Genişletilmiş sinema sonrası: Hareketli görüntünün mekânda yeniden üretilmesi
No Thumbnail Available
Files
Date
2025
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Abstract
Sanat bağlamında film ve video sanatı ile projeksiyon sanatı genellikle mekânın boyutlarını
ve sınırlarını keşfetme amacı gütmektedir. Sergi alanlarında genellikle büyük hareketli
görüntüler duvarlara ya da zemine yansıtılıp birden fazla projeksiyonla çeşitli ekranlarda
gösterilebilmekte ya da izleyicilerin etrafına yayılmış özel tasarımlı yapılar ve
enstalasyonlarla sunulabilmektedir. Mimari yapı olarak mekânın kendisi ve yüzeyler arası
ilişkiler ile hikâyeyi aktaran sanatçılar izleyiciye anlama ve algılama alanı sunmaktadır.
Umberto Eco'nun tanımladığı “açıklık” kavramları seyircinin algısını ve mekanla kurduğu
ilişkiyi yeniden düzenleyerek anlama derinlik kazandırmaktadır. Sinema ve sonrasında
projeksiyon ve video sanatı; sabit oturma düzenlerine meydan okuyarak izleyicilerin
serbestçe dolaşmasını sağlamakta ve belirli bir bakış açısına sıkışıp kalmalarını
gerektirmeden bir deneyim yaşamasını mümkün kılmıştır. Bu sanat formları; doğrusal
anlatının sınırlarını zorlamakla kalmazken sosyal olaylar, duygusal keşif ve kültürel koruma
gibi evrensel konular üzerine odaklanırken klasik sinemanın unsurlarına ve oyuncularına
atıfta bulunmaktadırlar. Çeşitli araçlar ile mekânın içinde anlatıyı ekrandan taşıran
“Genişletilmiş Sinema”; geleneksel anlatıcı sinemalarının ötesine geçerek filmsel anlatının
temellerini yeniden yorumlanmasını sağlamış ve “Video Sanatı”; mekân içindeki yapıyı
sorgulayarak izleyicilerin algısını dönüştürme yollarını arayış içinde bağlamlar
oluşturmasını mümkün kılmaktadır. Postmodernizm ve 1960’lı yıllar sonrası genişletilmiş
sinema ve Fluxus hareketiyle birlikte hareketli görüntüler ile sanat eserleri arasındaki
rolünün olanakları genişletilirken; eserlerdeki mekânlar ve anlatı boşluklarını doldurarak
kendi hikayelerini oluşturmalarına sağlamıştır. Görsel ve işitsel unsurların mekân
atmosferiyle birleşmesi; izleyicinin sanat eserine dair deneyimini zenginleştirmektedir. Bu
bağlamda boş alanlar sadece mekanik değil ayrıca anlatı düzeyinde tamamlanır ve izleyici
eserin bir parçası haline gelmektedir. Bu alanlarda sanatçılar tarafından anlatının nasıl
oluştuğunu ve yaratım süreçlerine ilişki mekân ve izleyici konumlandırmasını anlamak için
araştırma tasarımı, saha bağlamı göz önünde bulundurularak iki aşamalı olarak
planlanmıştır. İlk aşamada, sanatçıların sinemadan video sanatına uzanan hareketli görüntü
türlerinde mekânda nasıl üretimler yaptıklarını ve çoklu yüzeyleri nasıl kullandıklarını
anlamak amacıyla saha ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Ankara ve İstanbul
başta olmak üzere galeri ve müzelerde hareketli görüntü formunda üretilmiş eserler sergi mekânlarında incelenmiştir. İkinci aşamada ise, müze ve galerilerde sergilenen hareketli
görüntü işlerini anlamlandırmak amacıyla bu yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile
sanatçı, yönetmen, görsel sanatçı, küratör ve mimar ile görüşmeler yapılmış ve analiz
edilmiştir. Araştırma, hareketli görüntünün sergi mekânlarında kullanımını incelemek için
nitel bir yaklaşım benimsemiş; özellikle genişletilmiş sinema ve sinema sonrasında sergi
mekanlarıyla olan bağlantılarını ele almıştır. Merkezi odak noktası, hareketli görüntü
çalışmalarının müze ve galerilerde hangi yüzeylerde nasıl sunulduğunu ve bu mekânsal
düzenlemelerin eseri yaratan kişilerin mekânı bir unsur olarak nasıl unsur olarak ele aldığını
anlamaktır. In the context of art, film, video art, and projection art generally explore the
dimensions and boundaries of space. In exhibition areas, large moving images are usually
projected onto walls or floors and displayed on various screens with multiple projections or
through specially designed structures and installations spread throughout the audience. The
space itself as an architectural structure and the artists who convey story with relationships
between surfaces offer audience a field of understanding and perception. The concepts of
“openness” defined by Umberto Eco add depth to meaning by rearranging the audience’s
perception and their relationship with the space. Cinema, followed by projection and video
art, challenged structe by allowing the audience to move freely and experience the work
without being confined to a single perspective. These art forms not only push the boundaries
of linear narratives but also address universal issues such as social events, emotional
discovery, and cultural preservation while referencing the elements and actors of classical
cinema. “Extended Cinema,” which moves the narrative off-screen into the space using
various tools, has reinterpreted the fundamentals of filmic storytelling by going beyond
classic narrative cinema. “Video Art” creates contexts that seek to transform audience
perception by questioning spatial structures. The relationship between moving images and
works of art expanded with postmodernism, the expanded cinema, and the Fluxus movement
after the 1960s. This evolution allowed artists to fill narrative gaps and spaces in their works,
enabling viewers to construct their own interpretations. Combination of visual and auditory
elements with the spatial atmosphere enriches the audience's experience of the artwork. So,
empty spaces are completed not just mechanically but also narratively, making the viewer
an integral part of the work. To understand how artists shape narratives in these spaces and
how they position both space and audience in their creative processes, the research design
was structured in two stages. In the first stage, field visits were carried out in order to
understand how the artists produce in the space in moving image genres ranging from cinema
to video art and how they use multiple surfaces. Works produced as moving images in
galleries and museums, particularly in Ankara and Istanbul, were analyzed in exhibition
spaces. The second stage involved semi-structured interviews with artists, directors, visual
artists, curators, and architects to interpret moving image works exhibited in different forms. This research adopted a qualitative approach to analyze moving images in exhibition spaces,
specifically in relation to expanded cinema and post-cinema exhibition practices, with a
central focus on how moving images are presented and how spatial arrangements shape
artistic considerations of space.
Description
Keywords
Sinema, Hareketli Görüntü, Genişletilmiş Sinema, Mekân, Deneyim, Cinema, Moving Image, Extended Cinema, Space, Experience