Sanal çevrede korku duygusu üzerine: Sanal gerçeklik (Vr) ortamında korku temalı deneyim örneği
No Thumbnail Available
Files
Date
2024
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Abstract
Günümüzde dijitalleşme, bilgiye erişimimizi ve algımızı köklü bir şekilde değiştirdi.
Sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) gibi teknolojiler, fiziksel dünyada
mümkün olmayan deneyimleri yaşamamızı sağlıyor. Bu çalışma, sanal gerçeklik ortamında
insanların uyumunu ve sanal çevrenin kullanıcılar üzerindeki etkilerini incelemektedir.
Bu tez, sanal ortamlardaki korku tepkilerinin gerçek dünyadakilerden farklı olup
olmadığını araştırmaktadır. Çalışmanın örneklemini 25 kadın ve 14 erkek katılımcı olmak
üzere 39 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Deneyde, insan-makine ve beyin-bilgisayar
sürekliliğinde katılımcıların sanal ortamlardaki deneyimlerini gerçeklikteki deneyimden
ayırıp ayıramadıkları sorusunun izi sürülmüştür. Çalışmada deney öncesi araştırmacının
kendisinin tasarladığı korku anlatısı içeren bir sanal çevre geliştirilmiş ve sanal gerçeklik
aracıyla bir deney ortamı hazırlanmıştır. Deney sırasında katılımcıların bir sanal çevreye
verdikleri reaksiyonu ölçmek için tansiyon ve nabızları ölçülmüş, deneyim esnasındaki
anlık tepkileri kaydedilmiştir. Çalışmada, sanal çevrede artırılmış gerçeklik ortamındaki
mesajların kullanıcılar üzerindeki etkileri, medya ekolojisi literatürü ekseninde artırılmış
gerçeklik araçlarıyla sanal ortamdaki görünümleri bakımından anlamak ve değerlendirmek
amaçlanmaktadır.
Çalışma aşağıdaki hipotezleri ele almayı amaçlamıştır:
Ho: Sanal gerçeklik ortamında verilen korku tepkileri, gerçek dünyadaki korku
tepkilerinden anlamlı derecede farklı değildir.
H1: Sanal gerçeklik ortamında verilen korku tepkileri, gerçek dünyadaki korku
tepkilerinden anlamlı derecede farklıdır.
Sanal ortamda korku duygusunun tansiyon ve nabız değerleri üzerindeki etkisi
incelenmiştir. Sonuçlar, korkunun büyük tansiyonu artırdığını, ancak bu etkinin cinsiyete
göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Kadınlar ve erkekler arasında küçük tansiyon
ve nabız ölçümlerinde fark olmaması, sanal ortam ile gerçek hayat arasında bir farklılık
olduğunu işaret etmektedir.
Katılımcıların fizyolojik ve davranışsal tepkileri, sanal ortamda yaşanan korku
deneyimlerinin gerçek ve ölçülebilir etkiler yarattığını doğrulamaktadır. Bu bulgular, sanal ortamda korku temalı duygu tetiklemelerinin katılımcıların fiziksel tepkilerini ve
davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir. Ancak, bulguların
genelleştirilebilirliğini artırmak için daha kapsamlı araştırmalar gerekmektedir.
Araştırmanın bulguları, korkunun insanların tutum ve davranışlarını nasıl etkilediğini
anlamak açısından büyük önem taşıyor. Sonuçlar hem akademik araştırmalar hem de pratik
uygulamalar için değerli bilgiler sunmaktadır. Sanal ortamlardaki artırılmış gerçeklik
cihazlarının katılımcılar için kendi kendini idame ettirebilen (otopoietic) bir sistem
oluşturduğu ileri sürülebilir. Katılımcılar, VR gözlüklerini kullanırken kendilerini çevreden
izole ederek ve yalnızca sanal ortamda varlıklarını sürdürmek için gerekli olanı
özümseyerek kendilerine bir ortam yaratırlar. Esasen kendileri ile dış gerçeklik arasında bir
sınır oluşturarak bu sisteme girenleri kontrol ederler. Bu ortamda sanal gerçeklik ile dış
gerçeklik arasındaki sınır ya da zar, duygular ve bunları yansıtan sözel olmayan dil ve
beden dili tarafından oluşturulur. Katılımcıların sanal gerçeklik anlatısına verdikleri anlık
korku dolu tepkilerin yanı sıra beden dilleri ve çığlıkları da sanal ortamdaki korku
ekolojisinin tezahürü olarak görülebilir. Today, the digital revolution has significantly altered our access to information and
our perception. Technologies such as virtual reality (VR) and augmented reality (AR)
allow us to immerse ourselves in scenarios that would be otherwise impossible in the
physical world. This study delves into how individuals adapt to virtual reality
environments and the influence of these environments on our access to information and
perception.
This study explores how individuals adapt to virtual reality environments and the
subsequent impact on users. The research aims to determine whether fear responses in
virtual environments differ from those in real-life scenarios. The study sample comprises
39 volunteers, including 25 females and 14 males. Through these experiments with
volunteer participants, the study seeks to ascertain whether individuals can differentiate
their experiences in virtual environments from their real-life experiences. The study
involved the development of a virtual environment (a bunker) with a fear-inducing
narrative designed by the researcher, which was integrated with a virtual reality tool to
create the experimental environment. Throughout the experiment, participants'
physiological responses, including blood pressure and pulse, were measured to gauge their
reactions to the virtual environment, while their immediate responses during the experience
were recorded. Ultimately, the study seeks to comprehend and evaluate the effects of
messages in the augmented reality environment on users, particularly in terms of their
immersion with augmented reality tools within the framework of media ecology literature.
The study aims to address the following hypotheses:
Ho: Fear responses in a virtual reality environment are not significantly different from
those in the real world.
H1: Fear reactions in the virtual reality environment significantly differ from those in the
real world The effect of the feeling of fear on blood pressure and pulse values in the virtual
environment was examined. The results revealed that fear increased systolic blood
pressure, but this effect differed by gender. The fact that there is no difference in diastolic
blood pressure and pulse measurements between men and women indicates that there is a
difference between the virtual environment and real life.
Participants' physiological and behavioural responses confirm that fear experiences in the
virtual environment create tangible and measurable effects. These findings show that fearthemed
emotional triggers in the virtual environment significantly affect participants'
physical reactions and behaviours. The study indicates that fear-emphasized messages can
be used effectively in many areas, from education to marketing. However, more
comprehensive studies are required to increase the generalizability of the findings.
The study's findings are crucial for understanding how fear affects people's attitudes and
behaviors. The results offer valuable insights for both academic research and practical
applications. It can be argued that augmented reality devices in virtual environments create
a self-sustaining system for participants. When using VR glasses, participants create an
environment for themselves by isolating themselves from their surroundings and only
absorbing what is necessary to sustain their existence in the virtual environment. They
essentially create a boundary between themselves and the external reality, controlling what
enters this system. Within this environment, the boundary between virtual reality and
external reality is formed by emotions and the non-verbal language and body language that
convey them. Participants' immediate fearful reactions to the virtual reality narrative and
their body language and screams can be seen as expressions of the fearful environment in
the virtual setting.
Description
Keywords
Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik, Sanal Çevre, Korku, Medya Ekolojisi