Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
6 results
Search Results
Item İtalyan şan eğitiminin Rus şan eğitimine etkilerinin incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Arat, Merve; Yurdakul, Ahmet MustafaBu araştırma, İtalya’da doğan opera sanatının ve Bel Canto stilinin tarihsel gelişimini; önemli bestecileri, oluşan okulları, pedagojik yaklaşımları ve belirli metotları aktarırken, Rusya’daki şan eğitiminin aynı başlıklar altında hangi aşamalardan geçtiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Rus şan eğitiminin oluşmasında ve gelişmesinde, İtalyan şan eğitiminin pedagojik paradigmalar konusunda önemli yer tutuğunun gösterilmesi ve Türkiye’deki şan öğrencileri için konu ile ilgili bilgi aktarımı sağlanması açısından önemlidir. Araştırma konusu ile ilgiligeniş bir literatür taraması yapılmıştır. İtalya’da doğan opera sanatının, Bel Canto stili ve şan eğitiminin, Rus operalarına, şan stili ve şan eğitimi üzerindeki etkilerine tarihsel sürecin bir yansıması olarak, teorik ve pratik açıdan örnek model oluşturmuşlardır. Ancak Rus geleneğinin bir özelliği olarak, pedagoji ve disiplin, eğitimin ideal bir sentezidir ve şan eğitiminde istikrarlı bir imaj çizmişlerdir. This research covers the historical development of the art of opera and Bel Canto style which born in Italy; while conveying important composers, schools formed, pedagogical approaches and certain methods, it is aimed to examine the stages of vocal education in Russia under the same headings. It is important to show that Italian singing education has an important place in pedagogical paradigms in the formation and development of Russian singing education and to provide information about the subject for Turkish singing students. An extensive literature search was conducted on the reserch topic. As a reflection of the historical process, the effects of the art of opera born in Italy, Bel Canto style and singing education on Russian operas, singing style and singing education, have formed a theoretical and practical model. However, as a feature of the Russian tradition, pedagogy and discipline are an ideal synthesis of education and they have drawn a stable image in singing education.Item Çingene kültürünün romantik dönem bestecilerinin vokal eserleri üzerindeki etkileri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Güney Karagülle, Rengin; Turan, M. KamerhanYüzyıllar süren yolculuklarında gittikleri her bölgenin kültüründen izler taşıyan çingeneler, kuşkusuzdur ki tüm bu ülkelerin kültürleri üzerinde etkiler bırakmış, bu izler; resim, müzik başta olmak üzere sanatın pek çok dalında ilham kaynağı oluşturmuştur. Çingenelerin kökeni hakkında süregelen tartışmalar ve varsayımlar ışığında toplumlar üzerinde bıraktıkları etkiler açıkça gözlemlenebilmektedir. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde çingenelere ait kültürel izler olduğu kesindir. Özellikle 19. Yüzyıl’da Avrupa’ya göç etmiş olan çingene grupları, dönemin karakteristik özelliği olan özgürlük anlayışının da katkısıyla pek çok kültürel etkileşimde bulunabilmiştir. Romantik Dönem Avrupa Müziğinin gelişimine katkı sağlayan bu kültür, sahne sanatlarında da kendine oldukça geniş yer edinebilmiştir. Görselliği ve canlı ruhuyla Romantik Dönem operalarında kendine yer bulan bu kültür, aynı şekilde lied kültürünü de etkilemiştir. İnsan sesinin doğallığı, tıpkı çingene yaşantısı gibi yalın ve içten görülmüş, ayrıca bu çok uzaklardan gelen garip insanların yaşantıları, Avrupa halklarının ilgisini çekmiştir. Çalışmanın konusu özellikle Romantik Dönemde bestelenmiş sözlü şarkılar ve opera eserlerindeki çingene kültürüne ait unsurlardır. 19. Yüzyıl Avrupası’nın politik ve beşerî yapısının özellikle sahne müziği üzerindeki etkilerine değinilerek seçilmiş bestecilerin eserleri incelenmiş, çingene kültürünün zengin yapısının Avrupa müziğiyle nasıl harmanlandığı konusu üzerinde yoğunlaşılmıştır. It is no doubt that Gypsies, bearing the cultural traces of all regions they traveled during their centuries-long journey, had an impact and left their mark on the cultures of each of those countries, becoming a source of inspiration in many branches of art, especially in painting and music. One can clearly track the influence Gypsies had on societies in the light of ongoing discussions and assumptions related to their origins. It is evident that many countries of the world today contain traces of Gypsy culture within themselves. Gypsy groups, particularly those that migrated to Europe during the 19th century were able to engage in many cultural interactions, owing to a conception of freedom which was the characteristic feature of that period. Such culture that made a significant contribution to the development of European Music during the Romantic Period was also successful at gaining ground in the field of performing arts. It attracted considerable attention in the operas of the Romantic Period with its visual quality and picturesque nature and had a similar impact on the Lied culture. The natural quality of the human voice was regarded as plain and genuine just like the world of Gypsies, and the lives of these strange people that came from distant lands sparked the interest of the European people. The subject of this study is the songs that contain lyrics, composed especially during the Romantic Period and the elements of Gypsy culture in operas. The impact the political and human structure of 19th century Europe had, especially on stage music is addressed while the works of select composers are analyzed, and the subject of how the rich structure of Gypsy culture was blended with European music is concentrated on.Item Standart postürün sahne performansına etkisinde opera sanatçılarının görüşlerinin incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Arslan, Polen Yağmur; Yurdakul, Ahmet MustafaBu araştırma opera sanatçılarının standart postürün sahne performanslarına olan etkisi hakkında görüşlerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, opera sanatçılarının görüşlerine ilişkin bir durum saptama olduğundan dolayı betimsel bir çalışmadır. Bu çalışmada opera sanatçılarının görüşlerini incelemeye yönelik olarak 2019-2020 sanat sezonunda Samsun Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından çalışmaya katılmaya onay veren 27 kişiyle ön test yapılmıştır. Ön test sonucunda 20 kişiyle görüşme yapılmıştır. Bunun ışığında opera sanatçılarının standart postür ile şarkı söylemelerinin sahne performansına etkileri hakkında görüşleri kaynak alınarak bulgulara dönüştürülmüştür. Sonuç olarak postürün opera sanatçılarının vokal tekniğine, sahne üzerindeki konforlarına, seyirciye yansıtılan dramaturjiye çok büyük etkisi olduğu ve opera sanatçılarının daha uzun yıllar rahat ve sağlıklı şarkı söyleyebilmeleri ve beden sağlıklarını koruyabilmeleri için standart postürün çok önemli olduğu kanısına varılmıştır. This research aims to examine the views of opera singers about the effect of standard posture on stage performances. The research is a descriptive study, as it is a case study of the views of opera singers. In this study, preliminary testing was conducted with 27 people who approved to participate in the study from Samsun State Opera and ballet artists during the 2019-2020 art season in order to examine the views of opera singers. As a result of the preliminary test, 20 people were interviewed. In light of this, opera singers ' opinions about the effects of standard posture and singing on stage performance have been taken as sources and turned into findings. As a result, your posture, vocal technique opera singers on stage to comfort to the audience, projected to dramaturgy is a huge influence, and for many years, from opera singers to be able to sing comfortable and healthy to preserve their health and physical standard it was concluded that your posture is very important.Item Alman milliyetçiliğinin Richard Wagner'in müziğine etkisi ve "Der Ring Des Nibelungen" operası'nın incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Bıçaklar, Hilal; Yurdakul, Ahmet Mustafa16. yüzyılda Floransa’da doğan opera, süratle Avrupa’nın geri kalanına yayılmıştır. 19. yüzyılda da operanın merkezi İtalya ve Fransa olarak görülüyordu. Opera evlerinin açılması nedeniyle, ilk başlarda sadece aristokratlar ve elitler için olan opera, halka açılmış ve bir endüstri haline gelmiştir. Tiyatroya gelen halk, sahnedeki şarkıcının hünerlerini görmek istiyordu. Tiyatroya giriş ücretli olduğundan, sanat endüstriyelleşmeye başlamıştı. Bu nedenle, sahneye konan eserlerin kalitesinde düşüş görülüyordu. Dönemin bestecileri, sanatçının hünerlerini göstermesi için eserler besteliyorlardı. Dramatik akışın önemi besteciler tarafından göz ardı edilmişti. Alman operasının en önemli temsilcilerinden biri olan Richard Wagner, bu popülerleşmeye karşı çıkarak, bu durumun önüne geçmek için bazı teoriler üretmiştir. Bir takım makaleler kaleme alarak, bu fikirlerini paylaşmıştır. Sadece müzik alanında makaleler yazmakla kalmamış, aynı zamanda politik ve daima Alman kimliğini, Alman ırkının üstünlüğünü savunan Yahudi karşıtı görüşlerini de aktaran makaleler de yazmıştır. Wagner, ortaya attığı çoğu teorilerini eserlerinde de kullanmıştır. Özellikle, Der Ring des Nibelungen Operası bu anlamda çok önemli bir yapıtıdır. Bu araştırmanın amacı, müzik tarihinde devrimci yenilikler yapan Richard Wagner’in olgunluk döneminin en önemli eseri varsayılan Der Ring des Nibelungen Operası’nın incelenip, yaşamı boyunca ortaya attığı gerek milliyetçi fikirlerini gerekse müziğe getirdiği devrimci özellik taşıyan fikirlerini, Leitmotif’ler ile Der Ring des Nibelungen Operası’na nasıl ve ne ölçüde yansıttığıdır. Araştırma genel tarama modelinde olup; durum tespitine yönelik temel araştırma düzeyinde anlama ve açıklama niteliğinde bir çalışmadır. Yapılan çözümlemeler sonucunda, Wagner’in Alman milliyetçiliği algısının müziğine etkisi ve müzik tarihine kazandırdığı kavramlar açıklanmıştır. Bunlara ek olarak, olgunluk döneminin en önemli eseri olan Der Ring des Nibelungen Operası’nda yoğun şekilde Leitmotif kullanımına dair bulgular elde edilmiş ve önemli olan bazı motifler yorumlanmıştır. The opera, which was born in Florence in the 16th century, rapidly spread to the rest of Europe. In the 19th century, Italy and France were seen the center of the opera. Due to the opening of opera houses, the opera, which was initially only for aristocrats and elites, was opened to the public and became an industry. The people who come to the theater want to see the virtuosity of the singer. Consequently, art has started to industrialize as a result of selling tickets. Therefore, the quality of the works put on stage has begun to decline. Composers of the period composed works in order to show the artist's skills. The importance of the dramatic flow was disregarded by composers. Richard Wagner, one of the most important representatives of German opera, opposed this popularization and produced some theories to prohibit this situation. He put down on paper these ideas and has written a number of articles. Wagner not only wrote articles in the field of music, but also wrote articles that conveyed his political ideas and his anti-Jewish views, always defending the German identity and the superiority of the German race. Wagner has also used many of his theories in his compositions. In particular, Der Ring des Nibelungen is a very important work in this sense. The purpose of this research is to analyze the opera Der Ring des Nibelungen which is seen as the most important composition of the maturity period of Richard Wagner, who made revolutionary innovations in the history of music, and to reveal how and to what extent the composer reflects his nationalist ideas and his revolutionary musical ideas which he brought to music, through the leading motifs to the opera of the Der Ring des Nibelungen. The research is in the general survey model. It is an understanding and explanation study for the determination of the basic research level. As a result of the analysis, the influence of Richard Wagner's perception of German Nationalism on the music and the concepts that he brought to the history of music are explained. In addition to these, some findings that have shown the intense use of leading motifs were obtained in the Der Ring des Nibelungen, which is the most important composition of the maturity period of the composer, and some important motifs were interpreted.Item Romatik dönem: Devrimler çağı ve opera(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Öner, Ekin; Turan, M. Kamerhan“Romantizm” kelimesi İngiltere’de 1659 gibi erken bir tarihte kullanılmıştır. İngiliz şairlerin Fransız Devrimi’ne hayranlıkları bilinmektedir. Romantik şiirin temsilcisi olan İngiliz şairler, Göl Bölgesi (Lake District) olarak adlandırılan bir bölgede yaşamaktaydılar ve burası ile anılır olmuşlardı. Romantizm kelimesini bugünkü anlamına en yakın şekilde ilk olarak kullanan kişi Jean Jacque Rousseau’dur. Rousseau, bir eserinde Bienne gölünü anlatırken, anlattığı yerin “romantik bir yer” olduğunu söyler. Fransız Akademisi, buradan hareketle kavramı 1789’da, “Romantik, umumiyetle insana şiirlerdeki ve romanlardaki manzaraları tahayyül ettiren yerlere denir.” Şeklinde tarif etmiştir. 19. yüzyıla kadar kullanılmayan Romantizm terimini müzik tarihinde ilk kullanan kişi ise, Alman yazar ve besteci Ernst Theodor Amadeus Hoffmann olmuştur. Romantik dönemin ilk operalarından biri olarak kabul edilen “Undine” ile tanınan Hoffmann, romantizm kelimesini ilk kez 1813 yılında Ludwig Van Beethoven’in eserlerini incelediği bir makalesinde kullanmıştır. Romantik dönem müziğinin tarihsel aralığının belirlenmesi konusunda fikir birliği bulunduğu söylenemez. Genel hatları itibariyle 1830- 1910 yılları arasında hüküm sürdüğü söylenebilecek olan müzikte Romantik dönemi özellikle Alman kökenli müzikbilimciler, Erken Romantizm (1800-1830) Yüksek Romantizm (1830-1860), Geç Romantizm (1860-1910) başlıkları altında inceleme yoluna giderler. Romantik Dönem ve bestecilerinin incelenmesi, Fransız operası ve bu dönemin ruhunun ve sanatının ortaya çıkışı, özellikle sanatçılarının kimler olduklarına, eserlerine, bu eserlerde çağdaşlarından farklı olarak ortaya neler koyduklarına ve neoklasik dönemden romantik döneme geçiş süresince yaşanan olayları göz önünde bulundurarak bu sanatsal anlayışın nasıl başladığına değinilmektedir. Bu çalışmanın önemi, konuyla ilgili yapılacak araştırmalarda kaynak niteliği taşıyabilecek olması düşünülmektedir. The word “Romanticism” was used in England as early as in 1659. The admiration of English poets for the French Revolution is something that is known widely. English poets, who are the representatives of Romantic poetry used to live in the area called “Lake District” and they used to be mentioned by this place. The person who used the word “Romanticism” in the closest to its contemporary meaning, was Jean Jack Rousseau. In one of his works while depicting Bienne lake, Rousseau states that it was “a romantic place”. Starting from this point, the French Academy defined the concept as follows; “Romantic means places that are typically described in poems and novels.” And the first person to use the term “Romanticism” - which was not in use until the 19th century - was German writer and composer Ernst Theodor Amadeus Hoffman. Hoffman who was famous for “Undine” which is considered to be one of the first operas of the Romantic Era, used the adjective “romantic” for the first time in 1813, in his article in which he analyzed the compositions of Ludwig Van Beethoven. It cannot be said that there is a consensus regarding the distinction of historical periods for the music of the Romantic Era. The Romantic Era music, the domination of which in general sense, could be said to be between 1830-1910 was studied by musicologists, particularly by musicologists of German origin, under the following headings; Early Romanticism (1800- 1830) High Romanticism (1830-1860) and Late Romanticism (1860-1910). Feeling the need for explaining the fundamental reasons behind the emergence of the Romantic Era and its composers, particularly French opera, as well as the art and the spirit of that period, this study attempts to commentate on those artists, their works, on what they did that distinguished them from their contemporary artists, including certain events that occurred during the transition from neoclassic to romantic period. The importance of this study is that this study may serve as a resource in the researches to be conducted regarding this topic.Item Türk operası'nin gelişim süreci(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Ertekin, Sibel; Okyay, ErdoğanBugün ülkemizde operada bulunulan noktanın sebeplerine göz atılacak olursa, yani seyircisinin belli bir kitleden olustugu düsünülürse bunun bir problem oldugunu inkar etmek güçtür. Dolayısıyla bu problemi yadsıyıp köklerine inmek yerinde olacaktır. Bu tez çalısmasının amacı, bu problemlerin saptanmasına katkıda bulunmaktır. Bu noktada yapılması gereken Türk Operasının dogusuna kadar dönmek ve günümüze kadarki süreci taramaktır. Bu çerçevede yapılacak olan arastırma Türk Operasına katkıda bulunabilecegi gibi, konunun sosyal boyutunu gözler önüne serecek ve yapılmıs olan bu önemli eserlerin ve bu eserleri besteleyen müzik adamlarının tanınmasına yardımcı olacaktır. Bunun için öncelikle “opera” nın dogum ve gelisim sürecini incelemek, aktarmak gerekmistir, paralelinde Batı Operası’na deginmek gerekmistir. Daha sonra Türkiye’ye operanın nasıl girdigini, nasıl tanındıgını anlayabilmek açısından Osmanlı mparatorlugu Dönemi’ne deginilmis ancak, “Türk Operası” nın dogusu Osmanlı’ya degil Cumhuriyet’e tekabül ettiginden Cumhuriyet Dönemi opera ve dolayısıyla Cumhuriyet Dönemi müzik alanındaki çalısmalara deginilmistir. Opera sanatı, Avrupa’da dogusundan günümüze degin soyluların, entelektüellerin ve klasik müzik ugrasıcılarının begeni ve kullanımı dısına çıkamamıs, ancak müzikte ve sahne sanatlarında bir takım yenilikler ve devrimler diye adlandırılabilecegimiz girisimlerle halka ulasabilmistir. Bu yenilikler, devrimler ve halka ulasabilme çabaları sürecinde opera sanatına emek veren uluslardan ve bestecilerinden söz etmek gerekmistir. Bilindigi üzere Cumhuriyet Dönemi Atatürk Devrimleri ile Müzik devrimi atbası gitmistir. Bu devrimlerden Atatürk’ce; milli kültür alanında en önemli deger tasıyan, müzik devrimidir. Çünkü müzik Atatürk’e göre; bir ulusun, bir kültürün, degisimini ve gelisimini, “kendini” ifade etmede en etkili ve seffaf yoldur. “Eger bir ulus müzikte degisimi sindirebiliyorsa, diger degisimleri de kolayca kavrayabilecektir”… Çalısma sonucunda edinilen bulgular ısıgında; bugün hak ettigi ve gerektigi noktada olmayan, Cumhuriyet dönemi olusturulmasında göz ardı edilmeyecek degerde ki sayısız girisim, hayranlık uyandıran bir öngörü ve sanat tutkusuyla harcanan emekler sonucunda III yaratılan Türk Operası, ancak Cumhuriyet’te oldugu gibi istikrarlı, planlı, akılcı ve genis bir vizyonla yola çıkılarak verilen emekler sonucunda tekrar dirilebilir, dirilmelidir…