Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Item
    Yönetim kurullarında cinsiyet eşitliğinin kurumsal şirketlerin sürdürülebilirlik vizyonuna etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Sekendiz, Tülye; Sözen, H. Cenk
    Bu çalışma, yönetim kurullarında kadın üyelerin varlığının şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri üzerindeki etkisini ve bu etkinin sektörel farklılıklar ile şirket büyüklüğüne göre nasıl şekillendiğini incelemektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve yönetimde çeşitliliğin kurumsal sürdürülebilirlik performansı üzerindeki rolü analiz edilerek, kadın varlığının şirketlerin sürdürülebilirlik indeksindeki konumuna katkısı değerlendirilmiştir. Çalışma, özellikle toplumsal cinsiyet eşitliğinin stratejik önemi ile sürdürülebilirlik stratejilerinin önceliklendirilmesi arasındaki bağlantıyı ortaya koymayı amaçlamaktadır. Karma yöntem kullanılarak hem nicel hem de nitel veri toplama teknikleri bir arada uygulanmıştır. Nicel veriler, Borsa İstanbul’un BIST 500 Endeksi’nde (XU500) yer alan ve piyasa değeri 10 milyar TL’yi aşan 194 şirketin kamuya açık yıllık raporlarından elde edilmiştir. Nitel veriler ise bu şirketlerin yönetim kurullarındaki 14 kadın üye ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Nicel analizlerde betimleyici istatistikler ve ki-kare testi kullanılarak yönetim kurulu çeşitliliği, sektör ve şirket büyüklüğü ile sürdürülebilirlik indeksinde yer alma arasındaki anlamlı ilişkiler ortaya konmuştur. Nitel veriler tematik analiz yöntemi ile incelenmiş ve nicel bulguları destekleyen çıkarımlar yapılmıştır. Nicel analiz sonuçları, yönetim kurullarında kadın varlığının şirketlerin sürdürülebilirlik indeksinde yer alma olasılığını artırdığını ve bu etkinin orta düzeyde anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Sektörel farklılıklar açısından, sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik indeksinde yer alma olasılığı diğer sektörlere göre daha yüksek bulunmuş ancak bu ilişkinin etkisi düşük düzeyde kalmıştır. Şirket büyüklüğü ile sürdürülebilirlik stratejileri arasındaki ilişki ise oldukça güçlü bulunmuş, büyük ölçekli şirketlerin sürdürülebilirlik indeksinde yer alma olasılığı daha yüksek tespit edilmiştir. Nitel bulgular ise kadın liderlerin empati, uzun vadeli bakış açısı, çeşitlilik ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sürdürülebilirlik stratejilerine önemli katkılar sağladığını göstermiştir. Katılımcıların büyük bir kısmı, kadın liderlerin çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerine karşı duyarlı olduğunu ve uzun vadeli stratejilere olan bağlılıklarının bu alandaki başarıyı artırdığını ifade etmiştir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çok boyutlu strateji geliştirme konularında kadın liderlerin belirgin bir rol oynadığı vurgulanmıştır. Araştırma, yönetim kurullarında kadın üyelerin artırılmasının, kurumsal sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Büyük ölçekli şirketlerin sürdürülebilirlik uygulamalarında daha başarılı olduğu, kadın liderlerin ise empati, uzun vadeli bakış açısı ve yenilikçi çözümler geliştirme becerileriyle bu başarıya katkı sağladığı bulgularına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yönetim kurulu çeşitliliğinin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada stratejik bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. This study examines the impact of female board members on corporate sustainability strategies and explores how this influence varies across different sectors and company sizes. By analyzing the role of gender equality and board diversity in corporate sustainability performance, the contribution of female representation to companies' positioning within sustainability indices is assessed. The study aims to elucidate the connection between the strategic importance of gender equality and the prioritization of sustainability strategies. A mixed-methods approach was employed, integrating both quantitative and qualitative data collection techniques. Quantitative data were derived from the publicly available annual reports of 194 companies listed on the Borsa Istanbul Sustainability Index (XUSRD) with a market capitalization exceeding 10 billion TL. Qualitative data were collected through interviews conducted with 14 female board members from these companies. Descriptive statistics and chi-square tests were utilized in quantitative analyses to identify significant relationships between board diversity, sector, company size, and inclusion in the sustainability index. Thematic analysis was applied to the qualitative data, yielding insights that corroborated the quantitative findings. The quantitative results reveal that the presence of women on corporate boards increases the likelihood of a company's inclusion in the sustainability index, with this effect being moderately significant. Sectoral differences indicate that companies operating in the industrial and service sectors are more likely to be included in the sustainability index compared to other sectors, though this relationship is of low significance. The relationship between company size and sustainability strategies was found to be particularly strong, with larger companies being more likely to feature in the sustainability index. Qualitative findings suggest that female leaders contribute significantly to sustainability strategies through empathy, a long-term perspective, diversity, and innovative approaches. Most participants highlighted the sensitivity of female leaders to environmental, social, and governance (ESG) criteria and their commitment to long-term strategies, which enhance success in this domain. Furthermore, female leaders were emphasized as playing a distinct role in promoting gender equality and developing multidimensional strategies. The research underlines the critical role of increasing female representation on corporate boards in the development and implementation of corporate sustainability strategies. It highlights that larger companies demonstrate greater success in sustainability practices, with female leaders contributing to this success through empathy, a forward-looking perspective, and innovative problem-solving skills. These findings underline the strategic importance of gender equality and board diversity in achieving sustainability goals.
  • Item
    Yabancı dil olarak türkçe öğretimi ders kitaplarında, toplumsal cinsiyetin kültür aktarımı bağlamında incelenmesi
    (Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Ünlü Şimşek, Dilara; Bay Gülveren, Özlem
    Bu araştırmada, yabancılara Türkçe öğretimi amacıyla hazırlanan ve en yaygın kullanılan B1 düzeyi ders kitapları (Yeni Hitit II, Gazi TÖMER B1, İstanbul Türkçe Ders Kitabı B1 ve Yedi İklim Türkçe B1) toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, bu ders kitaplarında toplumsal cinsiyet temsillerinin nasıl sunulduğunu analiz etmek ve cinsiyet rollerine ilişkin içeriklerin eşitlikçi bir yaklaşımla ele alınıp alınmadığını ortaya koymaktır. Çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır: Ders kitaplarında kadın ve erkek temsilleri metin ve görsellerde eşit biçimde yer almakta mıdır? Kadın ve erkek karakterlerin meslek seçimleri nasıldır? Toplumsal cinsiyet rolleri, karakterlerin duygu, düşünce ve davranışlarına nasıl yansımaktadır? Kitaplarda cinsiyetçi ifadelere rastlanmakta mıdır? Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, kitaplarda yer alan yazılı ve görsel materyaller sistematik biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, söz konusu ders kitaplarında geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin büyük ölçüde sürdürüldüğünü; kadın karakterlerin daha çok özel alanla ilişkilendirilerek aile ve ev içi rollerle temsil edildiğini, erkek karakterlerin ise kamusal alanda, özellikle yönetici, teknik veya kariyer odaklı mesleklerde yoğunlaştığını göstermektedir. Görseller de bu eğilimi desteklemekte, erkekler genellikle dış mekânlarda ve iş yaşamında; kadınlar ise ev içi sahnelerde tasvir edilmektedir. Bu bağlamda, yabancılara Türkçe öğretimi ders kitaplarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda belirli bir farkındalık olduğu, ancak geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarının büyük ölçüde devam ettiğini söylemek mümkündür. Oysa dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, değerlerin ve ideolojilerin taşıyıcısıdır. Bu bağlamda, yabancılara Türkçe öğretimi kapsamında kullanılan ders kitaplarının, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı içerikler sunması büyük önem taşımaktadır. Çünkü dil öğrenimi yalnızca dilsel değil, aynı zamanda kültürel bir öğrenme sürecidir ve bu süreçte toplumsal cinsiyet temsilleri, öğrenicilerin zihinsel şemalarını şekillendirme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, Türk kültürünü öğrenen yabancı öğrenciler açısından, ders kitaplarında Türk toplumundaki kadın ve erkek rollerinin gerçekçi, dengeli ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir biçimde yansıtılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma ile dil ve kültür eş zamanlı olarak öğretilmesi önerilmektedir. Ayrıca ders kitaplarında sadece kadın ve erkek temsilleri değil, aynı zamanda kullanılan dilin eşitlikçi olup olmadığı da dikkatle değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. This study examined the most widely used B1-level textbooks (Yeni Hitit II, Gazi TÖMER B1, Istanbul Turkish Coursebook B1, and Yedi İklim Turkish B1), prepared for teaching Turkish to foreigners, in terms of gender. The primary objective of the study was to analyze how gender representations are presented in these textbooks and to reveal whether content related to gender roles is addressed with an egalitarian approach. The study sought answers to the following questions: Are women and men represented equally in the texts and visuals in the textbooks? What are the career choices of female and male characters? How are gender roles reflected in the characters' emotions, thoughts, and behaviors? Are there any sexist statements in the books? Using content analysis, a qualitative research method, the study systematically examined the written and visual materials in the textbooks. The findings indicate that traditional gender roles are largely perpetuated in these textbooks; female characters are associated with the private sphere and are represented in family and domestic roles, while male characters are concentrated in the public sphere, particularly in managerial, technical, or career-oriented professions. Visuals also support this trend; men are generally depicted outdoors and in business, while women are depicted in domestic scenes. In this context, it can be said that while there is a certain awareness of gender equality in textbooks teaching Turkish to foreigners, traditional gender stereotypes largely persist. However, language is not only a means of communication but also a carrier of social structures, values, and ideologies. In this context, it is crucial that textbooks used in teaching Turkish to foreigners provide content sensitive to gender equality. Language learning is not only a linguistic but also a cultural learning process, and gender representations have the potential to shape learners' mental schemas. Therefore, for foreign students learning Turkish culture, it is crucial that textbooks reflect the roles of women and men in Turkish society in a realistic, balanced, and gender-sensitive manner. This study recommends teaching language and culture simultaneously. It also emphasizes the need to carefully evaluate not only the representations of women and men in textbooks, but also the egalitarian nature of the language used.
  • Item
    Sponsorluk çalışmalarında cinsiyetçi yaklaşımlar: Kadın spor takımları örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yeşilyurt Öztürk, Cansu; Tuğban Yaban, Nesli
    Günümüzde işletmeler rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek, görünürlük elde etmek ve hedef kitle üzerinde olumlu izlenimler bırakabilmek adına birçok faaliyet yürütmektedir. Halkla ilişkiler, satış, pazarlama gibi faaliyetin yanında sponsorluk da önem kazanmaya başlamıştır. Sponsorluk kurumsal amaçlara ulaşmak için spor, sanat, kültür gibi alanlarda düzenlenen bir etkinliğe yapılan nakdi ya da ayni yatırımdır. Sponsorlukta esas amaç karşılıklı ve iki yönlü fayda elde etmektir. Sponsorluk türleri arasında işletmelerin en fazla ilgi duyduğu ve yatırım yaptığı alan spor sponsorluğudur. Sporun evrensel ve milli duyguları barındırması, kapsayıcılığı, teknolojinin gelişmesiyle geniş kitlelere hızla yayılması tercih edilme sebeplerini oluşturmaktadır. Spor, geleneksel olarak erkeksi cinsiyet rolü özellikleri gerektiren bir etkinlik olarak kabul edilmektedir. Müsabaka, karşılaşma, yarış, spor organizasyonları gibi etkinlikler erkeklik ve kadınlıkla ilgili kuvvetli mesajlar taşımaktadır. Kadın hakları ve kadınların toplum içindeki konumuna odaklanan feminist ideolojiye göre, yeryüzündeki tüm iktidarlar toplumda erkekleri kadınlar daha üstün tutmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde bakıldığında kadınların erkek egemenliğinin hâkim olduğu toplumsal yapılarda sosyal, siyasal, kültür ve spor gibi alanlara dâhil olamadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak Aydınlanma Çağı ile birlikte kadınlar erkeklerle eşit statüde olmak için harekete geçtikleri görülmektedir. Bu tez çalışmasında betimsel araştırma yönetimi kullanılarak spor sponsorluğu faaliyetindeki feminist perspektif ortaya konmaya çalışılacaktır. Sponsorluk faaliyetlerinde bulunan büyük işletmelerin erkek sporcu ve takımlarına yöneldiğini gözlemlenirken, kadın sporcu ve takımlara ise büyük oranda kadınlara özgü ürünler üreten işletmelerin sponsor olduğu tespit edilmiştir. Tezin amacı bu cinsiyetçi yaklaşımı liberal feminist kuram çerçevesinde tartışarak, cinsiyetçi sponsorluk faaliyetlerinin bağlamını ortaya koymaktır. In today’s day and age, businesses are to engage in a wide range of activities in order to remain relevant amongst other competitors in the industry, gain awareness and leave positive impressions on their target audience. Sponsorships are a form of financial investment made in artistic, cultural and or sporting events in hopes to promote company objectives and thereby gaining priority over other services such as public relations, marketing and sales. Sports are highly valued by this type of financial support as sports is able to trigger national and universal responses and thanks to technological advancements, are also able to reach a wider audience in a fast manor. Traditionally, sports had been thought to be an activity that requires masculine characteristics in hopes of being successfully able to compete in sporting events. According to the feminist ideology, that focuses on women’s rights and their status within society, all the powers in the world are in favour of men over women. When viewed from the perspective of this knowledge, it becomes clear that in institutional structures dominated by male supremacy, women cannot participate in areas such as social, political, culture, or sports. However, in this current period of enlightenment, women are seen taking steps to achieve equality with males. Through the use of descriptive research management, the feminist perspective in sports sponsorship will be discussed in this thesis. While it has been established that larger corporations whom engage in sponsorship activities are primarily focused on male athletes and their teams, it has also been found that corporations that manufacture women’s products also fund female athletes and teams. The objective of this thesis was to examine this sexist approach within the context of liberal feminist theories and shed light on to the situation of sexist sponsorships.