Hukuk Fakültesi/ Faculty of Law
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1398
Browse
2 results
Search Results
Item Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı(2013) Özbek, Mustafa SerdarAdalete erişim akımının ortaya çıktığı 1970 li yıllarda medenî usûl hukukçularının hararetle tartıştığı adalete erişim kavramı, günümüzün çağdaş hukuk devletlerinin temel yapı taşlarından biri olmuştur. Kanun koyucular, gerçekleştirdikleri adalet reformlarında adalete erişim doktrininin esaslarıyla bağlı kalmaya daha fazla hassasiyet göstermiş ve pozitif hukukta adalete erişimin kolaylaştırılmasını sağlayacak düzenlemeler yapmayı temel hedef olarak ortaya koymuşlardır. Adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için geliştirilen farklı çözüm seçeneklerinden biri de, yargılama harç ve giderlerinden kaynaklanan malî engellerin bertaraf edilmesine yönelik olmuştur. Bu kapsamda adalete erişim doktrini, yargılama harç ve giderleri alınmadan, tamamen masrafsız olarak dava açılması veya zorunlu hukuk sigortası sisteminin benimsenmesi gibi cesur ve ufuk açıcı öneriler geliştirmekten çekinmemiştir . Bu tür öneriler ileri sürüldüğü dönemde tatbik edilebilir görülmemişse de, günümüzde sosyal devlet ilkesinin geldiği aşamada adalete erişimin kolaylaştırılması için, yargılama harç ve giderlerini karşılamakta zorlanan işçiler ve tüketiciler gibi ekonomik yönden elverişsiz kişi ve gruplar bakımından, yargılama harç ve giderlerinin ödenmesinde sıfır tarife esasının benimsenmesi mümkündür. Dava sayısı ve yargılama giderlerindeki düzenli artış karşısında, dava yolunun adalete erişimi zorlaştırmayacak şekilde düzenlenmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu husustaki önemli konulardan biri de hiç kuşkusuz yargılama harç ve giderleridir. Türk hukuk yargılama usûlünü yeniden şekillendiren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun kazanımları korunurken, bazı yeni kavram ve kurumlara da yer verilmiştir. Bunlardan biri de, uygulanmasında bazı sorunları da beraberinde getiren, kimi zaman yoğun eleştirilere muhatap olan ve HMK nın yürürlüğe girmesinden itibaren çok sayıda Yargıtay kararına konu olan gider avansı olmuştur. Bu kitapta gider avansı, adalet erişim doktrininin esasları doğrultunda teorik ve pratik olarak incelenmiştir. Konuyla ilgili Yargıtay kararları tahlil edilerek, mevcut sorunların teşhis ve tedavisi için bir reçete oluşturulmaya gayret edilmiştir. Bu kapsamda gider avansını teorik olarak doğru bir bakış açısıyla değerlendirebilmek için, öncelikle birinci bölümde adalete erişim hakkı ve yargılama giderleri arasındaki ilişki incelenmiş, ardından ikinci bölümde, gider avansına ilişkin mevzuat hükümleri ortaya koyulmuştur. Üçüncü bölümde gider avansının genel esasları değerlendirildikten sonra, dördüncü bölümde gider avansının özel olarak yargılama hukukuyla ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Item Hukuk Yargılama Usûlünde Gider Avansının Anayasaya Aykırılığı Sorunu(Anayasa Mahkemesinin Kuruluşunun 50. Yılına Armağan, 2012, Say.1, cilt.1, s.444-504,, 2012) Özbek, Mustafa SerdarAdalete erişim, en sade ifadesiyle adalet arayanların, adalete ulaşmalarıdır. Adalete erişimin unsurlarından biri de mahkemelere erişimdir. Adalete erişim, mahkemelere erişim unsuruyla, Anayasa hukuku ve medenî usûl hukukunun kesişme bölgesinde kalmaktadır. Yapılacak düzenlemede, davacı tarafından dava açarken, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tahmini bir avans tutarının yatırılması şeklinde bir zorunluluğa yer verilmesi şart değildir. Zira uygulamada, özellikle tebligat giderlerinin yatırılmaması hâlinde, tebligatta gecikmeler olabilmekte ve bu durum davaların uzamasına sebebiyet vermektedir. Bu sebeple, idarî yargılama usûlünde olduğu gibi, tüm yargılama giderleri yerine sadece tebligat gideri için masraf avansı alınması yolu tercih edilebilir. Esasında, 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre de davacı, bütün davalarda, dava dilekçesinin davalıya tebliği için gerekli posta ücretlerini, posta pulu şeklinde peşin olarak ödemek zorundadır. Davacı gerekli posta giderini peşin ödemezse, tebliği çıkaracak merci (mahkeme) tarafından davacıya süre verilir. Davacı, zarurî sebeplerden dolayı bu süreye uyamazsa, mahkeme yeni bir süre verebilir. Bu süreler içinde davacı gerekli masrafı vermezse, davanın açılmamış sayılmasını düzenleyen HMK m. 150 çerçevesinde işlem yapılır . Dava dilekçesinin tebliği dışındaki hâllerde ise, tebligat konusu talebinden sarfınazar etmiş sayılır (Teb.K. m. 5; Teb.Tüz. m. 6). Tebligat Kanunundaki bu hükmün, sadece dava dilekçesinin tebliği için gereken masrafların değil, her türlü tebligat masrafının avans olarak alınması suretiyle genişletilerek uygulanması mümkündür. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120. maddesinde, davaların, yargılama giderlerinin zamanında yatırılmaması yüzünden gecikmesini önlemek maksadıyla öngörülen gider avansının, çıkış noktası ve maksadı itibariyle isabetli bir hüküm olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Ancak hüküm maksadı hâsıl etmemiştir ve bu düzenlemedeki sorun, tüm mahkemelerde aynen uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Davacının, yargılama harçları ile birlikte gider avansı tutarını, dava açarken mahkeme veznesine yatırmasını zorunlu tutan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120. maddesinin birinci fıkrası, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilmesini ve bu süre sonunda eksiklik tamamlanmazsa, davanın dava şartı yokluğundan usûlden reddedilmesini öngören Hukuk Muhakemeleri Kanunu?nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 120. maddesinin ikinci fıkraları hükümleri, iş ve tüketici mahkemelerinde görülen davaların hususiyetleri nazara alındığında, Anayasanın sosyal hukuk devleti ilkesi (Anayasa m. 2), devletin ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma ödevi (Anayasa m. 5), kanun önünde eşitlik ilkesi (Anayasa m. 10), hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkıyla (Anayasa m. 36; 90; İHAS m. 6) bağdaşmamaktadır.