Hukuk Fakültesi/ Faculty of Law
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11727/1398
Browse
Item Avrupa Birliği ve Türk Hukukunda İlâmlı İcranın Etkinliği(2013) Özbek, Mustafa SerdarBir icra takibinin amacı, alacaklıların alacak talebinin etkin bir şekilde yerine getirilmesidir. Günümüzde icra ve iflâs sisteminin etkin işlememesi, ekonomik ve ticarî hayatı olumsuz etkilemekte ve adalet hizmetlerine olan güveni sarsmaktadır. Ekonomik hayatta hukukî güvenliğin sağlanması ve toplum barışının korunması, cebrî icra sisteminin hızlı, etkili ve adil şekilde işlemesine bağlıdır. Nitekim İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, adil yargı-lanma hakkına ilişkin kararlarında, icra ve iflâs takiplerini ?makul süre? kavramı içerisinde değerlendirmektedir. Hukuk devleti ilkesi sebebiyle, hem Avrupa hem Türkiye?de ilâmların icrasına özel bir önem verilmelidir. Türk İcra ve İflâs Kanunu?nun 24 vd. maddeleri ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince, mahkeme kararlarının icrası hakkında kabul edilen Rec (2003)17 sayılı Tavsiye Kararında yapılan tanıma göre cebrî icra, ?yargı kararlarının ve diğer adlî veya gayriadlî icra edilebilir kararların, borçluyu, hükmedilen şeyi yapmaya, bunu yapmaktan kaçınmaya veya ödemeye zorlayan hukuk kuralına uygun olarak yerine geti-rilmesi? demektir. Günümüzde cebrî icra sisteminin etkinliğini engelleyen bazı temel sorunlar bulunmaktadır. Başlıca sorunlar, iş yükü ve takip sayısındaki sürekli artış ile personelin nitelik ve nicelik yönünden yetersiz olmasıdır. Mevcut sorunların başında, icra takiplerinde borçlunun malvarlığı hakkındaki bilgilere erişimin yetersiz olması gelmektedir. Keza icra daireleri, güç koşullar altında çalışmakta (örneğin mekan darlığı) ve icra dairelerinin vatandaşlar ile avukatlar gözünde olumsuz bir imajı bulunmaktadır. İcra dairelerini ülke çapında temsil edecek bir meslek örgütünün bulunmadığına da işaret etmek önem taşır. İcra daireleri birbirlerinden ayrı ve bağımsız olmakla birlikte, tüm icra dairesi personeli Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan devlet me-murlarıdır. Her gün artan iş yükü karşısında bu sistem, açıkça kapasitesini aşmıştır. Hukuk devleti, ilâmların etkin icrasını gerektirir ve bu amaca ulaşılabilmesi için borçlunun malvarlığının şeffaflığı büyük önem taşır. Hem ilâmlı hem de ilâmsız icrada, rehinle temin edilen ve edilmeyen para alacaklarının tahsili makul sürede ve giderle olmalıdır. Bununla birlikte etkin bir icra taki-binde borçlunun temel hakları kanunla korunmalıdır. Cebrî icra sürecinde alacaklı ile borçlunun hakları arasında bir çatışma bulunur. İyi işleyen bir icra takibi, borçlu ve alacaklının çatışan bu menfaatlerini uzlaştırmalıdır. Dolayısıyla etkin bir icra takibi, bir yandan borçlunun malvarlığının şeffaflığını sağlarken, diğer yandan borçlunun gizlilik hakkına zarar vermeden alacaklı-nın bu malvarlığı hakkında bilgi alma hakkını temin etmelidir. Bir icra takibinin başlamasından sonra alacaklı, borçlunun yerleşim yeri-ni ve malvarlığına ilişkin bilgileri bulmalıdır. Zira icra hukukunun temel bir kuralı olarak, icra takibinde yetkili icra organı, borçlunun yerleşim yerindeki icra organıdır. Ayrıca borçlunun haczi kabil mallarını bulabilmek ve alacağı tahsil edebilmek için de, malvarlığının şeffaflığı bir ön koşuldur. Bu kap-samda, Anayasa ilkeleri olarak bilgiye erişim ve ölçülülük ilkeleri, icra takiplerinde benimsenmek zorundadır. Hâlihazırdaki cebrî icra sistemimizde alacaklılar, borçlunun malvarlığı veya geliri hakkındaki bilgileri bulmakta çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Malvarlığı bilgilerine erişim farklı yol-larla sağlanabilir. Alacaklılar, siciller ve diğer bilgi kaynakları gibi sistemleri araştırarak bilgiye erişebilir veya borçlunun mal beyanını kullanabilir. Örne-ğin, Türk İcra ve İflâs Kanunu?nun 74 ve 75. maddelerine göre borçlu, yazılı veya sözlü olarak icra dairesine mal beyanında bulunak zorundadır. Mal beyanı, hacizden önce alacaklının talebini karşılamaya yetecek miktarda mal veya gelir içermelidir. Borçlunun mal beyanında her türlü kazanç ve geliri, taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları, menkul kıymetleri belirtilmelidir. Borçlu tüm mallarını veya gelirini beyan etmezse, icra mahkemesi tarafından üç aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir (İİK m. 76). Borçlu gerçeğe aykırı mal beyanında bulunursa, bir yıla kadar hapis cezasıyla ceza-landırılabilir (İİK m. 338). Alacaklı ve borçlunun çatışan menfaatlerini ve ilişkilerini dengelemek maksadıyla, borçlular hakkında bir kamu sicili tutul-malıdır. Bu sicil, borcunu ödememe alışkanlığına sahip ve acze düşmüş borçluları ihtiva etmelidir. Alacaklı, bu sicile erişebilmeli ve cebrî icra ama-cıyla gereken bilgiyi elde edebilmelidir. Borçlunun veya mallarının bulunduğu yerin araştırılması, Avrupa Birli-ğinde sınır aşırı alacak tahsilinin güncel sorunlarındadır. Zira alacaklı ve icra organları borçlunun yerleşim yeri veya malvarlığı hakkında bilgi sahibi ol-madıkları takdirde, alacaklılar sınır aşırı alacak tahsiline ilişkin ilâmları icra edememektedirler. Alacak taleplerinin icrasının düzeltilmesi için, icra organları Avrupa Birliği alanında borçlunun yerleşim yeri ve malvarlığı hakkında doğru bilgi bulabilmelidir. The main goal of an enforcement proceeding is efficient recovery of the creditors? monetary claim. Nowadays, ineffective functioning of enforce-ment and bankruptcy system adversely affects economic life and undermines the confidence in judicial service. Attainment of legal security in economic life and protection of social peace depend on running of enforcement system in a fast, efficient and fair manner. Likewise, the European Court of Human Rights interprets enforcement and bankruptcy proceedings within the con-cept of ?reasonable time limit? in its judgments on the right to a fair trial. Because of the rule of law principle, a special attention must be brought to enforcement of judgments both in Europe and Turkey. According to the definition of enforcement given by articles 24 et seq. of the Turkish Code of Enforcement and Bankruptcy and Recommendation Rec(2003) 17 adopted by the Committee of Ministers of the Council of Europe on enforcement of court decisions, enforcement means ?the putting into effect of judicial deci-sions, and also other judicial or non-judicial enforceable titles in compliance with the law which compels the defendant to do, to refrain from doing or to pay what has been adjudged?. There are several current major obstacles to the efficiency of the en-forcement system. Major obstacles are about a constant increase of enforce-ment proceedings and workload, of a chronic lack of staff and of insufficient qualification. On top of this, access to information about debtor?s assets in enforcement proceedings is not sufficient. Enforcement agents also face difficult working conditions (e.g. lack of space) and a general a poor image from citizens or lawyers. It is also important to point out the lack of repre-sentation of the profession at national level. The enforcement agents are autonomous and independent from each other, even if all employees are civil servants of the Ministry of Justice. Obviously, this system, which must face an ever unceasing workload, has met its limits. Rule of law requires effective enforcement of judgments and thus the transparency of debtors? assets are very important to reach this aim. Both enforcement of judgment and enforcement without judgment must recover the secured or unsecured money debts within a reasonable time and cost. In an efficient enforcement proceeding, however, debtors? fundamental rights must be protected by law. There is a clash between the debtor?s and credi-tor?s rights in enforcement process. A well functioning enforcement pro-ceeding must reconcile the opposing interests of the debtor and creditor. So an efficient enforcement proceeding must provide greater transparency of debtors? assets on the one hand and promote the rights of creditors to obtain details on them on the other, without damaging the debtors? rights of pri-vacy. After starting an enforcement proceeding, a creditor must find debtor?s address and information about his or her assets. Because, as a basic rule of enforcement law, the competent enforcement organ in an enforcement pro-ceeding is the enforcement organ in the place where the debtor is domiciled. Also, in order to be find attachable assets of a debtor and to recover debt, patrimonial transparency is a prerequisite. In this context access to informa-tion and the principle of proportionality as constitutional principles have to be provided in the enforcement proceedings. Creditors still face some obsta-cles in finding information about the debtor?s assets or income in current enforcement systems. Access to patrimonial information can be provided by different ways. Creditors can access to information by searching systems like registers and other sources of information or they can use debtor?s assets declaration. For example, according to articles 74 and 75 of the Turkish Code of Enforcement and Bankruptcy (CEB), the debtor is obliged to dis-close his or her assets orally or writtenly before the enforcement organ. It must contain sufficient property or income for the recovery of the creditor?s claim before seizure. All types of winnings and income, movable and im-movable property, bank accounts, stock and shares of the debtor must be revealed in the debtor?s declaration. If the debtor does not declare all his property and income, he can be punished by imprisonment of up to three months by the enforcement court (CEB a. 76). If the debtor discloses incor-rect information he can be punished by imprisonment of up to one year (CEB a. 338). To balance the relations and the opposite interests of debtors and creditors, there must be a public register on debtors. This register should be relates to unwilling debtors and the insolvent ones. A creditor should able to access to this register and obtain the necessary information for enforce-ment purposes. Inquiring the debtor?s whereabouts or his assets is one of the current problems of cross-border debt recovery within the European Union. Because when the creditor and the enforcement organs have no information about the debtor?s location or his assets, the creditors can not enforce judgments on cross-border debt recovery. To improve the enforcement of monetary claims, the enforcement organs must be find accurate information on the debtor?s location and assets in the territory of the European Union.Item Hukuk Yargılama Usulünde Gider Avansı(2013) Özbek, Mustafa SerdarAdalete erişim akımının ortaya çıktığı 1970?li yıllarda medenî usûl hukukçularının hararetle tartıştığı adalete erişim kavramı, günümüzün çağdaş hukuk devletlerinin temel yapı taşlarından biri olmuştur. Kanun koyucular, gerçekleştirdikleri adalet reformlarında adalete erişim doktrininin esaslarıyla bağlı kalmaya daha fazla hassasiyet göstermiş ve pozitif hukukta adalete erişimin kolaylaştırılmasını sağlayacak düzenlemeler yapmayı temel hedef olarak ortaya koymuşlardır. Adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için geliştirilen farklı çözüm seçeneklerinden biri de, yargılama harç ve giderlerinden kaynaklanan malî engellerin bertaraf edilmesine yönelik olmuştur. Bu kapsamda adalete erişim doktrini, yargılama harç ve giderleri alınmadan, tamamen masrafsız olarak dava açılması veya zorunlu hukuk sigortası sisteminin benimsenmesi gibi cesur ve ufuk açıcı öneriler geliştirmekten çekinmemiştir . Bu tür öneriler ileri sürüldüğü dönemde tatbik edilebilir görülmemişse de, günümüzde sosyal devlet ilkesinin geldiği aşamada adalete erişimin kolaylaştırılması için, yargılama harç ve giderlerini karşılamakta zorlanan işçiler ve tüketiciler gibi ekonomik yönden elverişsiz kişi ve gruplar bakımından, yargılama harç ve giderlerinin ödenmesinde ?sıfır tarife? esasının benimsenmesi mümkündür. Dava sayısı ve yargılama giderlerindeki düzenli artış karşısında, dava yolunun adalete erişimi zorlaştırmayacak şekilde düzenlenmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu husustaki önemli konulardan biri de hiç kuşkusuz yargılama harç ve giderleridir. Türk hukuk yargılama usûlünü yeniden şekillendiren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun kazanımları korunurken, bazı yeni kavram ve kurumlara da yer verilmiştir. Bunlardan biri de, uygulanmasında bazı sorunları da beraberinde getiren, kimi zaman yoğun eleştirilere muhatap olan ve HMK?nın yürürlüğe girmesinden itibaren çok sayıda Yargıtay kararına konu olan gider avansı olmuştur. Bu kitapta gider avansı, adalet erişim doktrininin esasları doğrultunda teorik ve pratik olarak incelenmiştir. Konuyla ilgili Yargıtay kararları tahlil edilerek, mevcut sorunların teşhis ve tedavisi için bir reçete oluşturulmaya gayret edilmiştir. Bu kapsamda gider avansını teorik olarak doğru bir bakış açısıyla değerlendirebilmek için, öncelikle birinci bölümde adalete erişim hakkı ve yargılama giderleri arasındaki ilişki incelenmiş, ardından ikinci bölümde, gider avansına ilişkin mevzuat hükümleri ortaya koyulmuştur. Üçüncü bölümde gider avansının genel esasları değerlendirildikten sonra, dördüncü bölümde gider avansının özel olarak yargılama hukukuyla ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Item Noter Senetlerinde Sahtelik(2013) Özbek, Mustafa SerdarNoterler adâlet hizmetlerine yardımcı olan kamu görevlileridir. Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar (Noterlik Kanunu m. 1). Diğer kıta Avrupası hukuku ülkelerinde olduğu gibi Türk yargı sistemin-de de noterler, mahkemelere yardımcı organlar arasında önemli bir yer işgal ederler. Noterler, hukukî işlemleri onaylama ve belgelemeye yetkili olup, bir çeşit kamu görevlisi olarak hizmet ederler. Noterlerin belgelendirdikleri hukukî işlemler resmî sayılır ve medenî usûl hukukunda kesin delil olarak ka-bul edilir. Noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukukî işlemleri belgelendirirler. Bel-gelendirme, Noterlik Kanunu?nun ilgili hükümlerine göre yapılır. Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek istediklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür (Noterlik Kanunu m. 27). Noterlik Kanununa göre belgelendirilen işlemler resmî sayılır. Noterler tarafından düzenlenmiş hukukî işlemler, sahteliği sabit oluncaya kadar ge-çerlidir. Noterler tarafından yapılan imza onaylaması, onaylanan imzanın ilgiliye ait oluşunu belgelendirme niteliğinde bulunup, hukukî işlemlerin için-dekileri kapsamaz. Bu işlemlerde imza ve tarih, sahteliği sabit oluncaya ka-dar geçerlidir. Diğer noterlik işlemleri, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir (Noterlik Kanunu m. 82). Noterler, noterlik bürosunda hukukî işlemlerin imzalarını onaylar ve ta-rafların beyanlarını düzenleme şeklinde senetle belgelendirirler. Beyanların onaylanması veya sözleşmelerin içeriğinin belgelenmesinde noterler, tarafla-rın isimlerini ve beyanlarını tutanağa geçirirler. Hukukî işlemlerin noter tara-fından düzenlenmesi bir tutanak şeklinde yapılır. Tutanak, ilgilinin gerçek isteği hakkındaki beyanı yazıldıktan sonra okuması için kendisine verilir. İlgili tutanağı okur, içindekiler isteğine uygun ise, bu husus da yazıldıktan sonra altını imzalar (Noterlik Kanunu m. 86). Hukukî işlemlerin altındaki imzanın onaylanması, imzayı atan şahsa ait olduğunun bir şerhle belgelendirilmesi şeklinde yapılır (Noterlik Kanunu m. 90). Noter senetlerinin kesin delil kuvveti, sahteliklerinin ispatlanması yoluy-la kaldırılabilir. Noter senetlerinin sahtelik iddiasıyla kuvvetten düşürülebi-lecek bölümleri, noterin kendi gözlemleriyle tespit ettiği ve tutanağa yazdığı kısımlardır. Eski tarihle evrak düzenleyen, yevmiye defterinde numara ayıran, harç, damga, kontrato veya sair vergiler ödemelerine esas olarak düzenlediği be-yannamelerde yahut bunlara eklenen makbuzlarda tahrifat yapan noter gö-revlileri ile kâtipleri ve kâtip adayları, Türk Ceza Kanunu?nun belgede sah-tecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır (Noterlik Kanunu m. 158; Türk Ceza Kanunu m. 204). Sahtelik fiilleri noterlerin haksız fiil işlemesi demektir ve hukukî sorum-luluklarını doğurur. Buna ek olarak sahtecilik fiilleri, Kamu Güvenine Karşı Suçlardan sayılır ve ceza sorumluluğuna yol açar. Noterlerin hukukî sorumlulukları, Noterlik Kanunu?nun 162. maddesin-de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre stajyer, kâtip ve kâtip adayları tarafın-dan yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. No-ter, bu hüküm gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebilir. Sahtelik iddiası ön sorun veya bağımsız bir dava olarak ileri sürülebilir ve her türlü delille ispatlanabilir. Noter senedinin sahte olduğuna hükmedilmesi hâlinde, senet iptal edilir ve delil olarak kullanılamaz. İcra mahkemesi önünde, âdi senetlere karşı sahtelik iddiasında bulunula-bilir fakat icra mahkemesinin kararı kesin hüküm oluşturmaz. Sahtecilik fiilleri nedeniyle ceza mahkemesinde kamu davası açılabilir. Aynı zamanda hukuk mahkemesinde sahtelik davasının derdest olması du-rumunda, tahkikatın geri olduğu mahkeme, diğer mahkemenin incelemesini beklemeli ve verilecek hükme göre kararını oluşturmalıdır. Notaries are public officers who help to justice services. Notary Public is a public service. Notaries certificate transactions for assuring legal security and preventing conflicts and execute other duties given by laws (Code of Notary a. 1). As in other civil law countries, notaries are important legal professions in Turkish judicial system. They are authorized to authenticate and certify legal instruments and serve as a kind of public record officer. Legal transac-tions which are certificated by notaries are considered authentic instrument and in civil procedure law, they are accepted as absolute evidence. Notaries certify legal procedures upon the request of concerned parties. Certification is done according to the related provisions of the Code of No-tary. Notary publics are obliged to find out identity, address, skill and true intentions of the related parties (Code of Notary a. 27). Certificated transactions shall be authentic (official) in accordance with the provisions of Code of Notary. Legal transactions executed by the nota-ries are valid until proven fraudulent. Signature authentication executed by the notaries is to certificate the authenticated signature belongs to the con-cerned person by means of the authentication of the signature and this opera-tion shall not include the contents of the legal operations. The signature and the date are valid until proven fraudulent in those kinds of operations. Other notary transactions are valid until proven fraudulent (Code of Notary a. 82). Notaries certificate signatures to documents and attests declarations or agreements in the office of notary. Notary publics execute the legal proce-dures by a minutes signed by other persons. After writing down the declara-tion regarding the true intention of the person concerned the minutes is given to the person mentioned before. The person concerned reads the minutes and if the contents are in accordance with his/her intentions he signs it after this matter is written (Code of Notary a. 86). Under legal procedures notarization of the signature is carried out by a certificate of authenticity showing the signature belongs to the signing party (Code of Notary a. 90). The decisive evidence power of notarial deeds can be removed by their falsehood. The parts of notarial deeds which can be decided as unbinding with the falsehood allegation are the parts which are proved by the notaries by their own observations and the parts which are written in minutes by the notaries themselves. The notaries, notary clerks and clerk candidates who arrange documents with an old date, reserve numbers in the daybook, commit fraudulent acts in the declarations which constitute the basis of the tax, stamp tax, contract or various fees or in the quittances which are attached to those declarations punished in accordance with the provisions of the Turkish Penal Code on official transactions fraudulent guilt (Code of Notary a. 86, Turkish Penal Code a. 204). Falsehood acts means the committed tortious acts of notaries which causes their legal responsibilities. In addition to falsehood acts are consid-ered as crimes violating public confidence and it causes criminal responsi-bilities. Legal responsibilities of the notaries were provided by the article 162 of Code of Notary. According to this provision, notaries are responsible against those who suffered damage for undone, erroneous or deficient works; even if they are executed by the interns, clerks and clerk candidates. For the amount he paid in accordance with this provision, the notary public can take recourse against the intern or notary personal that caused the undone, erroneous or deficient work. The demands about falsehood can be put forward as plea or independent suit and it can be proved by means of all sorts of evidence. If it is proved that the notarial deed is false, the deed is nullified and it can?t be used as evidence. Falsehood allegation against the private documents can be claimed be-fore the court of enforcement, but the judgment of the court of enforcement can not be accepted as a res judicata (decisive sentence). Public prosecution can be sued in case of to falsehood acts at the crimi-nal court. At the same time, if the falsehood suit is pending at the court, the court which is at the beginning of investigation procedure has to wait for the other court?s examination and it must settle its judgment according to the sentence.Item Takip talebinden önce borçludan ödeme ön talebinde bulunma zorunluluğu(Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2015-11) Özbek, Mustafa SerdarTakip talebi icra dairesine yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılmaktadır. Alacaklı, ilâmlı icra yoluyla takibe başlamadan önce borcun ödenmesi için, bir banka hesap numarası da belirterek iadeli taahhütlü olarak borçlunun bilinen en son adresine borcunu ödemediği takdirde hakkında icra takibi yapılacağına ilişkin bilgileri içerir meşruhatlı ödeme bildiriminde bulunmak zorunda olmalıdır. Alacaklı, bu adrese bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen yedi gün içerisinde borcun posta gideriyle birlikte ödenmemesi hâlinde icra takibini başlatabilmelidir. Ön talepte bulunulması sayesinde, ilâmlı takiplerde borçluya meşruhatlı bildirimde bulunmak zorunluluğu getirilerek, para alacakları icra takibine konulduğunda vekâlet ücreti ile diğer icra masraflarının asıl alacağın miktarını geçmesi ve icra dairelerinin küçük alacaklardan kaynaklanan iş sayılarındaki artış önlenebilir. Bu düzenleme ile ilâma bağlı alacaklardan iyi niyetli borçlunun haberdar olması sağlanarak borçların icra müdürlüğüne gelmeden önce tahsili sağlanabilir. Böylece yalnızca icra dairelerinin iş yükü azaltılmakla kalmayacak, borçlunun ödemek istediği borçlar hakkında yapılan para alacağına ilişkin ilâmlı icra takipleri nedeniyle icra masraf ve vekâlet ücreti ödenmesi nedeniyle maruz kaldığı mağduriyet de giderilebilecektir. ABSTRACT Sending Pre-Payment Claim Notice to the Debtor before Claim of Enforcement in the Enforcement of Judgments Claims of enforcement shall be communicated to the enforcement office of relevance in writing or through any recognized electronic means of communication. In cases relying on a judgment, the creditor must give a comprehensive pre-payment claim notice, in such form and fashion to be determined by implementation regulations and incorporating all necessary details as to its claim, including the fact that enforcement proceedings would begin if the debtor fails to fulfill its obligations pending, to the last known address of the debtor via registered return mail with confirmation of receipt, also making notion of a bank account number for related funds to be paid, before the enforcement proceeding is put in process. The creditor should be able to initiated enforcement proceedings when no pre-payment claim notice reaches at such address as aforementioned or on failure of the debtor to pay up its debt in full, within seven days of it’s receipt of the creditor’s notice, together with respective postal mailing charges. With the arrangement of pre-payment claim notice in enforcement of money judgments, extra workload accumulations at enforcement offices, in connection with money claims, can be prevented while avoiding a rise in the attorney charges and other enforcement related costs, above and beyond the original balance of claims. As this arrangement provides for timely notification of good faith debtors of their debts, it aims at increasing the number of occasions where debts are collected without the debtor having to personally appear at the enforcement office, which, in fact, is seen to be a solution that not only helps reduction of the workloads of enforcement offices but also contributes to elimination of sufferings incurred for the side of the debtor, due to or in connection with its being forced to pay for enforcement costs and attorney charges in line with enforcement proceedings held against it, for enforcement of money judgments.Item Ticaret hukukunda güncel gelişmeler(2016) Güven, Kudret