Browsing by Author "Özcan, Emre"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Item Ergenlerde Akran Zorbalığının Sosyal Medyada Üretimi ve Yeniden Üretiminin Okul Sosyal Hizmeti Bağlamında Değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi, 2018-12-30) Özcan, Emre; Dinçer,Ecem Nur; İbişoğlu, Şule Ceyda; Uslu, GizemAmaç: Çalışmanın amacı, 13-18 yaş arasındaki lise öğrencisi ergenlerde akran zorbalığının sosyal medyada üretiminin ve yeniden üretiminin okul sosyal hizmeti çerçevesinde değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma metodoloji kullanılmış, model olarak ise “açımlayıcı sıralı” model benimsenmiştir. Araştırmanın nicel veri toplama ve analiz süreci dikkate alındığında örneklemini, Kanuni Meslek Lisesi 2. sınıfta okuyan 56 kişi, İbn-i Sina Sağlık Meslek Lisesi 3.sınıfta okuyan 55 kişi ve Keçiören Lisesi 1.sınıfta okuyan 55 kişi olmak üzere toplam 168 kişi oluşturmaktadır. Verilerin toplanması Pişkin ve Ayas (2007) tarafından geçerliliği ve güvenilirliği yapılarak geliştirilmiş olan Akran Zorbalığı Ölçeği Ergen Formu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, SPSS 20.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel veri toplama ve analiz süreci kısmındaysa katılımcılar, Akran Zorbalığı Ölçeği Ergen Formu paralelinde zorba ve kurban boyutunda anlamlı ilişki tespit edilerek her iki boyuttan da en yüksek puan alan 15 öğrenciden oluşmaktadır. İlgili katılımcılarla sosyal medya kullanım sıklığı ve biçimini açığa çıkarmak için “derinlemesine mülakat” tekniği, “yarı yapılandırılmış form” dolayımında gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analizine tabi tutularak temalar ve alt temalar oluşturulmuştur. Burada tüm veriler ayrı ayrı araştırmacılar tarafından kodlanmış ve karşılaştırılmıştır. Bulgular: Nicel veri toplama ve analiz kısmında, Akran Zorbalığı Ölçeği Ergen Formu neticesinde kurban ve zorba boyutu her ikisinde de minimum puan olan 43 şeklinde bulunmuştur. Dolayısıyla kurban ve zorba boyutuna frekans analiziyle bakıldığında minimum ve maksimum değerin doğrusal olarak minimal olduğu saptanmıştır. Nitel veri toplama ve analiz sürecindeyse “sosyal medya kullanım sıkılığı ve biçimi” başlığında ana temaya ve buna bağlı olarak “iletişim yolu olarak sosyal medya”, “sosyal medyadan uzaklaşmanın sonucu olarak huzursuzluk ve yoksunluk duygusu” şeklindeki alt temalara; ikinci ana tema olarak “sosyal medyada nefret söyleminin üretimi ve yeniden üretimi” başlığında ana temaya ve buna bağlı olarak “nefret söyleminin normalleştirilmesi” ve “sosyal medyada nefret söyleminin hedef grupları” biçimindeki alt temalara; son olarak ise “sosyal medya kullanımı ve okul yaşamı” başlığında ana temaya ve buna bağlı olarak “okuldaki ilişkilerin belirleyici odağı olarak sosyal medya” ve “okul ortamında şiddetin kaynağı olarak sosyal medya” şeklindeki alt temalara ulaşılmıştır. Sonuç: Toplumun nefret söylemi odağındaki tutum ve yargılarının sosyal medyada araç olmasıyla birlikte akranlar arasında olumsuz bir aktarım oluştuğu görülmektedir. Araştırma sonuçları dikkate alındığında ergenler açısından var olan hizmet modellerinin geliştirilmesi okul sosyal hizmeti gibi yeni hizmet modellerinin oluşturulmasına katkı sağlanmasının gerekliliği vurgulanmaktadır.Item Kadın mültecilerin ayrımcılık deneyimleri: Sivil toplum örgütlerinde çalışan profesyonellerin gözünden bir değerlendirme(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Dilvin Polat, Ayşe; Özcan, EmreGöç, insanların yaşamlarını idame ettirdikleri yerlerden isteğe bağlı veya zorunda kalarak ayrılmalarını ve sonrasında yaşanan fiziksel, psikolojik, çevresel değişimlerin bütününü ifade etmektedir. Göç sürecinde yaşanan yoğun hareketlilik beraberinde çeşitli sorunları da getirmektedir. Var olan sorunları göç sürecinde kadınlar, erkeklere oranla daha fazla yaşamaktadır. Göç sürecinde yaşanılan sorunların en başında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği yer almaktadır. Bütüncül bir bakış açısıyla sorunlar incelendiğinde ayrımcılık, sorunların bütününde yer alarak yıllardır varlığını sürdürmektedir. Bu araştırmanın amacı, kadın mültecilerin ayrımcılık deneyimlerinin sivil toplum örgütlerinde çalışan profesyonellerin gözünden değerlendirilmesidir. Araştırma kapsamında sivil toplum örgütlerinde görev yapan profesyonellerin, kadın mültecilerin yaşamış oldukları ayrımcılık sorunlarının çözümüne yönelik ne gibi faaliyetler gerçekleştirdikleri incelenmiştir. Profesyonellerin sorunların çözümünde hangi kaynakları kullandıkları araştırılmış ve çözüm süreçlerinde ne kadar etkili olduklarına odaklanılmıştır. Bu çalışma, nitel araştırma modellerinden fenomenolojik desenle oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları ve derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Görüşmelere katılım sağlayan bireylerin tamamı gönüllülük esasına uygun olarak, sivil toplum örgütlerinde kadın mülteci alanında çalışmakta olan sosyal hizmet uzmanı, psikolog, avukat, sosyologların katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda 17 katılımcı ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin değerlendirilme aşamasında Nvivo 10 programı kullanılarak, katılımcılardan elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle temalar oluşturularak yorumlanmıştır. Araştırma verileri “Mültecilere Yönelik Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Hizmet ve Politikaların Değerlendirilmesi”, “Kadın Mülteciler Özelindeki Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Hizmet ve Politikaların Değerlendirilmesi”, “Kadın Mültecilerin Yaşadığı Sorunlar ve Ayrımcılık” ve “Kadın Mültecilere Yönelik Ayrımcılıkla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” olmak üzere 4 ana tema ve 17 alt başlıktan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında göç alanına dair sözleşmelerin içeriklerinin yeterince iyi olduğu fakat uygulanabilirlik açısından çok sıkıntı yaşandığı ve uygulanabilirlik konusunun ise denetimsizliğe dayandırıldığı ortaya konulmuştur. Genel anlamda Türkiye’deki mültecilere yönelik sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin, devletin yetişemediği veyahut hızlı bir şekilde cevap veremediği ihtiyaçlara, sorunlara cevap verdiğine ulaşılmıştır. Kadın mültecilerin göç öncesi, göç sırasında ve göç ettikleri yerlerde sorun yaşadıklarında başvurabilecekleri, haklarını arayabilecekleri çeşitli sözleşmeler, yasalar bulunduğu fakat bu yasa ve sözleşmelerin kapsayıcılığının olmadığı düşünülmektedir. Sivil toplum örgütlerinin kadın mültecilere yönelik ayrımcılığın azaltılması veyahut ortadan kaldırılmasına yönelik yaptıkları faaliyetlerin ve mücadelenin yeterli olmadığı kanısına varılmıştır. Bu bağlamda ulaşılan sonuçlar, önerilerle iç içe geçirilerek kamu alanı, sivil toplum alanı, meslek elemanları/uygulayıcılar başlıkları altında ele alınmıştır. Araştırmanın sonuçları politika yapıcılar, sivil toplum örgütleri/çalışanları, akademisyenler ve mülteci hakları savunucularının dikkatine sunulmuştur. Migration refers to the voluntary or forced departure of people from the places where they sustain their lives, followed by a series of physical, psychological, and environmental changes. The intense movement experienced during migration brings various challenges. Women tend to experience more problems than men throughout the migration process. Gender inequality, discrimination, and unequal opportunities are among the foremost issues during migration. When examined with a holistic perspective, discrimination persists throughout the entirety of these issues. The purpose of this study is to evaluate the discrimination experiences of female refugees from the perspective of professionals working in civil society organizations. Within the scope of the research, the activities carried out by professionals working in civil society organizations to address the discrimination issues faced by female refugees have been examined. The study investigated the resources used by professionals to address the problems and focused on their effectiveness in the resolution processes. This study was conducted using a phenomenological design, one of the qualitative research models. The data of the study were obtained using semi-structured interview forms and in-depth interview techniques. All individuals participating in the interviews were selected on a voluntary basis, consisting of social workers, psychologists, lawyers, and sociologists working in civil society organizations in the field of female refugee support. In this context, interviews were conducted with 17 participants. In the evaluation stage of the data, the NVivo 10 program was used to create themes through content analysis of the data obtained from the participants. The research data consists of 4 main themes and 17 subtopics, namely "Evaluation of National and International Level Services and Policies for Refugees", "Evaluation of National and International Level Services and Policies for Female Refugees", "Issues and Discrimination Faced by Female Refugees", and "The Role of Civil Society in Combating Discrimination Against Female Refugees". Within the scope of the study, it has been revealed that the content of agreements related to the field of migration is sufficiently robust; however, there are significant challenges in terms of applicability, with the issue of applicability being largely attributed to a lack of oversight. In general, it has been concluded that the activities of civil society organizations for refugees in Turkey address needs and problems that the state either cannot reach or respond to swiftly. Although there are various agreements and laws that women refugees can resort to and seek their rights under before, during, and after migration, it is believed that these laws and agreements lack inclusivity. It has been observed that the efforts and struggles of civil society organizations to reduce or eliminate discrimination against female refugees are not sufficient. In this context, the attained results have been interwoven with recommendations and discussed under the headings of the public domain, civil society domain, and professional practitioners. The conclusions of the research have been brought to the attention of policymakers, civil society organizations/workers, academics, and refugee rights advocates.Item Türkiye’de anlamlı çocuk katılımını destekleyici mekanizmalara ilişkin nitel bir araştırma: Politika analizi ve çözüm önerileri(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Toğan Çelik, Çağla; Özcan, EmreBu çalışmada Türkiye’de anlamlı çocuk katılımını sağlamaya yönelik mekanizmaların varlığı ve işlevi birey, aile ve toplum sistemi içerisinde ele alınarak araştırılmıştır. Çocuk katılımına dair yetişkinlerin çocuğa yüklediği anlamla çocuklara sunulan fırsatların ilişkisi incelenmiştir. Ortaya konulan problemlerin çözümünde katılımcı uygulamaların etkisine odaklanılmıştır. Bu çalışma ile Türkiye’de çocuk katılımını sağlamak amacıyla oluşturulan mekanizmaların çok boyutlu ele alınarak politik düzeyde analizinin yapılması ve sistemin ihtiyaçları ve eksiklerine binaen çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın kuramsal temelinde; çocukluk anlayışının gelişimi, çocuk hakları tarihçesi, katılım hakkı, katılım modelleri, katılım türleri, Türkiye’de oluşturulan katılım mekanizmaları ile birlikte çocukla sosyal hizmet ve çocuk katılımının önemi konularına yer verilmiştir. Araştırma nitel desende tasarlanmış olup araştırmanın verileri, program/politika değerlendirme çalışmalarına uygun olacak şekilde yarı yapılandırılmış görüşme formları ve uzman mülakatları görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Katılımcılar, gönüllülük esasına uygun olarak, çocuk katılımı alanında çalışan veya çalışmış sosyal hizmet uzmanları, psikolog, öğretmen ve çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum çalışanlarından oluşmuştur. Bu kapsamda 15 katılımcı ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Nvivo 10 programından yararlanılmış ve katılımcılardan elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çeşitli temalar belirlenerek yorumlanmıştır. Araştırmanın bulguları; kuramsal temelde belirlenen başlıklara uygun şekilde toparlanmıştır. Son bölümde ise bu başlıklar dahilinde sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye’de anlamlı bir çocuk katılımı olmadığına ulaşılmış ve bu kapsamda ulaşılan sonuçlar önerilerle iç içe geçirilerek birey, aile ve toplumsal boyutta, çocuk katılımını sağlamaya yönelik mekanizmalar ve çocukla sosyal hizmet başlıkları altında ele alınarak politika yapıcılar, sivil toplum çalışanları ve çocuk hakları savunucularının dikkatine sunulmuştur. In this study, the existence and function of child participation mechanisms in Turkey have been investigated within the concept of the individual, family, and social systems. The relationship between the meaning of child participation by adults and the opportunities offered to children has also been examined. In the study, participatory practices have been in the center of proposed solutions. With this study, it is aimed to analyze the mechanisms created to ensure child participation in Turkey in a multidimensional manner and to analyze them at the political level, and develop solution proposals based on the needs and deficiencies of the system. In the theoretical basis of the study; titles of the development of the understanding of childhood, the history of children's rights, the right to participation, participation models, participation mechanisms, social work with children, and the importance of child participation, together with the participation mechanisms created in Turkey are included. This study is designed in a qualitative method. Data are obtained using expert interview techniques with semi-structured interview forms per the program/policy evaluation studies. Participants are selected on a voluntary basis from social workers, psychologists, teachers, and civil society workers working in the field of children's rights, who worked or worked in the field of child participation. Accordingly, 15 participants were interviewed During the analysis of data, QSR Nvivo 10 program is used. Data gathered from the participants are interpreted with the content analysis method by creating certain concepts and themes. Findings of the study are gathered under the titles which were covered in the theoretical basis part. In the last chapter, the conclusion and recommendations are included within these titles. As a result of this study, it is tried to contribute to the literature which has limited research on child participation mechanisms. This study will shed light on children’s rights, one of the most essential working groups and subjects of social work, and child participation and it is believed that this research will be a guide for all institution personnel working with and working with children, especially decision-makers. Within the scope of this study, it has been found that there are no meaningful child participation mechanisms in Turkey and proposed actions have been opened for the discussion within the scope of the individual, family and social dimensions, child participation mechanisms, social work with children and were brought to the attention of policy makers, and people working in civil society and for children’s rights.