Hukuk Fakültesi/ Faculty of Law
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1398
Browse
Item 6361 Sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu'na göre finansal kiralama sözleşmesi(Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2016) Kırmızıtaş, Türkan; Eren, FikretBu çalışmamızda, finansal sektörde görülen değişiklikler ve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar sonucunda, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile yeniden düzenlenmiş bulunan, finansal kiralama sözleşmesini hukuki açıdan her yönü ile incelemeye çalıştık. Tarafların hakları, borçları ve uygulamada tartışmalı olan konular detaylı incelenmiş, Yargıtay uygulamalarından örneklerle desteklenmiştirItem İflasın Ertelenmesi Talebi Üzerine Alınabilecek Tedbiler ve Erteleme Kararının Sonuçları(2014) Eroğlu, Nükhet4949 sayılı kanunla yeniden düzenlenen İİK m.179’da sermaye şirketleri ve kooperatiflerin doğrudan doğruya iflası düzenlenmiştir. Yine aynı maddede bazı koşulların varlığı halinde alacaklı, borçlu ve kamu menfaatlerini korumak amacıyla iflasın ertelenmesi kurumu düzenlenmiştir. İflasın ertelenmesi kurumu daha önce TTK m.324,II de düzenlenmişti, ancak yeteri kadar detaylı olmadığı için uygulama alanı bulamamaktaydı. 4949 sayılı kanunla İİK’na eklenen 179/a ve 179/b maddeleri ile erteleme talebi üzerine hâkim tarafından alınması gereken tedbirler ve erteleme kararının sonuçları düzenlenmiştir. Tezimizin asıl konusunu bu düzenlemeler oluşturmaktadır. İflasın ertelenmesi kurumunun yaygın olarak uygulanmaya başlaması bu konuların da önemini artırmıştır. Bu konudaki yasal düzenlemelerin yanında, birçok noktada doktrinel tartışmalar bulunmaktadır. Çalışmamızda iflasın ertelenmesi talebi üzerine alınabilecek tedbirler ve erteleme kararının sonuçları konusundaki yasal düzenlemeler ve doktrinel tartışmalar ayrıntılı olarak incelenip değerlendirilmiştirItem Türk rekabet hukukunda uyumlu eylemler(Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2016) Altun, Ecem; Ünal, MehmetYüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, teşebbüsler arasında mevcut rekabet düzenini bozucu nitelikleri nedeniyle yasaklanan işbirliği şekillerinden birisi olan uyumlu eylemler incelenmiştir. İlgili piyasada rekabetin kısıtlanması etkisi doğuran anlaşmaların ve teşebbüs birliği kararlarının doğrudan ve bütünüyle kanıtlanamadığı durumların kanıtlanması bakımından ve üçüncü kişilere karşı fiili işbirliği stratejilerinden kaynaklanan koordinasyon durumlarının varlık koşulları bakımından daha alt düzeydeki uzlaşmaları ifade eden uyumlu eylem kavramı ve bu eylemin hukuki sonuçları çalışma kapsamında değerlendirme konusu yapılmıştır. Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesine göre, doğrudan ya da dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan ya da bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu türdeki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. İlgili 4. Madde düzenlemesi, Avrupa Topluluğu Antlaşmasının 81. Maddesiyle benzer şekilde kaleme alınmıştır. Çalışma boyunca Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Rekabet Kurulu’nun konuyla ilgili kararlarına da yer verilerek, ilgili 4. madde düzenlemesinin genel özelliklerine değinilmekte, söz konusu hükümde yer alan anlaşma ve uyumlu eylem kavramları açıklanmakta, anlaşma ve uyumlu eylem kavramlarının birbirleriyle olan ilişkisi üzerinde durulmakta, uyumlu eylem kavramının tanımı ve unsurları değerlendirildikten sonra uyumlu eylemlerden doğan hukuki sonuçlar tespit edilmektedir. Ayrıca ABD rekabet hukukuna da, uyumlu eylemler ve bu kavrama dayanan uygulamalar bakımından örnek alternatif model olarak yer verilmiştir. Türk ve Avrupa Birliği rekabet hukuklarında uyumlu eylemlerin düzenlenme amacı, anlaşma ya da karar olarak nitelendirilemeyen ve teşebbüslerin yasa hükümlerini dolanma amacı taşıyan danışıklı davranışlarını engelleyebilmektir. Bu noktada uyumlu eylemler, rekabet kurallarının daha geniş kapsamlı uygulanabilmesi ve rekabetin korunabilmesi için oldukça elverişli bir anahtar kavram niteliğindedir. In this work prepared as a master thesis, the issue concerning collusive agreements indicating a variety of reconcilements at lower levels and their legal outcomes between the forms of collusing among undertakings as a result of their nature violating the rules of competition from viewpoint of circumstances where the collusive agreements and organizations of undertaking associations that have created actual effects violating the rules of competition at pertinent market and being conducted secretly against the third parties could not be proved by evidences, and also in respect of conditions for the existence of coordination circumstances arising from actual coaction strategies whether made against the third parties, are analysed. Under the article of 4 of Turkish Competition Act, agreements and concerted practices between undertakings and decisions and practices by associations of undertakings which have, directly or indirectly, as their object or effect the prevention, restriction or distortation of competition or which shall be prevented, restricted or distorted it, are prohibited. Concerted practices in article 4 of Turkish Competition Act correspond with concerted practices in article 81 of the EC Treaty. In this content, by reffering to correlated decisions of the EU Court of Justice and Competition Board in whole of the thesis, general characteristics of article 4 are mentioned, concepts are evaluated, the issue regarding the relation between agreement and concerted practice is examined and legal consequences that may arise from that separation are examined. Besides, in order to clarify the content, the US competition law, in which the economic and legal theories forming the basis in this field are indicated as an example alternative model in respect of these theories and implementations that are based on them. The object of the Turkish Competition Act and EC Treaty in creating the concept of concerted practice is to anticipate the possibility of undertakings evading the implementation of competition rules by colluding in an anticompetitive manner falling short of a definite agreement or a decision. At this point, concerted practises are a key coupling under Turkish and EU Competition laws.Item Vergi mahremiyeti hakkı(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016) Koçabıcak, Merve; Üstün, Ümit SüleymanVergi mahremiyeti hakkı, vergi borcunun doğumu ile baĢlayıp, borçlunun kendiliğinden ifasıyla veya cebren tahsili ile sona eren vergilendirme sürecinde, mükellef haklarının korunmasını sağlayan bir koruma kalkanıdır. Bu hakkın, özel hayatın kapsamında yer alan haberleĢmenin gizliliği, kiĢiler verilerin korunması ve konut dokunulmazlığı gibi birçok hakla doğrudan iliĢkisi olduğu için, vergi mahremiyeti hakkı özel hayatın gizliliğinin korunması hakkının vergi hukukundaki görünümüdür, denilebilir. Ayrıca vergi mahremiyetinin özel hayatın gizliliği ile olan bu iliĢkisi sebebiyle, vergi mahremiyeti hakkının temel bir hak olduğu sonucuna da varılır. Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkı bakımından öngörülen sınırlamalar ile sınırlamaların sınırı vergi mahremiyeti hakkı açısından da geçerlidir. Vergi Usul Kanunu‟nun 362. maddesinde vergi mahremiyetini ihlal edenlerin Türk Ceza Kanunu‟nun 239. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacakları öngörülmektedir.Vergi Usul Kanunu‟nun 362. maddesinde öngörülen vergi mahremiyetinin ihlaline iliĢkin düzenlemeden hareketle bu suçun unsurları ve unsurlar dıĢında kalan birtakım hususlar ile uygulanacak olan yaptırımın saptanmasında Vergi Usul Kanunu‟nun 5. maddesiyle Türk Ceza Kanunu hükümleri esas alınır. Vergi mahremiyetinin kapsamı açısından 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu önemlidir. “Vergi mahremiyeti kapsamındaki bilgiler Bilgi Edinme Kanunu‟na dayanılarak talep edilebilir mi?” tartıĢması yoğun olarak yaĢanmaktadır.Bilgi Edinme Kanunu‟nda “özel hayatın gizliliği” ve “ticari sır” kapsamında yer alan bilgilerin Bilgi Edinme Kanunu‟na dayanılarak talep edilemeyeceği açık bir Ģekilde düzenlendiği için vergi mahremiyetine giren bilgiler Bilgi Edinme Kanunu‟na dayanılarak devletten hiçbir Ģekilde talep edilememesi gerekmektedir. Tax privacy right is a protective shield for taxpayer rights that arises during taxation process with tax obligation and ends with its voluntary or involuntary payment. The tax privacy right is closely related with privacy of communication, protection of personal data and inviolability of domicile, and may therefore be considered a reflection of the right to protection of privacy in tax law. Also, due to its relationship with privacy, we may also deduce that the tax privacy right is a fundamental right. Therefore, limitations envisaged for privacy and the extent of these limitations also apply to tax privacy right. Article 362 of the Tax Procedure Code stipulates that those who violate privacy of taxes are punishable in accordance with article 239 of the Turkish Penal Code. Based on the provision of article 362 of the Tax Procedure Code regarding violation of tax privacy, elements of this crime and some other points in addition thereto and the sanction applicable shall be determined pursuant to the provisions of article 5 of the Tax Procedure Code and the Turkish Penal Code. The Law of Right of Information Acquirement 4982 is important for the scope of the tax privacy. “Can information in the scope of tax privacy be requested based on the Law of Right of Information Acquirement?” This question is the subject of several discussions. Since the Law of Right of Information Acquirement expressly stipulates that information in the scope of “privacy” and “trade secret” cannot be requested based on the Law of Right of Information Acquirement, information in the scope of tax privacy can by no means be requested from the State based on the Law of Right of Information Acquirement.