Browsing by Author "Basım, H. Nejat"
Now showing 1 - 20 of 21
- Results Per Page
- Sort Options
Item Algılanan liderlik tarzının görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulmanın ve ototelik kişiliğin rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Sarı, Serkan; Basım, H. NejatBu çalışmanın amacı, algılanan liderlik tarzı ile görev performansı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkiye etkisinde pozitif psikoloji öncülüğünde günümüzde yaygın olarak hakkında araştırma yapılan işe tutulma ve ototelik kişiliğin bu ilişkideki rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu değişkenlerin birbiri ile etkileşimlerini tespit etmek için araştırmaya yönelik kuramsal taramalar doğrultusunda hipotezler geliştirilmiş ve araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma değişkenleri kapsamında oluşturulan araştırma modeli, 508 çalışandan oluşan örneklem grubundan anket yöntemi ile veri toplanarak test edilmiştir. Araştırmada SPSS 25.0, PROCESS 4.0 ve AMOS 20.0 yazılımları kullanılarak korelasyon, doğrulayıcı faktör, regresyon analizleri yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında ortaya konulan kuramsal model görgül araştırma ile test edilmiştir. Araştırma değerlendirildiğinde; algılanan liderlik tarzının görev performansı ve işe tutulmaya olan etkisi anlamlı ve olumlu, işe tutulmanın görev performansı üzerindeki etkisi de anlamlı ve olumlu yöndedir. Algılanan liderlik tarzının görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulmanın kısmi aracılık rolü vardır. Yazın taramasında, algılanan liderlik tarzı ile işe tutulma arasında ve işe tutulmanın görev performansına etkisinde ototelik kişiliğin olumlu yönde bir düzenleyici rol alabileceği belirtilmiş olsa da araştırmanın sonuçlarında ototelik kişiliğin düzenleyici rolü olmadığı analizler sonucu görülmüştür. Bu bağlamda elde edilen bulguların, yazında önemli bir kuramsal boşluğu dolduracağına, araştırmacılara, yöneticilere, çalışanlara ve uygulamacılara faydalı olarak yeni bakış açıları kazandıracağına inanılmaktadır. The aim of this study is to examine the relationship between perceived leadership style and task performance, and to reveal the role of autotelic personality and involvement in this relationship, which is widely researched today led by positive psychology. In order to determine the interactions of these variables with each other, hypotheses were developed in line with the theoretical surveys for the research and a research model was created. The research model, which was created within the scope of the research variables, was tested by collecting data from a sample group of 508 employees with the survey method. Correlation, confirmatory factor and regression analyzes were performed using SPSS 25.0, PROCESS 4.0 and AMOS 20.0 software. The theoretical model put forward within the scope of this research has been tested with empirical research. When the research is evaluated; The effect of perceived leadership style on task performance and retention is significant and positive, and the effect of retention on task performance is also significant and positive. Retention has a partial mediating role in the effect of perceived leadership style on task performance. Although it was stated in the literature review that the autotelic personality could play a positive moderator role between the perceived leadership style and being hired, and in the effect of being hired on task performance, it was seen as a result of the analyzes that the autotelic personality did not have a moderator role in the results of the research. It is believed that the findings obtained in this context will fill an important theoretical gap in the literature and will provide useful new perspectives to researchers, managers, employees and practitioners.Item Algılanan yönetici desteğinin işe yabancılaşmaya etkisinde öznel kariyer başarısı ve psikolojik güvenin rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Durukan, Mehmet Hakan; Basım, H. NejatBu çalışmada, çalışanların iş yaşamında zaman içerisinde karşılaştıkları zorluklar ve istenmeyen durumlarla beraber kendini gösteren işe yabancılaşma kavramı ele alınmıştır. Değişkenler arasında kurulan bu ilişki 415 işgörenden toplanan veriler SPSS 25.0, AMOS 20.0 ve PROCESS 3.5.3 yazılımları kullanılarak yapılan korelasyon, doğrulayıcı faktör, regresyon analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda algılanan yönetici desteğinin işe yabancılaşmaya etkisinin ters yönde ve anlamlı olduğu görülmüştür. Bireysel değişkenlerden öznel kariyer başarısı kavramı, kişinin kendini öznel olarak kariyerinde başarılı görüp görmesiyle alakalı olup, algılanan yönetici desteğinin işe yabancılaşmaya etkisinde aracı bir role sahip olabileceği düşünülmektedir. Bu fikirden yola çıkarak bireyin öznel kariyer başarısı algısının işe yabancılaşmaya etkisi gözlemlenmiş ve ters yönlü ve anlamlı bir ilişki ortaya konulmuştur. Buna ek olarak öznel kariyer başarısı algılanan yönetici desteği ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolünü üstlenmiştir. Son olarak bireyin psikolojik dünyasında kendine duyduğu güven ve bu güvenin işyerindeki yansımaları da, bu araştırmanın konusu içine dâhil edilerek bu değişkenlerin bir bütünsel model çerçevesinde birbirleriyle olan ilişkisini ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda psikolojik güvenin, algılanan yönetici desteği ve öznel kariyer başarısı arasındaki ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğu ancak, öznel kariyer başarısı ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkide herhangi bir düzenleyecilik etkisine sahip olmadığı saplanmıştır. Benzer şekilde algılanan yönetici desteği ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkide de herhangi bir düzenleyicilik rolünün olmadığı görülmüştür. Bu araştırma, örgütler açısından oldukça değerli olan işgörenlerin işe yabancılaşma davranışına etkisini araştırma amacıyla hazırlanmış olup, örgütler açısından işe alım, yetiştirme ve eğitim, işten çıkarma, verimlilik artırma, zaman ve para kaybını önleme açısından önemli bir araştırma olarak görülebilir. In this study, the concept of work alienation, which manifests itself with the difficulties and undesirable situations that employees encounter in their work life over time, is discussed. This relationship established between the variables, data collected from 415 employees, correlation, confirmatory factor, tested with regression analyses. As a result of the analysis, it was seen that the effect of perceived manager support on work alienation was in the opposite direction and significant. The concept of subjective career success, one of the individual variables, is related to whether the person subjectively sees himself as successful in his career, and it is thought that perceived manager support may have a mediating role in the effect of alienation from work. Based on this idea, the effect of the individual's subjective perception of career success on work alienation was observed and a negative and significant relationship was revealed. In addition, subjective career success played a partial mediator role in the relationship between perceived supervisor support and work alienation. Finally, the individual's self-confidence in his psychological world and the reflections of this confidence in the workplace were included in the subject of this research and the relationship between these variables within the framework of a holistic model was revealed. In this regard, psychological trust has a moderating role in the relationship between perceived manager support and subjective career success; However, it was found that it did not have any moderating effect on the relationship between subjective career success and work alienation. Similarly, it was found that it did not have any moderating effect on the relationship between perceived manager support and work alienation. This research was prepared to investigate the effect of work alienation behavior of employees, which is very valuable for organizations, and can be seen as an important research for organizations in terms of recruitment, training and education, dismissal, increasing productivity, and preventing loss of time and money.Item İş biçimlendirme ile iş performansı ilişkisinde kişi-iş uyumunun aracılık rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Özyiğit, Fatma Gülin; Basım, H. NejatBu araştırmanın amacı; iş biçimlendirme ile iş performansı arasındaki ilişkiyi incelemek ve işgörenlerin iş biçimlendirme davranışlarının, iş performansı üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumunun aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmaya yönelik yapılan kuramsal taramalar çerçevesinde bağımlı değişken iş performansı, bağımsız değişken iş biçimlendirme ve aracı değişken kişi-iş uyumunu içeren bir araştırma modeli oluşturulmuş ve bahsi geçen değişkenler ile ilgili hipotezler geliştirilmiştir. Araştırmada yer alan hipotezler, iş biçimlendirme ile iş performansı ve iş performansının alt boyutları arasındaki ilişkileri; kişi-iş uyumu ile iş performansı ve alt boyutları ile olan ilişkileri ve son olarak iş biçimlendirmenin iş performansı ve alt boyutları üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumunun aracılık rolünün olup olmadığının analiz edilmesi hususlarını içermektedir. Araştırma modelinin ve hipotezlerin test edilmesi amacıyla bu çalışmada, araştırma yaklaşımlarından nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kamu ve özel sektör kuruluşlarında çalışan 402 kişiden anket yöntemi ile veri toplanmış ve araştırma hipotezleri test edilmiştir. Araştırmada, verilerin değerlendirilmesinde SPSS 28.0, SmartPLS 3.2.8. istatistik programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda iş biçimlendirme ile iş performansı arasında aynı yönlü bir ilişki ortaya çıkmıştır. Diğer bir ifadeyle bir örgütte çalışanların iş biçimlendirme davranışları geliştikçe iş performansları da artmaktadır. Buna ek olarak iş biçimlendirmenin, iş performansı alt boyutlarından rol içi performans ve rol dışı performans ile olan ilişkisinde de aynı yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Dolayısıyla bir kurum ya da kuruluşta işgörenlerin iş biçimlendirme davranışları geliştikçe hem rol içi performansları hem de rol dışı performansları da aynı yönde gelişmektedir. Bu hususun tam tersi de söz konusu olabilmektedir. Bir örgütte iş biçimlendirme yetenekleri azaldıkça iş performansları, rol içi ve rol dışı performanslarının da azaldığı görülmektedir. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlardan biri de iş biçimlendirme ile kişi iş uyumu arasında aynı yönlü bir ilişki olduğudur. İşgörenlerin iş biçimlendirme davranışları geliştikçe kişi-iş uyumu da aynı paralellikte artmaktadır. Tüm bunlara ek olarak kişi-iş uyumu ile iş performansı alt boyutlarından biri olan rol dışı performans ile olan ilişkisinde de ters yönlü bir etkileşim ortaya çıkmıştır. Ancak kişi-iş uyumunun rol içi performans ile olan ilişkisinde aynı yönlü bir etkileşim tespit edilmemiştir. Aracılık etki analizleri sonucunda ise iş biçimlendirme ile rol içi performans arasındaki ilişkide kişi-iş uyumunun aracılık rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, iş biçimlendirme ile rol dışı performans arasında kişi-iş uyumunun aracılık etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla iş biçimlendirme ile iş performansı arasındaki ilişkide kişi-iş uyumunun kısmi aracılık rolünden bahsedilebilmektedir. Ek olarak ilgili yazında demografik ve mesleki değişkenlerin araştırma değişkenleri incelendiğinde ise rol içi performansın cinsiyete ve katılımcıların yaşlarına göre; rol dışı performansın ve kişi-iş uyumunun medeni duruma göre; kişi-iş uyumunun ise katılımcıların kurumdaki çalışma yıllarına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. The aim of this research examining the relationship between job crafting and work performance and determine the mediating role of person-job fit in the effect of job crafting behaviors of employees on work performance. Within the framework of the theoretical scans made for the research, a research model including dependent variable work performance, independent variable job crafting and mediating variable personjob fit was created and hypotheses related to the mentioned variables were developed. The hypotheses in the research, the relationships between job crafting and work performance and sub-dimensions of work performance; It includes the relationship between person-job fit and work performance and its sub-dimensions, and finally, analyzing whether person-job fit has a mediating role in the effect of job crafting on work performance and its sub-dimensions. In order to test the research model and hypotheses, quantitative research method, one of the research approaches, was used in this study. Data were collected from 402 people working in public and private sector organizations by questionnaire method and research hypotheses were tested. In the research, SPSS 28.0, SmartPLS 3.2.8 statistical programs were used. As a result of the research, a same-sided relationship has emerged between job crafting and work performance. In other words, as the job crafting behaviors of the employees in an organization improve, their work performance also increases. In addition, a similar relationship was found in the relationship between job crafting and job performance sub-dimensions, in-role performance and extra-role performance. Therefore, as the job crafting behaviors of the employees in an institution or organization develop, both their in-role performances and theiextra-role performances develop in the same direction. The opposite of this may also be the case. It is seen that as job crafting abilities decrease in an organization, work performances, in-role and extra-role performances also decrease. One of the results of the research is that there is a one-way relationship between job crafting and person-job fit. As the job crafting behaviors of the employees improve, the person-job fit also increases in parallel. In addition to all these, an inverse interaction has emerged in the relationship between person-job fit and extra-role performance, which is one of the sub-dimensions of work performance. However, no one-sided interaction was found in the relationship between person-job fit and in-role performance. As a result of mediation effect analysis, it was determined that person-job fit does not have a mediating role in the relationship between job crafting and in-role performance. In addition, it was revealed that there is a mediating effect of person-job fit between job crafting and extra-role performance. Therefore, the partial mediation role of person-job fit in the relationship between job crafting and work performance can be mentioned. In addition, when the research variables of demographic and occupational variables are examined in the related literature, it is seen that in-role performance according to gender and age of participants; extra-role performance and person-job fit according to marital status; It has been determined that the person-job fit differs according to the working years of the participants in the institution.Item İş biçimlendirmenin görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulma ve psikolojik sermayenin rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Güner, Bircan; Basım, H. NejatBu çalışmada, çalışanların iş biçimlendirme yeteneklerinin, görev performansına etkisinde iş görenin güçlü taraflarının geliştirilmesine katkı sağlayan psikolojik sermaye ve işe tutulmanın söz konusu etkiler üzerindeki rolünü ortaya çıkarmak ve bu değişkenlerin birbiri ile etkileşimlerini tespit etmek için kuramsal gerekçelere dayanılarak oluşturulmuş hipotezlerin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma yaklaşımı olarak nicel yöntem, desen olarak ise ilişkisel ve nedensel tarama kullanılmıştır. Kolayda örneklem metodu ile T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı hizmet sektöründe yer alan ilgili kuruluşunun, merkez teşkilatı ve 81 ilin taşra teşkilatında görevli yönetici ve çalışanlarının katılımıyla toplam 697 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Araştırmada SPSS 25.0, PROCESS 3.5.3 ve AMOS 20.0 yazılımları kullanılarak korelasyon, doğrulayıcı faktör, regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma değerlendirildiğinde; iş biçimlendirmenin görev performansı ve işe tutulmaya olan etkisi anlamlı ve olumlu, işe tutulmanın görev performansı üzerindeki etkisi de anlamlı ve olumlu yöndedir. İş biçimlendirmenin görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulmanın kısmi aracı rolü vardır. Teorik tartışmalar, iş biçimlendirme ile işe tutulma arasında psikolojik sermayenin olumlu yönde bir düzenleyici rol olabileceğine götürse de tersine bir etki görülmüştür. Ayrıca iş biçimlendirmenin görev performansına etkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici bir rolünün olmadığı analizler sonucunda elde edilmiştir. İşe tutulma ve görev performansı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin düzenleyici rolünün olumlu yönde var olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma ile ilgili değişkenler arasında düzenleyici değişkenlerin neler olabileceği ile ilgili yeterince araştırma yapılmadığı gözlemlendiğinden psikolojik sermaye değişkenin düzenleyici rolü araştırılmıştır. Bu bağlamda yazındaki bu boşluğun açıklanmaya çalışılması ile örgütsel davranış teorisyenlerine, araştırmacılara, yönetici ve uygulayıcılara, yeni bakış açıları kazandırması beklenmektedir. In this study, it was aimed to test the hypotheses based on theoretical grounds in order to reveal the role of psychological capital and job engagement, which contributes to the development of the strong sides of the employee in the effect of the job crafting abilities of the employees on task performance, and to determine the interactions of these variables with each other.In the study, quantitative method was used as a research approach, and relational and causal scanning was used as a design. With the easy sampling method, data were collected from a total of 697 employees with the participation of the relevant organization in the service sector under the Ministry of Transport and Infrastructure, the central organization and the managers and employees working in the provincial organizations of 81 provinces. Correlation, confirmatory factor and regression analyzes were performed using SPSS 25.0, PROCESS 3.5.3 and AMOS 20.0 software. When the research is evaluated in general; The effect of job craftig on task performance and job engagement is significant and positive, and the effect of job engagement on task performance is significant and positive. Also, job engagement has a partial mediating role in the effect of job crafting on task performance. While theoretical arguments lead to the fact that psychological capital may be a positive moderating role between job crafting and job engagement, a reverse effect has been seen. As a result of the analysis, psychological capital does not have a moderating role in the effect of job craft on task performance. According to another evaluation, it has been observed that psychological capital has a positive moderating role in the relationship between job engagement and task performance. With this study, it was observed that there was not enough research about what the moderator variables could be among these variables, so the moderator role of the psychological capital variable was investigated.In this context, it is expected that by trying to explain this gap in the literature, it will bring new perspectives to organizational behavior theorists, researchers, managers and practitioners.Item Kişilik özellikleri ve psikolojik sermayenin psikolojik iyi oluş, akış deneyimi, iş tatmini ve çalışan performansına etkisi(Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2016) Yaşin, Tuğba; Basım, H. NejatBu çalışma örgütsel davranış alanında önemli bir ivme kazanan pozitif psikoloji kapsamında ele alınan temel bireysel değişkenlerin öncüllerini ve sonuçlarını bir yapısal eşitlik modeli kapsamında sınamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu değişkenler kişilik ve psikolojik sermaye bağımsız değişkenleri, performans, iş tatmini ve psikolojik iyi oluş bağımlı değişkenleri ile işle akış aracı değişkenleridir. Bu doğrultuda üç farklı firmada çalışan 500 beyaz yakalı çalışandan anket yöntemiyle elde edilen verilerle araştırma yapılmıştır. Eldeki bulgular incelendiğinde psikolojik sermaye boyutlarının ve kişilik özelliklerinin çalışanlardaki iyi oluş, iş tatmini ve performansa olan etkileri gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, optimal performans düzeyinin, bir diğer adıyla, akışın, psikolojik sermaye boyutları ve kişilik özellikleri ile iyi oluş, iş tatmini ve performans arasında aracılık, kısmi aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Tüm bulgular ele alındığında, çalışanlar üzerinde olumlu psikolojinin öncüllerinin çalışan iyi oluşuna, iş tatminine ve performansa etkilerini inceleyen bir modelin oluşturulabileceği belirlenmiştir. Aynı şekilde akış kavramının bu model üzerinde aracı olarak etki ettiği ortaya çıkarılmıştır. This study focuses on researching the antecedents of positive psychology which is a very highly researched area in the organizational behavior sciences since the last decade.These antecedents are personality, psychological capital, performance, work satisfaction, psychological well being and flow in orderly. In order to carry out this research 500 surveys have been collected from white collar workers from three different firms in Ankara Turkey. These surveys were subject to structural equation model analysis and confirmatory factor analysis. After the analysis phase it was found that psycological capital dimensions and personality dimensions have positive relationship with psychological well being, job satisfaction and job performance. Also optimal performance state (flow) has partial effect between psychological capital, personality dimensions and psychological well being, job satisfaction and job performance.Item Lider üye etkileşiminin iş tatminine etkisinde psikolojik sermaye, akış deneyimi ve kontrol odağının rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Kırca, Burak; Basım, H. NejatBu çalışmada, işgörenin amiri ile tesis ettiği etkileşiminin iş tatminine ve tecrübe edeceği akış deneyimine etkisinde, psikolojik sermayesinin ve bir kişilik özelliği olarak kontrol odağının rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla kurulan modelde yer alan değişkenlerin, birbiriyle olan etkileşimlerini tespit edebilmek maksadıyla ileri sürülen hipotezlerin test edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada, nicel yöntemlerden yararlanılmıştır. Kolayda örneklem metodu ile kamu ve özel olmak üzere çeşitli sektörlerde profesyonel hayatını sürdüren, mavi ve beyaz yakalı çalışan 493 işgörenden elde edilen veriler üzerine analiz yapılmıştır. Çalışmada; SPSS, PROCESS ve AMOS yazılımları kullanılmış, araştırmaya dahil edilen değişkenler üzerinde korelasyon, doğrulayıcı faktör ve regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular araştırma hipotezlerini desteklemiştir. Bu kapsamda, lider üye etkileşiminin iş tatmini ve akış deneyimi üzerinde aynı yönlü, anlamlı bir ilişkisinin olduğu, psikolojik sermayenin, lider üye etkileşimi-iş tatmini ve lider üye etkileşimi-akış deneyimi ilişkilerine kısmi aracılık ettiği tespit edilmiştir. Belirlenen model doğrultusunda kontrol odağının ise söz konusu ilişkilerde (LÜE-Psikolojik Sermaye, LÜEAkış Deneyimi ve LÜE-İş Tatmini) düzenleyicilik rolünün olduğu görülmüştür. Araştırma ile ulaşılan sonuçların, lider üye etkileşimiyle çalışmaya dahil edilen iş tatmini ve akış deneyimi kavramlarının açıklanmasına ışık tutması beklenmiştir. Yazında, bahsi geçen bağımlı ve bağımsız değişkenlerin bir arada değerlendirilmesinde işgörene ait tutum ve davranışlara oldukça az değinildiği gözlemlenmiştir. Ek olarak, örgütsel işleyiş ile ilişkisel ağın tesis edilmesinde önemli bir yapı taşı olarak görülebilecek işgören özellikleri arasında kabul edilen psikolojik sermaye ve kontrol odağının yaratacağı etkinin ortaya konmasıyla, yazındaki eksikliğin doldurulması düşünülmüştür. Bu açıdan mevcut araştırmanın, gelecekte yapılacak kuramsal çalışmalar için çıkış noktası olarak alınabileceği ve pratik anlamda, yönetici-işgören ilişkisi bağlamında yönetim kademesindeki uygulayıcılara yol gösterebileceği değerlendirilmiştir. In this study, we tried to determine the role of psychological capital and locus of control as a personality trait on the effect of the employee's interaction with his/her supervisor on her job satisfaction and flow experience. It was aimed to test the hypotheses put forward in order to determine the interactions of the variables in the model established for this purpose. Quantitative methods were used in the research. With the convenience sampling method, analysis was made on the data obtained from 493 blue and white collar employees who continue their professional lives in various sectors, public and private. In the study; SPSS, PROCESS and AMOS software were used, and correlation, confirmatory factor and regression analyzes were performed on the variables included in the study. The findings obtained supported the research hypotheses. In this context, it has been determined that leader-member exchange has a positive and significant effect on job satisfaction and flow experience, and that psychological capital partially mediates the leader-member interaction-job satisfaction and leader-member exchange-flow experience relationships. In line with the determined model, it has been observed that locus of control has a moderator role in the relationships in question (LMX-Psychological Capital, LMX-Flow Experience and LMX-Job Satisfaction). The results obtained from the research were expected to shed light on the concepts of job satisfaction and flow experience included in the study through leader-member exchange. In the literature, it has been observed that the attitudes and behaviors of the employee are rarely mentioned when evaluating the dependent and independent variables examined together within the scope of the topic. In addition, it was intended to fill the gap in the literature by revealing the impact of psychological capital and locus of control, which are considered among employee characteristics that can be seen as an important building block in establishing organizational functioning and relational network. In this respect, it is evaluated that this very research can be taken as a starting point for future theoretical studies and, in a practical sense, can guide practitioners at the management level in the context of the manager-employee relationship.Item Liderin karanlık kişilik özellikleri ile çalışanın tükenmişliği arasındaki ilişkide çalışanın karanlık liderlik algısının aracı rolü: Çok düzeyli bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Başar, Ufuk; Basım, H. NejatBu araştırmanın amacı iş yerlerinde liderin karanlık kişilik özellikleri ile çalışanın tükenmişliği arasında bir ilişki olup olmadığını ve bu ilişkiye çalışanın karanlık liderlik algısının aracılık edip etmediğini ortaya çıkarmaktadır. Bu amaçla, öncelikle özgün bir “iş yerinde karanlık liderlik algısı ölçeği” geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme sürecinde üç ayrı uygulama yapılmıştır. İlk uygulamaya 310, ikinci uygulamaya 342 ve üçüncü uygulamaya 355 katılımcı iştirak etmiştir. Her üç uygulamanın katılımcıları Türkiye’de özel güvenlik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışmaktadırlar. Geliştirilen karanlık liderlik algısı ölçeği; bezdiren davranışlar, samimiyetsiz davranışlar ve zorbaca davranışlar boyutlarından oluşmaktadır. Ölçek geliştirme işlemlerinin ardından araştırmanın hipotezlerini test etmeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, ölçek geliştirme sürecinde olduğu gibi özel güvenlik sektöründe faaliyet gösteren işletmelere mensup 494 çalışandan ve bu çalışanların bağlı olduğu 116 birincil yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi iki düzeyli (birinci düzey: birey, ikinci düzey: grup) olduğundan veri analiz sürecinde hiyerarşik doğrusal modelleme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; liderin bezdiren davranışları ve zorbaca davranışları ile çalışanın duygusal tükenmesi, kinizmi ve mesleki yararlılığı arasında, liderin samimiyetsiz davranışları ile çalışanın duygusal tükenmesi ve mesleki yararlılığı arasında, liderin makyavelist kişilik özelliği ile samimiyetsiz davranışları arasında, liderin narsistik kişilik özelliği ile bezdiren davranışları arasında, liderin psikopatik kişilik özelliği ile bezdiren ve zorbaca davranışları arasında, liderin makyavelist kişilik özelliği ile çalışanın mesleki yararlılığı arasında, liderin narsistik kişilik özelliği ile çalışanın duygusal tükenmesi, kinizmi ve mesleki yararlılığı arasında, liderin psikopatik kişilik özelliği ile çalışanın duygusal tükenmesi arasında anlamlı ilişkiler vardır. Ayrıca, liderin bezdiren davranışları, liderin narsistik kişilik özelliği ile çalışanın duygusal tükenmesi, kinizmi ve mesleki yararlılığı arasındaki ilişkilere tam aracılık ederken, liderin psikopatik kişilik özelliği ile çalışanın duygusal tükenmesi arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmektedir. Diğer çalışmalardan farklı olarak bu araştırmada liderliğin karanlık yüzüne ilişkin ölçüm yapmak amacıyla özgün bir karanlık liderlik algısı ölçeği geliştirilmiştir. Ayrıca, liderin karanlık kişilik özellikleri ile çalışanın tükenmişliği arasındaki ilişkiler, liderin karanlık kişilik özellikleri ile çalışanın karanlık liderlik algısı arasındaki ilişkiler ve çalışanın karanlık liderlik algısının liderin karanlık kişilik özellikleri ile çalışanın tükenmişliği arasındaki ilişkilerdeki aracı rolü bilindiği kadarıyla ilk kez bu çalışma ile görgül olarak çok düzeyli bir model üzerinden açıklanmıştır. Bu nedenlerden ötürü elde edilen bulguların yönetim araştırmaları alanında önemli bir kuramsal boşluğu doldurduğuna ve gerek araştırmacılara, gerekse uygulamacılara faydalı olacağına inanılmaktadır. The aim of this research was to find out whether there were associations between leader’s dark triad and employee’s burnout and whether employee’s perceived dark leadership mediated these associations. To this purpose, first, a genuine “workplace perceived dark leadership scale” was developed. Throughout the scale development process, three separate studies were conducted. A total of 310, 342, and 355 participants, who work at private security companies, took part in study one, two, and three respectively. The perceived dark leadership scale consisted of three factors: wearisome behaviors, insincere behaviors, and tyrannous behaviors. Following scale development, hypotheses were tested. The sample consisted of 116 leaders and 494 employees who report those leaders. Both leaders and employees work at private security companies. Because the sample comprised two levels (i.e. the individual and group levels), the data were analyzed through hierarchical linear modeling technique. Findings indicated that there were significant associations between leader’s wearisome behaviors and employee’s exhaustion, cynicism, and professional efficacy, between leader’s tyrannous behaviors and employee’s exhaustion, cynicism, and professional efficacy, between leader’s insincere behaviors and employee’s exhaustion and professional efficacy, between leader’s machiavellianism and insincere behaviors, between leader’s narcissism and wearisome behaviors, between leader’s psychopathy and wearisome and tyrannous behaviors, between leader’s machiavellianism and employee’s professional efficacy, between leader’s narcissism and employee’s exhaustion, cynicism, and professional efficacy, and between leader’s psychopathy and employee’s exhaustion. Besides that, leader’s wearisome behaviors fully mediated the associations between leader’s narcissism and employee’s exhaustion, cynicism, and professional efficacy. Moreover, leader’s wearisome behaviors partially mediated the association between leader’s psychopathy and employee’s exhaustion. As distinct from previous studies, in this study, to measure the dark side of leadership a genuine perceived dark leadership scale was developed. In addition to that, as far as is known, in this research, the associations between leader’s dark triad and employee’s burnout, between leader’s dark triad and employee’s perceived dark leadership and the mediating role of employee’s perceived dark leadership in the associations between leader’s dark triad and employee’s burnout were explained empirically over a multi level model for the first time. Therefore, it is believed that findings of this research filled an important theoretical gap in the field of management and will be helpful for both researchers and practitioners.Item Örgütsel adalet algısının iş tatmini üzerine etkisinde psikolojik sermayenin aracılık rolü: Hizmet sektörü pazarlama elemanları üzerine görgül bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Düveroğlu, Deniz; Basım, H. NejatÇalışmanın amacı, örgütsel adalet algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkinin varlığını ve bu ilişkide, psikolojik sermayenin aracılık rolünü ortaya koymaktır. Araştırma, nicel veri analizi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ankara İlinde bulunan, hizmet sektöründe çalışan, 200 pazarlama elemanı üzerinde elde edilen verilerle uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler anket yöntemi ile SPSS 23, Process (SPSS V3.4.1. by Andrew Hayes) ve Amos 21.0 programları yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde, örgütsel adalet algısı kavramının iş tatmini üzerinde etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan, örgütsel adalet algısı ile iş tatmini ilişkisi üzerinde, psikolojik sermayenin aracılık rolünün etkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmış ve kurulan hipotezler desteklenmiştir. Araştırma hipotezleri arasında yer almasa da, katılımcılardan elde edilen demografik veriler analiz edilmiş; bu bağlamda, çalışmada bağımlı değişkeni olarak belirlenmiş olan iş tatmini düzeyinin iştirakçilerin demografik özelliklerine göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı bulgusu elde edilmiştir. The aim of the study is to reveal the existence of the relationship between the perception of organizational justice and job satisfaction and the mediating role of psychological capital in this relationship. The study was carried out with the data collected on 200 marketing personnel working in the service sector in Ankara, using the quantitative data analysis method. Data were collected from the participants by the survey method. The data collected within the scope of the research were analyzed with the support of SPSS 23, Process (SPSS V3.4.1. by Andrew Hayes) and Amos 21.0 programs. As a result of the study, it was observed that the perception of organizational justice is effective on job satisfaction. On the other hand, it was found that the mediating role of psychological capital had an effect on the relationship between organizational justice perception and job satisfaction, and the hypotheses established were supported. Although not among the research hypotheses, demographic data obtained from the participants were also analyzed in order to contribute to the literature. In this context, it was found that the level of job satisfaction, which is the dependent variable of the research, did not differ significantly according to the demographic characteristics of the participants.Item Örgütsel demokrasi algısının rol içi ve rol dışı performansa etkisi: Psikolojik güven ve psikolojik iyi oluşun aracılık rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Güven, Yunus Emre; Basım, H. NejatBu araştırma, örgütsel demokrasi algısının rol içi ve rol dışı performansa olan etkisinde psikolojik güven ve psikolojik iyi oluşun aracılık rolünün belirlenmesi için gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmada, anket aracılığı ile 228 çalışan katılımcı ile veri elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, örgütsel demokrasi algısının rol içi ve rol dışı performans üzerinde aynı yönde anlamlı etkisi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu çalışmada psikolojik güven ve psikolojik iyi oluşun örgütsel demokrasi algısı ile rol içi ve rol dışı performans arasında aracı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu kapsamda rol içi performans ve rol dışı performansın örgüt içerisinde bireyin gözlem ve değerlendirmeleri ile oluşan algılarının ve bu çerçevede psikolojik güven ve psikolojik iyi oluşun önemli bir etkisi olacağı ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın bulguları hem yazına hem de akademisyen ve yöneticilere faydalı çıktılar sunmaktadır. In this research, the effect of organizational democracy perception on in-role and extra role performance; This study was conducted to determine the mediating role of psychological safety and psychological well-being. This study, which was examined using the qualitative research method, was applied to 228 employees through a questionnaire. According to the findings of the research, it was revealed that the perception of organizational democracy had a significant effect on in-role and extra role performance in the same direction. In addition, in this study, it was seen that psychological safety and psychological well-being have a mediating effect between the perception of organizational democracy and in-role and extra role performance. In this context, it has been revealed that the in-role performance and extra role performance will have an important effect on the perceptions of the individual in the organization through observations and evaluations, and in this context, psychological trust and psychological well-being. The findings of the study offer useful outputs to both the literature and practitioners.Item Örgütsel iletişim doyumunun iş tatmini ve örgütsel bağlılık ile ilişkisi: Görgül bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Kaynar, Ezgi; Basım, H. NejatGünümüz zorlu rekabet ortamında işletmelerin rakipleriyle mücadele edebilmeleri ve varlıklarını devam ettirebilmeleri için insan gücü en önemli faktör konumundadır. Bu bağlamda örgütsel bağlılık, iş tatmini gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır. İşletmelerde örgütsel bağlılığı ve iş tatminini sağlamanın en önemli yollarından birisi örgütsel iletişimdir. Bu çalışmada örgütsel iletişim, iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 250 kişiden veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi neticesinde örgütsel bağlılık ile üstle iletişim, çalışma arkadaşlarıyla iletişim, iletişim iklimi ve kanal kalitesi arasında pozitif yönlü, orta kuvvette, kurum bilgisi, örgütsel bütünleşme ve bireysel geri bildirim ile yüksek kuvvette ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bununla birlikte iş tatmini ile üstle iletişim, çalışma arkadaşlarıyla iletişim, iletişim iklimi ve kanal kalitesi arasında pozitif yönlü, orta kuvvette ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda iletişim doyumunun örgütsel bağlılığı ve iş tatminini pozitif yönde etkilediği söylenebilir. In today's challenging competitive environment, human power is the most important factor for enterprises to fight against their competitors and to sustain their assets. In this context, elements such as organizational commitment and job satisfaction are at the forefront. Organizational communication is one of the most important ways of achieving organizational commitment and job satisfaction in businesses. In this study, the relationship between organizational communication, job satisfaction and organizational commitment was examined. For this purpose, 250 individuals were obtained. As a result of the statistical analysis of the obtained data, it was found that there was a high correlation between the organizational commitment and the communication with the top, communication between the workers, communication climate and channel quality with positive direction, medium strength, organizational knowledge, organizational integration and individual feedback. On the other hand, there was a positive, moderate and meaningful relationship between job satisfaction and communication with top, communication with colleagues, communication climate and channel quality. Considering the results obtained without working, it can be said that communication satisfaction affects organizational loyalty and job satisfaction positively.Item Öz-Yeterlilik İş Performansı İlişkisinde İş Akış Deneyimi Boyutlarının Gelişimsel Süreci(Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2020) Basım, H. Nejat; Varoğlu, M. Abdülkadir; Güler, Murat; Çetin, FatihMevcut çalışmada, öz-yeterlilik ile iş performansı arasındaki ilişkide iş akış deneyim süreçleri olarak ifade edilen kendini işe verme, işten haz alma ve içsel güdülenme boyutlarının gelişim sürecindeki etkileşimlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araş- tırma 353 akademisyenden çevrimiçi toplanan veriler üzerinde yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlar öz-yeterliliğin performans üzerinde anlamlı ve aynı yönlü doğrudan etkisinin yanında, iş akış süreçlerinden kendini işe vermenin bu etki üzerinde ara- cılık rolü olduğunu göstermiştir. Ayrıca yazında öne sürülen akış sürecini destekler nitelikte, iş akış deneyiminin gelişimsel açıdan sırasıyla kendini işe verme, işten haz alma ve içsel gü- dülenme süreciyle oluştuğuna yönelik bulgular elde edilmiştir. Abstract The purpose of the current study was to investigate the inte- ractions of the developmental process of absorption, job en- joyment, and intrinsic motivation dimensions of work flow, in the relationship between self-efficacy and work performan- ce. The research was conducted on data collected from 353 academicians by an online survey. The results revealed that there is a significant and positive direct effect of self-efficacy on performance, besides mediating role of absorption, one of the work flow processes, on this effect. In addition, it has been found that supporting the flow process suggested in the literature, the work flow experience is formed respecti- vely by the developmental process of absorption, work enjoy- ment, and intrinsic work motivation.Item Özdeşleşme kaynakları ile işyeri sapma davranışı ilişkisinde kimlik belirginliğinin rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Aydın, Esra; Basım, H. NejatBu çalışma, özdeşleşme kaynakları ile olumsuz ve olumlu işyeri sapma davranışı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide kimlik belirginliğinin düzenleyici rolünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Kimlik, sosyal kimlik ve sosyal mübadele kuramları kapsamında oluşturulan araştırma modelini test etmek için farklı sektör ve işkollarında çalışan 425 katılımcıdan oluşan bir örneklem grubundan veri toplanmıştır. Anket yöntemiyle toplanan veriler istatistikî programlar aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, örgütsel özdeşleşme ile olumsuz işyeri sapma davranışı arasında ters yönlü ve örgütsel özdeşleşme ile olumlu işyeri sapma davranışı arasında aynı yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca, hedef benzerliği modeli kapsamında örgütsel özdeşleşmenin, olumsuz ve olumlu işyeri sapma davranışının örgütsel boyutuyla ve ilişkisel özdeşleşmenin kişiler arası boyutla daha fazla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, mesleki özdeşleşmenin işyeri sapma davranışı üzerindeki etkisine ilişkin anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ek olarak, kimlik belirginliğinin örgütsel ve ilişkisel özdeşleşme ile olumsuz işyeri sapma davranışı ilişkisinde ve mesleki özdeşleşme ile olumlu işyeri sapma davranışı ilişkisinde düzenleyici bir rolü olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde, örgütsel ve ilişkisel özdeşleşmenin olumsuz ve olumlu işyeri sapma davranışı üzerinde etkili olduğu ve özdeşleşme kaynakları ile işyeri sapma davranışı arasındaki ilişkinin kimlik belirginliğine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. This study was conducted to examine the relationship between identification sources and negative and positive deviant workplace behavior and to understand the moderator role of identity salience in this relationship. Data were collected from a sample group of 425 participants working in different sectors to test the research model which was formed within identity, social identity and social exchange theories. Data collected by questionnaire were analyzed with statistical programs. The results showed that there were negative relationship between organizational identification and negative deviant workplace behavior and a positive relationship between organizational identification and positive deviant workplace behavior. In addition, it was found that organizational identification was more related to the organizational dimension of negative and positive deviant workplace behavior; on the other hand, relational identification was more related to the interpersonal dimension of negative and positive deviant workplace behavior within the target similarity model. On the other side, there was no significant relationship between occupational identification and deviant workplace behavior. Moreover, it was found that identity salience had a moderation effect on the relationship among organizational, relational identification and negative deviant workplace behavior and also on the relationship between occupational identification and positive deviant workplace behavior. In the framework of results, it was understood that organizational and relational identification affects negative and positive deviant workplace behavior and identity salience moderates the relationship between identification sources and deviant workplace behavior.Item Psikolojik dayanıklılığın örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetinde etkisi: Görgül bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014) Genç, Alper; Basım, H. NejatBu çalışmanın temel amacı, psikolojik dayanıklılığın örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkilerinin bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Bu maksatla kamu güvenliği alanında hizmet veren 309 işgörenden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 21.0 ve IBM SPSS AMOS 21.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde pozitif psikolojik bir kavram olarak psikolojik dayanıklılığın örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti üzerinde etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak örgütsel bağlılığın ve işten ayrılma niyetini etkilediği; ancak işgörenlerin incelenen demografik özelliklerinden hiçbirinin psikolojik dayanıklılık üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak psikolojik dayanıklılığın örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti kavramlarına etkilerini inceleyen bir modelin ortaya konabileceği görülmüştür.Item Psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adalet algısının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015) Budak, Gökşen; Basım, H. NejatBu çalışmanın temel amacı, psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adalet algısının örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkilerinin bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Söz konusu araştırma Ankara'daki çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 300 çalışandan elde edilen verilerle yürütülmüştür. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (22.0) istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adalet algısının örgütsel vatandaşlık davranışları üzerinde kısmen etkisi olduğu gözlemlenmiştir. The core purpose of this research is modeling or perhaps outlining the physiological sturdiness, strong bonded human relationships. This particular research study conducted by collecting data from 300 various government agencies throughout the city of Ankara and specific data analyzed by statistical program called SPSS 22.0. The researchers observed that, effect of the study has partial impact on physiological and human relationship perspective.Item Psikolojik güvenin rol içi performansa etkisinde çalışan sesliliği ve örgütsel demokrasinin rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Benlioğlu, Benek; Basım, H. NejatRol içi performans, çalışan bireylerin belirli bir takım teknolojik prosedürleri ve gerekli kaynakları kullanarak, örgütün teknik çekirdeğine fayda sağlayan eylemler gerçekleştirmesidir. Rol içi performansın arttırılması örgütsel verim ve performans açısından oldukça önemlidir. Çalışmada rol içi performans kavramını ilişkili olduğu bir diğer kavram da ulusal yazında karşımıza sınırlı ölçüde çıkan psikolojik güvendir. Çalışma psikolojik güven kavramını detaylı olarak tartışmakta ve bu kavramın rol içi performans üzerindeki etkisini ele almaktadır. Diğer yandan çalışan sesliliği kavramının da psikolojik güven ve rol içi performans ile ilişkili olduğu sonucuna varılmaktadır. Gerek ulusal gerekse uluslararası yazın incelenerek çalışan sesliliğinin psikolojik güven ile rol içi performans arasındaki ilişkideki aracılık rolü tartışılmaktadır. Tüm bu değişkenlere ek olarak araştırmamızda örgütsel demokrasi kavramı da gündeme gelmektedir. Bu kavramın tezin amacı kapsamında psikolojik güvenin rol içi performansa ve çalışan sesliliğine etkisinde ve çalışan sesliliğinin rol içi performansa etkisinde düzenleyici bir unsur olup olmadığı ele alınmaktadır. Araştırma bu yönüyle öncelikli olarak ulusal yazında karşımıza nadir olarak çıkan psikolojik güven kavramını ele alarak araştırmalara katkı sunacak ve davranış yazınında şimdiye kadar ilgili değişkenler arasındaki ilişkileri konu edinen ilk araştırma olacaktır. Araştırmaya yönelik kuramsal taramalar doğrultusunda hipotezler geliştirilmiştir ve araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma modelini test etmek amacıyla Ankara ve Uşak illerinde özel sektör ve kamu sektöründe ve farklı hizmet alanlarında görev yapan 411 katılımcıdan veri toplanarak istatistiksel işlemler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, psikolojik güven, rol içi performans, çalışan sesliliği ve örgütsel demokrasinin çalışmanın demografik değişkenleri kapsamında farklılaşıp farklılaşmadığı t testi ve tek yönlü ANOVA analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda ana değişkenlerin medeni durum ve çalışılan sektör ve çalışma süresine göre farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak, bu değişkenlerin çalışmanın diğer demografik değişkenleri olan yaş, cinsiyet ve eğitim durumu kapsamında farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Basit doğrusal regresyon analizleri sonucunda, psikolojik güvenin rol içi performans ve çalışan sesliliği üzerinde ve çalışan sesliliğinin de rol içi performans üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğuna dikkat çekilmiştir. Çalışmada ayrıca, aracılık değişkeninin olan çalışan sesliliğinin etkisi VFA analizi ile gerçekleştirilmiş ve Sobel, Aroian ve Goodman aracılık testleri sonucunda çalışan sesliliğinin psikolojik güven ile rol içi performans arasında bir aracılık etkisine sahip olduğu sonucuna da varılmıştır. Bununla birlikte, örgütsel demokrasinin düzenleyici rolüne ilişkin olarak gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizlerinin neticesinde ise, örgütsel demokrasinin psikolojik güvenin rol içi performansa etkisi üzerinde ve çalışan sesliliğinin rol içi performansa etkisi üzerinde düzenleyici bir etkisi bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Bunun aksine, örgütsel demokrasinin psikolojik güvenin rol içi performans üzerine etkisinde düzenleyici bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. In role performance is the ability of employees to perform actions that benefit the technical core of the organization by using certain technological procedures and necessary resources. Increasing in role performance is very important in terms of organizational efficiency and performance. Another concept in which the concept of in role performance is related in the study is psychological safety, which appears to be limited in the national literature. The study discusses the concept of psychological safety in detail and the effect of this concept on in role performance. On the other hand, it is concluded that the concept of employee voice is also related to psychological safety and in role performance. By examining both national and international literature, the mediating role of employee voice in the relationship between psychological safetyand in role performance is discussed. In addition to all these variables, the concept of organizational democracy comes to the fore in our research. Within the scope of the purpose of thesis, it is discussed whether organizational democracy has a regulatory role on the effect of psychological safety on in role performance and employee voice as well as employee voice performance on in role performance. In this respect, the research will contribute to the field by addressing the concept of psychological safety, which is rarely encountered in the national literature, and will be the first research in the behavioral area dealing with the relationships between the relevant variables. In order to test the research model, data were collected from 411 participants working in the private and public sectors and different service areas in Ankara and Uşak cities and statistical processes were carried out. As a result of simple linear regression analysis, we noted that psychological safety has a positive effect on in role performance and employee voice, and at the same time, employee voice has a positive effect on in role performance. In order to understand whether the main variables of the study (psychological safety, in role performance, employee voice and organizational democracy) differed within the scope of the demographic variables or not, t-test and one-way ANOVA analysis were applied. As a result of the analysis, it was revealed that the main variables did not differ according to marital status as well as the sector and working time. However, as a result of the analyses performed, it was found that these variables differ within the scope of other demographic variables as age, gender and educational status. In line with the hypotheses of the study, as a result of the simple linear regression analysis, it was pointed out that psychological confidence has a positive effect on in-role performance and employee voice. At the same time, employee voice has a positive effect on in role performance. In the study, the effect of employee voice, which is the mediation variable, was carried out by VFA analysis, and it was concluded that employee vocalism has a mediating effect between psychological confidence and in role performance as a result of Sobel, Aroian and Goodman mediation tests. As a result of the hierarchical regression analysis conducted regarding the regulatory role of organizational democracy, it was revealed that organizational democracy does not have a regulatory impact on the effect of psychological safety on in-role performance and on the effect of employee voice on inrole performance. In contrast, it was found that organizational democracy has a moderation impact on the effect of psychological trust on in-role performance.Item Psikolojik sermaye ve örgütsel adalet algısının akış deneyimi üzerindeki etkisinde işe tutulmanın aracılık rolü: Türk savunma sanayinde bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Akın, Kutay; Basım, H. NejatBu araştırmanın amacı, Türk Savunma Sanayi özel işletmelerinde, örgütsel adalet algısı ve psikolojik sermayenin, akış deneyimi üzerindeki etkisini araştırmak ve bu etkiye işe tutulmanın aracılık edip etmediğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçtan hareket ile Türk Savunma Sanayini ciroları kapsamında temsil eden kurumsal özel işletmelere ait 533 çalışandan oluşan bir örneklem grubundan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Bu veri ışığında gerçekleştirilen analizler sonucunda, işe tutulma davranışının anlamlı derecede akış deneyimine öncül olduğu, bu öncüllük kapsamında da psikolojik sermaye ve örgütsel adalet algısı ile akış deneyimi ilişkisine aracılık ettiği görülmüştür. Örgütsel adalet algısının işe tutulma ile yakından ilişkili olduğunun saptanmasına karşın, akış deneyimi ile anlamlı bir ilişkisi olmadığı görülmüş ancak, işe tutulma üzerinden akışı etkilediği sonucuna varılmıştır. Yazında oldukça sık tartışılan ve halen bir sonuca varılamamış olan işe tutulma ve akış deneyimi ilişkisi de incelenmiştir. Bu kapsamda, bu iki kavramın, bu örneklem itibarında birbirlerine çok yakın kavramlar olduğu ancak ayrıştığı hatta işe tutulmanın akış deneyimine öncül olduğu görülmüştür. Yazın dikkate alınarak, her ne kadar aksi hipotezlenmiş olsa da, örgütsel adalet algısının bu örneklemde akış deneyimi ile yüksek seviyede ilişkisinin olmadığı ön görülmüş ve sonuçlar da bunu desteklemiştir. Savunma sanayi personelinin adaletsizlik algısına; yüksek derecede kalifiye olmasına ve benzer koşullarda başka şirketlerde de çalışma ihtimali olmasına rağmen, işlerinde özveri ve adanma ile çalıştığı öne sürülmektedir. Bu araştırma kapsamında geliştirilen kuramsal model, bilindiği kadarıyla ilk defa bu çalışma ile test edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen bulguların, yönetim alanında önemli bir kuramsal boşluğu dolduracağına; gerek araştırmacılara, gerek yönetici ve çalışanlara ve gerekse uygulamacılara faydalı olacağına inanılmaktadır. The aim of this research is to find out whether there is a relation between organizational justice perception and psychological capital with flow, and the possible effect of job engagement that mediates this relation within the Turkish Defense Industry. For this purpose, data were collected from 533 employees from corporate private enterprises representing the Turkish Defense Industry within the scope of their turnover. As a result of analyzes, it was found that the engagement is a significant antecedent of flow and also mediates the relationship of psychological capital and organizational justice perception on the flow. It is determined that there is a close relationship with organizational justice perception and job engagement, but no significant relation was resulted between organizational justice perception and flow but it was found that organizational justice perception affects the flow through the mediation of job engagement. The relationship of job engagement and flow, which has been discussed frequently in the literature and has not been concluded yet, is also examined. In this context, it is seen that these two concepts are very close to each other within this sample but they are also differentiated. It has been also determined that job engagement is the antecedent of the flow. Although it was hypothesized otherwise, considering the literature, it was predicted that the perception of organizational justice may not have a significant relationship with the flow and the results supported it. It was suggested that, despite the perception of injustice of the personnel of the defense industry, although they are highly qualified and likely to work in other companies under similar conditions, they work with dedication in their work. As far as is known, the theoretical model of this research is tested for the first time with this study. Therefore, it is believed that findings will fill an important theoretical gap in the field of management and will be useful for both researchers, leaders, employees and practitioners.Item Psikolojik sermayenin sinizm üzerindeki etkisi: İş tatminin aracılık rolü(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Kılıç, Müge; Basım, H. NejatBu çalışmanın amacı, çalışanların pozitif güçlü yönlerini oluşturan ve olumlu bakış açısı yaratan psikolojik sermayenin sinizm üzerindeki etkisini ve iş tatmininin belirtilen etkiler dâhilinde aracılık rolünü tespit etmek ve bahsi geçen değişkenlerin birbirleriyle olan etkileşimlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma, nicel veri analizi yöntemi ile Ankara İlinde bulunan Ortaöğretim eğitim-öğretim kurumlarında çalışan 396 öğretmenden toplanan verilerle yürütülmüştür. Katılımcılardan anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 23, Process (SPSS V3.4.1. by Andrew Hayes) ve Amos 21.0 programlarının desteği ile korelasyon, regresyon, ANOVA ve T-test analizleri yapılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar, ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeylerinin ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin, sinizm üzerinde ters yönlü ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu ile öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri artıkça, sinik davranışlarının azaldığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan sinizmin, katılımcıların demografik özelliklerine yönelik anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Çalışmada, psikolojik sermayenin sinizm üzerindeki etkisinde, iş tatminin aracılık rolünün etkisinin olduğu desteklenmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında, iş tatmininin psikolojik sermaye- sinizm etkileşiminde önemli aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. The aim of this study is to determine the effect of psychological capital on cynic, which creates the positive strengths of the employees and creates a positive perspective, and the mediation role of job satisfaction within the specified effects and to reveal the interactions of the mentioned variables. The study was carried out with the data collected from 396 teachers working in the secondary education institutions in Ankara, with the quantitative data analysis method. Data were collected from the participants using the survey method. Correlation, regression, ANOVA and T-test analyzes were performed with the support of the data collected within the scope of the research with the support of SPSS 23, Process (SPSS V3.4.1. By Andrew Hayes) and Amos 21.0 programs. The results obtained in the study determined that the psychological capital levels of teachers working in secondary education institutions were above average. At the same time, the psychological capital of teachers has been found to have an adverse and significant impact on cynicism. With this finding, it was concluded that as the psychological capital levels of teachers increase, their cynical behavior decreases. It has been determined that cynicism, which is the dependent variable of the research, has no significant effect on the demographic characteristics of the participants. In the study, it is supported that the effect of psychological capital on cynicism has the effect of mediating role of job satisfaction. In the light of the information obtained, it was determined that job satisfaction has an important mediating role in the interaction of psychological capitalism.Item Psikolojik sözleşme algısının işten ayrılma niyetine etkisinde işe gömülülük ve alternatif iş olanaklarının rolü: savunma sanayinde bir araştırma(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2023) Erdaş, Ülkü Seven; Basım, H. NejatBu araştırmada; psikolojik sözleşme algısının işten ayrılma niyeti üzerine etkisi incelenerek, psikolojik sözleşme algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe gömülülüğün aracı ve alternatif iş olanaklarının düzenleyici rolünün olup olmadığını ortaya çıkarma amaçlanmıştır. Bahsi geçen değişkenlerin birbiri ile etkileşimlerini tespit etmek için kuramsal gerekçelere dayanılarak oluşturulmuş hipotezlerin test edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada araştırma yaklaşımı olarak nicel yöntem, desen olarak ise ilişkisel ve nedensel tarama kullanılmıştır. Kolayda örneklem metodu ile savunma sanayi sektöründe yer alan ilgili örgütlerden 471 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Araştırmada SPSS 26.0, PROCESS 3.5 ve AMOS 29.0 yazılımları kullanılarak korelasyon, doğrulayıcı faktör, regresyon analizleri yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında ortaya konulan kuramsal model görgül araştırma ile test edilmiştir. Araştırma değerlendirildiğinde; psikolojik sözleşme algısının işten ayrılma niyeti üzerine olan etkisi anlamlı ve negatif, işe gömülülüğün işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi de anlamlı ve negatif yöndedir. Psikolojik sözleşmenin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde işe gömülülüğün kısmi aracılık rolü vardır. Psikolojik sözleşme algısının işten ayrılma niyetine etkisinde alternatif iş olanaklarının düzenleyici etkisi vardır. Bu bağlamda elde edilen bulguların, yazında önemli bir kuramsal boşluğu dolduracağına, araştırmacılara, yöneticilere, çalışanlara ve uygulamacılara faydalı olarak yeni bakış açıları kazandıracağına inanılmaktadır. Through this study; By examining the effect of psychological contract perception on intention to leave, it is aimed to reveal whether there is a mediator role of job embeddedness and alternative job opportunities have a regulatory role in the relationship between psychological contract perception and intention to leave. It is aimed to test the hypotheses based on theoretical grounds in order to determine the interactions of the mentioned variables with each other. In the study, quantitative method was used as a research approach, and relational and causal scanning was used as a design. Data were collected by survey method from 471 employees from the related organizations in the defense industry with the convenience sampling method. Through the study, correlation, confirmatory factor and regression analyzes were performed using SPSS 26.0, PROCESS 3.5 and AMOS 29.0 software products. The theoretical model put forward within the scope of this research has been tested with empirical research. When the research is evaluated; The effect of psychological contract perception on intention to leave is significant and inverse, correspondingly the effect of job involvement on intention to leave is significant and inverse. With the findings obtained within the scope of the study, job embeddedness has a partial mediating role in the effect of psychological contract on turnover intention. Alternative job opportunities have a moderating effect on the effect of psychological contract perception on turnover intention. It is believed that the findings obtained in this context will fill an important theoretical gap in the literature and will provide useful new perspectives to researchers, managers, employees and practitioners.Item Teknolojik iş talepleri ve kaynaklarının iş-yaşam dengesi ve psikolojik iyi oluşa etkisi: Örgüt iklimi ve psikolojik dayanıklılığın rolleri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Ünsal, Özgür Nazım; Basım, H. NejatBu çalışmanın temel amacı; artan dijitalleşmenin etkisiyle kullanımı yoğunlaşan bilgi işlem teknolojilerinin çalışanların iş-yaşam dengesi ve psikolojik iyi oluşlarına etkilerini iş talepleri ve kaynakları (İT-K) modelinin bilgi işlem teknolojilerine (BİT) uyarlanmış hali olan işle ilgili BİT talepleri ve kaynakları modeliyle araştırmaktır. Aktif olarak çalışma hayatında olan ve işinde BİT unsurlarından en az bir tanesini kullanan 655 kişiden veriler toplanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmış ve kolayda örneklem usulüyle veriler toplanmış ve istatistiki programlar vasıtasıyla analizlere tabi tutulmuşlardır. Regresyon analizleri incelendiğinde; işle ilgili BİT taleplerinin kontrol eksikliği, güçlükler, öğrenme ve iş yükü alt boyutlarının iş-yaşam dengesini azalttığı; ulaşılabilirlik, kontrol eksikliği, güçlükler, izleme ve iş yükü alt boyutlarının iş-yaşam çatışmasını artırdığı; işle ilgili BİT kaynaklarının sistem desteği alt boyutunun iş-yaşam dengesini artırdığı, iş-yaşam çatışmasını azalttığı ve iş-yaşam dengesinin psikolojik iyi oluşu artırdığı, iş-yaşam çatışmasının ise psikolojik iyi oluşu azalttığı tespit edilmiştir. Düzenleyicilik analizleri neticesinde; işle ilgili BİT taleplerinin güçlükler alt boyutu ile iş-yaşam dengesi arasındaki ters yönlü ilişki, iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile yaşamını kabul alt boyutunun yüksek durumunda daha güçlü iken, düşük durumda bu ters ilişkinin zayıfladığı; işle ilgili BİT taleplerinin ulaşılabilirlik alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki pozitif ilişkinin iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile sorunlarına destek alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile sorunlarına desteğin yüksek olduğu durumda ulaşılabilirlik ile iş-yaşam çatışmasının aynı yönlü, aile sorunlarına destek düştükçe bu pozitif ilişkinin azaldığı ve desteğin az olduğu durumda sabit kaldığı; işle ilgili BİT taleplerinin güçlükler alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki pozitif ilişkinin iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile yaşamını kabul alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile yaşamını kabulün yüksek olduğu durumda güçlükler ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha zayıfken, kabul seviyesi düştükçe güçlükler ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha güçlü olduğu; işle ilgili BİT taleplerinin güçlükler alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki pozitif ilişkinin iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile yaşamına imkân alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile yaşamına imkânın yüksek olduğu durumda güçlükler ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha zayıfken, imkân seviyesi düştükçe güçlükler ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha güçlü olduğu; işle ilgili BİT taleplerinin izleme alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki pozitif ilişkinin iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile yaşamını kabul alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile yaşamını kabulün yüksek olduğu durumda izleme ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha zayıfken, kabul seviyesinin düştükçe izleme ile iş-yaşam çatışması ilişkisinin daha güçlü olduğu; işle ilgili BİT taleplerinin izleme alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki pozitif ilişkinin iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile sorunlarına destek alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile sorunlarına desteğin yüksek olduğu durumda izleme ile iş-yaşam çatışması aynı yönlüyken, destek düştükçe bu pozitif ilişkinin azaldığı; işle ilgili BİT kaynaklarının sistem desteği alt boyutu ile iş-yaşam çatışması arasındaki ters yönlü ilişkinin, iş yerinde aile yaşamını destekleyen örgüt ikliminin aile sorunlarına destek alt boyutu açısından farklılaştığı ve aile sorunlarına desteğin yüksek olduğu durumda sistem desteği ile iş-yaşam çatışması arasında ters ilişki varken, destek düştükçe bu ters ilişkinin zayıfladığı; iş-yaşam dengesi ile psikolojik iyi oluş arasındaki pozitif ilişkinin, psikolojik dayanıklılık açısından farklılaştığı ve iş yaşam dengesi ile psikolojik iyi oluş arasındaki pozitif ilişkinin psikolojik dayanıklılığı yüksek kişilerde daha güçlü iken, psikolojik dayanıklılığı düşük kişilerde daha zayıf olduğu; iş-yaşam çatışması ile psikolojik iyi oluş arasındaki ters yönlü ilişkinin, psikolojik dayanıklılık açısından farklılaştığı ve iş yaşam çatışması ile psikolojik iyi oluş arasındaki ters yönlü ilişkinin psikolojik dayanıklılığı yüksek kişilerde daha güçlü iken, psikolojik dayanıklılığı düşük kişilerde azaldığı ve hatta sabit kaldığı bulunmuştur. The main purpose of this study is to investigate the effects of information communication technologies (ICT), of which usage have increased due to prevailing digitalization, on work-life balance and psychological well-being of employees by using the work-related ICT demands and resources model, which is an adaptation of the job demands and resources model to ICT. Data were collected from 655 people who were actively working and using at least one ICT element at his job. Quantitative research methods were used and data were collected by convenience sampling method and analyzed through statistical programs. In the regression analysis it was found that; lack of control, hassles, learning expectations and workload which are the sub-dimensions of work-related ICT demands reduced work-life balance; availability, lack of control, hassles, employee monitoring and workload increased work-life conflict; system support which is the sub-dimension of work-related ICT resources increased work-life balance, reduced work-life conflict and work-life balance increased psychological well-being, while work-life conflict decreased psychological well-being. In the moderation analysis it was found that; the negative relationship between work-life balance and hassles which is the sub-dimension of work-related ICT demands was stronger when acceptance of family life which is sub-dimension of family supportive climate in the workplace was at high level, when acceptance of family life was at low level the negative relationship weakened. The positive relationship between availability which is the sub-dimension of work-related ICT demands and work-life conflict differentiated according to support for family problems which is the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when support for family problems was at high level, availability and work-life conflict had a positive relationship, when support for family problems level decreased the positive relationship between availability and work-life conflict also decreased and when support for family problems was at low level the relationship between availability and work-life conflict became constant. The positive relationship between hassles which is the sub-dimension of work-related ICT demands and work-life conflict differentiated according to acceptance of family life which is the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when acceptance of family life was at high level the positive relationship between hassles and work-life conflict was weaker, when acceptance level decreased the positive relationship between hassles and work-life conflict was stronger. The positive relationship between hassles which is the sub-dimension of work-related ICT demands and work-life conflict differentiated according to opportunity for family life which is the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when opportunity for family life was at high level the positive relationship between hassles and work-life conflict was weaker, when opportunity level decreased the positive relationship between hassles and work-life conflict was stronger. The positive relationship between employee monitoring which is the sub-dimension of work-related ICT demands and work-life conflict differentiated according to acceptance of family life which is the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when acceptance of family life was at high level the positive relationship between employee monitoring and work-life conflict was weaker, when acceptance level decreased the positive relationship between employee monitoring and work-life conflict was stronger. The positive relationship between employee monitoring which is the sub-dimension of work-related ICT demands and work-life conflict differentiated according to support for family problems which is the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when support for family problems was at high level the relationship between employee monitoring and work-life conflict was positive, when support level decreased the positive relationship between employee monitoring and work-life conflict also decreased. The negative relationship between system support which is the sub-dimension of work-related ICT resources and work-life conflict differentiated according to support for family problems which was the sub-dimension of family supportive climate in the workplace; when support for family problems was at high level the relationship between system support and work-life conflict was negative, when support level decreased the negative relationship between system support and work-life conflict also decreased. The positive relationship between work-life balance and psychological well-being differentiated according to resilience; the positive relationship between work-life balance and psychological well-being was stronger for more resilient people and was weaker for less resilient people. The negative relationship between work-life conflict and psychological well-being differentiated according to resilience; the negative relationship between work-life conflict and psychological well-being was stronger for more resilient people and was weaker even remained constant for less resilient people.Item Teknolojik stres faktörlerinin dijital teknolojiyi kullanma niyetine etkisinde dijital teknolojiye güvenin aracılık rolü: Sosyal normların düzenleyici etkisi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Dindoruk, Adem; Basım, H. NejatBu çalışmada, teknolojik stres faktörlerinin bireylerin dijital teknolojileri kullanma niyetine etkisinde, dijital teknolojilere duyulan güvenin aracılık ve sosyal normların düzenleyici rolü incelenmiştir. Araştırmada kurulan modelde yer alan değişkenler arasındaki etkileşimleri tespit edebilmek amacıyla çeşitli hipotezler ileri sürülmüş ve test edilmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden yararlanılmış olup, veri toplama sürecinde kolayda örneklem metodu tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye’de savunma sanayi ve yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlarda görev yapan mühendisler, yöneticiler ve teknik uzmanlar oluşturmaktadır. 434 katılımcıdan anket yoluyla elde edilen veriler üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada SPSS ve AMOS yazılımları kullanılarak değişkenler üzerinde doğrulayıcı faktör, korelasyon, regresyon, aracılık ve düzenleyicilik analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular, teknostresin dijital teknoloji kullanma niyeti üzerinde olumsuz ve anlamlı bir etkisi olduğunu göstermiştir. Bunun yanında dijital teknolojilere duyulan güvenin, teknostres ile teknoloji kullanma niyeti arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal normların, söz konusu ilişkilerde düzenleyici etki yaratarak bireylerin teknolojiye yönelik olumlu tutumlarını güçlendirdiği görülmüştür. Bu sonuçlar, dijital dönüşüm süreçlerinde sadece teknolojik altyapıya değil; aynı zamanda çalışanların psikososyal deneyimlerini dikkate alan uygulamalara da önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulgularının, teknostres, güven ve sosyal norm kavramlarının birlikte değerlendirilmesine ışık tutması ve literatürdeki önemli bir boşluğu doldurması beklenmektedir. Ayrıca, dijital dönüşüm sürecinde çalışanların güven algısını pekiştirecek, sosyal etkileşimleri destekleyecek ve stres faktörlerini azaltacak kurumsal stratejiler geliştirilmesi konusunda uygulayıcılara yol gösterici katkılar sunacağı düşünülmektedir. This study investigates the impact of technological stress factors on individuals’ intention to use digital technologies, focusing on the mediating role of trust in digital technologies and the moderating role of social norms. To test the interactions between the variables in the proposed model, several hypotheses were developed and examined. The research employed a quantitative method, and data collection was conducted through the convenience sampling method. The population of the study consists of engineers, managers, and technical experts working in institutions operating in the defense industry and high-technology sectors in Turkey. Data were collected through surveys from 434 participants, and analyses were performed on this dataset. Using SPSS and AMOS software, confirmatory factor analyses, correlation, regression, mediation, and moderation analyses were conducted on the included variables. The findings revealed that technostress has a negative and significant effect on the intention to use digital technologies. In addition, trust in digital technologies was found to play a partial mediating role in the relationship between technostress and technology use intention. Furthermore, social norms were identified as a moderating factor, strengthening individuals’ positive attitudes toward technology use. These results highlight the importance of not only technological infrastructure but also psychosocial aspects of employees’ experiences during digital transformation processes. It is expected that the findings of this research will shed light on the combined evaluation of technostress, trust, and social norms and fill an important gap in the literature. Furthermore, the study is anticipated to provide practical contributions by guiding managers and practitioners in developing institutional strategies that reinforce trust, enhance social interactions, and reduce stress factors in digital transformation contexts.