Güner Aktaş, GözenKaya, Ezgi Selin2025-12-182025https://hdl.handle.net/11727/14176Mekân, fiziksel yapısının yanı sıra bireylerin ve toplulukların hafızalarını, kimliklerini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren sosyal bir alandır. Topluluklar ve aileler, belleklerini mekân ile ilişkili bir biçimde şekillendirerek, geçmişlerini fiziksel ortamlarda yansıtma eğilimi göstermektedir. Bireysel ve ailevi düzeyde inşa edilen ortak anılar, mekânların kolektif bellek ve kimlik oluşum süreçlerinde merkezi bir yer edinmesine katkı sağlar. Bu çalışma, Antalya’nın Demre ilçesine bağlı Kumdağı bölgesinde yer alan araştırmacının yazlık aile evi üzerinden, mekân, bellek, kimlik ve aidiyet kavramları arasındaki etkileşimi otoetnografik bir yaklaşımla incelemektedir. Araştırmanın kuramsal temeli “bellekteki o mekân” yaklaşımı çerçevesinde şekillendirilmiş; çözümlemeli otoetnografi yöntemiyle yürütülen çalışmada, bireysel anlatılar, aile arşivleri (fotoğraf albümleri, günlükler), mekânsal gözlemler ve anket verileri aracılığıyla nitel veri toplanmıştır. Çalışmada, araştırmanın çıkış noktası olan “mekân” ve “bellek” kavramlarının kesişiminde yer alan “mekânsal bellek” kavramı merkezî bir kavramsal çerçeve olarak ele alınmaktadır. Bellek, bireyin kimlik inşasında temel bir etken olarak değerlendirilmekte; mekânsal belleğin aracılığıyla edinilen bu kimlik "mekânsal kimlik" olarak tanımlanmaktadır. Bu sürecin nihai çıktısı olarak, bireylerin hem kişisel hem de toplumsal düzeyde en temel ihtiyaçlarından biri olan “aidiyet” duygusuna ulaşılmaktadır. Bu bağlamda, aile yazlıkları ve yazlık aile evleri, bireyler ve aileler için yalnızca bir tatil ya da konaklama alanı olmanın ötesinde, kolektif bellek ve kimliğin inşasında işlevsel birer mekânsal unsur olarak öne çıkmaktadır. Space constitutes not only a physical construct but also a socially produced domain shaped by the memories, identities, and social relations of individuals and communities. Families and communities shape their memories within spatial environments, thereby transforming physical settings into repositories of memory. The recollections constructed at both individual and familial levels render specific spaces central to processes of collective memory and identity formation. This study investigates the interrelations among space, memory, identity, and place attachment focused on the researcher’s familial summer house in the Kumdağı region of Demre, Antalya. The theoretical framework is grounded in the “that place in memory” paradigm, and the study adopts analytical autoethnography as its methodology. Qualitative data were obtained through personal narratives, family archives (including photo albums and diaries), observations, and survey responses. The concept of spatial memory—positioned at the intersection of space and memory—lies at the center of the research. Memory is approached as a critical mechanism in the construction of individual identity, wherein identity is conceptualized as spatial identity. This process ultimately results in the development of place attachment, understood as a fundamental emotional attachment. The findings demonstrate that familial summer houses function as significant spatial agents in the construction of collective memory and identity, surpassing their conventional designation as sites of seasonal habitation. Therefore, this research contributes to broader discourses on spatial memory by illuminating how ordinary domestic spaces, by providing intergenerational interaction, contribute to the formation of a sense of belonging and spatial identity.trOtoetnografiMekânsal BellekMekânsal KimlikAile belleğiAidiyetAile belleği ve mekanına ilişkin otoetnografik bir araştırma: Demre Kumdağı’ndaki aile yazlığına yolculukMaster Thesis