Eğitim Bilimleri Enstitüsü / Education
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/2910
Browse
22 results
Search Results
Item Okul müdürlerinin gözünden mültecilerin eğitim sorunları: Gaziantep ili örneği(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Aydın, Tuğçe; Akbaba Altun, SadegülBu araştırmanın amacı, Türkiye’de bulunan Suriyeli çocukların eğitim alanında yaşadıkları sorunların yönetsel boyutlarını keşfetmek, eğitsel sorunlarını açığa çıkarmak ve bu yönetsel ve eğitsel sorunlara yönelik, eğitim alanında okul müdürleri ile görüşülerek belirlenen sorunlara çözüm önerileri üreterek literatüre bu alanda katkı sağlamaktır. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Araştırma kapsamında ölçüt örneklem yolu ile seçilmiş Gaziantep ilinin Şahinbey ilçesinde 10 okulun müdürü ile yüz yüze görüşme yapılmış ve yarı yapılandırılmış on soru sorulmuştur. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler içerik olarak analiz edildikten sonra temalarına göre ayrılmışlardır. Araştırma bulgularına göre okul müdürlerinin tamamı sayının çok olduğunu ve öğrencilerin homojen olarak dağıtılması gerektiğini belirtmişlerdir, tamamına yakını dil farklılığının sorun olduğunu belirtmişlerdir. Okul müdürleri öğretmenlerin hazırlıksız yakalandığına da dikkat çekmişlerdir. Elde edilen veriler sonucunda kapsamlı uyum çalışmasının yapılmadığı görülmüştür. Bürokratik sürecin uzunluğu nedeni ile okul müdürlerinin alternatif çözümler ürettikleri bulgusuna ulaşılmıştır. The aim of this study was to explore the administrative aspects of the educational problems of Syrian children in Turkey, uncovering the populace that has educational issues and for these administrative and educational problems, producing solutions concomitantly to the identified issues in consultation with school administrators is to contribute in this field of research literature. This study is a qualitative study and phenomenology method was used. Within the scope of the research, face-to-face interviews were conducted with the principals of 10 schools in Şahinbey district of Gaziantep, where was selected by criterion sampling, and ten semi-structured questions were asked. The data obtained from the interviews were analyzed according to their content and separated according to their themes. According to the findings of the research, all of the school principals stated that the number was high and that the students should be distributed homogeneously. Almost all of them stated that language difference was a problem. School administrators also pointed out that teachers were caught unprepared. As a result of the data obtained, it was seen that no comprehensive adaptation study was performed. Due to the length of the bureaucratic process, it was found that school principals produce alternative solutions.Item Okul öncesi eğitim ortamlarında çocuklar arası etkileşimde öğretmen rolü(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Gül, Şeyma; Aras, SeldaBu çalışmanın amacı, erken çocukluk döneminde çocuklar arası etkileşimde öğretmenin rolünün incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile şekillendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkezinde bulunan bağımsız bir anaokulunda görev yapan, kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle belirlenen ve gönüllü olan beş okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, nitel çalışmaların veri toplama tekniklerinden gözlem ve yarı-yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri doğrultusunda bulgular, öğretmenlerin sınıf içi etkileşime yönelik algıları, öğretmenlerin çocuklar arasındaki etkileşime yönelik algı ve uygulamaları, öğretmen-çocuk etkileşimleri temaları ve öğrenme merkezlerinde oyun zamanı sırasında öğretmen-çocuk etkileşimleri alt teması şeklinde tanımlanmıştır.The aim of this study is to investigate practices of the early childhood teachers during child-child interactions in early childhood learning environments. Case study design was utilized for the study. The study group consisted of five pre-school teacherswho were determined by the convenient sampling in the center of Ankara in the 2018-2019 academic year. The data of the study was gathered thorugh observations conducted at each classroom and semi-structured interviews conducted with each teacher. In line with the analysis of the research data, the findings were categorized as teachers 'perceptions of classroom interaction, teachers' perceptions and practices of interaction between children, teacher-child interactions themes and teacher-child interactions sub-theme during free play activities.Item Top Managers' Organizational Change Management Capacity and Their Strategic Leadership Levels at Ministry of National Education (MoNE)(2019) Coban, Omur; Ozdemir, Servet; Pisapia, JohnPurpose: The purpose of the study was to identify the relationship between strategic leadership levels of top managers that work in MoNE and their organizational change management capacity. Research Methods: In the study, a quantitative research design was employed during data collection and the analysis phases. The population of the study was consisted of head workers, educational experts, MoNE specialist assistants, unit managers, teachers working at the head organization of MoNE, and department heads. The data were collected by reaching the all units of the population so in this study, "census" was done. Findings: It was seen that there was a highly positive relation between the strategic leadership levels of top managers and their organizational change management capacity. It was also found that the subcategories of the SLQ were the meaningful predictors of all subcategories of the OCMQ. Implications for Research and Practice: It was seen that top managers in MoNE could not indicate strategic leadership attitudes during the organizational change management. Moreover, it was found out that top managers in MoNE were managing directors, they were not technical managers or transformative managers. MoNE should build the capacity of top managers on organizational change management. (C) 2019 Ani Publishing Ltd. All rights reservedItem Ortaokul (5-8. sınıflar) Türkçe dersi öğretim programı ve ders kitaplarında "metin türü farkındalığı"(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Kıbrıs, Sıla; Demir, AhmetÇalışmanın amacı, ortaokul (5-8. Sınıflar) Türkçe derslerinde, öğrencilerde geliştirilmesi beklenen ‘metin türü farkındalığı’nın yerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, 2018 yılı Türkçe Dersi Öğretim Programı (TDÖP), ‘metin türü farkındalığı’ açısından incelenmekte ve ‘metin türü farkındalığı’nın ortaokul (5-8. Sınıf) Türkçe dersi ders kitaplarına metin ve etkinlikler/sorular boyutuyla nasıl yansıdığı değerlendirilmektedir. TDÖP’de ‘metin türü farkındalığı’nı esas alan kazanımlar ve Programın sınıflara göre hangi türden metinlere yer verdiği dikkate sunulmaktadır. Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin türlere göre dağılımı ve ‘metin türü farkındalığını’ esas alan etkinliklerin/soruların, öğrenme alanlarına göre dağılımı ele alınmakta; etkinlikler/sorular ‘metin türü farkındalığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Araştırmanın kapsamını TDÖP ve 2018-2019 eğitim-öğretim yılında okutulan MEB yayını ortaokul (5-8. Sınıf) Türkçe dersi ders kitapları oluşturmaktadır. Nitel araştırma özelliği gösteren çalışmamızda döküman analizi yöntemi kullanılmaktadır. Çalışmanın sonucunda, TDÖP’de metin çeşitliliğine önem verildiği ve kazanımların bu çeşitliliği destekler nitelikte olduğu gözlemlenmiştir. Ortaokul (5-8. Sınıflar) Türkçe dersi ders kitaplarında yer verilen metinlerde de tür çeşitliliğine ve metin türlerinin sınıf seviyelerine uygunluğuna dikkat edilmiştir. ‘Metin türü farkındalığı’nı esas alan etkinliklere/sorulara da ders kitaplarında çokça yer verilmiş ve öğrenme alanlarına göre dağılımı yapılmıştır. ‘Metin türü farkındalığı’nı esas alan etkinliklerin/soruların, öğrenme alanlarına göre dağılımına bakıldığında; yazma ve okuma öğrenme alanlarına daha fazla yer verilirken konuşma ve dinleme/izleme öğrenme alanlarıyla ile ilgili daha az sayıda etkinliğe/soruya yer verildiği görülmüştür. ‘Metin türü farkındalığı’nı esas alan etkinliklerin/soruların, bilgi ve kavrama düzeyinde kalmayıp uygulama ve analiz basamaklarına da çıktığı söylenebilir. The aim of the study is to reveal the position of ‘text genre awareness" which is expected to be developed in the secondary school (5th-8th grade) Turkish courses. In this context, the Turkish Lesson Curriculum (TLC) for the 2018 is examined in terms of text genre awareness and how it is reflected to the students through activities/questions in Turkish lesson books of secondary school (5th-8th grade). In the TLC, learning outcome based on the text genre awareness and the genre of texts that the Program has given according to the classes are presented. The distribution of texts in Turkish textbooks by genres is discussed and activities/questions are evaluated within the framework of text genre awareness. The study compasses the Turkish textbooks for secondary school (5th-8th grade) which is published by Turkish Ministry of National Education. Document analysis method is used in our study which is a qualitative research. As a result of the study, it has been observed that text diversity is important in the TLC and that the learning outcomes support this diversity. Secondary School (5-8. Classes) textbooks included in Turkish course textbooks have also paid attention to the diversity of species and the appropriateness of class levels of the text genres. The activities/questions based on the text genre awareness were also included in the textbooks and were distributed according to the fields of learning. Considering the distribution of activities/questions based on text genre awareness according to learning areas; While writing and reading learning areas are given more space, it is seen that there are fewer activities/questions related to speaking, listening and watching learning areas. It can be said that the activities/questions based on the text genre awareness are not only at the level of knowledge and understanding but also in the application and analysis steps.Item A Comparison of Turkish efl students’ speaking anxiety in the classrooms of native and non- native instructors(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Yentürk, Ceren; Dağdeviren Kırmızı, GülinIn this study, L1 Turkish EFL students‟ speaking anxiety in native and non- native instructors‟ classroom will be compared. Speaking is one of the critical skills in the teaching and learning process in second language acquisition and since it is based on the production of language, it is one of the most compelling ones for students. There are some causes which may negatively affect the process and anxiety is one of those factors, specifically in that it demotivates learners in the classroom environment: thus, this research aims to identify to the sources of speaking anxiety of L1 Turkish EFL students. This study was conducted at three universities in Ankara, the data was collected through a questionnaire and adapted from the Foreign Language Classroom Anxiety Scale (hereafter referred to as FLCAS), which was developed by Horwitz et al. (1986). The results show that there is no statistically significant difference between the learners taught by native and non-native instructors on the basis of learner‟s gender and age. However, the length of learning was found to be effective in the comparison of the anxiety of learners and so, the participants with more years of instructions showed lower anxiety levels when compared to others. Bu çalışmada, yabancı dil öğrenmekte olan ve ana dili Türkçe olan öğrencilerin konuşma kaygısı ile ana dili Türkçe olan ve olmayan öğretim görevlilerinin derslerindeki konuşma kaygısı araĢtırılmaktadır. Konuşma, ikinci dil ediniminde öğrenme ve öğretme sürecinin önemli becerilerdendir. Çünkü öğrenciler için en zorlayıcı temel dil üretimlerinden biridir. Öğrenme sürecini olumsuz etkileyen bazı nedenler olabilir. Kaygı, sınıf ortamında öğrencilerin şevkini kıran faktörlerden biridir. Bu araştırmanın amacı yabancı dil öğrenmekte olan Türk öğrencilerin konuşma kaygısının nedenlerini açıklamaktır. Bu çalışma, Ankara da bulunan üç üniversitede yürütülmüştür. Veriler, sormaca yöntemi ile toplanmış olup Horwitz ve diğerlerinin (1986) yılında geliştirdiği yabancı dil sınıfındaki kaygı ölçeğinden uyarlanmıştır. Sonuçlara göre anadili Türkçe olan ve olmayan öğretim görevlileri fark etmeksizin öğrencileri arasında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak, öğrenme sürecinin uzunluğu öğrenenler arasındaki kaygının karşılaştırılmasında etkili olduğu bulunmuştur. Daha uzun yıllardır öğrenenler diğerleri ile karşılaştırıldığında daha düşük kaygıya sahiptirler.Item Okul öncesi öğretmenlerinin okuma-yazma becerisinin gelişimine yönelik rolleri ve uygulamalarının incelenmesi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Bircan, E.Eda; Tekmen, BelkısBu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin okuma ve yazma becerilerine yönelik rolleri ve uygulamalarinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmaya Ankara ili Altındağ, Çankaya, Yenimahalle, Gölbaşı ilçelerinde çalışmakta olan 234 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak okul öncesinde dil ve okuryazarlık etkinlikleri temelli ölçek, araştırmacı tarafından geliştirilmiş gözlem formu ve açık uçlu soru sorulardan yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Araştırmaların sonuçlarına göre okul öncesi öğretmenleri okuma yazma hazırlık çalışmalarına yönelik olarak daha çok masa başında gerçekleşen kavram çalışmaları yaptırmaktadır. Çalışmaya katılan okul öncesi öğretmenleri genellikle kitap ve diğer basılı materyalleri incelemesi için çocuklara verdiklerini, yüksek sesle şiir, masal, hikaye ve resimli kitaplar okuduklarını, kitabın arka ve ön kapakları, kitabın başı ve sonu gibi özellikler hakkında bilgi verdiklerini ifade etmişlerdir. MEB Okul öncesi programında yoğun olarak “okuma yazma öğretiminin yapılmaması” ifadesi kullanılırken, çeşitli okul öncesi kurumlarında öğretmenlerin okuma yazma öğretimi yapabileceklerini ifade etmeleri göze çarpmıştır. Bunun yanı sıra bazı kurumlarda okuma yazma öğretiminin 36 aylıktan itibaren başladığı görülmüştür. Verilen cevaplar doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazma hazırlık etkinlikleri ile okuma yazma öğretimi başlıklarını birbirleri yerlerine kullandıkları, kavram yanılgılarına düştükleri ve bazı okul öncesi öğretmenlerinin MEB Okul Öncesi Programını bilmedikleri fark edilmiştir. Genel olarak öğretmenlerin çalıştıkları okulların etkinlik planları, tutumları ışığında cevaplar verdikleri görülmüştür. In this research, it is aimed to examine the roles and practices of preschool teachers towards reading and writing skills. 234 preschool teachers who already working in the districts of Altındağ, Çankaya, Yenimahalle, Gölbaşı in Ankara are participated in this study. Descriptive survey model was used in the research. Pre-school language and literacy-based scale, observation form developed by the researcher and semi-structured interview form were used as data collection tool. According to the results of the research, pre-school teachers have more desk-based concept studies for literacy preparation studies. The preschool teachers who participated in the study stated that they generally give books and other printed materials to the children to study it, they read the poems, fairy tales, story and picture books loudly, they also give information about such as the back, front covers of the book, the beginning and the end of the reading material. While MEB preschool program expresses that intense reading and writing teaching is not used, teachers in various preschool institutions say that they can teach reading and writing. In addition, it has been observed that literacy teaching started in some institutions starting from 36 months of age. According to the answers, it has been noticed that preschool teachers use the topics of literacy, reading and writing instruction in their place, misunderstand their misconceptions and some pre-school teachers have misconceptions about the MEB Preschool Program. In general, it was observed that teachers gave answers in the light of their activities plans and attitudesItem Exploring the relationship between teachers’ mindset and their technology self-efficacy among the secondary school efl teachers(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Ergen, Seher; Ghorbandordinejad, FarhadTechnology integration plays an integral role in the English language teaching classrooms today, yet many factors other than having technical knowledge and accessing to digital devices contribute to teachers' success at technology integration in teaching. Among these are “teachers’ technology self-efficacy” and “teachers’ mindset”- the two variables of this study. The former is about their ability to use technology and the latter is about their understanding about where ability comes from. Research presents little reports on this topic. This quantitative study was conducted to examine the relationship between teacher’s mindset and their technology self efficay among the in-service English teacher (n=146) who completed three instruments including demographic questionnaire, Dweck’s Mindset Instrument (DMI) and Computer Technology Integration Survey (CTIS). As it is shown in data analysis there is a positive correlation between the variables of the research. Moreover, the mindset is a predictor of teachers’ technology use self-efficacy. According to the findings, technology integration is essential for English language teachers. Regarding that, English language teachers should internalize the variables of the examination to have a better teaching atmosphere. Günümüz İngilizce öğretiminde teknoloji entegrasyonu büyük rol oynamaktadır, fakat teknik bilgi sahibi olma ve dijital aygıtlara ulaşabilmenin ötesinde birçok farklı faktör öğretmenlerin, teknoloji entegrasyonundaki başarısını etkilemektedir. Bu faktörlerden “öğretmenlerin teknoloji öz-yeterlilikleri” ve “öğretmenlerin bilişleri” bu çalışmanın iki değişkenidir. Çalışma öncelikle teknolojiyi kullanabilme becerileri üzerine daha sonra da bu becerilerin nereden geldiği hakkındadır. Çalışma, bu konula hakkında bazı raporlar sunmuştur. Bu nicel çalışma,demografik anket, Dweck’s Mindset Instrument ve Computer Technology Integration Survey (CTIS)’i kapsayan 3 ölçeği cevaplayan İngilizce öğretmenlerinin (n=146) bilişleri ve teknoloji öz-yeterliliklerini incelemek için yapılmıştır. Data analizinde görüldüğü üzere çalışmanın değişkenleri arasında olumlu bir ilişki vardır. Ayrıca biliş, öğretmenlerin teknoloji kullanımı öz-yeterliliği için bir öngörücüdür. Bulgulara göre, teknoloji entegrasyonu İngilizce öğretmenleri için oldukça önemlidir. Bu sebeple İngilizce öğretmenleri daha iyi öğretme ortamı için çalışmanın değişkenlerini içselleştirmelidirItem Okul öncesi öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirme uygulamaları(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Elden, Aslı; Aras, SeldaBu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirme uygulamalarına yönelik algı ve uygulamalarının araştırılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen bu çalışma, fenomenoloji (olgubilim) deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ve İstanbul illerinde çeşitli okul öncesi eğitim kurumlarda görev yapan 15 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, okul öncesi öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirme ile ilgili görüşlerini belirlemek için, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı- yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre, öğretmenler değerlendirme aracı olarak gözlemi tercih etmektedirler. Öğretmenler gözlem yaparken, çocukların gelişimsel özelliklerini, ilgi ve ihtiyaçlarını, olumsuz davranışlarını ve sosyal ilişkilerini dikkate aldıklarını ifade etmişlerdir ve bu durumlara göre çocuklara geri bildirim yaptıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca öğretmenler sınıf mevcudunun kalabalık olması, zamanın yetersizliği ve fazladan iş yükü getirmesi gibi sebeplerden dolayı değerlendirme yaparken zorlandıklarını belirtmişlerdir. This study aimed to investigate early childhood teachers’ perceptions and implementations on formative assessment. This study which was carried out by qualitative research method fullfilled with phenomenological study. The study group of this research involves 15 teachers in Ankara and Istanbul from different preschools. The major data gathering tool of the study was semi-structured interviews conducted with teachers. Content analysis was utilized to analyze the data. The findings of the study revealed that teachers prefer observation as an assessment method. While the teachers are observing, they say that they notice the developmental characteristic, interest and need, negative behaviours, and social relation and according to these they give their feedback. Besides, the teachers also say that they encounter difficulty wth assessment because of the fact that the high number of students in classes, the iadequency of the time and over work load.Item Lise okul yöneticilerinin değişime yönelik eğilimleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Keçiören ilçesi örneği(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Toprak, Aygül Çağıl; Akbaba Altun, SadegülBu çalışma, özel ve devlet liselerinde görevli yöneticilerin değişime yönelik eğilimleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel yöntemle yapılmıştır. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Bu araştırmanın örneklemini, Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı devlet liselerinde ve özel liselerde görevli 101 yönetici oluşturmuştur. Çalışmaya katılanların büyük çoğunluğunu müdür yardımcıları oluşturmaktadır. Çalışma grubunun yaşlarına göre dağılımına bakıldığında çoğunluğun 40 yaş ve üstü olduğu, okul yöneticilerinin çoğunluğunun eğitim fakültelerinden lisans düzeyinde mezun olduğu, yine yöneticilerinin beşte birinin yüksek lisans mezunu olduğu görülmektedir. Branşlara bakıldığında katılımcıların göreceli olarak matematik ve fen bilimleri alanından daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca, yöneticilerin kıdemli oldukları ve 20 yıl ve üzeri oldukları bulunmuştur. Bu araştırmanın verileri liselerde görev yapan yöneticilerin, demografik özelliklerini içeren kişisel bilgi formu, Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilen ölçeğin Türkçe çevirisi Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından gerçekleştirilmiş olan Problem Çözme Envanteri ve Akbaba-Altun ve Büyüköztürk (2011) tarafından geliştirilmiş olan Değişim Eğilimleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics 23 programı ile analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler için frekans dağılımları, sayısal değişkenler için en düşük değer, en yüksek değer, ortanca, ortalama ve standart sapma verilmiştir. Veriler analiz edilirken normal dağılım varsayımını sağlayan sayısal değişkenlerin test edilmesinde parametrik yöntemler, normal dağılım varsayımını sağlamayan sayısal değişkenlerin test edilmesinde parametrik olmayan testler uygulanmıştır. İki bağımsız grup arasında fark olup olmadığına parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ve parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U testi ile, ikiden fazla bağımsız grup arasında fark olup olmadığına parametrik testlerden tek yönlü varyans analizi ve parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis testi ile bakılmıştır. İki sayısal değişken arasındaki ilişkinin incelenmesinde Spearman ilişki katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar aşağıda belirtildiği şekildedir: Lise okul yöneticilerinin değişim eğilimlerine bakıldığında en fazla değişime direnç alt boyutunda en yüksek puanı aldıkları görülmüştür. Ayrıca okul yöneticilerinin görevler arasında değişim eğilimleri düzeyi bakımından anlamlı fark olduğu görülürken, alt boyutlar açısından anlamlı farklılığın olmadığı görülmüştür. Araştırmada müdürlerin değişim eğilimlerinin müdür yardımcılarından anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Ancak okul yöneticilerinin değişim eğilimleri yaş, cinsiyet, branş, son bitirdikleri okul, mesleki kıdem, yöneticilik kıdemi ve katıldıkları seminer/ kurs sayısı değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. Okul yöneticilerinin yaş değişkenine göre problem çözme düzeyine bakıldığında, problem çözme yeteneğine güven ve yaklaşma kaçınma alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Problem çözme düzeyi puanlama ile ters orantılı olduğundan 21-40 yaş aralığındaki yöneticilerin lehine yüksek olarak sonuçlanmıştır. Ancak okul yöneticilerinin problem çözme düzeylerinde görevler arasında, cinsiyet, branş, son bitirilen okul, mesleki kıdem, yönetici kıdemi ve katıldıkları seminer/kurs sayısı değişkenleri açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Okul yöneticilerinin değişim eğilimleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiye bakıldığında, analiz sonucuna göre problem çözme envanteri ve alt boyutları ile değişim eğilimleri ölçeği ve değişimin (üç) alt boyutları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ancak, problem çözme envanteri ve alt boyutları ile değişimin yararına inanma alt boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmazken sadece yaklaşma kaçınma ile değişim eğilimleri ölçeği arasında da istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadığı görülmüştür. The aim of this study was to determine the relationship between the tendency towards change and the problem solving skills of the school administrators of public and private high schools. The research was carried out by a quantitative method. In this study, relational descriptive statistics model was applied. The sample of this study consisted of 101 administrators working in state high schools and private high schools of Keçiören district national education directorate. The majority of the participants are assistant principals. When the distribution of the study group by age is considered, it is seen that the majority is 40 years of age and over, the majority of the school administrators have graduated from the faculties of education at the undergraduate level, and that one fifth of the administrators are graduate. When we look at the branches, it was seen that the participants were more than mathematics and science. In addition, administrators were found to be senior and 20 years old and above. The data of this study is collected using by personal information form including the demographic characteristics of the administrators who work in high schools, the Turkish translation of the scale developed by Heppner and Peterson (1982), Problem Solving Inventory adopted by Şahin, Şahin and Heppner (1993) and change tendencies scale developed by Akbaba-Altun and Büyüköztürk (2011). Data were analyzed with IBM SPSS Statistics 23 program. Frequency distributions for categorical variables, minimum value for numerical variables, highest value, median, mean and standard deviation are given. While analyzing the data, parametric methods were used to test the numerical variables that provide the assumption of normal distribution. Non-parametric tests were applied to test the numerical variables that did not provide the normal distribution assumption. The difference between the two independent groups was examined by using the non-parametric test and the non-parametric tests with the Mann Whitney U test. The difference between the two independent groups was examined by one way variance analysis from the parametric tests and the non-parametric tests by Kruskal Wallis test. Spearman correlation coefficient was used to investigate the relationship between two numerical variables. The results obtained from the research findings are as follows: Considering the change tendencies of school administrators, it is seen that they get the highest score in the resistance to change change sub-dimension. In addition, it was seen that there was a significant difference in terms of level of tendency of change between tasks of school administrators, while there was no significant difference in terms of sub-dimensions. In the study, it was seen that the change tendencies of the school administrators were significantly higher than the deputy principals. However, there were no statistically significant differences between the school administrators' tendency to change in terms of age, gender, branch, last school, vocational seniority, professional seniorty, seniority and the number of seminars / courses they attended. There was a statistically significant difference in the problem solving ability confidence and approach avoidance subscale. As the problem solving level was inversely proportional to scoring, the results were high in favor of the administrators in the 21-40 age range. However, there were no significant differences in the problem solving levels of the school administrators in terms of gender, branch, final school, vocational seniority, professional seniorty, seniority and the number of seminars / courses they attended. There is a statistically significant negative relationship between the problem solving inventory and the sub-dimensions and the trend of change trends and the sub-dimensions of the change (three) according to the results of the analysis. However, no significant relationship was found between the problem solving inventory and the sub-dimensions, and the sub-dimension of belief in the benefit of change, but no statistically significant relationship was found between the approach avoidance and change tendency scale.Item Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi A1 düzeyinde kullanılmak üzere Türkçe konuşurların kullandıkları sözcük ve ifadelerin derlenerek bildirişim konuları altında sınıflandırılması(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2019) Resmi Crahay, Semahat; Güzel, AbdurrahmanAraştırmanın amacı: Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi’nde genel başlıklar altında önerilen 14 bildirişim konusu içinde, Türkçe konuşurların sıkça kullandıkları sözcük ve ifadelerden bir derlem oluşturmak; bu derlemde yer alan sözcük ve ifadeleri, 14 bildirişim konusu altında sınıflandırarak yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde, öğreniminde, değerlendirmelerinde ve materyal oluşturmada kullanılmak üzere A1 düzeyine göre bildirişimsel yetkinliklerin temel taşı olan “sözcük öğretimi”ne katkıda bulunmaktır. Araştırmanın evrenini: Türkiye'deki Türkçe konuşurlar, örneklemini ise Türkiye'de "Basit Seçkisiz" örneklemeyle rastgele seçilen 45 Türkçe konuşurun ses kaydı oluşturulmuştur. Çalışmada saha araştırması yöntemi kullanılmıştır. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi’nde önerilen genel başlıklar hâlindeki 14 bildirişim konusu içinde geçen bildirişim etkinliklerinin her biri için Türkçe konuşurların 45 adet ses kaydı alınmıştır. Bu ses kayıtlarında hangi sözcük ve ifadelerin ne sıklıkla kullanıldığı saptanmıştır. Türkçe konuşurların sıklıkla kullandıkları sözcükleri, ifadeleri saptamak ve araştırmanın verilerini çözümlenmek, “woordenteller” programıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bulguları sonucunda önce genel başlıklar hâlindeki 14 bildirişim konusunun alt bildirişim konuları oluşturulmuş; daha sonra bu bulgular, bildirişim konularının altında sınıflandırılmıştır. Araştırmanın sonunda; Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi’nde önerilen bildirişim konuları altında, Türkçe konuşurların sıkça kullandığı sözcük ve ifadelerinden oluşturulan sınıflandırmayla: A1 düzeyinde Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, öğreniminde, değerlendirilmesinde ve materyal geliştirmede hangi sözcüklerin ve ifadelerin öncelikle verilmesiyle ilgili yol gösterici olmaya çalışılmıştır.. Ortak, standart ölçütlerle bildirişime dayalı, işlevsel ve başarılı bir yabancı dil olarak Türkçe öğretimi gerçekleştirebilmek için önerilerde bulunulmuştur. The aim of this study is to compile words and expressions used by Turkish native speakers in their daily lives and to classify them into 14 communication fields proposed for Common European Framework of Reference for Languages (CEFR) to be used at A1 level in Teaching Turkish as a Foreign Language. Field research method has been used in this study. for each communicative act in 14 communicative fields proposed for CEFR with general titles, 45 Turkish native speakers have been recorded. The frequency of words and expressions bave been calculated using “woordenteller” program. The population of the study is Turkish native speakers in Turkey and the data comes from the speech samples of 45 Turkish native speakers selected randomly. The results of the study have been used to classify sub-categories of the 14 communications fields and findings have also been classified under these specific subjects. At the end of the study, we have tried to state implications regarding the order of words and expressions to be used in learning, teaching, evaluation and material design and production at A1 level under communication fields proposed for CEFR. Further implications for teaching Turkish as a Foreign Language with a common, communicative, functional and successful approach have also been discussed.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »