Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
4 results
Search Results
Item Obez bireylerin insülin ve D vitamini düzeyleri ile beslenme alışkanlıkları ve duygu durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Günaldı, Sevil Dilara; Müftüoğlu, SelenBu çalışma; Beden Kütle İndeksi (BKİ)<25 ve BKİ≥25 olan bireylerin insülin ve D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesi, beslenme alışkanlıklarının incelenmesi ve duygu durumu ile arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Aralık 2019 – şubat 2020 tarihleri arasında Dyt. Sevil Dilara Günaldı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı‘na başvuran ve çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 19-65 yaşları arasında 121 kadın, 49 erkek olmak üzere toplam 170 kişi üzerinde yapılmıştır. Gebe ve gebelik planlayan kadınlar çalışma dışında tutulmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından; genel özelliklerini ve beslenme alışkanlıklarını değerlendirmek için anket formu, Besin Tüketim Sıklık Formu, Yeme Tutumu Testi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (Kısa Form) ve Boratav Depresyon Tarama Ölçeği-Bordepta uygulanmıştır. Bireylerin yaş ortalaması 34.96±9.61 yıl olarak belirlenmiş ve %88.8‘inin kronik hastalığı/hastalıkları bulunmaktadır. Katılımcıların %23.2‘sinin düzenli olarak ilaç kullandığı, %77.3‘ünün D vitamini takviyesi aldığı saptanmıştır. Bireylerin %45.3‘ü normal vücut ağırlığına sahipken %29.4‘ü hafif şişmandır. Günlük enerji alımlarının ortanca değerlerinin; BKİ<25 olan bireylerde 1610.91 kkal, BKİ≥25 olan bireylerde 1808.46 kkal olduğu saptanmış ve gruplar arasındaki farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0.05). BKİ≥25 grubundaki bireylerin BKİ<25 grubundaki bireylere göre günlük diyetle enerji, makro ve mikro besin ögeleri alımlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Günlük diyetle bireylerin tamamının önerilenin altında folik asit aldığı; sadece BKİ<25 grubundaki bireylerin tiamin düzeylerinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %2.4‘ünün yeme tutum puanı, %58.8‘inin ise duygu durum bozukluğu açısından risk altında olduğu; %61.8‘inin minimum aktif olduğu saptanmıştır. Bireylerin %58.8‘inin Bordepta puanı duygu durum bozukluğu riskini belirten 5 puan ve üzerinde olduğu saptanmış, BKİ grupları açısından bu sonuçlar istatiksel düzeyde anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Ancak sıklık açısından değerlendirildiklerinde sonuçlar önemli görülmüştür. Katılımcıların yeme tutumu ile duygu durum düzeyleri arasında; duygu durum düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında; fiziksel aktivite düzeyleri ile yeme tutumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, bireylerin vücut ağırlığı yönetiminde insülin ve D vitamini seviyeleri ile beslenme alışkanlıkları ve duygu durum düzeyleri açısından değerlendirilmeleri ve takip edilmeleri gerektiğini göstermektedir. Elde edilen bu sonuçlar yeni çalışmalar ile desteklenmelidir. The aim of this study was to evaluate evaluation of insulin and vitamin D levels of individuals with Body Mass Index (BMI)<25 and BMI≥25, examination of nutritional habits and evaluation of their relationship with mood. The study was completed with between December 2019 and February 2020, 170 people, 121 female and 49 male, aged 19-65 years, who were admitted to Dyt. Sevil Dilara Günaldı Nutrition and Diet Consultancy. Pregnant women and women planning pregnancy were excluded from the study. The participants were informed by the researcher; Food Consumption Frequency Form, Eating Attitude Test, International Physical Activity Questionnaire (Short Form) and Boratav Depression Screening Scale-Bordep were applied to question the general characteristics and eating habits. The mean age of the participants was 34.96±9.61 years and 88.8% have chronic diseases. It was determined that 23.2% of the participants regularly used medication and 77.3% took vitamin D supplements. While 45.3% of the individuals have normal body weight, 29.4% are slightly obese. Median values of daily energy intake; It was found to be 1610.91 kcal in individuals with BMI<25 and 1808.46 kcal in individuals with BMI≥25, and the difference between the groups was statistically significant (p<0.05). Individuals in the BMI≥25 group were found to have higher energy, macro and micronutrient intakes with daily diet than those in the BMI<25 group. All individuals take folic acid below the recommended daily diet; On the other hand, it was determined that only individuals in the BMI<25 group received less than the recommended thiamine. 2.4% of the participants are at risk in terms of eating attitude score and 58.8% are at risk in terms of mood disorder; It was determined that 61.8% of them were minimum active. It was determined that 58.8% of the individuals had Bordepta score of 5 and above, indicating the risk of mood disorders, and these results were not statistically significant in terms of BMI groups (p>0.05). However, when evaluated in terms of frequency, the results were found to be significant. Between the eating attitude and mood levels of the participants; between mood levels and physical activity levels; It was found that there is a significant relationship between physical activity levels and eating attitude. In conclusion, this study shows that individuals should be evaluated and followed up in terms of insulin and vitamin D levels, nutritional habits and mood levels in body weight management. These results should be supported with new studiesItem Yetişkinlerde D vitamini ve elektrolitlerin depresyon ile olan ilişkisinin incelenmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Karakaş, Elif; Türker, Perim FatmaBu çalışmada yetişkinlerde D vitamini ve sodyum, potasyum, kalsiyum gibi elektrolitlerin depresyon ile ilişkisini değerlendirmek ve depresyon ile ilişkili olabilecek beslenme ile ilgili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Şubat 2019-Kasım 2019 tarihleri arasında Kastamonu Devlet Hastanesi dahiliye polikliniğine başvuran 82 (%69.5) kadın ve 36 (%30.5) erkek olmak üzere toplam 118 yetişkin birey dahil edilmiştir. Bireylerin sosyo-demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin 24 saatlik besin tüketim sıklığı kayıtları değerlendirilmiş ve antropometrik ölçümleri alınmıştır. Biyokimyasal bulguları, rutin olarak istenen bulguların yer aldığı otomasyon sisteminden kaydedilmiştir. Bireylerin depresyon durumu Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile belirlenmiş ve katılımcılar Beck Depresyon Ölçeği skoru ≥17 olan 41 birey ve Beck Depresyon Ölçeği skoru <17 olan 77 birey olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Bireylerin yaş ortalaması 33.89±10.07 yıl (BDÖ ≥17 olan bireyler:33.65±10.47 yıl, BDÖ <17 olan bireyler:34.02±9.91 yıl) olarak belirlenmiştir (p>0.05). BDÖ ≥17 grubundaki kadın bireylerin 6.45±13.04 μg, erkek bireylerin 5.99±10.13 μg, BDÖ <17 grubundaki kadın bireylerin 6.62±23.27, erkek bireylerin ise 5.96±15.09 μg D vitamini aldıkları belirlenmiştir(p>0.05). BDÖ ≥17 ve BDÖ <17 gruplarındaki kadın ve erkek bireylerin günlük diyetleri ile referans değerlerin altında D vitamini aldıkları tespit edilmiştir. Grupların günlük diyetle sodyum, potasyum ve kalsiyum alımlarında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Günlük diyetle sodyum alımı BDÖ ≥17 grubundaki kadın bireylerde referans değerin altında iken erkek bireylerde referans değerin üzerindedir. BDÖ <17 grubunda ise kadın ve erkek bireylerde önerilen düzeyin üzerinde aldıkları tespit edilmiştir. Günlük diyetle potasyum ve kalsiyum alımlarının ise her iki gruptaki kadın ve erkek bireyler için önerilen düzeylerin altında olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin serum 25-hidroksi Vitamin D (25-OHVitamin D) ortalama değeri BDÖ ≥17 grubu için 13.79±7.83 ng/mL, BDÖ <17 grubu için 12.14±9.18 ng/mL’dir (p>0.05). Bireylerin serum sodyum değerleri ortalaması BDÖ ≥17 grubu için 140.40±2.10 mEq/L, BDÖ <17 grubu için 140.48±1.95 mEq/L, serum potasyum değerleri ortalaması BDÖ ≥17 grubu için 4.61±0.31 mEq/L, BDÖ <17 grubu için 4.47±0.28 mEq/L ve serum kalsiyum değerleri ortalaması BDÖ ≥17 grubu için 9.12±0.35 mg/dL, BDÖ <17 grubu için 9.21±0.39 mg/dL olarak saptanmıştır (p>0.05). Diyet ile alınan günlük D vitamini ile serum 25-OH Vitamin D düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptanmıştır (p<0.05).Serum hemoglobin ve hematokrit değerleri açısından, her iki parametrenin BDÖ ≥17 grubunda BDÖ <17 grubuna kıyasla anlamlı şekilde düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Depresyon ile ilişkili olduğu varsayılan D vitamini ile sodyum, potasyum, kalsiyum gibi elektrolitlerin ve diğer tüm vitamin ve minerallerin eksikliğinin görülmemesi ve her besin ögesi açısından tam bir yeterlilik sağlanması, bedensel ve ruhsal her yönden sağlığın devamlılığı için multidisipliner yaklaşımda kişiye özgü beslenme tedavisinin uygulanması ve gerekli yaşam tarzı değişikliklerinin yapılması önemlidir.In this study, it was aimed to evaluate the relationship between vitamin D and electrolytes such as sodium, potassium, calcium in adults with depression and to examine nutritional factors that may be associated with depression. A total of 118 adult individuals, 82 (69.5%) women and 36 (30.5%) men, who applied to the Internal Medicine Policlinic of Kastamonu State Hospital between February and November 2019, were included in the study. Socio-demographic characteristics, nutritional habits and physical activity status of individuals were recorded in the questionnaire. 24-hour food consumption frequency records of individuals were evaluated and anthropometric measurements were taken. Biochemical findings were recorded from the automation system, where the routine findings were routinely requested. Depression status of individuals was determined by Beck Depression Scale and participants were divided into two groups as 41 individuals with Beck Depression Scale score ≥17 and 77 individuals with Beck Depression Scale score <17. The average age of the individuals was 33.89±10.07 years (individuals with BDI ≥17: 33.65±10.47 years, individuals with BDI <17: 34.02±9.91 years) (p> 0.05). It was determined that female individuals in the BDI ≥17 group received 6.45±13.04 μg, male individuals 5.99±10.13 μg, female individuals in the BDI<17 group received 6.62 ± 23.27 and male individuals received 5.96±15.09 μg vitamin D (p> 0.05). It was found that male and female individuals had BDI ≥17 and BDI <17 groups received vitamin D below their reference values with their daily diets. There was no statistically significant difference in groups' daily intake of sodium, potassium and calcium (p> 0.05). While daily consumption of sodium is below the reference value in female individuals in the BDI ≥17 group, it is above in male individuals. In the BDI <17 group, it was determined that they received above the recommended level in both men and women. On the other hand, it was found that potassium and calcium intakes were below the recommended levels for both male and female individuals in both groups. The mean value of serum 25-hydroxy Vitamin D (25-OH Vitamin D) of the individuals participating in the study was 13.79±7.83 ng / mL for the BDI ≥17 group and 12.14±9.18 ng / mL for the BDI<17 group (p> 0.05). The mean serum sodium values of individuals were 140.40±2.10 mEq/L for the BDI ≥17 group, 140.48±1.95 mEq/L for the BDI<17 group, the mean of serum potassium values was 4.61±0.31 mEq/L for the BDI ≥17 group 4.47±0.28 mEq/L and serum calcium values were determined as 9.12±0.35 mg/dL for the BDI ≥17 group and 9.21±0.39 mg/dL for the BDI <17 group (p> 0.05). There was a significant positive correlation between daily vitamin D taken with diet and serum 25-OH Vitamin D levels (p <0.05). In terms of serum hemoglobin and hematocrit values, both parameters were found to be significantly lower in the BDI ≥17 group compared to the BDI <17 group (p <0.05). Depending on depression, the lack of vitamin D, electrolytes such as sodium, potassium, calcium and all other vitamins and minerals, and providing a complete qualification in terms of each nutrient element, applying personalized nutritional therapy in a multidisciplinary approach and necessary for the continuity of health in all aspects, it is important to make lifestyle changes.Item D Vitamini eksikliği olan hastalarda saf ses odyometri, multifrekans timpanometri , geçici uyarılmış otoakustik emisyon (teoae) işitmenin değerlendirmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Çayırgan, Tuğçe; Erbek, Selim S.Amaç : D vitamini, yağda eriyen vitaminler arasında yer alan ve uygun biyolojik ortamlarda vücut tarafından sentezlenebilen, hem hormon hem de hormon öncüleri olan bir çeşit steroldür. Kalsiyum , fosfor metabolizması ve kemik mineralizasyonunda önemli rol oynadığı bilinmektedir. D vitamini yetersizliği ve eksikliğinin, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, metabolik hastalıklar, otoimmün hastalıklarla ve daha bir çok hastalıkla ilişkisi bulunmuştur. Daha önce D vitamini eksikliğinde işitme kaybını gösteren çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışmada D vitamini eksikliğinin işitme kaybı üzerinde etkisi daha detaylı testlerle araştırılacaktır. Bu şekilde D vitaminin iç kulak ve işitme sistemi üzerine etkisinin ortaya çıkarılması beklenmektedir. Bireyler ve Yöntem : Çalışmaya son 6 ay içinde yaptırdığı biyokimyasal analizler sonucu D vitamini eksikliği tanısı almış 30 birey ve D vitamini yeterliliği tanısı almış 30 birey olmak üzere 18 - 60 yaş arası iki grup hasta alınmıştır. Çalışmaya dahil edilme kriterleri şöyle belirlenmiştir ; çalışmadan önce herhangi bir odyolojik rahatsızlık hikayesi olmayanlar, açık ve ya kapalı kafa travma öyküsü olmayanlar, D vitamini eksikliği tanısından sonra D vitamini takviyesi almaya başlamayanlar. Kontrol grubuna ise otoskopik muayenesi normal, ve son 6 ay içinde yaptırdığı test sonuçlarına göre D vitamini seviyeleri 26,02 ng/mL ve üzeri olan bireyler alınmıştır. Elde edilen verilerin analizi için IBM Statistics SPSS17 istatistik programı kullanılmıştır. Bulgular : Çalışmaya katılan D vitamini eksikliği tanısı almış bireylerin yaş ortalaması 32,30 ± 11,74 yıl olarak bulunmuştur. D vitamini yeterliliği tanısı almış bireylerin ise yaş ortalaması 39,70 ± 14,47 yıl olarak bulunmuştur. D vitamini eksikliği tanısı almış bireylerin ortalama D vitamini miktarı 12,28 ± 5,27 ng / mL iken Çalışmaya katılan tüm bireyler için normal tip timpanogram saptanmıştır (Tip A). Odyogram ve TEOAE sonuçlarına bakıldığında hem sağ hem de sol kulak için test edilen hiçbir frekansta istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır. Objective : Vitamin D is a both fat-soluble vitamin and hormone and hormone precursor sterols which can be synthesized endogenoulsy in suitable conditions. It is known to play an important role in calcium , phophorus metabolism and bone mineralization. Vitamin D deficiency have been associated with cardiovascular diseases , cancer, metabolic diseases, autoimmune diseases and many other diseases. Previous studies showing hearing loss in vitamin D deficiency are limited. Therefore, in this study, the effect of vitamin D deficiency on hearing loss will be investigated with more detailed tests. Expected to find out the effect of vitamin D in the inner ear hearing functions in this way. Individuals and Methods: As a result of the biochemical analyzes performed in the last 6 months, 30 individuals diagnosed with vitamin D deficiency and 30 individuals are diagnosed with vitamin D adequacy were included in the study. Inclusion criteria for participants are as follows ; those with a history of any audiological disease before the study are excluded, people with a history of open or closed head injury are excluded, those who start taking vitamin D supplements after diagnosis of vitamin D deficiency are excluded. In the control group, individuals with normal otoscopic examination, no history of head injury, and vitamin D levels above 26,02 ng / mL were included in the last 6 months. IBM Statistics SPSS 17 statistical program was used for the analysis of the data obtained. Results: The average age of individuals who is diagnosed with vitamin D deficiency is 32,30 ± 11,74 years. The average age of individuals who is diagnosed with vitamin D adequacy is 70 ± 14,47 years. The average level of vitamin D in individuals who is diagnosed with vitamin D deficiency is 12,28 ± 5,27 ng / mL and the average level of vitamin D in individuals who is diagnosed with vitamin D adequacy is 31,14 ± 3,79 ng/ mL . All individuals who is participated in this study has normal type tympanogram (Type A) . As conclusion of pure tone audiometry and TEOAE results, no statistically significant difference was found in any frequency tested for both right and left ear.Conclusion : Our findings do not show that vitamin D deficiency leads to the presence of auditory dysfunction that can be detected by pure tone audiometry and TEOAE tests.Item Konya'da yaşayan 20-65 yaş arasındaki kadınların geleneksel yaşam tarzları beslenme alışkanlıklarının serum d vitamini düzeylerine etkisi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Çağlar İpek, Pınar; Kızıltan, GülBu çalışmada, Konya bölgesinde yaşayan ve yaşları 20-65 yıl arası kadınların beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzları, antropometrik ölçümleri ve bazı biyokimyasal bulguları ile serum D vitamini düzeyleri arasında ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Konya Başkent Araştırma ve Uygulama Hastanesi Endokrin ve Dahiliye polikliniklerine Eylül 2014 ve Kasım 2014 tarihleri arasında başvuran 20-65 yaş arası gebe olmayan 75 kadın dâhil edilmiştir. Kronik böbrek hastalığı, kronik karaciğer hastalığı, kanser, troid fonksiyon bozukluğu olan, safra kesesi taşı bulunan veya safra kesesi alınmış, D vitamini ek tedavisi alan veya herhengi bir multivitamin desteği alanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bireylerin sosyodemografik özellikleri, fiziksel aktivite durumları ve beslenme alışkanlıkları anket formu ile sorgulanmıştır. Bireylerin beslenme durumları besin tüketim sıklığı formu ile belirlenmiştir. Bireylerin antropometrik ölçümleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bel çevresi, kalça çevresi, üst orta kol çevresi ) alınmış, vücut bileşimi ölçülmüş, bazı biyokimyasal parametreleri (açlık kan glikozu, toplam kolesterol, HDL-kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserit, alanin aminotransferanz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), troid uyarıcı hormon (TSH), kalsiyum, fosfor, B12 vitamini, ferritin, paratiroid hormon (PTH), D vitamini) analiz edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 38.00±10.26 yıldır ve beden kütle indeks (BKİ) ortalaması 29.34±4.68 kg/m2’dir. Beden kütle indeksi gruplamasına göre bireylerin % 10.7’sinin normal (BKİ=18.5-24.9 kg/m2), %50.7’sinin hafif şişman (BKİ=24.9-29.9kg/m2) ve %38.6’sının şişman (BKİ≥30kg/m2) olduğu belirlenmiştir. Kadınların serum D vitamini düzeyi ortalaması 14.02±7.61 ng/mL’dir. Kadınların %62’sinin serum D vitamini düzeyinin eksik (≤20ng/mL), %36.7’sinin ise D vitamini düzeyinin yetersiz (20-30ng/mL) olduğu saptanmıştır. Serum D vitamini düzeyi eksik olan katılımcıların BKİ ölçümlerinin yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kapalı giyinen kadınlarda D vitamini eksikliği görülme sıklığının (%46.8’inin) normal giyinen kadınlara göre daha fazla (%33.8’i) olduğu bulunmuştur (p<0.05). Kadınların biyokimyasal parametreleri ve serum D vitamini düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, serum paratroid hormon düzeyleri ile serum D vitamini düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Kadınların medeni durum, eğitim durumları gibi bazı sosyodemografik özellikleri ile güneşten yararlanma süreleri ve beslenme alışkanlıkları ile serum D vitamini düzeyi arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemişken (p>0.05), yaş, giyim tarzı ve ten rengi ile serum D vitamini düzeyleri arasında istatistiksel açıdan önemli ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, kadınlarda serum D vitamini düzeyi ile yaşam tarzı arasında önemli ilişkiler bulunmakta, D vitaminin yetersizliğinin önlenmesinde bu durumlar göz önünde bulundurulmalıdır. This study aimed to determine the relationship between nutritional habits, lifestyles, anthropometric measurements, and some biochemical findings and serum vitamin D levels of women aged between 20 to 65 living in Konya region. A total of 75 nonpregnant women aged between 20-65 years, who applied to the endocrine and internal medicine outpatient clinics of Konya Başkent Research and Application Hospital between September 2014 and November 2014, were included in the study. Patients with chronic kidney disease, chronic liver disease, cancer, thyroid dysfunction, gallbladder stone, whose gallbladder is removed, who received additional vitamin D supplementation or any other multivitamin support were excluded. Sociodemographic characteristics, physical activity status and dietary habits of the individuals were determined with a questionnaire. Nutritional status of individuals was determined by a food frequency questionnaire. Anthropometric measurements were taken, and some biochemical parameters were analyzed. The mean age of the participants was 38 ± 10.26 years. According to body mass index (BMI) classification, 10.7% of individuals were "normal" (BMI=18.5-24.9 kg / m2), 50.7% were "overweight" (BMI= 24.9-29,9kg / m2) and 38.6% were "obese" (BMI≥30kg / m2). The mean value of serum vitamin D was 14.02 ± 7.61 ng/mL. Serum vitamin D levels were defined as "deficient" (≤20ng/mL) in 62 % of the participants, "insufficient" (20-30ng/mL) in 36.7% and ̋sufficient̏ (≥30ng/mL) in 1.3% of the participants. It was determined that BMI measurements of the participants who had either "deficient" or "insufficient" serum vitamin D were higher than normal (p<0.05). The results also revealed that the degree of deficiency in vitamin D was proportional to the increase in BMI. In terms of dressing style, 46.8% of women in closed clothing had a subnormal level of vitamin D whereas the percentage was 33.8% in normal dressing women, and the difference between those two groups was statistically significant (p<0.05).The serum vitamin D levels of the individuals with darker skin types were found to be lower than those of the lighter skinned individuals. In terms of biochemical parameters, a statistically significant relationship was found between parathyroid hormone values and amount of serum vitamin D. As a result, it was found that, while there was no significant correlation between sociodemographic factors, sun exposure duration, dietary habits, and serum vitamin D levels, the relationship between the participants' age, clothing style, skin color, and serum vitamin D levels were statistically significant.