Browsing by Author "Peker, Hakan"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Item Son dönem böbrek yetmezlikli hastalarda tiroid kanser insidansı ve klinikopatolojik farklılıklar(Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2012) Peker, Hakan; Karakayalı, FezaSon dönem böbrek yetmezliğinin (SDBY), malign tümör gelişimi açısından risk artırıcı bir faktör olduğu düşünülmektedir. Ancak, literatürde bu hasta grubunda tiroid kanser gelişimi riskinin artıp artmadığı ile ilgili yeterince bilgi bulunmamaktadır. Çalışmamızda, SDBY nedeniyle diyalize giren hasta populasyonunda, tiroid kanser prevelansını belirlemeyi ve bu grupta görülen Papiller tiroid kanserlerin (PTK) klinikopatolojik özelliklerini saptamayı amaçladık. Hastanemizde, Ocak 1997 – Aralık 2011 tarihleri arasında yapılan tüm tiroid ultrasonografi (USG) sonuçları değerlendirilerek, SDBY olan ve normal hasta populasyonlarında nodüler tiroid hastalığı insidansı belirlendi. Bu 2 hasta grubunda, ince iğne aspirasyon biyopsileri (İİAB), tiroidektomiler ve ameliyat sonrası patoloji sonuçları karşılaştırıldı. Her iki hasta grubu için, PTK saptanan olgularda hasta ve tümör özellik farklılıkları değerlendirildi. Tiroid USG’si yapılan 29.381 hastanın 3.491’i SDBY (Grup 1), 25.890’ı ise kontrol grubu (Grup 2) hastaları idi. Tüm tiroid USG’si yapılan hastaların 11.319’unda (%38.5) nodüler tiroid hastalığı saptandı. Grup 1’de 1.224, grup 2’de ise 10.095 hastada radyolojik olarak nodüler tiroid hastalığı belirlendi. Tiroid bezinde nodül tespit edilen hastalardan Grup 1’de 962, Grup 2’de 4.936’sına olmak üzere toplamda 5.898 (%52) hastaya İİAB’si uygulandı. Grup 1’de İİAB sonucu malign/şüpheli gelen hastaların 136’sı, benign/yetersiz gelen hastaların 161’i, Grup 2’de ise malign/şüpheli gelen hastaların 724’ü, benign/yetersiz gelen hastaların ise 607’si ameliyat edildi. SDBY olan 3.491 kişinin 77’sinde (%2.2), Grup 2’de ise 25.890 hastanın 338’inde (%1.3) tiroid kanseri mevcuttu. SDBY hastalarında tiroid kanseri fazla görülmesi istatistiksel anlamlı bulundu (p<0.001). Sadece papiller tiroid kanserli hastalar değerlendirildiğinde ise, her iki grupta da PTK gelişmesi açısından istatistiksel bir farklılık saptanmamakla birlikte, SDBY grubunda ki PTK’inde agresif tümör özellikleri olan kapsül invazyonu, multifokal olma ve lenf nodu metastaz varlıklarının istatistiksel anlamlı oranda fazla olduğu saptandı. SDBY olan hastalarda tiroid kanseri daha fazla görülmekle beraber, papiller tiroid kanserinde normal hasta grubuna göre bir artış saptanmamıştır. Bununla birlikte, SDBY grubunda görülen PTK’nin daha agresiv özellik gösterdiklerinin gözlenmesi, bu hastalarda hem erken tanı, hem de tedavi ve takipte daha titiz olmanın gerektiğini düşündürmektedir.Item Thyroid cancer incidence and clinicopathological differences in patients with end-stage renal failure(2020) Kirnap, Nazli Gulsoy; Peker, Hakan; Kirnap, Mahir; Akdur, Aydincan; Akcay, Eda Yilmaz; Moray, Gokhan; 0000-0003-2498-7287; 0000-0002-8726-3369; 0000-0001-6831-9585; AAE-1041-2021; AAA-3068-2021; AAK-1960-2021Aim: In the present study we aimed to determine the prevalence of thyroid cancer and the clinicopathological properties of papillary thyroid cancer (PTC) in a patient population undergoing dialysis for end-stage renal failure (ESRF). MATERIAL AND METHODS: We retrospectively reviewed all thyroid ultrasonography (USG) examinations performed between January 2007 and December 2015 to determine the incidence of nodular thyroid disease in ESRF and normal patient populations. For both patient groups, differences between patient and tumor characteristics were evaluated in patients diagnosed to have PTC. RESULTS: Among 29.381 patients who underwent thyroid USG examination, 3.491 were included in the ESRF group (Group 1) and 25.890 in the control group (Group 2). Tyroid cancer was detected in 77 (2.2%) of 3.491 patients in Group 1 and 338 (1.3%) of 25.890 patients in Group 2. Thyroid cancer was significantly more prevalent in patients with ESRF (p<0.001). DISCUSSION: When only patients with papillary thyroid cancer were considered, no significant difference existed between the two groups with respect to the prevalence of PTC, although PTC cases in the ESRF group had a significantly higher rate of aggressive characteristics such as capsule invasion, multifbcality, and lymph node metastasis. Whereas thyroid cancer is more common in patients with ESRF compared to normal controls, papillary thyroid cancer was not significantly more prevalent in the ESRF group. CONCLUSIONS: PTC in the ESRF group having more aggressive properties than those in the control group suggests that PTC should be diagnosed earlier in their course, treated more aggressively, and followed more closely in ESRF.