Enstitüler / Institutes
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390
Browse
3 results
Search Results
Item Bir tekstil fabrikasında çalışan işçilerin beslenme durumlarının saptanması(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Şentürk, Burcu; Saka, MendaneBu çalışma, tekstil fabrikasında çalışan işçilerin beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, fiziksel aktivite düzeyleri, yaşam kaliteleri ve beslenme durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Aralık 2016- Şubat 2017 tarihleri arasında Tokat ili Erbaa ilçesinde tekstil ürünleri üretimi yapan bir fabrikada gündüz çalışan 18-65 yaş arası 405 tekstil fabrikası işçisi (166 erkek, 239 kadın) üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, fiziksel aktivite düzeyleri saptanmış ve WHO-8 EUROHIS Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Bireylerin besin tüketim düzeyleri 3 günlük besin tüketim kaydı yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %41’i erkek %59’u kadındır ve yaş ortalamaları 30.1±8.9 yıl olarak saptanmıştır. Bireylerin %84.4’ünün öğün atladığı ve en fazla (%44.7) atlanan öğünün sabah kahvaltısı olduğu saptanmıştır. BKİ ortalaması erkeklerde 24.3±3.8 kg/m2ve kadınlarda 25.7±5.9 kg/m2 olarak tespit edilmiştir. BKİ sınıflamasına göre, işçilerin %6.2’si zayıf, %47.4’ü normal, %29.6’sı hafif şişman, %16.8’i obez ve morbid obez olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılan erkeklerin günlük diyetleri ile ortalama 1804.9±326.4 kkal ve kadınların 1649.5±335.3 kkal enerji aldıkları tespit edilmiştir. Türkiye Beslenme Rehberine göre değerlendirildiğinde işçilerin günlük diyetlerinde ve işyerinde öğle öğününde tükettikleri enerjinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Bireylerin günlük diyetlerinde tükettikleri ortalama yağ ve doymuş yağdan gelen enerji yüzdesinin önerilerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Diyetle günlük alınan mikro besin ögeleri ortalama miktarları TÜBER önerileri ile karşılaştırıldığında; işçilerin A vitamini, E vitamini, K vitamini, sodyum ve fosfor dışındaki vitamin ve mineralleri yetersiz tükettikleri saptanmıştır. İşçilerin işyerlerinde öğle öğününde makro ve mikro besin ögelerini yetersiz tükettikleri belirlenmiştir. Bireylerin yaşam kalitesini en fazla olumsuz etkileyen durum maddi yetersizliklerdir. İşçilere uygulanan WHO-8 EUROHIS Yaşam Kalite Ölçeği’ne göre en düşük ortalama puanı bireylerin ihtiyaçları için yeterli paraya sahip olma durumları (2.6±0.8) almıştır. Toplam gelir durumu (r=0.141, p=0.004) ve yağsız vücut kütlesi (r=0.106, p=0.035) ile toplam yaşam kalitesi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Günlük diyetle alınan enerji, protein, TDYA, DYA, B12 vitamini, piridoksin, kalsiyum, demir ve kırmızı et tüketimi ile yaşam kalitesi toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak tekstil fabrikasında çalışan işçilerin işyerlerinde ve günlük diyetlerinde yeterli ve dengeli beslenemedikleri belirlenmiştir. Bireylere sağlıklı yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları kazandırarak yaşam kalitelerinin artması sağlanmalıdır. This study was performed to determine the nutritional habits, anthropometric measurements, physical activity levels, quality of life and nutritional status of workers in the textile factory. The study was conducted on 405 day-workers (166 males, 239 females) between the age of 18-65 working in a factory that produces textile products in Erbaa district of Tokat between December 2016 and February 2017. Individuals' demographic characteristics, eating habits, anthropometric measurements, physical activity levels were determined and the WHO-8 EUROHIS Quality of Life Scale was applied. The nutrient consumption levels of the individuals were determined by a three day 24-hour food intake record. The average age of participants was 30.1 ± 8.9 years. It has been determined that 41% of the individuals were male and 59% were female. Workers stated that %84.4 of the individuals had skipped meals and it was determined that the most (44.7%) skipped meals were morning breakfast. The mean BMI was 24.3 ± 3.8 kg / m2 in males and 25.7 ± 5.9 kg/m2 in females. According to BMI classification, it was determined that 6.2% of the workers were underweight, 47.4% were normal, 29.6% were overweight, 16.8% were obese and morbid obese. The average energy consumption of male worker was found to be 1804.9 ± 326.4 kcal and female worker was found to be 1649.5 ± 335.3 kcal with daily diets. According to the recommendations of the Dietary Guidelines for Turkey, it has been found that energy intake at lunchtime in the workplace and workers’ daily diets are insufficient. It has been determined that individuals are consuming a high percentage of the energy from the dietary total fat and saturated fat. When the average daily intake of micronutrients on a diet is compared with the Dietary Guidelines for Turkey, it was found that the majority of workers consumed inadequate vitamins and minerals without vitamin A, vitamin E, vitamin K, sodium and phosphorus. It has been found that workers do not consume enough macro and micronutrients at lunchtime in workplaces. The most negative impact on the quality of life of workers is the financial inadequacies. According to the results of the variables of the WHO-8 EUROHIS Quality of Life Scale applied to the workers, it was found that the lowest average score (2.6 ± 0.8) was the ability to have enough money to meet the needs. There was a positive important correlation between total income status (r=0.141, p=0.004), lean body mass (r=0.106, p=0.035) and total quality of life. There was a positive important correlation between the consumption of energy, protein, monounsaturated fatty acids, saturated fatty acids, vitamin B12, pyridoxine, calcium, iron and red meat consumed in the daily diet and total quality of life score (p <0.05). As a result, it has been determined that workers in the textile factories can not feed adequately and balancedly in their workplaces and daily diets. Increasing quality of life should be provided by giving individuals healthy lifestyle and eating habits.Item Obez bireylerde ağırlık kaybı ile antropometrik ölçümler, bazı biyokimyasal bulgular ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkisinin belirlenmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2016) Güçlü, Leyla Pınar; Saka, MendaneBu çalışma, obez bireylerde ağırlık kaybı ile antropometrik ölçümler, bazı biyokimyasal bulgular ve yaşam kalitesindeki değişimi belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışma, Bozüyük Devlet Hastanesi Beslenme ve Diyet Polikliniği’ne Mart 2015- Mayıs 2015 tarihleri arasında başvuran 19-64 yaş arası obez 22 kadın birey ile gerçekleşmiştir. Bireylerin ilk görüşmede; demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları sorgulanmış, antropometrik ölçümleri alınmış, vücut bileşimleri ve fiziksel aktivite düzeyleri belirlenmiş, biyokimyasal parametreleri analiz edilmiş ve Short Form-36 (SF-36) yaşam kalitesi ölçeği uygulanmıştır. İlk görüşme sonrasında her bireye özgü ağırlık kaybı programı geliştirilmiş ve beslenme eğitimi verilmiştir. Çalışma süresince (6 hafta) bireylerin 2 haftada bir kontrollere gelmesi istenmiş ve bu kontrollerde vücut ağırlığı, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranlarındaki değişimler kaydedilmiştir. 6 hafta sonunda ise bireylerde ağırlık kaybının etkilerini belirlemek amacı ile bireylerin antropometrik ölçümleri, vücut bileşimleri ile birlikte biyokimyasal parametreleri ve SF-36 yaşam kalitesi ölçeği tekrarlanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 39.8±10.0 yıl olarak belirlenmiştir. Ağırlık kaybı öncesi bireylerin vücut ağırlığı ortalaması 89.8±18.4 kg, boy uzunluğu ortalaması 160.0±10.25 cm ve BKİ ortalaması ise 34.1±8.0 kg/m2 olarak saptanmıştır. Bireylerin %68.2’sinin ailelerinde şişman birey olduğu, %86.4’ünün düzenli olarak fiziksel aktivite yapmadığı belirlenmiştir. Bireylerin ağırlık kaybı sonrası vücut ağırlık ortalaması 89.8±18.4 kg’dan 84.5±17.3 kg’a istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş göstermiştir (p<0.001). Çalışma öncesi 34.1±8.0 kg/m2olan BKİ ortalaması ağırlık kaybı sonrasında 32.4±6.9 kg/m2’ye düşmüştür ve bu düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Ağırlık kaybı ile birlikte vücut bileşiminde (vücut yağ kütlesi, vücut yağ yüzdesi) diyet öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğu saptanmıştır (p<0.001, p<0.01). Bireylere ilişkin biyokimyasal bulgular, ağırlık kaybı programı öncesi ve sonrasında karşılaştırıldığında serum trigliserit (113.0±110.0 mg/dl, 104.5±68.5 mg/dl), kolesterol (191.4±36.6 mg/dl’den 181.3±34.0 mg/dl) ve C-reaktif protein (4.7±7.3 mg/L den 3.05±6.9 mg/L) düzeylerindeki düşüşlerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.01,p<0.05, p<0.01). Bireylerin diyet sonrasında yaşam kalitesindeki değişiklikler değerlendirildiğinde fiziksel sağlık özet skoru diyet sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir artış göstermiştir (p<0.001). Ancak mental sağlık özet skorunda diyet öncesi ve sonrasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Çalışmada bireylerin yaşam kalitesi ile bazı parametreler arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bireylerin ağırlık kaybı öncesi fiziksel sağlık skoru ile ana öğün sayısı arasında pozitif, ara öğün sayısı ile ise negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Ağırlık kaybı sonrasında ise fiziksel sağlık özet skoru ile ailedeki birey sayısı arasında negatif yönde (p<0.01), mental sağlık özet skoru ile ana öğün sayısı arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (p<0.01).Bireylerin günlük aldıkları protein miktarı ile ağırlık kaybı arasında pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır (p<0.01). Sonuç olarak obez bireylerde ağırlık kaybı ile bireylerin yaşam kalitesinde, antropometrik ölçümlerinde ve biyokimyasal parametrelerinde iyileşme sağlanmıştır. This study is proposed to define the differences between weight loss with anthropometric measurements, quality of life and some biochemical parameters in obese individuals. This was applied to 22 female individuals who are obese between the age of 19-64 in Bozüyük Public Hospital Nutrition and Dietetics Clinics. In first meeting, individuals’ demographical features, nutrition habits were examined and anthropometric measurements, physical activity levels were defined, biochemical parameters were analyzed, SF-36 life quality scale containing 8 sub-score was applied. After the first meeting, their weight loss diet program and nutrition education was given to the individuals. Individuals were asked to come to a control that checks an individual's body weight, waist circumference, hip circumference and waist / hip ratio were recorded changes in 2 weeks. At the end of 6 weeks, to determine the effects of weight loss, anthropometric measurements, body composition, biochemical tests and SF-36 quality of life scale were repeated. The average age of the participants was defined 39.8±10.0 year. It was defined that the average body weight of individuals before diet was 89.8±18.4 kg, the average body length of the participants was 160.0±10.25 cm and the BMI mean was 34.1±8.0 kg/m2. While 68.2% of individuals had over weighted individuals in their family, 86.4% of them weren’t performing physical activity. A statistical meaningful reduce was defined on average body weight from 89.8±18.4 kg to 84.5±17.3 kg (p<0.001). According to BMI, while pre-diet BMI mean was 34.1±8.0 kg/m2, after the diet BMI was decreased 32.4±6.9 kg/m2, also this decrease was statistically meaningful. There were statistically meaningful differences on Individuals’ body composition measurements after diet. The fat mass of individuals was decreased statistically according to the pre-diet fat mass (p<0.001, p<0.01). Individuals’ after diet blood triglycerides level average was decreased from 113.0±110.0 mg/dl to 104.5±68.5 mg/dl, the blood cholesterol level was decreased from 191.4±36.6 mg/dl to 181.3±34.0 mg/dl and the blood C-reactive protein level, which defines the inflammation, was decreased from 4.7±7.3 mg/L to 3.05±6.9 mg/L, also these reduce were statistically meaningful (p<0.01, p<0.05, p<0.01). When the life quality of individuals was examined, there was meaningful increment (p<0.001). On the contrary, the mental health summary score between pre-diet and after diet wasn’t meaningful statistically (p>0.05). In this study, the correlation between the life quality and some parameters was examined. Between the pre-diet physical health summary score of individuals and individual number in the family, there was a negative correlation (p<0.01). Besides, a negative correlation was defined between meal number and the physical health score (p<0.05). Between mental health score and main meal number, there was a positive correlation (p<0.01). Also the protein amount that individuals take and weight loss was correlated positively (p<0.01). Finally, with the help of weight loss, there was a significant improvement on life quality, anthropometric measurements and biochemical parameters.Item Migrenli hastaların beslenme durumları ile antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Dönmezer, Gizem; Saka, MendaneBu çalışma migren hastalarının beslenme durumu ile antropometrik ölçümlerinin ve kan biyokimyasal bulguları arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapılmıştır. Çalışma Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniği’ne Mart 2013–Haziran 2013 tarihleri arasında başvuran 18-66 yıl arası 60 (51 kadın, 9 erkek) migren hastalığı olan birey üzerinde yapılmıştır. Bireylerin kişisel özellikleri, genel sağlık bilgileri ve beslenme alışkanlıkları sorgulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri alınmış, bazı biyokimyasal parametreleri analiz edilmiş ve fiziksel aktivite durumları belirlenmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %40.0’ı sigara, %21.7’si alkol kullanmaktadır. Bireylerin %66.7’si 3 ana öğün tüketmektedir. Çalışmaya katılan bireylerin %31.7’si hafif şişman, %18.3’ü şişmandır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş, BKİ, vücut ağırlığı, boy, bel çevresi, kalça çevresi ve bel kalça oranı ortalaması sırasıyla 39.2±11.79 yıl, 25.73±5.31 kg/m2, 68.53±14.16 kg, 163±0.06 cm, 85.87±13.46 cm, 102.9±12.36 cm ve 0.83±0.08 olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan migren hastalarının %78.3’ü (n=47) auralı migren, %21.7’si (n=13) aurasız migren türüne sahiptir. Auralı hastalarda aurasız hastalara göre kalça çevresi ortalaması daha fazladır (p<0.05). Ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Atak dönemlerinde bulantı, baş dönmesi, baş ağrısı ve görme bozukluğu auralı hastalarda aurasız hastalara göre %95 güven aralığında istatistiksel açıdan anlamlı derece yüksek tespit edilmiştir (p<0.05). Stres, güçlü kokular ve hava değişikliği auralı migren hastalarında aurasız migren hastalarına göre anlamlı derecede tetikleyici faktör olarak belirlenmiştir (p<0.05). Migren türleri ve haftalık atak sayıları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Domates tüketim miktarları aurasız hastalarda 133.3±96.82 g, auralı hastalarda ortalama 86±32.3 g olarak belirlenmiştir. Aurasız hastaların auralı hastalara oranla tükettikleri domates miktarının daha fazla olduğu istatistiksel açıdan %95 güven aralığında anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Çay tüketen hastaların tüketmeyenlere göre auralı olma riski aurasız olma riskinden ortalama 0.27 kat daha fazladır. %95 güven aralığında bu risk 22.7 kata kadar çıkmaktadır (OR=4.7 [%95 CI 1.0-22.7], p=0.037). Hastaların iv magnezyum düzeylerine bakıldığında auralı bireylerde 2.0±0.17 mg/dl, aurasız bireylerde 1.7±0.04 mg/dl olarak belirlenmiştir. İstatistiksel olarak %95 güven aralığında aurasız bireylerin auralı bireylere göre daha düşük magnezyum seviyeleri vardır (p<0.05). Çalışmaya katılan bireylerin %56.7’si yetersiz enerji, %50’si fazla protein ve %100’ü yetersiz lif almaktadır. Auralı migren hastalarının enerji alım ortalaması 1643±662.02 kkal/gün, enerji harcamaları ortalaması 2125.2±316.24 kkal/gün’dür. Aurasız migren hastalarının enerji alım ortalaması 1791.2±539.48 kkal/gün, enerji harcamaları ortalaması 2122.3±387.01 kkal/gün’dür. Auralı ve aurasız migren türlerinin enerji alımları ve enerji harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak auralı ve aurasız migrende stres, hava değişikliği ve güçlü kokular en önemli tetikleyici faktördür. Obez bireylerde migren sıklığı ve migren türleri arasında fark görülmese de yüksek olduğu bilinmektedir.