Search Results

Now showing 1 - 10 of 131
  • Thumbnail Image
    Item
    Üniveriste öğrencilerinde porsiyon algısı ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Güngör, Emel Öktem; Ercan, Aydan
    Bu çalışma, Beslenme ve Diyetetik bölümü 1-4 sınıf öğrenciler arasında beslenme bilgisi ile yiyeceklerin sunum biçimine göre porsiyon miktarlarının algılanması arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Aralık 2013 Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde 1.-4. sınıflarda okuyan, çalışmanın yapılacağı günlerde okulda bulunan 155 kız ve 7 erkek olmak üzere 162 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışma, öğrencilerin demografik özellikleri ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiği anket formu ve öğrencilerin porsiyon miktarı algılarını değerlendirmek için laboratuar ortamında görsel içerikli hazırlanan iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın görsel olarak yürütülen aşamasında 4 ayrı besin seçilmiştir (patates, kıvırcık marul, portakal, domates). Porsiyon algısını etkileyen etmenlerin değerlendirilmesi amacıyla seçilmiş besinler farklı biçimlerde öğrencilere sunulmuş ve kendilerine göre 1 porsiyonu belirlemeleri istenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.7±1.69 yıl ve BKİ ortalamaları 21.2±3.08 kg/m2 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin % 51.9’u ailelerinin yanında, % 22.3’ü ise öğrenci yurtlarında yaşamaktadırlar. Öğrencilerin öğün atlama durumlarına bakıldığında % 50.6’sının kahvaltı öğününü günün en önemli öğünü olarak belirtmesine rağmen %5.6’sı kahvaltı öğününü atladığını belirtmiştir. Öğrencilerin gece yemek yeme durumlarına bakıldığında ise gece yemek yeme sıklığında göre BKİ ve Beslenme Bilgi Puanı (BBP) ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ara öğün tüketimleri değerlendirildiğinde, öğrencilerin %83.3’ünün ara öğün tükettikleri, ara öğünde tüketilen yiyecekler ile atıştırmalık olarak tüketilen yiyecekler arasındaki farkın bilincinde oldukları görülmüştür. Öğrencilerin sınıfları ile BBP arasındaki ilişkiye bakıldığında sınıf yükseldikçe BBP’nın da arttığı ve bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Beslenme eğitimin verildiği 3. ve 4. sınıflar arasında BBP ortalaması arasında istatistiksel bir farkın olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Çalışmamızın 1. uygulamasında yiyeceğin doğrama biçiminin öğrencilerin porsiyon vii seçimi üzerine etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca beslenme bilgi puanları yüksek olan 3. ve 4. sınıflar bütünlüğü bozulmamış yiyecekleri 1 porsiyon olarak seçmişlerdir. Uygulama 2’de ise tabak büyüklüklerinin porsiyon algısı üzerine etkisine bakıldığında porsiyon algısının servis edilen tabak büyüklüğünden etkilendiği görülmüştür. Çalışmanın 3. ve 4. uygulamalarında hem tabak büyüklüklerinin yiyecek miktarını algılamaya etkisi hem de porsiyon miktarlarının tabak büyüklükleri ile ilişkisi incelendiğinde her ikisinin de olumlu yönde etkilendiği ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). En yüksek oranda 4. sınıflar küçük tabaklardaki servisleri 1 porsiyon olarak seçmişlerdir. Bunun nedeni olarak da almış oldukları eğitimin son senesinde hastayla birebir etkileşimde olmalarından dolayı diyetlerde kullanılan değişim miktarı ile porsiyon miktarındaki algısal karmaşa olduğu düşünülmektedir.Bu çalışma, 27 Kasım 2013 tarihinde Başkent Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimi Araştırma Kurulu Komisyonu tarafından KA13/275 sayılı karar ile onay alınmıştır.
  • Thumbnail Image
    Item
    Lokalize alveoler defektlerin intraoral otojen onley kemik greftleri ile onarımında tünel ve krestal insizyon tekniklerinin karşılaştırılması
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Altıparmak, Nur; Uçkan, Sina
    u çalışmanın amacı; krestal ve tünel olmak üzere iki farklı insizyon tekniği kullanılarak hazırlanan alıcı bölgelerde meydana gelen komplikasyon oranlarının karşılaştırılmasıdır. u amaçla 2013 şubat -2014 ocak tarihleri arasında aşkent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş ve Çene Cerrahisi kliniğine implant yaptırmak için başvuran ve alveoler kret atrofisi olan, 24-65 yaş aralığındaki gönüllü hastalar, cinsiyet ayırımı gözetilmeksizin çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilecek hastalar, ardışık olarak krestal insizyon tekniği ve tünel insizyon tekniği kullanılarak opere edilmiştir. Verici saha olarak mandibuler ramus veya simfiz bölgeleri kullanılmıştır. Kemik greftinin alınacağı bölgenin seçiminde; alıcı bölgenin lokalizasyonu, ihtiyaç olunan kemiğin kalite-kantititesi ve oluşabilecek cerrahi komplikasyonlar göz önünde bulundurulmuştur. Krestal ve Tünel gruplarında gerçekleştirilen ogmentasyon prosedürlerinin tamamında verici saha olarak mandibular ramus veya simfiz tercih edilmiştir. Otojen blok kemik greftleri, piezoelektrik cerrahi cihazı ile elde edilmiş ve alıcı sahaya iki vida (Syntess) ile fikse edilmiştir. lok kemik greftlerinin üzerinde trombositten zengin fibrin (TZF) membran olarak kullanılmıştır. 6 aylık bekleme süreci sonunda implant cerrahileri gerçekleştirilmiştir. Her iki grupta gerçekleştirilen operasyonlarda ve takip seanslarında minor komplikasyonlar (geçici parestezi, ılımlı enfeksiyon, greftte minor açılma), major komplikasyonlar (greftte major açılma, kalıcı parestezi, greft kaybına neden olan enfeksiyon), ameliyat süresi, Visual Analog Scala (VAS) parametreleri değerlendirilmiştir. vi Tünel grubunda; 33 hastada 5‟i bilateral olmak üzere 27 horizontal ve 11 vertikal ogmentasyon yapılmıştır. 38 ogmentasyon prosedürünün 16‟sında ramus, 22‟sinde simfiz verici saha olarak kullanılmıştır. Ogmentasyon yapılan 37 bölgeye, çapları 3.3, 4.1 ve 4.8 mm, uzunlukları 10 ve 12 mm olan toplam 59 implant (Straumann) yerleştirilmiştir Krestal grubunda; 35 hastada 2‟si bilateral olmak üzere 27 horizontal ve 10 vertikal ogmentasyon yapılmıştır. Ogmentasyon yapılan 34 bölgeye çapları 3.3, 4.1 ve 4.8 mm, uzunlukları 8, 10 ve 12 mm olan toplam 61 implant yerleştirilmiştir. Tünel grubunda; ogmente edilen 38 alıcı sahadan 4‟ünde minor açıklık meydana gelmiştir. Alıcı sahalardan 1‟inde meydana gelen major açıklık ve enfeksiyona bağlı olarak greft kaybedilmiştir. Krestal grubunda; ogmente edilen 37 alıcı sahadan 12‟sinde minör, 3‟ünde major açıklık meydana gelmiştir. 6 aylık izlem sonucunda, Tünel grubuna göre Krestal grubunda minör açılma sıklığı istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). 6 aylık izlem sonucunda, Krestal ve Tunel grupları arasında; ılımlı enfeksiyon, major açılma, greft kaybına neden olan enfeksiyon, ciltte ve mukozada parestezi, komşu dişte dişeti çekilmesi görülme sıklıkları istatistiksel olarak benzer bulunmuştur. Sonuç olarak; tünel insizyon tekniği ile hazırlanan alıcı sahalarda, otojen kemik greftleri ile ogmentasyon prosedürlerinin en sık karşılaşılan komplikasyonu olarak bildirilen insizyon hattındaki açıklık oranının anlamlı olarak daha az meydana gelmiş olması, minimal invaziv tünel tekniğinin sık kullanılan krestal insizyon tekniğine alternatif olarak kullanılabileceği görülmüştür.
  • Thumbnail Image
    Item
    Kent belleği mekanlar: Ankara pasajları
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014) Çolak, Nihat; Pala Güzel, Şebnem
    Farklı yaĢam tarzları ve üretim biçimlerinin ortaya çıkarttığı kentler, kültürel farklılıkları ile varlıklarını sürdürürler. Bazı kentler, edindikleri kültürel sermayeyi, rahatça ekonomik sermayeye dönüĢtürmektedir. Kentlerin kültürel ve simgesel sermayelerini ekonomik ve kültürel anlamda dönüĢtürebilmenin en estetik mekanını pasajlar oluĢturmaktadır. Pasajlar, 1800‟lerden itibaren yoğun olarak kent kültürünü sergilemede yararlanılan yaygın ortak mekânlardır. Pasajlar, kent kültürünün yayılmasında, kültürlerarası değerleri taĢıması ile sürekliliği sağlamaktadır. Toplumun en önemli kamusal mekânlarından olan pasajlar; hem bireyin sosyal gerçekliğini hem de kentsel mekân kültürünün bütünselliğini sağlamasıyla sahip olduğu önemi ortaya koymaktadır. Ayrıca, kentin iktidar alanlarının ortaya çıktığı ve güvence altına alındığı yer olarak pasajlar, kimlik yapısı içerisinde kent hafızasının oluĢturulması, kent kültürüne özgü anlamların türetilmesi, yansıtılması ve iletiĢimsel pratiklerin gerçekleĢtirilmesinin mekânları olmaktadır. Kültürün en önemli ürünlerinden olan mekân, birey ve toplum için çok değerli kazanımlar olarak kültürel sermaye, kimlik baĢta olmak üzere ideoloji, hegemonya, tüketim kültürü, modernleĢme, küreselleĢme gibi kavramlarla zamanmekânsal bütünsel iliĢkilere sahiptir. Kentin çok yönlü kültür zenginliğinin ilk modern kamusal mimarilerden olan pasajlara; gündelik hayatın sıradan ama anlamlı üslubuyla, geçmiĢ ile beraber anlam kazanan nostalji, modernlik ve gentrification gibi pratikler eĢlik etmektedir. Mimari mahal yaratılmasında uzunca bir dönem pasajların bir çekim gücü olduğunu söylemek yanlıĢ olmayacaktır. Nitekim, pasajların toplumsal kent mekânı olarak, kent yaĢamını karmaĢıklaĢtıran, hem sınıf farklılığı hem de ideolojik bakımdan gündelik pratikleri her yönden sürekli etkileyen, önemli bir potansiyel taĢıdığı görülmektedir. Buna karĢın, 1980 sonrası dünya ölçeğinde iĢe koĢulan liberal ekonomik politikaların da etkisiyle yaratılan yeni endüstriyel üretime dayanan yeni tüketim alanları, belirtilen düĢünsel ve pratik tüketim kültürünün dinamikleriyle daha uyumlu hale gelmeye baĢlamıĢtır. AraĢtırma kapsamında Kızılay‟da Ġzmir Caddesi ve Atatürk Bulvarı üzerindeki tüketimin sergilendiği mekânlar, 1950‟li yıllardan bugüne pasajlara hakim olan kültürü ortaya koyan, kuramsal çerçeve içerisinde niteliksel değerlendirme yapılmıĢtır. ÇalıĢmada, niteliksel yaklaĢımın gözleme ve yapılandırılmamıĢ görüĢme tekniğine dayalı veri toplama teknikleri iĢe koĢulmuĢtur. Buna paralel olarak, Kocabeyoğlu, Soysal, Ġzmir, Amerikan, II MenekĢe pasajları, Moda ÇarĢısı, Alemdar iĢhanı, Efes Pasajı, Sönmezer iĢhanı, Engürü, Ülkealan, Onur ÇarĢısı yapılan görüĢmelerde, bu mekânlar yalnızca fiziki ve coğrafi bir mekan olarak değil geçmiĢteki yaĢanmıĢlıklarla, hafıza mekânları olarak irdelelenmiĢtir. Tezde ulaĢılan sonuç, doğal akıĢına bırakıldıklarında pasajların çağın ruhuna ayak uydurabilcekleri ve uzun vadede de yaĢam dünyasının bir parçası olacaklarıdır. Bunun en temel saikleri bir mekan olarak pasajın zamanmekan sürekliliğinde hatırlanacak ve gündelik yaĢamın bir parçası olmayı sürdürecek olmasıdır. Cities, which are comprised of different lifestyles and production modes, maintain their existence by cultural differences. Some cities transform their cultural capital into economical capital easily. Passages represent the best aesthetic realms of cities which can transform their symbolic and cultural capital into economical and cultural cones. Passages have been the common public places to display city's culture character since 1800s. Passages provides the continuity by carrying intercultural values in expansion of city‟s culture. Passages whıch are one of the the most important public places of the communıty; put forth their importance by provıdıng both individual‟s social reality and integrality of urban place culture. As the places where power domains become visible and secured, passages are also the realms where city memory is constituted, the set of meanings peculiar to city‟s culture is derived and reflected and also where communicational practices are realized. Place which is one of the most important products of culture has tıme, place and integral relations as well as concepts like culturel stock as being very valuable achievements for the individual and communıty, ideology as identity on the lead, hegemony, consumptıon culture, modernizatıon, globalization. Passages whıch are one of the first modern public architecture of the citie‟s versatile culturel wealth, are accompanied by practices like daily life‟s casual but meanıngful method, nostalgıa which gains meaning with the past, modernism and gentrificatıon. It will not be wrong to say that passages are attraction forces for a long period creatıng architectural places. Thus it is seen that, pasages as social urban places, carry significant potential which complicating urban life, affecting both social class diversity and daily practises in respect of ideology. However new comsumption areas based on new industrial production created by the effec of liberal economical policies which implemented globally after 1980, started to be more harmonious with the dynamics of indicated spiritual and practical compsumption culture. IV The passages in Kızılay, a district of Ankara, which has been a center of business and a living space, examined within the scope of the thesis. Both interviews and observations as the techniques of qualitative approach were used. In order to envisage the past and present images of the passages, the paasages are to be mapped. In parallel to this, through the interviews which have taken place in the passages such as, Kocabeyoğlu, Soysal, Ġzmir, Amerikan, MenekĢe, Moda ÇarĢısı, Alemdar, Efes, Sönmezer, Engürü, Ülkealan, Onur, these passages have been scrutinized not only as physical and geographical spaces but also as the imaginary realms of the memory with their life experiences.The main result of the thesis is that these passages, if they were let flow naturally, would be able to keep pace with the zeitgeist and be a part of lifeworld in the long run. The main motives behind this are that the passage as a space will be remembered and that they will be exiting within the timespace continuum hereafter.
  • Thumbnail Image
    Item
    Özel bir sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı'na başvuran danışanların fonksiyonel besinlere yönelik farkındalığı , bilgi düzeyleri ve tüketim sıklıklarının araştırılması
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Kandıralı, Şebnem; Tayfur, Muhittin
    Bu çalışma Ekim 2013 – Şubat 2014 tarihleri arasında İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan özel bir beslenme ve diyet danışmanlığı merkezine başvuran 20-65 yaş arası 70 bireyin (18 Erkek, 52 Kadın) fonksiyonel besinlere yönelik farkındalıklarını, bilgi düzeylerini ve tüketim sıklıklarını saptamak amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan tüm bireylere 4 bölüm 32 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Fonksiyonel besinler hakkında bilgisi olanların oranı oldukça düşüktür. Diyet lifi içeriği artırılmış besinler %72.9 ile en yüksek oranla fonksiyonel besin olarak bilinirken, %20 ile bitki sterolleri ve bitki stanol esterleri içeren modifiye margarin ürünleri en az bilinen fonksiyonel besin olarak çıkmıştır. En fazla kullanılan fonksiyonel besin %100 oran ile somon, en az kullanılan ise %14,3 ile kolesterol düşürücü margarinlerdir. Çalışmaya katılanların ilk 3 sağlık endişesi; %16.2 ile kanser, %15.7 ile ağırlık kontrolü ve %15.2 ile diyet ve beslenme olarak belirtilmiştir. Çalışmaya katılanların fonksiyonel besin kullanmaktaki amacı %74.3 ile sağlıklı ve zinde olmak, sağlığı korumaktır, en az kullanım amacı ise ruhsal durumu geliştirmek olarak verilmiştir. Katılımcıların %77.1‟i fonksiyonel besinler hakkında bilgilendirilirlerse tüketmeyi düşüneceklerini belirtmişlerdir. Fonksiyonel besinlerin varlığından en çok haberdar olunan kaynak %61.4 ile uzman tavsiyesidir. Fonksiyonel besin tüketmeme sebebi olarak %65.7 ile zararlı olduğu düşüncesi gelmektedir. Katılımcıların fonksiyonel besin kullanma sebebi %88.6 ile doktor veya diyetisyen önerisidir. Fonksiyonel besin terimini duyma durumu cinsiyete, eğitim seviyesine, gelir seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Kadınlardaki fonksiyonel besin bilinirliliği 1,77 ile erkeklere kıyasla daha yüksektir. Erkeklerde ise bilinirlilik skoru 1,66 seviyesindedir. Bilinirlilik kadın ve erkeklere göre farklılık göstermemektedir . Erkeklerdeki fonksiyonel besinin fayda inancı kadınlara göre daha düşük seviyededir. Eğitim seviyesi, aylık gelir ve fonskiyonel besin terimini duyan/duymayan kitle arasındaki fayda inancı istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır.
  • Thumbnail Image
    Item
    FIDIC standart kuralları'na göre hazırlanan milletlerarası inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tahkim
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Kodakoğlu, Mehmet; Özbek, Mustafa
    nsaat sektörünün milletlerarası rekabete açılması ve özellikle kalkınmakta olan ülkelerde gerçeklesen büyük insaat projeleri, gerek malî kaynak temini gerek teknolojik yetersizlik bakımından, farklı devletlere mensup tarafları bir araya getirmektedir. Böylece insaat sözlesmeleri birden fazla hukuk sistemi ile baglantılı hale gelmektedir. Bu nedenle, taraflar, teknik, hukuk, örf ve adet açısından görüs ve anlayıs birligine sahip bulunmamakta, bu da milletlerarası insaat iliskilerinde birçok hukukî sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. nsaat sözlesmelerinin karmasık yapısı ve teknik özelliklerinin fazla olması, uygulamada insaat sözlesmelerinin standart kurallar üzerine oturtulmasına neden olmustur. Bu standart kurallar arasında en çok tercih edileni, Müsavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu (Fédération Internationale des Ingénieurs Conceils, FIDIC) Kuralları’dır. Bu nedenle, tarafların aralarındaki insaat sözlesmesini FIDIC Kuralları’nı esas alarak düzenlemeleri durumunda, taraflara tanınan irade serbestîsi prensibi dâhilinde, söz konusu sözlesmeye FIDIC Kuralları uygulanacaktır. Çalısmamızın konusunu, FIDIC Kuralları’na göre hazırlanan milletlerarası insaat sözlesmelerinden dogan uyusmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesi olusturmaktadır. Temel olarak üç ana bölümden olusan çalısmamızın ilk bölümünde, insaat sözlesmeleri Borçlar Kanunu ve FIDIC açısından degerlendirilmis, FIDIC’in tarihçesi, yapısı ve faaliyeti üzerine kısaca bilgi verilerek FIDIC Kuralları’nın hukuki niteligi üzerinde durulmus, ikinci bölümde, milletlerarası insaat sözlesmelerinden dogan uyusmazlıkların en çok basvurulan çözüm yolu olan tahkim konusu incelenmis ve bu inceleme, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde yapılmıs ve ayrıntılı bir biçimde degerlendirilmis, üçüncü bölümde, insaat sözlesmelerinde yabancılık unsuru ve milletlerarası insaat sözlesmelerine uygulanacak hukuk sorunu ele alınmıs ve yabancı hakem kararlarının MÖHUK kapsamında tanınması ve tenfizine temas edilmistir
  • Thumbnail Image
    Item
    Kadınlarda ağırlık yönetiminin yeme tutum davranışı üzerine etkisinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Güzey, Müge; Saka, Mendane
    Müge Güzey, Kadınlarda Ağırlık Yönetiminin Yeme Tutum Davranışı Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Bölümü Yüksek Lisans Tezi 2014. Bu çalışma hafif şişman ve obez kadınlarda ağırlık yönetiminin bireylerin yeme tutum davranışları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Diyet Polikliniği’nde Aralık 2013- Şubat 2014 tarihleri arasında 19-64 yaş arasında hafif şişman ya da obez olan 50 kadın bireyle gerçekleşmiştir. Bireylerin ilk görüşmede; demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları sorgulanmış, antropometrik ölçümleri alınmış, fiziksel aktivite düzeyleri belirlenmiş ve yeme tutum davranış testi olarak 3 ayrı yeme tutumunun (kısıtlayıcı yeme, duygusal yeme, dışsal yeme) değerlendirildiği Hollanda yeme davranış testi (DEBQ) uygulanmıştır. İlk görüşme sonrasında bireylere kendilerine özgü zayıflama diyet programı geliştirilmiş ve beslenme eğitimi verilmiştir. 12 hafta sonunda bireylerin vücut ağırlık ve antropometrik ölçüm değişimleri kaydedilmiş ve bireylerin yeme tutum davranışlarında meydana gelebilecek değişikliği belirlemek için Hollanda yeme davranış testi tekrar uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 37.8 ± 11.4 yıl olarak belirlenmiştir. Bireylerin diyet programına başlamadan önce ortalama vücut ağırlığı 92,5±17,55 kg, beden kitle indeksi ise 34.6 ± 5,9 kg/m2‘dir. 12 haftalık diyet programı sonunda ortalama vücut ağırlığı 85.3± 16.8 kg’a beden kitle indeksi ortalaması 32 ± 5,82 kg/m2’ye düşmüştür. Antropometrik ölçümlerde meydana gelen bütün değişiklikler istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin %80’i daha önce en az bir kez zayıflama diyeti uygulamıştır. Bireylerin daha önce yapmış oldukları diyet sayısı ile başlangıç duygusal skor ve dışsal skor arasında pozitif ilişkiler saptanmış ve istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Başlangıç kısıtlayıcı skor ve diyet yapma sayısı arasında ise anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Bireylerin geçmiş diyet deneyimleri esnasında ailelerinin destek olup olmaması durumu ile başlangıç DEBQ skorları karşılaştırılmış ve ailesi tarafından diyet esnasında destek görmeyenlerin duygusal yeme skoru ve dışsal yeme skoru destek alanlardan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.05). vi Bireylerin enerji ve makrobesin öğesi tüketim miktarlarıyla DEBQ skorları analiz edilmiştir. Bireylerin hem başlangıç hem de 12 hafta süresince uyguladıkları zayıflama programı sonrasında diyetle aldıkları enerji ve makro besin öğeleri ile DEBQ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulnmamıştır (p>0.05). Bireylere zayıflama diyetine başlamadan önce ve 12 hafta sonunda uygulanan Hollanda yeme davranış testinin başlangıç ve son skor puan farkları ise istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak vücut ağırlık kaybı yeme tutum ve davranışlarında iyileşme sağlamaktadır.
  • Thumbnail Image
    Item
    Döküman kategorizasyonu ve imza bölge analizi
    (Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014) Cüceoğlu, İlkhan; Oğul, Hasan
    Bu tezde, taranmış doküman görüntülerinin otomatik analizi üzerine çalışmalar yapılmıştır. Bu amaçla doküman analizinde iki alt problem ele alınmıştır; dokümanların otomatik kategorizasyonu ve doküman üzerinde imza tespiti. Doküman tabanlı resimlerin kategorizasyonu birçok uygulama için önemli bir araçtır. Bu çalışma bankacılık uygulamalarında sık kullanılan dokümanları kategorize eden bir altyapıyı tanıtmaktadır. Altyapı, dokümandan oluşturulan metin bilgisi ve doküman resim özniteliklerini kullanmaktadır. Özniteliklerin çıkartılması ve seçilmesi ile ilgili teknik uygulanmış ve Türkçe metinler için özelleştirilmiştir. Dokümanın resim özniteliklerini kullanarak yapılan kategorizasyon ise, işlem maliyeti yüksek olan optik karakter tanıma işlemine gereksinim duymadığından daha hızlı sonuç veren bir alternatif sunmaktadır. Dokümanlarda elle atılan imzanın bulunduğu bölgenin otomatik olarak belirlenmesi bankacılık, sigorta ve kamu sektöründeki iş süreçlerinde katma değer üretebilecek bir özelliktir. Çalışma, herhangi bir tip sigorta dokümanından imzanın çıkarılmasını sağlayan bir altyapıyı tanıtmaktadır. Geliştirilen altyapı, bölütlere ayrılmış resmin temsil eden resim öznitelikleri ile sınıflandırılması işlemine dayanmaktadır. Bölütleme, iki etaplı bağlı bileşenlerinin etiketlenmesi ile gerçekleştirilmektedir. Bölütler, farklı öznitelik temsil yöntemleri ile vektöre çevrilip, destek vektör makineleri ile sınıflandırılarak imza içeren ve içermeyen olarak ayrıştırılmaktadır. Gerçek sigorta dokümanlarından oluşan veri kümesi üzerinde yapılan deneyler, geliştirilen altyapının yüksek doğruluk değerlerine ulaşabildiğini ve gerçek hayattaki uygulamalarla birlikte çalışabileceğini göstermektedir
  • Thumbnail Image
    Item
    İcra ve iflas hukukunda ihalenin feshi nedenleri
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006) Bulur, Alper; Özbek, Mustafa
    Bir kamusal islem olan cebri açık artırma ile satısın (ihalenin) hukuka uygunluğunu sikayet üzerine denetleyen icra mahkemesi, söz konusu islemin geçerliliğini etkileyen bir sakatlık belirlemesi halinde, cebri icra islemini iptal eder (m. 134). ĐĐK m. 134’te ihalenin feshi nedenleri tek tek gösterilmemistir. Đhalenin feshi nedenleri, doktrin ve Yargıtay uygulanmasında, artırmaya hazırlık asamasındaki hatalı islemler, ihale yapılması sırasındaki hatalı islemler, ihaleye fesat karıstırılmıs olması ve alıcının tasınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düsmüs (veya düsürülmüs) olması olarak sayılmıstır. Bunun yanında, artırmaya hazırlık islemleri öncesinde var olan bir kanuna aykırılık veya yolsuzluk nedeniyle de yapılan ihalenin feshi talep edilebilir. Satısa (artırmaya) hazırlık islemleri sırasında, ilan, artırma sartnamesi, kıymet takdiri, mükellefiyetler listesi gibi bir takım sekli unsurlar icra memuru tarafından yerine getirilir. Artırma islemi ile ilgili fesih nedenleri, satısın yapılacağı yer ve zaman, en az ihale bedeline ulasılmıs olması gibi bir takım fiziki sartlarda ortaya çıkabilecek usulsüzlüklerdir. Artırma öncesi yapılan islemler sırasında veya artırma islemi sırasında, artırmanın usulüne uygun bir biçimde ilerlemesini engelleyen kanuna ve ahlaka aykırı olumsuz davranıslar artırmaya fesat karıstırılma olarak değerlendirilir. Alıcının, artırma sonunda ihale ile mülkiyetini kazandığı malın önemli (esaslı) niteliklerinde hataya düsmüs (veya düsürülmüs) olması, ihalenin feshi nedeni olarak kabul edilmistir.
  • Thumbnail Image
    Item
    Ferit Tüzün'ün çağdaş türk besteciliği için önemi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006) Şenel, Onur; Okyay, Erdoğan
    Bu tez çalısmasının amacı, ikinci kusak Türk bestecisi olan Ferit Tüzün’ün çagdas Türk besteciligine yaptıgı katkıların belirlenebilmesi, çagdas Türk besteciliginde kendine özgü bir besteleme biçemi olan bu bestecimizin daha yakından tanınabilmesidir. Bunu yapabilmek için öncelikle bestecinin önemli görülen bazı eserleri, form, armoni ve orkestrasyon açısından incelenmis ve bu sayede bestecinin karakteristik özellikleri saptanmaya çalısılmıstır. kinci olarak bestecinin Türk besteciligi içindeki yerinin anlasılması gerekli görüldügünden, Tüzün’ün ögretmenleri de olan ilk kusak Türk bestecilerinden Türk besleri adıyla anılan gurubun ve Tüzün’ün çagdaslarından iki bestecinin yasamlarına ve besteciliklerine kısaca deginilmistir. Ayrıca bu bestecilerin Tüzün ile benzerlik gösterebilecek piyano veya piyano eslikli san eserlerinden bazıları incelenerek Tüzün’ün besteleme biçemi ve incelenen eserleri ile karsılastırılmıstır. Bu çalısma sonucunda ulasılan sonuçlar sunlardır: Ferit Tüzün, Türk halk müzigini bir malzeme olarak kullanırken, onun özünün degisime ugramamasına çalısmıstır. Bunu yaparken özgün bir tarz olusturabilmis olan besteci, eserlerinde halk müzigini ya dogrudan almıs, ya da bunlardan esinlenerek özgün motifler olusturmustur. Ancak besteciyi Türk besteciligi içinde ilginç kılan özellik, Türk müzigi karakterine yakın motifler ile bu karakterin tamamen dısındaki çagdas batı müzigi esinli motifleri bir uyum içinde sergileyebilmis olmasıdır. Form açısından sadeligi ön planda tutan besteci armoni açısından da bir kurala yada sisteme baglı kalmamıstır. Tüzün’ün armonide, dörtlü akor yapılarını kullanmasına karsılık, bunu sürekli olarak sürdürmemesi ve dörtlü akorlara yer yer çesitli baska seslerin de eklenmesi ile yapının farklılastırılmıs olması sebebiyle, lerici’nin kurdugu sistem ile dogrudan bir bagı olmadıgı sonucuna ulasılmaktadır. Armonide majör – minör yada eksik – artık akorları da kullanmıs olan besteci bunları da tamamen serbest ve kendi istegi dogrultusunda kullanmıstır. Kullanılan yerel karakterli ezgiye küçük yada büyük ikili gibi uyusumsuz sesler ile eslik edilerek farklı bir duyus yaratılması da VII bestecinin karakteristik özelliklerindendir. Bestecinin çagdası olan bir çok baska besteci tarafından da takdir edilmis en dikkat çeken özelliklerinden birisi de orkestrasyonda yarattıgı zengin ve renkli yapıdır. Orkestranın renklerini eserin karakterini yansıtmada çok basarılı olarak kullanmıs olan besteci dinamik ve çok hareketli bir çalgılama teknigi uygulamıstır. Buna göre eserde kullanılan motifler sıra ile farklı enstrüman gruplarında gösterilmektedir. Birliktelik ise ancak eserin ana motifi üzerinde saglanmaktadır. Bu sayede çok dinamik bir orkestrasyon elde etmis olan besteci, kullandıgı çok çesitli vurmalı çalgıların kullanılacagı yeri titizlikle seçmesi ile de bu canlılıgı bir kat daha arttırmıs, ayrıca yerel ezgilerin kıvrak havasını bu sayede tam olarak ifade edebilmistir. Tüzün’ün besteciliginin incelenmesi sonucunda elde edilen bulguların diger besteciler ile karsılastırılması sonucunda ise söyle bir tablo ortaya çıkmıstır: Tüzün çagdas Türk müziginde ikinci kusak bestecileri içinde, eserlerinde Türk müziginden yararlanmayı seçen az sayıdaki besteciden biridir. Bunu yaparken izledigi yol ise kendinden öncekilerden ve çagdaslarından bazı yönlerden ayrılmaktadır. Kompozisyon ögretmeni olan Akses’ten, Akses’in batı müzigine daha çok yönelmesi ile ayrılan Tüzün, Alnar, Saygun ve Rey’den de bazı açılardan farklılasmaktadır. Rey’in Fransız izlenimciligi, Saygun’un ise aldıgı egitimin etkisinde kalarak Türk müzigini sadece malzeme olarak kullanıp batı tekniklerinin etkilerini eserlerinde daha ön planda tutmaları yanında, Alnar’ın da klasik Türk müziginden gelen ve daha çok buradan esinlenmis bir besteci olması bu bestecilerin besteleme biçemleri ile Tüzün’ün besteleme biçemi arasında önemli ayrılıklar yaratmaktadır. Öte yandan Türk besleri içinde kendisine en çok benzeyen bestecinin piyano ögretmeni olan Erkin oldugu dikkati çeker. Erkin halk müzigini ele alıs biçimi ve buna daha baglı kalması ile Tüzün ile paralellik gösterirken, Tüzün’ün eserlerinde çagdas batı müziginden esinlenen kısımlarında olması ile farklılasmaktadır. kinci kusak Türk bestecileri içinde dogan fikir ayrılıgı içinde Tüzün ile benzer bir çizgide eserler vermis olan Muammer Sun ve lhan Baran’ın da bazı açılardan Tüzün’e benzedigi bazı açılardan ise farklılastıgı görülmektedir. Bu bulgular dogrultusunda Tüzün’ün eserlerinin özgünlügü ve kullandıgı biçemin karakteristik yapısı ortaya çıkmaktadır.
  • Thumbnail Image
    Item
    Telemetre almaç sistemlerinin başarım analizi
    (Başkent Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014) Sağlam, Sabit Burak; Şafak, Aysel
    Bu çalışma kapsamında, füze atış testlerinde kullanılan telemetre sistemleri üzerine yoğunlaşılacaktır ve bu alana ait özelleşmiş test dinamikleri dikkate alınacaktır. Füze atış testlerinde, füzelere operasyonel konfigürasyonlarında yer almayacak ilave donanım ve yazılımlar eklenmektedir. Bu yolla test esnasında füzenin içerisinde yer alan çeşitli sensörlerin değerleri kayıt edilmekte ve/veya gerçek zamanlı olarak telemetre yer sistemine gönderilmektedir. Veriler gerçek zamanlı görüntülemekte ve analiz edilerek simülasyonlardan beklenen sonuçlara yakınlıkları değerlendirilmektedir. Atış testleri, teorik olarak tasarlanan füzelerin gerçek koşullarda verdikleri tepkilerin ölçülmesini sağlayan kritik aşamalardır. Mali yükü yüksek ve tekrarlanması külfetli bir test türü olması nedeniyle bu testlerde telemetre verilerinin sağlıklı şekilde alınabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle füze ve yer sistemi arasındaki iletişimin karakteristikleri standartlarla belirlenmiş durumdadır. Donanım ve yazılım tasarımları bu kısıtlara uygun yapılmaktadır. Bu tezde, Matlab Simulink ortamında telemetre almaç sistemi tasarlanacak ve simülasyon çıktıları donanımdan alınan sonuçlar ile karşılaştırılacaktır. Ayrıca telemetre sistemlerinde kullanılan BPSK, QPSK, OQPSK, FSK modülasyonları ile Evrişimsel, Golay kodlamalar kullanılarak simülasyon çıktıları elde edilecek, elde edilen simülasyon çıktıları haberleşme performans parametreleri ile karşılaştırılacaktır.