Enstitüler / Institutes

Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/11727/1390

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Item
    e-Sağlıklı beslenme okuryazarlığı (e-SBO) ölçeğinin Türkçe ’ye uyarlanması ve yetişkin bireylerde covid-19 pandemi öncesi ve sırasında e-SBO düzeyleri ile beslenmeye ilişkin parametreler arasındaki ilişkinin belirlenmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Onbaşı, Özgün; Türker, Perim Fatma
    Bu çalışma Covid-19 pandemi döneminde yetişkin bireylerin beslenme durumlarını değerlendirmek, besin seçim ve alışkanlıklarını, beslenme bilgi düzeylerini, sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumlarını, sağlıklı beslenme takıntı düzeylerini belirlemek ve pandemi sürecinin yetişkin bireylerin elektronik sağlıklı beslenme okuryazarlık düzeyleri üzerindeki etkisini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Bireylerin elektronik sağlıklı beslenme okuryazarlık düzeylerini belirleyebilmek için e-Sağlıklı Beslenme Okuryazarlık (e-SBO) ölçeğinin Türkçe’ye adaptasyonu ile geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Çalışma Ocak-Mart 2022 ayları arasında sağlıklı beslenmeyle ilişkili içeriklerin paylaşıldığı bir sosyal medya sayfasını takip eden yetişkin bireyler ile çevrimiçi yöntemler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya yaş ortalamaları 41.32±12.52 yıl olan 158 birey katılmıştır. Çalışmada bireylere çevrimiçi ortamda genel bilgiler anketi, bir günlük besin tüketim kaydı, Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi (YETBİD) ölçeği, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ve ORTO-15 testi bir kere, e-SBO ölçeği ise pandemi öncesi (geriye dönük) ve sırasında olmak üzere iki kere uygulanmıştır. On beş maddeden oluşan e-SBO ölçeğinin orijinalinde de olduğu gibi beş faktör altında toplandığı, her boyuttaki maddelerin faktör yükü 0.40’ın üzerinde olduğu ve toplam varyans açıklama yüzdesinin %73.5 olduğu saptanmıştır. e-SBO ölçeğin toplam puanı ile tüm alt faktörlerinin puanları arasında orta düzeyde pozitif bir korelasyon bulunmuştur (p=0.000). e-SBO ölçeğinin Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayısı 0.77, alt boyutlarının Cronbach Alpha İç Tutarlılık Katsayıları ise sırası ile 0.80, 0.68, 0.89, 0.85 ve 0.88 olarak saptanmıştır. e-SBO ölçeğin test ve tekrar test puanlarının korelasyon katsayısı 0.98 olarak belirlenmiştir (p=0.000). Bu sonuçlar e-SBO ölçeğinin Türkçe versiyonunun bireylerin elektronik sağlıklı beslenme okuryazarlık düzeylerini ölçmekte geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan bireylerin tiamin, niasin, potasyum, kalsiyum, çinko, demir ve selenyum mikro besin ögelerini Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) 2015 referans değerin altında aldıkları saptanmıştır. Tüm katılımcılar Covid-19 pandemi döneminde besin seçimi ve/veya beslenme alışkanlıklarının değiştiği saptanmıştır (p<0.05). Bununla birlikte Covid-19 pandemi döneminde fastfood/ev dışından yemek yeme alışkanlığına sahip bireylerin Covid-19 pandemi öncesine kıyasla azaldığı saptanmıştır (p<0.05). Covid-19 pandemisi döneminde katılımcıların çoğunluğu daha fazla sigara veya alkol kullanma eğilimi göstermediğini bildirmişken, fiziksel aktivite düzeylerinin ise azaldığını bildirmişlerdir. Katılımcıların Covid-19 pandemi sürecinde D ve C vitaminleri ile çinko ve magnezyum desteği alımlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde yükseldiği saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin Covid-19 pandemi sürecindeki YETBİD ve SBİTÖ puanları ile e-SBO puanları arasında pozitif yönde zayıf bir korelasyon (p<0.05), ORTO-15 puanlarıyla ise negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon (p>0.05) belirlenmiştir. Tüm katılımcıların Covid-19 pandemi öncesinde e-SBO puan ortalaması 34.0±7.36 puan iken, Covid-19 pandemi dönemindeki e-SBO puan ortalamaları 37.6±7.85 puan yükselmiştir (p<0.05). This study aimed to evaluate the nutritional status of adults, to determine their food choices and habits, nutritional knowledge levels, attitudes towards healthy eating, level of healthy eating obsession during the Covid-19 pandemic and to determine the effect of the pandemic on the electronic healthy nutrition literacy levels of this population. In order to determine the electronic healthy nutrition literacy levels of individuals, validity and reliability studies were performed for the Turkish version of the e-Healthy Nutrition Literacy (e-HDL) Questionnaire. The study was conducted on 158 adult individuals with a mean age of 41.32±12.52 years, who followed a social media page that shares content related to healthy nutrition, between January and March 2022, using online methods. In the study general information questionnaire, one-day food consumption record, Nutrition Knowledge Level for Adults (YETBİD) scale, Attitude Scale for Healthy Nutrition (ASHN) and ORTO-15 test were applied once, the e-HDL scale was applied to individuals twice, before (retrospectively) and during the pandemic, using online methods. It has been observed that the e-HDL questionnaire, which consists of 15 items, is gathered under five factors, as in the original. The factor load of the items in each dimension was found over 0.40 and the percentage of total variance explanation was found 73.5%. When the correlation between the e-HDL questionnaire score and its sub-dimensions is examined, scores of all sub-dimensions were moderate positively correlated with the total score of the e-HDL questionnaire (p=0.000). In the reliability analysis of the e-HDL questionnaire, Cronbach’s Alpha Internal Consistency Coefficient was found as 0.77, and the sub-dimensions coefficient was found as 0.80, 0.68, 0.89, 0.85 and 0.88, respectively. The correlation coefficient of the test and retest scores of the e-HDL questionnaire was determined as 0.98 (p=0.000). These results show that the Turkish version of the e-HDL questionnaire is a valid and reliable tool for measuring the electronic healthy nutrition literacy levels of individuals. The intake of thiamine, niacin, potassium, calcium, zinc, iron and selenium micronutrients of the individuals was below the Turkey's Dietary Guidelines (TUBER) 2015 reference value. All participants were found to have changed their food selection and/or eating habits during the Covid-19 pandemic (p<0.05). However, it has been determined that the number of individuals who have the habit of eating fast food/ordered food during the Covid-19 pandemic has decreased compared to the pre-Covid-19 pandemic (p<0.05). During the Covid-19 pandemic, the majority of the participants reported that they did not tend to smoke or drink alcohol more, while their physical activity levels decreased. It was determined that the intake of vitamins D and C, and zinc and magnesium supplements of the participants increased statistically significantly during the Covid-19 pandemic (p<0.05). There is a weak but positive correlation between YETBİD scores (p<0.05) and ASHN scores (p<0.05) with e-HDL questionnaire scores and a weak but negative correlation between ORTO-15 scores (p>0.05) with e-HDL questionnaire scores. While the mean scores of the e-HDL questionnaire before the Covid-19 pandemic was 34.0±7.36 points, the mean scores of the e-HDL questionnaire increased to 37.6±7.85 points during the Covid-19 pandemic (p<0.05).
  • Item
    Vardiyalı çalışan bireylerin beslenme durumları ile diyet inflamatuvar indeksi, uyku kalitesi ve depresyon arasındaki ilişkinin saptanması
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Kıran, Merve; Türker, Perim F.
    Bu çalışma, vardiyalı çalışan bireylerin beslenme durumlarını değerlendirerek, diyet inflamatuvar indeksi (Dİİ), uyku kalitesi ve depresyon durumu ile ilişkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya, demir çelik ve boru sektöründe faaliyet gösteren bir sanayi kuruluşunda rotasyonlu vardiyalı olarak çalışan 170 yetişkin erkek birey dahil edilmiştir. Bireylerin sosyodemografik özelliklerini, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları ile fiziksel aktivite durumlarını belirlemek için bir anket formu uygulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri alınmış ve bazı biyokimyasal bulguları değerlendirilmiştir. Bireylerin günlük diyetle enerji ve besin ögesi alımları ile Dİİ skorlarının değerlendirilmesi için gece vardiyası döneminde üç günlük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Bireylerin anksiyete ve depresyon durumlarının değerlendirilmesi için Hastane Anksiyete ve Depresyon (HAD) Ölçeği, uyku kalitelerinin değerlendirilmesi için Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 40.1±6.87 yıldır. Bireylerin BKİ sınıflandırmasına göre, %44.7’sinin pre-obez ve %35.3’ünün obez olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan bireyler Dİİ skorlarına göre dört quartile ayrılmış; birinci quartil (Q1) anti-inflamatuvar diyeti, 4.quartil (Q4) ise pro-inflamatuvar diyeti temsil etmiştir. Bireylerin Dİİ değerlerinin -4.14 ile 4.26 arasında değiştiği ve ortalama Dİİ değerinin 0.76±1.52 olduğu saptanmıştır. Diyet inflamatuvar indeksi quartillerine göre, bireylerin C-reaktif protein (CRP) düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin CRP düzeyleri Q4’te, Q2’ye göre; Q3 ve Q4’te ise Q1’e göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Diyet inflamatuvar indeksi ile abdominal obezite ve obezite arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Diyet inflamatuvar indeksi quartillerine göre Q1 referans olarak alındığında; Q3’te yer alan bireylerde abdominal obezite görülme riski 0.305 kat (%95 OR=0.124-0.749) daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Obezite görülme riski ise Q1’de yer alan bireylere göre, Q2’de yer alan bireylerde 0.284 kat (%95 OR=0.114-0.709), Q3’te yer alan bireylerde 0.225 kat (%95 OR=0.087-0.586) daha yüksektir (p<0.05). Yaş, medeni durum, sigara kullanımı, fiziksel aktivite ve enerji alımına göre düzeltme yapıldıktan sonra obezite riskinin Q2’de yer alan bireylerde 0.362’ye (%95 OR=0.132-0.989), Q3’te yer alan bireylerde ise 0.326’ya (%95 OR=0.113-0.941) çıktığı tespit edilmiştir (p<0.05). Bireylerin PUKİ sınıflandırmasına göre, %38.8’inin uyku kalitesinin kötü olduğu belirlenmiştir. BKİ sınıflandırmasında normal gruptan obez gruba doğru, kötü uyku kalitesi görülme sıklığında artış tespit edilmiştir (p<0.05). Bireylerin toplam PUKİ puanı ile bel çevresi (r=0.157), bel/boy oranı (r=0.159) ve vücut yağ kütlesi (r=0.152) arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin toplam PUKİ puanı ile vücut su oranı arasında ise negatif ve düşük düzeyde bir korelasyon saptanmıştır (r=-0.152, p<0.05). Diyet inflamatuvar indeksi ile kötü uyku kalitesi arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Diyet inflamatuvar indeksi quartillerine göre Q1 referans olarak alındığında; Q2’de yer alan bireylerde kötü uyku kalitesi görülme riski 0.301 kat (% 95 OR=0.125-1.780) daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Yaş, medeni durum, sigara ve alkol kullanım durumu, fiziksel aktivite, BKİ ve enerji alımına göre düzeltme yapıldıktan sonra kötü uyku kalitesi riskinin Q2’de yer alan bireylerde 0.364’e (% 95 OR=0.138-1.963) çıktığı tespit edilmiştir (p<0.05). Bireylerin HAD ölçeği sınıflandırmasına göre, %7.6’sının anksiyete ve %25.9’unun depresyon riski taşıdığı belirlenmiştir. Diyet inflamatuvar indeksi ile anksiyete ve depresyon durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, inflamasyonun, vardiyalı çalışma ile ilişkili birçok kronik hastalığın gelişiminde rol oynadığı göz önüne alındığında, vardiyalı çalışanın sağlığını tehdit eden davranışsal değişiklikleri hedef alan anti-inflamatuvar beslenme programı planlanması faydalı olacaktır.This study was conducted to evaluate nutritional status and to determine the relationship between nutritional status and dietary inflammatory index (DII), sleep quality and anxiety and depression status. A total of 170 male rotating shift workers of an industrial organization operating in iron, steel and pipe sector participated in this study. A questionnaire was administered to determine individuals’ socio-demographic characteristics, lifestyle habits, nutritional habits and physical activity status. Anthropometric measurements and some biochemical findings of individuals were evaluated. A three-day food consumption record during night shift was obtained to evaluate their daily energy and nutrient intake and DII scores. Sleep quality was assessed by Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI), while anxiety and depression were estimated through Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS) questionnaire. The average age of participants was 40.1 ± 6.87 years. According to the body mass index (BMI) classification, 44.7% of individuals were pre-obese, and 35.3% were obese. The individuals participating in the study were examined by dividing them into four quartiles according to their DII scores. The first quartile (Q1) represents the anti-inflammatory diet, and the fourth quartile (Q4) represents the pro-inflammatory diet. It was determined that the DII values of the individuals ranged between -4.14 and 4.26, and the mean DII value was 0.76±1.52. A significant difference was found between individuals' C-reactive protein (CRP) levels according to the dietary inflammatory index quartiles (p<0.05). It was determined that there was a significant relationship between the dietary inflammatory index and the presence of abdominal obesity and obesity (p<0.05). According to the dietary inflammatory index quartiles, when Q1 is defined as reference; the risk of abdominal obesity was found to be 0.305 times (95% OR=0.124-0.749) higher in individuals in Q3 (p<0.05). The obesity risk was found to be 0.284 times (95% OR=0.114-0.709) higher in Q2, and 0.225 times (95% OR=0.087-0.586) higher in Q3 compared to individuals in Q1. After adjusting for age, marital status, smoking, physical activity, and energy intake, the obesity risk increased to 0.362 (95% OR=0.132-0.989) for individuals in Q2 and 0.326 (95%OR=0.113-0.941) for individuals in Q3 (p<0.05). According to the PSQI classification, 38.8% of individuals were found to have poor sleep quality. As BMI increased, the percentages of poor sleep quality increased (p<0.05). There were positive correlations between PSQI score and WC (r=0.157), WHtR (r=0.159) and body fat mass (r=0.152), and a negative correlation between total body water (r=-0.152), which were found to be statistically significant (p<0.05). A significant correlation was found between diet inflammatory index and poor sleep quality (p<0.05). According to the dietary inflammatory index quartiles, when Q1 is defined as reference; the risk of poor sleep quality was found to be 0.301 times (95% OR=0.125-1.780) higher in individuals in Q2 (p<0.05). After adjusting for age, marital status, smoking and alcohol use, physical activity, BMI, and energy intake, the poor sleep quality risk increased to 0.364 (95% OR=0.138-1.963) for individuals in Q2 (p<0.05). According to the HAD scale classification of the individuals, it was determined that 7.6% of them had anxiety risk and 25.9% of them had depression risk. There was no significant relationship between diet inflammatory index and anxiety and depression status (p>0.05). In conclusion, considering that inflammation plays a role in the development of many chronic diseases associated with shift work, it would be useful to plan an anti-inflammatory nutrition program targeting behavioral changes that threaten the health of shift workers.
  • Item
    Anne ve kızlarında besin okuryazarlığı, yeme farkındalığı ve beslenme durumu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bİlimleri Enstitüsü, 2022) Bor, Hakan; Saka, Mendane
    Anne ve kızlarında sosyal ortamlarının, kültürel ve eğitim düzeylerinin farklılık göstermesiyle beraber ortaya çıkan besin okuryazarlığı ve yeme farkındalığı düzeylerindeki farklılıklar beslenme durumunu etkileyebilmektedir. Bu çalışma anne ve kızlarında besin okuryazarlığı, yeme farkındalığı ve beslenme durumu arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu çalışmanın diğer bir amacı da Algılanan Besin Okuryazarlığı (ABO) Ölçeği’nin geçerlilik ve güvenirliğinin yapılmasıdır. Çalışma Şubat-Ekim 2021 tarihleri arasında Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde eğitim gören 128 kız öğrenci ve 128 kız öğrenci annesinin oluşturduğu rastgele seçilmiş toplam 256 gönüllü anne-kız üzerinde yürütülmüştür. Gönüllülere demografik bilgiler anketi, Türkçe ’ye uyarlanan Algılanan Besin Okuryazarlığı Ölçeği (ABO), Yeme Farkındalığı Ölçeği-30 (YFÖ-30), besin tüketim sıklığı anketi, antropometrik ölçümler formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (IPAQ) ve fiziksel aktivite saptama formu online olarak uygulanmıştır. Katılımcıların antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından anket formlarının nasıl doldurulacağı konusunda öğrencilere eğitim verilmiş ve annelerine ait anketleri, annelerine uygulamaları istenmiştir. Annelerin yaş ortalaması 47.72±5.56 yıl, kızların yaş ortalaması ise 21.82±1.34 yıldır (p<0.05). Annelerin kızlara göre besin okuryazarlığı puanının daha yüksek olduğu bulunmuştur (sırasıyla; 3.65±0.40, 3.50±0.42) (p<0.05). Anne ve kızların yeme farkındalığı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (sırasıyla; 3.47±0.44, 3.50±0.40) (p>0.05). Anneler ve kızlar IPAQ ölçeğine göre sırasıyla %49.2 ve % 54.7 ile minimum aktif grubunda yer almıştır (p>0.05). Anne ve kızların besin okuryazarlığı puanlarıyla vücut ağırlığı ve BKİ arasında negatif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır (p>0.05). Anne ve kızların yeme farkındalığı puanlarıyla vücut ağırlığı ve Beden Kütle İndeksi (BKİ) arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Annelerin besin okuryazarlığı puanıyla enerji (kkal), karbonhidrat (g), protein (g) ve Doymuş Yağ Asitleri (DYA) (g) alımları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenirken, kızların besin okuryazarlığı puanıyla enerji (kkal), karbonhidrat (g), yağ (g), Çoklu Doymamış Yağ Asitleri (ÇDYA) (g), omega 6 (g) ve omega 6/omega 3 oranı arasında negatif yönde anlamlı, protein (%), omega 3 (g) alımları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Annelerin yeme farkındalığı puanıyla enerji (kkal), protein (g), DYA (g), Tekli Doymamış Yağ Asitleri (TDYA) (g) ve kolesterol (mg) alımları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenirken, kızların yeme farkındalığı puanıyla enerji (kkal), karbonhidrat (g), protein (g), yağ (g), DYA (g), ÇDYA (g) ve omega 6 (g) yağ asitleri alımları arasında negatif yönde, protein (%) alımları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, annelerin kızlara göre besin okuryazarlığı puanlarının geleneksel yemek hazırlama becerilerine daha fazla sahip olduklarından ötürü daha yüksek çıktığı ve bu farkın hem düşük fiziksel aktivite düzeyi hem de kültürel yanlış beslenme alışkanlıklarından dolayı BKİ değerlerine olumlu yansımadığı düşünülmektedir. Anne ve kızlarında besin okuryazarlığı, yeme farkındalığı ve beslenme durumu arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması için daha geniş kapsamlı çalışmalar yapılması gerekmektedir. Differences in food literacy and mindful eating levels, which occur with the differences in social environments, cultural and educational levels, can affect their nutritional status in mothers and daughters. This study was planned and conducted to evaluate the relationship between food literacy, eating awareness and nutritional status in mothers and daughters. Another purpose of this study is to establish the validity and reliability of the Self Perceived Food Literacy (SPFL) Scale. The study was carried out on 256 volunteer mother-daughter, consisting of 128 female students and 128 female student mothers studying at Gümüşhane University Faculty of Health Sciences between February and October 2021. Demographic information questionnaire, Self Perceived Food Literacy Scale adapted into Turkish (SPFL), Mindful Eating Questionnare-30 (MEQ-30), food consumption frequency questionnaire, anthropometric measurements form, International Physical Activity Questionnaire-Short Form (IPAQ) and physical activity determination form were applied to the volunteers online. The anthropometric measurements of the participants were taken based on their statement. Also the students were trained by the researcher on how to fill in the questionnaires and they were asked to apply their mothers’ questionnaires to their mothers. The mean age of the mothers is 47.72±5.56 years, and the mean age of the girls is 21.82±1.34 years (p<0.05). It was found that the mothers' food literacy scores were higher than the girls (respectively; 3.65±0.40, 3.50±0.42) (p<0.05). There was no statistically significant difference between the mothers' and daughters' mindful eating scores (respectively; 3.47±0.44, 3.50±0.40) (p>0.05). According to the IPAQ scale, mothers and daughters were in the minimum active group with respectively 49.2% and 54.7% (p>0.05).It was determined that there was a negative relationship between food literacy scores of mothers and daughters and body weight and Body Mass Index (BMI) (p>0.05). It was determined that there was a negative significant relationship between mindful eating scores of mothers and daughters and body weight and BMI (p<0.05). While it was determined that there was a negative significant relationship between mothers' food literacy score and energy (kcal), carbohydrate (g), protein (g), Saturated Fatty Acids (SFA) (g) intakes, it was determined that there was a negative significant relationship between girls' food literacy score and energy (kcal), carbohydrate (g), fat (g), Polyunsaturated Fatty Acids (PUFA) (g), omega 6 (g) intakes and omega 6/omega 3 ratio and a positive significant relationship between girls' food literacy score and protein (%), omega 3 (g) intakes (p<0.05). While it was determined that there was a negative significant relationship between mothers' mindful eating score and energy (kcal), protein (g), SFA (g), Monounsaturated Fatty Acids (MUFA) (g) and cholesterol (mg) intakes, it was determined that there was a negative significant relationship between girls' mindful eating score and energy (kcal), carbohydrate (g), protein (g), fat (g), SFA (g), PUFA (g) and omega 6 fatty acids (g) intakes and a positive significant relationship between girls' mindful eating score and protein (%) intakes (p<0.05). As a result, it is thought that the food literacy scores of the mothers are higher than the girls because they have more traditional food preparation skills and this difference is not positively reflected in BMI values due to both low physical activity level and culturally wrong eating habits. More comprehensive studies should be done to understand better the relationship between food literacy, mindful eating and nutritional status in mothers and daughters.
  • Item
    Hastanede yatan pediatrik hastalarda malnutrisyon durumunun saptanmasında adduktör polisis kas kalınlığı ölçümünün malnutrisyon durumu saptama araçlarıyla karşılaştırılması
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Oruçoğlu, Betül; Saka, Mendane
    Başparmak ve işaret parmağının ektansiyonu ile oluşan hayali bir açının tepesinde bulunan Adduktör Polisis kas kalınlığı (APKK), erişkin ve yaşlı hastlarda kas kaybı ve malnütsiyon durumunun değerlendirilmesinde kullanılmakla birlikte, pediatrik popülasyonda kullanılabilirliği ile ilgili çalışma sayısı sınırlıdır. Bu çalışmada hastanede yatan pediatrik hastalarda malnutrisyon durumunun belirlenmesinde APKK ölçümününün etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya; Ekim-Mart 2020 tarihleri arasında İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde yatarak tedavi gören 4-9 yaş aralığındaki 122 kız ve 114 erkek olmak üzere toplam 236 çocuk hasta dahil edilmiştir. Hastaların besin alımları 24 saatlik hatırlatma yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir, antropometrik ölçümlerden vücut ağırlığı, boy uzunluğu, üst orta kol çevresi (ÜOKÇ), triseps deri kıvrım kalınlığı (TDKK) ve APKK ölçümleri alınmıştır. Malnutrisyon riskinin belirlenmesinde Bozulmuş Beslenme Durumu ve Büyüme Riski için Tarama Aracı (STRONGkids- Screening Tool for Risk of impared Nutritional Status and Growth) ve Çocuklarda Beslenme Risk Skoru (PNRS- Pediatric Nutritional Risk Score), beslenme durumunun değerlendirilmesinde ise Öznel Genel Beslenme Değerlendirmesi (SGNA- Subjective Global Nutritional Assessment) pediatrik nütrisyonel tarama araçları kullanılmıştır. Şiddetli malnutrisyonlu (SGNA ile değerlendirilen) ve beslenme bozukluğu riski yüksek (STRONGKids ve PNRS ile değerlendirilen) hastaların APKK ölçümlerinin daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hastaların vücut ağırlığı, beden kütle indeksi (BKİ), ÜOKÇ, TDKK, üst orta kol kas çevresi, üst orta kol kas alanı ölçümleri ve yaşa göre BKİ z skorları ile APKK ölçümleri arasında pozitif, güçlü korelasyon saptanmıştır (p=0.000). Hastaların yaşa göre boy z skoru ve boy uzunluğu verileri ile APKK ölçümleri arasındaki korelasyon pozitif, orta düzeyde bulunmuştur (p=0.000). Hastaların hastanede yatış süreleri ile APKK ölçümleri arasında negatif yönlü, zayıf korelasyon saptanmıştır (p<0.05). Hastaların APKK verileri tertillere ayrılarak değerlendirilmiş; 25, 50 ve 75. yüzdeliğe karşılık gelen APKK değerleri sırası ile 5 mm, 6 mm ve 8 mm bulunmuştur. Malnutrisyon tanı kriteri olarak yaşa göre boy ve yaşa göre BKİ değerleri standart referans kabul edilmiş, tanı testlerinden yararlanılarak APKK için malnutrisyon tanısı koymadaki kesim noktası (Youden indeks=0.429; %95 CI: 0.288-0.537) ≤ 4 mm bulunmuştur. Yapılan ROC (Alıcı İşlem Karakteristikleri, Receiver Operating Characteristic) analizi ile eğri altında kalan (AUC-Area Under Curve) hesaplanmış ve 0.78 (%95 CI: 0.72 - 0.83) bulunmuştur. APKK için hesaplanan ≤ 4 mm kesim noktasının gerçekte malnutrisyonlu olan çocuklara doğru tanı koyma olasılığı (duyarlılık) %55.9 (%95 CI: 42.6-68.9) ve gerçekte malnutrisyonu olmayan çocuklara doğru tanı koyma olasılığı (seçicilik) %87.0 (%95 CI: 81.1-91.6) bulunmuştur. Bu çalışma ile APKK ölçümünün hastanede yatan pediatrik hastalarda yetersiz beslenmenin saptanmasında kullanılabilecek etkili bir yöntem olduğu belirlenmiştir. Adductor Pollicis muscle thickness (APKK), which is located at the top of an imaginary angle formed by the extension of the thumb and index finger, is used in the evaluation of muscle wasting and malnutrition in adult and elderly patients, but the number of studies regarding its usability in the pediatric population is limited. The study aimed to evaluate the efficacy of the measurement of APMT in determining malnutrition in pediatric inpatients. A total of 236 pediatric patients, aged between 4-9 years, received inpatient treatment at Dr. Behçet Uz Children’s Hospital (Izmir/Turkey) between October and March 2020 were included in the study. Of the patients, 122 were female and 114 were male. Food intakes of the patients were evaluated using the 24-hour recall method. Body weight, height, mid-upper arm circumference (MUAC), skinfold thickness (TSF) and APMT measurements oft he patients were taken. Screening Tool for Risk of Impared Nutritional Status and Growth (STRONGkids) and Pediatric Nutritional Risk Score (PNRS) were used to determine the risk of malnutrition, and Subjective Global Nutritional Assessment (SGNA) was used to evaluate nutritional status of the patients. There were significant associations of severe malnutrition (assessed by the SGNA) and high nutritional risk (assessed by the STRONGkids and PNRS) with reduced APMT (p <0.05). Positive and strong correlations were found between weight (r=0.663, p=0.000), BMI (r=0.623, p=0.000), MUAC (r=0.720, p=0.000), TSF (r=0.648, p=0.000), mid-upper arm muscle circumference (r=0.640, p=0.000), mid-upper arm muscle area (r=0.639, p=0.000) measurements, BMI z scores for age (r=0.612, p=0.000) and APMT (p<0.05). The correlation between height-for-age z score (r=0.355, p=0.000) and height (r=0.461, p=0.000) and APMT were found to be positive and moderate (p<0.05). A weak negative correlation was detected between the hospital stay and the APMT (r=-0.137, p=0.035). The APMT were evaluated by dividing into tertiles; values corresponding to the 25th, 50th and 75th percentiles were found to be 5 mm, 6 mm and 8 mm, respectively. Height for age and BMI for age were considered as standard reference criteria for malnutrition. The cut-off point for diagnosing malnutrition (Youden index=0.429; 95% CI: 0.288-0.537) was ≤ 4 mm for APMT determined by using diagnostic tests. The AUC (Area Under Curve) was calculated by ROC analysis and found to be 0.78 (95% CI: 0.72 - 0.83); its sensitivity in diagnosing malnutrition was 55.9% (95% CI: 42.6-68.9) and specificity was 87.0% (95% CI: 81.1-91.6). In this study, it was determined that APMT measurement is an effective method that can be used in the detection of malnutrition in hospitalized pediatric patients.
  • Item
    Multipl sklerozu olan hastalara ve ailelerine verilen beslenme eğitiminin beslenme durumları ve diyet kalitesine etkisi
    (Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Uzdil, Zeynep; Türker, Perim Fatma
    Bu çalışmada, multipl skleroz (MS) hastalarından oluşan bir grup ile MS hastalarının aileleri ve hastalardan oluşan diğer bir gruba verilen beslenme eğitiminin, hastaların beslenme durumları ve diyet kalitesine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma, Ekim 2018-Mart 2019 tarihleri arasında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Nöroloji Polikliniği’ne başvuran ve ayaktan tedavi edilen McDonald kriterine göre multipl skleroz (MS) tanısı almış 18-59 yaş arası 10 (%19.6) erkek, 41 (%80.4) kadın toplam 51 MS hastası üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin genel tanımlayıcı bilgileri için anket formu kullanılmış, antropometrik ölçümler (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel ve kalça çevresi, üst orta kol çevresi, triseps deri kıvrım kalınlığı gibi), vücut bileşim analizi, besin tüketim kaydı, beslenme bilgi düzeyi (BBD) testi, sağlıklı yeme indeksi (SYİ), depresyon durumu, uyku kalite indeksi, fiziksel aktivite ve biyokimyasal bulguların değerlendirilmeleri yapılmıştır. Hastalar 3 gruba ayrılmış olup eğitim grubu (EG); sadece hastalara eğitim verilen grup, aile eğitim grubu (AEG); hastalara ve ailelerine eğitim verilen grup ve kontrol grubu (KG); eğitim verilmeyen hastalardan oluşan gruptur. Aynı içeriğe sahip beslenme eğitimi, ayda bir gün olmak üzere 3 ay süresince toplamda 3 kez verilmiştir. Bireylerin eğitim öncesi, tüm eğitimlerin sonrası ve eğitimin tamamlanmasından 3 ay sonra (izlem); antropometrik ölçümler, vücut bileşim analizi, besin tüketim kaydı, BBD testi, SYİ, depresyon durumu, uyku kalite indeksi, fiziksel aktivite ve biyokimyasal bulgularını içeren değerlendirmeleri yapılmıştır. EG ve AEG’deki bireylerin eğitim sonrası ve izlemde ortalama BBD puanlarının eğitim öncesine göre anlamlı olarak arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Verilen beslenme eğitimi ile, EG’deki kadın bireylerde eğitim öncesine kıyasla izlemde K vitamini, eğitim sonrası B2 vitamini tüketim miktarı artış göstermiştir (p<0.05). İzlemde, C vitamini tüketim miktarı beslenme eğitimi alan her iki grupta (EG ve AEG) eğitim almayan KG’ye göre yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). TÜBER’e göre eğitim alan her iki grupta da (EG ve AEG) C vitamini tüketimleri, KG’a göre yüksek olsa da TÜBER önerilerini karşılama yönünden yetersizdir. AEG’deki kadın bireylerin eğitim sonrasında kalsiyum tüketim miktarlarının arttığı (p<0.05), diğer minerallerin tüketim miktarlarının hiçbir grupta değişmediği saptanmıştır. Beslenme eğitimi ile potasyum, kalsiyum, magnezyum ve çinko tüketim miktarlarının TÜBER önerilerini karşılama oranları artarken, gereksinimler tam olarak karşılanamamıştır. EG’deki kadın bireylerin eğitim sonrası, erkek bireylerin izlemde çözünmez posa tüketim miktarlarında, AEG’deki kadın bireylerin eğitim sonrası toplam posa tüketim miktarlarında anlamlı artış saptanmıştır (p<0.05). Beslenme eğitimi alan ve kontrol grubundaki bireylerin SYİ puan ortalamalarında anlamlı fark belirlenmemiştir (p>0.05). AEG’deki bireylerin eğitim öncesi, sonrası ve izlemde (sırası ile %53.3, %66.7 ve %80.0) SYİ puanının orta olduğu ve eğitim öncesine göre izlem sürecinde anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır (p<0.05). EG’deki bireylerin eğitim sonrasında ve izlemde Beck Depresyon Envanteri (BDE) puanı eğitim öncesine göre azalma göstermiştir (p<0.05). Beslenme eğitimi sonrası, bireylerin uyku kalitesi ve fiziksel aktivite skorunda anlamlı değişiklik saptanmamıştır (p>0.05). EG’deki bireylerin eğitim öncesi, eğitim sonrası ve izlemde BDE puanı ile BBD arasında negatif yönlü korelasyon belirlenmiştir (p<0.05). Eğitim öncesinde EDSS skoru ile BBD arasında negatif yönlü korelasyon belirlenmiştir (p<0.05). AEG’deki bireylerin eğitim sonrasında KFADA skoru ile BBD puanı arasında pozitif yönlü ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, MS hastalarına verilen beslenme eğitiminin, hastaların beslenme bilgi düzeyleri ve beslenme durumlarını olumlu etkilediği ve hastalara verilecek beslenme eğitimine hastaya bakım veren aile bireylerinin katılımının diyet kalitesini iyileştirme yönünden olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. The aim of this study was to evaluate the effect of nutrition education given to a group of patients with multiple sclerosis (MS) and families of MS patients with another group of patients on their nutritional status and diet quality. The study was conducted on 10 (19.6%) males and 41 (80.4%) females in total 51 outpatient multiple sclerosis (MS) patients between the ages of 18-59 who were diagnosed as MS according to the McDonald criterion and applied to Samsun Ondokuz Mayıs University Health Application and Research Center Neurology Polyclinic between October 2018 and March 2019. The questionnaire form was used for general descriptive information, anthropometric measurements (such as body weight, height, waist and hip circumference, upper middle arm circumference, triceps skin fold thickness), body composition analysis, food consumption record, nutritional information level (NIL) test, healthy eating index (HEI), depression status, sleep quality index, physical activity and biochemical measurements were evaluated. The patients were divided into three groups: education group (EG); only patients are educated, family education group (FEG); patients and their families were educated and control group (CG); uneducated patients. Nutritional education with the same content was given 3 times once a month in total for 3 months. Anthropometric measurements, body composition analysis, food consumption record, NIL test, HEI, depression status, sleep quality index, physical activity and biochemical findings of individuals were evaluated before, after (all education) and 3 months after the completion of the education (follow-up). It was determined that the mean NIL scores of the individuals in EG and FEG increased after the education and in the follow-up compared to the pre-education (p<0.05). In EG female subjects in the follow-up vitamin K, after education vitamin B2 consumption showed an increase compared to preeducation with the nutritional education (p<0.05). In the follow-up, the amount of vitamin C consumption was found to be higher in who received both nutritional education groups (EG and FEG) compared to the uneducated KG (p<0.05). In both education groups (EG and FEG), consumption of vitamin C is higher than the KG, but meeting of Nutrition Guide For Turkey (NGFT), recommendation is inadequate for them. It was found that the amount of calcium consumption of women in AEG increased after education (p <0.05), and the amount of consumption of other minerals did not change in any group. While potassium, calcium, magnesium and zinc consumption rates increased to meet NGFT recommendations with nutritional education, recommendations have not been fully met. It was found that insoluble fiber consumption amounts of female individuals in EG after education, and total fiber consumption amounts of female individuals in FEG increased after education (p<0.05). There was no statistically significant difference in the mean HEI scores of the patients with nutritional education and control group (p> 0.05). It was found out that the individuals in FEG had a moderate HEI score before and after education and also follow (53.3%, 66.7% and 80.0% respectively) and there was a statistically significant increase in the follow-up compared to the pre-education (p<0.05). The Beck Depression Inventory (BDI) score of the individuals in EG decreased after the training and in the follow-up compared to the pre-training levels (p <0.05). After nutritional education, no significant change was found in the sleep quality and physical activity score of individuals (p> 0.05). A negative correlation was determined between BDI score and NIL in preeducation, post-education and follow-up of individuals in EG (p <0.05). A negative correlation was determined between EDSS score and NIL before training (p <0.05). A positive correlation was determined between the activity score and the NIL score of individuals in FEG after training (p <0.05). As a result, it was found that the nutritional education given to MS patients positively affected the nutritional knowledge level and nutritional status of the patients, and participation of family members caring for the patient to the nutritional education had positive effects in terms of improving the quality of diet.