Repository logo
Communities & Collections
All of DSpace
  • English
  • العربية
  • বাংলা
  • Català
  • Čeština
  • Deutsch
  • Ελληνικά
  • Español
  • Suomi
  • Français
  • Gàidhlig
  • हिंदी
  • Magyar
  • Italiano
  • Қазақ
  • Latviešu
  • Nederlands
  • Polski
  • Português
  • Português do Brasil
  • Srpski (lat)
  • Српски
  • Svenska
  • Türkçe
  • Yкраї́нська
  • Tiếng Việt
Log In
New user? Click here to register.Have you forgotten your password?
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Olcay Eminsoy, İrem"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 6 of 6
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • No Thumbnail Available
    Item
    Gestasyonel diyabet tanısı almış gebelerin beslenme durumları ile hastalık ve beslenme hakkındaki bilgi düzeyleri arasındaki ilişki
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Arslan Ünal, Özge; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma gestasyonel diyabet tanısı almış gebelerin beslenme durumları ile hastalık hakkındaki bilgi düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Gestasyonel Diyabet (GDM) tanısı almış ve yaşları 19-45 yaş arasında 211 gebe üzerinde Ocak 2021 – Temmuz 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmaya, gebelik öncesi bilinen diyabeti (Tip 1ve Tip 2), çoğul gebeliği ve diyabet komplikasyonları olan gebeler dahil edilmemiştir. Katılımcıları kişisel bilgileri (yaş, eğitim durumu, meslek), tıbbi bilgileri, antropometrik ölçümlerinin (boy uzunluğu, gebelik öncesi vücut ağırlığı, görüşmenin yapıldığı tarihte vücut ağırlığı, gebelik haftaları) sorgulandığı anket formu araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurulmuştur. Yapılan analizler sonrasında ulaşılan bulgulara göre, gestasyonel diyabetli gebelerin ile GDM Bilgi Düzeyi Anketi genelinden ve ankette bulunan risk faktörleri hakkında bilgi ve GDM komplikasyonları/sonuçları hakkında bilgi alt boyutlarından aldıkları puanlar arttıkça, YETBİD Ölçeğinde yer alan besin tercihi alt boyutundan aldıkları puanlar da artmaktadır. Gebelerin YETBİD Ölçeğinde yer alan besin tercihi alt boyutundan aldıkları puanlar ile GDM Bilgi Düzeyi Anketinde yer alan GDM hakkında temel bilgiler, diyet/besin değerleri hakkında bilgi ve GDM yönetimi hakkında bilgi alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonların olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonucunda araştırmaya katılan gestasyonel diyabetli gebelerin besin tercihi hakkında bilgi düzeyleri arttıkça GDM hakkındaki bilgi düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde arttığı saptanmıştır. This study was conducted to evaluate the relationship between the nutritional status of Pregnants with Gestational Diabetes and their knowledge levels about the disease and nutrition. In this context, it was carried out on 211 pregnant women between the ages of 19-45 years who were diagnosed with Gestational Diabetes in Ankara Etlik Zübeyde Hanım Gynecology Training and Research Hospital between January 2021 and July 2021. Pregnant women with known pre-pregnancy diabetes (Type 1 and Type 2), multiple pregnancies, and diabetes complications were not included in the study. The questionnaire form, in which the participants were questioned about their personal information (age, education status, occupation), medical information, anthropometric measurements (height, pre-pregnancy body weight, body weight at the time of the interview, gestational weeks) was filled by the researcher by face-to-face interview method. Accordingly, as the scores of pregnant women with gestational diabetes received from the GDM Knowledge Level Questionnaire and the sub-dimensions of knowledge about risk factors and information about GDM complications/results in the survey, the scores they got from the sub-dimension of Food Preference in the YETBİD Scale also increased. It was determined that there was no statistically significant correlation between the scores of the pregnant women in the Food Preference sub-dimension in the YETBİD Scale and the scores they got from the sub-dimensions of basic information about GDM, information about diet/nutritional values and information about GDM management in the GDM Knowledge Level Questionnaire. According to the findings obtained after the analyzes made, there was a statistically significant difference between the scores of the pregnant women with gestational diabetes who participated in the study from the Food Preference sub-dimension in the YETBİD Scale and the scores they got from the GDM Knowledge Level Questionnaire in general and the information about risk factors and information about GDM complications/results sub-dimensions in the survey and positive correlations were found.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Gestasyonel diyabeti olan ve olmayan gebelerin beslenme durumu, sezgisel yeme ve depresyon ilişkisinin incelemesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Yıldırım, Merve; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma, gestasyonel diyabeti olan ve olmayan gebelerin beslenme durumları, sezgisel yeme ve depresyon ilişkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, Ocak 2022 - Mart 2022 tarihleri arasında Ankara’nın Çankaya semtindeki özel bir kadın doğum polikliniğine başvuran 18-30 yaş arası gönüllü 45 gestasyonel diyabeti olan (GDM) ve 47 gestasyonel diyabet tanısı olmayan (GDM olmayan) , toplam 92 gebe ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formu bireylerin demografik özellikleri, sağlık bilgileri, antropometrik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ile ilgili sorular ile, Gebelikte Sezgisel Yeme Ölçeği (IES-P), Edinburg Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EPDÖ) ve Besin Tüketim Sıklığı Formunu içermektedir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 27.6±2.40 yıl olarak bulunmuştur. GDM’li gebelerin %60.0’ının ve GDM olmayan gebelerin %42.6’sının gebelik öncesi vücut ağırlıkları baz alındığında beden kütle indeksi (BKİ) sınıflamasına göre hafif şişman grubunda yer aldığı saptanmıştır. GDM’li gebelerin toplam enerji ve sükroz alım ortalamaları sırasıyla 2068.5 ±250.70 kkal, 91.2±75.50 g; GDM olmayan gebelerin ise 1709.8±290.18 kkal, 23.7±33.07 g’dır (p<0.05). GDM’li gebelerin IES-P puan ortalaması 2.6±0.63; GDM olmayan gebelerin ise 3.4±0.58 olarak bulunmuştur (p<0.05). BKİ ile sezgisel yeme davranışları arasında negatif bir ilişki gözlenmiştir. Sezgisel beslenenlerin BKİ ortalaması 26.98±4.04 kg/m2 iken sezgisel beslenmeyenlerin BKİ ortalamaları 27.6±4.02 kg/m2 olarak bulunmuştur (r=-.128, p>0.05). GDM’li gebelerin depresyon puan ortalaması 8.4±4.23; GDM olmayan gebelerin ise 6.4±3.91‘dir (p<0.05). Sonuç olarak GDM olmayan gebelerde, GDM olan gebelere göre; sezgisel yeme puanının daha yüksek ve depresyon ölçeği puanının daha düşük olduğu bulunmuştur. Gebelerde sezgisel yeme tutumunu inceleyen sınırlı sayıda çalışma vardır. Gebelik döneminde beslenmenin neden olabileceği komplikasyonları önlemek ve uygun ağırlık kazanımı sağlamak amacıyla sezgisel yeme farkındalığı kazandırılmalıdır. This study was carried out to examine the relationship between nutritional status, intuitive eating and depression in pregnant women with or without gestational diabetes. The study was conducted with a total of 92 volunteer pregnant women aged between 18-30, 45 of them with gestational diabetes (GDM) and 47 of them without GDM (n-GDM), who applied to a private obstetrics clinic in Çankaya, Ankara, between January 2022 and March 2022. The study was carried out using face-to-face survey method. The questionnaire form prepared to collect data in the study includes questions on demographic characteristics, health information, anthropometric measurements, nutritional habits, Intuitive Eating During Pregnancy Scale (IES-P), Edinburgh Postpartum Depression Scale (EPDS) and Food Consumption Frequency Form. The mean age of the individuals who participated in this study was found 27.6±2.40 years. Based on their pre-pregnancy weights, it is determined that 60.0% of GDM pregnants and 42.6% of n-GDM pregnants were in the overweight group according to body mass index (BMI) classification. The mean total energy and sucrose intake values of pregnant women with GDM were 2068±2068.5±250.70 kkal, 91.2±75.5 g; n-GDM were found to be 1709.8±290.18 kkal, 23.7±33.07 grams in pregnant women, respectively (p<0.05). The mean IES-P score of pregnant women with GDM was 2.6±0.63; n-GDM was found to be 3.4±0.58 in pregnant women (p<0.05). A negative relationship was observed between BMI and intuitive eating behaviors. While the mean BMI of those who eat intuitively was 26.98±4.04 kg/m2, the mean of those who did not eat intuitively was 27.63±4.02 kg/m2 (r=-.128, p>0.05). The mean depression score of GDM pregnant women was 8.4±4.23; the score of n-GDM pregnant women is 6.4±3.91 (p<0.05). As a results, it was found that intuitive eating score is higher and depression scale score is lower in women with GDM than pregnant women without GDM. There are limited studies that assess intuitive eating attitudes in pregnant women. Intuitive eating awareness should be gained with the aim of preveting complications caused by dietary choices in pregnancy and gaining convenient weight.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Hiperemesis gravidarum tanısı almış gebeler ile sağlıklı gebelerin biyokimyasal bulguları, beslenme durumları ve antropometrik ölçümlerinin karşılaştırılması
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Dedebek, Helin; Olcay Eminsoy, İrem
    Gebelik döneminin en yaygın sorunlarından biri olan bulantı ve kusma gebelerin sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biridir. Bu çalışma, Şubat 2020-Nisan 2020 tarihleri arasında Ankara A Life Hospital Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran ve çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden doktor tarafından 1. trimesterde Hiperemezis Gravidarum tanısı almış gebeler ile sağlıklı gebeler üzerinde yapılmıştır. Araştırma kapsamında 30’u sağlıklı ve 30’u HG tanılı olmak üzere toplam 60 gebe ile yürütülmüştür. Çalışma gebeliği 14. haftanın öncesinde olan tekil gebelerde, bulantı ve kusmaya yol açabilecek gastrointestinal, odiyovestibüler, endokrinolojik, enfeksiyöz ve psikolojik bir rahatsızlığın olmadığı hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara; sosyodemografik özellikler, genel özellikler, besin tüketim sıklığına ilişkin bilgilerin yer aldığı anket formu uygulanmış olup elde edilen veriler ile kan ve idrar bulguları incelenmiştir. Antropometrik ölçümleri, araştırmacı tarafından saptanmıştır. Günlük ortalama enerji ve besin ögesi alımları miktarları besin tüketim sıklığı kaydından elde edilen veriler kullanılarak hesaplanmıştır. Enerji ve besin ögelerinin tüketim miktarlarının yeterliliği cinsiyet ve yaşa göre günlük alınması önerilen Diyetle Referans Alım Düzeyi (DRI) değerlerine göre değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda HG olan gebelerin enerji alımı ortalaması 1811.20±190.42 kkal/gün ’dür. Toplam enerjilerinin %40.37±5.12’sinin karbonhidratlardan, %13.57±1.38’inin proteinlerden ve %46.20±5.26’sının yağlardan geldiği saptanmıştır.Sağlıklı gebelerin enerji alımı ortalaması 1898.74±295.93 kkal/gün’dür. Toplam enerjinin %40.47±5.88’inin karbonhidratlardan, %13.87±1.80’ının proteinlerden ve %45.70±6.35’inin yağlardan geldiği belirlenmiştir. Gebelerin HG olma durumlarına göre enerji (kkal), karbonhidrat (g), karbonhidrat (%), protein (g), protein (%), bitkisel protein (g), yağ (g), yağ (%), doymuş yağ (g), tekli doymamış yağ (g), çoklu doymamış yağ (g), kolesterol (mg), omega-3 (g) ve omega-6 (g) tüketimlerinin istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği (p>0.05) belirlenmiştir. Buna karşılık diyet lifi, çözünür posa ve çözünmez posa tüketimleri ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0.05). Ortalamalar incelendiğinde sağlıklı gebelerin mikro besin ögelerinden B2 vitamini, B3 vitamini, B6 vitamini, folat, potasyum, magnezyum, fosfor ve demir tüketimlerinin HG olan gebelerden daha fazla olduğu belirlenmiştir. HG tanılı gebelerin %60.0’ında idrarda keton pozitif tespit edilmişken, sağlıklı gebelerin hepsinde idrarda keton değeri negatif tespit edilmiştir ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p<0.05) belirlenmiştir. Bu çalışma; HG tanılı gebelerin beslenme durumunu saptamak ve buna bağlı olarak gebelik sürecini iyileştirmek için adımlar atılması gerektiğini göstermektedir ve bu sonuçlar yeni çalışmalar ile desteklenmelidir. Nausea and vomiting, one of the most common problems of the pregnancy period, is one of the problems that pregnant women often encounter. This study was conducted on pregnant women diagnosed with Hyperemesis Gravidarum in the first trimester and healthy pregnant women by the doctor who applied to Ankara A Life Hospital Hospital Obstetrics Outpatient Clinic between February 2020 and April 2020 and voluntarily accepted to participate in the study. The research was conducted with a total of 60 pregnant women, 30 of whom were healthy and 30 were diagnosed with HG. The study was conducted on singleton pregnancies before the 14th week of pregnancy, on patients without gastrointestinal, audiovisestibular, endocrinological, infectious and psychological disorders that may cause nausea and vomiting. Participants; A questionnaire including sociodemographic characteristics, general characteristics, and the frequency of food consumption was applied, and the obtained data, blood and urine findings were examined. Its anthropometric measurements were determined by the researcher. The average daily energy and nutrient intake amounts were calculated using the data obtained from the food consumption frequency record. The adequacy of consumption of energy and nutrients was evaluated according to the recommended Dietary Reference Intake Level (DRI) values, which are recommended to be taken daily according to gender and age. Energy intake average of pregnant women with HG at the end of the study is 1811.20 ± 190.42 kcal / day. It has been determined that %40.37 ± 5.12 of their total energy comes from carbohydrates, %13.57 ± 1.38 from proteins and %46.20 ± 5.26 from fat. The average energy intake of healthy pregnant women is 1898.74 ± 295.93 kcal / day. It was determined that %40.47 ± 5.88 of the total energy came from carbohydrates, %13.87 ± 1.80 from proteins and %45.70 ± 6.35 from fats. According to the HG status of pregnant women, energy (kcal), carbohydrate (g), carbohydrate (%), protein (g), protein (%), vegetable protein (g), fat (g), fat (%), saturated fat (g), monounsaturated fat (g), polyunsaturated fat (g), cholesterol (mg), omega-3 (g) and omega-6 (g) consumption did not show statistically significant difference (p> 0.05). On the other hand, dietary fiber, soluble fiber and insoluble fiber consumption showed statistically significant difference (p <0.05). When the averages were examined, it was determined that healthy pregnant women consumed more micro-nutrients such as vitamin B2, vitamin B3, vitamin B6, folate, potassium, magnesium, phosphorus and iron than pregnant women with HG. While %60.0 of pregnant women diagnosed with HG had ketone positive in the urine, the ketone value in the urine was negative in all healthy pregnant women, and this difference was statistically significant (p <0.05). This work; It shows that steps should be taken to determine the nutritional status of pregnant women with HG and, accordingly, to improve the pregnancy process, and these results should be supported by new studies.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Hipotiroidi tanısı almış kadınların duygu durumları ile beslenme alışkanlıkları, vücut kompozisyonları ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Akkuş, Berrin Esra; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma; hipotiroidi tanısı almış kadınların duygu durumları ile beslenme alışkanlıkları, vücut kompozisyonları ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 15 Temmuz - 20 Ekim 2020 tarihleri arasında, Ankara’da özel bir diyet kliniğine başvuran, doktor tarafından hipotiroid tanısı konmuş, 25-65 yaş aralığındaki 90 kadın hasta ile yapılmıştır. Katılımcıların, genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, vücut ağırlığı (kg), boy uzunluğu (cm), bel çevresi (cm) gibi antropometrik ölçümleri ve vücut yağ kütlesi (kg) ile vücut yağ yüzdesini (%) içeren vücut kompozisyonuna ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından hazırlanan ve yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulanan bir anket formu ile kaydedilmiştir. Katılımcıların bazı besinlere ne kadar yeme arzusu duydukları hakkında bilgi alabilmek için Görsel Analog Skalası (VAS), beslenme durumlarını değerlendirmek için besin tüketim sıklık formu uygulanmıştır. Ayrıca bireylerin fiziksel aktivite düzeyi, gün içerisindeki aktiviteleri fiziksel aktivite saptama formu ile değerlendirilmiş ve katılımcıların duygu durumlarını ölçmek amacıyla Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 39.8±10.60 yıl olarak belirlenmiştir. Bireylerin vücut ağırlığı ortalaması 73.1±12.2 kg, Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalaması ise 27.5±4.9 kg/m² dir. BDÖ’ye göre bireylerin %58.9’u minimal, %24.4’ü hafif, %16.7’si ise orta ve şiddetli depresyon düzeyindedir. BDÖ skoru ortalaması 7.0 ± 6.79 olarak hesaplanmıştır. Fiziksel aktivite düzeyi (PAL) ise 1.3±0.1 olduğu belirlenmiştir. Sedanter aktivite düzeyinde olan bireylerin vücut ağırlığı, BKİ, bel çevresi, vücut yağ yüzdesi, vücut yağ kütlesi ve bel/boy oranının, hafif fiziksel aktivitede olan bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Süt veya yoğurt tüketen bireylerin vücut ağırlığı ve vücut yağ kütlesi, tüketmeyen bireylere göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin günlük enerji ve besin ögesi alım miktarları incelendiğinde; günlük ortalama 1648.4±352.59 kkal enerji aldıkları bulunmuştur. Bu enerjinin ortalama %50.8±6.54’ünün karbonhidrattan, %15.1±2.60’ının proteinden ve %32.7±5.04’ünün yağdan geldiği saptanmıştır. Ayrıca Diyetle Referans Alım (DRI) karşılama yüzdesine bakıldığında, diyetle folat (%58.5) alımlarının yetersiz olduğu saptanmıştır. Uygulanan VAS puanlarına göre en çok istek duyulan besin çikolata ve ürünleri olarak belirlenmiştir. Minimal depresyon düzeyinde olan bireylerin ağırlık, BKİ ve vücut yağ yüzdesi ortalamasının orta ve şiddetli depresyon düzeyinde olan bireylerden daha düşük olduğu bulunmuştur. Ancak istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0.05). Yeterli fiziksel aktivitenin vücut kompozisyonu üzerinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Bireylerin hem hastalık durumları sebebiyle, hem sağlıksız besin isteklerinin önlenmesi, hem de vücut ağırlığı artışını önlemek için diyetisyenler tarafından beslenme eğitimi verilmeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaları için destek olunmalıdır. Bu grup hastalarda depresif semptomlar göz önünde bulundurulmalı ve gerekli görülmesi halinde tedavi edilmelidir. The aim of this study was to evaluate the relationship between the emotional states of women diagnosed with hypothyroidism and their eating habits, body compositions and physical activity levels. The study was conducted with 90 female patients aged 25-65 years, who were diagnosed with hypothyroidism by a doctor, who applied to a special diet clinic in Ankara between July 15 and October 20, 2020. Information on body composition including general characteristics, dietary habits, anthropometric measurements such as body weight (kg), height (cm), waist circumference (cm) and body fat mass (kg) and body fat percentage (%) of the participants were prepared by the researcher. and it was recorded with a questionnaire applied by face-to-face interview method. Visual Analogue Scale (VAS) was applied to obtain information about how much the participants wanted to eat certain foods, and a food consumption frequency form was applied to evaluate their nutritional status. In addition, the physical activity level of the individuals and their activities during the day were evaluated with the physical activity determination form and the Beck Depression Inventory (BDI) was applied to measure the mood of the participants. The mean age of the women participating in the study was determined as 39.8±10.60 years. The average body weight of the individuals is 73.1±12.2 kg, and the average Body Mass Index (BMI) is 27.5±4.9 kg/m². According to the BDI, 58.9% of individuals have minimal depression, 24.4% mild depression, and 16.7% moderate and severe depression. The mean BDI score was calculated as 7.0 ± 6.79. The physical activity level (PAL) was determined to be 1.3±0.1. It was observed that body weight, BMI, waist circumference, body fat percentage, body fat mass and waist/height ratio of individuals with sedentary activity level were significantly higher than individuals with light physical activity (p<0.05). The body weight and body fat mass of individuals who consumed milk or yogurt were found to be significantly lower than those who did not (p<0.05). When the daily energy and nutrient intakes of individuals are examined; It was found that they received an average of 1648.4±352.59 kcal energy per day. It was determined that an average of 50.8±6.54% of this energy came from carbohydrates, 15.1±2.60% from protein and 32.7±5.04% from fat. In addition, when the percentage of dietary Reference Intake (DRI) met, it was determined that dietary folate (58.5%) intakes were insufficient. According to the applied VAS scores, the most requested food was determined as chocolate and its products. It was found that the mean weight, BMI and body fat percentage of individuals with minimal depression were lower than those with moderate and severe depression. However, statistically significant differences were not detected (p>0.05). Adequate physical activity has been shown to have positive effects on body composition. Nutrition education should be given by dietitians and they should be supported to gain healthy eating habits in order to prevent unhealthy food cravings and increase in body weight due to disease conditions. In this group of patients, depressive symptoms should be considered and treated if necessary.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Kadın diyetisyenlerde sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Sungur, Zeynep Ece; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma kadın diyetisyenlerde sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Mayıs-Temmuz 2021 tarihleri arasında 22-64 yaş arası Beslenme ve diyetetik lisans mezunu ile eğitim düzeyi üniversite üzeri olan diğer meslek gruplarına mensup çalışmaya katılmaya gönüllü 81 kadın (39 diyetisyen, 42 diğer meslek grupları) ile çevrimiçi anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formu bireylerin bazı sosyodemografik özelliklerini, beslenme alışkanlıkları, egzersiz yapma durumları ile ilgili soruları ve Sosyal Fizik Kaygısı Envanteri (SFKE), Ortoreksiya-11 Ölçeği (ORTO-11), Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-17 (EBÖ-17) ve Besin Tüketim Sıklığı Formu sorularını içermektedir. Çalışmada bireylerin yaş ortalaması 30.2±10.88 yıl olarak bulunmuştur. Araştırmada bireylerin %48.1’i diyetisyen, %51.9’u diğer meslek gruplarına mensup olarak bulunmuştur. Diyetisyen bireylerin %74.4’ünün ve diğer meslek gruplarındaki bireylerin %59.5’inin Beden kütle indeksi (BKİ) sınıflamasına göre normal grupta yer aldığı saptanmıştır. Meslek ile BKİ arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Enerji alım ortalamaları diyetisyenlerde 1614.7±599.95 kkal, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 1911.1±745.46 kkal olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Bireylerin günlük karbonhidrat alımları; diyetisyenlerin 179.9±85.31 g, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise 193.7±92.36 g karbonhidrat aldığı görülmüştür. Sükroz yüzdelerine bakıldığında ise diyetisyenlerde sırasıyla 8.2±4.29, diğer meslek gruplarında sırasıyla 9.9±4.45 olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Bireylerin günlük diyet ile aldıkları toplam protein miktarı ve enerjinin proteinden gelen yüzdesi incelendiğinde; diyetisyenlerde ortalama 70.0±27.11 g ve %17.8±3.74 iken, diğer meslek gruplarındaki bireylerde ortalama 76.6±28.46 g ve %16.8±3.59 olarak bulunmuştur. Bireylerin günlük yağ alımları; diyetisyenler ve diğer meslek gruplarındaki bireylerin sırasıyla 68.5±26.94 g ve 91.4±39.10 g olarak saptanmış olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Tekli doymamış yağ asit alımının günlük ortalama değeri diyetisyenlerde 23.8±9.56 g, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 31.4±12.66 g olarak belirlenmiştir ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Günlük doymuş yağ asit alım ortalamaları değerlendirildiğinde; diyetisyenlerde 27.2±13.03 g iken, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 40.2±18.35 g olarak bulunmuş olup bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır. Diyetle günlük kolesterol alım düzeylerinin ortalama değeri diyetisyenlerde 312.4±217.24 mg, diğer meslek gruplarındaki bireylerde 425.2±209.51 mg olarak bulunmuştur ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Diyetisyenlerin %46.2’sinin, diğer meslek gruplarının ise %33.3’ünün düzenli olarak egzersiz yapma alışkanlığı olduğu belirlenmiştir. Diyetisyen bireylerin SFKE’nden aldıkları puan 33.0±6.21, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise 34.3±8.83 olarak bulunmuştur. Diyetisyenlerde ortorektik olan bireylerin oranı %30.8 iken diğer meslek gruplarında bu oran %35.2’dir. Diyetisyenlerin %43.6’sı, diğer meslek gruplarındaki bireylerin ise %45.2’si egzersiz bağımlılığında risk grubu içerisindedir. Meslek grupları ve SFKE, ORTO-11, EBÖ-17 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Ortorektik olan bireylerin SFKE’nden aldığı puan 38.6±8.91, olmayanların ise 32.18±8.04 olarak bulunmuştur. SFKE ve ORTO-11 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Diyetisyenlerde ortorektik bireylerde SFKE ortalama puanı 34.5±5.38, olmayan bireylerde 32.3±6.53 olarak belirlenmiş olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Diğer meslek gruplarındaki bireylerde ise ortorektik olan grubun SFKE puan ortalaması 42.0±9.89, olmayanların ise 32.0±9.43 olarak saptanmış ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). ORTO-11 ve EBÖ-17 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (p<0.05) bulunmakla birlikte aralarında negatif korelasyon bulunmuştur. Bu çalışma sosyal fizik kaygısının ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığına etkisi ile ilgili yapılan ilk çalışmadır. Ortoreksiya nervoza ve egzersiz bağımlılığı ile ilgili yapılan, bu bozuklukların temelinde yatan ve toplum üzerindeki etkisini ölçen çalışmalar yetersizdir. Bu nedenle daha geniş ve kapsamlı çalışmalar bu konuların aydınlatılmasında etkili olacaktır. This study was carried out to determine the effect of social physical anxiety on orthorexia nervosa and exercise addiction in female dietitians. The study was carried out between May-July 2021 with 81 women (39 dietitians, 42 other occupational groups) aged 22-64, aged 22-64, with a bachelor's degree in nutrition and dietetics and from other occupational groups with a higher education level, using the online survey method. The questionnaire form, which was prepared to collect data in the study, included questions about some sociodemographic characteristics, nutritional habits, and exercise status of individuals and included Social Physical Anxiety Inventory (SPAI), Orthorexia-11 Scale (ORTO-11), Exercise Addiction Scale-17 (EAS-17). and Food Consumption Frequency Form. In the study, the ages of the individuals ranged from 22 to 64, and the mean age was found to be 30.2±10.88 years. In the study, 48.1% of the individuals were dietitians and 51.9% were members of other occupational groups. It was determined that 74.4% of dietitians and 59.5% of individuals in other occupational groups were in the normal group according to the Body Mass Index (BMI) classification. The relationship between occupation and BMI was found to be statistically significant (p<0.05). The mean energy intake was found to be 1614.7±599.95 kcal in dietitians and 1911.1±745.46 kcal in individuals from other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05). Daily carbohydrate intake of individuals; It was observed that dietitians took 179.9±85.31 g, while individuals in other occupational groups took 193.7±92.36 g of carbohydrates. When the percentages of sucrose were examined, it was found as 8.2±4.29, respectively in dietitians and 9.9±4.45 in other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05). When the total amount of protein and the percentage of energy coming from protein are analyzed by individuals in their daily diet; while it was 70.0±27.11 g and 17.8±3.74% in dietitians, it was found to be 76.6±28.46 g and 16.8±3.59% in individuals from other occupational groups. Daily fat intake of individuals; dietitians and individuals in other occupational groups were found to be 68.5±26.94 g and 91.4±39.10 g, respectively, and this difference was found to be statistically significant (p<0.05). The mean daily value of monounsaturated fatty acid intake was determined as 23.8±9.56 g in dietitians and 31.4±12.66 g in individuals from other occupational groups, and this difference was statistically significant (p<0.05).When the average daily saturated fatty acid intake is evaluated; While it was 27.2±13.03 g in dietitians, it was found to be 40.2±18.35 g in individuals from other occupational groups, and this difference is statistically significant. The mean value of dietary cholesterol intake levels was 312.4±217.24 mg in dietitians and 425.2±209.51 mg in individuals from other occupational groups, and there was a statistically significant relationship between them (p<0.05). It has been determined that %46.2 of dietitians and %33.3 of other occupational groups have the habit of exercising regularly. The score of dietitians in SPAI was found to be 33.0±6.21 and individuals from other occupational groups were found to be 34.3±8.83. While the rate of orthorexic individuals in dietitians is %30.8, this rate is %35.7 in other occupational groups. %43.6 of dietitians and %45.2 of individuals in other occupational groups are in the risk group for exercise addiction. No statistically significant relationship was found between occupational groups and SPAI, ORTO-11, EAS-17 (p>0.05). The scores of individuals with orthorexic SPAI were found to be 38.6±8.91, and 32.18±8.04 for those who were not. A statistically significant correlation was found between SPAI and ORTO-11 (p<0.05). In dietitians, the mean SPAI score was determined as 34.5±5.38 in orthorexic individuals and 32.3±6.53 in non-orthorexic individuals, and no statistically significant difference was found between them. In individuals from other occupational groups, the mean SPAI score of the orthorexic group was 42.0±9.89, and 32.0±9.43 in the non-orthorexic group, and this difference was statistically significant (p<0.05). Although there was a statistically significant relationship (p<0.05) between ORTO-11 and EAS-17, a negative correlation was found between them. This is the first study on the effect of social physical anxiety on orthorexia nervosa and exercise addiction. Studies on orthorexia nervosa and exercise addiction, underlying these disorders and indicating how they affect society, are insufficient. Therefore, more extensive and comprehensive studies will be effective in illuminating these issues.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Yetişkin kadınların premenstrual sendrom, aşırı besin isteği ve besin ögesi alımlarının incelenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Şahin, İlayda; Olcay Eminsoy, İrem
    Bu çalışma premenstrual sendroma sahip olan kadınların aşırı besin isteği ve besin ögesi alımlarının incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışma, Ankara‘da Şubat-Mart 2024 tarihleri arasında özel bir kliniğe başvuran 18-40 yaş arası 56 gönüllü birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya katılan kadınlar, premenstrual sendrom ölçeği kullanılarak premenstrual sendromu (PMS) olan (çalışma grubu, n:28) ve olmayan (kontrol grubu, n:28) olarak iki grubu ayrılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, menstruasyon geçmişleri, aşırı besin isteği, luteal faz, menstruasyon ve foliküler fazlardaki antropometrik ölçümleri ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı içeren anket uygulanmıştır. Çalışma ve kontrol grubunun yaş ortalamaları sırası ile 24.7±4.49 ve 28.7±7.78 yıl olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Çalışma grubundaki kadınların menstruasyon fazlarına göre BKİ ortalamaları sırasıyla 22.2±3.86, 22.1±3.81 ve 22.1±3.94 ve kontrol grubundaki kadınların ise 22.8±3.90, 22.9±3.86 ve 22.7±3.89 kg/m2 olarak bulunmuştur. Kadınların PMS olma durumları ile luteal dönemde, menstruasyonun 2. gününde ve foliküler fazdaki BKİ ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0.05). Çalışma grubundaki kadınların luteal döneme göre menstruasyonun 2. gününde ve foliküler fazdaki BKİ ölçümlerindeki değişimler istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p<0.05). Luteal dönemdeki BKİ ölçümleri foliküler fazdaki ölçümlere göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun luteal döneme göre menstruasyonun 2. gününde ve foliküler fazdaki BKİ ölçümlerindeki değişimler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Çalışma ve kontrol gruplarının PMS puanlarının ortalamaları sırası ile 153.1±38.31 ve 93.5±166.25‘tir. (p>0.05). Aşırı besin isteği (ABİS) puanı çalışma grubu ve kontrol gurubundaki kadınlar için sırası ile 143.6±47.38 ve 166.3±41.59‘dur (p<0.05). Çalışma grubundaki kadınların öğle ve ikindi öğününde aldıkları enerji, kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde fazla bulunmuştur (p<0.05). Çalışma grubundaki kadınların menstruasyon fazlarına göre enerji alımlarının ortalamaları sırasıyla; 1528.6±441.02, 1290.6±372.85 ve 1418.8±388.13; kontrol grubundaki kadınların ise 1479.6±493.33, 1452.5±500.74 ve 1494.3±500.79 kkal olarak bulunmuştur(p>0.05). Çalışma grubunun luteal faz diyet kolesterol alımı kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde daha yüksek iken (p<0.05), menstruasyon 2. günü ve foliküler faz değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Kadınların PMS puanları ile aşırı besin isteği puanları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak zayıf düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05) Çalışma ve kontrol grubundaki kadınların menstruasyon fazlarına ve grup içi karşılaştırılmalarına göre diyet lifi, E vitamini, tiamin, B6 vitamini, B12 vitamini, C vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve demir alımları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Çalışmada anlamlı farklılıklar tespit edilemese de menstrual siklus aşamalarının ve PMS durumunun besin alımını ve buna bağlı olarak ağırlık denetimini etkileyebileceği öngürülmektedir. Kadınların süreci yönetebilmek için bu konuda farkındalığının sağlanması ve menstruasyon siklus dikkate alınarak beslenme planlanması gerektiği düşünülmektedir. This study was planned to investigate excessive food cravings and nutrient intake of women with premenstrual syndrome. February-March 2024 The study was conducted on 56 volunteers between the ages of 18 and 40 who applied to a private clinic in Ankara. The women participating in the study were divided into two groups with premenstrual syndrome (PMS) (study group, n:28) and without premenstrual syndrome (control group, n:28) using the premenstrual syndrome scale. A questionnaire including sociodemographic characteristics, eating habits, menstrual histories, excessive food cravings, anthropometric measurements in luteal phase, menstruation and follicular phases and a 24-hour retrospective food consumption record were administered to the participants. The mean age of the study and control group was determined to be 24.7±4.49 and 28.7±7.78 years respectively (p>0.05). The mean BMI of the women in the study group according to the menstrual phases was found to be 22.2±3.86, 22.1±3.81 and 22.1±3.94, respectively, and the women in the control group were found to be 22.8±3.90, 22.9±3.86 and 22.7±3.89 kg/m2. During the luteal period, when women have PMS, menstruation is 2. there was no statistically significant difference between BMI measurements on the day and in the follicular phase (p>0.05). According to the luteal period of the women in the study group, menstruation is 2. changes in BMI measurements on the day and during the follicular phase were found to be statistically significant (p<0.05). BMI measurements during the luteal period were found to be higher compared to measurements during the follicular phase (p<0.05). According to the luteal period of the control group, menstruation was 2. changes in BMI measurements on the day and during the follicular phase were not statistically significant (p>0.05). The mean PMS scores of the study and control groups were 153.1±38.31 and 93.5±166.25, respectively. (p>0.05). The excessive food cravings (ABIS) score was 143.6±47.38 and 166.3±41.59 for women in the study group and control group, respectively (p<0.05). The energy received by the women in the study group at lunch and afternoon meals was found to be statistically significant compared to those in the control group (p<0.05). The average energy intake of women in the study group compared to menstruation phases, respectively; 1528.6±441.02, 1290.6±372.85 and 1418.8±388.13; women in the control group 1479.6±493.33, 1452.5±500.74 and 1494.3±kcal 500.79 were found(p>0.05). While the luteal phase dietary cholesterol intake of the study group was significantly higher than that of the control group (p<0.05), menstruation 2. there was no statistically significant difference between the Dec values and follicular phase values (p>0.05). There was a statistically significant negative relationship between women's PMS scores and excessive food cravings scores at a Decently weak level (p<0.05). There was no statistically significant difference between dietary fiber, vitamin E, thiamine, vitamin B6, vitamin B12, vitamin C, calcium, magnesium, potassium and iron intakes according to menstrual phases and intra-group comparisons of women in the study and control group (p>0.05). There was no statistically significant difference between dietary fiber, vitamin E, thiamine, vitamin B12, vitamin C, calcium, magnesium, potassium and iron intakes (p>0.05). Although significant differences could not be detected in the study, it is assumed that menstrual cycle stages and PMS status may affect nutrient intake and, accordingly, weight control. It is thought that women should be aware of this issue in order to manage the process and nutrition should be planned taking into account the menstrual cycle.

| Başkent Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber |

DSpace software copyright © 2002-2026 LYRASIS

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Send Feedback
Repository logo COAR Notify