Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Item
    Küresel yönetişimde hegemonik kapasitenin duygu parametresi: COVID-19 pandemisi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Örneği
    (Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 2026) Belen, Nazlı; Damar, Erdem
    Bu tez, COVID-19 pandemisi sırasında Türkiye’deki X (Twitter) kullanıcılarının Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) yönelik duygusal tepkilerini inceleyerek, küresel yönetişim kurumlarının hegemonik kapasitesinin yalnızca kurumsal performansla değil, aynı zamanda duygulanımsal süreçlerle nasıl kurulduğunu tartışmaktadır. Çalışma, küresel yönetişimi normatif bir ideal olarak savunmak ya da DSÖ’nün başarısını ölçmek yerine, kriz anlarında bireylerin bu kuruma nasıl hislerle yöneldiğine odaklanmaktadır. Bu çerçevede, DSÖ’ye yönelik duygular, birey–küresel kurum ilişkisini anlamaya imkân tanıyan bir analitik alan olarak ele alınmıştır. Araştırma, COVID-19 pandemisinin ilk yılında (Mart 2020-Mart 2021) “Dünya Sağlık Örgütü” ve “DSÖ” anahtar kelimelerini içeren 1820 Türkçe tweetten oluşan bir veri setine dayanmaktadır. Çalışmada üç aşamalı bir duygu analizi yöntemi uygulanmıştır. İlk aşamada içerik analizi yoluyla duygusal göstergeler belirlenmiş, ikinci aşamada tweetler manuel olarak duygu kategorilerine ayrılmış, üçüncü aşamada ise duyguların yoğunluğu ve birlikte görülme biçimleri incelenmiştir. Duyguların sınıflandırılmasında, James M. Jasper ve Tamanna Shah’ın duygu tipolojileri bir araya getirilerek temel alınmıştır. Bulgular, DSÖ’nün pandemi sürecinde bilişsel olarak tanınan ancak duygusal olarak güçlü bir bağ kurulabilen bir kurum hâline gelemediğini göstermektedir. Olumlu ve bağ kurucu duyguların bloklaşmadığı, buna karşılık olumsuz duyguların belirgin bir biçimde yoğunlaştığı görülmektedir. Yüksek düzeyde nötr duygu oranı ise kuruma yönelik açık bir reddedişten ziyade, duygusal bir askıya alma hâline işaret etmektedir. Bu çalışma, küresel yönetişim kurumlarının rıza üretimi konusundaki zayıflıklarının çoğu zaman yüksek sesli karşıtlıklardan değil, bireylerle kurulamayan duygusal ilişkilerden beslendiğini ortaya koymaktadır. This thesis examines the emotional responses of Turkish X (Twitter) users toward the World Health Organization (WHO) during the COVID-19 pandemic, arguing that the hegemonic capacity of global governance institutions is shaped not only through institutional performance but also through affective processes. Rather than defending global governance as a normative ideal or evaluating the success of the WHO, the study focuses on how individuals emotionally orient themselves toward a global institution under conditions of crisis. In this sense, emotions directed at the WHO are treated as an analytical lens for understanding the relationship between individuals and global institutions. The study is based on a dataset of 1,800 Turkish-language tweets containing the keywords “World Health Organization” and “WHO,” collected during the first year of the COVID-19 pandemic (March 2020–March 2021). A three-stage emotion analysis method is employed. In the first stage, emotional indicators are identified through content analysis; in the second stage, tweets are manually coded into emotion categories; and in the third stage, the intensity of emotions and their patterns of co-occurrence are examined. The classification of emotions draws on a combined framework based on the emotion typologies of James M. Jasper and Tamanna Shah. The findings indicate that although the WHO was cognitively recognized as an authoritative actor during the pandemic, it failed to become an institution with which individuals could establish a strong emotional bond. Positive and bonding emotions did not consolidate into stable affective blocks, whereas negative emotions became markedly concentrated. The high proportion of neutral expressions points not to an explicit rejection of the institution, but rather to a condition of affective suspension. Overall, the study demonstrates that the weaknesses of global governance institutions in generating consent are often rooted not in overt opposition, but in the inability to establish durable emotional relations with individuals.
  • Item
    Pandeminin çevrimiçi tüketiciler üzerindeki etkileri
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Onur Can, Baran; Feride Bahar, Işın
    Aralık 2019`da Çin'de ortaya çıkan COVID-19 salgını, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 11 Mart 2020'de pandemi ilan etmesine yol açmıştır. COVID-19 pandemisinin ortaya çıkmasıyla birlikte küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin ne kadar zarar vereceği henüz bilinmemektedir. Birçok ülkede tam veya kısmi sokağa çıkma, sosyal mesafe gibi kısıtlamalarının getirilmesi salgının tüketici davranışını önemli ölçüde değiştirmesini ve sektörü yeniden şekillendirmesini sağlamıştır. Perakende mağazalar, alınan kısıtlamalardan kaynaklı müşteri tercihlerin değişmesiyle salgından olumsuz etkilenirken, çevrimiçi perakendeciler müşteri çekmeye devam etmiştir ve satış hacimlerini artırmışlardır, müşterilerin, talebini karşılamanın en hızlı ve pratik yolu olarak e-ticareti tercih etmeye başlamışlardır. E-ticaret, sıfıra yakın fiziksel etkileşim yöntemidir, doğrudan ürün teması sadece sağlık açısından değil aynı zamanda pratiklik, zaman ve enerji tasarrufu açısından da çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisinin çevrimiçi tüketiciler üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma kapsamında 402 katılımcı ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, medeni hal ve ekonomik durum şeklinde belirlenen beş demografik etken temelinde çeşitli unsurlar pandemi öncesi ve sonrası yaşanan çeşitli durumlara göre incelenmiştir. Bulgula göre, pandemi sonrası tüketici tepkilerinde demografik etkenler birçok farklılık yaratmıştır. En etkili demografik etkenler yaş ve cinsiyet iken eğitim seviyesi ve gelir seviyesinin etkileri sınırlı olarak görülmüştür. The COVID-19 outbreak, which emerged in China in December 2019, led the World Health Organization (WHO) to declare a pandemic on March 11, 2020. With the emergence of the COVID-19 pandemic, it is not yet known how damaging the negative effects on the global economy will be. The introduction of restrictions such as full or partial curfew and social distance in many countries has enabled the epidemic to significantly change consumer behavior and reshape the sector. While retail stores were negatively affected by the epidemic due to the change in customer preferences due to the restrictions, online retailers continued to attract customers and increased their sales volumes, and they started to prefer e-commerce as the fastest and most practical way to meet the demands of customers. E-commerce is a method of near-zero physical interaction, direct product contact is very important not only in terms of health, but also in terms of practicality, time and energy savings. The purpose of this study is to examine the impact of the COVID-19 pandemic on online consumers. Within the scope of the study, a questionnaire study was conducted with 402 participants. Based on five demographic factors determined as age, gender, education level, marital status and economic status, various factors were examined according to various situations experienced before and after the pandemic. According to the findings, demographic factors have created many differences in consumer responses after the pandemic. While the most influential demographic factors were age and gender, the effects of education level and income level were seen to be limited.