Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Item
    Sağlık haberciliğinde uzmanlaşma ve meslek etiği bağlamında haberlerin çerçevelenmesi: Türkiye’de organ bağışı ve organ nakli haberleri (1975- 2022)
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) San Sungunay, Sezin; Yağcı, Özcan
    Öne çıkardığı konular ile kamuoyunun ve siyasetin gündemini belirleyen medya, insanların ne konuşacağının ötesine geçerek nasıl düşüneceğine de karar vermektedir. Günlük yaşamlarının önemli bir kısmında etkileşimde bulunduğu medyadan edindiği haber ve bilgiler nedeniyle insanların sağlıkla ilgili bilişleri ve dolayısıyla tutum ve davranışları etkilenmektedir. Tez araştırması, doğru sağlık davranışına yönlendirmeye ilişkin medyanın sorumluluğu kapsamında sağlık konularında farkındalık oluşturulması, yanlış ya da eksik bilgilerin düzeltilmesi gibi sağlık konulu haberlerin ne şekilde ve nasıl sunulduğuna odaklanmaktadır. Organ bağışı için farkındalığın artırılmasında, insanları etkileme gücü olan medyanın rolü olduğu ve sorumluluk alması gerektiği, siyasetten sivil toplum kuruluşlarına ve kanaat önderlerine kadar geniş bir çevre tarafından ifade edilmektedir. Dönemsel kıyaslama yapabilmek ve sağlık haberlerinin tarihsel süreçteki gelişimini görebilmek amacıyla Hürriyet gazetesinin Kasım 1975’ten Ocak 2023’e kadar olan nüshaları, Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve Atatürk Kitaplığı arşivinde taranmış “organ bağışı ve organ nakli” ile ilgili haberler, uzmanlaşma, meslek etiği ve çerçeveleme kuramı kapsamında analiz edilmiştir. Yayınlanan sağlık haberlerinin sunuş biçimlerini, metinlerin anlamlarını, olası etkilerini anlamak için nicel ve nitel içerik analizi yöntemlerinin bir kombinasyonu olarak, analizlerin birbirini tamamlayıcı ve geliştirici olması sağlanarak karma bir içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Sonuç olarak, 1991 yılından itibaren sağlık haberciliğinde uzmanlaşma ve örgütlenme çalışmaları kapsamında önemli adımlar atılmasına rağmen, uzmanlığa yönelik gelişmelerin 1975- 1990 dönemi ile kıyaslandığında, haberlere yansımadığı görülmektedir. Organ bağışı ve organ nakli konulu sağlık haberlerinin çoğunlukla haber ajansları tarafından üretildiği, uzman görüşlerine az yer verildiği, 1991 yılından sonra da çoğunlukla insan hikâyelerinin işlendiği, haber başlığı ve görsellerin haber içeriğine uyum oranının düşük seviyelerde olduğu, tıp ve sağlık haberciliğine yönelik etik ilkelere özen gösterilmediği, özellikle 2011 sonrası yapılan haberlerde duygusal öykülemeye daha çok yönelindiği ve günümüzde hala kimlik kullanımı ve görsel ihlallerin sürdüğü tespit edilmiştir. Organ bağışı ve nakline yönelik sağlık haberlerinin çerçevelerinin episodik olarak sunulduğu, bilgi verme ve toplumun farkındalığını artırmanın amaçlanmadığı, duygusal içeriği fazla dramatik bir anlatımın kullanıldığı, haberlerin daha çok kişiselleştirildiği bir çerçeveleme anlayışının mevcut olduğu görülmektedir. Yayınlanan sağlık haberleri aracılığıyla gündem oluşturarak toplumu etkileme gücü nedeniyle, sağlık haberlerinin üretiminde uzmanlaşılması, sağlık haberlerini kaleme alanların sağlık ve tıp ile ilgili meslek etik ilkelerine uyması, haberlerin çerçevelemesinin özenle yapılması önerilmektedir. The media, which sets the agenda of public opinion and politics with the issues it highlights, goes beyond what people talk about and decides how they think. People's health-related cognitions and therefore their attitudes and behaviors are affected by the news and information they receive from the media, which they interact with in a significant part of their daily lives. Within the scope of the media's responsibility to raise awareness on health issues and to correct misinformation in order to guide people towards the right health behavior, the thesis focuses on how and in what manner news on health issues are presented. In raising awareness for organ donation, the media, which has the power to influence people, has a role and should take responsibility, it is stated by a wide range of circles from politics to non-governmental organizations and opinion leaders. In order to make periodic comparisons and to see the development of health news in the historical process, copies of Hürriyet newspaper from November 1975 to January 2023 were scanned in the archive of the State Library, and the news on "organ donation and organ transplantation" were analyzed within the scope of specialization, professional ethics and Framing Theory. A mixed content analysis method was applied as a combination of quantitative and qualitative content analysis methods in order to understand the ways of presentation, the meanings of the texts and the possible effects of the health news produced and published, ensuring that the analyzes are complementary and developmental. As a result, although important steps have been taken in terms of specialization and organization in health journalism since 1991, it is seen that developments in specialization are not reflected in the news when compared to the 1975-1990 period. It has been determined that health news on organ donation and transplantation are mostly produced by news agencies, expert opinions are rarely included, human stories are mostly covered after 1991, the rate of compatibility of news headlines and visuals with the news content is at low levels, ethical principles for medical and health journalism are not paid attention, especially in news reports after 2011, emotional narratives are more oriented and identity use and visual violations still continue today. It is seen that the frames of health news on organ donation and transplantation are presented episodically, that it is not aimed to inform and raise public awareness, that a dramatic narrative with a high emotional content is used, and that there is a framing approach in which the news is more personalized. Due to its power to influence the society by creating an agenda through the published health news, it is recommended to specialize in the production of health news, to comply with the professional ethical principles of health and medicine, and to frame the news attentively.
  • Thumbnail Image
    Item
    Kadına yönelik şiddet haberlerinin söylem analizi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) San Sungunay, Sezin; Yağcı, Özcan
    Bu çalışmada yaşam tarzı nedeniyle bir kadına yönelik şiddet olayının internet haber sitelerindeki sunumu konu edinilmektedir. Türkiye’de internetteki haber sitelerinden dördünün örnek olayla ilgili haberleri, van Dijk’ın Eleştirel Söylem Analizi ile çözümlenmiştir. Kadına yönelik şiddetle ilgili haber oluştururken internet haber sitelerinin başlık, haber girişi ve haber metinleri ile görsel materyallerinde kimlik, cinsiyet, sözcük seçimi ve anlatım tarzı açısından yeterli hassasiyet ve özenin gösterilmediği, şiddeti uygulayanın adli makamlara verdiği ifadelerin ayrıntılı kullanılmasıyla şiddet olayının okuyucuya failin gözünden ve tek taraflı sunulduğu, ilgi çekmek için kullanılan klişe ifadelerin şiddet olayının değerini düşürdüğü, baskı gruplarının açıklamalarının yeterince ön plana çıkarılmadığı tespit edilmiştir. Genel olarak haber kurgulanmasında haber sitelerinin kadına şiddet haberine yönelik belli bir politika belirlemediği, kadına şiddet olayının çoğunlukla toplumsal sorun değil bireysel sorun olarak ele alındığı, haber ekibinin şiddete karşı kamuoyu oluşturmada medya gücünün etkisini yeterince değerlendirmediği görülmektedir. In this research, the presentation of violence against a woman due to her lifestyle in internet news sites is taken as subject. The news about the case study from four news sites on the Internet in Turkey has been analysed with van Dijk's Critical Discourse Analysis. It has been determined that there is not enough sensitivity and care in the title, news entry and news texts and visual materials of internet news sites in terms of identity, sex, word selection and narration style, that the case of the violence is presented unilaterally through the eyes of the perpetrator with the detailed use of his assertions given to the judicial authorities, that cliche expressions used to attract attention have reduced the importance of violence, and that the discourse of the pressure groups is not sufficiently brought into the foreground while creating news about violence against women. In general, it is seen that the news sites do not set a certain policy towards violence against women in the construction of news, that violence of women is mostly considered as an individual problem, not a social problem, and that the news team do not adequately assess the influence of the media power in creating public opinion against violence.