Repository logo
Communities & Collections
All of DSpace
  • English
  • العربية
  • বাংলা
  • Català
  • Čeština
  • Deutsch
  • Ελληνικά
  • Español
  • Suomi
  • Français
  • Gàidhlig
  • हिंदी
  • Magyar
  • Italiano
  • Қазақ
  • Latviešu
  • Nederlands
  • Polski
  • Português
  • Português do Brasil
  • Srpski (lat)
  • Српски
  • Svenska
  • Türkçe
  • Yкраї́нська
  • Tiếng Việt
Log In
New user? Click here to register.Have you forgotten your password?
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Tunçer, Nilüfer İrem"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 2 of 2
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • No Thumbnail Available
    Item
    Beneslider ve minivida destekli pendulum apareylerinin dentoalveoler ve iskeletsel etkilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Bulut, Poyraz; Tunçer, Nilüfer İrem
    Bu retrospektif çalışmanın amacı, palatinale yerleştirilen minividalardan destek alan ve distalizasyon kuvvetini elastik kollar (minivida destekli Pendulum) ve rijit bir ark (Beneslider) aracılığıyla ileten iki maksiller molar distalizasyon sisteminin dentoalveoler ve iskeletsel etkilerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya minivida destekli Pendulum (Grup 1; 15 kız, 3 erkek; ortalama yaş, 16,5±2,1 yıl) ve Beneslider (Grup 2; 11 kız, 7 erkek; ortalama yaş, 15,7±1,5 yıl) apareyleriyle tedavi edilmiş toplam 36 hasta dahil edilmiştir. Hastalardan molar distalizasyonu öncesi ve sonrasında alınan lateral sefalometrik film ve dijital modeller analiz edilerek dentoalveoler ve iskeletsel değişimler karşılaştırılmış ve ayrıca aparey başarı oranları değerlendirilmiştir. Tedavi başı kronolojik yaş, cinsiyet dağılımı ve Sınıf II maloklüzyon şiddeti gruplar arasında benzerdir. Tedavi süresi Grup 1’de anlamlı düzeyde daha kısadır; ancak 1. molarlar bu grupta daha fazla distale devrilmiş ve kron, trifurka ve kök ucu seviyelerinden ölçülen distalizasyon değerleri ve distalizasyon hızları daha az bulunmuştur. Ayrıca Grup 1’de SNB açısı anlamlı azalma, ANB ve SN.GoGn açıları anlamlı artış sergilemiş; aynı ölçümlerdeki değişimler ise Grup 2’de ihmal edilebilir düzeyde kalmıştır. Birinci molarlarda görülen distobukkal rotasyon Grup 1’de anlamlı düzeyde daha fazladır. Üst 2. molarlarda meydana gelen distalizasyon ve devrilme miktarları ile aparey başarı oranları gruplar arasında benzerdir. Minivida destekli Pendulum apareyi maksiller 1. molarlarda daha fazla distale devrilme ve distobukkal rotasyon ile kök apeksinde mezializasyon hareketine neden olmuştur. Buna karşın Beneslider apareyi birinci molar dişlerde paralele daha yakın bir hareket ile birlikte kökte anlamlı distalizasyon sağlayarak maksiller molar distalizasyonunda daha etkin olduğunu kanıtlamıştır. Apareyler, minivida destekli Pendulum grubunda %88,89, Beneslider grubunda %94,44 oranında başarılı olmuştur. The aim of this retrospective study was to compare the dentoalveolar and skeletal effects of two maxillary molar distalization systems anchored on palatal miniscrews, which deliver the distalization force through elastic arms (the miniscrew-supported Pendulum) and a rigid arch bar (the Beneslider). The study included a total of 36 patients treated with the miniscrew-supported Pendulum (Group 1; 15 girls, 3 boys; mean age, 16.5±2.1 years) and the Beneslider (Group 2; 11 girls, 7 boys; mean age, 15.6± 1.5 years) appliances. Lateral cephalometric radiographs and digital dental models taken before and after molar distalization were analyzed to compare dentoalveolar and skeletal changes, as well as the success rates of the appliances. Chronological age, sex distribution, and Class II malocclusion severity at the beginning of treatment were similar between groups. Treatment duration was significantly shorter in Group 1; however, the first molars tipped more distally in this group, and both distalization values and distalization rates measured from the crown, trifurcation and root tip levels were found to be less. Furthermore, the SNB angle showed a significant decrease, and the ANB and SN.GoGn angles showed a significant increase in Group 1, all of which were negligible in Group 2. Distobuccal rotation seen in the first molars was significantly higher in Group 1. The amounts of distalization and tipping in the upper second molars and the appliance success rates were similar between the groups. The miniscrew supported Pendulum appliance caused more distal tipping and distobuccal rotation of the maxillary first molars, along with mesial movement at the root apex. In contrast, the Beneslider appliance proved to be more effective in maxillary molar distalization by providing significant distalization at the roots with a more parallel movement of the first molars. The appliances were successful in 88.89% of cases in the miniscrew supported Pendulum group and 94.44% in the Beneslider group.
  • Thumbnail Image
    Item
    Minivida destekli kütlesel (en-masse) retraksiyon vakalarında piezoinsizyon yönetiminin etkinliğinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, 2015) Tunçer, Nilüfer İrem; Arman Özçırpıcı, Ayça
    Bu prospektif randomize kontrollü klinik çalışmanın amacı, üst çenede minivida destekli en-masse retraksiyon uygulanan vakalarda piezoinsizyon yönteminin etkinliğini değerlendirmektir. Çalışmaya üst 1. premolar çekim endikasyonu olup en-masse retraksiyon uygulanabilecek 30 birey dahil edilmiş ve rastgele 2 gruba ayrılmıştır. Bütün bireylerde keser ve kaninlerde 0,018x0,025 inç, 2. premolar, 1. ve 2. molarlarda 0.022x0.028 inç slotlu braket ve tüpler kullanılmıştır. Seviyeleme safhası tamamlandıktan sonra Grup I’deki bireylere (13 kız, 2 erkek; ortalama yaş 17,7±3,4 yıl) piezoinsizyonlar yapılmıştır. Grup II’deki (13 kız, 2 erkek; ortalama yaş 17,0±1,4 yıl) bireylerde piezoinsizyon işlemi atlanmış ve iki grupta da üst çenede sağ ve sol 2. premolar ve 1. molarlar arasına 1,5-1,4 mm çapında ve 7 mm uzunluğunda minividalar yerleştirilmiştir. Minividalardan, lateral-kanin arasındaki tele yerleştirilen, vertikal kancalara NiTi kapalı sarmal yaylar asılarak 0.016x0.022 çelik tel üzerinde en-masse retraksiyon yapılmıştır. Tüm bireylerden retraksiyon başı (T1) lateral sefalometrik film, maksillanın anterior bölgesine ait BT görüntüsü, ağız içi ve dışı fotoğraflar, alçı model ve anterior 3 dişten diş eti oluğu sıvısı (DOS) örneği alınmıştır. Retraksiyonun 1. ayında (T2) anterior 3 dişten alınan DOS örnekleri yinelenmiştir. Kaninlerin sınıf I ilişkiye oturduğu retraksiyon sonunda (T3) lateral sefalometrik film, maksillanın anterior bölgesine ait bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüsü, ağız içi ve dışı fotoğraflar, alçı model ve sadece ağız hijyeni iyi olan 20 hastadan DOS örnekleri alınmıştır. Alınan materyallerde gerekli ölçümler ve istatistiksel analizler yapılmıştır.En-masse retraksiyon vakalarında piezoinsizyon yöntemi istatistiksel olarak anlamlı bir hızlanma sağlayamamıştır. Dört ay sonunda çekim boşluklarındaki kapanmamiktarı Grup I’de 2,19 mm, Grup II’de 1,70 mm’dir. Ortalama reseptör aktivatör nükleer κβ ligand (RANKL) yoğunluğu, miktarı ve DOS hacmi gruplar arasında benzer bulunmuştur. Grup I’deki 15 bireyin 6’sında piezoinsizyonların uygulandığı alanlarda klinik olarak gözlenebilen kemik büyümeleri meydana gelmiştir. Piezoinsizyonlar dişlerin doğrusal ve açısal değişimleri üzerinde etkili olmamış, iki grupta da keser ve molarlarda meydana gelen hareketler benzer bulunmuştur. Alveoler kemikteki değişimler sadece 12 numaralı dişte mine-sement sınırının 9 mm apikalinde yapılan palatinal kemik kalınlığı ölçümü için gruplar arasında anlamlıdır (p<0,05). Fenestrasyon ve dehisens yüzdelerindeki değişimlerde gruplar arasında fark bulunmamıştır. İnterkanin, interpremolar ve intermolar mesafeler ile kanin ve molar akslarındaki değişimler açısından gruplar arasında fark yoktur. Minividalar 250 gr kuvvete karşı %88,3 oranında başarı göstermiştir. The aim of this prospective randomized controlled clinical trial is to evaluate the efficiency of piezocision technique in miniscrew supported en-masse retraction cases. Thirty subjects requiring maxillary first premolar extractions and eligible for en-masse retraction of the anterior teeth were included in the study and randomly divided into two groups. 0.018x0.025-inch incisor and canine brackets and 0.022x0.028-inch premolar brackets and molar tubes were bonded in all patients. When the maxillary dental arches were fully leveled and aligned, piezocisions were performed only in subjects in Group I (13 females, 2 males; mean age 17.7±3.4 years). Subjects in Group II (13 females, 2 males; mean age 17.0±1.4 years) did not receive piezocisions. At the same session, 1.5-1.4 mm diameter and 7 mm long miniscrews were placed bilaterally between second premolars and first molars in both groups. From these miniscrews, NiTi closed coil springs were attached to the power hooks placed between the lateral and canine brackets. Anterior teeth were retracted on 0.016x0.022-inch stainless steel archwire. Lateral cephalometric radiographs, computerized tomography (CT) scans of maxillary anterior region, intraoral and extraoral photographs, study models and gingival crevicular fluid (GCF) samples were collected from each subject before en-masse retraction (T1). On the first month of retraction (T2), only GCF samples were collected. Retraction was completed (T3) when class I canine relationship was achieved and all the T1 materials except GCF samples were collected likewise. GCF samples were collected only from 20 subjects who successfully maintained good oral hygiene throughout the retraction period. Following the analyses of the collected materials, data were evaluated statistically.Piezocisions could not provide a statistically significant acceleration in the en-masse retraction of anterior teeth. At the end of the fourth month, amount of space closure were 2.19 mm and 1.70 mm in Group I and Group II, respectively. Average concentration and amount of the receptor activator of nuclear factor κβ ligand (RANKL) and GCF volume were similar between the groups. Six of the fifteen patients in Group I presented clinically observable bone growths where the piezoelectric cuts were performed. Piezocisions did not affect the linear and angular changes and similar amounts of incisor and molar movements were observed. Intergroup difference existed in only the palatal bone thickness, 9 mm apical to the cemento-enamel junction of the right lateral (p<0,05). Changes in percentages of dehiscence and fenestration prevelances were not significant between groups. Intercanine, interpremolar and intermolar distances did not differ between groups, as well as canine and molar axes. The overall success rate for miniscrews, loaded 250 gr per side, was 88.3% for this study.

| Başkent Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber |

DSpace software copyright © 2002-2026 LYRASIS

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Send Feedback
Repository logo COAR Notify