Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
6 results
Search Results
Item Ege bölgesinde icra edilen Türk Yunan ortak ezgileri üzerine bir inceleme(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Gül, Etna; Turan, Mahmut KamerhanFarklı kıtalarda, toplumlarda yaşayan birçok insan müziğin gücü sayesinde iletişim kurabilmiştir. Bu melodik birleşme, uluslararası ilişkiler açısından ülkelerin birbirleriyle kültürel anlamda ortak bir bağ kurmasına olanak sağlamıştır. Türkiye ve Yunanistan’ın Ege Bölgesi sınırları içerisinde melodik anlamda birbirlerinden hangi boyutlarda etkilendikleri değerlendirilmiştir. Kültürel bağı kuvvetlendiren ortak ezgilerin neler olduğu ve iki ülkenin beraberliğine ne gibi yansımaları olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilk olarak kültür ve müzik ilişkisi incelenmiştir. Daha sonra kültür ve müzik etkileşiminin, kimlik yaratımının önemi ele alınmıştır. Ege Bölgesi ve Yunanistan hakkında bilgiler verilmiştir. Türkiye ve Yunanistan açısından sosyokültürel taşınmaya önemli bir biçimde etki eden mübadele süreci, Lozan Barış Antlaşması ve sonrasında yaşanan süreçler araştırılmıştır. Her iki yakada kıyıya vurmuş olan rebetiko, zeybek gibi müzik türleri incelenmiştir. Anadolu’dan Yunanistan’a taşınmış Ege Bölgesi’ne ait olan ortak ezgiler ve o bölgeye ait olmasa da popüler hâle gelmiş olan ortak türküler, şarkılar toplumların birbirleriyle kültürel uzlaşma sağlamaları açısından, dostluk ve barış adına yapılan farkındalığa dikkat çekmek amacıyla araştırılmıştır. Araştırma sonucunda Türk-Yunan ortak ezgilerinin her iki ülkede de bir paylaşım alanı oluşturduğu, şarkıların sınırlarını aşarak iki ülke adına kültürel bir anlayışa, kaynaşmaya olanak sağladığı, ortak bir dil yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Many people living in different societies and continents have been able to communicate through the power o music. This melodic union has allowed countries to establish cultural compainship with each other in terms of international relations. In this thesis, the extent to which Turkey and Greece have influenced each other melodically with in the borders of the Aegean Region has been evaluated. The purpose here is to identify the shared melodies that build up cultural bonds and determine how these melodies reflect the unity of the two countries. Firstly, in this study, the connection between culture and music was examined. Next, the importance of the identity formation was discussed and some background information about Greece and the Aegean Region was introduced. Along with these factors, the 1923 population exchange between Greece and Turkey, which significantly impacted the socio-cultural migration between the two countries, the Lausanne Peace Treaty and the subsequent events were investigated. Music genres such as rebetiko and zeybek, which have resonated on both shores, were analyzed. The common melodies belonging to the Aegean Region transferred from Anatolia to Greece, as well as the common folk songs and songs that have become popular even if they do not belong to that region, were researched to highlight the awareness created in the name of friendship and peace to emphasize the cultural reconciliation between societies. The research concludes that the joint Turkish-Greek have created a shared space in both countries. These songs have transcended borders, fostering cultural understanding and integration between the two nations, thereby creating a common language between the two nations.Item Popüler kültür ekseninde dönüşen müzik programları: TRT örneği(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Özen, Tolga; Yaban, Nesli TuğbanMüzik doğduğu ilk andan itibaren, kültürel öğelerin ve toplumsal değişimlerin de etkisiyle pek çok safhadan geçerek bulunduğu konuma ulaşmıştır. Türkiye’de de müzik pek çok farklı kültürden etkilenerek dönüşüme uğramıştır. Özellikle devlet politikalarının da kültürel öğeler gibi müzik üzerinde dikkate değer bir etkisinin olduğunun ifade edilmesi önemlidir. Bu tez çalışması, Jean Baudrillard’ın medya teorileri bağlamında popüler kültürün etkisindeki TRT’de yayınlanan Türk sanat müziği programlarının analizini içermektedir. TRT’nin kuruluşundan günümüze kadar TRT’de yayınlanan Türk sanat müziği programlarına odaklanılan ve tarihsel süreçte yaşanan dinamikler çerçevesinde şekillenen programlar içerik analizi yöntemi ile ele alınarak irdelenmiştir. Music has become what it is today by going through many phases with the effects of cultural elements and social changes, since the very first moment of its birth. Similarly, the music in Turkey has also influenced by various cultures in its growth. It is important to note that especially state policies have had a remarkable effect on music, as well as cultural elements. This thesis study analyzes popular culture affected Turkish classical music programs broadcasted on TRT in the context of Jean Baudrillard's media theories. In this manner, the programs, which are shaped within the framework of the dynamics experienced in the historical process and are focused on Turkish classical music programs broadcasted on TRT since its establishment, are examined by using the method of content analysis.Item Christoph Willibald Gluck’un operalarındaki reform, drama olguları ve bu olguların kendinden sonraki döneme ve opera sanatına etkileri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Turan, Okan; Munzur, ÖmürOpera sanatı, drama, müzik ve diğer sanat dallarının birleşimi ile oluşan bir sahne sanatıdır. Camerata Hareketi’nin buluşu olan bu sanat dalı, 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu sahne sanatının ortaya çıkışından sonra ilk operaların yazılması ve sahnelenmesinden 18. yüzyıla kadar geçen sürede opera sanatı değişim geçirmiştir. Bu değişim önemli ölçüde ve kapsamlı olarak Opera Seria (Ciddi Opera) diye adlandırılan türde gerçekleşmiştir. 18. yüzyılda bestelenen Opera Seria türündeki eserler, müzik sanatının drama sanatının önüne geçecek şekilde yazılmıştır. Opera Seria’nın bu değişimi sanatlar birleşimi olan opera sanatını kendi özgünlüğünden uzaklaştırmıştır. 18. yüzyılın ikinci yarısında doğacak olan besteci Christoph Willibald Gluck, yapmış olduğu reform operaları ile birlikte Opera Seria türünü yenilemiş, opera sanatında müzik ile şiir birlikteliğini sağlayarak bu iki sanat dalının birbiri ile bir bütün halinde üretilmesine ışık olmuştur. Gluck’un yapmış olduğu reform operaları, kendisinden sonra gelecek olan opera bestecilerini de etkilemiştir. Bu vesileyle Christoph Willibald Gluck, Opera Tarihi’nde önemli bir figür haline gelmiştir. Opera art is a stage art that is formed by the combination of drama, music and other branches of art. This branch of art, which is the invention of the Camerata Movement, appeared in the 16th century. After the emergence of this stage art, from the writing and staging of the first operas to the 18th century, opera art changed. This change has taken place substantially and extensively in the genre called Opera Seria. Works in the Opera Seria genre, composed in the 18th century, were written in a way that would take the art of music ahead of the art of drama. This change of Opera Seria has removed the art of opera, which is a combination of arts, from its originality. The composer Christoph Willibald Gluck, who will be born in the second half of the 18th century, renewed the Opera Seria genre with the reform operas he made, and by providing the combination of music and poetry in the art of opera, it became a light for the production of these two branches of art as a whole. The reform operas made by Gluck also influenced the opera composers who would come after him. On this occasion, Christoph Willibald Gluck has become an important figure in Opera History.Item Dil ve müziğin tartımsal açıdan karşılaştırılması: Ulvi Cemal Erkin’in “Sinfonietta” adlı eseri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Önel, Yarin; Göktepe, Mehmet EminDil-müzik ekseninde yapılan bu çalışmada, dil ve müziğin karşılaştırılabilecek başlıkları açıklanmış daha sonra bu karşılaştırma alanlarından tezimizin ana hatlarını oluşturan ritim ve tartım olguları ele alınmıştır. Dil ve müzik ilişkisinin tartımsal açıdan sahip olduğu özellikler incelendikten sonra bir dili anadili olarak kullanan bestecinin eserlerinde o dilin tartımsal özelliklerinin yer alacağı tezi ortaya konmuştur. Yapılmış olan çalışmaların ve literatür taramalarının sonucunda Türkiye‟de bu tür çalışmaların çok az sayıda olduğu görülmüştür. Türkiye Türkçesinin tartımsal kimliği ortaya konduktan sonra Ulvi Cemal Erkin‟nin “Sinfonietta”sı örnek olarak verilmiş ve niceliksel karşılaştırma yöntemi ile tartımsal analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda bir dili anadili olarak kullanan bestecinin eserlerinde o dilin tartımsal yapı özelliklerine rastlandığı görülmüştür. In this study conducted on the axis of language-music, the comparable subtopics of language and music are explained and then from these comparison areas, the rhythm and meter phenomena that constitute the main lines of the thesis are discussed. After the quantitative elements of the relationship between language and music are examined the thesis of the composer, who is a competent native speaker, in which the quantitative elements of that language in his works are included. As a result of the work carried out, such studies and literature in Turkey have been found to be very few. After the meter identity of Turkish of Turkey has been examined, "Sinfonietta" of Ulvi Cemal Erkin has been given as an example and meter analysis has been made by quantitative comparison method. As a result of the study, it is observed that the quantitative structural elements of the language have been encountered in the works of the composer who is a native speaker.Item Alman milliyetçiliğinin Richard Wagner'in müziğine etkisi ve "Der Ring Des Nibelungen" operası'nın incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Bıçaklar, Hilal; Yurdakul, Ahmet Mustafa16. yüzyılda Floransa’da doğan opera, süratle Avrupa’nın geri kalanına yayılmıştır. 19. yüzyılda da operanın merkezi İtalya ve Fransa olarak görülüyordu. Opera evlerinin açılması nedeniyle, ilk başlarda sadece aristokratlar ve elitler için olan opera, halka açılmış ve bir endüstri haline gelmiştir. Tiyatroya gelen halk, sahnedeki şarkıcının hünerlerini görmek istiyordu. Tiyatroya giriş ücretli olduğundan, sanat endüstriyelleşmeye başlamıştı. Bu nedenle, sahneye konan eserlerin kalitesinde düşüş görülüyordu. Dönemin bestecileri, sanatçının hünerlerini göstermesi için eserler besteliyorlardı. Dramatik akışın önemi besteciler tarafından göz ardı edilmişti. Alman operasının en önemli temsilcilerinden biri olan Richard Wagner, bu popülerleşmeye karşı çıkarak, bu durumun önüne geçmek için bazı teoriler üretmiştir. Bir takım makaleler kaleme alarak, bu fikirlerini paylaşmıştır. Sadece müzik alanında makaleler yazmakla kalmamış, aynı zamanda politik ve daima Alman kimliğini, Alman ırkının üstünlüğünü savunan Yahudi karşıtı görüşlerini de aktaran makaleler de yazmıştır. Wagner, ortaya attığı çoğu teorilerini eserlerinde de kullanmıştır. Özellikle, Der Ring des Nibelungen Operası bu anlamda çok önemli bir yapıtıdır. Bu araştırmanın amacı, müzik tarihinde devrimci yenilikler yapan Richard Wagner’in olgunluk döneminin en önemli eseri varsayılan Der Ring des Nibelungen Operası’nın incelenip, yaşamı boyunca ortaya attığı gerek milliyetçi fikirlerini gerekse müziğe getirdiği devrimci özellik taşıyan fikirlerini, Leitmotif’ler ile Der Ring des Nibelungen Operası’na nasıl ve ne ölçüde yansıttığıdır. Araştırma genel tarama modelinde olup; durum tespitine yönelik temel araştırma düzeyinde anlama ve açıklama niteliğinde bir çalışmadır. Yapılan çözümlemeler sonucunda, Wagner’in Alman milliyetçiliği algısının müziğine etkisi ve müzik tarihine kazandırdığı kavramlar açıklanmıştır. Bunlara ek olarak, olgunluk döneminin en önemli eseri olan Der Ring des Nibelungen Operası’nda yoğun şekilde Leitmotif kullanımına dair bulgular elde edilmiş ve önemli olan bazı motifler yorumlanmıştır. The opera, which was born in Florence in the 16th century, rapidly spread to the rest of Europe. In the 19th century, Italy and France were seen the center of the opera. Due to the opening of opera houses, the opera, which was initially only for aristocrats and elites, was opened to the public and became an industry. The people who come to the theater want to see the virtuosity of the singer. Consequently, art has started to industrialize as a result of selling tickets. Therefore, the quality of the works put on stage has begun to decline. Composers of the period composed works in order to show the artist's skills. The importance of the dramatic flow was disregarded by composers. Richard Wagner, one of the most important representatives of German opera, opposed this popularization and produced some theories to prohibit this situation. He put down on paper these ideas and has written a number of articles. Wagner not only wrote articles in the field of music, but also wrote articles that conveyed his political ideas and his anti-Jewish views, always defending the German identity and the superiority of the German race. Wagner has also used many of his theories in his compositions. In particular, Der Ring des Nibelungen is a very important work in this sense. The purpose of this research is to analyze the opera Der Ring des Nibelungen which is seen as the most important composition of the maturity period of Richard Wagner, who made revolutionary innovations in the history of music, and to reveal how and to what extent the composer reflects his nationalist ideas and his revolutionary musical ideas which he brought to music, through the leading motifs to the opera of the Der Ring des Nibelungen. The research is in the general survey model. It is an understanding and explanation study for the determination of the basic research level. As a result of the analysis, the influence of Richard Wagner's perception of German Nationalism on the music and the concepts that he brought to the history of music are explained. In addition to these, some findings that have shown the intense use of leading motifs were obtained in the Der Ring des Nibelungen, which is the most important composition of the maturity period of the composer, and some important motifs were interpreted.Item Gömülü 3.molar cerrahisinde intra-operatif müzik dinletisinin hasta anksiyetesi üzerine etkisinin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Erakman, Tansu; Bayram, BurakGömülü mandibular 20 yaş dişi ameliyatı toplum tarafından korkutucu olarak nitelendirilen diş hekimliğinde sık uygulanan bir işlemdir. Hekimler tarafından düşük riskli bir tedavi olmasına rağmen ciddi komplikasyon riskleri de bulunmaktadır. Hastaların anksiyete durumu psikolojisini de etkiler. İntraoperatif anestezik maddeye olan ihtiyaçta artış, daha yüksek perioperatif ağrı algısı ve cerrahi sonrasında analjezik madde ihtiyacında artış, istenmeyen kardiyovasküler etkilerle sonuçlanabilecek şekilde hemodinamik değişiklikler de anksiyete ile ilişkilidir. Perioperatif anksiyetenin kontrol edilmesi için ilaç tedavisi ve psikolojik girişimlerde bulunulur. Bu tür girişimlerden en kolay ve non-invaziv olanı intraoperatif müzik dinletisi uygulamasıdır. Bu çalışmada 20 yaş diş çekimi ameliyatı sırasında müzik dinletmenin anksiyolitik etkisi ve vital bulgulardaki değişimin araştırılması amaçlanmıştır. Alt çenede kemik retansiyonlu gömülü yirmi yaş dişi operasyonu geçirecek olan 39 hasta çalışma grubu, 40 hasta kontrol grubu olarak değerlendirildi. Tüm hastalara ameliyat öncesi Modified Dental Anxiety Scale (MDAS) uygulanarak anksiyete seviyesi belirlendi Çalışma grubundaki hastalara ameliyat esnasında kulaklıktan müzik dinletildi.. Vital bulgular ise kan basıncı ve nabız ölçümleri ile değerlendirildi. Ölçümler bekleme salonunda, hasta diş ünitine oturduğunda, lokal anestezi yapıldığında, cerrahi örtüler örtüldüğünde, insizyon yapıldığı sırada, kemik kaldırma ya da dişin bölünmesi sırasında, dişin çekildiği sırada, yara bölgesine dikiş atıldığında ve ameliyat sonunda hasta üzerinden ameliyat örtüleri kaldırıldığında kaydedildi. İstatistiksel analiz için Student’s t-testi ve. eşleştirilmiş t-testi kullanıldı (p≤0.05). Ameliyat sırasında alınan kan basıncı ölçümleri bakımından müzik dinletilen ve dinletilmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yalnızca sutur atıldığı sırada alınan nabız ölçümleri bakımından müzik dinletilen ve dinletilmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p=0,036). MDAS skorlarına göre operasyon sırasında müzik dinletilen grup ile müzik dinletilmeden operasyona alınan grup arasında istatistiksel olarak anlamlı (p=0,953) bir fark bulunamamıştır. Mandibular impacted third molar surgery is considered scary among the society. Yet it’s a low risk application according to dentists. Although it has serious complication risks cited in dental literature. Patients’ anxiexty status had direct effect on their psychology. Excess need for the intra-operative anesthetic solution, post operative pain killer, higher perioperative pain sensation, undesired cardiovascular situations are related to anxiety. Medication and psychological interventions are used in order to deal with the anxiety. Music is the easiest and non-invasive method for relaxation of the patients. In the present study anxiolytic effects of music and changes in vital signs are examined. 39 patients who are going to take an impacted lower third molar surgery are assigned for the experiment group, and 40 patients for the control group. Experiment group patients listened music using headphones during the surgery. All patients took Modified Dental Anxiety Scale (MDAS) tests prior to the surgery. Vital signs are tracked with blood pressure and pulse measurements which are taken during waiting room, after sitting on the dental chair, during local anestesia administration, incision, bone reduction, suturing and at the end of the surgery. Student’s t-test and paired t-test were used for statistical analysis (p≤0.05). No statisticaly significant differences were recorded for control and experiment groups except for the heart rate recordings at the time of suturing (p=0,036). According to MDAS scores no statistically significant differences were recorded as well.