Repository logo
Communities & Collections
All of DSpace
  • English
  • العربية
  • বাংলা
  • Català
  • Čeština
  • Deutsch
  • Ελληνικά
  • Español
  • Suomi
  • Français
  • Gàidhlig
  • हिंदी
  • Magyar
  • Italiano
  • Қазақ
  • Latviešu
  • Nederlands
  • Polski
  • Português
  • Português do Brasil
  • Srpski (lat)
  • Српски
  • Svenska
  • Türkçe
  • Yкраї́нська
  • Tiếng Việt
Log In
New user? Click here to register.Have you forgotten your password?
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Babuşçu, Şenol"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 11 of 11
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Thumbnail Image
    Item
    Basel düzenlemeleri ve Türk bankacılık sektöründe sermaye yeterliliği rasyosuna etkisi üzerine bir çalışma
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) İmam, Müge; Babuşçu, Şenol
    Küreselleşen ve sürekli değişip gelişen dünya düzeninde yaşanılan krizler ve şoklar sonucunda ayakta kalmaya çalışan bir finans sitemi söz konusudur. Bu finans sisteminin en önemli unsurlarından olan bankaların krizleri nasıl atlattığı finans sistemi açısından oldukça önemlidir. Bankaların yaşamış oldukları zararları minimuma indirmek finans sektörünüde korumak anlamına gelmektedir. İşte bu sebeplerle G10 ülkeleri tarafından kurulan BASEL Komitesi ve bu komitenin geliştirip sunduğu BASEL Düzenlemeleri bankaların güçlü bir özkaynak ve risk yönetimi açısından güçlenerek yaşanılan krizlerden etkilenmemeleri için öneri niteliğinde düzenlemeler sunmuştur. BASEL düzenlemeleri ilk olarak 1988 yılında hazırlanmış ve kamuoyuna sunulmuştur. Günümüzde hala sürekli olarak değişim ve gelişim göstererek güvenilirliğini ve uygulanabilirliğini korumaktadır. Tez çalışmamızda BASEL I, BASEL II ve BASEL III düzenlemeleri üzerinde ayrıntılarıyla durulmuş BASEL IV düzenlemeleri ile ilgili sınırlı kaynak bulunduğundan dolayı yeni düzenlemenin ana hatlarından bir özet oluşturulmuştur. Ayrıca BASEL düzenlemelerinin esasını teşkil eden sermaye yeterlilik rasyosunun Türk bankacılık sektöründeki seyri incelenmiş, seçilen 18 bankalar için ayrıntılı durum analizi yapılmıştır. Bu çalışma BASEL düzenlemelerinin ve Türk bankacılık sektöründe sermaye yeterliliği üzerindeki etkilerinin ayrıntılarıyla ele alındığı bir tez çalışmasıdır. It is a financial system that is trying to survive as a result of crises and shocks experienced in a globalized and continuously evolving world order. It is very important in terms of the financial system that the banks, which are the most important elements of this financial system, survive the crises. The minimizing the damages that banks have experienced, means protecting them in the financial sector. Thereby, BASEL Committee which established by G10 countries and BASEL Regulatory which developed and prepared by this Committee have submitted regulations as a recommendation to getting strong with regards to shareholder’s equity and risk management of the banks. BASEL Regulatory has prepared and released to the public on 1988 firstly. And today it still maintains its reliability and applicability by constantly changing and developing. In our thesis, we have elaborated on BASEL I, BASEL II and BASEL III regulations with their details; but, due to there is limited resources with regard to BASEL IV regulations, a summary of the new regulation could not established. Furthermore, the course of the Capital Adequacy Ratios, the basis of the BASEL regulations, was examined in the Turkish banking sector and a detailed situation analysis was conducted for the 18 selected banks. The aim of this study is to provide a guideline for elaboration of the BASEL regulations and the effects on the capital adequacy of the Turkish banking sector.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Bireysel bankacılık sektöründe hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişki
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Sarıçimen, Yusuf Eren; Babuşçu, Şenol
    Müşteriler, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda çalışmak istedikleri bankaları seçmektedirler. Dolayısıyla günümüzde bankalar müşteriler tarafından yönlendirilmekte, yüksek hizmet kalitesi talep etmektedirler. Günümüzde banka müşterilerinin hakları konusunda artan farkındalıkları, değişen talepler ve yoğun rekabet ile birlikte bankalar müşterilerinin sadık kalması için bankanın hizmet kalitesinde sürekli ilerlemesi gerektirmektedir. Hizmet kalitesi, rekabetçi bir konum oluşturmanın ve kâr performansını artırmanın en etkili yollarından biridir. Bankalar, rekabetçi bir konum oluşturmak ve müşterilerini elinde tutmayı istedikleri takdirde müşterilerinin hizmetlere yönelik kalite düzeylerini ölçmelidirler. Bu araştırmada banka hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti ve sadakati üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla 182 bireysel banka müşterisinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hizmet kalitesi niteliklerinden; fiziksel varlıklar, güvenilirlik, heveslilik, güven ve empatinin müşteri memnuniyetini pozitif şekilde etkilediği saptanmıştır. Müşteri sadakati üzerinde etkili olan hizmet kalitesi niteliklerinin ise fiziksel varlıklar, güvenilirlik, heveslilik ve empati olduğu saptanmıştır. Hizmet kalitesi niteliklerinden fiziksel varlıkların ve hevesliliğin müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyetinin tam aracılık etkisi olduğu tespit edilmiştir. Güvenilirlik ve empatinin müşteri sadakati üzerindeki etkisinde müşteri memnuniyeti kısmen aracılık etmektedir. Customers choose the banks they want to work with in line with their needs and expectations. Therefore, today banks are guided by customers and demand high service quality. Today, with the increasing awareness of bank customers about their rights, changing demands and intense competition, banks require continuous improvement in the service quality of the bank in order to remain loyal to their customers. Service quality is one of the most effective ways to establish a competitive position and increase profit performance. Banks should measure their customers' level of service quality if they want to establish a competitive position and retain their customers. In this research, the effects of bank service quality on customer satisfaction and loyalty were examined. For this purpose, the opinions of 182 individual bank customers were consulted. According to the results obtained from the research, from the service quality characteristics; physical assets, reliability, responsiveness, trust and empathy have been found to positively affect customer satisfaction. It has been determined that the service quality attributes that affect customer loyalty are physical assets, reliability, responsiveness and empathy. It has been determined that customer satisfaction has a full mediating effect on the effect of physical assets and responsiveness, which are service quality attributes, on customer loyalty. Customer satisfaction partially mediates the effect of reliability and empathy on customer loyalty.
  • No Thumbnail Available
    Item
    CDS Primleri ve borsa endeskleri ilişkisi-brıcs ülkeleri ve Türkiye örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yümlü, Adnan; Babuşçu, Şenol
    Kredi temerrüt takaslarının (CDS) temel amacı, sadece kredi riskinden korunmak değil, aynı zamanda ülkeye ilişkin risk göstergesi olarak da kullanılıyor olmasıdır. Uluslararası yatırımcılar, bir ülkeye yapacakları doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımlarına ilişkin karar verirken CDS primlerini çok önemli bir veri olarak ele alırlar. CDS primlerinin düşme/ yükselme eğiliminde olması, yatırımcılar tarafından borsa gösterge endekslerinde yükselme/ düşme olacağına dair pozitif veya negatif bir işaret olarak değerlendirilebilir. Çalışmanın analiz kısmı üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci bölümde BRICS ülkeleri ile Türkiye’nin CDS primlerinin, borsa endekslerinden gösterge niteliğinde olan endeksler1 ile arasındaki, daha sonra ise BRICS ülkeleri ile Türkiye’nin CDS primlerinin bankacılık endeksleri ile arasındaki nedensellik ilişkisi sırasıyla incelenmiştir. Gösterge endeks olarak Türkiye’de BİST100, Brezilya’da Bovespa Index, Rusya’da Moex Index, Hindistan’da NIFTY Index, Çin’de Shangy Index, Güney Afrika’da SOAF Index, verileri dikkate alınmıştır. Yapılan çalışma, 2011 yılı Ocak ayı ile 2021 Haziran ayı arasındaki dönemi kapsamaktadır. CDS, borsaların gösterge endeksleri ile bankacılık endekslerine ait veriler aylık kapanış rakamları üzerinden alınmıştır. Söz konusu 6 ayrı ekonomide her iki model için ayrı ayrı toplamda 12 adet zaman serisi analizi yapılmıştır. İkinci bölüm, CDS primlerinin Türkiye’deki borsaların gösterge endeksleri ile bankacılık endeksleri üzerindeki etkisinde yabancı yatırımcı oranların katkısı araştırılmıştır. Bu bölümde de önceki bölümdeki tarih aralığı ve aylık kapanış verileri alınmış, 126 adet gözlem içeren zaman serisi oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise, CDS primlerinin BIST100 hisse değerleri üzerindeki etkisinde, yabancı yatırımcı oranlarının moderatör rolü üzerine ekonometrik bir model test edilmiştir. Bu modelde tüm değişkenlere ait gözlemler, 2019 son çeyreği ile 2021 2. çeyreği arasında BIST100’de yer alan 97 adet firma için alınarak dengeli bir panel veri seti oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda; Çin haricindeki ekonomilerde, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin gösterge endekslerden kredi risk primlerine doğru olduğu görülmüş olup, Çin’de ise değişkenler arasında istatistiksel olarak nedensellik ilişkisine her iki model için de rastlanmamıştır. Türkiye ekonomisinde kredi risk primlerinin ise, bankacılık endeksi üzerinde anlamlı ve negatif bir etkisinin olduğu görülmüş olup, bu etkinin yabancı yatırımcı oranı değişkeninden bağımsız olduğu söylenebilmektedir. Düşük yabancı yatırımcı oranı için modelin ve parametrenin anlamsız olması, tahmin edilen parametrenin sıfıra eşit olduğu yönündeki sıfır hipotezinin kabulü anlamına gelmektedir. Orta ve yüksek düzeyde yabancı yatırımcı oranları için oluşturulan panel veri modellerinde, parametreler istatistiksel olarak sıfırdan farklı olup, mutlak değerce incelendiğinde farkın yüksek yabancı yatırımcı oranına sahip firmalar lehine olduğu görülmektedir. Daha açık bir ifade ile BIST100’deki firmaların yabancı yatırımcı oranı arttıkça ülke kredi risk priminin hisse senedi fiyatları üzerindeki olumsuz etkisi de artmaktadır. Bu çalışma, finansal büyümenin sağlanmasında, kurumsal yatırımcıların davranışlarını açıklama yönünden politika karar alıcılarına önemli bilgiler sunmaktadır. The main purpose of the credit default swaps (CDS) is not only to hedge credit risk, but also to be used as a risk indicator for the country. International investors consider CDS premiums as an important data when making decisions about their direct and portfolio investments in a country. The fact that CDS premiums tend to decrease/increase, can be considered as a positive or negative sign by the investors that there will be an increase/decrease in stock market index indices. This study consists of three steps. In the first step, the causality relationship between BRICS countries and Türkiye’s indexes of the CDS premiums and indicative indices1 of the stock market and then the causality relationship between BRICS countries and Türkiye’s indexes of the CDS premiums and the banking indices were examined, respectively. As an indicator index, BIST100 in Türkiye, Bovespa Index in Brazil, Moex Index in Russia, NIFTY Index in India, Shangy Index in China, SOAF Index in South Africa were taken into consideration. The study covers the period between January 2011 and June 2021. Data on CDS, indicative stock market indexes and banking indices are based on monthly closing figures. In these 6 different economies, 12 time series analyzed for both models. In the second step, the contribution of foreign investor ratios in the effect of CDS premiums on the indicative indices of stock markets and banking indices in Türkiye was investigated. The date range and monthly closing data of the previous step were taken in this step and a time series containing 126 observations was created. In the third step, an econometric model was tested on the moderator role of foreign investor ratios in the effect of CDS premiums on BIST100 share values. In this model, a balanced panel data set was constructed by taking the observations of all variables for 97 companies in the BIST100 between the last quarter of 2019 and the second quarter of 2021. As a result of the study, in the economies other than China, it was observed that the causality relationship between the variables was from the indicator indices to the credit risk premiums and in China no statistical causality relationship was found between the variables for both models. Credit risk premiums in the Turkish economy, on the other hand, have been found to have a significant and negative effect on the banking index, and it can be said that this effect is independent of the foreign investor ratio variable. The insignificance of the model and the parameter for the low rate of foreign investors means the acceptance of the null hypothesis that the estimated parameter is equal to zero. In the panel data models created for medium and high foreign investor ratios, the parameters are statistically different from zero and when the absolute value is analyzed, it was observed that the difference is in favor of the firms with a high foreign investor ratio. To put it more clearly, as the foreign investor ratio of the companies in BIST100 increases, the negative effect of the country credit risk premium on stock prices also increases. This study provides important information to policy decision makers in terms of explaining the behavior of corporate investors in ensuring financial growth.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Davranışsal finansın bireysel yatırımcıların davranış biçimlerinin etkilemesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2020) Çıldık, Burak; Babuşçu, Şenol
    Günümüzde finansa dair bakış açısı büyük oranda değişmiştir. Bu alanda yapılan araştırmalar göstermiştir ki insan psikolojisi finansal kararların alınmasında oldukça etkilidir. Bu araştırma ile davranışsal finansın içinde yer alan davranışsal özelliklerin, bireysel yatırımcıların getirilerine etki edip etmediği ölçülmeye çalışılacaktır. Davranışsal finans, bireysel yatırımcıların, psikolojik ve davranışsal etkenlerden dolayı borsada yatırım yaparken tamamen rasyonel davranmadığını iddia etmektedir. Rasyonel davranmayan bireysel yatırımcılar hem piyasayı hem de kendi kazançlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul’da işlem yapan bireysel yatırımcıların, davranışsal finansın modellerinde yer alan ön yargıların elde ettikleri getiriler üzerinde etkilerinin olup olmadığını gözler önüne sermektedir. Nowadays, pointing of view against finance is hugely changed. According to this branch, human psychology has great effect on financial decisions. It tries to be measured whether behavioral features in finance affects incomes of individual investors in accordance with this study. While individual investors speculate in the stock market, they can behave irrationally in accordance with behavioral finance. Individual investors behaving irrationally affect their profit negatively, and market either. Aim of this study is that individual whether investors playing in BIST100 (Stock Market in Turkey) are related in models of behavioral finance.
  • No Thumbnail Available
    Item
    İnşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin kredilendirilmesi - Uygulama örneği -
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Güran, Mustafa Volkan; Babuşçu, Şenol
    İnşaat sektörü son yıllarda Türkiye’nin öncü sektörü konumundadır. Bu minvalde, Ülkemizde kalıcı büyümenin ve istihdamın sağlanabilmesi için ilgili sektörde sürekli bir gelişim ihtiyacı mevcuttur. Diğer taraftan, sektörel olarak inşaat firmaları ağırlıklı olarak dış finansman ile büyüme ihtiyacı içerisindedirler. Bahse konu dış finansmanın birincil kaynağını ise banka kredileri oluşturmaktadır. Çalışmamızda, inşaat sektörünün yap-sat ve taahhüt alt kolları özelinde dinamiklerine değinilmiş, sektörde faaliyet gösteren işletmelere hangi tür kredilerin, hangi teminat yapılarıyla tahsis edilebileceği üzerinde durulmuştur. Ayrıca, inşaat sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 3 ayrı firma seçilerek bu firmalara tahsis edilen krediler irdelenmiş, inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin kredilendirme esasları uygulama örnekleri üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. In recent years, the construction sector has been the leading sector of Turkey. In this respect, in order to ensure permanent growth and employment in Turkey, there is a need for continuous development in the construction sector. On the other hand, construction firms in the sector are in need of growth mainly through external financing. The primary source of this external financing is bank loans. In this study, the dynamics of the construction sector in terms of build-sell and contracting companies have been looked at and the types of loans that can be allocated to the enterprises operating in the sector have been emphasized. In addition, 3 different companies operating in different areas of the construction sector were selected and the loans to these firms were examined, this way the financing principles of the enterprises operating in the construction sector were tried to be explained through these case studies.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Kredi genişlemesi ile politik konjonktür hareketleri ilişkisinin analizi - Türkiye örneği (1980-2017) -
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Türkdönmez, Cem Sabutay; Babuşçu, Şenol
    Ekonomik dalgalanmaların politik dalgalanmalarla ilişkili olup olmadığı literatürde uzun zamandır tartışılmaktadır. Politik konjonktür hareketleri kavramı özellikle iktidardaki politikacıların seçimleri kendi lehlerine çevirmek amacıyla seçimden önceki dönemde ekonomiyi manipüle etmeye çalıştıklarını ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kavram, geleneksel ve modern politik konjonktür hareketleri çerçevesinde şekillenmiştir. Zaman içinde çeşitli yazarların kavrama yaptıkları katkı ile geleneksel ve modern modellerin her ikisinin birden altında fırsatçı ve partizan modeller oluşmuştur. Seçimler politikacıların uyguladıkları ekonomik programın sonuçlarına göre iktidardan düşürülerek cezalandırıldıkları ya da yeniden seçilerek ödüllendirildikleri anlardır ve politikacılar için hayati önem taşırlar. Politikacılar seçimlerden hemen önce yapay bir refah yaratmak amacıyla makroekonomik araçlarla ekonomiye müdahale edebilirler. Bu araçlar para ve kredi politikası araçları olabilir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 1980-2017 yılları arasında yapılan seçimlerden önce banka kredilerinde meydana gelen değişim ve siyasal iktidarların kredi büyümesini seçimlerde oylarını artırabilmek için tıpkı diğer makroekonomik değişkenlerde yaptıkları gibi bir araç olarak kullanıp kullanmadıklarını incelemektir. Literatürde politik konjonktür hareketleri ile çeşitli makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda çalışma bulunsa da çalışmamızda 1980-2017 dönemini kapsayan sürede genel seçimler, yerel seçimler ve referandumlar öncesinde ve sonrasında Türkiye’de bankacılık sektöründe kredi büyümesi ile politik konjonktür hareketleri ilişkisi 3 ay ve yıllık bazda ele alınmıştır. Panel veri kullanılarak yapılan çalışma neticesinde 2000-2017 yılları arasında yapılan genel seçimlerle kredi büyümesi arasında güçlü biçimde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Bu da ilgili dönemde politika yapıcıların politik konjonktür hareketleri kuramı kapsamında kredi büyümesini bir araç olarak kullandıklarını göstermektedir. Çalışma 2010-2017 dönemini kapsayacak şekilde 3 aylık verilerle de yapılmıştır. Bu dönemde ise kredi büyümesi ile seçimler arasında anlamlı bir ilişkiye ulaşılamamıştır. Politikacıların seçimlerden hemen 3 ay önceki dönemde bankaların kredi büyümesini bir araç olarak kullanmaktan ziyade seçimlerden çok daha önceki süreçlerde kredi büyümesini bir araç olarak kullanmayı tercih ettikleri düşünülmektedir. Whether economic fluctuations are related to political fluctuations has been discussed in literature for a long time. Politicians in positions of power, trying to manipulate the economy in the period before the elections in order to turn the elections in their favor is expressed as the concept of political business cycle. The concept has been shaped within the framework of traditional and modern political business cycle. Over time, opportunistic and partisan models have emerged under both traditional and modern models, with the contribution of various authors to the concept. Elections durations in which politicians are either punished by being overthrown or rewarded by being re-elected according to the results of the economic program they implement, therefore elections are of vital importance for politicians. Just before the elections, politicians can intervene with the economy with macroeconomic tools to create artificial welfare. These tools can be monetary and credit policy tools. The aim of this study is to examine the change in bank loans before the elections held between 1980-2017 in Turkey, and whether political governments use credit growth as a tool to increase their votes in the elections, just as they do in other macroeconomic variables. Although there are many studies examining the relationship between political business cycle and various macroeconomic indicators in literature, in our study, the relationship between credit growth in the banking sector and political business cycle in the banking sector in Turkey before and after the general elections, local elections and referendums covering the period 1980-2017 were analyzed on a 3-month and annual basis. As a result of the study using panel data, it has been determined that there is a strong positive and statistically significant relationship between the general elections held between 2000 and 2017 and the loan growth of banks. This shows that in the relevant period, policy makers used credit growth as a tool within the scope of political business cycle theory. The study was also carried out with 3 month data to cover the period of 2010-2017. In this period, however, there was no significant relationship between loan growth and elections. It is thought that the politicians preferred credit growth in the period before the elections, rather than using the credit growth of the banks as a tool in the period just 3 months before the elections.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Krizlerin Ülke borsaları üzerine bulaşıcılık etkisi: 2015 Çin borsa krizi örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Ellialtıoğlu, Nurettin; Babuşçu, Şenol
    Finans tarihi çıkışlar ve inişler, şişen-patlayan balonlar, coşkular, panikler, şoklar ve krizler arasında gidip gelmiştir. Schumpeter, kapitalist gelişmeyi iş döngüleriyle açıklamış ve krizin aslında “yaratıcı yıkım" olduğunu ileri sürerek krizin, kalkınmanın bir bedeli olduğunu ifade etmiş ve yaşanan finansal krizlerin, kapitalizmin doğasından kaynaklandığını ve bunun ilerleme ve büyüme sağlayan bir yöntem olduğunu belirtmiştir. Finansal krizler, finansal sistemin dışından değil içinden gelen şoklardır. 1930’lardaki Büyük Buhran, 1970’lerdeki büyük enflasyon dönemleri, 2008 subprime krizi, büyük çapta yok oluşların yaşandığı evrimsel süreçteki önemli kesintilerdir. İçinde bulunduğumuz şu dönemde de benzer süreçler yaşanmaktadır. Finansal krizler, meydana geldikleri ekonomi için gerçek maliyetler yaratırlar. Son yıllarda, yükselen piyasalardan kaynaklanan finansal krizler, uluslararası düzeyde yayılma eğilimi göstermiştir. Çünkü iki farklı ekonominin ticaret ve yatırım yoluyla ilişkili olması durumunda şoklar diğer ülkelerde de etkili olabilmektedir. Ayrıca finansal piyasalarda meydana gelen mali panikler, sürü davranışı1 etkisi ile diğer ülkelerin finansal piyasalarına kolaylıkla bulaşabilmektedir. Bu tez, ekonometrik bir model kullanarak finansal bulaşmanın varlığını tespit etmek üzere kanıt elde edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 2015 yılındaki Çin Borsa çöküşünün seçili 8 ülke borsasına bulaşma etkisini DCC GARCH modeli ile analiz ederek bulaşmanın varlığını araştırmıştır. Yapılan çalışma sonucunda bulaşmaya ilişkin bulgular elde edilmiştir. Krizin gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkisinin hemen gözüktüğü, gelişmiş ülkelerde ise bulaşmanın daha uzun vadede (90 günden sonra) etkisinin olduğu gözlenmiştir.The history of finance has fluctuated between ups and downs, inflated-bursting bubbles, enthusiasm, panic, shocks and crises. Schumpeter expressed capitalist development with business cycles and argued that the crisis is actually "creative destruction" and stated that the crisis is a cost of development, and stated that the financial crises arise from the nature of capitalism and that this is a method that provides progress and growth. Financial crises are shocks that come from within the financial system, not from the outside. The Great Depression in the 1930s, periods of great inflation in the 1970s, and the 2008 subprime crisis are significant interruptions in the evolutionary process of massive extinctions. Similar processes are taking place in the current period as well. Financial crises create real costs for the economy in which they occur. In recent years, financial crises which arise from emerging markets have tended to spread internationally. Because in a situation which two different economies are related through trade and investment; shocks can also be influential in other countries. In addition, financial panics in financial markets can easily infect the financial markets of other countries with the effect of herd behaviour1. This thesis was carried out to provide evidence to detect the presence of financial contagion using an econometric model. The study investigated the presence of contagion by analysing the contagion effect of the stock market crash of China in 2015 on the stock markets of 8 selected countries with the DCC GARCH model. As a result of the study, findings related to contamination were obtained. It has been observed that the impact of the crisis on the developing countries is immediate, while the contagion for developed countries is occurring in a longer period (after 90 days).
  • No Thumbnail Available
    Item
    Sosyal medyadaki hisse paylaşımlarının yatırımcının alım satım kararları üzerindeki etkisi twitter uygulaması
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Tandoğan, Fatih; Babuşçu, Şenol
    Bireylerin yatırım yaparken hangi etmenler üzerinden etkilendiğini anlamak finans alanında yapılan çalışmaların her zaman en ilgi çekici olanı olmuştur. Çünkü bu sayede kalabalıkları toplu hareket ettirerek büyük sonuçlar elde edilme imkanı sağlanacaktır. Bu gücü kullanabilme imkanı gazeteler ile başlamış nihai noktada Twitter ile devam etmektedir. Sosyal medyada yapılan paylaşımların birey üzerinde nasıl bir etkisi olduğu, bunun üzerinden bireylerin neden eyleme geçtiği halihazırda araştırmacıların yoğun ilgisini çekmeye devam etmektedir. Yurtdışı kaynaklarda çoğunlukla araştırılmasına rağmen BIST100 endeksinde işlem gören hisse senetleri ile Twitter’daki paylaşım arasındaki ilişki düzeyinin tespit edildiği bir çalışma olmaması, tarafımızı literatürdeki bu açığı kapatmak amaçlı çalışmaya sevk etmiştir. Bu doğrultuda Twitter’da 2006-2018 yılları arasında BIST100 endeksine dahil olan hisse senetleri araması yapılarak bir veri seti oluşturulmuştur. Bunun neticesinde yapılan paylaşımlar ile hisse senedi fiyat ve hacmi arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bireylerin neden ve hangi gaye ile yapılan bu paylaşımlar bağlamında hareket ettiği Davranışsal Finans kavramları ile ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Understanding the factors influencing individuals when investing has always been one of the most interesting in the field of finance. Because of this, it will be possible to achieve big results by moving the crowds in bulk. The possibility of using this power started with newspapers and continues with Twitter at the final point. The impact of the social media sharing on the individual and the reason why individuals take action on it continues to attract the attention of researchers. The fact that there is no study in which the level of the relationship between stocks traded in BIST100 index and sharing on Twitter. Despite the lack of researches in Turkish, lots of papers are covering the other countries stock markets. So we aim to cover the gap in Turkish literature. In this respect, a data set was created by searching Twitter for the stocks in BIST100 index between 2006-2018. As a result of this, the relationship between shares and price and volume of shares has been tried to be determined. In addition, why and with what purpose the individuals act in the context of these shares are discussed in relation to the concepts of Behavioral Finance.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Türk bankacılık sektöründe aktif çeşitlendirmesi ve risk ilişkisi - 2009 - 2018 Dönem Analizi -
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Alpay, Kartal; Babuşçu, Şenol
    Bankacılık sektörü gerek finans gerekse ekonomi açısından ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Bankacılık sektörünün karlılığı da finansal sistemin istikrarının sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Öte yandan, karlılığın artışı maruz kalınabilecek yeni riskleri de beraberinde getirmektedir. Laeven ve Levine tarafından 1998-2002 yılları arasında çalışmalarda finansal kurumlarda aktif çeşitlendirmesi formülize edilmiştir. Çalışmamızda yapılan analizlerde Laeven ve Levine tarafından ortaya çıkarılan formülden yararlanılarak hesaplamalar yapılmıştır. Literatürden farklı olarak araştırmamızda banka bilançoları üzerindeki aktif çeşitlendirmesi stratejilerinin risklilik üzerine etkisi olup olmadığı konusunda analizler yapılmıştır. Bu kapsamda, 2009-2018 yılları arasında bankacılık sektöründe faaliyet gösteren aktif büyüklüğüne göre ilk 13 banka sıralanarak analizlere dahil edilmiştir. Bahse konu 13 bankanın üçer aylık dönemsel verilerinde net kredilerinin toplam aktiflerine oranları ile aktif çeşitlendirme oranları kıyaslanarak analizlerde bulunulmuştur. Bu analizler ile aktif çeşitlendirmesinin kredi hacminin büyümesi ile genel olarak ters orantılı bir ilişkide olmasının yanı sıra makroekonomik değişkenlerin mevzubahis rasyo üzerinde daha fazla etkili olduğu belirlenmiştir. Banking sector has a great importance both for the financial sector and for the economy. So, the increase of profitability for banking sector is highly important as well. The literature in this study, we aimed to investigate whether the asset diversity have any impact on riskiness while bank’s profitability concerns. Between 1998-2002 studies conducted by Laeven and Levine, asset diversification in financial institutions has been formulated. In our study calculations that we made using the formula developed by Laeven and Levine. In contrast to the literature, in our research, analyzes were conducted to determine whether asset diversification strategies on bank balance sheets had an impact on riskiness or not. In this context, according to the size of assets in the banking sector between 2009-2018, the first 13 banks were listed and included in the analysis. In the quarterly financial data of 13 banks, the ratio of net loans to total assets and asset diversification ratios were compared and analyzed. In conclusion, these analyzes showed that asset diversification is generally inversely related to the growth of credit volume. In addition, it was determined that macroeconomic variables had more effect on the related ratios.
  • Thumbnail Image
    Item
    Türk bankacılık sektöründe penetrasyon: İnternet bankacılığı ve mobil bankacılık ürünlerindeki penetrasyonun analizi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017) Erben Yavuz, Asuman; Babuşçu, Şenol
    Günümüz bankacılık sektörü, tarih sayfalarında ilk ortaya çıkışından itibaren çok büyük ve ciddi dönüşümler geçirmiştir. Bankacılık sektörünün ekonomi alanındaki en önemli işlevi, finansal kaynaklara sahip olanlarla işletme sahiplerini, bir diğer deyişle, sermaye ve girişimciyi bir araya getirmeleridir. Bu sayede içerisinde yer aldıkları ülkelerin ekonomilerine büyük faydalar sağlamaktadır. Makroekonomik boyutta önem taşıyan bir başka işlevleri de finansal sisteme kazandırılan fonların, ekonomik alanda kalkınmayı en fazla destekleyecek alan ve sektörlere aktarılmasıdır. Bankacılık sektörünün faaliyetlerinden yararlanılan bir diğer alan ise kayıt dışı ekonomiyle mücadeledir. Kayıt dışı ekonominin varlığı ve boyutu, devletin gelir kaynağı olan vergilendirme sistemi ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin varlığı, ülkenin kalkınmasına yönelik büyük bir etkiye sahiptir. Bankacılık sektörü zaman içerisinde müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek ve daha kolay ulaşılabilir olmak adına büyük değişimler geçirmiştir. Günümüz dünya bankacılığı artık sanal şubeler ve 24 saat hizmet veren çağrı merkezlerinde aktif konuma gelmiştir. Bankacılık sektörünün, küresel dünyada hızla gelişerek yayılan bu yeniliklere uyum sağlayabildiği, çalışmanın son bölümünde yer alan tablolardaki verilerin ani yükselişlerinden anlaşılmaktadır. Ekonominin her alanında etkin bir role sahip olan bankaların ülkemizde bu kadar hızlı bir biçimde sistemlerini geliştirmiş olmaları, ekonominin gelişmesi ve sürdürülebilirliği adına umut verici niteliktedir. Today’s banking sector has undergone tremendous and serious transformations since its first appearance on history pages. The most important function of the banking sector in the economy is to bring together business owners with financial resources, in other words capital and entrepreneurs. This provides great benefits to the economies of the countries in which they are located. Another function that is important in the macroeconomic dimension is the transfer of funds to the financial system to the sectors and sectors that will most support economic development. Another area benefiting from the activities of the banking sector is the struggle with the informal economy. The existence and size of the informal economy is closely related to the state’s taxation system, which is the source of income. For this reason, the existence of informal economic activities has a great influence on the development of the country. Over time, the banking sector has undergone major changes in order to be able to serve its customers better and to be more easily accessible. Today’s world banking is now active in virtual branches and 24-hour call centers. It is understood from the sudden rise of the data in the tables in the last part of the study that the Turkish banking sector can keep up with these innovations that have spread rapidly in the global world. Banks that have an effective role in all aspects of the economy have developed their systems so rapidly in our country that it is promising for the development and sustainability of the economy.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Türkiye'deki bankaların karlılıklarının analizi (2008 - 2018)
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2021) Özer, Yeşim; Babuşçu, Şenol
    Bankaların faaliyetlerinin büyüklüğü ve zaman içerisindeki gelişimi ülke ekonomisinin büyüklüğünün ve yönünün belirlenmesiyle yakinen ilişkilidir. Bankalar en temelde üstlendikleri fonksiyonlar gereği firmalar ve hane halkının fon taleplerini yani özellikle kredi ihtiyaçlarını karşılarlar. Diğer tarafta ise yapılan düzenlemeler çerçevesinde, fon sahiplerinin tasarruflarını güvenle saklayabilecekleri bankacılık sektörünün temel kaynaklarını fon arzı oluşturur. Bu doğrultuda bankalar kaydi para yaratma fonksiyonu çerçevesinde yatırımları destekleyerek ülke ekonomisinin gelişimine büyük katkıda bulunurlar. Bu denli öneme sahip bankaların, finansal sağlamlığı ile performansları da ilgili otoriteler ve yatırımcılar tarafından takip edilen unsurlardandır. Bankaların finansal performansının en önemli göstergeleri, dönemler arası karlarının gelişimi ve bu karların pay sahipleri ile toplam aktif büyüklüğü içerisindeki paylarıdır. Yani sahip olunan aktif ve öz kaynak içerisinde ne kadar yüksek düzeyde kar elde ediliyorsa, o banka edinilen kar kadar yüksek düzeyde performansa ve dolayısıyla oto finansmana sahiptir. Bu çalışmada, bankaların karlılığının göstergeleri olan aktif karlılığı (ROA) ve özkaynak karlılığına (ROE) etki eden bankalar özgü ve makroekonomik faktörler araştırılmıştır. Araştırma kapsamında karlılığın belirleyicileri arasına dâhil edilen bağımsız değişkenlerin, literatürde daha önceden yapılan çalışmalarda karlılığa etkisi noktasında çeşitli testler yapılmış olması hususuna önem verilmiştir. Yapılan araştırmanın zaman aralığı 2008-2018 yılları olarak belirlenmiş, kapsamı ise belirtilen dönemlerde verilerine kesintisiz bir biçimde erişilebilen mevduat bankalarından oluşmuştur. Söz konusu kısıtlar dahilinde 23 mevduat bankasının yıllık verileri ile makroekonomik değişkenlerin yıllık değişimi araştırmanın değişkenlerini oluşturmuştur. Araştırmanın modeli ise veri setine uygun olarak panel veri analizi şeklinde belirlenmiştir. Panel veri analizi öncesi yapılan testler ile uygun model seçilmiş olup ROA ve ROE’nin bağımlı değişken olduğu iki farklı model oluşturulmuştur. Model sonuçları değerlendirildiğinde genel itibarıyla bankalara özgü değişkenlerin anlamlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu, bununla birlikte makroekonomik değişkenlerinde bağımlı değişkenler üzerinde etkisi olduğu sonuçlarına varılmıştır. Çalışmanın detayları ilgili bölümde yer almaktadır. The size of the activities of banks and their development over the time are closely related to determining the size and direction of the country's economy. In line with the functions they undertake, banks meet the fund demands of firms and households, in other words, especially their loan needs. On the other hand, within the framework of the regulations made, the main resources of the banking sector, where fund owners can safely keep their savings, is the supply of funds. Accordingly, banks contribute greatly to the development of the national economy by supporting investments within the framework of their dematerialized money creation function. The financial soundness and performance of such important banks are among the factors followed by the relevant authorities and investors. The most important indicators of the financial performance of banks are the development of their inter-period profits and the share of these profits in the total asset size of the shareholders. In other words, the higher the level of profit on assets owned and equity, the higher the performance level of that bank and therefore the auto finance. In this study, bank-specific and macroeconomic factors affecting return on assets (ROA) and return on equity (ROE), which are indicators of banks' profitability, are examined. Within the scope of the research, importance has been given to conducting various tests in terms of the effect of independent variables on profitability, which were among the determinants of profitability in previous studies in the literature. The time frame of the study was determined as the years 2008-2018, and its scope consists of deposit banks whose data can be accessed at certain periods without interruption. Within these constraints, the variables of the study are the annual data of 23 deposit banks and the annual change of macroeconomic variables. The model of the research was determined as panel data analysis according to the data set. Two different models, in which ROA and ROE are dependent variables, were created by selecting the appropriate model with the tests performed before panel data analysis. When the results of the model were evaluated, it was concluded that the significance levels of the variables specific to banks were higher, but macroeconomic variables were effective on the dependent variables. Details of the study are in the relevant section.

| Başkent Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber |

DSpace software copyright © 2002-2026 LYRASIS

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Send Feedback
Repository logo COAR Notify