Eğitim Bilimleri Enstitüsü / Education
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/2910
Browse
Item Çevrimiçi probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yöntemiyle ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının rutin olmayan problem çözme becerilerinin geliştirilmesi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2023) Meliha, Atasoy; Şeref, MirasyedioğluBu çalışmanın amacı çevrimiçi Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) yöntemini kullanarak ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının rutin olmayan problem çözme becerilerini geliştirmektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel modelini eşitlenmemiş kontrol gruplu ön test-son test dizayn (the nonequavelent control group design) oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde ise durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunu İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü ikinci sınıf öğrencileri oluştururken, kontrol grubunu ise aynı bölümün üçüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak sekiz adet performans görevi, problem çözme becerileri testi ve görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan her bir performans görevi rutin olmayan problem senaryosu, senaryoya özgü hazırlanmış çalışma kâğıdı ve haftalık değerlendirme formundan oluşmaktadır. Çalışma kâğıtlarının geliştirilmesinde Polya’ nın problem çözme modeli dikkate alınmıştır. Rutin olmayan problemleri çözme yeterliliklerini belirlemek için ise klâsik formda hazırlanmış problem çözme becerileri testi kullanılmıştır. Çevrimiçi PDÖ uygulamasından önce deney ve kontrol grubuna problem çözme becerileri ön testi uygulanarak rutin olmayan problemleri çözme becerilerinin ne düzeyde olduğu ve bu problemleri çözerken sergilemekte zorlandıkları davranışlar tespit edilmiştir. Daha sonra deney grubuyla 11 haftalık çevrimiçi PDÖ sürecine başlanmış olup bu süreçte sekiz adet performans görevinden faydalanılmıştır. Uygulama sürecinin sona ermesinin ardından çevrimiçi PDÖ süreciyle ilgili deney grubunun görüşlerini almak için görüşme soruları yöneltilmiştir. Görüşme soruları beş kategori altında toplanmıştır. Bunlar; çevrimiçi PDÖ yöntemine, ders yapma sürecine, kullanılan materyallere, eğitmene ve son olarak katılımcıların sergilediği davranışlara yöneliktir. Finalde ise deney ve kontrol grubuna aynı problem çözme becerileri testi son test olarak uygulanarak gelişimlerinin ne yönde olduğu incelenmiştir. Performans görevlerinin ve problem çözme becerilerinin analizinde ‘sergilenmesi beklenen davranışlar tablosu’ ve ‘dereceli rubrik’ olmak üzere iki adet araç kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde tekrarlı ölçümler ANOVA kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular detaylı bir şekilde yorumlanarak çeşitli öneriler sunulmuştur. The aim of this study is to improve the non-routine problem solving skills of elementary preservice mathematics teachers using the online Problem-Based Learning (PBL) method. Mixed method was used in the research. The quantitative model of the research consists of a pretest-posttest design with an unequal control group. In the qualitative part of the research, a case study was used. The experimental group of the research consists of second-year students of the Department of Primary Mathematics Education, while the control group consists of third-year students of the same department. Eight performance tasks, problem-solving skills tests and interview questions were used as data collection tools in the study. Each performance task used in the research consists of a non-routine problem scenario, a scenario-specific worksheet, and a weekly evaluation form. Polya's problem solving model was taken into consideration in the development of the worksheets. To determine their proficiency in solving non-routine problems, a problem-solving skills test prepared in classical form was used. Before the online PBL application, a problem-solving skills test was applied to the experimental and control groups to determine the level of their skills in solving non-routine problems and the behaviors they had difficulty in solving these problems. Then, an 11-week online PBL process was started with the experimental group, and eight performance tasks were used in this process. After the implementation process was completed, interview questions were asked to obtain the opinions of the experimental group about the online PBL process. Interview questions were grouped under five categories. These; It is aimed at the online PBL method, the course making process, the materials used, the instructor and finally the behaviors exhibited by the participants. In the final, the same problem-solving skills test was given to the experimental and control groups and the direction of the development was examined. Two tools were used in the analysis of performance tasks and problem-solving skills: 'table of expected behaviors' and 'graded rubric'. In the analysis of quantitative data, repeated measures ANOVA were used. Qualitative data were subjected to content analysis. The findings obtained from the research were interpreted in detail and various suggestions were presented.Item Mülteci öğrencilerin dil becerilerine ilişkin öz yeterlik algıları ve Türkçe derslerine yönelik tutumları üzerine bir araştırma (Mersin ili örneği)(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kardoğan, Mehmet; Güzel, AbdurrahmanBu araştırmada, Türkiye’de ilköğretim ikinci kademede öğrenim gören mülteci öğrencilerin temel dil becerilerine ilişkin öz yeterlik algılarının ve Türkçe derslerine yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2023- 2024 eğitim-öğretim yılında Mersin ili, Mezitli ilçesine bağlı Mezitli İmam Hatip Ortaokulunda öğrenim gören toplam 200 mülteci öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak Şengül (2016) tarafından geliştirilen “Türkçeye Yönelik Tutum Ölçeği”, Tulumcu (2014) tarafından geliştirilen “Yabancılar İçin Türkçe Dinleme Öz Yeterlik Ölçeği” ve “Yabancılar İçin Türkçe Okuma Öz Yeterlik Ölçeği”, İşçi (2019) tarafından geliştirilen “İkidilli Öğrencilerin Türkçe Dersi Konuşma Becerisi Öz Yeterlik Ölçeği”, Büyükikiz (2011) tarafından geliştirilen “Türkçe Öğrenen Yabancılar İçin Yazma Becerisi Öz Yeterlilik Ölçeği” ve araştırmacı tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik ölçüleri (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma), t-testi, ANOVA ve güvenirlik analizi için Cronbach alfa katsayısı kullanılmıştır. Fark analizlerinde istatistiksel anlamlılık için .05 düzeyi dikkate alınmış olup tüm analizler SPSS (versiyon 25) paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonunda, öğrencilerin dil becerilerine ilişkin öz yeterlik algıları ile Türkçe dersine yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan hareketle ilgililere önerilerde bulunulmuştur. In this study, it was aimed to determine the self-efficacy perceptions of refugee students studying at the second level of primary education in Turkey regarding basic language skills and their attitudes towards Turkish lessons. For this purpose, descriptive survey model, one of the quantitative research approaches, was used in the study. In the study, ‘Attitude Scale towards Turkish’ developed by Şengül (2016), ‘Turkish Listening Self-Efficacy Scale for Foreigners’ and ‘Turkish Reading Self-Efficacy Scale for Foreigners’ developed by Tulumcu (2014), ‘Speaking Skill Self-Efficacy Scale for Bilingual Students’ Turkish Lesson’ developed by İşçi (2019), “Writing Skill Self-Efficacy Scale for Foreigners Learning Turkish” developed by Büyükikiz (2011) and “Personal Information Form” developed by the researcher were used as measurement tools. Descriptive statistics measures (frequency, percentage, mean, standard deviation), t-test, ANOVA and Cronbach's alpha coefficient for reliability analysis were used in the analysis of the data obtained. In the difference analyses, .05 level was taken into consideration for statistical significance and all analyses were carried out through SPSS (version 25) package programme. At the end of the study, it was determined that students' self-efficacy perceptions about language skills and their attitudes towards Turkish lesson were at a medium level. Based on these results, suggestions were made to those concerned.Item Okul müdürlerinin mesleki rollerini anlamlandırması(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Kaya Aybek, Zeynep; Akbaba Altun, SadegülBu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin mesleki rollerini anlamlandırma biçimlerine ulaşmak ve bu anlamlandırma biçiminin oluşmasına neden olan ögeleri ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda “Resmi liselerde görevli okul müdürleri mesleklerini ve mesleğe ilişkin rollerini nasıl anlamlandırmaktadır?” şeklinde araştırma sorusu oluşturulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseninde tasarlanmıştır. Buna yönelik olarak araştırma (i) okul müdürlerinin belirlenmesi, (ii) veri toplama aracının geliştirilmesi ve pilot çalışma yapılması, (iii) saha çalışmasının yapılması, (iv) verilerin analizi ve raporlanması olarak belirlenen aşamalara uygun olarak yürütülmüştür. İlk aşamada okul türündeki farklılıkları dikkate alarak çeşitliliği artırmak amacıyla farklı lise türleri seçilmiştir. Okul türünden kaynaklanan farklılaşmanın veri toplama aşamasında katkı sağlayacağı düşüncesiyle Ankara ilinde eğitim veren farklı lise türleri belirlenmiştir. Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi ve İmam Hatip Lisesinde görev yapan okul müdürleri ile iletişim kurulmuştur. İkinci aşamada bu görüşmelerde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından görüşme esnasında alan notları tutulmuştur. Seçilen iki farklı lise türünde okul müdürleriyle pilot görüşmeler yapılmıştır. Pilot çalışma ile görüşme formunun uygulanabilir olma durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu görüşmeler neticesinde görüşme formu üzerinde gerekli düzeltmeler yapılarak forma son hali verilmiştir. Üçüncü aşamada asıl saha görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen farklı lise türlerinde görev yapan 10 okul müdürü ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırmacı tarafından görüşme süresince belirlenen okullarda informal gözlemler gerçekleştirilmiştir. Bu gözlemlere ilişkin alan notları alınmıştır. Dördüncü ve son aşamada ise gözlem ve görüşme sonucunda elde edilen veriler analiz edilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada geçerlik ve güvenirliği sağlamak amacıyla doğrulanabilirlik, tutarlılık, transfer edilebilirlik ve inandırıcılık ölçütlerine uygun bazı stratejilerin kullanımı sağlanmıştır. Verilerin analizi yapıldıktan sonra elde edilen bulgular, araştırmada teorik arka plan olarak kullanılan “Anlamlandırma Teorisi”ne göre incelenmiştir. İncelemeler sonucunda çeşitli kategoriler tespit edilmiş ve kimlik inşası temasına bağlı olarak (i) temsilci, (ii) kılavuz, (iii) gönüllü kategorilerine; geçmişe dönük olma temasıyla ilişkili olarak (i) karşılaşılan okul müdürüyle ilgili yaşantılar, (ii) yöneticilikte edinilen tecrübe kategorilerine; sosyal süreç temasında (i) talepler, (ii) beklentiler, (iii) zorluklar kategorilerine; eylemde bulunma temasına bağlı olarak (i) düzen açısından eylemler ve (ii) çeşitlilik açısından eylemler kategorilerine; ipuçlarını fark etme temasıyla ilişkili olarak (i) mesleki bilgi ve beceri bakımından öğretmenden donanımlı olma ve (ii) okulun değişken ve karmaşık yapısı kategorilerine; doğruluk yerine inandırıcılık temasına bağlı olarak (i) duygu boyutu ve (ii) beceri boyutu; süreklilik temasına bağlı olarak (i) tecrübenin yarattığı güven ve (ii) engellenme duygusu kategorilerine ulaşılmıştır. Sonuç olarak okul müdürlerinin mesleki rollerini anlamlandırmada genellikle yönetmelikte tanımlanan görevleri, mevcut seçme ve atama usulü, müdürlükle ilgili tecrübelerinin ve çevre ile kurdukları etkileşimin etkili olduğu görülmüştür. Okul müdürleri bu boyutlardan hareketle mesleki rollerini anlamlandırmış, çeşitli mesleki inançlar geliştirmiş ve anlamlandırma biçimlerine uygun eylemler ortaya koymuşlardır. Bu açıdan bakıldığında okul müdürlerinin kendilerini tanımlamalarında yöneticilikle ilgili rolleri ön plana çıkmakta, öğretime yönelik rollerinin önemli olduğunu ifade etseler de zamanlarının çoğunu idari işlere ayırmışlardır. Söz konusu bulgular ışığında uygulayıcılara, politika yapıcılara ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur. The aim of this study is to reach the ways in which school principals make sense of their professional roles and to reveal the elements that lead to the formation of this way of making sense. In line with this purpose, the research question was formulated as follows: "How do principals working in public high schools make sense of their profession and their professional roles? The study employs a phenomenological design based on a qualitative research method. The study was conducted in the following stages: (i) identifying school principals (ii) developing the data collection tool and conducting a pilot study, (iii) conducting the field study, (iv) analyzing and reporting the data. In the first stage, considering the differentiation arising from the type of school would contribute to the data collection phase, different types of high schools providing education in Ankara were determined. School principals from Science High School, Anatolian High School, Vocational and Technical Anatolian High School, Social Sciences High School, Fine Arts High School and Anatolian Imam Hatip High School were contacted. In the second stage, a semi-structured interview form was developed as a data collection tool. This interview form was used in the pilot interviews conducted with principals from two different high school types. The necessary revisions were made and the interview form was finalized based on the insights gathered during the pilot interview. In the third stage, field interviews were conducted with ten high school principals working in different types of high schools who were chosen through purposive sampling method. The researcher conducted both formal and informal observations in the schools determined during the interview period. Field notes were taken regarding these observations. In the fourth and final stage, the data obtained from the observations and interviews were analyzed. The collected data were analyzed using the content analysis technique. In order to ensure validity and reliability in the research, some strategies were used in accordance with the criteria of verifiability, reliability, transferability and credibility. After the analysis of the data, the findings obtained were analyzed according to the “Weick's Sensemaking Theory” used as the theoretical background in the study. As a result of the analysis, various categories were identified and the categories of (i) representative, (ii) guide, (iii) volunteer were categorized in relation to the theme of identity construction; the categories of (i) experiences related to the school principal encountered, (ii) experience gained in management were categorized in relation to the theme of being retrospective; the categories of (i) demands, (ii) expectations, (iii) difficulties were categorized in the theme of social process; the categories of (i) actions in terms of order and (ii) actions in terms of diversity were categorized in relation to the category of taking action; the categories of (i) being better equipped than the teacher in terms of professional knowledge and skills and (ii) the variable and complex structure of the school; the categories of (i) emotion dimension and (ii) skill dimension in relation to the theme of credibility instead of accuracy; the categories of (i) confidence created by experience and (ii) sense of frustration in relation to the theme of continuity. As a result, it was seen that the duties defined in the regulations, the current selection and appointment procedure, their experiences related to principalship and their interaction with the environment were effective in making sense of the professional roles of school principals. Based on these dimensions, school principals made sense of their professional roles, developed various professional beliefs and took actions accordingly. From this point of view, school principals' roles related to administration came to the forefront in their self-definitions, and although they stated that their roles related to teaching were important, they spent most of their time on administrative tasks. In the light of these findings, several suggestions were made for practitioners, policy makers and researchers.Item Okuma eğitiminde yeniden yazılmış masalların metinlerarası anlam kurma ve göstergebilim açısından çözümlenmesi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Çelik, Nilgün; Demir, AhmetÇalışma, yeniden yazılmış masalların metinlerarasılık ve göstergebilimsel açıdan incelenmesini ve Türkçe eğitimi bağlamında okuma etkinliklerinde nasıl kullanılabileceğini ortaya koymayı amaçlayan nitel bir araştırmadır. Üç temel amaç doğrultusunda yapılandırılan çalışmanın ilk amacı, Grimm Kardeşler, Perrault ve Ezop tarafından yazılan klasik masallar ile masalların Eşit Masallar ve Frederick adlı yeniden yazılmış versiyonları arasındaki metinlerarası ilişkileri ortaya koymak, alt metin ve üst metin arasındaki benzerlik ve farklılıkları çözümlemektir. İkinci amaç, yeniden yazılmış masalların göstergebilimsel çözümlemesini yaparak masalların hangi göstergeler üzerinden dönüşüme uğradığını irdelemektir. Üçüncü amaç, yeniden yazılmış masalların okuma eğitimi kapsamında nasıl kullanılabileceğini örnek izlenceler ve etkinlikler aracılığıyla göstermektir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış; metinlerarası çözümlemelerde yapı unsurları, dil ve anlatım, tematik dönüştürümler karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çözümlemeler yeniden yazılmış masalların kaynak metinlere bağlılık ile özgün yorumlar arasında bir denge kurduğunu ve hem edebi hem eğitsel açıdan zengin bir potansiyele sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca çalışmada yer verilen örnek etkinlikler, öğrencilerin eleştirel, analitik ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik özgün uygulamalar sunmaktadır. Söz konusu etkinlikler okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası olmak üzere 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda metinlerarasılık ve göstergebilimle ilişkili kazanımlar temel alınarak tasarlanmıştır. Çalışma, Türkçe eğitimi bağlamında metin seçimi ve kullanımı açısından özgün bir katkı sunmaktadır. Etkinliklerde öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişimlerini destekleyecek şekilde metinlerarası anlam kurma, göstergebilimsel çözümleme, sorgulayıcı düşünme, değer aktarımı ve yaratıcı üretim gibi çok yönlü kazanımlar gözetilmiştir. This study is a qualitative research that aims to analyse rewritten fairy tales in terms of intertextuality and semiotics and to reveal how they can be used in reading activities in the context of Turkish education. The first aim of the study, which is structured in line with three main objectives, is to reveal the intertextual relations between the classical fairy tales written by the Brothers Grimm, Perrault and Aesop and the rewritten versions of these fairy tales called Eşit Masallar and Frederick, and to analyse the similarities and differences between subtext and metatext. The second aim is to make a semiotic analysis of the rewritten fairy tales and to examine through which signs these fairy tales are transformed. The third aim is to show how rewritten fairy tales can be used in reading education through sample syllabuses and activities. Document analysis method was used in the study; structural elements, language and expression, thematic transformations were handled comparatively in intertextual analyses. The analyses show that the rewritten fairy tales establish a balance between loyalty to the source texts and original interpretations, and they have a rich potential in terms of both literary and educational aspects. In addition, the sample activities included in the study offer original practices for the development of students' critical, analytical and creative thinking skills. These activities are designed as pre-reading, during-reading and post-reading based on the outcomes related to intertextuality and semiotics in 2024 The Century of Türkiye Education Model Secondary School Turkish Curriculum. The study makes an original contribution in terms of text selection and use in the context of Turkish education. In the activities, multifaceted acquisitions such as establishing intertextual meaning, semiotic analysis, inquisitive thinking, value transfer and creative production were considered to support students' cognitive, affective and social development.Item Ortaokul Türkçe ders kitaplarında anlama becerilerine yönelik içeriğin sosyal ve beşerî disiplinlerle ilişkisi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Yasemin, Köksal Çakır; Ahmet, DemirTürkçe eğitimi, sosyal ve beşerî alanlarla olan ilişkisi sebebiyle bireylerin duygu, düşünce, hayal dünyalarını geliştirirken kullandıkları dilin sınırlarını da genişleten bir alandır. Türkçe eğitiminin bu niteliği, Türkçe dersi ders kitaplarında kullanılacak olan materyallerin de disiplinlerarası bir yaklaşımla tasarlanması ve Türkçe eğitimiyle birlikte bireyleri sosyal ve beşerî alanlarla ilgili içeriğe taşıması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkçe eğitiminde kullanılacak metinlerin anlama ve anlatma becerileri çerçevesindeki işlevselliği kadar, öğrencileri “disiplinlerarası” bir alanla ve birer disiplin olarak sosyal ve beşerî alanların zengin içeriğiyle buluşturması bakımından da işlevsel olduğu önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Bütün bunlardan hareketle tezin amacı, Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) çerçevesinde, ortaokul (5-8. sınıflar) Türkçe dersi anlama becerileri (okuma, dinleme/izleme) içeriğinin (tema, metin, etkinlikler/sorular) sosyal ve beşerî disiplinlerle ilişkilerini ortaya koymaktır. Doküman analizi yöntemine dayalı çalışmamızda, Türkçe Dersi Öğretim Programı (2019) ve ortaokul (5-8. Sınıflar) Türkçe dersi ders kitapları incelenmiştir. Türkçe dersinin sosyal ve beşerî disiplinlerle olan ilişkileri, Türkçe ders kitaplarında yer alan anlama becerileri içeriği üzerinden ele alınmış; tema, metin ve etkinliklerin/soruların ağırlıklı olarak hangi disiplinlerle ilişkili olduğu ortaya koyulmuş, birincil olarak öne çıkan disiplinlerin hangi boyutlarda anlama becerilerine dâhil olduğuna dair bulgular sunulmuştur. Anlama becerileri bağlamında yapılan analizlerde, tema, metin ve etkinlikler/sorular üzerinden ortaokul Türkçe ders kitaplarının sosyal ve beşerî disiplinlerle ilişkisine dair mevcut durum ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Turkish education, due to its relationship with social and human disiplines, is a field that expands the boundaries of the language used by individuals while developing their worlds of emotions, thoughts and dreams. This quality of Turkish education reveals the need for the materials to be used in Turkish course textbooks to be designed with an interdisciplinary approach and to carry individuals to content related to social and human disciğlines along with Turkish education. The issue to be emphasized is that the functionality of the texts to be used in Turkish education in terms of understanding and expression skills is as important as its functionality in terms of bringing students together with an "interdisciplinary" field and the rich content of social and human disciplines. Based on all these, the aim of the thesis is to reveal the relations of the content (theme, text, activities/questions) of secondary school (5th-8th grades) Turkish comprehension skills (reading, listening/watching) with social and human disciplines within the framework of the Turkish Course Curriculum (2019). In our study based on the document analysis method, Turkish Lesson Curriculum (2019) and secondary school (5th-8th Grades) Turkish course textbooks were examined. The relations of the Turkish language course with social and human disciplines are discussed through the content of comprehension skills in Turkish textbooks; it has been revealed which disciplines the themes, texts and activities/questions are predominantly related to, and findings have been presented regarding the extent to which the prominent disciplines are included in comprehension skills. In the analyzes carried out in the context of comprehension skills, the current situation regarding the relationship of secondary school Turkish course textbooks with social and human disciplines was tried to be revealed through themes, texts and activities/questions.Item Soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerinin ortaokul matematik dersi öğretim programı, öğretmen ve öğrenci bağlamında incelenmesi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2023) Karslı, Nurdan; Mirasyedioğu, ŞerefBilgi işlemsel düşünme becerisinin alt boyutları olan soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerisi matematik eğitiminde etkin rol almaktadır. Matematiğin bir soyutlama bilimi olması ve matematik kavramının büyük çoğunluğunun soyutlama sonucu elde edilmesi de, matematik eğitiminde soyutlamayı içeren bilgi oluşturma sürecini anlamayı ayrıca önemli kılmaktadır. Örüntü tanıma ve örüntü tanımlama becerisine sahip öğrenciler matematiksel kavramlar arasındaki ilişkiyi kolaylıkla anlayıp kavrayabilirler. Karşılaşılan problemleri analiz ederek çözüme yönelik adımları sade bir şekilde ifade etmek yani problemin çözümü için algoritma tasarımı yapmak çözüme kısa ve etkili bir yoldan ulaşmayı sağlamaktadır. Bu çalışmada soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerini matematik dersi öğretim programı kazanımlarında incelemek, 7. sınıf öğrencilerinin bu üç beceri boyutunda farkındalıklarını belirlemek ve matematik öğretmenlerinin bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik farkındalıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi olan çoklu durum çalışması ile yürütülmüştür. Araştırmada öğretim programı kazanımlarına yönelik belge inceleme formu, öğrencilerin soyutlama-örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerine yönelik beceri testi, araştırmacı tarafından hazırlanan ders içi etkinlikler, öğrenci görüşme formu ve öğretmen görüşme formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Geliştirilen etkinlikler için 20 kişilik bir sınıf ile pilot uygulama yapılmıştır. Etkinlikler uzman görüşü ve pilot uygulama sonucunda son haline getirilmiştir. 20 kişilik bir sınıf ile esas uygulama yapılarak etkinlik cevap kağıtları, sınıf içindeki video kayıtları ve görüşme ses kayıtları analiz edilmiştir. Etkinlik cevap kağıtları araştırmacı tarafından hazırlanan rubrik ile puanlandırılmıştır. Öğretim programına yönelik belge inceleme formu ve öğretmenlerin farkındalıklarını belirlemek için yedi matematik öğretmenine uygulanan görüşme formu analiz edilmiştir. Sınıf seviyelerine göre soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerisinin incelenmesi sonucunda her sınıf seviyesi kazanımlarına üç alt becerinin denk geldiği görülmektedir. Soyutlama becerisi tüm sınıf seviyelerinde en fazla ortaya çıkarken örüntü tanımlama becerisi her sınıf seviyesinde en az şekilde ortaya çıkmaktadır. Yedinci sınıf öğrencilerinin soyutlama becerisi için etkinlik cevap kağıtlarında %55’inin sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilediği görülürken %45’inin ortalamanın altında beceri sergilediği görülmektedir. Öğrencilerin örüntü tanımlama becerisinde %50’sinin sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilediği görülürken %50’sinin sınıf ortalaması altında beceri sergilediği görülmektedir. Algoritma tasarımı becerisinde ise öğrencilerin %45’i sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilerken %55’i sınıf ortalaması altında beceri sergilemektedir. Matematik öğretmenlerinin bilgi işlemsel düşünmeyi bir problem çözme becerisi olarak tanımladıkları ve geliştirebilmek için ders içeriği, öğretim programı, öğretmen, ders kitapları, sınıf ortamı ve yaş grubu için önerilerde bulunduğu görülmektedir. The sub-dimensions of computational thinking skills such as abstraction, pattern recognition and algorithm design skills play an active role in mathematics education. The fact that mathematics is a science of abstraction and the majority of the concept of mathematics is the result of abstraction also makes it important to understand the knowledge creation process that includes abstraction in mathematics education. Students with pattern recognition and pattern recognition skills can easily understand and comprehend the relationship between mathematical concepts. Analyzing the encountered problems and expressing the steps for the solution in a simple way, in other words, designing an algorithm for the solution of the problem provides a short and effective way to reach the solution. This study aims to observe abstraction, pattern recognition and algorithm design skills in mathematics curricula acquisitions, to determine the awareness of 7th grade students in these three skill dimensions and to find out the awareness of mathematics teachers towards computational thinking skills. This research is conducted with a case study which is a qualitative research method. Document review form regarding the curriculum acquisitions, skills test regarding the students' abstraction-pattern recognition and algorithm design skills, in-class activities prepared by the researcher, student interview form and teacher interview form were used as data collection tools in this study. A pilot study was conducted with a class of 20 students for enhanced activities. The activities were finalized in the wake of an expert opinion and pilot scheme. By making the main practice with a class of 20 students, activity answer papers, in-class video recordings and interview audio recordings were analyzed. Activity papers were scored with a rubric prepared by the researcher. The document review form regarding the curriculum and the interview form applied to seven mathematics teachers to determine teachers' awareness were analyzed. As a result of the observation of abstraction according to grade levels, pattern recognition and algorithm design skills, it is seen that that three sub-skills correspond to each grade level acquisitions. While abstraction skill is the most common, pattern recognition skills are the least at every grade level. While it is seen that 55% of 7th grade students showed skills above the class average in activity papers for abstraction skills, 45% of them appears to have below-average skills. When it came to pattern recognition, 50% of the students exhibited skills above the class average, while the class average of 50% appears to have low-set skills. In algorithm design skills, 45% of the students demonstrate skills above the class average, while 55% perform below the class average. It is observed that mathematics teachers identify computational thinking as a problem-solving skill and to enhance that they make suggestions on course content, curriculum, teacher, textbooks, classroom environment and age groupItem Suriyeli öğrenciler bağlamında ilkokullarda görevli yöneticilerin, öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların kültüre duyarlı liderlik yaklaşımlarının incelenmesi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Aydoğan, Ahmet Gültekin; Dönmez, BurhanettinBu çalışma, Ankara ilinde Suriyeli öğrencilerin yoğun olarak bulundukları okullarda görevli okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların yönetim uygulamalarında kültüre duyarlı liderliğin yerini ve kapsamını keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma kültüre duyarlı liderlik uygulamalarının Suriyeli öğrencilerin eğitim süreçlerindeki etkisini ve bu bağlamda daha kapsayıcı eğitim politikalarının gerekliliğini vurgulaması açısından önemlidir. Bu araştırma temel nitel araştırma geleneği içinde yürütülmüştür. Bu amaçla Altındağ ilçesinde bulunan ve en fazla Suriyeli sığınmacı öğrenci barındıran 11 ilkokulda görev yapan okul yöneticisi, öğretmenler ve psikolojik danışmanlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, nitel veri analizi süreci veri analizi modeli temel alınarak dört aşamalı bir yapı içerisinde yürütülmüştür. İlk aşamada, katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmelerin tamamı çözümlenmiş ve yazılı metne dönüştürülmüştür. Elde edilen veriler, araştırmanın alt problemleri ve kuramsal çerçeve doğrultusunda detaylı şekilde okunmuş; anlamlı veri kümeleri tanımlanarak veriler satır satır analiz edilmiştir. Bu süreçte, katılımcıların dile getirdiği ortak görüşler, dikkat çeken ifadeler ve tekrarlayan kavramlar analiz edilerek ilgili kodlarla etiketlenmiştir. İkinci aşamada, oluşturulan kodlar arasındaki anlam birliktelikleri ve içerik benzerlikleri dikkate alınarak kategoriler belirlenmiştir. Kodlar benzerliklerine göre gruplanmış ve her bir grup belirli ana temalar ve alt temalar altında toplanmıştır. Bu süreçte temaların oluşturulması, hem tümevarımcı yaklaşımla doğrudan verilerden hareketle, hem de araştırma soruları ve teorik çerçeveyle örtüşen anlam kümeleri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada, elde edilen kod ve temalar bütünsel olarak yeniden gözden geçirilmiş, veri setiyle ilişkileri açısından değerlendirilen bazı kodlar yeniden düzenlenmiş veya birleştirilmiştir. Ayrıca, araştırmanın güvenilirliğini artırmak amacıyla, araştırma danışmanı ve alan uzmanları ile görüşmeler gerçekleştirilerek kodlama ve temalandırma süreçleri yeniden değerlendirilmiştir. Son aşamada ise, elde edilen temalar çerçevesinde katılımcıların görüşleri sistematik biçimde yorumlanmıştır. Temalar arası ilişkiler analiz edilerek, çalışmanın genel amaç ve soruları bağlamında açıklamalar yapılmıştır. Bulgular, doğrudan alıntılarla desteklenmiş ve katılımcı görüşlerinin nitel veriye dayalı şekilde analiz edilmesi sağlanmıştır. Bu süreç, araştırmanın iç tutarlılığını artırmış ve nitel verinin bağlamsal olarak derinlemesine anlaşılmasına olanak tanımıştır. Elde edilen sonuçlar müfredatın esnek ve kültüre duyarlı hale getirilmesi, öğretmen eğitimlerinin artırılması, psikososyal desteklerin yaygınlaştırılması ve Türkçe eğitim programlarının geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, eğitim politikalarının sığınmacı çocukların ihtiyaçlarına yanıt verme konusunda yetersiz kaldığı gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, müfredatın kültüre duyarlı ve esnek hale getirilmesi, öğretmenlere yönelik kültüre duyarlı liderlik ve travma bilinci eğitimlerinin artırılması, psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve ailelerin bu sürece dahil edilmesi vurgulanmıştır. Ayrıca Suriyeli öğrenciler için dil öğrenme programları ile teknolojik desteklerin artırılması gerektiği önerilmektedir. This study aims to explore the role and scope of culturally responsive leadership in the management practices of school administrators, teachers, and guidance counselors working in schools with a high concentration of Syrian refugee students in Ankara. This research is significant as it highlights the impact of culturally responsive leadership practices on the educational processes of Syrian students and underscores the need for more inclusive educational policies.The research was conducted within the framework of qualitative research methodology. To achieve this, interviews were conducted with school administrators, teachers, and guidance counselors from 11 primary schools in the Altındağ district, which hosts the largest number of Syrian refugee students. In this study, the qualitative data analysis process was conducted within a four-stage framework based on the data analysis model proposed by Miles and Huberman (1994). In the first stage, all interviews conducted with participants were transcribed verbatim into written text. The obtained data were read in detail in line with the research sub-problems and theoretical framework; meaningful data clusters were identified, and the texts were analyzed line by line. During this process, recurring concepts, notable expressions, and commonly shared views were examined and labeled with appropriate codes. In the second stage, categories were identified by considering semantic similarities and content-related associations among the codes. The codes were grouped according to their similarities, and each group was organized under specific main themes and sub-themes. Theme formation was carried out both inductively, based directly on the data, and deductively, guided by the research questions and theoretical framework. In the third stage, the generated codes and themes were reviewed holistically. Some codes were revised or merged based on their relationship with the overall data set. In order to enhance the reliability of the study, the coding and thematization processes were also re-evaluated in consultation with the research advisor and field experts. In the final stage, participants' opinions were systematically interpreted within the framework of the identified themes. Relationships between themes were analyzed, and explanations were made in connection with the main objectives and research questions of the study. The findings were supported by direct quotations, allowing for the analysis of participants’ views to be firmly grounded in qualitative data. This process enhanced the internal consistency of the research and enabled a more in-depth contextual understanding of the data. The findings indicate that the curriculum needs to be made more flexible and culturally responsive, teacher training programs should be enhanced, psychosocial support services should be expanded, and language learning programs should be developed. Moreover, it was observed that current educational policies fall short of addressing the needs of refugee children. Based on the findings, it is recommended to adapt the curriculum to be more flexible and culturally sensitive, increase training on culturally responsive leadership and trauma awareness for teachers, expand psychosocial support services, and involve families in this process. Additionally, it is suggested to enhance language learning programs and technological support for Syrian students.Item Türkçe dersinde açık uçlu soruların öğrencilerin okuduğunu anlama başarısına etkisi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yıldırım Suna, Zekiye; Güzel, AbdurrahmanYaşam içerisinde her insan farkında olarak ya da olmayarak pek çok soru sorar. Soru eğitim-öğretim faaliyetlerinin önemli bir bileşenidir. Bu araştırmanın amacı Türkçe dersinde açık uçlu sorular kullanılarak gerçekleştirilen ölçme ve değerlendirme uygulamalarının öğrencilerin okuduğunu anlama (anlama, söz varlığı ve akıcı okuma) becerileri üzerindeki etkilerini hem nicel hem de nitel bulgulara dayanarak ortaya koymaktır. Bu araştırmada karma yöntemi benimsenmiştir. Nicel araştırma yönteminin desenlerinden ön test-son test gruplu deneysel desen, nitel araştırma yönteminin ise durum çalışması deseni benimsenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılının II. döneminde Mersin ilinde MEB’e bağlı bir devlet ortaokulunda öğrenim görmekte olan (deney grubu 20, kontrol grubu 20) 40 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel veriler toplanırken Türkçe başarı testi, nitel veriler toplanırken yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Deneysel işlem sürecinde kullanılacak olan açık uçlu soru formları oluşturulurken MEB, 2019 TDÖP esas alınmıştır. Veriler analiz edilirken nicel yöntemde SPSS kullanılmış nitel yöntemde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkçe dersinde açık uçlu soru kullanımının öğrencilerin okuduğunu anlama becerisini geliştirdiği; söz varlığı, anlama ve akıcı okuma başarısını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu durumun yanı sıra deneysel işlem sürecinde açık uçlu soru kullanımının öğrencilerin açık uçlu soruya karşı bakış açılarını ve bilgilerini de olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Every person asks many questions in life, knowingly or unknowingly. Question is an important component of educational activities. The aim of this research is to reveal the effects of measurement and evaluation practices using open-ended questions in Turkish lessons on students' reading comprehension (comprehension, vocabulary and fluent reading) skills, based on both quantitative and qualitative findings. Mixed method was adopted in this research. A quasi-experimental design with a pretest-posttest group was adopted among the quantitative research methods, and a case study was adopted among the qualitative research methods. The sample group of the research is the second half of the 2024-2025 academic year. The study consists of 40 7th grade students (20 in the experimental group, 20 in the control group) studying in public secondary schools affiliated with the Ministry of Education in Mersin province during the period. A Turkish achievement test was used when collecting quantitative data, and a semi-structured interview form was used when collecting qualitative data. 2019 TCC was taken as basis when creating the open-ended questionnaires to be used in the experimental process. While analyzing the data, SPSS was used in the quantitative method and descriptive analysis technique was used in the qualitative method. As a result of the research, it was found that using open-ended questions in Turkish lessons improved students' reading comprehension skills; It has been determined that it positively affects vocabulary, comprehension and fluent reading success. In addition to this, it has been determined that the use of open-ended questions during the experimental process positively affects students' perspectives and knowledge of open-ended questions.Item Türkçe öğretmenlerinin okuma ve yazma becerilerine yönelik ölçme ve değerlendirme uygulamaları(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2025) Yağmur, Şirin Kübra; Bilgin Topçu, ÜmmühanBu araştırmada ortaokullarda görev yapan Türkçe öğretmenlerinin okuma ve yazma becerilerine yönelik ölçme ve değerlendirme yeterlikleri incelenmiştir. Ölçme ve değerlendirme, eğitim sürecinin her aşamasında önemli bir rol oynamakta; öğrenme süreçlerini izlemek, öğretim yöntemlerini değerlendirmek ve öğrenci başarısını ölçmek için kullanılmaktadır. Son yıllarda Türkçe eğitiminde ölçme ve değerlendirme çalışmalarında belirgin bir artış gözlenmiştir ancak bu çalışmalar genel yaklaşımlara odaklanmış, becerilere indirgenmiş, ölçme ve değerlendirme araştırmalarıyla sınırlı kalmıştır. Türkçe Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri’ne, 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı’na ve karşılaştırmalı olarak 2024 Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı’na, ölçme ve değerlendirme özelinde atıfta bulunan çalışmalara alanyazında yer verilmemiştir. Bu bağlamda, Türkçe öğretmenlerinin okuma ve yazma becerileri özelinde ölçme ve değerlendirme görüşlerini inceleyen bu araştırma, alanyazındaki bu açığı kapatmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın odaklandığı temel sorular, öğretmenlerin Türkçe eğitiminde ölçme ve değerlendirme süreçleri, özellikle okuma ve yazma becerilerinin ölçülmesine ilişkin yeterlikleri ve ölçme ve değerlendirme uygulamalarının sahaya ne ölçüde yansıdığıdır. Söz konusu yeterlikleri, öğretim programlarını kapsaması ve 2024 Ortaokul TDÖP kapsamında hazırlanan ilk yazılı sınavlara ulaşılması, araştırmanın özgün yanını ortaya koymaktadır. Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yürütülen bu çalışmada, iç içe geçmiş tek durum deseni uygulanmıştır. Araştırmanın nitel veri toplama sürecine dahil edilen katılımcıları, 2023-2024 ve 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılları’nda Ankara ili merkez ilçelerinden Çankaya, Keçiören ve Pursaklar’a bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları, ölçme ve değerlendirme araçlarını inceleme formu; öğretmenlerden toplanan ölçme ve değerlendirme araçları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada ilk olarak öğretmenlerin Türkçe Dersi Özel Alan Yeterlikleri’ne dair farkındalıklarına bakılmış; daha sonra 2019 TDÖP ve 2024 Ortaokul TDÖP’ye ilişkin ölçme ve değerlendirme yeterlikleri incelenmiştir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin 2024 Ortaokul TDÖP’ye ilişkin bilgi sahibi olmadan önceki ve 2024 Ortaokul TDÖP’yi uyguladıktan sonraki görüşleri karşılaştırılmıştır. Öğretmen görüşlerinin sahaya ne ölçüde yansıdığını görebilmek adına, her iki programın da uygulandığı yıllarda öğretmenlerden ölçme ve değerlendirme araçları toplanmış; bu araçlar önceden belirlenmiş başlıklar altında incelenmiştir. Birinci araştırma sorusuna göre, Türkçe öğretmenlerinin ölçme ve değerlendirme süreçlerinde, öğrenme çıktılarını dikkate alarak sınıf düzeyine uygun etkinlikler planladıkları, okuma-yazma becerilerini aşamalı bir gelişim süreciyle değerlendirdikleri belirlenmiştir ancak geri bildirim sağlama ve süreç odaklı ölçme araçlarını kullanma konusunda eksiklikler olduğu, öğretmenlerin daha çok geleneksel yöntemlere yöneldiği saptanmıştır. İkinci araştırma sorusuna göre, Türkçe öğretmenlerinin ölçme ve değerlendirme kavramlarına yönelik farkındalıklarında ilerleme olduğu, öğrenme çıktılarını ölçme amaçlarının ön planda tutulduğu belirlenmiştir ancak tamamlayıcı ölçme araçlarının kullanımının sınırlı kaldığı ve geleneksel yöntemlerin ağırlıkta olduğu ortaya çıkmıştır. Üçüncü araştırma sorusuna göre, 2024 Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı’nı uygulayan öğretmenlerin, beceri temelli ve süreç odaklı ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını benimsemeye başladığı ancak sınıf mevcudu, zaman yetersizliği ve programın yoğunluğu gibi sorunlarla karşılaştıkları; buna karşın, programın sunduğu çeşitlilik ve öğrenci odaklı yaklaşımın olumlu bulunduğu belirlenmiştir. Dördüncü araştırma sorusuna göre, 2024 Ortaokul TDÖP’nin beceri odaklı yaklaşımı, ölçme araçlarının çeşitliliğini artırsa da yapısal sorunlar nedeniyle uygulamada daha dengeli bir etkinlik dağılımı ve etkili geri bildirim süreçlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Beşinci araştırma sorusuna göre, 2023-2024 ve 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılları’nda 5. sınıf Türkçe dersi yazılı sınavlarında ağırlıklı olarak kısa yanıtlı ve açık uçlu sorular tercih edilmiş ancak 2024-2025 yılında ölçme araçlarının daha çeşitli becerileri (tahmin etme, çözümleme, yaratıcı yazma vb.) hedeflediği ve tanılayıcı değerlendirme uygulamalarının arttığı gözlemlenmiştir. Buna karşın, 2023-2024 yılında değerlendirme süreçlerinin daha yüzeysel kaldığı ve genellikle kitap okuma etkinlikleriyle sınırlı olduğu belirlenmiştir. This study examines the assessment and evaluation competencies of middle school Turkish language teachers in teaching reading and writing skills. Assessment and evaluation play a critical role at every stage of the educational process, serving to monitor learning processes, evaluate instructional methods, and measure student achievement. In recent years, there has been a noticeable increase in studies on assessment and evaluation within Turkish language education. However, these studies have primarily focused on general approaches, been limited to specific skills, or confined to assessment and evaluation research. No studies have been found that specifically reference the Turkish Language Teacher Special Field Competencies, the 2019 Turkish Language Curriculum, or the 2024 Middle School Turkish Language Curriculum in the context of assessment and evaluation. In this regard, this study aims to address this gap in the literature by investigating Turkish language teachers’ perspectives on assessment and evaluation, specifically concerning reading and writing skills. The research focuses on key questions regarding teachers’ assessment and evaluation processes in Turkish language education, their competencies in measuring reading and writing skills, and the extent to which these practices are reflected in the field. The study’s originality lies in its inclusion of the curricula, particularly the first written examinations developed under the 2024 Middle School Turkish Language Curriculum, and its examination of teachers’ competencies. Conducted within a qualitative research framework, the study employs a single embedded case study design. Participants included teachers from middle schools in the central districts of Çankaya, Keçiören, and Pursaklar in Ankara during the 2023–2024 and 2024–2025 academic years. Data were collected using semi-structured interview forms developed by the researcher, an assessment and evaluation tool analysis form, and assessment tools gathered from teachers. The study first explored teachers’ awareness of the Turkish Language Teacher Special Field Competencies. Subsequently, their assessment and evaluation competencies were analyzed in relation to the 2019 Turkish Language Curriculum and the 2024 Middle School Turkish Language Curriculum. Additionally, teachers’ perspectives before and after implementing the 2024 Middle School Turkish Language Curriculum were compared. To assess the extent to which teachers’ perspectives were reflected in practice, assessment and evaluation tools were collected from teachers during the implementation years of both curricula and analyzed under predetermined categories. Regarding the first research question, it was determined that Turkish language teachers plan activities aligned with learning outcomes and appropriate to grade levels, evaluating reading and writing skills as part of a progressive developmental process. However, deficiencies were identified in providing feedback and using process-oriented assessment tools, with teachers predominantly relying on traditional methods. For the second research question, it was found that teachers’ awareness of assessment and evaluation concepts has improved, with a focus on measuring learning outcomes. Nevertheless, the use of complementary assessment tools remains limited, and traditional methods prevail. Regarding the third research question, teachers implementing the 2024 Middle School Turkish Language Curriculum have begun adopting skill-based and process-oriented assessment approaches. However, they face challenges such as large class sizes, insufficient time, and the curriculum’s intensity. Despite these issues, the curriculum’s diversity and student-centered approach were viewed positively. For the fourth research question, although the skill-based approach of the 2024 Turkish Language Curriculum has increased the variety of assessment tools, structural challenges highlight the need for a more balanced distribution of activities and effective feedback processes. Finally, for the fifth research question, written examinations for 5th-grade Turkish language courses in the 2023–2024 and 2024–2025 academic years predominantly utilized short-answer and open-ended questions. However, in 2024–2025, assessment tools targeted a broader range of skills (e.g., prediction, analysis, creative writing), and diagnostic assessment practices increased. In contrast, assessments in 2023–2024 were found to be more superficial, often limited to reading activitiesItem Üniversite derecelendirme sistemlerinin değerlendirilmesi ve bir model önerisi(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2022) Bulut, Mustafa; Özdemir, ServetYükseköğretim büyük bir hızla kitleselleşmekte, uluslararasılaşmakta, üniversitelere olan talep yoğun bir şekilde artmakta ve bu gelişmelere paralel olarak yükseköğretim kurumlarının sayısı fazlalaşmaktadır. Bu gelişmeler, ulusal ve uluslararası ortamlarda üniversiteler arası rekabete neden olmuş ve ayrıca yükseköğretim kurumlarının paydaşları tarafından bilgi ihtiyaçlarını karşılayacak araçlara gereksinim ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu ihtiyacın büyük bir kısmını kalite güvencesi araçları ve üniversite derecelendirme sistemleri karşılamaktadır. Popülerlikleri ve geniş kitlelere yaygınlıklarıyla beraber yoğun eleştirilere de maruz kalan bu sistemlerin günümüzde birçok çeşidi bulunmaktadır. Nitel araştırma deseninde tasarlanan bu tez çalışmasında söz konusu üniversite derecelendirme sistemleri değerlendirilmiş, alanyazın ve araştırmanın sonuçları kapsamında bir model önerisi sunulmuştur. Ulusal akreditasyon kuruluşları ve farklı ülkelerdeki ulusal sıralama sistemlerinin göstergeleri üzerine doküman analizine ek olarak; sıralama sistemleri üzerine çalışmaları olan yerli ve yabancı araştırmacılarla, politika yapıcılarla, sistem sorumluları ile ve farklı üniversitelerin kalite komisyonu üyeleriyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve veri analizi sonuçları tablolar halinde gösterilmiş, tartışılmış ve çalışmanın sonunda yükseköğretim kurumları, sistemleri, paydaşlar, araştırmacılar ve sıralama sistemi tasarımcıları için politika önerileri sunulmuştur. Çalışmanın bulgularına göre sıralama sistemlerinin mantığı ve gerekçesi çoğunlukla üniversiteler özelinde temellenmiş, güçlü yanlarıyla karşılaştırıldığında zayıf ve geliştirilmesi gereken birçok husus tespit edilmiş, bunların telafi edilmesi yönünde görüşler belirtilmiştir. Çalışma ayrıca sıralama sistemlerinin kurumsal ve ulusal düzeyde kullanılma yaklaşımlarına dikkat çekmiş, bu sistemlerin gerekliliğini sorgulamış, sistemlerin geliştirilmesi için farklı ülkelerdeki sistemlerden ve akreditasyon göstergelerinden istifade edilmesi yönünde gereklilik ve görüş toplamıştır. Çalışmanın sonunda, sıralama sistemlerinin geçerliğini ve güvenirliğini arttıracak kategorik ve karma bir model önerisinde bulunulmuştur. Sistemlere ilişkin güncel sorunlara da dikkat çeken bu çalışmanın; tüm dünya yükseköğretim sistemine, paydaşlara, kalite güvencesi ve sıralama sistemlerine katkıda bulunması temenni edilmektedir.Higher education is rapidly becoming massive, internationalizing, the demand for universities is increasing intensively, and in parallel with these developments, the number of higher education institutions is increasing. These developments have caused competition between universities in national and international settings, and a need for tools has emerged to meet the information needs of the stakeholders of higher education institutions. Today, a large part of this need is met by quality assurance tools and university ranking systems. There are many types of these systems, which have been subjected to intense criticism with their popularity and wide audience. In this thesis study, which was planned in a qualitative research design, the university ranking systems in question were evaluated and a model proposal was presented within the scope of the literature review and the results of this study. In addition to the document analysis on the indicators of national accreditation bodies and national ranking systems in different countries; in-depth interviews were conducted with local and foreign researchers, policy makers, system administrators working on ranking systems, quality commission members at different universities and the results of data analysis were presented in tables, discussed, and policy recommendations were presented for higher education institutions, systems, stakeholders, researchers and ranking system designers at the end of the study. According to the findings of the study, the logic and rationale of the ranking systems were mostly based on universities; compared to their strengths, many weak points that need improvement were identified, and opinions were expressed to compensate for them. The study also drew attention to the approaches to the use of ranking systems at the institutional and national level, questioned the general necessity of these systems, and gathered opinions to benefit from the systems in different countries and accreditation indicators for the development of the current systems. At the end of the study, a categorical and mixed model was proposed to increase the validity and reliability of ranking systems. It is expected that this study, which also draws attention to current problems related to systems, will contribute to the world higher education system, stakeholders, quality assurance and ranking systems.Item Üniversitelerde etik karar verme: Türk ve Amerikalı yöneticiler üzerine bir çalışma(Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 2024) Serkan, Şen; Servet, ÖzdemirÜniversite yönetiminde karar vermenin temel unsurlarından birisi de kararların etik yönüdür. Ayrıca küreselleşmenin yükselişi, etik değerlerin ve etik karar verme uygulamalarının anlaşılmasına yönelik daha kapsamlı bir bakış açısına sahip olmayı gerektirmektedir. Farklı kültürlerden yöneticilerin etik karar verme şekilleri, etiğe ilişkin kararların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlama fırsatı sağlamaktadır. Nitel araştırma yönteminde fenomenolojik desende tasarlanan bu tez çalışması Türk ve Amerikalı üniversite yöneticilerinin etik karar verme süreçlerine ilişkin görüşlerini incelemeyi hedeflemektedir. Rektörlük, dekanlık, müdürlük ve bölüm başkanlığı gibi farklı düzeylerdeki 13 Türk ve 10 Amerikalı üniversite yöneticisiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, veri analizi sonuçları tablolar halinde gösterilmiş, tartışılmış ve çalışmanın sonunda karar vericiler, paydaşlar ve araştırmacılar için öneriler sunulmuştur. Türk yöneticilerin etik karar verme süreçlerinde adalet etiği ve meslek etiği yaklaşımını, Amerikalı yöneticilerin ise adalet, ilgi, eleştiri ve meslek etiği yaklaşımını kullanma eğiliminde oldukları görülmektedir. Türk yöneticiler üniversite yöneticilerinin etik karar verme süreçlerini örgütsel anlamda olumsuz etkileyen faktörler arasında üst yönetim baskısı, yöneticilerin tavrı, zaman eksikliği ve nepotizmi vurgularken Amerikalı yöneticiler ise bilgi eksikliği, finansal eksiklik ve yetki eksikliğini öne çıkarmaktadır. Bireysel anlamda ise Türk yöneticiler, yöneticilerin kişilik özelliklerini, deneyimlerini ve iletişim becerilerini önemli olarak görmekteyken Amerikalı yöneticiler bu özellikleri fazla önemsememişlerdir. Üniversitelerde etik karar verme süreçlerini iyileştirmek için yönetime ve yöneticilere ilişkin Türk ve Amerikalı yöneticiler hem benzer hem de farklı önerilerde bulunmuştur. Türk yöneticiler nepotizm yerine liyakat olmalı, yasal ve etik çerçeve çizilmeli özerklik ve özgürlük arttırılmalı derken Amerikalı yöneticiler ise sosyal medya kullanılmalı, üniversiteler şirket gibi yönetilmemeli ve üst düzey yönetim çeşitlendirilmeli demektedir. Her iki grubun ortak önerisi ise hesap verebilirlik ve şeffaflık sağlanmalı, yeni araştırmalar yapılmalı, etik karar verme eğitimi verilmeli, etik farkındalık geliştirilmeli ve paydaşların karara katılımı sağlanmalı şeklindedir. Üniversite yöneticilerinin etik karar verme süreçlerini ortaya koyma çabasındaki bu araştırmanın, etik karar verme ile ilgili “tartışmanın” başlamasına ve bu konuda daha çok araştırma yapılmasına yardımcı olması hedeflenmektedir. One of the basic elements of decision-making in university administration is the ethical aspect of decisions. The rise of globalization has necessitated a more comprehensive perspective on understanding ethical values and ethical decision-making practices. The ethical decision-making styles of administrators from different cultures provide the opportunity to better understand how important ethical decisions are. This thesis study, designed with a phenomenological pattern in the qualitative research method, aims to study the views of Turkish and American university administrators on ethical decision-making processes. In-depth interviews are conducted with 13 Turkish and 10 American university administrators from different levels such as vice-president, dean, director and department head, the results of data analysis are presented in tables, discussed, and recommendations are presented for decision makers, stakeholders and researchers at the end of the study. It is found that Turkish administrators tend to use Ethics of justice and Ethics of the profession, while American administrators tend to use Ethics of justice, Ethics of critique, Ethics of care and Ethics of the profession in ethical decision-making processes. While Turkish administrators emphasize senior administrators’ pressure, administrators’ attitude, lack of time and nepotism as factors that negatively affect the ethical decision-making processes of university administrators organizationally, American administrators highlight lack of information, financial deficiency and lack of authority. Individually, Turkish administrators find administrators’ personality traits, experience and communication skills as important, while American administrators do not attach much importance to these traits. Turkish and American administrators have made both similar and different suggestions regarding administration and administrators to improve ethical decision-making processes in universities. While Turkish administrators say that there should be meritocracy instead of nepotism, a legal and ethical framework should be drawn, autonomy and freedom should be increased; American administrators say that social media should be used, universities should not be administrated like companies, and top administration should be diversified. The common recommendation of both groups is that accountability and transparency should be ensured, new researches should be conducted, ethical decision-making training should be provided, ethical awareness should be developed and stakeholders’ participation in the decision should be ensured. This research, which strives to reveal the ethical decision-making processes of university administrators, is aimed to help start the “discussion” regarding ethical decision-making and to conduct more research on this very subject.