Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
4 results
Search Results
Item Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Altuner, Arife Derya; Bayram, SinemÇalışma, Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde Akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Kasım 2019- Şubat 2020 tarihleri arasında, Özel Olbamed Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Polikliniğine başvuran 19-64 yaş arası 101 Tip 2 diyabet hastası ile yapılmıştır. Bireylerin genel özellikleri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumlarının değerlendirilmesinde Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, duygusal iştah durumunun değerlendirilmesinde Duygusal İştah Anketi ve fiziksel aktivite durumlarının değerlendirilmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 55.1±7.23 yıldır. Çalışmada, Akdeniz diyetine kadınların % 3’ü düşük uyum, %70.1’ i orta uyum ve %26.9’u yüksek uyum, erkeklerin %2.9’u düşük uyum, % 64.7’si orta uyum ve %32.4’ü yüksek uyum göstermiştir. Akdeniz diyetine uyum ile biyokimyasal parametreler ve antropometrik ölçümler arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Duygusal İştah Anketine göre; erkek hastaların olumlu duygu ve durum puanları kadın hastalardan (sırasıyla 44.0±6.25, 40.8±7.32) daha yüksektir ve bu istatiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Olumsuz duygu ve durum puanları ile cinsiyet arasında önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Hastaların antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri ile duygusal iştah durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, Tip 2 diyabet hastalarında Akdeniz diyetinin beslenme tedavisi yaklaşımı olarak değerlendirilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır ve beslenmenin psikolojik tarafı dikkate alınmalıdır. The study was conducted to examine the relationship between Mediterranean diet compliance, emotional appetite and metabolic control parameters in patients with Type 2 diabetes. The study was conducted with 101 Type 2 diabetes patients aged between 19-64 years who applied to Private Olbamed Hospital Internal Medicine Outpatient Clinic between November 2019 and February 2020. General characteristics, health status, nutritional habits, anthropometric measurements and biochemical parameters of the individuals were recorded in the questionnaire form. Mediterranean Diet Compliance Scale was used to evaluate the compliance of individuals to the Mediterranean diet. The Emotional Appetite Questionnaire was used to evaluate the emotional appetite. International Physical Activity Questionnaire was used to evaluate physical activity states. The average age of the patients participating in the study is 55.1±7.23 years. In the study, %3 of women showed low adaptation, %70.1 of women showed a medium adaptation and % 26.9 of women showed a high adaptation to the Mediterranean diet. %2.9 of the men showed low adaptation, %64.7 showed a medium adaptation and %32.4 showed a high adaptation to the Mediterranean diet. There was no statistically significant difference between Mediterranean diet compliance with biochemical parameters and anthropometric measurements (p>0.05). According to the Emotional Appetite Questionnaire; positive emotion and state scores of male patients (44.0±6.25, 40.8±7.32, respectively) were higher than the female patients and this was found statistically significant (p<0.05). There was no significant difference between gender and negative emotion and state scores (p>0.05). There was no statistically significant relationship between emotional appetite and the anthropometric measurements and biochemical parameters (p>0.05). In conclusion, more studies are needed to evaluate the Mediterranean diet as a nutritional therapy approach in Type 2 diabetes patients and psychological side of nutrition should be taken into account.Item Adölesanların dikkat, iştah ve beslenme durumlarının incelenmesi(Başkent Üniverstiesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Çelen, Fatma Nur; Bayram, SinemFizyolojik ve psikolojik geçiş sürecinde olan adölesanlar, duygusal yeme bozuklukları açısından risk altındadır. Akademik başarı ve sosyal hayatı etkileyen dikkat dağınıklığı ve dürtüsel eğilimler bireylerin yeme davranışını da etkileyebilmektedir. Bu çalışma, erken adölesan dönemdeki bireylerin dikkat düzeylerini, hangi duygu durumlarında yeme eğilimi gösterdiğini, beslenme alışkanlıklarını ve bunlar arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışma, Şubat 2020 tarihinde Süleymaniye Eğitim Kurumları Bağlıca Ortaokulunda öğrenim gören 69 (%48.6) kız, 73 (%51.6) erkek olmak üzere toplam 142 ortaokul öğrencisi ile yürütülmüştür. Adölesanların kişisel özellikleri ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek için 38 soruluk bir anket ve 24 saatlik hatırlatma, dikkat düzeylerini belirlemek için D2 Dikkat Testi, iştah düzeylerini belirlemek için Duygusal İştah Anketi (DİA) kullanılmıştır. Bireylerin %38.7’si fazla kilolu ve %23.2’si obezdir. Duygusal İştah Anketi olumlu toplam puan ortalaması kız öğrencilerde 43.5±13.4, erkek öğrencilerde 43.3±16.9 iken olumsuz toplam puan ortalaması kız öğrencilerde 44.2±18.5, erkek öğrencilerde 42.6±18.3 olarak bulunmuştur (p>0.05). Yaşa göre Beden Kütle İndeksi (BKİ) persentil değerleri ile olumlu toplam puan arasında negatif yönlü önemli korelasyon bulunmuştur (r= -0.193 p=0.021). D2 Dikkat testi sonuçlarına göre TN (toplam işaretleme) ve CP (doğru sayısı) puan ortalaması erkek öğrencilerde önemli olarak daha yüksek bulunmakla beraber bu puanlar ile yaş arasında pozitif, yaşa göre BKİ z skor değerleri ile negatif yönlü önemli ilişkiler bulunmuştur. Diyetle glikoz alımı ile TN (toplam işaretleme) puanı arasında negatif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Diyetle çinko alımı ile TN (toplam işaretleme) ve CP (doğru sayısı) puanı arasında pozitif yönlü önemli ilişki bulunmuştur. Bu çalışmanın sonucuna göre ortaokul öğrencilerinde artmış obezite sıklığı ve buna paralel olarak bilişsel fonksiyonlarda bozulma gözlemlenmiştir. Gelecek nesiller için kritik bir süreç olan adölesan dönemde bireylerin beslenme düzenindeki hataları saptayarak düzeltmek önemlidir. Adolescents in the physiological and psychological transition are at risk for emotional eating disorders. Distraction and impulsive tendencies that affect academic success and social life can also affect the eating behavior of individuals. The aim of this study was to examine adolescent’s attention levels, in which mood they tend to eat, eating habits and the relationship among them. This study was conducted at February 2020 on 142 students in total, 69 (48.6%) of them girls and 73 (51.6%) of them boys who are studying at Süleymaniye Educational Institutions Middle School. Data was collected by a questionnaire with 38 questions and a 24-h dietary recall to determine the personal characteristics and the eating habits of adolescents; the D2 Attention Test is used to determine attention levels and the Emotional Appetite Questionnaire is used to identify appetite. 38.7% of the participants in the study have overweight and 23.2% of them have obesity. The mean of the positive total scores on the Emotional Appetite Questionnaire was founded 43.5 ± 13.4 in female students and 43.3 ± 16.9 in male students whereas the mean of the negative total scores was 44.2 ± 18.5 in female students and 42.6 ± 18.3 in male students (p> 0.05). A statistically significant and negative correlation was found between the BMI for age percentile and the positive total scores. According to the D2 Attention test results, mean TN (total number) and CP (concentration) scores were significantly higher in male students than in females whereas there was a positive correlation with age and a negative correlation with Body Mass Index (BMI) for age for the same scores. A significant and negative correlation was found between glucose intake and the TN (total number) scores. There was a positive correlation between zinc intake and both TN (total number) and CP (concentration) scores (p <0.05). According to the results of this study, an increased risk of obesity and a parallel impairment in cognitive functions were founded in secondary school students. For this reason, it is important to detect and improve dietary habits of adolescence, which is a critical process for future generations.Item Üniversite öğrencilerinde yeme bağımlılığı ve duygusal yeme eğiliminin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Dinçer, Rasime Sevil; Türker, Perrin FatmaBu çalışma üniversite öğrencilerinde yeme bağımlılığı ve duygusal yeme eğiliminin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışma Mayıs – Kasım 2018 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 3. ve 4. sınıfta okuyan çalışmada yer almayı gönüllü olarak kabul eden 235 kadın, 215 erkek toplam 450 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin tanımlayıcı bilgileri, genel alışkanlıkları, beslenme alışkanlıkları, diyet öyküsü ve antropometrik ölçümleri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile sorgulanmıştır. Öğrencilerin yeme bağımlılığı durumunu değerlendirmek amacıyla Yale Yeme Bağımlılığı Ölçeği (YFAS); yeme davranışlarını saptamak amacıyla Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ); farklı duygu ve durumlarda yeme davranışlarında oluşan değişiklikleri belirlemek amacıyla Duygusal İştah Anketi (DİA) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 22.66±3.22 yıldır. YFAS kriterlerine göre öğrencilerin %17.3’ ü yeme bağımlısı olarak bulunmuştur. Cinsiyetin ve antropometrik ölçümlerin (beden kütle indeksi (BKİ) grupları ve bel çevresi grupları) yeme bağımlılığı durumu üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür (p>0.05). Çalışma kapsamındaki öğrencilerin üzgünlük, stres, mutluluk ve heyecan duygularına bağlı iştah düzeylerinin değişme durumu ile BKİ arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Üzgün ve stresli iken iştahının arttığını bildiren obez öğrencilerin oranı ile mutluyken ve heyecanlıyken iştahının azaldığını bildiren zayıf öğrencilerin oranı diğer BKİ grubundaki öğrencilere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). DİA sonuçlarına göre ise öğrencilerin olumlu duygu ve durumlarda, olumsuz duygu ve durumlara göre daha fazla yeme eğilimi olduğu görülmüştür; erkek öğrencilerin olumlu toplam (5.46±1.48) ve olumsuz toplam (4.01±1.44) duygusal iştah puanlarının kadın öğrencilere (sırasıyla 5.27±1.67; 3.96±1.79) oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur fakat bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.(p>0.05). Olumsuz duygu ve durumlarda, yeme bağımlısı olan öğrencilerin yeme bağımlısı olmayan öğrencilere kıyasla anlamlı olarak daha fazla yeme eğilimi gösterdiği saptanmıştır (p=0.000). DEBQ verilerine göre duygusal yeme ve kısıtlayıcı yeme davranışlarının kadınlarda erkeklere oranla istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0.05). Yeme bağımlısı olan öğrencilerin kısıtlayıcı yeme, duygusal yeme ve dışsal yeme skorları da yeme bağımlısı olmayan öğrencilere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0.000). Bireylerin fiziksel ve mental sağlığını olumsuz yönde etkileyen farklı yeme davranışlarının düzenlenmesi, azaltılması ve gelişiminin önlenebilmesi gerekmektedir. Bu noktada her yaştan bireyin yeme davranışlarını ve etkilerini inceleyen daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. The aim of this study is to evaluate food addiction and the predisposition of emotional eating in university students. The study was conducted in May-November 2019 with a total of 450 participants (235 female and 215 male) who are junior or senior students, accepting to participate in the study voluntarily in the Faculty of Engineering at Ankara University. Descriptive information, general habits, nutritional habits, diet history, and anthropometric measurements of the students were questioned with a questionnaire formed by the researcher. The Yale Food Addiction Scale (YFAS) was used to evaluate of the students’ food addiction status; the Dutch Eating Behavior Questionnaire (DEBQ) was used to determine the eating behavior of the students; Emotional Appetite Questionnaire (EMAQ) was used to estimate the changes in eating behaviors in different emotions and situations. The average age of the subjects was 22.66±3.22 years. According to YFAS criteria, 17.3% of the students were found to be food addicts. Gender and anthropometric measurements (body mass index (BMI) groups and waist circumference groups) did not have a significant effect on food addiction status (p>0.05). A statistically significant relationship was found between the BMI and the changes in appetite levels due to sadness, stress, happiness, and excitement in students (p<0.05). The percentage of obese students who reported that their appetite increased while they were sad and stressed, and thin students who reported that their appetite decreased while they were happy and excited were found to be significantly higher than those of the other BMI groups (p<0.05). According to the results of EMAQ, it was reported that students are more prone to eat in positive emotional states and situations compared to negative emotional states and situations; male students’ positive total (5.46±1.48) and negative total (4.01±1.44) emotional appetite scores were determined to be higher than female students (respectively 5.27±1.67; 3.96±1.79), however, these differences were not statistically significant (p>0.05). In negative emotions and situations, it was observed that food addicted students tend to eat significantly more than the students who are not addicted to food (p=0.000). According to DEBQ data, emotional eating and restrictive eating behaviors were found significantly higher in female compared to male (p<0.05). Restrictive eating, emotional eating and external eating scores of the food addicted students were also found significantly higher than those who were not addicted to food (p=0.000). Different eating behaviors, which negatively affect physical and mental health of individuals, need to be regulated, reduced, and prevented. In consideration of the currently available data, more evidence-based studies on wider populations with all age groups are required to examine the eating behaviors and their effects on individuals.Item Duygu durum bozukluğu olan hafif şişman ve şişman bireylerin beslenme alışkanlıkları, diyet kalitesi ve iştah durumlarının değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Güray, Aslıhan; Kı, GülBu araştırma, Özel Çankaya Yaşam Hastanesi’nin beslenme ve diyet polikliniğine gelen ve Beck Depresyon Ölçeği’ne (BDÖ) göre duygu durum bozukluğu olan hafif şişman ve şişman bireylerin beslenme alışkanlıklarının, diyet kalitesinin ve iştah durumlarının değerlendirmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini hastanenin beslenme diyet polikliniğine başvuran, yaşları 19-65 yıl arasında olan ve duygu durum bozukluğuna sahip 120 hafif şişman ve şişman birey oluşturmuştur. BDÖ değerlendirmesine göre depresyonda olan 60 birey ve benzer özelliklere sahip BDÖ’ne göre depresyonda olmayan 60 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Bireylere demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri kapsayan bir anket uygulanmıştır.Beslenme alışkanlıklarını belirlemek için ölçek olarak 3 Faktörlü Beslenme Anketi ve 24 saatlik besin tüketim kaydı kullanılmıştır. İştah durumlarını değerlendirmek için ise Duygusal İştah Anketi (DİA) uygulanmıştır. Depresyonda olan bireylerin %25’i erkek ve %75’i kadındır. Çalışmaya katılan ve depresyonda olan bireylerin büyük bir çoğunluğu üniversite mezunu ve 25-34 yaş aralığındadır. Depresyonda olan erkek bireylerin BKİ ortalamaları 29.0±4.1 kg/m2 ve depresyonda olan kadın bireylerin BKİ ortalamaları 2.9.9±4.3 kg/m2’dir. Bireylerin BKİ (Beden Kütle İndeksi) ve depresyonda olup olmama durumları arasında önemli bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Depresyonda olan bireylerin ilaç ve vitamin-mineral takviyesi kullanımları depresyonda olmayan bireylere göre daha fazladır. Tüm bireylerin B12 ve B6 vitaminleri alımları ve depresyon durumları arasında önemli bir ilişki yoktur.Bireylerin günlük olarak diyetle aldıkları ; E vitamini, B1 vitamini, B12 vitamini, B6 vitamini, folat, ve C vitamini düzeylerinin TÜBER verilerine göre günlük önerilen düzeyin altında olduğu saptanmıştır. Depresyonda olan erkek ve kadın bireylerin, günlük olarak diyetle aldıkları; potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, ve iyot mineralleri düzeylerinin TÜBER verilerine göre günlük önerilen düzeyde olmadığı belirlenmiş ve depresyon durumlarına göre mineral alımları açısından önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Bireylerin duygusal iştah anketine göre olumsuz ve olumlu duygulara sahipkenki iştah durumları ile bireylerin depresyonda olup olmama durumları arasında önemli bir fark saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin açlığa duyarlılık seviyeleri ile beden kütle indeksleri arasında önemli bir fark bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin öğün atlama durumları ve depresyon durumları arasında önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, depresyon ve obezite, yaşam süresi ve kalitesini düşürmekte ve sağlık hizmetlerine önemli bir yük oluşturmaktadır. Duygu durum bozukluğu ve obezite arasındaki ilişki komplekstir. Her iki sorunun da ortak çözümü olarak; farkındalık eğitimiyle yaşam biçimi düzenlemeleri yapmak ve sürdürülebilir koruyucu sağlık hizmeti almak ve sağlığı geliştirmek en uygun yöntemdir. The aim of this study was to evaluate the nutritional habits, dietary quality and appetite status of overweight and obese individuals with mood disorders according to the Beck Depression Scale (BDS), who applied to the nutrition and diet outpatient clinic of Özel Çankaya Yaşam Hospital. The sample of the study consisted of 120 overweight and obese individuals who were aged between 19-64 and had mood disorders. Sixty patients with depression according to the BDS assessment and 60 individuals without depression according to the BDS with similar characteristics were included in the study. A questionnaire including demographic characteristics, nutritional habits, anthropometric measurements was applied to the individuals. The 3-Factor Nutrition Questionnaire and Emotional Appetite Questionnaire and 24-hour food consumption record were used to determine the feeding habits. Emotional Appetite Questionnaire (SIS) was used to evaluate the appetite status. 25% of the individuals who are depressed are male and 75% are female. The majority of the participants who participated in the study and who were depressed were university graduates and were between the ages of 25-34. The mean BMI of the depressed men was 29.0 ± 4.1 kg / m2 and the mean BMI (Body Mass Index) of the depressed women was 2.9.9±4.3 kg / m2. There was no significant difference between BMI and depression status (p> 0.05). The use of medication and vitamin-mineral supplements is higher in individuals with depression than in non-depression individuals. There is no significant relationship between the intake of vitamins B12 and B6 and depression status of all individuals. Vitamin E, vitamin B1, vitamin B12, vitamin B6, folate, and vitamin C levels were found to be below the daily recommended level according to Turkish Nutrition Guide data. Depressed male and female individuals, daily diet taken; Potassium, calcium, magnesium, iron, copper, and iodine levels did not meet the daily recommended levels according to Turkish Nutrition Guide data and no significant difference was found between depression intake of these minerals (p> 0.05). According to the emotional appetite questionnaire, there was a significant difference between appetite and negative depression status (p <0.05). There was a significant difference between hunger susceptibility levels and body mass index (p <0.05). There was no significant difference between individuals' skipping status and depression status (p> 0.05). As a result, depression and obesity reduce life expectancy and quality and constitute a significant burden on health services. The relationship between mood disorder and obesity is complex. As a common solution to both problems; making life style arrangements through awareness education, providing sustainable preventive health service and improving health is the most appropriate method.