatılmış ve kullanılan SERVQUAL ve İçerik Analizi tanıtılmıştır. Uygulama bölümünde ise, KFG’nin bir üretim işletmesine uygulaması yer almaktadır. It is getting necessary for the companies who facing with the developments in quality concept and developing competition conditions, have to product and design goods or services by answering needs and expectations of their customers. Quality Function Deployment (QFD) which is firstly found in 1966, is the method of a planning, improving and communication which targets to transfer customer wants and needs to characteristics of goods or services in the functional units of the organization. In this study, QFD is studied as a process in more details and introduced SERVQUAL and Content Analysis which are related to process. Implementation part includes an application of QFD in a production company.Item Yarı otomatik ders program sistemi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Memiş, Gökhan; Oğul, HasanÇizelgeleme problemleri, belirli zaman aralıklarında kaynak kısıtlarını göz önünde bulundurarak makul bir sekilde atama gerektirir. Üniversiteler için ders programı hazırlama da bir çizelgeleme problemidir. Bu yerlestirme karar agacında çok sayıda dallanma içeren bir konudur. Yarı Otomatik Ders Programı Sistemi, bir ön analiz ile eldeki atama sorununu “imkânsız”, “güç”, “tipik”, “kolay” altkümelerine ayırmakta, ilk gurupta atama yapma agacını olusturmayı reddetmekte, digerlerinde ise stratejik altkümeye uygun atamalar yapmaktadır. Bu problemin çözümünde akıllı ajanlar kullanılmıstır. Bu sayede çok büyük olan dallanma sayısı akıllı ajanların isteklerine göre otomatik olarak azalmıstır. Akıllı ajanlar olarak ögrenci, ögretim üyesi, dekan, bölüm baskanı, bina sorumlusu kullanılarak bu kisilerin istekleri anket ile alınmıstır. Bu istekler de atamanın olusmasına yön vermistir. Bu problemin verileri ORACLE veri tabanında saklanmıs olup, atamanın saglandıgı programlama dili JAVA’dır. Herhangi bir fakültenin ihtiyaç duydugu kısıtların kolayca girilebildigi, çözümlerin üretilebildigi, degistirebildigi ve bilgilerin saklanabildigi, yarı otomatik ders programı hazırlayan bir uygulama gelistirilmistir. Aynı zamanda kullanıcı dostu bir ara yüz olusturulmustur. Bu problemde atamanın ne kadar iyi oldugunu görmek için altı akademisyenin mümkün oldugu kadar objektif degerlendirmeleri kullanılmıstır. A tabulation problem periodically requires a tenable appointment taking into account the resource constraints. Making schedules is also a tabulation problem for universities. This placement is a matter consisting multitudinous ramifications in decision tree. Semiautomatic Course Schedule System arranges the problem of scheduling in hand in subsets as “impossible”, “power”, “typical”, “easy” by means of pre-analysis, rejects to compose a tree of appointment in first group and makes appointments strategic, convenient for subsets. In solving this problem, Intelligent Agents have been used. In this way, the number of ramification which is myriad has decreased according to wise agents’ request. Using student, lecturer, dean, department chair, superintendent as wise agents, these people’s requests have been learnt via public survey. And these requests have directed the formation of appointment. The data of this problem have been saved in ORACLE data base and the language of programming that ensured the appointment is JAVA. An implementation arranging automatic Schedule in which a constraint any university needs, can be entered easily, solutions can be found, altered and the data can be saved, has been developed. At the same time an user friendly interface has been composed. In this problem, an objective assessment of six academicians has been used as far as possible to understand how good the appointment is.Item Sayısal süzgeç tasarımı ve uygulamaları(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Ağoğlu, Erman Anıl; Doğan, MustafaSinyal süzme; veri iletişimi, biyomedikal uygulamalar, askeri ve sivil elektronik sistemler, endüstriyel uygulamalar gibi içerisinde değişik sinyal işleme yöntemlerinin bulunduğu sistemlerde yaygın bir biçimde kullanılır. Bu çalışmada sayısal sinyal işlemenin en temel dayanağı olan “Ayrık Zamanlı Fourier Dönüşümü” ve bu dönüşümün zayıf tarafı olan zamanda yerellik sorununu çözen “Kısa Zamanlı Fourier Dönüşümü” ve frekansa göre uyarlamalı zaman ölçeklemesi ile öne çıkan “Dalgacık Dönüşümü” ayrıntılı incelenecektir. Daha sonra bünyesinde istatistiksel süzme yaklaşımlarını da içeren ve birçok eniyileme algoritması barındıran Optimal Süzgeç tasarım yöntemleri incelenecektir. Teorik altyapısı hazırlanan IIR sayısal süzgeç tasarım teknikleriyle MATLAB® ortamında benzetim çalışması yapılacak ve süzgeç tasarımları için etkileşimli bir program geliştirilecektir. İkinci aşamada ise önceden tanıtılan tekrarsız Optimal Wiener Süzgeç tasarım teknikleri kullanılarak, günlük hayatta kullanılabilecek fetal ECG sinyallerinin anne ECG sinyalinden ve diğer gürültü unsurlarından ayırt edilmesi tasarlanacak bir programla hedeflenmiştir. Ayrışım sonucu ortaya çıkacak olan gürültünün dalgacık dönüşümü ile temizlenmesi ve bu sonuçların diğer yöntemlerle sağlıklı karşılaştırılabilmesi için çeşitli başarım ölçütleri geliştirilip, yorumlanmıştır. Signal filtering, is frequently used at data communication, biomedical systems, military and civilian electronic systems, industrial applications in which different variety of signal processing techniques are applied. In this study, “Discrete Fourier Transformation”, the most important foundation support of the digital signal processing, will be inquired. In order to overcome the time localization problem of Fourier Transform “Short Time Fourier Transform” and with the distinct property of adaptive time scaling with respect to frequency “Wavelet Transform” will be introduced respectively. With the theoretical foundations of digital IIR filters, interactive digital filter design program will be developed at MATLAB® environment. At the second stage with the knowledge of optimal Wiener filter design techniques, as an example of real life problems, it is aimed to design a program which extracts fetal ECG from mother ECG signal and other noise sources. Noise at the extracted results will be cancelled by wavelet methods and for the accuracy of the compared results some performance criteria developed and interpreted.Item Dismorfik hastalıkların görüntü analizi ile ayırt edilmesi(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Sipahi, Mehmet Emre; Eroğul, OsmanDismorfiğin kelime anlamı insanın doğuştan şekil bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Dismorfik otozomal kromozom hastalıkların günümüzde en sık rastlanan sendromu trizomi 21 yani down sendromudur. Bu nedenle down sendromunun klinik ön tanı tespiti önem arz etmektedir. Klinik ön tanı, referans kitaplardaki örnek resimlerden karşılaştırma yolu ile veya hekimden hekime değişiklik gösteren tecrübe faktörü sayesinde konulabilmektedir. Bu çalışmada, down sendromu şüphesine sahip kişilere farklı klinik ön tanıların konulmasını engelleyebilmek ve bu işlemi hekimlerin tecrübelerinden bağımsız bir hale getirebilmek için karşılaştırma yönteminin niteliksel olarak incelenip görüntü analizi ile klinik ön tanının konulabilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada 5-6 yaş grubundaki 18 adet down sendromlu çocuğun yüz fotoğrafları ile 18 adet normal morfolojiye sahip çocuğun yüz fotoğraflarından bir veri tabanı oluşturulmuştur. Fotoğrafların tamamında elastik yüz demet grafik yöntemi ile yüzdeki kritik noktalar tespit edilmiştir. Daha sonra bu kritik noktalardan klinik ön tanı için 10’ar adet öz nitelik vektörü elde edilmiştir. Öz nitelik vektörleri, oluşturulan MATLAB tabanlı bilgisayar programının eğitilmesinde kullanılmıştır. Bu eğitim işlemi yapay sinir ağları ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, kullanılan iki farklı yapay sinir ağı metodu ile %68,7 doğrulukta down sendromlu kişinin klinik ön tanısı konulabilmektedir. Ġlerleyen çalışmalarda daha geniş veri tabanları oluşturularak başarı oranının arttırılması mümkün olacaktır. Bu sayede dismorfik hastalıkların klinik ön tanısının konulmasında standardizasyona ulaşılması hedefi sağlanabilecektir. The lexial meaning of the dysmorphic is defined as the congenital malformation of human. At the present time, the most common syndrome of the dysmorphic autosomal chromosome diseases is Trisomy 21, in other words down syndrome. Therefore, clinic pre-diagnosis of down syndrome carries severity. Clinic prediagnosis can be estimated by either comparison of the images on reference books or experience which can show difference from one clinician to other. On this study, in order to obstruct the dissimilarity of prediagnosis for the patients who are doupted likely down syndrome and to render this process clinican independent, it is aimed to determine the clinic prediagnosis by the image analysis subsequently qualitatively observation of the comparison method. Regarding our study, a database has been constituted with the face photos of 18 children who has already been diagnosed down syndrome and 18 children who has normal morphology. At the MATLAB based program which is written for our thesis, the fiducial points on faces are determined by using the elastic face bunch graph method for all photos. Afterwards, 10 feature vectors for all faces are obtained from these fiducial points for cilinic prediagnosis. Feature vectors are used for training the program by artificial neural networks. In conclusion, by using two different artificial neural network method, the determination of clinic prediagnosis for a patient who has down syndrome can be done with an accuracy of 68%. For further studies, it will be possible to increase the success ratio by creating larger databases. As a result of these studies, we will be able to reach a standardiazation for pre-diagnosis of dysmorphic diseases.Item Önce dağıt sonra topla araç rotalama problem için tamsayılı karar modelleri(Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2008) Keçeci, Barış; Kara, İmdatBir coğrafi bölgedeki müsteriler, “Ürün Dağıtılacak Müsteriler” ve “Ürün Toplanacak Müsteriler” olmak üzere iki alt kümeye ayrılsın. Dağıtım planının, araçların önce dağıtım yapılacak müsterilere, sonrada ürün toplanacak müsterilere uğrayarak depoya dönmeleri seklinde yapılmak istenmesi halinde, araç rotalama probleminin özel bir türü ortaya çıkar. Bu çalısmada bu tür problemler “Önce Dağıt Sonra Topla Problemlerinde Araç Rotalama (Vehicle Routing Problem with Backhauls)” olarak isimlendirilmistir. Çalısmanın hareket noktası, yapılan arastırmalarda ilgili kaynaklarda, yalnız ve yalnız önce dağıtım yapıp, sonra toplama bölgesine geçilmesi durumunda polinom büyüklükte bir matematiksel modelin bulunmayısıdır. Çalısmada yeni gelistirilen polinom büyüklükte iki tam sayılı karar modeli sunulmakta ve hem kaynaklarda yer alan test problemlerinin hem de rassal olarak üretilen problemlerin her iki modelle çözüm sonuçlarına yer verilmektedir. In a geographical region suppose that the customers are divided into two subsets as “Linehaul Customers” and “Backhual Customers”. If a distribution plan is built up such that the vehicles must visit the linehaul customers first and backhaul customers later and come back to the depot, then a special kind of the Vehicle Routing Problem arises. This problem is called Vehicle Routing Problem with Backhauls. The motivation of this study is the lack of polinomial size mathematical models which are exactly called Vehicle Routing Problems with Backhauls and has the situation that vehicles must visit the backhaul customers after the linehaul customers, in the literature as much as we accessed. In this study two polinomial size mathematical models are proposed and the computational results which were gathered by the solution of these two models with test instances from literature and ramdomly generated test instances, are given.