Erişim Şekline Göre Kaynaklar

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/11219

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 31
  • Thumbnail Image
    Item
    Avrupa Birliği, Türkiye ve Terör
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Seren, Merve
  • Thumbnail Image
    Item
    18 nolu Türkiye muhasebe standardına hasılatın oluşumu
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Duman, Fatma Ceyda; Özmen Uysal, Özgür
    Bu çalısmanın amacı, Uluslararası Muhasebe Standartları 18 ve onun resmi tercümesi Türkiye Muhasebe Standartları 18 Hasılat Standardı kapsamında olan mal satıslarında, hizmet sunumlarında ve faiz, isim hakları ve temettülerde, hasılatın dogma zamanı ve miktarını arastırmak, vergi mevzuatımız ve Tekdüzen Hesap Planı uygulaması ile farklılıklarını ortaya koymak, özellikli islemler temelindeki tereddütlerin giderilmesine katkıda bulunmak ve özgün örneklerle anlasılabilirliligini artırmaktır. Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamındaki dönemsellik ve gerçege uygun deger kavramı temelinde hasılatın muhasebelestirilmesi, vergi mevzuatımız ve Tekdüzen Hesap Planını uygulamaları ile farklılıklar arz etmektedir. Bu farklılıkların azaltılması uygulayıcılara büyük kolaylık saglayacaktır. Hasılat Standardı uzun yıllardır revize edilmedigi için, hasılatın muhasebelestirilmesine iliskin güncel tartısmaları yeterince yansıtmamaktadır. Bu nedenle isletmelerin yeni ihtiyaçlarına cevap veremez ya da yeterince rehberlik sunamaz bir duruma gelmistir. Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu son tartısmalar dogrultusunda, hasılatın muhasebelestirilmesine iliskin yeni yaklasımlara paralel olarak Hasılat Standardı’nı yeniden gündemine almıstır.
  • Thumbnail Image
    Item
    FIDIC standart kuralları'na göre hazırlanan milletlerarası inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tahkim
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Kodakoğlu, Mehmet; Özbek, Mustafa
    nsaat sektörünün milletlerarası rekabete açılması ve özellikle kalkınmakta olan ülkelerde gerçeklesen büyük insaat projeleri, gerek malî kaynak temini gerek teknolojik yetersizlik bakımından, farklı devletlere mensup tarafları bir araya getirmektedir. Böylece insaat sözlesmeleri birden fazla hukuk sistemi ile baglantılı hale gelmektedir. Bu nedenle, taraflar, teknik, hukuk, örf ve adet açısından görüs ve anlayıs birligine sahip bulunmamakta, bu da milletlerarası insaat iliskilerinde birçok hukukî sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. nsaat sözlesmelerinin karmasık yapısı ve teknik özelliklerinin fazla olması, uygulamada insaat sözlesmelerinin standart kurallar üzerine oturtulmasına neden olmustur. Bu standart kurallar arasında en çok tercih edileni, Müsavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu (Fédération Internationale des Ingénieurs Conceils, FIDIC) Kuralları’dır. Bu nedenle, tarafların aralarındaki insaat sözlesmesini FIDIC Kuralları’nı esas alarak düzenlemeleri durumunda, taraflara tanınan irade serbestîsi prensibi dâhilinde, söz konusu sözlesmeye FIDIC Kuralları uygulanacaktır. Çalısmamızın konusunu, FIDIC Kuralları’na göre hazırlanan milletlerarası insaat sözlesmelerinden dogan uyusmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesi olusturmaktadır. Temel olarak üç ana bölümden olusan çalısmamızın ilk bölümünde, insaat sözlesmeleri Borçlar Kanunu ve FIDIC açısından degerlendirilmis, FIDIC’in tarihçesi, yapısı ve faaliyeti üzerine kısaca bilgi verilerek FIDIC Kuralları’nın hukuki niteligi üzerinde durulmus, ikinci bölümde, milletlerarası insaat sözlesmelerinden dogan uyusmazlıkların en çok basvurulan çözüm yolu olan tahkim konusu incelenmis ve bu inceleme, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde yapılmıs ve ayrıntılı bir biçimde degerlendirilmis, üçüncü bölümde, insaat sözlesmelerinde yabancılık unsuru ve milletlerarası insaat sözlesmelerine uygulanacak hukuk sorunu ele alınmıs ve yabancı hakem kararlarının MÖHUK kapsamında tanınması ve tenfizine temas edilmistir
  • Thumbnail Image
    Item
    Lirin tarihi: Eski ön asya ve yunan uygarlıklarında kullanılan lirlerin karşılaştırılması
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Helvacı, Zeynep; Erol, Lütfü
    Türkiye’de müzik arkeolojisi çalısmalarının son derece yetersiz olduğu düsüncesinden yola çıkılarak gerçeklestirilen ve lirin tarihini ele alan bu arastırmanın konusu, müzik ve kültür tarihindeki önemleri nedeni ile eski Ön Asya ve Yunan uygarlıkları ile sınırlandırılmıstır. Literatür taramasında müzik bilimi kadar, arkeoloji alanına ait kaynaklar da önemli rol oynamıstır. Arastırmada literatür taramasının dısında, arkeolojik buluntularda yer alan lir betimlemelerinin ve söz konusu uygarlıkların yazılı kaynaklarında yer alan lire iliskin verilerin değerlendirilmesi yöntemi izlenmistir. Arastırma, farklı lir tiplerinin ortaya çıkıs ve gelisim süreçleri ile günümüz Yakın Doğu ve Batı uygarlıklarının kökeninde bulunan kültürler arasındaki dağılım ve yayılımlarını ortaya koymustur. Arastırmanın sonucunda ayrıca müzik tarihinin çözümlenebilmesinde müzik arkeolojisinin önemli katkılarda bulunabileceği tekrar görülmüstür.
  • Thumbnail Image
    Item
    Türk operası'nin gelişim süreci
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Ertekin, Sibel; Okyay, Erdoğan
    Bugün ülkemizde operada bulunulan noktanın sebeplerine göz atılacak olursa, yani seyircisinin belli bir kitleden olustugu düsünülürse bunun bir problem oldugunu inkar etmek güçtür. Dolayısıyla bu problemi yadsıyıp köklerine inmek yerinde olacaktır. Bu tez çalısmasının amacı, bu problemlerin saptanmasına katkıda bulunmaktır. Bu noktada yapılması gereken Türk Operasının dogusuna kadar dönmek ve günümüze kadarki süreci taramaktır. Bu çerçevede yapılacak olan arastırma Türk Operasına katkıda bulunabilecegi gibi, konunun sosyal boyutunu gözler önüne serecek ve yapılmıs olan bu önemli eserlerin ve bu eserleri besteleyen müzik adamlarının tanınmasına yardımcı olacaktır. Bunun için öncelikle “opera” nın dogum ve gelisim sürecini incelemek, aktarmak gerekmistir, paralelinde Batı Operası’na deginmek gerekmistir. Daha sonra Türkiye’ye operanın nasıl girdigini, nasıl tanındıgını anlayabilmek açısından Osmanlı mparatorlugu Dönemi’ne deginilmis ancak, “Türk Operası” nın dogusu Osmanlı’ya degil Cumhuriyet’e tekabül ettiginden Cumhuriyet Dönemi opera ve dolayısıyla Cumhuriyet Dönemi müzik alanındaki çalısmalara deginilmistir. Opera sanatı, Avrupa’da dogusundan günümüze degin soyluların, entelektüellerin ve klasik müzik ugrasıcılarının begeni ve kullanımı dısına çıkamamıs, ancak müzikte ve sahne sanatlarında bir takım yenilikler ve devrimler diye adlandırılabilecegimiz girisimlerle halka ulasabilmistir. Bu yenilikler, devrimler ve halka ulasabilme çabaları sürecinde opera sanatına emek veren uluslardan ve bestecilerinden söz etmek gerekmistir. Bilindigi üzere Cumhuriyet Dönemi Atatürk Devrimleri ile Müzik devrimi atbası gitmistir. Bu devrimlerden Atatürk’ce; milli kültür alanında en önemli deger tasıyan, müzik devrimidir. Çünkü müzik Atatürk’e göre; bir ulusun, bir kültürün, degisimini ve gelisimini, “kendini” ifade etmede en etkili ve seffaf yoldur. “Eger bir ulus müzikte degisimi sindirebiliyorsa, diger degisimleri de kolayca kavrayabilecektir”… Çalısma sonucunda edinilen bulgular ısıgında; bugün hak ettigi ve gerektigi noktada olmayan, Cumhuriyet dönemi olusturulmasında göz ardı edilmeyecek degerde ki sayısız girisim, hayranlık uyandıran bir öngörü ve sanat tutkusuyla harcanan emekler sonucunda III yaratılan Türk Operası, ancak Cumhuriyet’te oldugu gibi istikrarlı, planlı, akılcı ve genis bir vizyonla yola çıkılarak verilen emekler sonucunda tekrar dirilebilir, dirilmelidir…
  • Thumbnail Image
    Item
    Konservatuvar şarkıcılık lisan programlarında solfej eğitiminde izlenen kaynak ve yöntemlerin analizi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Yazan, Evren İdil; Sevgi, Ali
    Bu arastırma, Konservatuvar Sarkıcılık Lisans Programlarında Solfej Egitiminde zlenen Kaynak ve Yöntemlerin Analiz edilmesi amacıyla yapılmıstır. Arastırmanın evreni, programlarında ses egitimi olan konservatuvarlardır. Örneklem, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera-Koro Bölümü, Koro Anasanat Dalı ve Baskent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera-Koro ve Popüler Müzik Sarkıcılıgı Anasanat Dalı Lisans Düzeyi Programlarında görevli solfej ögretim elemanları ile lisans birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf ögrencilerinden olusmaktadır. Arastırmada durum saptamaya yönelik olarak anket uygulaması yapılmıstır. lgili ögretim elemanları ve ögrencilerin solfej egitimindeki kaynak ve yöntemlerin uygulamalarına iliskin görüslerini belirleyen veriler kendilerine uygulanan anketler yoluyla saptanmıstır. Veriler toplanarak islenmis, çözüm ve yorumlarında ise betimsel istatistik yöntemlerden yararlanılmıstır. Belirlenen kurumlarda, solfej egitiminde izlenen kaynak ve yöntemler analiz edilmeye çalısılmıs, elde edilen bulguların ısıgında öneriler getirilmistir.
  • Thumbnail Image
    Item
    Genç Türk bestecilerinin eser yaratma süreçlerinde kullandıkları ritimsel elemanlar
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2007) Bulut, Muzaffer Özgü; Erol, İsmail Lütfü
    Çalışmanın amacı, genç Türk bestecilerinin besteleme sürecinde ritmik yapı oluşturmaya, icraya ve dinleyiciye ilişkin yaklaşımlarını çeşitli açılardan belirlemektir. Bu bağlamda çok sayıda Cumhuriyet Dönemi Türk Bestecisi”, tarihsel yerleri yönüyle ele alınmış ve “Müzikteki Ritmik Yapı” olgusu incelenmiş , bir kısım genç Türk bestecileriyle yapılan derinlemesine görüşmeler yoluyla bu bestecilerin “Eser Yaratma Süreçlerinde Kullandıkları Ritimsel Elemanlar” ve diğer yaklaşımları hakkında veriler elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan bu veriler ışığında sözkonusu bestecilerin ritmik yapı kurgulamada kullandığı yöntemler, müziklerini etkileyen kaynaklar ve çeşitli yaklaşımları hakkında belirli sonuçlara ulaşılmış ve bu sonuçlar yorumlanmıştır. Besteciler arasında anlamlı bir iletişim ağının bulunmaması, araştırmanın diğer önemli bulguları arasında ayrıca ortaya çıkmıştır.
  • Thumbnail Image
    Item
    Marka Tescilinden doğan hakların tüketilmesi ilkesi ve istisnaları
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Karakurt, Yasemin; Vural, Güven
    Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmesi koşuluyla kişi adları dâhil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret olarak tanımlanmıştır. Marka hakkı, marka hakkına dayanılarak üretilen mal ve hizmetlerin üçüncü kişiler tarafından aynı sınıf mal ve hizmetin o marka altında üretim yapmalarını önleme imkânı veren ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve tekelci bir haktır. Marka hakkının kötüye kullanılmasını önlemek üzere oluşturulan sınırlama tüketilme ilkesi olarak anılmaktadır. Marka hakkının tüketilmesi ilkesi, marka sahibi veya onun rızası dâhilinde üçüncü bir kişi tarafından belli bir coğrafi bölgede piyasaya sunulan markalı malların tedavülünün marka hakkına dayanılarak engellenememesini ifade etmektedir. Marka hakkının tüketilme ilkesinin coğrafi sınırını belirleme yönünden ülkesel, bölgesel ve uluslararası tüketilme sistemleri öngörülmüştür. Ülkemizde 556 Sayılı KHK.’nın 13.maddesi ile ülkesel tüketilme ilkesi benimsenmiştir. Buna karşın Yargıtay, kararlarıyla paralel ithalatlara imkân tanıyarak uluslararası tüketilme ilkesini kabul etmektedir. Marka hakkının tüketilmesi ilkesinin uygulanmayacağı haller düzenlenerek bu ilkenin istisnaları öngörülmüştür. Marka sahibinin, malın piyasaya sunulmasından sonra, üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme yetkisi bulunmaktadır.
  • Thumbnail Image
    Item
    Telekomünikasyon alanında rekabet hukuku açısından hakim durumun kötüye kullanılması
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) İmirlioğlu, Dilek; Pınar, Hamdi
    Serbest piyasa ekonomisinin var oldugu ülkelerde rekabetin gerekliligi tartısılmazdır. Rekabet, tesebbüsleri daha kaliteli ve daha düsük fiyatlarla rakiplerinden daha fazla ürün ve hizmet sunmaya yönelten bir süreçtir. Bu sayede ekonomik verimlilik artar ve kaynakların etkin dagılımı saglanır. Böylece refahın artısı toplum genelinde hissedilir. Türk hukuk sisteminde rekabet hukuku konusunu düzenleyen yasa, RKHK'dır. Rekabet hukukunun esas amacı, rekabet düzenini korumaktır. Bu amaç dogrultusunda iki önemli hedefi mevcuttur...
  • Thumbnail Image
    Item
    İlgili rekabet kurulu kararları ışığında çimento sektöründe rekabet sınırlamaları
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Ciba, Çetin Okan; Pınar, Hamdi
    Bu çalısmada, ülkemiz çimento sektöründeki rekabet sınırlamaları, rekabet hukukunda yer alan temel kavramlar ve ilgili Rekabet Kurulu kararları ısıgında incelenmistir. Çalısmada ilk olarak çimento ürününün özellikleri, ülkemizdeki üretim ve üreticiler hakkında kısa bilgiler verilmis, bu çerçevede sektördeki rekabet ortamı degerlendirilmistir. Devamında ise Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi anlamındaki danısıklı iliskiler yolu ile sektördeki rekabetin sınırlanması ve sektörde meydana gelen birlesme ve devralmaların rekabeti sınırlayıcı etkileri incelenmistir. Çimento sektöründe faaliyet gösteren tesebbüsler arasındaki anlasmalar, uyumlu eylemler, tesebbüs birliklerinin karar ve eylemleri gibi danısıklı iliskiler neticesinde sektördeki rekabetin sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bu baglamda, Rekabet Kurulu sektördeki rekabet ortamını korumak amacı ile bir takım sorusturmalar baslatmıs ve bazı sorusturmaların neticesinde özellikle sektörde üretici konumunda faaliyet gösteren bazı tesebbüsler hakkında, oldukça yüksek meblâglarda cezalara hükmetme yoluna gitmistir. Ayrıca sektörde faaliyet gösteren tesebbüsler arasında meydana gelen birlesme ve devralma islemleri neticesinde, rekabetin sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bu bakımdan Rekabet Kurulu tarafından sektördeki birlesme ve devralama islemleri ile ilgili olarak çok sayıda inceleme yapılmıstır. Söz konusu incelemelerin neticesinde, bazen birlesme ve devralma islemlerine izin verilmis, bazen de ilgili islemler sonucunda rekabetin sınırlanacagı kanaatine varılarak izin verilmemistir.