Browsing by Author "Topal, Mustafa"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Item Koklear implant (biyonik kulak) cerrahisi sonrası uzun dönem vestibüler fonksiyonların vestibüler uyarılmış kas cevapları ile değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, 2016) Topal, Mustafa; Erbek, Selim SermedAmaç: Koklear implant cerrahisi gerek ameliyat sırasında gerekse ameliyat sonrası erken ve geç dönemde önemli komplikasyonları olabilen bir cerrahidir. Bunlar arsında vestibüler sistem şikayetleri özel öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı koklear implant cerrahisi uygulanan hastalarda uzun dönemde vestibüler sistemin çalışmasını değerlendirmektir. Plan: Prospektif, kontrol gruplu, klinik çalışma. Yer: Konya Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Kliniği Hastalar: Çalışmamıza 18 yaş altı takip edilen ve koklear implant uygulandıktan sonra bir yıl geçen 35 hasta ve hikayesinde vestibüler sistemle ilgili herhangi bir yakınması olmayan 35 gönüllü 18 yaş altı sağlıklı kişi dahil edildi. Yöntem: Çalışmaya dahil edilen koklear implantlı hasta ve sağlıklı gruba, her iki kulaklarına servikal ve oküler VEMP yapılarak gruplar arası karşılaştırıldı. Bulgular: Koklear implantlı çocuklarda cVEMP dalgası elde edilme oranları ve P1 latansları opere edilen ve karşı kulak arasında istatistiksel anlamlı bir fark göstermedi (sırasıyla p=0,802 ve p=0,123). Diğer taraftan kontrol grubu kulaklarda cVEMP dalgası implantlı olgularda hem opere taraf hem de karşı kulak ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksek oranda elde edildi. P1 latans değerlerinin karşılaştırılmasında ise opere taraf değerleri kontrol grubuna göre anlamlı oranda kısa bulunurken (p=0,046), karşı kulak ile sağlıklı çocukların kulaklarının karşılaştırılmasında iki grup arasında fark yoktu (p=0,746). Servikal VEMP bulgularına benzer şekilde, koklear implantlı çocuklarda oVEMP dalgası elde edilme oranları ve P1 latansları opere edilen ve karşı kulak arasında anlamlı bir fark yoktu (sırasıyla p=0,078 ve p=0,851). Kontrol grubu kulaklarda oVEMP dalgası implantlı olgularda hem opere taraf hem de karşı kulak ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksek oranda elde edildi. N1 latans değerlerinin karşılaştırılmasında ise iki grup arasında fark yoktu (p>0,05).Sonuç: Hastaların operasyon öncesi mevcut olan kohlear etkilenim kadar vestibüler son organda da etkilenmelerin olması, cerrahi sırasında hasar oluşması denge sorunlarının oluşmasında önemli nedenler olarak görünmektedir. Semptomların önemli bir kısmı geçici ve orta şiddette olmaktadır. Tedavide uygun egsersizler ve medikal tedavi ile şikayetlerde büyük oranda azalma ya da kaybolma sağlanmaktadır. Objective: Cochlear implantation is an operation in which important complications can take place in both peroperative, early and late postperative periods. Among these vestibular complaints have special consideration. The aim of tis study was to evaluate the long therm functions of vestibular system in patients underwent cochlear implantation surgery. Planing : Prospective, controlled clinical study. Center: Başkent University, Faculty of Medicine, Otolaryngology Deparment, Konya Study Group:Thirty five patients under 18 years old with cochlear implantation after after at least a year from the operation were included to the study. Contro group included 35 voluntary patients under 18 years who had no complaint about vestibular system. Method : Cervical and ocular VEMP vestibular evoked myogenic patentials testing were achieved in both control and cochlear implantation groups. Results were compared between the groups. Results: Rate of Existence of cVEMP and P1 latency in children with implants did not significontly differ in between the operated and non operated ears(p=0,802 and p=0,123 respedively). On the other hand in control group, c VEMP significonly was highly achiaevable compared to both operated and non operated ears of children with cochlear implants. P1 latancies of operated ears were significontly shorter than the contro group(p=0,046). There were no significont difference between the P1 latancies of control group and non operated ears of study group(p=0,746). As c VEMPS, rate of existence of o VEMP and P1 latancies in children with cochlear implants did not significontly diffe in between the operated nonoperated ears(respectively p=0,078 and p=0,851). In control group, o VEMP was significontly high achievable compaierd to both operated and nonoperated ears of children with cochlear implantation. There were no statisticaly significont difference between n1 latencies of the two groups (p>0,05). Conclusion : Possible vestibular and organ impairments of the patients as in cochlear functions and possible vestibular damage during the operation are important factors about postoperative vestibular functions. Most of the symptomps are transient and moderate. With propriate physical exercises and madical therapy considerable improvement can be achieved in vestibular complaints.Item Kronik hemodiyaliz hastalarında hemoglobin değişkenliğini etkileyen klinik ve laboratuvar bulgular(Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2009) Topal, Mustafa; Sezer, SirenAnemi, kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastalarının başlıca ölüm nedeni olan kardiyovasküler (KV) hastalık gelişim riskini ve mortaliteyi artırmaktadır. Renal aneminin rekombinant insan eritropoietini (EPO) ile tedavisi, hastaların KV hastalık gelişim riskini azaltmaktadır. Anemi kılavuzlarında hedef hemoglobin (Hb) değerleri 11 gr/dl ile 12 gr/dl arası gibi çok dar bir aralık olarak önerilmesi, EPO’nun düzensiz kullanımına ve Hb değerlerinde dalgalanmalara (Hb değişkenliği) neden olmaktadır. Hb değişkenliğini sıkça etkileyen inflamasyonun değerlendirilmesinde çeşitli yöntemler vardır. Malnütrisyonla beraber değerlendirildiğinde, en çok kullanılan yöntemlerden biri de malnütrisyon inflamasyon skorudur (MİS). Ayrıca eritrosit dağılım hacmi (RDW) yakın zamanda yayınlanan bazı çalışmalarda inflamatuvar bir veri gibi değerlendirilmiştir. Son yıllarda bildirilen çalışmalar Hb değişkenliği ile mortalite arasındaki ilişki saptamıştır. Bu çalışmada Hb değişkenliğini etkileyen klinik ve laboratuvar parametreleri incelemeyi planladık. Bu amaçla kronik hemodiyaliz programında olan 70 KBY hastasının klinik ve laboratuvar sonuçlarını inceledik. Bu olgularda Hb değişkenliği; C reaktif protein (CRP) düzeyleri , beyaz küre sayısı, MİS ve RDW değerleri ile pozitif korelasyon gösterdi (sırasıyla p=0,000, p=0,000, p=0,003, p=0,035). Hastaların vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi (VKİ) ile Hb değişkenliği arasında negatif ilişki saptadık (sırasıyla p=0,023, p=0,010). Ayrıca Hb değişkenlik katsayısı ile bu bulgulara ilaveten, kalça çevresi ve hemodiyaliz yaşı negatif korelasyon göstermiştir (sırasıyla p=0,016, p=0,011). Özetleyecek olursak; Hb değişkenliği, inflamatuvar parametreler olan CRP, RDW, beyaz küre sayısı ve MİS ile olumsuz etkilenmektedir. Buna karşın, vücut ağırlığı ve VKİ’nin artması Hb değişkenliğini azaltmaktadır. Dolayısıyla, daha stabil Hb değerleri için, malnütrisyon ve inflamasyon ile mücadele edilmesi ilk hedef olmalıdır. Anemia, increases the risk of developing cardiovascular (CV) diseases which is the leading cause of death among chronic renal failure (CRF) patients, and mortality. Treatment of renal anemia by recombinant human erythropoietin (EPO), decreases the risk of CV diseases. Recommendation of target hemoglobin (Hb) in a very tight range as 11 to 12 g/dl by anemia guidelines, results in unsystematic usage of EPO and fluctuations in Hb values (Hb variability). There are several methods to asses inflammation, which frequently influences Hb variability. One of the most used methods is the malnutrition inflammation score (MIS), when taken together with malnutrition. In addition, the red cell distribution width (RDW) is taken as an inflammatory parameter in recently published studies. Studies reported in last several years, established a relationship between Hb variability and mortality. In this study we planned to examine the clinical and laboratory parametres that affect Hb variability. For this purpose, we studied the clinical and laboratory parameters of 70 CRF patients who were on cronic hemodialysis program. In these cases Hb variability showed positive correlation with C reactive protein (CRP) levels, white blood cell (WBC) count, MIS and RDW values, which is used as an inflammatory parameter in recent years (p=0,000, p=0,000, p=0,003, p=0,035 respectively). We established a negative relationship between the Hb variability and, body weight and body mass index (BMI) (p=0,023, p=0,010 respectively). In addition to these findings, Hb variability coefficient showed a positive correlation with hip circumference and negative correlation with hemodialysis age (p=0,016, p=0,011 respectively). In conclusion, Hb variability is seem to be affected negatively by inflammatory parameters as CRP, RDW, white cell count and the MIS. In spite of this, increasing body weight and BMI, decreases the Hb variability. So, it have to be the first aim to fight against malnutrition and inflammation to have more stable Hb levels.