Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Item
    Zayıflama diyeti uygulanan obez bireylerde beslenme zamanının sirkadiyen ritim belirteçleri üzerine etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Oral, Emel Aydan; Kızıltan, Gül
    Beslenme zamanı, suprakiazmatik saat üzerinde net bir eşzamanlama etkisi olmayan çevresel osilatörler için güçlü bir eşzamanlayıcıdır. Günlük yiyecek alımını belirli zaman aralığıyla sınırlandırma ağırlık kaybına yardımcı olmak ve metabolik sağlığı iyileştirmek için enerji kısıtlamasına bir alternatif yol olarak son yıllarda büyük ilgi görmüştür. Bu araştırma, beslenme zamanının zayıflama diyeti uygulayan bireylerde sirkadiyen ritim belirteçleri üzerindeki etkisini incelemek üzere planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışma, Eylül 2019 – Ekim 2020 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Endokrin Polikliniğine başvuran kadın bireyler arasından çalışmaya katılmayı kabul eden gönüllü bireyler ile yürütülmüştür. Çapraz tasarımlı randomize olan bu çalışmaya, 20 – 50 yaşları arasında, beden kütle indeksi (BKİ) 25 – 35 kg/m2 arasında olan, herhangi bir kronik hastalığı olmayan, son 6 ayda diyet hikayesine sahip olmayan ve düzenli gece uykusuna (yatış zamanı 22:00-00.00; uyanış zamanı 06:00- 08:00) sahip olan toplam 29 kadın birey dahil edilmiştir. Bireyler, Grup I (n=15) ve Grup II (n=14) olmak üzere randomizasyon yöntemi ile 2 gruba ayrılmıştır. Bireylerin ağırlık kaybetmesini amaçlayan enerji kısıtlaması olan bireysel beslenme planları oluşturulmuştur. Bu beslenme planları, Grup I’deki bireylere ilk 4 hafta güneşin doğumundan batımına kadar olan süreç içerisinde “zaman kısıtlı beslenme”, Grup 2’deki bireylere ise günün her saatinde yemek yiyebilme olanağı veren “serbest zamanlı beslenme” olacak şekilde bireylere uygulanmıştır. İlk müdahale sürecinin sonunda gruplar 1 haftalık arınma süreci sonunda Grup I’deki bireylere serbest zamanlı beslenme, Grup II’deki bireylere ise zaman kısıtlı beslenme müdahalesi uygulanmıştır. Çalışmanın başlangıcı, 4.haftası ve sonunda bireylerin antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri değerlendirilmiştir. Diyet müdahalesinin iki periyodunu da toplam 20 kişi tamamlamıştır. Antropometrik ölçüm, vücut analizi ve deri kıvrım kalınlıklarının zamana göre gruplar içindeki değişimlerine bakıldığında, her iki beslenme düzeninde vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, kalça çevresi, bel/boy oranı, biseps deri kıvrım kalınlığı, triseps deri kıvrım kalınlığı ve vücut yağ kütlesindeki ortalama değişim istatistiksel açıdan önemli saptanmıştır (p<0.05). Ancak vücut kas kütlesi ve vücut su kütlesindeki ortalama değişimlerin sadece zaman kısıtlı beslenme düzeninde istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüştür (p<0.05). Serum açlık kan glukozu, serbest zamanlı beslenme düzeninde önemli düzeyde azalma göstermiştir (p<0.05). Zaman kısıtlı beslenme düzeninde, serum HDL – kolesterol ve leptin düzeylerindeki azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Biyokimyasal parametreler üzerinde, farklı beslenme düzenleri arasındaki ilişkiye bakıldığında ise, istatistiksel açıdan önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, zaman kısıtlı beslenme düzeni serbest zamanlı beslenme düzenine göre, antropometrik ölçümler üzerinde daha fazla değişim sağlamasına rağmen, beslenme müdahaleleri arasında farklılık bulunmamıştır. Yeterli ve dengeli beslenme programlarının yanı sıra obezite tedavisinde zaman kısıtlı beslenme yaklaşımının uygulanması ağırlık kaybında ek bir yarar sağlayabilir. Feeding time is a powerful synchronizer for peripheral oscillators that do not have a clear synchronizing effect on the suprachiasmatic clock. Limiting daily food intake to a specific time period has received a lot of attention in recent years as an alternative to energy restriction to assist weight loss and improve metabolic health. This study was planned and conducted to examine the effect of feeding time on circadian rhythm markers in individuals under weight loss diet. The study was carried out with volunteers who agreed to participate in the study among female individuals who applied to the Baskent University Ankara Hospital Endocrine Polyclinic between September 2019 and October 2020. This randomized crossover design study was conducted between the ages of 20 and 50, with a body mass index between 25 and 35 kg/m2, without any chronic disease, no a diet history in the last 6 months, and had regular night sleep (bedtime 22:00-00.00; awakening time 06: 00- 08:00), a total of 29 female individuals were included. Individuals were divided into 2 groups by randomization method, Group I (n=15) and Group II (n=14). Individual nutrition plans with energy restriction aimed at losing weight have been created for individuals. In the first 4 weeks, individuals in Group I were given "time-restricted feeding" diet intervention during from sunrise to sunset period, while individuals in Group 2 were given the "extended feeding" diet intervention, which gave them the opportunity to eat at any time of the day. At the end of the first intervention period, the groups were taken into a 1-week washout period and then extended feeding was given to the individuals in Group I and time restricted feeding was given to the individuals in Group II. The anthropometric measurements and biochemical parameters of the individuals were evaluated at the beginning, the 4th week and the end of the study. A total of 20 individuals carried out both periods of the dietary intervention. While examining the changes in anthropometric measurement, body analysis and skinfold thicknesses within the groups over time, mean change in body weight, body mass index, waist circumference, hip circumference, waist/height ratio, biceps skinfold thickness, triceps skinfold thickness and body fat mass in the both diet interventions were found to be statistically significant (p<0.05), however, mean changes in body muscle mass and body water mass were statistically significant only in the time-restricted feeding intervention (p<0.05). Serum fasting blood glucose observed a significant decrease in extended feeding intervention (p<0.05). The decrease in serum HDL - cholesterol and leptin levels was found to be statistically significant in time-restricted feeding intervention (p<0.05). The relationship between different diet interventions and biochemical parameters were found no statistically significant (p>0.05). As a result, although time-restricted feeding provided more changes on anthropometric measurements than extended feeding was no differences between nutritional interventions. In addition to adequate and balanced nutrition programs, the application of a time restricted feeding approach in the treatment of obesity may provide an additional benefit in weight loss.
  • Item
    Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Altuner, Arife Derya; Bayram, Sinem
    Çalışma, Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde Akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Kasım 2019- Şubat 2020 tarihleri arasında, Özel Olbamed Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Polikliniğine başvuran 19-64 yaş arası 101 Tip 2 diyabet hastası ile yapılmıştır. Bireylerin genel özellikleri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumlarının değerlendirilmesinde Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, duygusal iştah durumunun değerlendirilmesinde Duygusal İştah Anketi ve fiziksel aktivite durumlarının değerlendirilmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 55.1±7.23 yıldır. Çalışmada, Akdeniz diyetine kadınların % 3’ü düşük uyum, %70.1’ i orta uyum ve %26.9’u yüksek uyum, erkeklerin %2.9’u düşük uyum, % 64.7’si orta uyum ve %32.4’ü yüksek uyum göstermiştir. Akdeniz diyetine uyum ile biyokimyasal parametreler ve antropometrik ölçümler arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Duygusal İştah Anketine göre; erkek hastaların olumlu duygu ve durum puanları kadın hastalardan (sırasıyla 44.0±6.25, 40.8±7.32) daha yüksektir ve bu istatiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Olumsuz duygu ve durum puanları ile cinsiyet arasında önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Hastaların antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri ile duygusal iştah durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, Tip 2 diyabet hastalarında Akdeniz diyetinin beslenme tedavisi yaklaşımı olarak değerlendirilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır ve beslenmenin psikolojik tarafı dikkate alınmalıdır. The study was conducted to examine the relationship between Mediterranean diet compliance, emotional appetite and metabolic control parameters in patients with Type 2 diabetes. The study was conducted with 101 Type 2 diabetes patients aged between 19-64 years who applied to Private Olbamed Hospital Internal Medicine Outpatient Clinic between November 2019 and February 2020. General characteristics, health status, nutritional habits, anthropometric measurements and biochemical parameters of the individuals were recorded in the questionnaire form. Mediterranean Diet Compliance Scale was used to evaluate the compliance of individuals to the Mediterranean diet. The Emotional Appetite Questionnaire was used to evaluate the emotional appetite. International Physical Activity Questionnaire was used to evaluate physical activity states. The average age of the patients participating in the study is 55.1±7.23 years. In the study, %3 of women showed low adaptation, %70.1 of women showed a medium adaptation and % 26.9 of women showed a high adaptation to the Mediterranean diet. %2.9 of the men showed low adaptation, %64.7 showed a medium adaptation and %32.4 showed a high adaptation to the Mediterranean diet. There was no statistically significant difference between Mediterranean diet compliance with biochemical parameters and anthropometric measurements (p>0.05). According to the Emotional Appetite Questionnaire; positive emotion and state scores of male patients (44.0±6.25, 40.8±7.32, respectively) were higher than the female patients and this was found statistically significant (p<0.05). There was no significant difference between gender and negative emotion and state scores (p>0.05). There was no statistically significant relationship between emotional appetite and the anthropometric measurements and biochemical parameters (p>0.05). In conclusion, more studies are needed to evaluate the Mediterranean diet as a nutritional therapy approach in Type 2 diabetes patients and psychological side of nutrition should be taken into account.