Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
4 results
Search Results
Item Non-alkolik yağlı karaciğer hastalarında akdeniz ve dash diyetine uyumun beslenme durumlarıyla ilişkisinin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Coşkun, Aybüke; Türker, Perim FatmaBu çalışma non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) tanısı almış bireylerin Akdeniz ve Hipertansiyonu Durdurmak için Diyet Yaklaşımları (DASH) diyetine uyum ve beslenme durumu ile hastalık arasındaki ilişkiyi araştırmak ve besin tüketimi, biyokimyasal bulgular ve antropometrik ölçümlerle ilişkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Şubat 2021- Aralık 2022 tarihleri arasında, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Polikliniği’ne başvuran ve NAYKH tanısı almış 26-65 yaş arasındaki 75 bireyle yürütülmüştür. Bireylerden beslenme durumlarının değerlendirilmesi ve DASH diyetine uyum durumlarının belirlenmesi için 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. Bireylere Akdeniz diyetine uyum durumlarını belirlemek için ise 14 sorudan oluşan Akdeniz Diyetine Bağlılık Ölçeği (MEDAS) uygulanmıştır. Bireyler Akdeniz ve DASH diyetlerine uyumlu ve uyumsuz olarak gruplara ayrılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin, %30.7’sinin Akdeniz diyetine kabul edilebilir uyumları olduğu, %69.3’ünün ise Akdeniz diyetine uyumlarının olmadığı belirlenmiştir. Akdeniz diyetine uyumu olmayan bireylerde günlük diyetle alınan enerjinin ve yağ miktarının, Akdeniz diyetine kabul edilebilir uyumu olan bireylere kıyasla daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Akdeniz diyetine uyumu olmayan bireylerde grade 3 yağlanma seviyesi daha yüksek bulunmuştur ancak istatiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Akdeniz diyetine uyumu olmayan bireylerin kabul edilebilir uyumu olan bireylere kıyasla, açlık insülin, LDL-kolesterol, AST, ALT ve GGT değerleri daha yüksek bulunmuştur ancak istatiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Çalışmaya katılan bireylerde Akdeniz diyetine uyum azaldıkça AST düzeylerinin arttığı gözlenmiştir (r= -0.295) (p<0.05). Çalışmaya katılan bireylerin %2.7’sinin DASH diyetine uyumu olduğu, %97.3’ünün ise DASH diyetine uyumu olmadığı görülmüştür. DASH diyetine uyumu olan bireylerin uyumu olmayanlara kıyasla, diyetle aldığı çözünür posa miktarının daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0.05). DASH diyetine uyumu olmayan bireylerde grade 3 yağlanma seviyesi daha yüksek bulunmuştur ancak istatiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). DASH diyetine uyumu olmayan bireylerin, DASH diyetine uyumu olan bireylere kıyasla, açlık kan şekeri, HOMA-IR, VLDL-kolesterol, trigliserit, AST, ALT, ALP ve GGT değerleri daha yüksek bulunmuştur ancak istatiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Çalışmaya katılan bireylerin Akdeniz diyetine uyum skorları arttıkça DASH diyetine uyum skorlarının da arttığı görülmüştür (r=0.228, p<0.05). Sonuç olarak Akdeniz ve DASH diyetine uyumu düşük olan bireylerin non-alkolik karaciğer yağlanması ile ilişkili parametrelerde daha yüksek risklerle bağlantılı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu diyet modellerine uyumun NAYKH ve hastalıkla ilişkili parametrelerde fayda sağladığı unutulmamalı ve hastalığın tedavisinde önemli bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir. This study was conducted to investigate the relationship between the disease and adherence to the Mediterranean and Dietary Approaches to Stop Hypertension (DASH) diet of individuals diagnosed with non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD), and to evaluate the relationship with food consumption, biochemical findings and anthropometric measurements. The study was conducted with 75 individuals between the ages of 26-65 who applied to Başkent University Ankara Hospital Gastroenterology Outpatient Clinic between February 2021 and December 2022 and were diagnosed with NAFLD. A 24-hour food consumption record was taken to evaluate the nutritional status of the individuals and to determine their compliance with the DASH diet. The Mediterranean Diet Adherence Scale (MEDAS) consisting of 14 questions was applied to the individuals to determine their compliance with the Mediterranean diet. Individuals were divided into groups as compatible and incompatible with the Mediterranean and DASH diets. It was determined that 30.7% of the individuals participating in the study had acceptable compliance with the Mediterranean diet, and 69.3% did not comply with the Mediterranean diet. It was determined that the daily energy intake and the amount of fat in individuals who did not comply with the Mediterranean diet were higher than those with acceptable compliance with the Mediterranean diet (p<0.05). Grade 3 adiposity was found to be higher in individuals who did not comply with the Mediterranean diet, but it was not statistically significant (p>0.05). Fasting insulin, LDL-cholesterol, AST, ALT and GGT values were found to be higher in individuals who did not comply with the Mediterranean diet, but were not statistically significant (p>0.05). It was observed that as adherence to the Mediterranean diet decreased in the individuals participating in the study, AST levels increased (r= -0.295) (p<0.05). It was observed that 2.7% of the individuals participating in the study were in compliance with the DASH diet, while 97.3% did not comply with the DASH diet. It was determined that the amount of soluble fiber in the diet was higher in the individuals who comply with the DASH diet compared to those who do not comply with the DASH diet (p<0.05). Grade 3 adiposity was found to be higher in individuals who did not comply with the DASH diet, but it was not statistically significant (p>0.05). Fasting blood glucose, HOMA-IR, VLDL-cholesterol, triglyceride, AST, ALT, ALP and GGT values were found to be higher in individuals who did not comply with the DASH diet, but were not statistically significant (p>0.05). It was observed that as the Mediterranean diet compliance scores of the individuals participating in the study increased, the DASH diet compliance scores also increased (r=0.228, p<0.05). In conclusion, individuals with low adherence to the Mediterranean and DASH diets seem to be associated with higher risks in parameters related to non-alcoholic fatty liver disease. Therefore, it should be kept in mind that compliance with these dietary models provides benefits in NAFLD and disease-related parameters and should be considered as an important treatment approach in the treatment of the disease.Item Yetişkin bireylerde hastalık kaygısının akdeniz diyetine uyum ve yeme tutum davranışları üzerine etkisi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Erbişim, Beyza Elif; Özdemir, MerveBu çalışma, yetişkinlerde hastalık kaygısının Akdeniz diyetine uyum ve yeme tutum davranışları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, Mayıs 2021 – Temmuz 2021 tarihleri arasında Ankara'da yaşayan çalışmaya katılmaya gönüllü 18-64 yaş arası 204 (64 erkek, 140 kadın) yetişkin birey ile Google formlar üzerinden çevrim içi anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ankette bireylerin kişisel bilgileri, beslenme ve uyku alışkanlıklarına dair sorular sorulmuştur. Akdeniz diyetlerine uyumlarını ölçmek için Akdeniz Diyetine Bağlılık Ölçeği (MEDAS), hastalık kaygısını belirlemek için Kısa sağlık kaygısı envanteri (KSKE) ve yeme tutum davranışlarını incelemek için Yeme Tutum Testi-26 (YTT-26) kullanılmıştır. Bu çalışmaya katılan 204 bireyin yaşları 18 – 64 arası olup ortalama yaş 36.7 ± 11.56 yıl bulunmuştur. Katılımcıların 140‘ı kadın, 64’ü erkek bireylerden oluşmaktadır. Bireylerin boyları ortalama 167.2±9.41 cm ve vücut ağırlıkları ortalama 71.4±15.31 kg'dır. Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalama 21.27±4.01 kg/m² bulunmuştur. Bireylerin Akdeniz diyetine bağlılık ölçeği (MEDAS) puanları toplamı 1 ila 10 arasında olup ortalama puan 5.2±1.72 bulunmuştur. Akdeniz diyetine (AD) kabul edilebilir uyumu olan 46 kişi bulunmaktadır. AD kabul edilebilir uyumu olan bireylerin 3’ünün lise ve lise altı mezunu, 36’sının üniversite mezunu ve 7’sinin lisansüstü mezunu olduğu görülmüştür. Öğrenim durumu ile MEDAS puanı sonuçları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). AD kabul edilebilir uyumu olan bireylerin 41’i öğün atlamakta ve büyük oranı %75.6’sı öğle yemeğini atlamaktadır. Kalan bireylerin %14.6’sı kahvaltıyı, %9.8’i akşam yemeğini atlamaktadır. AD uyumlu olmayan bireylerden 150'si öğün atlamakta olup %53.3’ü öğle, %39.3’ü kahvaltı ve %7.3’ü akşam yemeğini atlıyordu. Ana öğün atlama ile MEDAS puanı sonuçları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Yeme tutum testi-26 (YTT-26) toplam puanları 1 ile 73 arasında olup ortalama puan 18.2±14.48 olduğu görülmüştür. 20 puanın altında olup normal yeme davranışı gösteren 128 (%62.7) kişi ve 20 ve üstü puana sahip anormal yeme davranışı olan 76 (%37.3) kişi bulunmaktadır. YTT-26 ölçeğinden 20 ve üzeri puan alan bireylerin en büyük yüzdesi, %43.3 ile 25-34 yaş arası yetişkinlerden oluşmaktadır. Yeme bozukluğu olan bireylerin yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05) Anormal yeme davranışı olan bireyler uyku sürelerine göre karşılaştırıldıklarında yarısının (%50), normal yeme davranışı olan bireylerin ise % 64.8'inin 7 saatten az uyuduğu görülmüştür. Normal yeme davranışı gözlenen bireylerde 7 saatten az uyuyanların daha yüksek orana sahip olması anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Toplam kısa sağlık kaygısı envanteri (KSKE) puanı 0 ile 39 arasında değişirken ortalama puan 14.8±6.81’dır. Sağlıklı (15 altı puan alan) 107 (%52.5) kişi, sadece yüksek sağlık kaygısı olan grupta (15-17 puan arası) 31 (%15.2) kişi, Hipokondriyal grupta (18 puan ve üzeri alan) ise 66 (%32.4) kişi bulunmaktadır. Hastalık kaygısı olmayan bireylerin %56.1'inin kadın, hipokondriyal bireylerin ise %80.3’ünün kadın olduğu görülmektedir. Cinsiyete göre KSKE puanları karşılaştırıldığında bu ilişki istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Sağlıklı bireylerin %18.7'sinde ve hipokondriyal bireylerin %37.9'unda en az bir tane tanısı konmuş hastalığı bulunmaktadır. Hastalığın var olması ile KSKE puanları arasındaki ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin KSKE puanları ile yaşları arasında anlamlı negatif ilişki bulunmuştur (r=-0.185) (p<0.05). KSKE ile YTT-26 arasında anlamlı pozitif ilişki olduğu görülmektedir (r=0.236) (p<0.05). Bireylerde hipokondriyazis görülmesinde cinsiyetin ve YTT-26 puanlarının etkisi önemli bulunmuştur (p<0.05). Kadınlarda erkeklere göre hipokondriyazis riski 2.247 kat daha yüksek görülmüştür. Anormal yeme davranışı olanlarda hipokondriyazis riski 2.964 kat yüksek bulunmuştur. Akdeniz diyetine bağlılık ölçeği (MEDAS) sonuçları ile diğer iki ölçek arasında negatif yönlü bir ilişki görülmektedir ama bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamaktadır (r=-0.003) (p>0.05). Sonuç olarak bu çalışma, hastalık kaygısının Akdeniz diyetine uyum ve yeme davranışı üzerine ilişkisini inceleyen öncü çalışmadır. Hastalık kaygısının ile Akdeniz diyetine uyum arasında ilişki bulunamamıştır. Akdeniz diyetinin anksiyete üzerindeki olumlu etkisi bulunduğu için bu alanda da daha fazla çalışma yapılması önerilmektedir. Hastalık kaygısı ile yeme tutum davranışı arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Fakat hipokondriyazis ile yeme bozuklukları arasındaki net ilişki için daha fazla araştırma yapılmalıdır. This study was conducted to examine the effect of illness anxiety on adherence to the Mediterranean diet and eating attitude behaviors in adults. This research was carried out with 204 (64 male, 140 female) adult individuals aged 18-64 who volunteered to participate in the study, living in Ankara between May 2021 and July 2021, using the online survey method over Google forms. In the questionnaire, questions were asked about the personal information, nutrition and sleep habits of the individuals. The Mediterranean Diet Adherence Scale (MEDAS) was used to measure their adherence to Mediterranean diets, the Short Health Anxiety Inventory (SHAI) to determine illness anxiety and the Eating Attitude Test-26 (YTT-26) was used to examine eating attitude behaviors. The ages of 204 individuals participating in this study were between 18 and 64 years and the mean age was 36.7 ± 11.56 years. The average height of the subjects is 167.2 ± 9.41 cm and their average body weight is 71.4 ± 15.31 kg. Body mass index (BMI) was found to be 21.2 7± 4.01 kg/m² on average. The sum of the MEDAS scores ranged from 1 to 10, and the mean score was 5.2 ± 1.72. There were 46 subjects with acceptable adherence to the Mediterranean diet (MD). It was found that 3 of the individuals with acceptable adherence to the MD had a high school diploma, 36 had a college degree, and 7 had a postgraduate degree. A significant correlation was found between educational status and MEDAS score results (p<0.05). Of the individuals who have acceptable adherence to the MD, 41 skip meals, and a large proportion of 75.6% skip lunch. 14.6% of the remaining individuals skip breakfast and 9.8% skip dinner. Of those not compatible with MD, 150 skipped meals, 53.3% skipped lunch, 39.3% skipped breakfast, and 7.3% skipped dinner. The correlation between skipping the main meal and the MEDAS scores was statistically significant (p <0.05). The total scores of the Eating Attitude Test-26 (YTT-26) ranged from 1 to 73, and the mean score was 18.2±14.48. There are 128 (62.7%) individuals with a score of less than 20 and normal eating behavior and 76 (37.3%) individuals with a score of 20 or more and abnormal eating behavior. The largest percentage of individuals scoring 20 and above on the YTT-26 scale consisted of adults aged 25-34 years (43.3%). When the distribution of individuals with eating disorders by age group was examined, it was found that the correlation was statistically significant (p<0.05). When comparing by sleep duration of individuals with abnormal eating behaviors, half (50%) and 64.8% of individuals with normal eating behaviors slept less than 7 hours. It was found that individuals with normal eating behaviors had a higher rate of sleeping less than 7 hours (p<0.05). The total score of the Short Health Anxiety Inventory (SHAI) ranged from 0 to 39, with a mean of 14.8±6.81. There were 107 (52.5%) healthy individuals (with less than 15 points), 31 (15.2%) only in the group with severe health anxiety (between 15-17 points), 66 (32.4%) in the group with hypochondria (with 18 points or more). It can be seen that 56.1% of the individuals without health anxiety are women, while 80.3% of the hypochondriacal individuals are women. When SHAI scores were compared by gender, this correlation was found to be statistically significant (p<0.05). 18.7% of individuals in the healthy group and 37.9% of hypochondriacal individuals have at least one diagnosed disease. The correlation between the presence of the disease and SHAI scores was found to be statistically significant (p<0.05). A significant negative correlation was found between the SHAI scores of the individuals and their age (r=-0.185) (p<0.05). There is a significant positive correlation between SHAI and EAT -26 (r=0.236) (p<0.05). The effects of gender and EAT-26 scores were found to be significant in the occurrence of hypochondriasis in individuals (p<0.05). The risk of hypochondriasis in women was 2.247 times higher than in men. The risk of hypochondriasis was found to be 2.964 times higher in those with abnormal eating behavior. There is a negative correlation between MEDAS scores and the other two scales, but this correlation was not statistically significant (r=-0.003) (p>0.05). In conclusion, this study is a pioneer study investigating the relationship between disease anxiety and Mediterranean diet adherence and eating behavior. No relationship was found between disease anxiety and adherence to the MD. Since the MD has a positive effect on anxiety, further studies are recommended in this area as well. A significant positive correlation was found between illness anxiety and eating behaviors. However, more research is needed to establish a clear relationship between hypochondria and eating disorders.Item Multipl skleroz hastalarında akdeniz diyetine uyumun yaşam kalitesi ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkisi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Uygun, Selin; Bayram, SelinBu çalışma, multipl skleroz hastalarında Akdeniz diyetine uyumun yaşam kalitesi ve biyokimyasal bulgulara etkisinin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Çalışma Aralık 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalına başvuran, en az 2 yıldır MS tanılı ve 18-65 yaş arasında olan, 76’sı kadın ve 19’u erkek olmak üzere 95 birey ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin demografik ve genel bilgileri, hastalık durumuna ilişkin bilgileri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumu Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile, yaşam kaliteleri Multipl Skleroz Yaşam Kalitesi Enstrümanı-54 (MSYK-54) ile, fiziksel aktivite durumları Kısa Fiziksel Aktivite Değerlendirme Aracı ile değerlendirilmiştir. Rutinde takibi yapılan biyokimyasal parametreler (kreatinin, sodyum, potasyum, kalsiyum, AST, ALT, GGT, CRP, LDL, TG, TSH, B12, folik asit, D vitamini) hastaların dosyasından araştırmacı tarafından kaydedilmiştir. Genişletilmiş Engellilik Durumu Skalası (EDSS) skorları nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Bireylerin %49.5'inin (n=47) Akdeniz diyetine uyumsuz, %28.4'ü (n=27) kabul edilebilir derecede uyumlu, %22.1'i (n=21) ise sıkı uyumlu olarak belirlenmiştir. Akdeniz diyeti uyumu olmayan bireylerin bileşik fiziksel sağlık skoru ortalaması 67.1±17.69, kabul edilebilir uyumu olanların ortalaması 80.6±11.48, sıkı uyumlu olan bireylerin ortalaması 85.7±14.03'dür. Akdeniz diyeti uyumu olmayan bireylerin bileşik mental sağlık skoru ortalaması 72.0±11.83, kabul edilebilir uyumu olanların 78.9±11.29, sıkı uyum olanların ortalaması ise 84.3±14.47'dir. MEDAS’a göre sınıflandırılan uyum düzeyleri arasında bileşik fiziksel ve bileşik mental skorlarının ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.001). EDSS skoru bileşik fiziksel ve mental sağlık skorları ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur (p<0.01). EDSS skoru ile MEDAS skoru arasında da orta düzeyde negatif korelasyon bulunmuştur (r=-0.425, p<0.01). Bireylerin fiziksel aktivite durumu ile tanı alma yaşı arasında negatif zayıf korelasyon saptanmıştır (r=-0.255, p<0.05). Biyokimyasal bulgular incelendiğinde; bireylerin bileşik fiziksel sağlık skoru ile CRP düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde zayıf korelasyon, CRP ve TSH düzeyleri ile EDSS skoru arasında istatistiksel anlamlı zayıf pozitif korelasyon bulunmuştur (p<0.05). D vitamini düzeyinin yaşam kalitesi skorları ve EDSS ile korelasyonu saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak bu çalışma, Akdeniz diyetine uyumun MS hastalarında yaşam kalitesine katkı sağlayabileceği yönünde bilgi sunmuştur. The study was conducted to determine the relationship between adherence to Mediterranean diet on quality of life and some biochemical parameters in multiple sclerosis patients. It was conducted with 95 patients, 76 women and 19 men, who applied to Başkent University Ankara Hospital Neurology Department between December 2020 and January 2021, who have been diagnosed with MS for at least 2 years and are between the ages of 18-65. The demographic and general information, information about the disease status, nutritional habits, and anthropometric measurements of the individuals were recorded in the questionnaire form. Adherence to the Mediterranean diet was evaluated with the 14-Item Mediterranean Diet Assessment Tool (MEDAS), quality of life with the Multiple Sclerosis Quality of Life (MSQOL) Instrument-54, and physical activity status with the Brief Physical Activity Assessment Tool. Routine biochemical parameters (creatinine, sodium, potassium, calcium, AST, ALT, GGT, CRP, LDL, TG, TSH, B12, folic acid, vitamin D) followed up obtained from the patient record by the researcher. EDSS scores were evaluated by neurologist. It was determined that 49.5% (n=47) of the patients were non-adherer with the Mediterranean diet, 28.4% (n=27) were acceptable and 22.1% (n=21) were strictly adherer. The average physical health composite score of patients nonadherers was 67.1±17.69, the average of patients who accetable adherence was 80.60±11.48, and the average of patients adherers was 85.7±14.03. The average of mental health composite score of patients non-adherers was 72.0±11.83, the average of acceptable adhrence was 78.8±11.29, and the average of with strict adherers was 84.3±14.47. A statistically significant difference was found between the averages of physical and mental composite scores between the adjustment levels classified according to adherence to the Mediterranean diet (p <0.001). EDSS score was found to be statistically significantly correlated with physical and mental health composite scores (p <0.01). A moderate negative correlation was found between the EDSS score and the Mediterranean diet score (r=-0.425, p <0.01). There was a weak negative correlation between the physical activity status and the age of diagnosis (r =-0.255, p <0.05). There was a statistically significant negative weak correlation between the composite physical health score and the CRP level, and a statistically significant weak positive correlation between the CRP and TSH levels and the EDSS score (p <0.05). There was no correlation between vitamin D levels and quality of life scores and EDSS (p> 0.05). In conclusion, this study provided information about the benefit that adherence to the Mediterranean diet can increase quality of life in MS patients.Item Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Altuner, Arife Derya; Bayram, SinemÇalışma, Tip 2 diyabet tanısı almış yetişkin bireylerde Akdeniz diyetine uyum, duygusal iştah ve metabolik kontrol parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Kasım 2019- Şubat 2020 tarihleri arasında, Özel Olbamed Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Polikliniğine başvuran 19-64 yaş arası 101 Tip 2 diyabet hastası ile yapılmıştır. Bireylerin genel özellikleri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumlarının değerlendirilmesinde Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, duygusal iştah durumunun değerlendirilmesinde Duygusal İştah Anketi ve fiziksel aktivite durumlarının değerlendirilmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 55.1±7.23 yıldır. Çalışmada, Akdeniz diyetine kadınların % 3’ü düşük uyum, %70.1’ i orta uyum ve %26.9’u yüksek uyum, erkeklerin %2.9’u düşük uyum, % 64.7’si orta uyum ve %32.4’ü yüksek uyum göstermiştir. Akdeniz diyetine uyum ile biyokimyasal parametreler ve antropometrik ölçümler arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Duygusal İştah Anketine göre; erkek hastaların olumlu duygu ve durum puanları kadın hastalardan (sırasıyla 44.0±6.25, 40.8±7.32) daha yüksektir ve bu istatiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Olumsuz duygu ve durum puanları ile cinsiyet arasında önemli bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Hastaların antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametreleri ile duygusal iştah durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, Tip 2 diyabet hastalarında Akdeniz diyetinin beslenme tedavisi yaklaşımı olarak değerlendirilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır ve beslenmenin psikolojik tarafı dikkate alınmalıdır. The study was conducted to examine the relationship between Mediterranean diet compliance, emotional appetite and metabolic control parameters in patients with Type 2 diabetes. The study was conducted with 101 Type 2 diabetes patients aged between 19-64 years who applied to Private Olbamed Hospital Internal Medicine Outpatient Clinic between November 2019 and February 2020. General characteristics, health status, nutritional habits, anthropometric measurements and biochemical parameters of the individuals were recorded in the questionnaire form. Mediterranean Diet Compliance Scale was used to evaluate the compliance of individuals to the Mediterranean diet. The Emotional Appetite Questionnaire was used to evaluate the emotional appetite. International Physical Activity Questionnaire was used to evaluate physical activity states. The average age of the patients participating in the study is 55.1±7.23 years. In the study, %3 of women showed low adaptation, %70.1 of women showed a medium adaptation and % 26.9 of women showed a high adaptation to the Mediterranean diet. %2.9 of the men showed low adaptation, %64.7 showed a medium adaptation and %32.4 showed a high adaptation to the Mediterranean diet. There was no statistically significant difference between Mediterranean diet compliance with biochemical parameters and anthropometric measurements (p>0.05). According to the Emotional Appetite Questionnaire; positive emotion and state scores of male patients (44.0±6.25, 40.8±7.32, respectively) were higher than the female patients and this was found statistically significant (p<0.05). There was no significant difference between gender and negative emotion and state scores (p>0.05). There was no statistically significant relationship between emotional appetite and the anthropometric measurements and biochemical parameters (p>0.05). In conclusion, more studies are needed to evaluate the Mediterranean diet as a nutritional therapy approach in Type 2 diabetes patients and psychological side of nutrition should be taken into account.