Repository logo
Communities & Collections
All of DSpace
  • English
  • العربية
  • বাংলা
  • Català
  • Čeština
  • Deutsch
  • Ελληνικά
  • Español
  • Suomi
  • Français
  • Gàidhlig
  • हिंदी
  • Magyar
  • Italiano
  • Қазақ
  • Latviešu
  • Nederlands
  • Polski
  • Português
  • Português do Brasil
  • Srpski (lat)
  • Српски
  • Svenska
  • Türkçe
  • Yкраї́нська
  • Tiếng Việt
Log In
New user? Click here to register.Have you forgotten your password?
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "İçağasıoğlu Çoban, Arzu"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 10 of 10
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Thumbnail Image
    Item
    Aile içi şiddet nedeniyle kadın konukevinden hizmet alan şiddet mağduru kadınlar ile kuruluşta görev yapan meslek elemanlarının kadın konukevi hizmetlerine ilişkin değerlendirilmeleri: Ankara örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014) Yalçın, Melike; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Kadına yönelik aile içi şiddet olgusu günümüzde toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmakta, bu bağlamda mevcut sorunun çözümüne yönelik devlet politikaları ve sunulan hizmetlerde değişim ve dönüşümlere gidilmektedir. Ancak, uzun vadede verilen hizmetlerin ne ölçüde yarar sağladığına ilişkin gerçekleştirilen çalışmalar yok denecek kadar azdır. Türkiye’de şiddete uğrayan kadınlara yönelik verilen hizmetlerin en önemlisi kadın konukevi hizmetidir. 1990’lı yıllardan itibaren ülkemizde kadın konukevleri hizmet vermeye başlamış olup günümüze kadar sayıları giderek artmıştır. Ancak söz konusu kuruluşların ihtiyaca cevap verecek yeterlilikte sayıya ulaşması hedeflenirken, mevcut hizmetlerin neler olduğu ve verilen hizmetlerin yeterliliğinin hem hizmet alanlar hem de hizmeti sunanlar açısından ele alınıp değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma ile Ankarada Bakanlık ve yerel yönetimlere bağlı toplam altı kadın konukevlerinden hizmet alan 107 şiddet mağduru kadın ile konukevlerinde görev yapan 10 meslek elemanının kuruluşta verilen hizmetlere ilişkin değerlendirmelerinin neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma bir değerlendirme araştırması olup veriler nitel ve nicel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Konukevinden hizmet alan kadınlar, düşük sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyine sahip, genellikle eşlerinden şiddet görmeleri nedeniyle konukevi hizmetine ihtiyaç duyan kadınlardır. Söz konusu kadınlar %46,7 oranı ile en çok 0-3 ay arası kuruluşta kalmaktadırlar. Kadınlar kuruluşta bulunan meslek elemanları ile ilişkilerini oldukça iyi olarak değerlendirmişlerdir. Araştırmaya katılan kadınların %74,8’si kuruluşun fiziksel özelliklerinden memnun olduğunu ifade etmiştir. Kadınlar kuruluşta verilen hizmetlerden en çok %86,9 ile güvenlik hizmetini, %72,9 ile barınma hizmetini ve %63,6 ile hukuki destek hizmetini yeterli bulduklarını belirtmişlerdir. Bahse konu kadınlar en çok %36,4 oranı ile mesleki eğitime destek hizmetinden yararlanmadıklarından bahsetmişlerdir. Kuruluşta görev yapan meslek elemanlarının beşi kadrolu, ikisi özel hizmet alımı ve üçü ek ders ücreti karşılığı çalışmaktadır. Meslek elemanlarının tümü aldıkları maaşı yetersiz bulmaktadırlar. Genel olarak yaptıkları işi sevmekte ancak mesleki doyum sağlayamadıklarını düşünmektedirler. Söz konusu kişiler görev yaptıkları kuruluşlarda yeterli sayıda meslek elemanı bulunmadığını, fazla iş yükleri olması nedeniyle mesleki çalışmalarını yerine getiremediklerini, hizmet içi eğitim ve süpervizyon desteğine ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir. Kadına yönelik şiddet alanındaki mevzuatın uygulanmasında sorunlar yaşadıklarını, özellikle kadınların beraberinde bulunan çocuklarının gizliliğinin sağlanmasında sıkıntılar yaşadıklarından bahsetmişlerdir. Çalıştıkları konukevlerinin salt barınma hizmeti sunduğunu, ancak kadınların güçlenmeleri için gereken psikolojik destek, geçici maddi yardım, mesleki eğitime destek, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlere ilişkin hizmetlerin sağlanması konusunda yetersiz kaldıklarını belirtmişlerdir. Bakanlığa ve yerel yönetimlere bağlı konukevleri arasında işleyiş yönünden farklılıklar bulunduğunu da ifade etmişlerdir. Today, we facing through the incidence of domestic violence against women as a social problem and in this context, for the solution of this problem, government policies and changes in services are being made. However, almost no conducted studies that regarding to provide long-term benefits for measure the extend of this kind of services. The women shelters service is the most important service that provided to women in Turkey. Since the 1990's, in our country, the women shelters services has begun and had increasing number till today. However, while aiming to make number adequacy of these services, it is important to evaluate and discuss in terms of both service suppliers and people that use services. In this study, it has tried to determine that the evaluation of the services based on the views of 107 women who were victim of domestic violance and 10 staff of the shelters that bounded to Ministry and the local government in Ankara. This study is an evaluation research, the data was obtained using the qualitative and quantitative methods. The women that need service from shelters are often with low socio-economic and educational levels and they also need the service due to violence from their husbands. Said women in the organization with the highest rate that %46,7 remain with 0-3 months. Women have evaluated their relations with professional staff as pretty good. %74,8 of the women participating in the study stated that the organization is satisfying with the physical properties. Women stated also the most adequate service is the security service with %86,9 rate, after that the second adequate service stated by women participating with %72,9 rate that shelter services and the third most adequate service for women in organization is stated that legal support services with %63,6 rate. These services stated by the women are the most adequate services. On the other hand, the women stated that the least beneficial service is vocational education support service with %36,4. In the organization, there are five permanent professional staff, two of them are from special service procurement and the three of them are working for additional courses pay. The all staff finds their salary are inadequate. Overall, they love the work they do in, but they think they can not to provide professional satisfaction. The people in staff have stated that they need to support in-service training and supervision because of the inadequacy of number in professional staff with also they stated they can not fulfill their professional work due to the higher workload. They also stated the issues they live that implemention of legislation in the field of violence against women especially in the provision of children of women's privacy. The professional staff in organization stated the shelter is only providing the shelter services to women that are victims of domestic violence, but psychological support for women's empowerment, temporary financial assistance, support on vocational training, social, artistic and sporting activities are stated by staff as inedaquate. They have also expressed that the differences in terms of operations in guesthouses between bounded with Ministry and local government.
  • Thumbnail Image
    Item
    Belediye madde bağımlılığı merkezlerinin çalışmalarının değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Yıldız, Mustafa Ozan; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Madde bağımlılığı ve sonuçları, insan sağlığını olumsuz etkileyen birçok durumun aksine, sadece madde bağımlısı kişiyi etkilemez. Madde bağımlılığı, bir halk sağlığı sorunu ve sonuçları toplumun her tabakasına etki eden, toplumsal bir olgudur. Bu sebeple madde kullanan kişilerin yalnızca bireysel tedavi görmesi sorunun çözümü için yeterli değildir. Madde kullanımını azaltacak hizmetler kadar koruyucu önleyici çalışmalar da en az tedavi kadar önem arz etmektedir. Son yıllarda Ülkemizde ve dünya genelinde madde kullanım oranlarında gözle görülür artış olduğu yapılan araştırmalarda açıkça görülmektedir. Bu artış ile doğru orantılı olarak, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinde de artış olması gereklilik haline gelmiştir. Ülkemizde madde bağımlılığının tedavisinin yalnızca kamu hastaneleri tarafından yapılması birçok farklı nedene bağlı olarak, olanaklı değildir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı çalışan hastanelerin AMATEM kliniklerinin yatak kapasiteleri, tedavi ihtiyacını karşılayamamaktadır. Alanda çalışacak nitelikli profesyonel elemanların sayıları yetersizdir. Özel madde bağımlılığı klinikleri ise maliyetli tedaviler uygulamaları sebebiyle, toplumun her kesimi tarafından tercih edilememektedir.Belediyeler, yerel düzeyde hizmet veren kurumlar olması sebebiyle, vatandaşların en kolay ulaştığı kamu kurumu durumundadır. Belediyelerin görevleri yalnızca imar, alt yapı, ulaşım gibi fiziksel düzenlemeler ve lojistik işlerle sınırlı değildir. Özellikle son dönemde öne çıkan sosyal belediyecilik kavramı belediyelerin sosyal sorun alanlarında koruyucu önleyici, tedavi ve rehabilite edici hizmetleri de yürütmekle yükümlü olduklarını ifade etmektedir. Belediyelerin, madde bağımlılığı sorunda da tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin desteklenmesi açısından özellikle gelecek yıllarda kilit rol oynaması muhtemeldir. Yatılı ve tıbbi tedavi uygulayan bir klinik kurmak, maliyeti olması sebebiyle, özellikle küçük ölçekli belediyeler açısından mümkün değildir. Fakat madde bağımlılığı tedavisi süreci, tıbbi tedavinin yanında önleyici çalışmaları ve psikososyal destek programlarını da içermektedir.Bu çalışmanın amacı, ülkemizde son yıllarda gelişen, belediyeler düzeyinde yürütülmekte olan madde bağımlılığı rehabilitasyon hizmetlerinin, merkez çalışanları gözünden değerlendirilmesidir. Çalışmanın amacına uygun olarak araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü sırada, Türkiye’de belediyelere bağlı olarak gündüzlü hizmet veren toplam 11 merkez araştırmanın çalışma evrenini oluşturmuştur. Bu merkezlerden ikisi araştırmaya katılmayı kabul etmediği için araştırma, 9 merkezde ve bu 9 merkezde çalışan toplam 16 personelle yürütülmüştür. Araştırmanın verileri 20 Aralık 2016-15 Ocak 2017 tarihleri arasında, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmelerden önce her katılımcıdan sözlü onam alınmıştır. Katılımcıların tamamı ses kaydı alınmasına onay vermiştir. Ses kayıtları bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra biri sosyal hizmet uzmanı olmak üzere üç farklı kişi tarafından döne döne okuma yöntemi ile okunmuş ve veriler içerik çözümlemesine tabi tutularak temalar oluşturulmuştur. Araştırmanın bulguları iki temel başlık altında verilmiştir. İlk bölümde belediyelerin madde bağımlılığı alanındaki hizmetlerinin neler olduğuna ilişkin veriler bulunmaktadır. İkinci bölümde ise merkez çalışanlarının merkezde verilen hizmetlere ilişkin değerlendirmeleri yer almıştır. Temaların da işaret ettiği üzere, görüşülen çalışanların, alana ilişkin kişisel algıları, verilen hizmete ilişkin değerlendirmeleri ve yerel yönetim düzeyinde yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeleri tema olarak karşımıza çıkmıştır. Madde bağımlılığı gibi tedavi ve rehabilitasyonun zor olduğu bir alanda yerel yönetimlere bağlı olarak açılan merkezlerin, belli bir fiziksel ve hizmet standardının olmadığı, merkezlerin yerel yönetimlere bağlı olması nedeniyle çalışanların hizmet sunumu sırasında kimi zaman siyasi baskı ile karşılaştıkları belirlenmiştir. Ancak katılımcılar, ülkemizdeki madde bağımlılığı hizmetlerinin, sınırlı sayıda olması nedeniyle yerel yönetimlerde bu hizmetlerin verilmesinin, hizmetlerin ulaşılabilirliğini arttırması sebebiyle önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Bu açıdan, yerel yönetim hizmetlerinin avantajlarının, dezavantajlarından fazla olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Madde bağımlılığının tedavisi sürecinin uzun ve kapsamlı olduğunu bu nedenle, tıbbi tedavi ve sosyal rehabilitasyonun mutlaka birlikte yürütülmesinin gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcılar yüksek iş doyumu yaşadıklarını da belirtmelerine karşın, yerel yönetimlerin alana ilişkin uyguladığı düşük ücret politikalarından memnun olmadıklarını ifade etmişlerdir.Merkezlerin hiçbirinde sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmediği görülmüştür. Oysa gerek nedenleri gerekse sonuçları açısından madde bağımlılığı alanı sosyal hizmetin işlevlerinin önemli olduğu bir alandır. Bu araştırmanın, yerel yönetimler düzeyinde oluşturulacak, madde bağımlılığı rehabilitasyon hizmet modeli geliştirme çalışmalarına ışık tutması beklenmektedir.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Cinsel İstismara Uğramış Ergen Kızlarla Grup Odaklı Sosyal Hizmet Uygulaması
    (Başkent Üniversitesi, 2016-08-30) İçağasıoğlu Çoban, Arzu; Bulut,Işıl
    Amaç: Bu araştırmanın amacı, cinsel istismar mağduru kız ergenlerde problem çözme amaçlı grup odaklı sosyal hizmet müdahalesinin etkililiğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, yarı deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test son test kontrol gruplu çalışma olarak tasarlanmıştır. Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesinden önce ve sonra katılımcılara Problem Çözme Envanteri ve Kısa Semptom Envanteri uygulanmıştır. Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesi 11 oturumdan oluşmuştur. Grup sürecinde, ergenlik döneminin özellikleri, ihtiyaçları, akranlarla ilişkiler, kurum yaşamında karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları, aile ile ilişkiler, karşı cinsle ilişkiler, gelecek beklentileri gibi konular üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda, sevgi, nefret, korku, gibi duyguların tanınması ve doğru biçimde ifade edilmesi, empatinin ne olduğu ve neden önemli olduğu, problem çözme becerilerinin geliştirilmesi gibi konular da çalışılmıştır. Bulgular: Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesine düzenli olarak katılan ergenlerin her iki envanterden aldıkları puanlar azalmıştır. Bir başka deyişle, grup üyelerinin problem çözme beceri puanlarının arttığı, kaygı düzeylerinin ise düştüğü belirlenmiştir. Sonuç: Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesine katılan ergenlerde akranlarla olan ilişkilerde ilerlemeler görülmüştür. Ek olarak ergenlerin problemlerle baş etme becerisinde kendilerini geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Ancak, istismar mağduru ergenlerle yapılacak daha derinlemesine çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Covid-19 Pandemisi sürecinde yatılı kuruluşlarda çalışan sosyal hizmet uzmanlarının deneyimleri
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Aydan, Burcu; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Pandemiler, kısa süre içinde çok sayıda insanı enfekte eden, şiddetli ve ölümcül etkileri olan büyük ölçekli salgın hastalıkları tanımlamaktadır. 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını, pandemi olarak nitelendirilmiştir. Virüsünün yayılımını azaltmak amacıyla çeşitli önlemler alınmıştır; maske, mesafe, hijyen, eğitime ara verilmesi, sınırların kapatılması, ekonomik faaliyetlerin kısıtlanması vb. Bu önlemler ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçlar doğurarak insan yaşamının tüm alanlarını etkilemiş, toplumsal yaşamdaki eşitsizlikleri ve kırılganlıkları belirgin hale getirmiştir. COVID-19 pandemisi, toplumsal yaşamda dezavantajlı olarak ifade edilen grupları orantısız bir şekilde etkilemiş; kadın, yaşlı ve engelli bireyleri, hastalığa maruz kalma riskinin yanı sıra savunmasızlıklarını artıracak çeşitli risklerle karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte topluluğunun savunmasız üyelerini desteklemeye devam eden sosyal hizmet uzmanları, sosyal hizmetin temel bir hizmet olarak kısıtlamalar sırasında da devam etmesi için mesleğinin rol ve amaçlarını pandemi krizinin yarattığı koşullara göre önceliklendirmek zorunda kalmıştır. Bu araştımanın genel amacı, COVID-19 pandemisinin dezavantajlı gruplara (kadın, yaşlı ve engelli bireyler) yönelik sosyal hizmet sunumuna etkisini pandemi sürecinde yatılı kuruluşlarda çalışan sosyal hizmet uzmanlarının deneyimlerinden hareketle ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi ile tasarlanmıştır. COVID-19 pandemisi sürecinde kadın, yaşlı ve engelli bireylere yönelik sosyal hizmet sunan yatılı kuruluşlarda çalışan 13 sosyal hizmet uzmanı araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmış, MAXQDA 2022 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda üç ana tema belirlenmiştir: COVID-19 Pandemisi ve Kişisel Deneyimler, COVID-19 Pandemisinde Çalışma Deneyimi ve COVID-19 Pandemisi ve Sonrası: Deneyimler. Katılımcıların yaşadıkları yoğun kaygı, korku ve endişe ortak duygular olmuş, psikolojik sağlığın ve aile/eş/kişisel yaşamın olumsuz etkilendiği görülmüştür. COVID-19 pandemisinde yatılı kuruluşların işleyişinde değişiklikler olmuş, esnek çalışma/uzaktan çalışma ve 15 günlük vardiya sistemi uygulanmıştır. Bu süreçte kuruluşta çalışan diğer personelin de olumsuz etkilendiği görülmüştür. Yatılı kuruluşlarda uygulanan kısıtlamalar nedeniyle müracaatçı gruplarının uzun süre dışarı ile bağlantısı olmamıştır. Bu durum müracaatçı gruplarını da olumsuz etkilemiştir. Sosyal hizmet uzmanları mesleki uygulamalarını olabildiğince gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu süreçte kurumlarda hijyen amaçlı kullanılacak malzeme, çalışanlar için koruyucu ekipman, süreç ve işleyiş hakkında bilgi ve yönlendirme, personelin sayıca eksik olması gibi ihtiyaçlar öne çıkmış ek olarak süpervizyon desteğine de ihtiyaç duyulduğu dile getirilmiştir. Bu bulgular ışığında özellikle yatılı kuruluşlarda pandeminin yol açabileceği kriz durumlarına hazırlıksız olunduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bireysel çabaların etkili olduğu bu süreçte, pandemi gibi kriz durumlarına karşı bir planıın geliştirilmesi, yatılı kuruluşlarda çalışan diğer personelin hizmet içi eğitimlerle kriz durumlarına hazırlanması, yatılı kuruluşların fiziki koşullarının iyileştirilmesi, sosyal hizmet uzmanlarının mikro-mezzo-makro düzeylerde destek ihtiyaçlarının karşılanması hizmet sunumunun kalitesini artıracağı düşünülmektedir. The word pandemic is used for large-scale epidemics with severe and deadly effects that infect large numbers of people in a short time. The COVID-19 epidemic, which emerged in China in 2019 and affected the whole world, has been described as a pandemic. Various measures have been taken to reduce the spread of the virus; mask, distance, hygiene, interruption of education, closure of borders, restriction of economic activities, etc. These measures have affected all areas of human life by causing economic, social and psychological consequences, and have made the inequalities and vulnerabilities in social life evident. The COVID-19 pandemic has disproportionately affected the disadvantaged groups in social life. Besides the risk of being exposed to the disease; women, the elderly and disabled individuals were also exposed to various risks that increased their vulnerability. Continuing to support vulnerable members of their community during this process, social workers have had to prioritize the roles and objectives of their profession according to the conditions created by the pandemic crisis, so that the social work could continue as a basic service during the restrictions. The general purpose of this study is to reveal the impact of the COVID-19 pandemic on the provision of social services for disadvantaged groups (women, elderly and disabled individuals) based on the experiences of social workers who were working in boarding institutions during the pandemic. The research was designed with the qualitative research method. 13 social workers who worked during the COVID-19 pandemic in boarding institutions that provided social services for women, elderly and disabled individuals constituted the participants of this research. The data were collected using a semi-structured interview form and analyzed with the help of the MAXQDA 2022 program. As a result of the data obtained, three main themes were determined: COVID-19 Pandemic and Personal Experiences, Working Experience in the COVID-19 Pandemic and COVID-19 Pandemic and After: Experiences. Intense anxiety, fear and worry were emotions commonly experienced by the participants, and it was observed that psychological health and family/spouse/personal life were adversely affected. During the COVID-19 Pandemic, there have been changes in the functioning of boarding institutions, flexible working/remote working and a 15-day shift system were implemented. During this process, it was observed that other personnel working in the organization were also negatively affected. Due to the restrictions applied in boarding institutions, the client groups did not have a connection with the outside for a long time. Therefore, this situation also negatively affected the client groups. Social workers tried to realize their professional practices as much as possible. During this process, needs such as materials to be used for hygiene purposes in institutions, protective equipment for employees, information and guidance about the process and operation, and insufficient number of personnel were observed. In the light of these findings, it emerges that the boarding institutions are unprepared for the crisis situations that the pandemic may cause. It is concluded that during this process where individual efforts were effective; developing a plan against crisis situations such as pandemics, preparing other personnel working in boarding institutions for crisis situations with in-service training, improving the physical conditions of boarding institutions, meeting the support needs of social workers at micro-mezzo-macro levels will increase the quality of service delivery.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Ekolojik yaklaşım temelinde z kuşağının deneyimleri: Sorunlar ve beklentiler
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Ekinci, Lütfi; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Uluslararası literatürde günümüz gençliği, Z kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Teknolojinin baş döndüren bir hızla geliştiği dönemde dünyaya gelen Z kuşağı, kendini teknolojinin içinde bulmuştur. Sokak oyunları yerine bilgisayar oyunu oynayan Z kuşağının hayatının büyük bir bölümünü sosyal medya oluşturmaktadır. Kişiliği sanal dünyada yoğrulan Z kuşağı, son dönemlerde adını dijital aktivizm hareketleriyle duyurmaktadır. Eğitim, sağlık, güvenlik, temel haklar ve özgürlükler konularında ebeveynlerin, öğretmenlerin, siyasetçilerin kendilerini anlayamadıklarını düünen günümüz gençliği, tepkilerini video çekerek, yorum yaparak, başlık etiketleri açarak seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Bu araştırmada sosyal hizmetin ekolojik yaklaşımı kullanılarak Z kuşağının sorunları bütüncül bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmanın genel amacı, Z kuşağının fiziksel ve sosyal çevresindeki sistemlerle etkileşimlerinde yaşadıkları sorunların belirlenmesi ve Z kuşağı gençlerin deneyimlerinden yola çıkılarak farklı sistemlere yönelik çözüm önerileri geliştirilmesidir. Araştırma kapsamında Pursaklar, Etimesgut ve Çankaya’da ikamet eden 18-26 yaş arası Z kuşağı gençlerden nitel yöntemle veri toplanmıştır. İlçeler belirlenirken alt, orta ve üst sosyoekonomik düzeydeki ilçelerden veri toplanması için Ankara’nın üç farklı merkez ilçeleri seçilmiştir. Veriler, her bir ilçeden beşi erkek, beşi kadın 10 kişi olmak üzere toplam 30 Z kuşağı gençten yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri, MAXQDA-2022 programında analiz edilmiştir. Bulgular kelime bulutları ile görselleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda Z kuşağının; fiziksel çevre, aile sistemi, arkadaş sistemi, eğitim sistemi, teknoloji sistemi, istihdam sistemi, sağlık sistemi, politik sistem ve inanç sisteminde sorunlar yaşadıkları saptanmıştır. Bu araştırma ile Z kuşağının düşünce yapısı, derinlikli bir bakış açısıyla irdelenmiştir. Fiziksel çevre teması altında; Z kuşağının dikey şehirler yerine yatay mimariyi tercih ettiği, mahallelerde güvenlik sorunları yaşadığı, üst kuşakların Z kuşağına psikolojik baskı kurduğu, aile teması altında; Z kuşağının ebeveynlerinin aşırı korumacı olduğu, ebeveynleriyle çatışma yaşadıkları, Z kuşağının toplumsal cinsiyet eşitliğine önem verdiği, arkadaş teması altında; Z kuşağının artan ekonomik problemler sebebiyle arkadaşlarıyla daha çok evde vakit geçirdikleri, sosyalleşemedikleri, fikir ayrılıkları yaşadıkları, eğitim sistemi teması altında; yılda bir defa yapılan merkezi sınavların Z kuşağının sınav kaygısını artırdığı, devlet ve özel okulların eğitim kalitesinde eşitsizlikler olduğu, teknoloji sistemi teması altında; Z kuşağının sosyal medyada uzun süre vakit harcadığı, beğeni sayısı yarışlarının yaşandığı, geleneksel medyadan uzaklaştıkları, istihdam sistemi teması altında; Z kuşağının iş bulma kaygısı taşıdığı, işe alımlarda liyakatsizliğin yaşandığını düşündükleri, sağlık sistemi teması altında; Z kuşağının depresif belirtiler gösterdiği ve gençler arasında antidepresan kullanımının sık olduğu; politik sistem teması altında; Z kuşağının temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektikleri, yabancı ülke vatandaşları ile Türk vatandaşları arasında ayrımcılık yapıldığını düşündükleri, yurt dışında yaşamak isteyen gençlerin bulunduğu, inanç sistemi teması altında; Z kuşağının inanç konusunda özgür bir biçimde kendi kararlarını vermek istediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda bu sorun alanlarına ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur. In the international literature, today's youth is called the Z generation. Generation Z, who came to the world at a time when technology was developing at a dizzying pace, found itself in technology. Social media constitutes a large part of the life of Generation Z, who play computer games instead of street games. The Z generation, whose personality is kneaded in the virtual world, has recently made a name for itself with digital activism movements. Today's youth, who think that parents, teachers and politicians cannot understand themselves on issues of education, health, security, fundamental rights and freedoms, try to make their voices heard by making videos, commenting and opening title tags. In this research, the problems of the Z generation were tried to be revealed from a holistic perspective by using the ecological approach of social work. The general aim of the research is to determine the problems faced by the Z generation in their interaction with the systems in their physical and social environment and to develop solutions for different systems based on the experiences of the Z generation youth. Within the scope of the research, data were collected from the Z generation young people between the ages of 18- 26 residing in Pursaklar, Etimesgut and Çankaya by qualitative method. While determining the districts, three different central districts of Ankara were selected to collect data from districts with lower, middle and upper socioeconomic levels. Data were collected from a total of 30 Z generation youth, five men and five women, from each district, using semistructured in-depth interview technique. The data of the research were analyzed in the MAXQDA-2022 program. Findings were visualized with word clouds. As a result of the research, generation Z; It has been determined that they have problems in the physical environment, family system, friend system, education system, technology system, employment system, health system, political system and belief system. With this research, the mentality of the Z generation has been examined with a deep perspective. Under the physical environment contact; Generation Z prefers horizontal architecture instead of vertical cities, has security problems in neighborhoods, upper generations put psychological pressure on Generation Z, under the family theme; The parents of the Z generation are overprotective, they have conflicts with their parents, the Z generation attaches importance to gender equality, under the theme of friends; due to the increasing economic problems of the Z generation, they spend more time at home with their friends, they cannot socialize, they experience differences of opinion. Under the theme of the education system; It is stated that the central exams held once a year increase the test anxiety of the Z generation, and there are inequalities in the education quality of public and private schools. Under the theme of technology system; Generation Z spends a long time on social media, races for the number of likes, move away from traditional media, under the theme of the employment system; The Z generation is worried about finding a job, they think that there is incompetence in recruitment, system under the theme; generation Z shows depressive symptoms and antidepressant use is common among young people. under the theme of the political system; There are young people who have difficulties in meeting the basic needs of the Z generation, who think that there is discrimination between foreign citizens and Turkish citizens, and who want to live abroad. under the theme of belief system; It has been concluded that the Z generation wants to make their own decisions about belief freely. At the end of the research, solutions for these problem areas were presented.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Flört şiddeti alanında çalışan profesyonellerin şiddete ilişkin hizmetleri değerlendirmesi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Ersoy, Ferda; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Şiddet kavramı çok geniş bir yelpazede ele alınması gereken bir konudur. Literatürde, şiddetin fiziksel, psikolojik, cinsel, sosyal ve ekonomik türleri olduğu ifade edilmektedir. Yaşamın her döneminde ve her toplumda şiddet olgusu yaygın biçimde karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu konuda yapılan pek çok araştırma kadınlar ve çocuklar gibi kırılgan grupların şiddete maruz kalma konusunda diğer gruplara göre daha fazla risk altında olduğunu işaret etmektedir. Kadına yönelik şiddet denildiğinde ise genellikle akla ilk gelen, aile içinde, evli kadınların maruz kaldığı şiddet olmaktadır. Ancak son dönemlerde şiddet ile ilgili çalışmalar, evlilik veya aile birliği dışında, bir başka deyişle flört döneminde, uygulanan veya maruz kalınan şiddetin nedenleri ve etkileri konusuna yönelmiştir. Flört dönemi, genellikle genç yetişkinlik döneminde olan, aralarında yasal bir bağ olmayan iki kişinin evlilik öncesi kurduğu yakın ilişki olarak tanımlanabilir. Bu dönemde farklı nedenlerle partnerlerin birbirine uyguladığı şiddet ise flört şiddeti olarak ifade edilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar ise genellikle genç yetişkinler, ağırlıklı olarak üniversite öğrencileri, temel alınarak yapılmaktadır. Bu araştırmalar flört şiddetinin sanılanın aksine çok yaygın olduğunu göstermektedir. Flört şiddetinin nedenlerinin ve etkilerinin belirlenmesi ve bu sorunun çözümü için gerekli hizmetlerin oluşturulması için şiddeti uygulayan ve buna maruz kalan grupların görüşlerinin belirlenmesi kadar bu alanda çalışan profesyonellerin görüşlerinin belirlenmesi de hizmetlerin yapılandırılmasında önem taşımaktadır. Buradan hareketle, bu araştırmanın amacı, kadına yönelik şiddet alanında çalışan profesyonellerin flört şiddetine ilişkin görüşlerini belirlemek ve bu alanda mesleki müdahalelere ilişkin önerilerini ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma metodolojisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, amaca uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş, bu kapsamda araştırmaya, kadına yönelik şiddet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve sosyologdan oluşan 10 kişi katılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi ile toplanmış ve MAQODA 2022 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, uygulamada flört şiddeti hakkında özelleşmiş bir hizmet olmadığı, şiddet alanında hizmet sunan kurumlardan genellikle evlilik birliği içinde olan kadınların yararlandığı, şiddete maruz kalan bu kadınların da temelde fiziksel şiddetten kurtulmak için hizmet almak için başvurdukları, bununla birlikte maruz kaldıkları diğer şiddet türlerinin farkında olmadıkları, şiddet konusunda koruyucu önleyici hizmetlerin sınırlı olduğu, profesyonellerin bu alanda çoğunlukla danışmanlık ve yönlendirme hizmet sunduğu belirlenmiştir. Ek olarak, kadına yönelik şiddet alanında çalışan profesyonellerin ikincil tramvaya maruz kaldıkları da önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, şiddet sorununun engellenebilmesi için toplumsal cinsiyet eşitliği, iletişim, sağlıklı ebeveyn tutumları gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmetlerini içeren koruyucu, önleyici çalışmaların olması gerektiği önerilmektedir. Bunun yanı sıra, 12-18 yaş ergenlik döneminde olan ergenlere ve genç yetişkinlere de şiddetin içeriği ve kapsamı, şiddete maruz kalma durumunda neler yapılabileceği ve flört hakkında eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin işlevsel olacağı düşünülmektedir. Son olarak, flört şiddeti konusunda bu alanda çalışan profesyonellerin bilgilendirmesi ve bu konuyu merkeze almaları için farkındalıklarının arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılmasının da önemli olduğu söylenebilir. The concept of violence is a subject that needs to be addressed in a very wide range. In the literature, it is stated that there are physical, psychological, sexual, social, and economic types of violence. The violence phenomenon is commonly encountered in every period of life, and every society. However, many studies on this subject point out that vulnerable groups such as women and children are at higher risk of being exposed to violence than other groups. When it comes to violence against women, the first thing that comes to mind is domestic violence, experienced by married women. Nevertheless, recent studies on violence have focused on the causes and effects of violence applied or exposed outside of marriage or family unity, in other words, during dating. The dating period can be defined as a non-legal close pre-marital relationship between two people, usually in young adulthood. In this period, violence between partners for different reasons is expressed as dating violence. Studies on this subject are generally based on young adults, mainly on university students. These studies indicate that dating violence is more common than we realize. To determine the causes and effects of dating violence and to create the necessary services for the solution of this problem, it is important to determine the opinions of the professionals working in this field as well as the opinions of the groups perpetrating and who are exposed to it. From this point of view, this research aims to determine the opinions of professionals working in the field of violence against women on dating violence and to present their suggestions for professional interventions in this field. This research was carried out with qualitative research methodology. The study group of the research was selected with the purposeful sampling method, and in this context, 10 people, consisting of social services specialists, psychologists, and sociologists working in the field of violence against women, participated in the research. The data were collected by semi-structured in-depth interview method and analyzed in the MAQODA 2022 program. At the end of the research, it was found that there is no specialized service about dating violence in practice, women who are married generally benefit from institutions that provide services in the field of violence, and these women who are exposed to violence apply for services to get rid of physical violence, however, they are not aware of other types of violence they are exposed to. It has been determined that preventive and protective services are limited in the field of violence, and professionals mostly provide counseling and guidance services in this field. In addition, it was an important finding that professionals working in the field of violence against women were exposed to secondary trams. In line with the findings obtained from the research, it is suggested that protective and preventive studies should be carried out, including training and consultancy services on issues such as gender equality, communication, and healthy parental attitudes in order to prevent the problem of violence. In addition, it is thought that the content, and scope of violence, what can be done in case of exposure to violence, and education and counseling services about dating will be functional for adolescents and young adults aged 12-18 years. Finally, it can be said that it is also important to inform the professionals working in this field about dating violence and to carry out studies to increase their awareness so that they can put this issue at the center.
  • Thumbnail Image
    Item
    Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesinin devlet korumasındaki ergenlerin problem çözme becerilerine etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016) Güner, Damla; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Yetiştirme yurtları korunma ihtiyacı içinde olan çocukların, gelişimlerine uygun, sağlıklı bir ortamda barınmalarını sağlamak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulmuş kuruluşlardır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesinde sosyal hizmetin mikro, mezzo, makro müdahaleleri önemlidir. Literatürde ergenlerle çalışmada mezzo müdahalelerin mikro müdahalelere göre daha etkili olduğu belirtilmektedir. Bu araştırmanın amacı, İstanbul'daki bir erkek yetiştirme yurdunda kalan koruma ve bakım altındaki 14-17 yaş arası ergenlerin problem çözme becerilerinin arttırılması ve güçlendirilmeleri konusunda gruplarla sosyal hizmet uygulamasının etkililiğini belirlemektir. Grup odaklı sosyal hizmet uygulamasının amacı ve oturumlar araştırma amacına göre düzenlenmiştir. Çalışma grup sürecine katılan 11 üye ile 5 hafta boyunca haftada iki oturum ile gerçekleştirilmiştir. Problem çözme becerilerindeki değişime problem çözme envanteri'nden aldıkları ön test ve son test sonuçları üzerinden bakılmıştır. Grup sürecinde üyelerin problem çözme becerilerinin ve kendini ifade etme becerilerinin arttığı, önemli paylaşımlarla birbirlerine destek oldukları ve grup sürecinden yararlandıkları görülmüştür.
  • Thumbnail Image
    Item
    Kadın sığınma evinde kalan çocuklarla öfke, arkadaşlık ilişkileri, kendini ifade edebilme ve toplu yaşam kuralları konulu grup odaklı sosyal hizmet uygulaması
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Turğut, Begüm; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri, fiziksel yaralanmalardan, ağlama nöbetleri, içe kapanma, kendine ya da çevreye dönük saldırganlık, öfke kontrolünde zorlanma, akranlarla ilişki kurmada güçlük, düşük eğitim başarısı gibi duygusal ve davranışlar sorunlara kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde yer alabilmektedir. Bazı durumlarda çocuklar şiddetin öznesi olabildikleri gibi tanığı da olabilmektedirler. Dünyada ve ülkemizde aile içi şiddet ciddi bir sosyal sorundur. Bu sorunla mücadelede kadın sığınmaevleri önemli kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın sığınmaevleri şiddete maruz kalmış kadınların çocukları ile birlikte kalabilecekleri, şiddetten uzak, güvenilir, psikolojik, sosyal, hukuki destekler alabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Kadın sığınmaevlerinde çocuklar anneleri ile şiddetten uzak bir ortamda kalabilseler bile hem yaşadıkları travmatik durumlar hem de toplum yaşam koşulları nedeniyle sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu sorunların çözümünde sosyal hizmet önemli bir meslek olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal hizmetin kadın sığınmaevinde yapacağı farklı müdahale bulunmaktadır. Grup odaklı sosyal hizmet uygulamaları bu müdahale yöntemlerinden biridir. Literatürde çocuklarla çalışmada grup çalışmalarının (mezzo) bireysel görüşmelere (mikro) göre daha etkili olduğu ye almaktadır. Bu araştırmanın amacı, Ankara‟daki bir kadın sığınmaevinde anneleri ile birlikte kalmakta olan ilk ve ortaokul çağındaki 7-11 yaş arası çocukların, grup odaklı sosyal hizmet uygulaması ile öfke, iyi arkadaşlık ilişkileri kurabilme, toplu yaşam kurallarına uyum sağlayabilme ve kendini ifade edebilme konularında farkındalık kazanmalarının sağlanmasıdır. Gerçekleştirilen grup odaklı sosyal hizmet uygulamasının oturum içerikleri, araştırmanın amacına göre düzenlenmiştir. Oturumlarda öfkeyi ve öfkenin etkilerini fark etme, iyi arkadaşlık ilişkileri kurabilme, kendini ifade edebilme ve toplu yaşam kuralları üzerinde durulmuştur ve oyun, boyama yapma, rol oynama teknikleri kullanılmıştır. Uygulama, 7-11 yaş arası altı çocuk ile yedi oturum şeklinde yürütülmüştür. Grup odaklı sosyal hizmet uygulamasındaki ve uygulama sonrasındaki gözlem ve görüşmeler neticesinde, grup sürecine katılan çocukların sosyal becerilerinde artış olduğu ve grup sürecinden yararlandıkları görülmüştür. The effects of violence on children can range from physical injuries to emotional and behavioral problems such as crying sickness, inward closure, self or neighborhood aggression, difficulty in controlling anger, difficulty in establishing relationships with peers, and poor educational success. In some cases, children may be the subject of violence as well as being a witness. Domestic violence in the world and our country is a serious social problem. Women's shelters as fighting against this problem are emerging as important institutions. Women's shelters are boarding social work organizations where women who are exposed to violence can stay with their children and receive reliable, psychological, social and legal support away from violence. In women's shelters, even if they can stay away from violence with their mothers, they may experience problems due to both the traumatic conditions they live in and the social life conditions. Social work has emerged as an important profession in the solution of these problems. There is a different intervention in the social welfare service of the women's shelter. Social work with group practice is one of these intervention methods. In the literature, it seems that group work (mezzo) is more effective than individual interviews (micro) in working with children. The aim of this research is to raise awareness among children aged 7-11 years in primary and secondary school who are staying with their mothers in a women's shelter in Ankara to be able to establish social work with group practice, anger, good friendship, adaptation to collective life rules and self- is the provision of winnings. The session contents of the social work with group practice conducted are organized according to the purpose of the research. During the sessions, techniques of getting to know the effects of anger and anger, establishing good friendship relations, expressing oneself and collective life rules and playing, painting and role playing techniques were used. The exercise was conducted in seven sessions with six children aged 7-11 years. As a result of observations and interviews with the social work with group practice and after the implementation, it was seen that the children participating in the group process had an increase in their social skills and benefited from the group process.
  • No Thumbnail Available
    Item
    Koruma ve bakım altında olan ergenlere yaşam becerieri kazandırılması “Grup odaklı sosyal hİzmet müdahalesi örneği”
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Gültekin, Nazlıcan; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Çocuklar aile içi sorunlar, ebeveynlerin fiziksel ve psikolojik sorunlarının varlığı, ebeveynlerinin birisinin ya da her ikisinin ölümü, ihmal ya da istismar, ekonomik sorunlar, çocuk yaştaki evlilikler, ebeyvenleri tarafında terk edilmesi gibi pek çok sepebten ötürü korunmasız hale gelmektedir. Koruma altındaki çocukların karşılaştıkları sorunların çözümünde sosyal hizmet müdahaleleri hayati önem taşımaktadır. Bu araştırma kapsamında, 13-18 yaş arası kurum bakımı altında olan erkek ergenlere yaşam becerisi kazandırılması ve böylelikle ergenlerin güçlendirilmesi konusunda gruplarla sosyal hizmet müdahelesi yönteminin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, müdahale araştırması olarak planlanmıştır. Grup odaklı sosyal hizmet müdahelesi haftada iki gün ve toplamda on iki oturum süresince gerçekleştirilmiştir. Grup odaklı sosyal hizmet müdahalesiyle öncesinde ve sonrasında “Yaşam Becerileri Ölçeği” uygulanmış ve ergenlerin gruplarla sosyal hizmet müdahalesi öncesi ve sonrasında aldıkları puanlar karşılaştırılarak yaşam becerilerinde meydana gelen değişimlere bakılmıştır. Yapılan ön test ve son test puanlarına bakıldığında yapılan grup odaklı sosyal hizmet uygulamaları sonucu en olumlu değişim karar verme/problem çözme yaşam becerisinde olmuştur. En az gelişim gösterilen yaşam becerisi ise kişiler arası ilişki yaşam becerisi olarak gözlemlenmiştir. Ayrıca, ergenlerin, öfke kontrol yaşam becerisi ve stresle başa çıkma yaşam becerisi kazanımı ve güçlendirilmesinde de olumlu değişimler gösterdikleri ölçülmüştür. Bu sonuçların yanında, ergenlerin diğer yaşam becerilerini de geliştirerek grup sürecinden fayda sağladıkları gözlemlenmiştir. Children are vulnerable and cared for due to many problems such as domestic problems, the existence of physical and psychological problems of the parents, the death of one or both of their parents and the consequence of their orphans, neglect or abuse, economic problems, marriages of children, abandonment by their parents. Social work intervention is vital in solving the problems faced by children under protection. In this study, the effectiveness of social work intervention with groups in terms of gaining and strengthening the life skills of male adolescents between the ages of 13-18 under institutional care was examined. Semi-structured group-oriented social work intervention technique was applied to male adolescents under protection and care. For this purpose, the research model was planned as intervention research. Group-oriented social work intervention was carried out twice a week for a total of twelve sessions. “The Life Skills Scale” test was applied before and after the group-oriented social work intervention and the changes in the selected life skills were evaluated by comparing the scores of the adolescents before and after the test. As a result of group-oriented social work practices comparing the scores of the adolescents before and after the test, the most positive change was measured in decision-making / problem solving life skills. The least developed life skill was observed as interpersonal relationship life skill. In addition, it has been measured that adolescents show positive changes in gaining and strengthening anger control life skills and stress coping life skills. In addition to these results, it was observed that adolescents benefited from the group process by developing other life skills.
  • Thumbnail Image
    Item
    Yaşlıların belediyelerce verilen hizmetlere bakış açısı: Etimesgut Belediyesi örneği
    (Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017) Özdemir, Hatice; İçağasıoğlu Çoban, Arzu
    Bugün yaşlı nüfusun hızla artması yaşlılığın 21. yüzyılın en önemli sorunlarından biri haline gelmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşlılık hizmetleri tüm dünyada gündemde olan bir konudur. İnsanlar yaşlandıkça çeşitli problemlerle yüz yüze kalmaktadırlar. Bunlardan bazılarını sağlık problemleri, bakım sorunu, yalnızlık, ihmal, istismar vb. olarak belirtmek mümkündür. Dolayısıyla yaşlanmanın içerdiği fiziksel, psikolojik ve toplumsal değişimler söz konusudur. Bu nedenle yaşlı bireylere sunulacak hizmetlerin yaşlı odaklı olması önem taşımaktadır. Günümüzde yaşlılara yönelik hizmetler kamu yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri ile yürütülmektedir.Bu hizmetlerin yaşlının ihtiyacını karşılayacak biçimde olabilmesi için yaşlının hizmete ilişkin değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Buradan hareketle bu çalışmanın temel amacı, Ankara’da Etimesgut Belediyesi tarafından yaşlılara yönelik verilen hizmetlerin yaşlılar tarafından nasıl görüldüğünün belirlenmesidir. Çalışmadan elde edilen verilerin hizmetlerin geliştirilmesinde etkili olacağı umulmaktadır. Araştırmanın çalışma evreni olarak Etimesgut Belediyesi seçilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise Etimesgut İlçesi sınırları içinde bulunan Pembe Köşk, Eryaman ve Etimesgut Emekli Konaklarından hizmet alan yaşlılar oluşturulmuştur. Araştırmanın modeli tarama modelidir. Araştırmanın verileri Mayıs-Haziran 2017 tarihleri arasında Konaklardan hizmet alan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 164 yaşlı birey oluşturmuştur. Çalışmada, demografik özellikler, psiko-sosyal sorunlar ve bu sorunlar arası ilişkiye bakılmıştır.Araştırmanın verileri, görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların tamamının 65-74 yaş arasında olduğu, yarısından fazlasının evli olduğu, %41,4’nün lise düzeyine kadar eğitim aldığı %80,5’nin emekli maaşına sahip olduğu, %40,2’sinin gelirini az bulduğu, yarıdan fazlasının kendi evinde yaşadığı, arkadaş ilişkilerinin önemli olduğu, tamamına yakınının kendini mutlu hissettiği bulunmuştur. Yaşlılar belediye hizmetlerinden genel olarak memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Memnun olmayanlar ise yaşlılara yönelik hizmetlere ulaşımın zor olması nedeniyle memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. Yaşlıların mutluluk düzeyleriyle sosyo-demografik özellikleri karşılaştırıldığında ise kadınların, evlilerin, gelir durumunu az yeterli olarak belirtenlerin ve eğitim durumu yüksek olan yaşlıların daha mutlu oldukları görülmüştür.Ayrıca, yaşlıların mutluluk düzeyleri ile belediyeden alınan hizmet arasındaki ilişki incelendiğinde orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Yani, belediyeden alınan hizmetlerdeki memnuniyet arttıkça mutluluk oranı artış göstermektedir. Nowadays the rapid growth of the elderly population has become one of the most important problems in the 21st century. For this reason, elderliness services are a topic that is on the agenda all over the world. When the people get older, they experience various problems.Some of them are health problems, maintenance problems,neglect and abuse and loneliness so on. Hence, the elderliness involves physical, psychological, and social changes. So the services which will be offered should be aged-focused. Today, services for elderly people are carried out with public local governments and nongovernmental organizations. In order for these services to be able to meet their needs, elderly people's evaluations are important. From this point of view, the main purpose of this study is determine to how the services which are provided by Etimesgut Municipality evaluated by the elderly people. It is hoped that the data obtained from the research will be effective in improving the services. The universe of the study consisted of elderly people residing in the Etimesgut district. 164 people from 60 years of age who are receiving services in the Municipality of Etimesgut. . The model of the research is the descriptive model. The survey's data were collected from May to June 2017 and consisted of 164 elderly individuals who were receiving services from retirement homes and agree to participate in the survey. In this study, demographic characteristics, psycho-social problems and the relationship between these problems were examined. The data of the study were obtained using the interview form. At the end of the research, it was found that all the participants were between 65 and 74 years of age, more than half of them are married, 41.4% received education up to high school level, 80.5% have a pension, 40.2% of them having income less, where more than half of them live in their own home, friend relationships are important, almost all of them are feeling. Generally elders expressed satisfaction with municipal services. Those who are not satisfied have indicated that they are not satisfied of the transportation services. When socio-demographic characteristics of the elderly are compared with their happiness level, it is seen that women, marriages, those who declare low income and seniors with high education status are happier.Furthermore, when the relationship between the happiness of the elderly and the service received from the municipality is examined, a positive relationship was found. That is, the happiness rate increases as the satisfaction of the services received from the municipality increases.

| Başkent Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber |

DSpace software copyright © 2002-2026 LYRASIS

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Send Feedback
Repository logo COAR Notify