Browsing by Author "Kale, Özge"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Item Görme kayıplı bireylerde periferik vestibüler sistemin baş savurma testi (vHIT) ve vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP) ile değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2024) Kale, Özge; Köycü, AlperBu çalışmada, görme kaybı olan bireylerin denge sisteminin analizinde baş savurma testi (vHIT), servikal vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (sVEMP) ve oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (oVEMP) testleri kullanılarak sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya; bilateral az görme tanısı almış 23 birey, bilateral kör tanısı almış 20 birey ve 50 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara, vestibüler sistem değerlendirilmesi amacıyla vHIT, sVEMP ve oVEMP testleri uygulanmıştır. Kontrol grubuna görsel girdinin etkisini değerlendirmek amacıyla standart vHIT’e ek olarak iki koşullu (karanlık ortamda ve hedef olmadan gün ışığında) vHIT yapılmıştır. vHIT yanıtlarında tüm SSK’da çalışma grubuyla kontrol grubunun birbiri arasındaki mukayesesinde VOR kazançlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir ( p<0,001). Kontrol grubunun koşullu üç grubundaki (hedefsiz gün ışığı, karanlık ve standart) vHIT yanıtlarına bakıldığında tüm SSK’da her 3 grubun birbiri arasındaki mukayesesinde VOR kazançlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,001). Çalışma ve kontrol grubunun oVEMP yanıtları karşılaştırıldığında; bilateral az gören grup ile kontrol grubu arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Bilateral kör grupta oVEMP yanıtı elde edilememiştir. Bilateral az gören, bilateral kör ve kontrol grubunun sVEMP yanıtları karşılaştırıldığında; sağ kulaktan elde edilen N23 latans değerinde (p=0,016; p <0,05), sağ kulaktan elde edilen N1P1 latans değerinde (p=0,009; p <0,05) sağ kulaktan elde edilen N1P1 amplitüd değerinde (p=0,006; p <0,05) ve sol kulaktan elde edilen N1P1 amplitüd değerinde (p=0,001; p <0,05) istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Hedefsiz gün ışığı ve karanlık koşullarda elde edilen VOR kazançlarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı daha düşük bulunması, görsel girdinin vestibüler sistem üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu göstermektedir. Bilateral az gören grubun VOR kazançlarının kontrol hedefsiz gün ışığı grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunması hedef olmasa bile gün ışığının var olması VOR kazancında iyileştirici bir etkiye sahip olabileceğini düşündürmektedir. Her ne kadar sağlıklı bireyleri görme yetisinden yoksun bıraksak da VOR yine de sağlıklı grupta anlamlı derecede yüksek bulundu. Bu sonuç sağlıklı gören bireylerde gelişen ortama adaptasyon mekanizması ve kör bireylerin uzun süre görsel girdiden yoksun olması sebebiyle elde edilmiş olabileceği düşünülebilir. Sonuç olarak çalışmamızda, az gören ve kör bireylerde istatistiksel olarak anlamlı elde ettiğimiz düşük VOR kazançları, görsel girdinin vestibüler sistem üzerindeki büyük etkisini göstermiştir. Buna ek olarak, sağlıklı bireylerde üç aşamalı (karanlık, hedefsiz gün ışığı ve standart) uygulamış olduğumuz vHIT sonuçları da bu hipotezimizi desteklemiştir. In this study, it was aimed to compare the balance system of individuals with vision loss with the healthy control group by using the video head impulse test (vHIT), cervical vestibular evoked myogenic potentials (sVEMP) and ocular vestibular evoked myogenic potentials (oVEMP) tests. The study included 23 individuals diagnosed with bilateral low vision, 20 individuals diagnosed with bilateral blindness and 50 healthy individuals. vHIT, cVEMP and oVEMP tests were applied to all participants to evaluate the vestibular system. In addition to the standard vHIT, two-condition vHIT (in the dark and in daylight without a target) was performed on the control group to evaluate the effect of visual input. In vHIT responses, a significant difference in VOR gains was detected in the comparison between bilaterally low vision, bilateral blind and control groups in all SSK (p <0,001). When the vHIT responses in the three conditional groups of the control group (untargeted daylight, darkness and standard) were examined, a significant difference in VOR gains was detected in the comparison of all 3 groups in the entire SSK (p <0,001). When oVEMP responses of the study and control groups were compared; No statistically significant difference was detected between the bilateral low vision group and the control group (p>0,05). No oVEMP response was obtained in the bilaterally blind group. When the sVEMP responses of bilateral low vision, bilateral blind and control groups were compared; N23 latency value obtained from the right ear (p=0,016; p <0,05), N1P1 latency value obtained from the right ear (p=0,009; p <0,05) and N1P1 amplitude value obtained from the right ear (p=0,006; p A statistically significant difference was detected in the N1P1 amplitude value obtained from the left ear (p=0,001; p<0,05). The fact that the VOR gains obtained in untargeted daylight and dark conditions were statistically significantly lower than the control group suggests that visual input has a significant effect on the vestibular system. The statistically significant lower left anterior SSC VOR gains and right posterior SSC VOR gains of the bilateral low vision group compared to the control untargeted daylight group suggests that the presence of daylight even in the absence of a target may have an improving effect on VOR gain. Although we deprived healthy individuals of their vision, VOR was still significantly higher in the healthy group. This result may be attributed to the adaptation mechanism developed in healthy sighted individuals and the prolonged absence of visual input in blind individuals. In conclusion, in our study, the large effect of visual input on the vestibular system was explained by the statistically significant low VOR gains in low vision and blind individuals. In addition, the results of our three-stage (dark, untargeted light and standard) vHIT in healthy subjects also supported this hypothesis.Item Karotis arter stenozu olan hastalarda tinnitusun değerlendirilmesi(Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Kale, Özge; Büyüklü, Adnan FuatKarotis arter stenozu, kranial iskemik enfarkt oluşumuna ve inme gelişimine neden olabilen, önemli bir tıkayıcı arter hastalığıdır. Karotis arter stenozunda tanı yöntemleri olarak; ultrasonografi, manyetik rezonans anjiografi, bilgisayarlı tomografi ve bilgisayarlı anjiografi kullanılmaktadır. Ultrasonografinin yaygın kullanımının artması ile birlikte karotis stenozlarının tespit edilme oranı paralel ölçüde artmakta olup, risk faktörü olarak da öneminin daha da belirginleştiği görülmektedir. Tinnitus, vücut dışında bir ses kaynağından bağımsız olarak hissedilen, devamlı veya aralıklı olabilen zil sesi, vızıltı, ıslık sesi, cıvıltı, tıslama, uğultu ve benzeri şekillerde seslere benzetilerek ifade edilen seslere denilmektedir. Tinnitusun mekanizması literatürde ve yapılan çalışmalar sonucunda tam olarak açıklanamamakla birlikte, işitsel sistemdeki anatomik ve fonksiyonel değişiklikler sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Tinnitusun çeşitli klasifikasyon tipleri mevcuttur ve literatürde tinnitus, subjektif ve objektif tinnitus olarak iki grupta incelenmektedir. Subjektif tinnitus nedenleri; otolojik, merkezi sinir sistemi hastalıkları, metabolik, farmakolojik, psikolojik olarak sınıflandırılmaktadır. Objektif tinnitus nedenleri ise; vasküler anomaliler ve nöromüsküler anomaliler olarak gruplandırılmaktadır. Karotis stenozu, vasküler anomalilerden kaynaklanan arteriyel gürültü grubunda yer almaktadır. Buradan yola çıkarak; çalışmamızın amacı, karotis stenozu olan hastalarda tinnitus bulgularını araştırmaktır. Çalışmaya 20 hasta katılmıştır. Tüm katılımcılara; odyometri testi, timpanometri testi, tinnitus şikayeti olan katılımcalara bu testlere ilave olarak, Tinnitus Handikap Envanteri ve Görsel Analog Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 20 karotis stenozu hastasının %75‘inin (n=15) tinnitus şikayeti yok iken, %25‘inde (n=5) tinnitus Ģikayetinin olduğu tespit edilmiştir. Tinnitus şikayeti olan 5 hastanın %40‘ının (n=2) sağ kulakta tinnitus tariflediği, %60‘ının (n=3) ise sol kulakta tinnitus tariflediği saptanmıştır Carotid artery stenosis is an important occlusive artery disease that may cause cranial ischemic infarct formation and stroke development. As diagnostic methods in carotid artery stenosis; ultrasonography, magnetic resonance angiography, computed tomography and computed angiography are used. Since the widespread use of ultrasonography, the rate of detection of carotid stenosis has increased and its importance as a risk factor has become more evident. Tinnitus is the sound sensed without a source outside the body in the form of ringing, buzzing, whistling, chirping, hissing, humming, etc. which may be continuous or intermittent. Although the mechanism of tinnitus is not fully explained, it is thought to be due to anatomic and functional changes in the auditory system. There are various types of classification of tinnitus and in the literature, tinnitus, examined in two groups as subjective and objective tinnitus. Causes of subjective tinnitus are classified as; otologic, central nervous system diseases, metabolic, pharmacological and psychological. The causes of objective tinnitus are; vascular anomalies and neuromuscular anomalies. Carotid stenosis is located in the arterial noise group orginating from the vascular anomalies. Based on this; The aim of this study was to investigate the symptoms of tinnitus in patients with carotid stenosis. 20 patients participated in the study. Participants; audiometry test, tympanometry test especially patients which complaint in tinnitus, Tinnitus Handicap Inventory and Visual Analog Scale were applied. In the study group, 75% of 20 patients with carotid artery stenosis (n = 15), whereas no tinnitus in 25% (n = 5) were found to be of tinnitus. Tinnitus in 5 patients of the 40% (n = 2) is described a right ear tinnitus, 60% (n = 3) were found in the left ear tinnitus recipes.