Başkent Üniversitesi Yayınları

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/13092

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Item
    Diyet Polikliniğine Başvuran Yetişkin Bireylerin Probiyotik Besin ve Ürünler Hakkında Bilgi Düzeylerinin ve Tüketim Durumlarının Belirlenmesi
    (Başkent Üniversitesi, 2025-08-29) Aşit,Mert; Öney,Başak; Ergenç,Hasan
    Amaç: Yapılan çalışmada, diyet polikliniğinde muayene olan yetişkin bireylerin probiyotik ürün/tablet ile besinler hakkında bilgi düzeyini ve probiyotik besinlerin tüketim sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte tanımlayıcı planlanan bu çalışma Yalova’da bulunan bir devlet hastanesinin diyet polikliniğine bir aylık sürede başvuran 18-65 yaş aralığında 182 yetişkin birey ile yürütülmüştür. İki bölümden oluşan anket formu araştırmacılar gözetiminde katılımcılara verilerek uygulanmıştır. Ankete verilen yanıtların değerlendirilmesi SPSS 22.0 veri analiz programında yapılmış ve sonuçlar %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin %69,8’i kadın, %30,2’si erkektir. Katılımcıların ağırlık ortalaması 80,39±21,03 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalaması 29,48±7,19 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların BKİ değerlerine göre zayıf veya normal sayılan katılımcıların tümü probiyotik besin tüketirken preobez ve obez bireylerde bu oran düşmektedir (P <0,05). Ayrıca probiyotik terimini bilenler ile eğitim durumu arasında da anlamlı bir ilişki saptanmıştır (P <0,05). Cinsiyetler arasında probiyotik besin tüketiminin sağlığa faydalı olduğunu yüksek oranda düşünen grup kadınlar olurken yine en çok yakın çevresine probiyotik besin veya ürün/tablet öneren grubun kadınlar olduğu bulunmuştur (P <0,05). Her iki cinsiyette de haftada bir ve üzeri sıklıkta en fazla tüketilen probiyotik besin yoğurt olurkan en az tüketilen probiyotik besin de boza olarak belirlenmiştir. Kadınlar probiyotik besin olarak süt, ayran ve sirkeyi yüksek oranda tüketmiştir (P <0,05). Sonuç: Bu çalışmada preobez ve obez olmayan bireylerde probiyotik besin tüketimi yüksek bulunmuş ve yine eğitim kalitesi arttıkça probiyotik kavramının bilinirliği de artmaktadır. Ayrıca cinsiyet ile bazı probiyotik ve prebiyotik besinlerin tüketim sıklıkları arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Item
    Sedef Hastalığının Beslenme Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar
    (Başkent Üniversitesi, 2025-04-25) Arslan,Rüveyda Nur; Yılmaz,Solmaz Ece
    Sedef hastalığı, tam olarak nedeni belirlenememiş otoimmün, inflamatuar bir hastalık çeşididir. Dünya çapında 125 milyon çocuk ve yetişkini etkilemektedir ve ortalama başlangıç yaşı 33’tür. Genetik ve stres, ilaçlar, güneş ışınları, alkol, sigara, düzensiz ve Batı tipi beslenme, aşılar, enfeksiyonlar gibi çevresel faktörler olmak üzere birçok tetikleyicisi bulunmaktadır. Sedef hastalığı, bağırsak ve bağışıklık hücrelerinden kaynaklı bir hastalık olması nedeniyle çeşitli hastalıkların da ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Sedef hastalığı; kronik plak, eritrodermik, fleksural, guttat, tırnak ve püstüler sedef hastalığı olarak çeşitlenir. Sedef hastalığının başlıca tedavi yöntemleri topikal tedaviler, sistemik tedaviler, biyolojik tedaviler ve beslenme tedavisi olmak üzere birden fazladır Bu derlemede, sedef hastalığı tedavisinde ve ilerleyişinin önlenmesinde başvurulan beslenme yaklaşımları ve bununla ilişkili araştırma sonuçları özetlenmiştir. Akdeniz diyeti başta olmak üzere vejetaryen, ketojenik, glutensiz, düşük kalorili birçok sağlıklı beslenme modeli sedef hastalığında iyileşmelere yol açabilmektedir. Özellikle obezite, diyabet, çölyak gibi komorbiditeleri olan hastalar için düşük kalorili diyetlerin uygulanmasıyla kilo vermek, fiziksel aktiviteyi artırmak, sağlıklı bir yaşam modeline geçiş yapmak ve bütüncül bir yaklaşım izlemek sedef hastaları için yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır. Probiyotikler, D vitamini, selenyum, omega-3 ve bitkisel takviyeler gibi takviyelerin ve antioksidanların sedef hastalığında iyileşmeler sağlayabileceği gösterilmiştir.