Türkiye’de değişen sosyokültürel ve siyasi dinamiklerin konut , iç mekân biçimlenişine etkisi

No Thumbnail Available

Date

2025

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Abstract

Konut, yalnızca barınma işlevi gören fiziksel bir yapı olmanın ötesinde; bireylerin kültürel değerleri, toplumsal ilişkileri ve yaşam biçimlerinin somutlaştığı sosyal bir mekândır. Bu mekânlar, günlük yaşam pratiklerinin şekillendiği, bireylerin kimliklerini inşa ettiği ve kuşaklar arası değer aktarımının gerçekleştiği alanlar olarak da işlev görmektedir. Bu nedenle, toplumların tarihsel, siyasal ve kültürel dönüşümleri, konutun biçimsel ve mekânsal karakterinde doğrudan etkili olmakta; bu bağlamda konut üretimi, yalnızca mimari değil aynı zamanda sosyolojik ve politik bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Zira konut, toplumsal yapının bir yansıması olarak, dönemin ideolojik söylemleri, ekonomik politikaları ve yönetim anlayışları doğrultusunda biçimlenmektedir. Bu çerçevede, mimarlık yalnızca estetik bir uğraş değil, toplumsal eğilimleri, güç ilişkilerini ve kolektif bilinçaltını ortaya koyan bir üretim biçimi olarak değerlendirilmelidir. Bu dinamikler, yalnızca yapıların fiziksel formlarını değil, aynı zamanda yaşam alanlarının kullanım biçimlerini ve mekânsal organizasyonunu da şekillendirmektedir. Türkiye özelinde bakıldığında, farklı dönemlerde yaşanan sosyokültürel ve siyasi kırılmalar, konutun biçimlenişinde belirleyici olmuş; her dönem, kendi içinde özgün bir mekânsal üretim anlayışı geliştirmiştir. Bu kırılma noktaları, yalnızca yeni yapı tipolojilerinin ortaya çıkmasına neden olmamış, aynı zamanda kullanıcı alışkanlıklarının, mekân algısının ve iç mekân donatılarının da farklılaşmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Türkiye'de konut üretimi, sadece yapısal değişkenlere değil, aynı zamanda zihniyet dönüşümüne ve değer sistemlerindeki kaymalara da bağlı olarak evrilmiştir. Gelenekten moderniteye geçiş süreci, toplumsal normların ve yönetim anlayışlarının değişmesiyle birlikte konutun hem fiziksel formunda hem de kullanım pratiklerinde köklü dönüşümler yaratmıştır. Bu dönüşümler, modernleşme ideolojisinin konut üzerindeki etkisini gözler önüne sermekle kalmayıp, aynı zamanda Batılılaşma sürecinin mekânsal izdüşümlerini de içermektedir. Söz konusu geçiş süreci, geleneksel konutların mahremiyet, çok işlevlilik ve aile yapısına dayalı planlamasından, bireyselleşmeyi önceleyen, açık mekân kullanımını teşvik eden ve modern yaşam tarzlarına uyum sağlayan plan kurgularına evrilmiştir. Türkiye'de bu dönüşümler, geleneksel aile yapısına uygun konutlardan modern apartman yaşamına, ardından da küresel etkilerle biçimlenen toplu konut ve site anlayışına geçiş biçiminde kendini göstermiştir. Bu süreçte, konut yalnızca bir barınma mekânı değil; aynı zamanda bir yaşam tarzının ve statü göstergesinin temsili hâline gelmiş, özellikle 1980 sonrası dönemde tüketim kültürü ile daha da görünür bir nitelik kazanmıştır. Giderek artan bireyselleşme, özelleşmiş iç mekân düzenlemeleri, stilize yaşam biçimlerini ön plana çıkarmış; bu da konutun tasarımında çeşitliliği beraberinde getirmiştir. Tarihsel dönemlerin karşılaştırmalı biçimde ele alındığı bu çalışmada, her dönemin kendi içinde barındırdığı dinamikler doğrultusunda konutun nasıl biçimlendiği, mekân kullanımının nasıl değiştiği ve bu değişimlerin toplumsal yapıyla nasıl ilişkilendiği bütüncül bir perspektifle ortaya konmuştur. Konutun yalnızca yapı ölçeğinde değil, kent dokusu içindeki yeri ve kullanıcıları ile kurduğu ilişkiler de değerlendirilmiş; böylece konutun toplumsal işlevi çok katmanlı bir yaklaşımla yorumlanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye’de konutun dönüşümüne yön veren kültürel, politik ve ekonomik etkenlerin zamansal sürekliliği ve kırılma noktaları bağlamında kapsamlı bir analiz sunulmuştur. Çalışmada dönemsel geçişler yalnızca mimari biçimleniş açısından değil; aynı zamanda sosyal yaşam alışkanlıkları, toplumsal yapılar ve kentleşme pratikleri yönünden de karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu analiz sürecinde, her dönemin karakteristik özellikleri tablolar aracılığıyla karşılaştırılmış; hangi dönemde ne tür dönüşümlerin yaşandığı sistematik biçimde ortaya konmuştur. Bu sayede, Türkiye'de konutun tarihsel evrimi daha anlaşılır hale getirilmiş, gelecekteki konut politikaları ve tasarım yaklaşımları için de referans oluşturabilecek nitelikte bütüncül bir değerlendirme yapılmıştır. Housing is more than just a physical structure serving the function of shelter; it is a social space where individuals’ cultural values, social relationships, and lifestyles are materialized. These spaces function as arenas where daily life practices are shaped, personal identities are constructed, and intergenerational value transmission occurs. Therefore, the historical, political, and cultural transformations of societies have a direct impact on the formal and spatial characteristics of housing. In this regard, housing production should be evaluated not only as an architectural process but also as a sociological and political phenomenon. As a reflection of the social structure, housing is shaped by the ideological discourses, economic policies, and governance models of its time. Thus, architecture should not be considered merely an aesthetic practice, but as a mode of production that reveals social tendencies, power dynamics, and the collective subconscious. These dynamics influence not only the physical forms of buildings but also the ways in which living spaces are used and spatially organized. In the specific context of Turkey, socio-cultural and political ruptures experienced in different historical periods have played a decisive role in the shaping of housing. Each period has developed its own unique approach to spatial production. These turning points have not only given rise to new building typologies but have also transformed user habits, spatial perceptions, and interior arrangements. Accordingly, housing production in Turkey has evolved not only in response to structural variables but also as a result of changes in collective mentality and shifts in value systems. The transition from tradition to modernity has brought about radical transformations in both the physical form and functional practices of housing, along with changes in social norms and administrative structures. These transformations not only reveal the influence of modernization ideology on housing but also reflect the spatial projections of the Westernization process. This transition is characterized by a shift from traditional housing, based on privacy, multifunctionality, and extended family structures, to layouts that prioritize individualism, promote open space usage, and accommodate modern lifestyles. In Turkey, this evolution has manifested in a transition from traditional family-oriented homes to modern apartment living, and eventually to mass housing complexes and gated communities shaped by global influences. In this process, housing has come to represent not only a space of shelter but also a lifestyle and status symbol, especially gaining more visibility in the post-1980 period through the rise of consumer culture. The growing emphasis on individualization has brought about personalized interior designs and stylized ways of living, which in turn have diversified residential design approaches. This study examines these historical periods through a comparative approach, revealing how housing has been shaped by the unique dynamics of each era, how spatial usage has changed, and how these changes relate to the broader social structure. Housing is not only analyzed at the scale of the building but also in terms of its position within the urban fabric and its relationship with users, thus allowing for a multilayered interpretation of its social function. Accordingly, a comprehensive analysis is presented regarding the cultural, political, and economic factors driving the transformation of housing in Turkey, within the framework of both temporal continuity and ruptures. The study evaluates period-specific transitions not only in terms of architectural formation but also by examining changes in social life practices, societal structures, and urbanization patterns. During the analytical process, the characteristic features of each period are compared through tables, systematically identifying the nature of transformations in each era. In doing so, the historical evolution of housing in Turkey is rendered more intelligible, offering a holistic assessment that can also serve as a reference for future housing policies and design approaches.

Description

Keywords

Konut Tasarımı, Kültür, Cumhuriyet Öncesi, Sosyokültürel, Siyasi

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By