Başkent Üniversitesi Yayınları
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/13092
Browse
5 results
Search Results
Item COVID-19'un Hastane Çalışanları ve İş Günü Kayıpları Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi, 2024-08-29) Aslan ,YaseminAmaç: Bu çalışma, Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'un hastane çalışanları ve iş günü kayıpları üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif türde kesitsel olarak tasarlanan çalışmanın evrenini, bir üniversite hastanesinde 11 Mart 2020 ile 31 Mayıs 2022 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik Kurumu’na COVID-19 kaynaklı iş göremezlik bildirimi yapılan çalışanların yaşamış olduğu iş günü kayıpları oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, evrenin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerden ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Hastane çalışanlarının %39’unun COVID-19’dan etkilendiği, COVID-19’dan etkilenen çalışanların %69’unun kadın, %49,8’inin 20-29 yaş grubunda olduğu tespit edilmiştir. Pandemiden en fazla hemşirelerin (%31,7) etkilendiği ve katılımcıların %96,2’sinin ayaktan tedavi gördüğü tespit edilmiştir. Yatarak tedavi olanların iş günü kaybı ayaktan tedavi olanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Çalışanların iş günü kaybı ile yaş arasındaki ilişki karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma sonuçları COVID-19’dan en fazla genç yaş grubunun ve hemşirelerin etkilendiğini göstermektedir. Pandemi sürecinde artan sağlık hizmeti talebini karşılamak amacıyla ön saflarda görev alan hastane çalışanlarının yeterli düzeyde korunmasına yönelik tedbirlerin alınması sürdürülebilir sağlık sistemleri için önemlidir.Item COVID-19 Pandemi Döneminde Maske Kullanımının İletişim Üzerindeki Etkisi(Başkent Üniversitesi, 2023-04-30) Sakarya,Merve Deniz; Korkmaz,Miray AselAmaç: Bu araştırmanın amacı, Koronavirüs hastalığı 2019 [coronavirus disease-2019 (COVID-19)] döneminde genel popülasyonda maske kullanımının iletişim becerileri üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin işitme kaybı varlığına göre değişimini incelemektedir. Gereç ve Yöntem: Araştırma Temmuz-Ekim 2021 tarihleri arasında, yaşları 18-78 arasında değişen %54’ü’kadın %46’sı erkek 422 yetişkin bireyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 351’i (%83,2) tanılanmış ya da beyan edilmiş işitme kaybı olmayan, 35’i (%8,3) tanılanmış işitme kaybı olan, 36’sı (%8,5) ise işitme kaybı olduğunu düşünen (tanı almamış) bireylerden oluşmaktadır. İşitme kaybı etkisini incelemek için tanılanmış işitme kaybı olan 35 kişiden yaşları 18-62 arasında değişen; %37’si kadın %63’ü erkek 30 kişi ile yaş ve cinsiyet yönünden eşleşen, tesadüfi olarak seçilmiş 30 normal işitmeye sahip kişinin soru formu cevapları karşılaştırılmıştır. Soru formu maske kullanımının iletişim üzerindeki etkileri ve bu etkilerin nedenlerini inceleyen 3 alt başlıktan oluşmaktadır. 1)Karşıdaki kişi maskeliyken iletişimde algılanan değişiklikler, 2) Kişinin kendisi maske kullanırken iletişim özelliklerinde yaptığı değişiklikler, 3) Maske nedeniyle iletişimde yaşanan değişiklerin kaynağı Bulgular: Karşıdaki kişi maskeliyken katılımcıların %50’si maskenin gürültülü ortamda konuşmaları anlamayı çok zorlaştırdığını, %40’ı ise biraz zorlaştırdığını belirtmiştir. %66,8’i maskenin konuşmaları duymayı biraz zorlaştırdığını düşünmektedir. %60,2’si maskenin karşıdaki kişinin duygularını anlamayı biraz zorlaştırdığını belirtmiştir. Kişinin kendisi maske kullanırken %65,4’ü konuşma şiddetini biraz arttırdığını, %60’7’si konuşurken ses vurgunu/tonlamayı biraz arttırdığını belirtmiştir. Kişilerin yaşadıkları iletişim problemlerinin nedenleri incelendiğinde, en yüksek oranla katılımcıların “kesinlikle katıldıklarını” beyan ettikleri madde “maske dudak okumayı engelliyor” (%69,9) maddesidir. İşitme kaybı varlığının karşıdaki kişi maskeliyken yaşanan iletişim değişikliğine etkisi incelendiğinde; ilk bölümde gürültüde konuşmayı anlama maddesine verilen yanıtlar dışında tüm maddeler için işitme kaybı olan ve işitmesi normal olan grup arasında anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,05). Sonuç: COVID-19 pandemi döneminde maskenin genel popülasyonda iletişim üzerinde olumsuz etki yarattığı görülmektedir. Maske kullanımı, bazı iletişim unsurlarında meydana getirdiği değişiklikler açısından işitme kaybı olan bireyler ile normal işitmeye sahip olan bireyler arasında farklılık oluşturmaktadır.Item Covid- 19 Salgın Döneminde Sağlıklı Yaşam Biçimi, Fiziksel Aktivite ve Egzersizin Rolü(Başkent Üniversitesi, 2021-12-30) Özkan,AliCOVID-19 enfeksiyonundan dolayı hem bulaşma riskini en aza indirmek hem de ülke sağlık sistemine aşırı yüklenmeleri azaltmak için ülkemizde izolasyon uygulanarak evde zaman geçirme başlamıştır. Bu tür ortaya çıkan durumlar yaşam tarzını değiştirerek hareketsiz bir yaşama doğru insanları sürüklemektedir. Salgın nedeni ile yaşlıların, gençlerin ve çocukların yani kısaca tüm insanların televizyonla daha fazla vakit geçirmesi, telefonlarını ve bilgisayarlarını daha çok kullanmaları hareketsiz yaşam tarzını desteklemiştir. Giderek daha az fiziksel aktivite yapan, ev dışında yer alan fiziksel aktivitelere katılmayan ya da daha az katılan bireyler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bilindiği gibi; hareketsiz yaşam tarzı Tip II diyabet, kas-iskelet hastalıkları, obezite, koroner kalp hastalığı, yüksek kan lipid düzeyi, hipertansiyon, kolon ve göğüs kanseri gibi bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların ortaya çıkmasında önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Düzenli yapılan fiziksel aktivitenin bağışıklık sistemini destekleyeceği ve yukarıda ifade edilen kronik hastalıkları geciktirebileceği veya önleyebileceği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de anlaşılmıştır. Düzenli olarak yapılan veya yapılandırılan fiziksel aktivite ve egzersiz hipokinetik hastalıkların yanı sıra stres, kaygı ve depresyonu gibi sağlık problemlerinin ortaya çıkma riskini azaltabilmektedir. COVID-19 salgın süresince evlerde aylarca kapalı kalan her yaştaki inaktif bireyler için planlanmış fiziksel aktivite programları bağışıklık sistemini destekleyerek fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki olumsuz etkileri azaltacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.Item Covid-19 ve Beslenme(Başkent Üniversitesi, 2021-12-30) Kayan Tapan ,TubaSolunum yolu enfeksiyonu olan COVID-19, katabolizmayı arttıran metabolik rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu sebeple, bağışıklığı kuvvetlendirmek için, yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Bağışıklık sistemi ile yakından ilişkili olan inflamatuar tepki, mitokondriyal düzeyde oksidatif stresi teşvik etmektedir. Bağışıklık sistemi; hormonal ve metabolik düzenleme, besin kullanımı gibi birçok fizyolojik durumu etkilemektedir. Yetersiz beslenme ve enfeksiyon döngüsü, özellikle savunmasız popülasyonlarda morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Enerji, protein ve spesifik mikro besinlerin yetersiz alımı, baskılanmış bağışıklık fonksiyonu ve enfeksiyona karşı artan bir duyarlılık göstermektedir. Bireylerin doymuş yağ ve şeker oranı yüksek besinleri yemekten kaçınmaları ve bunun yerine yüksek miktarda lif, doymamış yağlar, probiyotikler ve antioksidan içeren besinleri tüketerek, bağışıklık fonksiyonunu güçlendirmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzı değişikliklerinin, COVID-19'a yatkınlık ve iyileşme üzerindeki etkilerini değerlendirmek çok önemlidir. Bu derlemede, COVID-19, beslenme ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişki incelenmiştir.Item Covid-19 Uygulamaları Örneği ile Büyük Nüfuslarda Örnek Hacmi ve Küçük Olasılıklar(Başkent Üniversitesi, 2021-12-30) Abay,EmineAraştırmalarda örnek seçimi tüm kitleyi ele almaktan çok daha avantajlı, ucuz ve hızlıdır. Bu nedenle bir araştırmaya başlamadan önce örnek hacmini belirlemek oldukça önemlidir. Aşı ve ilaçların küçük sıklıkta görülen yan etkileri, büyük nüfuslarda önemli sonuçlar doğurur. Bu yazıda büyük nüfuslarda örnek hacmi ve küçük sıklıkların sonuçları ele alınmış ve Covid-19 ile örneklenmiştir. Örneklem yapılacak nüfuslarda, nüfus büyüklüğü 20.000'e ulaştıktan sonra örnek hacmi nüfusla korele olarak artmaz. Bunun yanında yine büyük nüfuslarda küçük olasılıklarla (küçük sıklıklar) görülen durumlar, göz ardı edilemeyecek miktarlara karşılık gelir. Bu nedenle büyük nüfuslu araştırma ve müdahalelerde bu iki durum daima göz önünde bulundurulmalıdır.