Browsing by Author "Seçkin, Deniz"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Item Alopesilerin histopatolojik tanısında vertikal ve transvers kesitlerin tanısal değerlerinin karşılaştırılması(Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2008) Özcan, Nesibe Deren; Seçkin, DenizBu araştırmada klinik olarak sikatrisyel ve sikatrisyel olmayan alopesilerin transvers ve vertikal kesitlerdeki histopatolojik bulgularının tanımlanması ve her iki metodun tanısal değerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu ileriye dönük (prospektif) çalışmaya, Ekim 2006- Ekim 2007 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Polikliniği’ne saç dökülmesi yakınmasıyla başvuran 53 hasta alındı. Ayrıntılı klinik öykü ve dermatolojik muayene sonrasında tüm hastalara klinik ön tanı/tanılar konuldu. Her hastadaki alopesik alandan 2 adet 4 mm’lik punch biyopsi alındı. Örneklerin birinden transvers kesitler hazırlandı. Diğer biyopsi ise vertikal kesitler ve direkt immünofloresan inceleme için kullanıldı. Klinik ön tanı ve/veya tanılar, transvers ve vertikal kesitlerden elde edilen histopatolojik bulgular ve direkt immünofloresan incelemenin sonucu birlikte değerlendirilerek her hasta için dermatolog tarafından en olası alopesi tipi belirlendi. Daha sonra ise aynı patolog tarafından tek başına transvers ve tek başına vertikal kesitler incelendi ve bu kesitlerin tek başına incelenmesi ile konulan tanıların en olası tanıyla uyumu karşılaştırıldı. Epidermis, dermoepidermal bileşke ve dermisteki bulgular sadece vertikal kesitlerde izlenirken, kıl folliküllerine ait nicel verilerin transvers kesitlerde daha doğru olarak değerlendirildiği saptandı. Sikatrisyel olmayan alopesilerin histopatolojik tanısında transvers kesitlerin vertikal kesitlerden daha üstün olabileceği sonucuna varıldı (p=0.05). Sikatrisyel alopesi nedenleri arasında yer alan liken pilanopilarisli hastalarda ise vertikal kesitlerin transvers kesitlere göre daha değerli olduğu görüldü (p=0.04). Diğer sikatrisyel alopesilerde ise her iki yöntemin tanı koyma başarısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç olarak; alopesi alt tiplerinin histopatolojik tanısı için, klinik olarak sikatrisyel olmayan alopesi düşünülen hastalarda tek biyopsi alınması durumunda bu biyopsiler transvers kesitler için kullanılmalıdır. Liken planopilaris ile uyumlu klinik bulguları olan hastalarda vertikal kesitlerin incelenmesi yeterlidir. Klinik olarak liken planopilaris dışındaki sikatrisyel alopesi tipleri düşünülen hastalarda ise hem transvers hem vertikal kesitler yapılabilir. In this study, we aimed to define the histopathological findings of cicatricial and noncicatricial alopecias in transverse and vertical sections of punch biopsy specimens, and compare the diagnostic value of both methods. The study included 53 patients with the complain of hair loss who were admitted to Department of Dermatology Outpatient Clinic, Başkent University Faculty of Medicine, Ankara, Turkey between October 2006 and October 2007. All the patients were given a clinical diagnosis or prediagnosis after the detailed clinical history and dermatological examination. In each patient, two 4 mm punch biopsies were obtained from the alopecic lesions. While one of the biopsy specimen was sectioned transversely, the other was used for vertical sections and direct immunofluorescence examination. The findings of clinical diagnosis or prediagnosis, the histopathological findings of both transverse and vertical sections and direct immunofluorescence examination were evaluated together, and the most probable diagnosis for each patient was made by the dermatologist. The same pathologist evaluated the transverse sections and the vertical sections separately and the diagnosis reached with either method was compared with the most probable diagnosis. The histopathologic findings in the epidermis, dermoepidermal junction and dermis were only observed in vertical sections, whereas the quantitative data of the hair follicles were evaluated more accurately in transverse sections. Transverse sections were thought to be superior to vertical sections for the histopathological diagnosis of noncicatricial alopecias(p=0.05). In contrast, vertical sections were appeared to be superior to transverse sections in patients with lichen planopilaris, a form of cicatricial alopecia (p=0.04). No statistical difference were found between the diagnostic values of both methods in other types of cicatricial alopecias (p>0.05). In conclusion, for the histopathological diagnosis of subtypes of alopecia, in cases which a single biopsy is obtained, transverse sections should be preferred in clinically noncicatricial alopecias. In patients whose clinical findings are consistent with lichen planopilaris vertical sections should be evaluated, whereas either transverse or vertical sections can be performed in clinically cicatricial alopecias other than lichen planopilaris.Item Renal transplantasyon hastalarında kaposi sarkomu: klinik özellikler ve insan herpes virüsü-8'in varlığı(Türkderm ,39 ,4 ,249-253, 2005) Saray, Yasemin; Seçkin, Deniz; Butros, Reha; Haberal, MehmetRenal transplantasyon hastalarında Kaposi sarkomu sıklığı artmıştır. Bu çalışmada, renal transplantasyon hastalarında gelişen Kaposi sarkomunun prevelansı, klinik özellikleri ile insan herpesvirusu-8'in etyolojideki rolü araştırıldı. Kaposi sarkomu tanısı alan renal transplantasyon hastalanın dosyaları incelendi. Altı hastada lezyonlu deride insan herpesvirusu-8 DNA'sı araştırıldı. Kaposi sarkomu prevelansı %1.2 idi. Mukokütanöz tutulum %76.9'unda, viseral tutulum %61.5'inde saptanmıştı. Tedavi ile hastaların %61.5'inde remisyon, %23.1'inde parsiyel remisyon izlenmişti. Viseral tutulum olanların %25'i ölümle sonuçlanmıştı. Altı hastanın tümünde virusa ait DNA saptandı. Renal transplantasyon hastalarında gelişen Kaposi sarkomunda viseral tutulum sıktır ve mortaliteyi arttırır. Etyopatogenezde, immünosüpresyon ile birlikte insan herpesvirusu-8 rol oynamaktadır. Background and Design: The frequency of Kaposi's sarcoma is increased in renal transplantation patients. The prevalence, clinical features and the etiopathological role of human herpesvirus-8 in Kaposi's sarcoma in renal transplantation patients were investigated in this study. Patients and Methods: Files of renal transplantation patients who were diagnosed as Kaposi's sarcoma have been examined. Human herpesvirus-8 DNA was investigated in the lesional skin of 6 patients. Results: The prevalence of Kaposi's sarcoma was 1.2%. Mucocutaneous and visceral involvement was noted in 76.9% and 61.5% of the patients, respectively. In 61.5% of the patients total remission, in 23.1% partial remission was observed. Twent-five percen[ of the patients with visceral involvement were died. Viral DNA was detected in all of the 6 patients. Conclusion: Visceral involvement is common in Kaposi's sarcoma developing in renal transplant recipients and increases the mortality. Immunosuppresion with human herpesvirus-8 play roles in etiopathogenesisItem Tzanck yayma testinin bazal hücreli karsinomanın tanısında ve alt tiplerinin belirlenmesindeki yeri(Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2014) Tunçer Vural, Ayşe; Seçkin, DenizBazal hücreli karsinomanın kesin tanısı histopatolojik inceleme ile konur. Ancak tümör kozmetik açıdan önemli olan bir bölgede yerleştiğinde, cerrahi eksizyon dışında bir tedavi yöntemi planlandığında, eksizyon skarı üzerinde rekürrens şüphesi olan yeni bir lezyon gelişiminde, cerrahi eksizyon öncesinde doğru cerrahi sınırın seçilebilmesi için özellikle agresif tip bazal hücreli karsinomaların belirlenmesi ve bazal hücreli karsinomanın diğer malign deri tümörlerinden ayrımında veya hastada bazal hücreli karsinomadan şüphelenilen çok sayıda tümör bulunması durumunda invazif olmayan alternatif tanı yöntemlerine gereksinim vardır. Bu çalışmada sitolojinin bazal hücreli karsinomanın tanısında ve alt tiplerinin belirlenmesindeki yeri ile sitolojik tanıdaki deneyim süresinin doğru tanıya katkısının araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmaya klinik olarak bazal hücreli karsinomadan şüphelenilen lezyonları olan 61 hasta dahil edildi ve toplam 83 lezyondan Tzanck yayma alındı. Örnekler bazal hücreli karsinoma ve alt tiplerinin tanısı açısından, sitoloji konusunda az deneyimli (Dermatolog A) ve deneyimli (Dermatolog B) iki dermatolog tarafından değerlendirildi. Histopatolojik tanı kesin tanı olarak kabul edildi. Kesin tanısı bazal hücreli karsinoma olan ve alt tipleri belirlenen 72 tümör için, iki dermatoloğun sitolojik tanıları histopatolojik tanılar ile karşılaştırıldı ve dermatologların sitolojik tanıları arasındaki uyum değerlendirildi. İki dermatolog da bazal hücreli karsinomaların tümüne doğru tanı koydu ve aralarındaki uyum çok iyi derecedeydi (κ=1, pK=0.001). Dört infiltratif alt tip agresif tümöre iki dermatolog da doğru tanı koyamadı. Sitolojik tanılar ile histopatolojik tanılar arasında; karışık (Dermatolog A: κ=0.289, p=0.014; Dermatolog B: κ=0.296, p=0.007) ve pigmente (Dermatolog A: κ=0.354, p=0.001; Dermatolog B: κ=0.215, p=0.001) tip tümörlerde iki dermatolog için az derecede, keratotik tip tümörlerde Dermatolog A (κ=0.550, p=0.001) ve Dermatolog B (κ=0.164, p=0.087) için sırasıyla orta ve zayıf derecede, kistik tip (Dermatolog A: κ=0.045, p=0.399; Dermatolog B: κ=0.040, p=0.225) tümörlerde ise iki dermatolog için de zayıf derecede uyum saptandı. Nodüler tip (Dermatolog A: κ=-0.052, iv p=0.443; Dermatolog B: κ=-0.075, p=0.344) tümörlerde sitolojik ve histopatolojik tanılar arasında uyum saptanmadı. Sitoloji bazal hücreli karsinoma tanısı için duyarlı ve güvenilir bir yöntemdir ve kısa süreli bir sitoloji eğitimi bu tümöre doğru tanı konulmasını sağlayabilir. Bu çalışmadaki bazal hücreli karsinoma alt tiplerinin çeşitliliğinin ve özellikle agresif alt tiplerin sayısının azlığına rağmen sitolojinin bu tümörün histopatolojik alt tiplerinin belirlenmesinde duyarlı ve güvenilir bir tanı yöntemi olmadığı düşünülmüştür.