Investigating the effects of sensory processing sensitivity and perceived parental acceptance on self-compassion
No Thumbnail Available
Files
Date
2024
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Abstract
Sensory Processing Sensitivity (SPS) is an innate trait characterized by heightened
sensitivity to environmental stimuli and deeper processing of information (Aron & Aron,
1997). This trait has gained considerable research interest due to its implications for geneenvironment
interactions. At the same time, self-compassion has emerged as a key focus of
psychological research, with evidence highlighting its positive effects on well-being. This
study investigated the predictive effects of SPS and perceived parental acceptance on selfcompassion
among adults. The sample consisted of 355 participants, and data were gathered
using a demographic information form, the Highly Sensitive Person Scale (HSPS), the
Parental Acceptance-Rejection Questionnaire Short Form (PARQ/S) and the Self-
Compassion Scale (SCS). Analyses included independent samples t-tests, correlational
analyses, and hierarchical regression analyses across different age groups. Results revealed
that SPS, along with maternal and paternal acceptance, significantly predicted selfcompassion
in the early adulthood group. In contrast, for the middle adulthood group, only
SPS and maternal acceptance were significant predictors of self-compassion. The findings
highlighted the nuanced roles of SPS as a negative influence and parental acceptance as a
positive influence on fostering self-compassion across different developmental stages.
Although middle-aged adults tended to exhibit higher levels of self-compassion, they were
more negatively impacted by their levels of sensitivity compared to early adults. These
results are discussed in relation to existing literature. Duyusal işleme hassasiyeti, iç ve dış kaynaklı uyarıcılara karşı yüksek duyarlılık olarak
tanımlanan kalıtımsal bir mizaç özelliğidir (Aron & Aron, 1997). Bu özellik bireysel bir
farklılık olarak gen-çevre etkileşimleri konusundaki önemi nedeniyle araştırmacıların
ilgisini çekmektedir. Aynı zamanda, öz şefkat kavramı da alanyazındaki güncel
araştırmalarda psikolojik sağlığa etkileri ile öne çıkmaktadır. Mevcut çalışmanın amacı,
duyusal işleme hassasiyeti ve algılanan ebeveyn kabulünün öz şefkat üzerindeki etkilerini
incelemektir. Örneklem, 355 yetişkinden oluşmaktadır ve veriler demografik bilgi formu,
Yüksek Duyarlı Kişi Ölçeği (YDKÖ), Yetişkin Kabul-Red Ölçeği - Kısa Form (Yetişkin
EKRÖ/K) ve Öz-Şefkat Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Hipotezler, demografik özelliklere
göre farklılık gösterme durumunun analizinde t-testi ve yaş grupları için iki ayrı hiyerarşik
regresyon analizi yürütülerek incelenmiştir. Bulgular erken yetişkinlik döneminde uyarıcı
işleme hassasiyetinin, anne ve baba kabulünün öz şefkati anlamlı bir şekilde yordadığını
göstermektedir. Orta yetişkinlik döneminde ise duyusal işleme hassasiyeti ve anne kabulü
öz şefkati yordarken baba kabulünün öz şefkati yordamadığı görülmektedir. Orta yaşlı
bireylerin genç yetişkin bireylere kıyasla daha yüksek öz şefkat seviyeleri sergilemelerine
rağmen, hassasiyet seviyelerinden öz şefkat açısından daha olumsuz etkilendikleri
görülmüştür. Araştırma bulguları ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Description
Keywords
Maternal acceptance, paternal acceptance, self-compassion, sensory processing sensitivity