Başkent Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

Başkent Üniversitesi DSpace, üniversitemiz tarafından doğrudan veya dolaylı olarak yayınlanan kitap, makale, tez, bildiri, rapor ve araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar. Bu sistem, üniversitemizin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak amacıyla telif haklarına uygun olarak Açık Erişim imkanı sağlar.

Başkent Üniversitesi Kütüphanesi için tıklayınız..

Photo by bidb.baskent.edu.tr
 

Recent Submissions

Item
The interplay between AI exposure, attitudes towards AI, AI anxiety and existential anxieties
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Ermut, Sıla; Yeniçeri Kökdemir, Zuhal
With the growing potential and usage of artificial intelligence, ethical and psychological concerns have become more prominent. The aim of the present study is to undercover these concerns from an existentialist point of view while investigating the attitudes towards AI and AI anxieties. It is expected that AI exposure will be significantly related with attitudes towards AI and there will be differences among AI professionals, AI users, and non-users. Moreover, a strong association between higher levels of AI anxiety with higher levels of existential anxieties is expected. Gender is also expected to have an effect on this relationship between attitudes towards AI and existential anxieties. The participants for this study included adults older than 18 and they were gathered through social media (Twitter, Instagram etc.). The groups of participants completed “The General Attitudes toward Artificial Intelligence Scale”, “Artificial Intelligence Anxiety Scale”, and “Existential Concern Questionnaire”. A cross-sectional research design was implemented to investigate the relationship between attitudes towards AI, AI anxiety, and existential anxieties. According to the results of the analysis, no relationship was found between the individual's exposure to AI and attitudes towards AI or AI anxieties. Moreover, positive attitudes towards AI were related to lower AI anxiety. On the other hand, the relationship between attitudes towards AI and existential anxieties was not significant. Lastly, a significant relationship was found between attitudes towards AI, AI anxiety, and gender. Yapay zekânın artan önemi ve değişen kullanım alanlarıyla birlikte, etik ve psikolojik kaygılar daha belirgin hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, yapay zekâya yönelik tutumları ve yapay zekâ kaygılarını araştırırken bu kaygıları varoluşçu bir bakış açısıyla incelemektir. Yapay zekâya maruz kalmanın yapay zekâya yönelik tutumlarla önemli ölçüde ilişkili olacağı ve yapay zekâ uygulamaları tasarlayan profesyoneller, yapay zekâ kullanıcıları ve kullanıcı olmayanlar arasında farklılıklar olacağı beklenmektedir. Ayrıca, yüksek düzeyde yapay zekâ kaygısı ile yüksek düzeyde varoluşsal kaygılar arasında bir ilişki ön görülmektedir. Cinsiyetin de yapay zekâya yönelik tutumlar ile varoluşsal kaygılar arasındaki bu ilişki üzerinde etkisi olacağı tahmin edilmektedir. Katılımcılar 18 yaşından büyük yetişkinlerden oluşmuştur ve katılımcılara sosyal medya (Twitter, Instagram vb.) aracılığıyla ulaşılmıştır. Katılımcılar "Genel Yapay Zekâya Yönelik Tutumlar Ölçeği", "Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği" ve "Varoluşsal Kaygılar Anketi"ni doldurmuştur. Analiz sonuçlarına göre, bireylerin yapay zekâya maruz kalması ile yapay zekâya yönelik tutumlar veya yapay zekâ kaygıları arasında bir ilişki bulunmamıştır. Ayrıca, yapay zekâya yönelik olumlu tutumların daha düşük yapay zekâ kaygısı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Öte yandan, yapay zekâya yönelik tutumlar ile varoluşsal kaygılar arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. Son olarak, yapay zekâya yönelik tutumlar, yapay zekâ kaygısı ve cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Item
Kültürel göstergebilim açısından ihap hulusi görey’in tasarladığı banka reklam afişlerinin çözümlemeleri
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Gök, Ömer Selim; Tepecik, Adnan
Bu çalışma, Türkiye’de grafik tasarımın kurucusu olarak kabul edilen İhap Hulusi Görey’in afiş tasarımlarını kültürel göstergebilim, görsel iletişim ve yaratıcı endüstriler bağlamında incelemektedir. Erken Cumhuriyet döneminde, görsel propaganda ve kamusal iletişim araçları arasında afişler, halkla devlet arasındaki ideolojik bağları kurma aracı olarak işlev görmüştür. Görey’in çalışmaları; dönemin sosyoekonomik, kültürel ve politik dönüşümlerini yansıtan birer belge niteliğindedir. Afişlerdeki figürler, tipografi ve kompozisyon unsurları hem modernleşme ideolojisinin taşıyıcısı olmuş hem de dönemin grafik sanat anlayışını biçimlendirmiştir. Bu bağlamda sanatçının Bauhaus etkili modernist estetiği, işlevsellik ve mesaj netliğiyle birleşmiş; kurumların kurumsal kimliklerinden halkın tüketim davranışlarına kadar birçok alanda dönüştürücü rol oynamıştır. Çalışma, seçili afiş örnekleri üzerinden İhap Hulusi’nin grafik dili, yaratıcı yaklaşımı ve kültürel etkisini disiplinlerarası bir bakışla analiz ederken; aynı zamanda grafik tasarımın bir toplumsal hafıza taşıyıcısı olarak nasıl konumlandığını da ortaya koymaktadır. Sonuç olarak İhap Hulusi Görey’in eserleri, Türkiye’de görsel kültürün şekillenmesinde yalnızca estetik değil, ideolojik ve sosyolojik katmanlar barındıran kurucu öğelerdir. This study examines the poster designs of İhap Hulusi Görey, recognized as the pioneer of graphic design in Turkey, within the framework of cultural semiotics, visual communication, and creative industries. During the early Republican period, posters served as effective tools for public communication, shaping the ideological connection between the state and its citizens. Görey’s visual language functioned as a reflection of the socio-economic and political transformations of his time, portraying symbols of modernization and national identity. His works blended modernist aesthetics—shaped by the Bauhaus movement—with functional clarity and conceptual precision, thereby influencing institutional branding and public perception. Through a multidisciplinary analysis of selected posters, the research reveals how Görey’s creative strategies not only built visual narratives of the new Republic but also contributed to the development of a national design language. His posters acted as instruments of both cultural transmission and ideological reinforcement. Ultimately, İhap Hulusi Görey’s oeuvre occupies a foundational position in Turkish visual culture, embodying the convergence of aesthetics, communication, and collective memory.
Item
Ticaret Bakanlığının anonim şirketleri denetim ve gözetim yetkisi
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Budak, Oğulcan; Ünal, Ahmet Cemil
İlgili çalışmada, ülkenin ekonomik faaliyet zincirinin kilit unsurlarından biri olan anonim şirketler üzerindeki kamu denetimi ele alınmıştır. Ticaret Bakanlığı aracılığıyla yürütülen bu denetim, Bakanlığın devlet tüzel kişiliği içindeki konumu nedeniyle İdare Hukuku perspektifinden teorik olarak incelenmiştir. Devamında ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve buna bağlı ikincil mevzuatlar çerçevesince sahip olduğu denetim ve gözetim görevleri araştırılmış ve söz konusu yetkileri geçmişteki düzenlemeler ile karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. 6102 sayılı Kanun kapsamında Bakanlığa tanınan denetim ve gözetim görevleri Kanun içerisinde bir bütün olarak düzenlenmemesi ve bu kapsamdaki bazı hükümlerin açık uçlu olması nedeniyle çalışma kapsamında detaylı bir araştırma ve doktrin taramasını gerektirmiş olup tezin devamında Bakanlığın sahip olduğu denetim ve gözetim yetkisini kullanırken izlemesi gereken usuller belirtildikten sonra bu kapsamda tespit ettiği eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için alacağı tedbirler, başta fesih davası açma yetkisi olmak üzere inceleme altına alınmış olup söz konusu davaların nitelikleri ve usulüne ilişkin açıklamaların akabininde bu konudaki tartışmalı hususlara değinilerek çözüm önerileri sunulmuştur. This study theoretically examines the public audit of joint-stock companies, which are crucial links in the country's economic activity chain, conducted by the State through the Ministry of Trade. It first analyzes this authority under Administrative Law, as the Ministry is part of the State's legal personality. Subsequently, the study investigates the audit and supervision duties granted to the Ministry within the framework of the Turkish Commercial Code (Law No. 6102) and its secondary legislation, comparing these authorities with past regulations. Since the audit and supervision duties granted to the Ministry under Law No. 6102 are not regulated as a whole and some provisions are open-ended, the study required a detailed investigation and a review of legal doctrine. Following a discussion of the procedures the Ministry must follow when exercising its audit and supervision authority, the measures it can take to remedy deficiencies and non-compliance are examined, including its power to file for dissolution. After explaining the nature and procedure of these lawsuits, the study addresses contentious issues and offers solutions.
Item
Türkiye’nin yöresel simitleri: Doğu Anadolu bölgesi özelinde
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Karagündüz, Gaye Özgür; Beyter, Nurten
Türkiye’nin Doğu Bölgesi özelinde zengin ekmek ve hamur işi kültürü içinde önemli bir yer tutan simidin, Doğu Anadolu bölgesindeki yöresel çeşitlerini, kültürel ve tarihi bağlamda ele alarak, yerel mutfağındaki simit kimliğini ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırmanın temel amacı, bölgedeki geleneksel simit üretim pratiklerini belgelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, bölgedeki 42 simit üreticisiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere göre, katılımcıların büyük çoğunluğu simit üretimine aile mesleği olarak başlamış, bir kısmı ise sonradan öğrenerek bu alana yönelmiştir. Mesleğe genellikle lise döneminde adım atılmış olsa da, çocuk yaşta başlayanlar da bulunmaktadır. Katılımcıların önemli bir kısmının 25 yıl ve üzeri deneyime sahip olduğu görülmektedir. Çoğunlukla fırın ustası olarak çalışan katılımcılar, en çok tereyağlı simit ürettiklerini belirtmiştir. Tereyağlı simidi, klasik pastane simidi ve gevrek (İzmir simidi) takip etmektedir. Simit yapımında en yaygın kullanılan malzemeler sıvı yağ, susam, tuz, un, şeker ve pekmezdir; pekmez türü olarak en çok üzüm pekmezi tercih edilmektedir. Fırın türleri arasında konveksiyonel fırınlar başta gelmekte, ardından döner fırınlar ve kara fırınlar sıralanmaktadır. Geleneksel fırınlarda en çok meşe odunu kullanılmaktadır. Reçeteler incelendiğinde ise, malzeme miktarları, yoğurma ve mayalama teknikleri ile pişirme yöntemlerinin üreticiden üreticiye değiştiği ve standart bir tarifin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu farklılıklar, üreticilerin kendi deneyimlerine ve müşteri taleplerine göre şekillendirdiği özgün uygulamalara işaret etmektedir. Yöresel simitlerin, bölgesel olarak daha detaylı taranarak kültürel bir değer olarak literatüre kazandırılması amacıyla ileri düzeyde, yerinde ziyaretlerle çalışmalar yapılması önerilmektedir.
Item
Ruggero Leoncavallo’ nun I Pagliacci operasındaki canio karakterinin incelenmesi
(Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024) Okur, Halil İbrahim; Savaş, Sabriye
1900’lü yılların başlarında I. Napolyon’ un İtalya’ yı işgal etmesiyle İtalya’ nın sosyolojik ve kültürel ortamı da değişmeye başlamıştır. Zamanla genişleyen bu başlangıcın etki alanı ile beraber sanatsal alanlarda da daha fazla ilerleme 19.yy’ ın ikinci yarısında kurulan İtalya Krallığı sayesinde daha da belirgin olmaya başlamıştır. Giderek artan bu etkileşim sonucunda hitap edilen kesim yüksek zümreden orta kesim halka inmiştir. Bu hareketlilik ile beraber kendinden söz ettirmeye başlayan bir diğer unsur ise Verismo akımı olmuştur. Sahnede gerçeğin, özellikle de yoksul ve alt tabaka insanların hayatını konu almasıyla bilinen verismo, günlük hayatın akışını konu edinmiştir. Verismo alanında tanınan en büyük isimlerden birisi olan Ruggero Leoncavallo’ nun I Pagliacci operası verismo alanında en çok bilinen ve bu akıma öncülük eden isimler arasında olmuştur. Bu çalışmada, Ruggero Leoncavallo’ nun I Pagliacci operasından Canio karakterinin incelenmesi konusu nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile ele alınmıştır. Bu çalışmada ek olarak bestecinin yaşadığı dönemde İtalya’ nın Sosyo-kültürel ortamına, dönemsel anlayış içerisinde geç romantizm’ e ve bununla beraber I Pagliacci operasının çok önemli bir parçası olan verismo’ dan da bahsedilmiştir. Ruggero Leoncavallo’ nun yaşamına, operalarına, operetlerine ve şiir senfonilerine de yer verilen ilgili çalışmamın konusu gereği Canio karakterinin opera içerisindeki yeri ve önemine değinmek amacıyla 1. Perde ve 2. Perde de yer aldığı girişler, solo şarkılar, aryalar ve düetlere yer verilmiştir. Yapılan analiz sırasında Canio karakterinin sahnedeki oyunculuğuna, insan ilişkilerindeki tavırlarına, psikolojik anlamda yaşamış olduğu duygu durumlarına ve gerçekçi yapıdaki karakter değişimlerine değinilmiştir. Bu çalışmanın amacı literatüre hem sanatsal bir başvuru kaynağı hem de akademik bir yazın kaynağı sunmaktır. Çalışma sanatsal ve akademik yapısıyla gerek opera tarihi araştırmaları gerekse yapılan çalışma bağlamında tenor ses renginde olup bu operayı ve özellikle de Canio karakterini çalışacak bireyler için başvuru kaynağı olması amacıyla oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda I Pagliacci operasının başrolünde olan Canio karakterinin, oynadığı rol gereği sadece bir palyaço olmadığını ve sahnede eşinin aldatmasını öğrendiğinde yaşadığı psikolojik duygu durumları sonucunda kendisini kaybetmesiyle oyunun dışına çıkıp eşinden bu aldatılmanın hesabını soran bir koca olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte her ne kadar Canio karakteri rolünün dışına çıksa da seyirciler bunu oyunun gerçekçi yapısı olarak düşünmüşlerdir. Son olarak Canio karakteri hem sanatsal boyutuyla hem de gerçekçi yapısı ile beraber aldatılmanın sonucu olarak yaşadığı psikolojik çöküntünün getirdiği tüm negatifliklerin üstesinden gelip istediği sonuca ulaşabilen bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. With the occupation of Italy by Napoleon I in the early 1900s, the sociological and cultural environment of Italy began to change, and with the influence of this beginning, which expanded over time, further progress in artistic fields began to become more evident thanks to the Kingdom of Italy established in the second half of the 19th century. As a result of this increasing interaction, the segment addressed has decreased from the high class to the middle segment. Another element that started to make a name for itself with this mobility was the Verismo movement. Verismo, which is known for its focus on the life of reality, especially poor and low-class people, is about the flow of daily life. One of the biggest names in the field of verismo, Ruggero Leoncavallo's I Pagliacci opera has been among the most well-known and pioneering names in the field of verismo. In this study, the subject of examining the character of Canio from the opera I Pagliacci of Ruggero Leoncavallo, one of the leading names of the late romanticism and verismo movement, is discussed with the document analysis technique, which is one of the qualitative research methods. In this study, in addition, the socio-cultural environment of Italy in the period in which the composer lived, late romanticism in the understanding of the period, and verismo, which is a very important part of the opera I Pagliacci, are also mentioned. In accordance with the subject of my study, which also includes the life, operas, operettas and poetry symphonies of Ruggero Leoncavallo, in order to mention the place and importance of the character of Canio in opera, 1. Curtain and 2. Intros, solo songs, arias and duets are included in the curtain. During the analysis, the acting of the character of Canio on the stage, his attitudes in human relations, his psychological emotional states and realistic character changes were mentioned. The aim of this study is to present both an artistic reference source and an academic literature source to the relevant literature. This study, with its artistic and academic structure, is in the color of the tenor voice in the context of both opera history research and the study, and it was created to be a reference source for individuals who will study this opera and especially the character of Canio. As a result of the study, the character of Canio, who plays the leading role in the opera I Pagliacci, is not just a clown due to the role he plays, and when he loses himself as a result of the psychological emotional states he experiences when he learns about his wife's cheating on the stage, he comes across as a husband who goes out of the play and asks his wife to account for this deception. In this process, although the character of Canio went beyond his role, the audience thought of it as the realistic structure of the play. Finally, the character of Canio appears as a character who can overcome all the negativities brought about by the psychological depression he experienced as a result of being deceived and achieve the desired result, both with his artistic dimension and his realistic structure.