Browsing by Author "Güven, Kudret"
Now showing 1 - 10 of 10
- Results Per Page
- Sort Options
Item Evlilik birliğinin hakimin müdahalesi yoluyla korunması(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) Şenyuva, Ardahan; Güven, Kudretİnsan hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren aile içerisinde yaşamaya başlar ve yaşamının büyük bölümünü aile içerisinde sürdürür. Toplumsal yaşama aile içerisinde aldığı eğitim ve terbiye ile dahil olur. Aile, taşıdığı bu toplumsal önem nedeniyle, hukuk düzenlerinin daima yakından ilgi gösterdiği bir kurum olmuştur. Dar anlamda aileyi oluşturan evlilik birliğinin korunmasında, aile bireylerinin olduğu kadar toplumun da büyük menfaati vardır. Bu nedenle, Aile Hukukunun ilk ve en önemli kaynağı olanTürk Medeni Kanunu başta olmak üzere, mevzuatımızda evilik birliğini koruyucu birçok hükme yer verilmiştir. Bu hükümlerin amacı, evlilik birliğinin yürütülmesi esnasında ortaya çıkan sorunların, boşanma veya ayrılık aşamasına gelinmeden çözülerek birliğin mümkün olduğunca devamını sağlamaktır. Çalışmamızın konusunu, evlilik birliğini koruyucu hükümlerin incelenmesi oluşturmaktadır. Temel olarak üç ana bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde; aile, evlilik birliği ve devlet-aile ilişkisi kavramları üzerinde durulmuş, ikinci bölümde Türk Medeni Kanununun “Birliğin Korunması” başlıklı 195 vd. maddelerinde yer verilen hükümler, üçüncü bölümde de aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla özel olarak hazırlanmış bulunan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun koruyucu tedbirlere ilişkin hükümleri inceleme konusu edilmiştir. A humanbeing is born within a family and lives in a family. He/she becomes a part of social life with manners and values earned within the family. Therefore, the family has always been of legal significance. The society at large has also certain interest in the preservation of matrimonial unity, as well as the spouses themselves. Therefore, the legislation have numerous provisions on the preservation of matrimonial unity, starting with the foremost source of Family law; the Turkish Civil Code. The purpose of these provisions ıs to maintain the matrimonial unity in case of potential conflict and to avoid a divorce or seperation. The subject of this study is the evaluation of the provisions on the preservation of the matrimonial unity. The study consists of three main parts: starting with in detail analysis of the concepts of family, matrimonial unity and state-family interaction. Secondly, the provisions under 195th and following articles titled “Preservation of Unity” are evaluated. Finally, the provisions with regard to preservation under Law on Protection of Family no. 4320, which was enacted specially for the prevention of domestic violence is further assessed.Item Genel işlem koşullarının denetimi(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Tunçsiper, Yiğit; Güven, KudretTürk hukukunun gelişmelerini takip edip güncel düzenlemelerini örnek aldığı ve çağdaş hukuk sistemleri içerisinde özgürlükçü olarak bilinen Batı hukukunda uzun yıllardır yer alan ancak bizim mevzuatımıza tam anlamıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 1 Temmuz 2012 yılında dâhil olan genel işlem koşullarına dair düzenlemeler, özel hukuk alanına hâkim olan sözleşme özgürlüğü ve bozulan taraf eşitliğinin tekrar tesisi amacıyla getirilen ve zayıfların korunmasına hizmet eden hükümlerdendir. Gerçekten de genel işlem koşullarına dair en ayrıntılı düzenlemeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20-25.maddeleri arasında yer almıştır. Ancak birtakım özel kanunlarda da genel işlem koşulları ile ilgili özel düzenlemeler mevcuttur. Çalışmamızda, öncelikle konu ile bağlı kalarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda yer alan düzenlemelerden; ardından gerek duyuldukça diğer özel kanunlar ve Alman Medeni Kanun’u hükümlerinden faydalanılmıştır. Zira Alman Medeni Kanun’u, genel işlem koşullarına dair düzenlemelerin çıkış noktası sayılmakla beraber kanunumuzda yer alan ayrıntılı düzenlemelerin de kaynağını teşkil etmektedir. Özetle tezimizde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20-25 arasında düzenlenen Genel İşlem Koşullarının yorum denetimi, yürürlük denetimi, içerik denetimi ve idari denetim konuları detaylı incelenmiştir. The most detailed regulations are taking part in Turkish law with the acceptance of Code of Obligations no. 6098 which is registered to our system in 1st July 2012. In my dissertation, the regulations in the Turkish code of obligations, the related private law topics and German civil law rules that are related with the 6098th code of obligation. As the German civil law is being accepted as the starting point of the standartized terms of contract in law, it is used in the disseration for theoretical analysis. To conclude, in the dissertation, contents between 20th and 25th topics of Turkish Code of Obligations no. 6098 is detailly analyzed with their content audit, operational and validity controls and administrative audit perspectives.Item Hava ve uzay hukukunda ticari hizmetlerden doğan hukuki sorumluluk(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2019) Kurtuluş, Dilek Funda; Güven, KudretSon dönemlerde özel şirketler tarafından uzaya seyahatler düzenlenmeye başlanmıştır. Bu durum uzay turizmi ile uzay turisti, uzay katılımcısı veya uzay yolcusu gibi kavramların doğmasına sebep olmuştur. Bir uzay aracı ile seyahat eden uzay yolcusunun uğradığı zarardan doğan sorumluluğun tazmini konusu öğretide tartışmalıdır. Uzay cisminde bulunan uzay yolcusuna, yeryüzünde, hava sahasında veya uzayda başka bir fırlatan devletin uzay aracının çarpması halinde söz konusu zararı veren Fırlatan Devlet’in veya Uluslararası Örgütün uluslararası sorumluluğu doğacaktır. Oysa uzay cisminde bulunan uzay yolcusuna fırlatma esnasında, uzayda veya Dünya’ya dönüşü sırasında herhangi bir zararın gelmesi durumunda uzay yolcusunun içinde bulunduğu uzay cismini “Fırlatan Devletin” sorumluluğuna Sorumluluk Sözleşmesi’nin 7. maddesi gereği gidilemeyecektir. Sorumluluk Sözleşmesi Fırlatan Devletin vatandaşlarına ve fırlatma anından itibaren uzay cisminin inişine kadar uzay cismini çalışmasına katılan yabancı ülke vatandaşlarına uygulanmamaktadır. Bu durumda olan ve zarar gören uzay yolcuları ancak fırlatan devletin iç hukuk yollarına başvurarak zararlarını tazmin edebileceklerdir. Türkiye’de de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca hazırlanan “Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı)” Bakanlar Kurulu’nca 13.02.2017 tarihinde TBMM’ye sunulmuştur. Bu tasarı kanunlaşmamıştır. Bunun yerine, 13 Aralık 2018 tarihinde 30624 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23 nolu “Türkiye Uzay Ajansı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile Türkiye Uzay Ajansı kurulmuştur. Ne kararnamede ne de kanun tasarısında her ne kadar hüküm bulunmayan hallerde Türk Sivil Havacılık Kanunu (TSHK)’nun uygulanacağına dair bir hüküm bulunmasa da TSHK’nın sorumluluk hükümlerinin ulusal Uzay Hukuku’na uygulanmasından daha uygun bir yaklaşım yoktur. Ayrıca uzay araçları havalanabildikleri ve havada seyredebildikleri için atmosferde (hava sahasında) bulundukları sürece TSHK bakımından da hava aracı sayılmaktadır. Bu sebeple çalışmada iç hukukta uygulanması gereken kuralların düzenlenmesine ışık tutmak adına Hava Hukuku’nun ticari hizmet faaliyetleri ile ilgili hukuk kurallarına da başta TSHK olmak üzere değinilmiştir. In recent years, travels to space by private companies have started to be organized. This has led to the creation of concepts like space tourist, space participant or space traveler with space tourism. The rewards of responsibility for damage caused by a spacecraft to a space participant is a subject of discussion in the literature. The international liability of the Launching State or the International Intergovernmental Organization will result in the case of a damage given to a space participant in a space object of another launching state either on the surface of the earth, in air or in space. However, in the event of any damage to space passenger in the spacecraft during the launch of the spacecraft, in the space, or in the descent phase to the Earth, the space passenger shall not be subject to the 7th Article of the Liability Agreement for the responsibility of its own "Launching State". The Liability Convention does not apply to nationals of the launching State and to foreign nationals participating in space operations from the moment of launching to the descent of space object. In this case, the space passengers will only be able to compensate their damages by resorting to local remedies. In Turkey, Ministry of Transport, Maritime Communications prepared "Draft Law of Turkey Space Agency Establishment and Regulation of Space Activities (Turkey Space Law Draft)" which was submitted to parliament by Board of Ministers on 13.02.2017. This draft law has not been enacted. Instead, on 13 December 2018, Turkey Space Agency was established with "Turkey Space Agency on Presidential Decree" no. 23 published in the Official Gazette numbered 30624. In neither the decree nor the draft law, there is no provision that in cases where there are no provisions, the Turkish Civil Aviation Law (TSHK) should be applied, there will not be any more appropriate approach than applying TSHK's liability provisions to national Space Law. In addition, the space vehicles which could takeoff and cruise in the air, as much as they are in the atmosphere (airspace) they are counted as air vehicles by the provisions of THSK. For this reason, in order to clarify on the regulation of the rules that should be applied in domestic law, the provisions related to commercial service activities of Air Law are mentioned paying attention to provision in TSHK.Item Hekimin estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanan hukuki sorumluluğu(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Sayın, Kaan; Güven, KudretBu çalışmada, hekimin estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanan hukuki sorumluluğu ele alınmıştır. Hekimin hukuki sorumluluğu, sağlık hukuku alanında önemli bir yer edinmektedir. Estetik amaçlı tıbbi müdahale ise, diğer tıbbi müdahalelere nazaran özellik arz eden ve farklılık gösteren bir işlem türüdür. Tıp bilimi ve sağlık hukukunda önemli birer yeri olan bu kavramlardan ise çalışmamız meydana gelmiştir. Çalışmamızda ilk olarak, konuyla ilgili temel kavramlar incelenerek, hasta ile hekim arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinden bahsedilmiştir. Ardından, hekimin estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun kapsamı ve özellikleri ele alınmıştır. Son olarak ise, hekimin hukuki sorumluluğunun sonuçları incelenmiştir. In this study, the legal responsibility of the physician arising from the medical intervention for aesthetic purposes was discussed. The legal responsibility of the physician has an important place in the field of health law. Aesthetic medical intervention is a type of procedure that differs from other medical interventions and has specialty. Our study has emerged from these concepts which have an important place in medical science and health law. In our study, firstly, the basic concepts related to the subject are examined and the legal quality of the relationship between the patient and the physician is mentioned. Then, the scope and characteristics of the legal responsibility of the physician resulting from aesthetic medical intervention were discussed. Finally, the results of the legal responsibility of the physician were examined.Item Joint venture sözleşmelerine konu iş ortaklıklarının hukuki niteliği ve yapısı(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Ertaş, Alican; Güven, KudretKüresel değerler, toplumların sosyolojik ve kültürel birikimlerini etkisi altına aldığı gibi ticari birikimleri üzerinde de büyük yenilikleri beraberinde getirmektedir. Teknoloji ve yatırım olgularının alanlar arası bir boyuta kavuşması, piyasalardaki mal ve hizmet ihtiyacının günden güne artmasına neden olmaktadır. Bunun için, bilgi, sermaye ve alan hâkimiyetinin bir araya getirilmesi adına çeşitli ortaklık yöntemleri benimsenmektedir. Bu yöntemlerden en sık rastlanılanlardan biri ise Joint Venture sözleşmelerine konu iş ortaklıklarıdır. Günümüzde uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren çeşitli konular bakımından birbirini tamamlayıcı nitelikte olan taraflar, sermayeleri ile ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelerek pazara erişim ve himaye gücünü artırma yoluna gitmektedir. Zira müşterek iş ortaklığı, ortak girişim, müşterek girişim, ortak teşebbüs veya müşterek teşebbüs olarak da adlandırılan bu ortaklık türünde üstlenilen risk paylaşılmakta; teknik, mali ve ticari anlamda adeta bir birliktelik yaratılmaktadır. Ülkemizde daha çok inşaat, petrol, maden ve yatırım alanında kendini gösteren bu ortaklıklara ilişkin genel çerçevede adi ortaklık hükümleri uygulanırken birtakım istisnai düzenleme de mevcuttur. Nihayet, anılan çalışmada Joint Venture sözleşmelerine konu iş ortaklıklarının unsurları irdelenerek çalışmaya konu iş ortaklığı türünün benzer sözleşmelerle karşılaştırılması yapılmıştır. Ortak girişimlerin kuruluş şekli, çalışma alanları ve nitelikleri ile tabiiyetleri bakımından bir araya gelmeleri, hukuki niteliği ve yapısı, yönetim ve temsili ile sonra ermesi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Öğretide hâkim olan görüşler, çeşitli yargı kararlarıyla tartışılarak desteklenmiştir. Global values are influencing the sociological and cultural accumulations of societies as well as bringing great innovations on their commercial capitals. Inasmusch as the technology and investment reach an inter-enterprise dimension, this causes an increase of demand on needs and services day by day. Thus, in order to gather capitals and the field force, various methods of partnerships are being adopted by investors. Within this scope, joint venture agreements are one of the most frequently used partnerships methods. Contracting parties who complete each other with practice and technical knowledge required for various topics, convene with their stocks and a common aim supposing to procure market access and increase of patronage. By this way, risk sharing and technical, financial and commercial gathering would be provided. In our country, joint ventures which the clauses for ordinary partnerships are applied, assert mostly in constructing, petroleum, mining and investing industries. In this study the legal elements of joint venture agreements and the comparison of similar contracts were examined. The formations, fields of studies, qualifications, legal characteristics, and management of joint ventures were also discussed doctrinally with court orders in details.Item Kadına karşı şiddetin önlenmesinde mağdur ve 3. kişilerin talep hakları(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Berberoğlu, Alihan; Güven, KudretDünyada kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Şiddet, fiziksel özellik fark etmeksizin bütün dünyada karşılaşılan bir insan hakkı ihlalidir. Aile içi şiddet genel olarak kadının erkek tarafından maruz kaldığı şiddet biçiminde görülmektedir. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı kadına yönelik şiddetin temelini oluşturmaktadır. Bu sorun, aile içi mahremiyet olarak görüldüğünden, konuya ilişkin çalışmalar ve alınan önlemler yetersiz kalmıştır. Bugüne gelindiğinde ise bilginin yayılımı sebebiyle bu anlayış, yerini korunma ihtiyacına bırakmış ve gerekli düzenlemeler daha hızlı yapılmaya başlanmıştır. Yeterli çalışmaların yapılabilmesi için toplumsal olarak bu sorunun daha derinlemesine incelenmesi, sorunun kaynağının tespit edilerek çözüme yönelik yapılacak yeni çalışmaların ortaya konması gerekmektedir. Violence against women become widespread social problem in the world. Violance is abuse of the human right all around the world regardless of physical characteristics. Domestic violance occurs in the form of violance against women. Gender discrimination creates source of violance against women. But there has been insufficient work and regulations because of this problem percivied as family privy. Today with spread of knowledge this mentality leaves to guardian requirement and required regulations are made faster. For adequate work all society must investigate deeply this problem and determine the crux of the problem what should be done new work solution for this problemItem Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında kişilik haklarının korunması(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Becer, Begüm; Güven, Kudretİnsan sosyal bir varlık olması nedeniyle gerek fiziksel gerek duygusal varlığını sürdürebilmesi için diğer insanlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç insanları topluluk halinde yaşamaya yönlendirmiştir. Sürekli etkileşim içinde olan insanlar, topluluktaki diğer insanlarla ilişkilerinin özelliklerine göre paylaşım içinde olurlar. “Diğer” insanları merak etme ve onlar hakkındaki bilgileri öğrenme isteği insan var olduğundan beri var olan bir duygudur. Bu merak sonucunda yapılan paylaşımlarla bilgiler değiş tokuş edilir. Bilgilerin çoğu bir insanla ilişkilendirilebilen bilgilerdir. Bir başka deyişle, bu bilgileri elde eden kişi bilginin ait olduğu kişiyi tespit edebilmektedir. Günümüzde belirli ya da belirlenebilen bir kişi ile aralarında ilişki kurulabilen bu bilgiler “kişisel veri” olarak adlandırılmaktadır. Özellikle bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle internetin daha çok kullanıcıya ulaşması, kullanım alanı ve amacının genişlemesi ve değişmesi ile insanlar arasındaki bilgi paylaşımı farklı ve karmaşık boyutlara ulaşmıştır. İnsanlar önceleri kendi aralarında konuştukları, sadece birkaç kişi arasında yayılabilen bilginin yayılma hızını, yöntemini ve bilginin ulaştığı kişileri kontrol edemez hale gelmiştir. Bu durum sadece insanlar arasındaki ilişkiler bağlamında değil, insan ve kurumlar hatta devlet arasındaki ilişkide de ortaya çıkmıştır. Devletlerin çeşitli nedenlerle kişilerin bilgilerini toplamaya başlaması, bilgilerin korunması ve yayılma hızının kontrol edilememesi kaygısını oluşturmuştur. Bu durum kişisel verilerin korunması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kişisel verilerin korunması, verinin korunması değil, veri ile ilişkilendirilebilen insanın kişiliğinin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması kişinin verisi üzerindeki hakimiyetini geri kazanmasını ve verisinin geleceğini belirleyebilmesini sağlayarak bireysel özerkliğin korunmasına hizmet eder. Bu kapsamda kişilik değerleri ve kişisel verilerin korunması arasında yakın bir ilişki vardır. Kişisel verilerin korunması kişiliğin korunmasının bir parçasını oluşturmaktadır. Kişisel verilerin uygun olmayan şekilde kullanılması kişilik haklarına hukuk dışı müdahaledir. Genel hükümler kapsamında korunan kişilik hakkı ve değerlerine, teknolojik gelişmelerle birlikte yapılan müdahalenin çeşitlenmesi ve çoğalması nedeniyle teknolojik gelişmelerle uyumlu, güncel ve daha etkin bir koruma sağlanabilmesi adına özel bir kanuna ihtiyaç duyulmuştur.Çalışmamızda kişilik hakkı ve kişisel veriler arasındaki ilişki incelenmiş, kişiliğin ve kişisel verilerin Türk Hukuku’nda Anayasa, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında korunması konusu ele alınmıştır. Daha sonra kişilik hakkının korunmasının bir parçasını oluşturan kişisel verilerin korunması hakkının etkin bir şekilde sağlanabilmesi adına kabul edilen özel kanun olan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki koruma ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kişiliğin korunmasında alternatif bir yol olmadığı, günümüz koşullarına uyum sağlayabilen özel hükümler içeren, özel hayatın gizliliği konusunu öne çıkaran, etkin bir koruma sağlaması nedeniyle genel hükümleri desteklediği ve bu bağlamda genel hükümlerle tesis edilen korumaya ek koruma sağladığı görüşü desteklenmiştir. Persons need others due to their social nature in order to survive both physically and mentally. This kind of need leads the humankind to live in communities. People that are connected with each other all the time, probably share some information regarding their type of relationship. Wondering “the others” and wanting to know about them are basic emotions that are vital since the existence of humankind. As a result of this emotions, people exchange different kinds of information through this interaction. Many of this information relate to an identified or identifiable living individual. In other words, a person who has this kind of information is able to indentify the data owner. This kind of information, which can be relatable to an identified or identifiable living individual, is determined as “personal date” in todays world. Especially, as a result of technological developments, increase in internate useage, extension and change of its utilization area and purpose, information exchange processes between people have changed and become varied. In this circumstances, people cannot control circulation of information, which people can achieve this information and the speed of data transmission as they did before. This kind of matter is not only related with data exchange between people, but also valid for people’s relationship with corporations and even countries. Countries’ collecting some personal data for different executive purposes causes some concerns on data protection. As a consequence of that, a need for personal data protection shows up. The purpose of data protection is not only about providing the confidentiality of data itself, but to protect the individual by securing its personality rights. Data protection provides self determination by giving chance the data owner to undertake the control of its own data, determine the future of them and to state in what extent the shared information can be used by third parties. Within this scope, it is clear that there is a relation between personal data protection and personality rights. Personal data protection has a major role in securing personality rights. Inappropriate collection and misusage of personal data generally cause an unlawful act which is probably ends with an infringement of personality rights. As it is mentioned above, in consequence of technological developments attacks from third parties to personal values and personality rights, which have already been protected in the means of general terms, increase and become varied. Therefore, an up-to-date and efficient law which is also in compliance with technological changes, is needed. In this study, the relation between personality rights and personal data protection concepts is viewed. Protection of these two concepts provided due to Turkish Legistation is also evaluated, considering the Constitituon of the Republic of Turkey, Turkish Civil Law and Turkish Law of Obligations. In Addition, the Law on the Protection of Personal Data No. 6698, which is the very first and comprehensive law regarding personal data protection concept, is analysed within details by means of procurement of personality rights To conclude, it is stated that The Law on the Protection of Personal Data provides an additional protection to the general terms rather than ensuring an alternative protection method. It is important for being the specific first code in this field and providing compliance with technological changes and increasing the confidentially of data exchanged.Item Mesafeli elektronik sözleşmelerde tüketicilerin kişisel verilerinin korunması(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Halacıoğu, Dila Nur; Güven, KudretKişisel verilerin korunması, uluslararası ve ulusal düzenlemelerde yer alan bir alandır. Belirli ya da belirlenebilen bir kişi ile aralarında ilişki kuran bu bilgiler “kişisel veri” olarak tanımlanır. Kişisel veriler, özellikle teknolojinin gelişmesi ve farklı platformların ortaya çıkması ile birlikte daha kapsamlı bir şekilde korunmaya muhtaç hale gelmiştir. Günümüzde ticaretin, elektronik alana taşınması ile birlikte, elektronik ortamda veri oluşturma çoğalmıştır. Güçsüz konumdaki tüketiciler nezdinde elektronik ortama veri aktarmanın artması ile birlikte tüketiciler kişisel verileri nezdinde korunmaya daha çok ihtiyaç duymaktadır. Tüketiciler, web sitesi aracılığı ile gerçekleştirdikleri mesafeli elektronik sözleşmeler ile birlikte isimleri, adresleri, kredi kartı bilgileri dahil olmak üzere birçok kişisel veriyi esasen elektronik ortama aktarırlar. 6698 sayılı KVKK’ da veri sahiplerinin ve veri sorumlularını hakları ve yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler yer alır. Bunun yanında veri sahibi olarak tüketicilerin, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun nezdinde de korunması gerekir. Protection of personal data is an area included in international and national regulations. This information, which establishes a relationship with a specific or identifiable person, is defined as "personal data". Personal data has become in need of more comprehensive protection, especially with the development of technology and the emergence of different platforms. Today, with the transfer of commerce to the electronic field, data creation in the electronic environment has increased. With the increase in data transfer to electronic media among powerless consumers, consumers need more protection in their personal data. Consumers essentially transfer many personal data, including their names, addresses, credit card information, to electronic media, together with the distance electronic contracts they carry out through the website. In the KVKK numbered 6698, there are regulations regarding the rights and obligations of data owners and data controllers. In addition, as data owners, consumers must also be protected under the Consumer Protection Law no. 6502.Item Ticaret hukukunda güncel gelişmeler(2016) Güven, KudretItem Türkiye ve Avrupa Birliği elektrik piyasalarında tüketici hakları ve emisyon tahsisi ile YEK-G belgesinin hukuki Niteliği(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Uyar, Nurcan; Güven, KudretTürkiye ve AB gelecek beş ve on yıllık hedeflerinin yanı sıra 2050’deki hedeflerini de ortaya koymaktadır. Bu hedeflerde çevreyle dost, tüketici odaklı, herkesin sorumluluk üstlendiği, gelişmiş teknolojiye ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir toplum inşa etmek yer almaktadır. Bu çalışmada, elektrik piyasasının değişen yapısı tarihsel olarak inceledikten sonra bu yapının günümüzdeki durumu, piyasadaki roller ve sorumluluklar ile piyasa oyuncularının görevi ve tüketiciye sunulan sözleşmeler hukuki açıdan incelenmiştir. Bunun yanı sıra AB elektrik direktiflerinin hükümleri ve tüketici direktiflerinde yer alan elektrik piyasası ile ilgili kavram ve kurumlara yer verilmiştir. Elektrik piyasasında “tüketici” kavramı ve tüketicilerin hakları, elektrik piyasası mevzuatı ve TKHK kapsamında ele alınmıştır. Türkiye’de Enerji Verimliliği Eylem Planı ve Yeşil Mutabakat Eylem Planı ile hedeflenen, sıfır karbon salınımını öngören ve tüketiciyi içine alan düzenlemelerin hayata geçirilmek istendiği görülmektedir. Bu kapsamda, Kyoto Protokolü ile ortaya çıkan karbon salınımını azaltan mekanizmalar ile emisyon ticaretine konu emisyon tahsislerinin (allowances) hukuki niteliği Türk ve AB mevzuatı kapsamında incelenmiştir. Ayrıca “Fit for 55” ile 2050’de karbon - nötr bir toplum yaratma fikriyle ortaya çıkan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının (Carbon Border Adjustment Mechanism) etkisi ve Türkiye’nin Yeşil Enerji Mutabakatı ile ortaya konulan yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin belgelenmesine ve ticaretine yer verilmiştir. Türkiye and EU present their targets for 2050 alongside their targets for the next five and ten years. These goals include building an environmentally friendly and consumer-oriented society based on advanced technology and renewable resources, where everyone takes responsibility. In this study, after examining the changing structure of the electricity market historically, the current status of this structure, the roles and responsibilities in the market, the role of market players and the consumer's position in the market have been legally examined. On the other hand, provisions of the EU’s Electricity and Consumer Directives have been examined. The concept of "consumer" in the electricity market and the rights of consumers are discussed pursuant to the electricity market legislation and CPL (Consumer Protection Law). In Türkiye, it is seen that the regulations, which are targeted by the Energy Efficiency Action Plan and the Green Deal Action Plan, foresee zero carbon emissions and cover the consumer have been intended to be implemented. In this context the mechanisms, which reduce carbon emissions, introduced by the Kyoto Protocol, the legal characteristics of allowances related to emissions trading have been examined within the scope of Turkish and EU legislation. In addition, "Fit for 55", the effect of the Carbon Border Adjustment Mechanism, which emerged with the idea of creating a carbon-neutral society in 2050, and the documentation and trade of electricity produced from renewable energy sources as set out in Türkiye's Green Deal, have also been included.